Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Şüphesiz ki, hiçbir "kıymet-i harbiye"si yoktur söylenen o sözün... Yani, zerre kadar değeri ve önemi yoktur. Yani, Avrupalı bir "mebus" söyledi diye,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Şüphesiz ki, hiçbir "kıymet-i harbiye"si yoktur söylenen o sözün... Yani, zerre kadar değeri ve önemi yoktur. Yani, Avrupalı bir "mebus" söyledi diye,"— Sunum transkripti:

1 Şüphesiz ki, hiçbir "kıymet-i harbiye"si yoktur söylenen o sözün... Yani, zerre kadar değeri ve önemi yoktur. Yani, Avrupalı bir "mebus" söyledi diye, Türkiye, Mustafa Kemal'in resmini; duvarlarından ve yüreklerinden indirecek değildir !.. Yok öyle şey..

2 Sırf bir önceki kralın "zürriyeti"nden geldi diye, AB'nin "en kral" demokrasilerinde duvarları "taçlı muktedir"lerin resimleri süslerken -ki süslesin varsın, bizce bir sakıncası yok- hesapsız kitapsız; emirsiz, kumandasız duvarlara mıhlanan o "fotoğraf"ı kim sökebilir ki ? Niye söksün ki ?

3 Attila İlhan'ın sevgilisine dediği gibidir yani : Adını mıh gibi aklımızda tutuyoruz... Resmini de... Yok öyle bir şey... Kimsenin öyle bir şey isteyeceği de yok...

4 Ama, hiç kimse merak etmesin işte : Medeniyet saatinin tik takları vurur... O "fotoğraf" da o saatin yanında asılı durur...

5 Türkiye başlangıçta dışlanırken, Almanya ve İtalya'nın çabalarıyla "Avrupa Birliği"ni oluşturmak için kurulan komisyona çağrılıyor... Atatürk, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüstü Aras'ı, 1931 Mayıs'ındaki Avrupa Komisyonu'na gönderiyor... "Git katıl bakalım!" diyor... İlk adım o zaman atılıyor, kim hatırlıyor ?

6 Şu meşhur Müzakere sürecini yaşıyoruz şimdilerde. Oysa tıpkı, "mütareke günleri"nde olduğu gibi "müzakere günleri"nde de, "fotoğraftaki adam"ın tavrı lazım olabilir herkese...

7 Bakınız o tavıra … : 9 Haziran Savaş sürerken, Fransız Sömürgeler Nazırı Bouillion Ankara'ya gelir. Fransızlar’la bir anlaşmaya varmak, hem vatanın bir bölümünün işgalden kurtulmasını sağlayacak, hem de Ankara'nın Avrupa ile ilk barış anlaşması olacaktır.

8 Kendisini Ankara Garı'nda Atatürk ile, Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey karşılar. Yusuf Kemal (TENGİRŞENK), Mustafa Kemal'e gelir: -Paşam, bu zata bir yemek vermem şart. Kınacızadeler'den masa ve sandalye temin ettim. Ama, bizde on iki kişilik yemek takımı yok. Ankara eşrafından da bulamadım. Emretseniz de İstanbul'dan temin etsek.

9 Mustafa Kemal, Hariciye Vekili’ne döner : -Bu zatı Ankara istasyonu’nda beraber karşıladık, tören bölüğünün perişan halini gördü, 10 çeşit tüfek, yırtık fotinler… O buraya, bu yokluk içinde, senin bu istilaya nasıl karşı koyabildiğini kavramak için geldi. Şimdi sen, üzerinde “Tuğra-i Garra-i Osmani” alametli altın takımlar içinde yemek ikram edersen, “Bunlar da bab-ı Âli’nin devamı, Onlara olan, bunlara da olur” der, çeker gider…

10 Bence sen onu Meclis'e götür. Orada milletvekillerinin mektep sıralarında üçer üçer oturduğunu, tek kazandan pişen mercimek, bulgurun tahta kaşıklarla yendiğini, Taşhan'da bir odada, üçünün beşinin yer yataklarında yattığını görsün.

11 Bir celsede bulundur ve vatan meselelerini nasıl enine boyuna, kılı kırk yararak en hayırlı neticeye bağladıklarını görsün. Seni görünürdeki imkânlarınla değil, gayelerinin yüceliği ile kavrar ve anlaşma için karşına oturur."

12 6 Ağustos Lozan Konferansı'nda Amerikan Heyeti'nin başkanı Grew, zamanın ABD Dışişleri Bakanı'na şu mektubu gönderir: "Bugün Türk delegasyonu ile imzaladığımız anlaşma bizim elde etmek istediklerimizden uzaktır. Bu anlaşma, Türkler'den koparmak istediğimizden çok daha fazlasını, bizim Türkler'e verdiğimizin belgesidir. Öbür imtiyazlar arasında; yurttaşlığa kabul maddesinde, hukuki deklarasyondaki değişiklikte, azınlık konusunda alınacak tedbirlerde de, başarılı olamadık … Orijinal planı, önce biz Türkler'in önüne koymuştuk. Fakat Türkler'in kendi planlarını bizimkinin yerine geçirilivermiş bulduk. Böylece ana fedakarlıklar, masanın karşı yanına, yani bize düştü."

13 Nasıldı o şiir : BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN … ADINI MIH GİBİ AKLIMDA TUTUYORUM, BEN SANA MECBURUM, SEN YOKSUN ! Ah Ata’m ah !... Neredesin, Neydi senin düşündüklerin … Ne zaman seni anlayacağız, Ne zaman senin kadar mağrur olacağız … u n i q h o r n


"Şüphesiz ki, hiçbir "kıymet-i harbiye"si yoktur söylenen o sözün... Yani, zerre kadar değeri ve önemi yoktur. Yani, Avrupalı bir "mebus" söyledi diye," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları