Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ünite 1: Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi Hazırlayan: Yard. Doç. Dr. Zerrin Sungur DAVRANIŞ BİLİMLERİ-I.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ünite 1: Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi Hazırlayan: Yard. Doç. Dr. Zerrin Sungur DAVRANIŞ BİLİMLERİ-I."— Sunum transkripti:

1 Ünite 1: Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi Hazırlayan: Yard. Doç. Dr. Zerrin Sungur DAVRANIŞ BİLİMLERİ-I

2 GİRİŞ Bu ünitede Davranış Bilimlerinin bir kısmını oluşturan Sosyoloji disiplini sizlere tanıtılacaktır. Böylece sosyolojinin ne olduğu, sosyolojik düşünmenin nasıl olması gerektiği hakkında bilgi verilerek, sosyolojinin araştırmalarında kullandığı bilimsel yöntem anlayışı açıklanmaya çalışılacaktır.

3 SOSYOLOJİ NEDİR? Sosyoloji en basit tanımıyla toplumsal davranışın ve insan gruplarının bilimsel olarak incelenmesidir. Sosyoloji sosyal ilişkiler üzerinde odaklanır ve sosyal ilişkilerin bireylerin tutum ve davranışları üzerindeki etkileri ve bu ilişkilerin toplamı olan toplumun oluşumu, gelişimi ve değişimi üzerinde durur.

4 SOSYOLOJİ NEDİR? Sosyoloji böylece insan toplumlarını inceler. Toplum da onun içinde yaşayan insanların davranışlarını, inanç ve kişiliklerini şekillendirir. Toplumlar ise aile, topluluk, sınıf, ulus gibi insanların oluşturduğu gruplardan meydana gelir. Toplumlar aynı zamanda çeşitli kurumlardan da oluşurlar. Toplumsal kurumlar insanların çeşitli aktivitelerini organize ederler. Örneğin, eğitim, sağlık, siyaset, din, ekonomi gibi kurumlar toplumsal yaşamı biçimlendirirler. Toplumun içinde yaşayan insanlar ortak inanç, ideal ve gelenekleri paylaşarak kültür yaratırlar. Bir toplumdan söz ettiğimiz zaman genellikle aklımıza ilk gelen şeylerden biri kültürdür. Sosyologlar bir toplum içinde yaşayan insanların öğrendikleri ve paylaştıkları değer, inanç gelenek ve görenekleri kültür olarak tanımlarlar.

5 SOSYOLOJİ NEDİR? Kültür, sonradan öğrendiğimiz ve paylaştığımız her şeyi kapsar. Sosyoloji içinde yaşadığımız dünyayı ve kendimizi anlamamıza yardımcı olan bir disiplindir. Çünkü, bizler içinde yaşadığımız dünyanın ürünleriyiz. Yani yaşadığımız dünya ve çevre bizi etkileyerek değiştirmekte, bizlerde içinde yaşadığımız dünyaya uyum sağlayarak yaşamımızı sürdürmekteyiz.

6 SOSYOLOJİ NEDİR? Sosyoloji toplumun insanların yaşamlarını nasıl etkilediğini öğretir ve bunların sonuçlarının neler olabileceğini gösterir. Sosyolojinin aynı zamanda çevremizde yer alan önemli değişmelerin üzerimizdeki etkilerini anlamamızda da bir gücü vardır. Örneğin sosyolojinin hızla değişen teknolojileri, yükselen küreselleşmeyi, artan nüfus ve kadınların toplum içinde farklılaşan rollerini anlamamızda katkıları vardır. Bu değişmeler yaşamımızı nasıl etkiliyor? Bugün değişen teknolojiyle birlikte insanlarla yüz yüze görüşmek yerine çoğu zaman cep telefonları ya da e- posta ile mesaj göndermeyi tercih ediyoruz. Bu daha mı kolayımıza geliyor?

7 SOSYOLOJİ NEDİR? Toplum devamlı bir değişim sürecini yaşarken aynı zamanda bir istikrar ve düzen içinde de bulunur. Toplum içinde yaşayan insanlar genelde insan davranışları konusunda alışmış oldukları belirli kurallara uyarak yaşamlarını sürdürürler ve belirli durumlar altında insanların ne tür davranışlar gösterebileceğini aşağı yukarı kestirebiliriz.

8 SOSYOLOJİK HAYAL GÜCÜ Sosyologlar sosyal davranışı anlayabilmek için düzenli olmayan yaratıcı bir düşünce üzerinde odaklanır ve ona bağlı kalırlar. C. Wright Mills, bu düşünceye sosyolojik hayal gücü (imgelem) veya sosyolojik düşünce der. Sosyolojik düşünmek bugüne kadar tartışmasız kabul edilen inanç ve görüşleri eleştirme, çözümleme ve sorgulama alışkanlığı kazanmaktır. Bu düşünce birey ile içinde yaşadığı toplum arasındaki ilişkilerin farkında olunmasını içerir.

9 SOSYOLOJİK HAYAL GÜCÜ Bu sosyolojik bilinçlenme bireyin içinde bulunduğu sosyal ortamın bireyi nasıl etkilediğini ve bu etkileşim sürecini incelemektedir. Buradaki temel düşünce bireyin kendi içinde yaşadığı toplumu, kendi öznel değerleri veya kendi kültürel yanlılığı açısından değil, mümkün olduğunca bunların dışında kalarak bir yabancı gibi görebilmesi veya izleyebilmesidir.

10 SOSYOLOJİK HAYAL GÜCÜ Böylece, sosyoloji özel olanın içinde genel olanı, bireysel olanın içinde toplumsal olanı, bir diğer deyimle kişisel sonuçların arkasındaki toplumsal sorunları görmemize yardımcı olur. Böylece sosyolojik düşünme çevremizdeki olayları yeni bir bakış açısıyla görmemizi sağlamakta ve bizleri olanlar hakkında bilgili kılmaktadır. Sosyolojik hayal gücü toplumsal olayları anlamamızda giderek güçlenen bir araç haline gelmektedir. Çünkü bizlere sınırlı bir anlayışın dışında, olayların ardındaki gerçekleri geniş bir açıdan görmemizi ve incelememizi sağlamaktadır. Bu bakış açısı fotoğraf makinesinin geniş açılı merceğinden çevremizi görmemize benzer.

11 Görüldüğü gibi sosyoloji bizim kendimizi anlamamıza yardımcı olan bir disiplindir. Düşünce biçimimiz, hissettiklerimiz ve kimliğimiz içinde yaşadığımız toplum tarafından etkilenir. Her birey toplumsallaşmanın ürünüdür. Bu süreçle birey içinde yaşadığı toplumun dilini öğrenir, kültürünü içselleştirir, kimlik oluşturur. Böylelikle toplumun bir üyesi haline gelir. Toplumun insanları nasıl etkilediği konusunda geniş bir anlayış getiren sosyoloji, insanların kendilerini özgürleştirmelerine de yardımcı olur.

12 NEDEN SOSYOLOJİ ÇALıŞMALıYıZ? Sosyoloji hakkında en önemli şeylerden biri içinde yaşadığımız ve son derece hızlı bir biçimde değişen dünyayı anlamamıza ve bu değişimlere bir anlam vermemize yardımcı olmasıdır. Sosyoloji bu olguları ve aralarındaki ortak ilişkileri anlamamızda bizlere yardımcı olmaktadır. Sosyoloji ayrıca bu dünyadaki yerimizin anlaşılmasında, bizleri bilgili kılmaktadır. Ancak yerimizin neresi olduğu ile ifade ettiğimiz şey nerede yaşadığımız değildir. Her ne kadar bu önemli ise de, önemli olan sosyal yapıdaki işgal ettiğimiz yerdir.

13 NEDEN SOSYOLOJİ ÇALıŞMALıYıZ? Her grup ve örgütün (örneğin aile veya okulun) bir sosyal yapısı vardır. Bunun dışında daha geniş kapsamda olan sınıf, cinsiyet hatta bazı ülkelerde etnik temelli bir sosyal yapı bütün toplumu kapsayabilir. Bu ilişkiler içerisinde sosyoloji bize içinde yaşadığımız toplumun haritasını çıkararak bu harita içinde nerede olduğumuzu ve üzerimizde etkili olan sosyal güçleri anlamaya çalışır.

14 NEDEN SOSYOLOJİ ÇALıŞMALıYıZ? Sosyoloji, toplumun nasıl işlediği konusunda bizi aydınlatıp içinde yaşadığımız dünyayı tanımamıza yardımcı olurken hem teorik hem de uygulamalı çalışmalar yapmaktadır. Bu nedenle sosyolojik bilginin iş dünyasına da önemli katkıları olmaktadır. Bu sosyolojinin insana bir meslek öğrettiği veya yönelttiği anlamına gelmez. Ancak, sosyoloji tıptan, hukuka, birçok mesleğe yardımcı olmakta ve katkı sağlamaktadır. Sosyolojinin belirleyici özelliği, insan eylemlerinin geniş çaplı oluşumların karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde meydana geldiğini kabul etmesidir.

15 NEDEN SOSYOLOJİ ÇALıŞMALıYıZ? Sosyolojinin önemli katkılar sağladığı bir diğer alan ise toplumsal sorunlar konusundadır. Bu konuda çalışanlara, araştırma yapanlara ve çözümler getirme çabasında olanlara yardımcı olmaya çalışır. Örneğin, uyuşturucu kullananlar, cinayet, suç, aile sorunları, endüstriyel çatışmalar ve zihin sağlığı konusunda çeşitli araştırmalar yapılarak bilgi toplanır. Bunların arkasındaki temel nedenleri açıklama, kaynaklarına yönelme, kaynak dağılımı ve örgütlerin yapıları ile ilgili çalışmalar yapılır.

16 NEDEN SOSYOLOJİ ÇALıŞMALıYıZ? Sosyoloji çalışma yaşamında yöneticilerin yetiştirilmesi ve onların eğitimine de insan konusundaki bilgi yapısıyla çeşitli katkılarda bulunmaktadır. Sosyolojinin en temel görevi insan hakkındaki bilginin toplanması analizi ve açıklamasıdır. Sosyolojinin insan hakkındaki bilgisi çağımızda birçok mesleğin örneğin pazarlama, halkla ilişkiler, medya, iletişim, eğitim, araştırma ve sosyal politikanın temel bilgi yapısını oluşturduğundan son derece önem taşır. Böylece, sosyoloji hem kendimizi hem yaşadığımız dünyayı hem de onun içindeki yerimizi anlamada bizlere katkıda bulunan temel bir disiplindir.

17 SOSYOLOJİNİN DİĞER SOSYAL BİLİMLERLE İLİŞKİSİ Sosyoloji de diğer disiplinler gibi incelediği konular üzerinde buradaki anlamıyla insan davranışları organize olmuş, sistematik çalışmalar yapan, olaylar arasındaki ilişkileri anlamaya ve açıklamaya çalışan bir bilimdir. Bilimin iki temel öğesi bilgi ve yöntemdir. Yani bilim, hem bilgi hem de bilgi üreten bir yöntemdir. Bilgiyle kast edilen olay ve olgular arasındaki ilişkileri açıklamak için geliştirilen kuramlar, yöntemle kast edilen de bilgi edinmek için kullanılan her türlü yoldur.

18 DOĞA BİLİMLERİ VE SOSYAL BİLİMLER Bilimler doğa bilimleri ve sosyal bilimler şeklinde ikiye ayrılır. Doğa bilimleri fiziki olayların doğası, etkileşimi ve değişimi üzerinde dururlar. Biyoloji, kimya, astronomi, jeoloji ve fizik doğa bilimleridir. Sosyal bilimler ise insan ve toplumların farklı yönlerini ele alır, insan ilişkilerinin etkileşim ve değişimini inceler. Bunlar arasında sosyoloji, antropoloji, ekonomi, tarih, psikoloji ve politik bilimler yer alır. Sosyal bilimlerin insanların toplumsal davranışlarını incelemek gibi ortak bir ilgi alanları olmasına karşılık her birinin olaylara bakış açısı farklılık taşır.

19 SOSYOLOGLARıN İLGİ ODAĞı NEDİR? Sosyologlar toplumun insanların davranış ve tutumları üzerine etkileri ve insanların toplumu nasıl ve ne şekilde biçimlendirdiğini incelerler. İnsanlar sosyal canlılar olmaları nedeniyle, sosyologlar bizlerin diğer canlılarla olan sosyal ilişkilerini bilimsel bir biçimde incelerler.

20 Sosyoloji ile insanların toplumsal yaşamına ilişkin diğer bilimler arasındaki ilişki sosyal bilimlerin bir bütünü oluşturduğunu göstermektedir. Sosyoloji hem sosyal bilimlerin diğer disiplinlerinden faydalanıp, hem de diğer disiplinlerin incelemediği konuya disiplinler arası bir boyuta götürebilir. Günümüzde sosyal bilimlerdeki aşırı uzmanlaşmanın giderek azalmakta oluşu, disiplinler arası çalışmaların önemini arttırmaktadır. Böylece, farklı disiplinlerin güçlü yönlerinden faydalanılarak, sosyal olgular ve toplumsal olaylar daha sağlıklı ve objektif bir biçimde incelenebilmektedir.

21 MAKRO VE MİKRO SOSYOLOJİK ANALİZLER Sosyolojik analizlerin iki boyutu vardır. Bunlar makro ve mikro sosyolojik yaklaşımlar veya analizlerdir. İnsanların yaşamda kalma stratejileri mikro sosyolojinin ilgi alanıdır. Sosyologlar tıpkı fotoğrafçılar gibi toplumların farklı kesimlerini görmek ve incelemek için farklı mercekler kullanırlar. Bazı mercekler daha mikroskobik yani daha küçük ve görünen parçaları incelememize yardımcı olur. Örneğin, iki insanın birbirleriyle olan iletişimleri gibi. Buna mikro düzeyde analiz diyoruz. Burada temel olan şey sosyal etkileşimlerdir. Yani insanlar bir araya geldiklerinde neler yapmaktadırlar. İnsanların kız arkadaşlarıyla, aileleri ile olan ilişkileri, nerede vakit geçirdikleri neler yaptıkları, kullandıkları dil, evlerini döşeme stilleri, insanlar birbirlerinin dikkatlerini nasıl çektikleri, nasıl ilgi duydukları bunlar hep mikrososyolojik analizlerdir. Burada önemli olan şey insanların yüz yüze olan etkileşimleridir.

22 MAKRO VE MİKRO SOSYOLOJİK ANALİZLER Makro sosyolojik analizler ise geniş açılı merceklere benzer. Burada, gözlemlenen toplumun kendisi, nasıl organize olduğu ve nasıl değiştiğidir. Bu tür analizlerde toplumsal etkileşimin daha geniş ve karmaşık olan parçaları incelenir. Örneğin, toplumsal sorunlar, fakirlik, işsizlik, evsizlik, kentsel suçlar, aile içi şiddet gibi. Çatışma ve fonksiyonalist kuramcılar analizlerinde daha çok makro sosyolojik yaklaşımı tercih ederler. Esasında toplumu anlamak için bu iki yaklaşıma da ihtiyaç vardır. Ancak, sosyologlar genelde bu iki yaklaşımdan birini kullanarak toplumsal olayları incelerler. Sosyologlar almış oldukları eğitim ve alt yapısal özellikleri nedeniyle bu yaklaşımlardan birini tercih etmektedirler.

23 TOPLUM NEDİR? İnsanların bir toplum içinde varolmalarını sağlayan birbirleriyle her tür ve biçimde kurmuş oldukları ilişkilerin bütünü toplumdur. Toplum sosyolojinin en temel kavramlarından biridir. En geniş anlamda toplum insanları etkileyen ilişkiler bütünüdür. Ancak, toplum bireylerin toplamı demek değildir. Yani toplum tek tek insanların bireysel davranışlarından oluşmaz.

24 TOPLUMU OLUŞTURAN KOŞULLAR Toplum tek başına değil kendini oluşturan parçaların bütünüdür. O halde bu parçalar nelerdir? Bunlardan birincisi ortak toprak parçasına sahip olmaktır. Buna ülke vatan veya o anlama gelen herhangi bir kavramı verebiliriz. İkincisi belirli bir idare biçimini benimseyip ona uymaktır. Yani ortak politik otoriteye saygı göstermektir. Bu otoritenin ne olduğu önemli değil, ancak bu otoriteyi paylaşmak önemlidir. Üçüncüsü ise ortak bir kültüre ya da yaşam biçimine sahip olmaktır. İnsan toplumu bir sosyal etkileşim sistemi olması nedeniyle, toplum üyeleri ortak bir kültürü, bölgesel farklılıklara rağmen paylaşırlar. Kültürü oluşturan parçalar olan norm, değer, gelenek, inanç ve dil toplumun en önemli ortak özellikleridir.

25 TOPLUMSAL YAPı NEDİR? Toplumsal yapı toplumdaki organize olmuş toplumsal ilişkilerin bir bütünüdür. Bu organize ilişkiler toplumdan topluma farklı olmakla beraber kendi aralarında bir bütündür. Toplumsal yapılar, toplumsal yaşamı oluşturan ve toplumları birbirinden farklılaştıran ilişkilerdir. Böylece toplumsal yapı toplumun bir çerçevesidir ve bu çerçeve bizler doğmadan önce, insanların birbirleriyle kurmuş oldukları ilişkiler ve kalıplar tarafından tayin edilir. Tıpkı kadın ve erkekler arasındaki veya öğretmenler ve öğrenciler arasındaki ilişkilerde olduğu gibi.

26 TOPLUMSAL YAPıYı OLUŞTURAN PARÇALAR Toplumsal yapıyı oluşturan parçalar kültür, toplumsal sınıf, statü, rol, grup ve toplumsal kurumlardır.

27 KÜLTÜR Bir toplum içinde yaşayan bireylerin öğrendikleri ve paylaştıkları her şey kültürdür. Kültür bizim etrafımızı saran veya çevreleyen bir zarf gibidir. Sosyologların kültür olarak adlandırdıkları şey, grubun kullandığı lisan, değerler, inançlar, davranışlar hatta ifadelerdir. Diğer bir deyişle kültür, bizi saran insanlardan öğrendiğimiz toplumsal bir mirastır. Kültür kalıpları içerisinde bütün bu öğrendiklerimiz bizim gelecekte nasıl bir insan olacağımızı belirler.

28 TOPLUMSAL SıNıF İnsanların bir toplum içerisinde bulundukları yer ve mevki de çok önemlidir. Çünkü, her toplumsal sınıf kendine özgü gelir, yaşam biçimi, yerleşim yeri, eğitim düzeyi ile belirginleşir. Günümüzde kalabalık insan grupları, sahip oldukları benzer gelir düzeyi, eğitim, yaptığı işin niteliği ile ilgili olarak karşılaştırılabilir saygınlık ölçüleriyle kendilerini sınıf olarak tanımlamaktadırlar. İçinde bulunduğumuz sınıfsal yapı sadece davranış kalıplarımızı değil, fikir ve düşüncelerimizi de etkiler. Hangi sınıfın bir üyesi olarak kendimizi görüyorsak o sınıfa ait düşünce, giyim, kuşam, nezaket, okuma yazma alışkanlığı, meslek seçimi hatta politik tutumlara sahip olup bunlara özgü davranışlar geliştirmekteyiz.

29 STATÜ Yaşadığımız toplumda birey farklı konumları işgal eder. Örneğin Cumhurbaşkanı, kız evlat veya erkek evlat, öğretmen, öğrenci, diş teknisyeni gibi. Bireylerin statüleri, içinde yer aldıkları kurumlardan oluşur. Bireyler zamanla çeşitli statülere sahip oldukları gibi, aynı zamanda da bu statüleri benimserler. Bireyin statüsü onun kim ve nereye uygun olduğunu ve kimlerle ilişki kuracağını belirler.

30 EDİNİLMİŞ VE KAZANıLMıŞ STATÜLER Bireyler toplum içindeki statülerini iki şekilde elde ederler. Bunlar; Edinilmiş ve Kazanılmış statülerdir. Edinilmiş statüyü birey bir çaba göstermeden doğumuyla edinir. Bireyin yeteneklerinin, çabalarının söz konusu olmadığı statüsüdür. Örneğin ırk, cinsiyet, yaş gibi faktörler onun edinilmiş statüsüdür. Asalet de bireyin çabası olmadan babadan gelen bir edinilmiş statüdür. Yaşlı, genç, kadın, erkek, siyah, beyaz gibi statüler buna örnek verilebilir.

31 EDİNİLMİŞ VE KAZANıLMıŞ STATÜLER Kazanılmış statüde ise bireyin kendi çabaları sonucu, gönüllü olarak elde ettiği statüdür. Bilgisayar uzmanı, doktor, avukat, eczacı, mühendis, sosyal hizmet uzmanı gibi statüler buna örnek verilebilir. Bu statüye sahip olabilmek için bireylerin bir çaba içinde olmaları gerekir. Örneğin okula gitmek, bir beceri öğrenmek, konservatuvara gitmek, bir şey icat etmek gibi. Ancak, unutmamak gerekir ki sahip olduğumuz edinilmiş statümüz, bizim kazanılmış statümüzü etkileyebilir. Eğer erkek iseniz bu ilerideki sosyal yaşantımızda çocuk bakımıyla daha az uğraşacağınızın göstergesi olabilir. Orta Çağda ve geleneksel toplumlarda edinilmiş statüler önemliyken günümüzde kazanılmış statüler önem kazanmaktadır.

32 ROL Yaşamımız boyunca toplum bizlerden belirli roller üstlenmemizi bekler. Belirli statüleri işgal eden bireylerden olan beklenti kalıplarına rol diyoruz. Her rolün bireyden beklentileri ve ona verdiği bazı imtiyazlar vardır. Her rol bir statü ile ilişkilidir. İnsanlar belirli statüyü işgal eder ve ona uygun rol davranışları sergilerler. Örneğin bir birey evde anne, işyerinde diş hekimi, ailede kız kardeş, kadın platformunda aktif bir üye, apartmanında ise yönetici olabilir.

33 ROL VE ROL ÇATıŞMASı Bireyin taşıdığı rollerinden biri bir diğeriyle uyuşmadığı zaman rol çatışması yaşanabilir. Bir statüyü işgal eden bir bireyden olan farklı beklentiler bu durumu ortaya çıkarır. Çalışan bir kadının çalışma yaşamında çok iyi bir yönetici, evde ise çocuklarıyla ilgilenen fedakâr ve iyi bir anne olması isteniyorsa birey bu durumda çatışmaya düşebilir. Rol çatışması kavramına çevrenizden örnekler bularak çatışmanın nedenlerini açıklayınız. Roller toplumsal yapının en önemli parçalarından biridir. Bireylerin çeşitli rol davranışları sergilemesi, bu rollerin bir araya gelip kaynaşmasıyla toplum oluşur. Rollerin bireyler için taşıdığı sorumluluklar toplumsal kargaşayı önlerler.

34 GRUP Grup, statü ve rolleri arasında belirli ilişkiler olan, herhangi bir büyüklükteki insanlardan oluşur. İnsanların bir grubu oluşturabilmeleri için aralarında düzenli bir ilişkinin olması gerekir. Örneğin günün belirli saatinde televizyon başında toplanarak belirli bir TV dizisini seyreden insanlar grup değillerdir. Her ne kadar evlerinde belirli saatte bir yerde olsalar da aralarında bir ilişki olmadığı için grup olarak tanımlanmazlar, sadece izleyici olarak tanımlanabilirler. Ayrıca gruptan söz edebilmek için insanların kendilerini grup olarak veya “biz” olarak nitelendirmeleri gerekir. Ama aynı izleyici kesimi bir stüdyoda bir araya getirilip birbirleriyle ilişki kuran ve kendilerinin “biz” olarak nitelerlerse bir grubu oluşturabilirler.

35 TOPLUMSAL KURUMLAR Toplumlar, kültürel karakteristikleri ve onu oluşturan toplumsal kurumlar tarafından tanımlanırlar. Örneğin, toplumsal düzeni korumak (hükümetler), ölen üyelerin yerine yenilerini koymak, yeni doğan çocukları topluma kazandırmak (aile) gibi. Toplumsal kurumlar bir toplum içinde mevcut olan norm, değer ve davranışların temel dokusudur. Daha önce de belirtildiği gibi kurumlar toplum üyelerinin temel gereksinimlerini karşılarlar. Grup davranışlarında olduğu gibi, kurumlar da doğrudan gözlemlenemez ancak topluma yansıyan etkileri ve yapısı görülebilir. Yani elle tutulup gözle görülemezler. Kurumlar aynı zamanda insanlar arasındaki sosyal ilişkilerin kalıplarını oluştururlar ve düzen oluşumuna yardımcı olurlar.

36 TOPLUMSAL KURUMLAR İnsanları ilgilendiren, toplumun içeriğini oluşturan ve şekillendiren toplumsal kurumlardır. Toplumsal kurumlar farklılaştıkça onu oluşturan bizler de giderek farklılaşır ona uygun hale geliriz. Çünkü hiçbir kurum aynı özellikleriyle varlığını sürdüremez. Bu nedenle kurumlar sosyal dünyaya uyum sağlamamızı kolaylaştırdığı gibi yaşama da uyum sağlamamızı etkiler. Kurumlar değiştikçe, yapıları farklılaştıkça bizler de farklı insanlar oluruz. Genelde aile, eğitim, ekonomi, politik, din, medya, askeri örgütler, bilim ve sağlık gibi kurumlar en çok bilinen kurumlar olarak toplumda yer alırlar.

37 TOPLUM TÜRLERİ Sosyolog Gerhard Lenski toplum ve toplumsal yapı konusunda farklı bir yaklaşımla toplumların sınıflamasını yapar. Lenski’ye göre toplumlar devamlı bir değişim sürecini yaşarlar ve bu değişim sosyo-kültürel evrim olarak nitelendirilir. Lenski’ye göre toplumun içinde bulunduğu teknoloji düzeyi onun organize olmasında çok önemli bir yer tutar. Teknolojinin gelişimine paralel olarak toplumlar endüstri öncesi bir yapıdan endüstriyel toplum ve endüstri sonrası toplumlar haline dönüşürler. Endüstri Öncesi Toplumlar yaşamı veya geçimleri toprağa bağlı olup toprağı sürerek veya işleyerek kullanırlar. Endüstri öncesi toplumlar: Avcı ve toplayıcı toplumlar, Çobanlıkla geçinen toplumlar, İlkel tarım toplumları Tarım toplumlar olmak üzere dörde ayrılır.

38 BİLİMSEL YÖNTEM VE AŞAMALARI Sosyologlar ve diğer araştırmacılar araştırmalarında birbirine bağlı olarak gelişen beş basamaklı bir bilimsel yöntem sürecinden geçerek sonuca ulaşırlar. Bunlar: i. Araştırılması gereken sorunu ortaya koyup tanımlamak, ii. Konu ile ilgili daha önceki bilgileri araştırıp toplamak, yani literatür taraması yapmak, iii. Hipotezleri formüle etmek, iv. Uygun bir araştırma tekniği ile veri toplamak ve verilerin analizini yapmak, v. Hipotezle ilgili sonuçlara ulaşmak ve geliştirmektir.

39 SOSYOLOJİDE NİCEL VE NİTEL TEKNİKLER Sosyologlar araştırmalarında nicel ve nitel teknikler kullanarak sürdürürler. Nicel araştırma teknikleri arasında; Gözlem, Saha araştırması, Anket, Görüşme ve Deney tekniği yer alırken, nitel araştırma teknikleri arasında; Derinlemesine görüşme, Yaşam öyküsü, Doküman incelemesi, Vaka incelemesi veya çalışması gibi teknikler yer alır.

40 BETİMSEL VE AÇıKLAYıCı ARAŞTıRMALAR Bilimsel araştırmalar iki grupta ele alınabilir. Bunlar: betimsel araştırmalar ve açıklayıcı araştırmalardır. Betimsel araştırmalar genellikle olayların özelliklerinin, sıklık derecelerinin sayılmasına, kısaca durum saptanmasına yönelik araştırmalardır. Bunlar mevcut durumları ortaya koyar, neden sorusu üzerinde durmazlar. Örneğin, bebek ölüm oranlarını saptamaya çalışan ya da işsizlik oranlarını ortaya koyan araştırmalar buna örnek verilebilir. Açıklayıcı araştırmalar ise olgular arasındaki nedensel ilişkileri hipotezler biçiminde formüle eden, hipotezlerin araştırma teknikleriyle sınanması ve ispatını içeren değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri ortaya koymaya çalışan araştırmalardır. Boşanmaların çocuklar üzerinde yol açtığı etkileri ve olumsuzlukları inceleyen araştırmalar buna örnek verilebilir.

41 ARAŞTIRMA ETİĞİ Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) bu etik kuralları önce 1971 yılında, daha sonra ise 1997 yılında tekrar gözden geçirerek yayınlamıştır. Bu temel prensiplerin neler olduğu aşağıda belirtilmektedir: Araştırmanın objektifliğini ve bütünlüğünü korumak, Araştırılan veya incelenen objenin saygınlığını ve öznelliğini korumak, İncelenen bireyi tehlikelere karşı korumak, Konunun ve incelenen bireyin sırlarına ve mahremiyetine saygı göstermek, saklamak, Araştırmaya katılan bireylerin izinlerini veya onaylarını almadan onlardan bilgi toplamamak ve yayımlamamak, Araştırmaya katılan ve yardım eden diğer araştırmacıların katkılarını kabul etmek, açıklamak ve onlara saygılı olmak, Her türlü finansal desteği açıklamaktır.


"Ünite 1: Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi Hazırlayan: Yard. Doç. Dr. Zerrin Sungur DAVRANIŞ BİLİMLERİ-I." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları