Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ TARİH: 10.03.2014 HAFTANIN KONUSU: CİHADIN ÖNEMİ, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA VE VATAN MÜDAFASI Faruk ATMACA Ferizli Gölkent Merkez.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ TARİH: 10.03.2014 HAFTANIN KONUSU: CİHADIN ÖNEMİ, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA VE VATAN MÜDAFASI Faruk ATMACA Ferizli Gölkent Merkez."— Sunum transkripti:

1 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ TARİH: HAFTANIN KONUSU: CİHADIN ÖNEMİ, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA VE VATAN MÜDAFASI Faruk ATMACA Ferizli Gölkent Merkez Camii İ-H.

2 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ KONU İLE İLGİLİ BAŞLIKLAR; 1.Cihadın hükmü 2.Cihadın anlamı ve önemi 3.Cihadın önemi ile ilgili ayeti kerimeler 4.Cihadın önemi ile ilgili hadisi şerifler 5.Ayeti kerime ve hadisi şeriflerden öğrendiklerimiz 6.Çanakkale şehitlerini anma ve vatan müdafası 7.Osmanlı Devletinin durumu, Çanakkale Savaşı ve Sultan Abdülhamid 8.Çanakkale savaşı ile ilgili ibretlik resimler

3 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ * وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ * صَلُّوا عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّد * صَلُّوا عَلَى طَبي۪بِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ * صَلُّوا عَلَى شَفي۪عِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ * رَبِّ اشْرَحْ لِى صَدْرِى وَيَسِّرْ لِى اَمْرِى وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِى يَفْقَهُوا قَوْلِى * وَاُفَوِّضُ اَمْرِي اِلَي اللَّهِ * اِنَّ اللَّهِ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ * سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلي۪مُ الْحَكي۪مُ * سُبْحَانَكَ لاَ فَهْمَ لَنَا اِلَّا مَا فَهَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْجَوَادُ الْكَري۪مُ * اَعُوذُ بِاللَّهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ * بِسْــــمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيـمِ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı düşmanlarınıza karşı sağlam bastırır. (Muhammed 47/7 )

4 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ PEYGAMBERİMİZ'DE ÇANAKKALE'DEYDİ. Osmanlının son devir âlimlerinden, ilmi ile amil Alasonyalı Cemal Öğüt Hocaefendi 1928 yılında hacca gider. Çanakkale savaşının üzerinden de on yılı aşkın bir zaman geçmiştir. Cemal Öğüt Hocaefendi Mekke’deki vazifesinin tamamladıktan sonra Medine’ye gider. Medine’de her zamankinden fazla kalır. Cemal Öğüt Hocaefendi vaktinin çoğunluğunu Mescid–i Nebevî’de geçirir. Bu arada Efendimizin türbesindeki görevlilerle yakınlık hâsıl olur. Hiçbir dünyalık beklemeden, sadece Resûlullah’a sevgi ve muhabbetinden dolayı türbeye hizmet eden bu güzel insan da Cemal Öğüt Hocaefendiye yakınlık duyar ve güzel bir dostluk kurulmuş olur. Cemal Öğüt Hocaefendi türbedara bir gün sorar: “Sizde Osmanlı’ya karşı derin bir sevgi ve muhabbet görüyorum, bunun özel bir sebebi var mı?” Nurani ihtiyar derin bir düşünceye daldı, kısa süre sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi: “Allah ve Resûl’ünün muhabbeti, Osmanlı’yı sevmemi gerektirir.” Ancak Cemal Öğüt Hocaefendi söylediklerinden bir şey anlamaz ve biraz daha ısrar eder. Nur yüzlü ihtiyar anlatmaya devam eder: “Osmanlı’yı sevmem için şu anlatacağım hâdise yeter de artar bile.” 1915 senesinde Medine’de başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlatır yılının hac mevsimi idi. Her hac mevsiminde olduğu gibi, dört bir yandan mü’minler geliyordu, bu gelenlerin içinde Hindistan ulemâsından, âlim, zahit, keşfi açık gerçek bir Allah dostu da bulunuyordu. Bu Allah dostu ile sizinle olduğu gibi yakınlık oluştu, sohbetine katıldık.

5 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ O zamanlar Osmanlı’nın çok sıkıntıda olduğu zamanlardı, ehl–i küffar, İslâm’a karşı saldırıya geçmiş, Payitahtta Çanakkale Boğazı’nda büyük savaş oluyordu. Hindistanlı âlimde bir şey dikkatimi çekmişti, sohbetlerinde ağlıyor, namazlarında ağlıyor, yolda yürürken bile gözünden yaş eksik olmuyordu. Devamlı hüzünlü idi. Merakım artıkça artı ve bir gün kendisine bunun sebebini sordum: “Efendi! Bu mübarek yerdesin, gözün gönlün açılacağı yerde devamlı ağlıyorsun, ağlamadığın zamanlarda yüzünde hep hüzün var, bunun sebebi, hikmeti nedir?” Bana hüzünlü bir halde dedi ki: “Ben uzun yılların hasreti ile çok uzaklardan buralara geldim. Ben Kâinatın Efendisi’nin kokusunu, ruhaniyetini Hindistan’dan alırdım. Şimdi buralara geldim, Efendimin kabr–i şerifi başındayım, ama Hindistan’da aldığım feyiz ve nuranîliği burada bulamadım. Bu ne hâldir diye düşünüyorum, acaba bir günah mı işledim, bir suçum mu var? Efendim benim üzerimden himmetini çekti mi? Ya da Efendim, burada değil, burada olsa onu hisseder, onun ruhaniyetinden bereketlenirdim. Bu hâl beni perişan etti… Ağlamamın sebebi budur.”

6 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ Türbedar bu Allah dostunu dikkatle dinledi, ancak o da bu işe ne bir yorum getirebildi, ne de bir şey diyebildi. Ancak nur yüzlü türbedarın da kafası karışmıştı. Bu Hindistanlı âlimin, yalan söyleme, abartı yapma gibi bir durumu söz konusunu değildi. Son derece samimî bir hâl içindedir. Hindistanlı âlimin söylediklerine yabancı değildi. Her hac mevsiminde değişik bölgelerden gelen Allah dostları ile karşılaşır, onları Allah Resûlü’nün ruhaniyeti ile nasıl bağlantılar kurduklarını bilirdi. Bu Hindli âlim de onlardan biri idi, türbedarın bunda zerre şüphesi yoktu. Peki, bu âlimin söyledikleri nasıl açıklanacaktı? Yaşlı türbedar gündüz dinlediklerinin etkisinde kalmıştı, gece yatağına yattığında da kafasındaki soru işaretleri gitmemişti. Sabah namazına kalkmadan önce türbedar bir rüya görür. Rüyasında Kâinatın Efendisini görür. Nur yüzlü türbedar, edebinden Efendimize bir şey soramaz. Dün yaşananlar aklına gelir, bir şey diyemez. Türbedarın düşüncelerine Kâinatın Efendisi cevap verir: “O kardeşimin hissettiği doğrudur. Ben her zamanki makamımda değilim, birkaç zamandır Çanakkale’deyim… Çok zor durumda bulunan kardeşlerimi yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Onlara yardım ediyorum…” Hindistanlı âlim, Allah dostunun vaziyeti anlaşılmış ve Osmanlı’ya hayranlığı ve sadakati bir kez daha artmıştı. Kaynak: Çanakkale'de bilinmeyenler | izafet.netÇanakkale'de bilinmeyenler | izafet.net

7 ‘‘Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir’’ (Tirmizî, Fezâilu´l-cihâd 22) ‘‘Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir’’ (Tirmizî, Fezâilu´l-cihâd 22)

8 1. CİHADIN HÜKMÜ Normal şartlarda cihadın farz-ı kifaye, umumi seferberliği gerektiren bir tehlike ve saldırı halinde ise farz-ı ayn olduğu hususunda Müslüman hukukçular görüş birliği içindedirler. 2. CİHADIN ANLAMI VE ÖNEMİ Arapça’da “güç ve gayret sarf etmek, bir işi başarmak için elden gelen bütün imkânları kullanmak” anlamına gelen cehd kökünden türeyen cihad, İslami literatürde “dini emirleri öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya çalışmak, İslam’ı tebliğ, nefse ve dış düşmanlara karşı mücadele etmek şeklindeki genel kapsamlı anlamı yanında fıkıh terimi olarak daha çok “Müslüman olmayanlarla savaş”; Tasavvufta ise “nefs-i emmareyi yenme çabası” için kullanılmıştır. Cihad Kur’an-ı Kerim’de isim olarak dört, bundan türeyen fiil şeklinde yirmi dört yerde geçmektedir; “cihad eden” anlamındaki mücahid ise iki ayette zikredilmiştir. Bu ayetlerin bir kısmında cihad kelimesinden doğrudan savaşın kastedildiği anlaşılmakta, bir kısmında da cihad “Allah’ın rızasına uygun bir şekilde yaşama çabası” olarak anlaşılmaktadır. T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ

9 Cihadla ilgili birçok hadis mevcut olup bunlar bazı müstakil eserlere konu olduğu gibi hadis mecmualarında da “kitabü’l-cihad” veya ”fezailü’l-cihad” başlıkları altında toplanmıştır. Genel anlamda cihaddan ve faziletlerinden bahseden hadisler yanında kime karşı ve nasıl cihad yapılacağına dair çeşitli hadisler de vardır. Hz. Peygamber, ümmetin içinde yapmayacakları şeyleri söyleyen ve emrolundukları şeyleri yapmayan nesiller ortaya çıkacağını haber vererek, “ kim onlarla eliyle cihad ederse o mü’mindir, kim onlarla diliyle cihad ederse o mü’mindir, kim onlarla kalbiyle cihad ederse o mü’mindir” (Müslim, İman, 80). buyurmuştur. Savaşa çıkmakta olan İslam ordusuna katılmak için gelen birine, ana-babasının hayatta olup olmadığını sorarak hayatta olduklarını öğrenmesi üzerine, “o halde onlara hizmet yolunda cihad et” (Buhari, Cihad, 138; Müslim, Birr, 51) T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ

10 Peygamberimizin bu açıklamaları cihadın gerek kapsamı gerekse yöntemlerini göstermesi bakımından önemlidir. Buna göre cihad, hayatın gayesi olarak Allah’a kulluk etmek, Allah ve Resulü’nün koyduğu ölçülerin fert ve toplum hayatına uygulanmasına çalışmaktan İslam’ı diğer insanlara tebliğe, İslam ülkesini ve Müslümanları her türlü tehlike ve saldırılara karşı savunma ve bu konuda gerektiğinde savaşmaya kadar kapsamlı bir anlam taşımakta; kalp, dil, el ve silah gibi her vasıtayla yapılabilmektedir. Hukukçular, cihadla ilgili ayet ve hadislerden hareketle cihadı bu en geniş anlamıyla ele alıp yorumlamaları ve nefse, şeytana, fasıklara ve inanmayanlara karşı olmak üzere kısımlara ayırmaları yanında genel olarak “gayri Müslimlerle savaş” şeklinde özel manasını ön plana çıkararak “Allah yolunda can, mal, dil ve diğer vasıtalarla savaşta elden gelen güç ve gayreti sarf etmek” şeklinde tarif etmişlerdir. (Kasani, VII/97; ibn Abidin, IV/121). T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ

11 كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تُحِبُّواْ شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilemezsiniz. (Bakara 2/ 216) T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 3. CİHADIN ÖNEMİ; AYET-İ KERİMELER إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِندَ اللّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَات وَالأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ فَلاَ تَظْلِمُواْ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ وَقَاتِلُواْ الْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ "ALLAH´a ortak koşan müşrikler nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilesiniz ki, ALLAH günahlardan korunanlarla beraberdir.’’ (Tevbe sûresi (9), 36)

12 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ انْفِرُواْ خِفَافًا وَثِقَالاً وَجَاهِدُواْ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ. Gerek hafif gerek ağır silahlı olarak hep birlikte savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla ALLAH yolunda cihâd edin." (Tevbe sûresi (9), 41) إِنَّ اللّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُم بِأَنَّ لَهُمُ الجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللّهِ فَاسْتَبْشِرُواْ بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُم بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ "ALLAH, mü´minlerden mallarını ve canlarını kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar ALLAH yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat, İncil ve Kur´an´da sabit ALLAH´ın bir va´didir. ALLAH´tan başka verdiği sözde duran ve yerine getiren kim vardır? Öyleyse O´nunla yapmış olduğunuz bu alışverişe sevinin. Gerçekten bu büyük başarıdır.’’ (Tevbe sûresi (9), 111)

13 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı düşmanlarınıza karşı sağlam bastırır. (Muhammed 47/7 ) وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتاً بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُواْ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ 169,170- “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler,Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.” (Al-i İmran3/169,170) Şehitlik Kur’an ve Sünnete övülmüş bir mertebedir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz şehitliğin önemini bizlere yukarıdaki ayetlerde böyle bildirmektedir.

14 عيْنَانِ لا تَمسُّهُمَا النَّارُ : عيْنٌ بكَت مِنْ خَشْيةِ اللَّهِ وعيْنٌ باتَت تحْرُسُ في سبِيلِ اللَّهِ “İki göze cehennem ateşi dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyerek geceleyen göz." Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1308 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 4. CİHADIN ÖNEMİ: HADİS-İ ŞERİFLER ما أَحدٌ يدْخُلُ الجنَّة يُحِبُّ أنْ يرْجِعَ إلى الدُّنْيَا ولَه ما على الأرْضِ منْ شَيءٍ إلاَّ الشَّهيدُ ، يتمَنَّى أنْ يَرْجِع إلى الدُّنْيَا ، فَيُقْتَلَ عشْرَ مَرَّاتٍ ، لِما يرى مِنَ الكرامةِ " Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü aşırı itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.” Buhârî, Cihâd 21

15 "Allah yolunda hudutta bir gün nöbet tutmak, başka yerlerde bin gün nöbet tutmaktan daha hayırlıdır." Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1296 "Allah yolunda yaralanan bir kimse, kıyamet gününde yarasından kan akarak Allah'ın huzuruna gelir. Renk, kan rengi, koku ise misk kokusudur." Buhari, Cihad, 10 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ عَنْ أبي هُريرةَ ، رضي اللَّه عنْهُ ، قال : سئِلَ رسولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : أَيُّ الأعمالِ أفْضَلُ ؟ قالَ : « إيمانٌ باللَّهِ ورَسولِهِ » قيل : ثُمَّ مَاذَا ؟ قَالَ : « الجهادُ في سبِيلِ اللَّهِ » قِيل : ثُمَّ ماذا ؟ قال : « حَجٌّ مَبُرُورٌ » متفقٌ عليهِ. Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.)´e: –Hangi amel daha faziletlidir? diye soruldu. –"ALLAH´a ve Resûlüne inanmak" buyurdu. –Sonra hangisi? denildi. –"ALLAH yolunda cihad etmek" karşılığını verdi. –Bundan sonra hangisi? denilince: –"ALLAH katında makbul olan hactır" buyurdular. (Buhârî, Îmân 18, Hac 4, Tevhîd 47; Müslim, Îmân 135. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü´l-cihâd 22; Nesâî, Hac 4, Cihâd 17)

16 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ وعَنِ ابنِ مَسْعُودٍ ، رضي اللَّه عَنْهُ ، قَالَ : قُلْتُ يا رَسُول اللَّهِ ، أيُّ العَمَل أَحَبُّ إلى اللَّهِ تَعَالى ؟ قالَ : « الصَّلاةُ عَلى وَقْتِهَا » قُلْتُ : ثُمَّ أَي ؟ قَالَ : « بِرُّ الوَالدَيْنِ» قُلْتُ : ثُمَّ أَيُّ ؟ قَالَ « الجِهَادُ في سَبيلِ اللَّهِ ». متفقٌ عليهِ. İbni Mes´ûd radıyallahu anh şöyle dedi: –Yâ Resûlallah! Hangi amel ALLAH´a daha sevimlidir? dedim, –"Vaktinde kılınan namaz" buyurdu. –Sonra hangisidir? diye sordum, –"Ana babaya iyilik etmek" diye cevap verdi. –Ondan sonra hangisidir? dedim, –"ALLAH yolunda cihad etmek" buyurdular. (Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1, Edeb 1, Tevhîd 48; Müslim, Îmân Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 14, Birr 2; Nesâî, Mevâkît 51) وَعنْ أبي ذَرٍّ ، رضي اللَّه عنهُ ، قَالَ : قُلْتُ : يا رَسُولَ اللَّهِ أَيُّ العملِ أَفْضَلُ؟ قَالَ : « الإيمَانُ بِاللَّهِ ، وَالجِهَادُ في سبِيلِهِ ». مُتفقٌ عليهِ. Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: –Yâ Resûlallah! Hangi amel daha faziletlidir? diye sordum, –"ALLAH´a iman ve ALLAH yolunda cihaddır" buyurdular. (Buhârî, Itk 2, Keffârât 6; Müslim, Îmân 136. Ayrıca bk. İbni Mâce, Itk 4) Sevgili Peygamberimiz birçok hadislerinde şehitliğin önemine vurgu yapmış, şehit olanların cennete olduklarının müjdesini bizlere açık bir şekilde bildirmektedir…

17 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 5. AYET-İ KERİME VE HADİS-İ ŞERİF’LERDEN ÖĞRENDİKLERİMİZ Cihatla ilgili pek çok ayet ve hadis vardır. Müşriklerin, kâfirlerin, zâlim ve fâsıkların hükmü altında bir esaret hayatı yaşayıp zillete katlanmaktansa, ALLAH yolunda, hak ve hakikat uğrunda mal ve canla savaşarak ya şehit ya gazi olmak elbette daha şerefli ve daha faziletlidir. Bu üstün inanç ve asil duygu, müslüman toplumları tarih boyunca başı dik ve hür yaşatmış, cihadı onların hayatının vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir. İşte büyük kurtuluş, büyük murada eriş budur. Cihaddaki diğer bir nimet de ALLAH´tan bir zafer, düşmanlara karşı bir galibiyet ve yakın bir fetihtir. -Ali imran suresinin 169. ayetinde geçen ve Allah yolunda şehit olanların, cennette sadece onlara özel bir bölümün olduğunu ve onların hala rızıklandırıldıklarını Allahü Teala bizlere bildirmektedir. -İnsanoğlunun bunu idrak edemeyeceğini de yine bizlere belirtmektedir.

18 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ Cihadın Farz olduğunu ve Allah için yapılan cihadların Allah ile bir vaatleşme yani anlaşma olduğunu ve karşılığında da müslümanın cennetle müjdelendiğini, tüm mü’minlere bildirmektedir. - Bir müslüman Allah’ın dini için savaşırsa, düşmanına karşı onu güçlü gösterip galip getireceğini ve daima inananlara yardım edeceğini, bizlere Muhammed Suresinin 7. ayetinde apaçık bildirmektedir Allaha karşı en sevimli ve en faziletli ameller arasındadır. - ALLAH yolunda cihad en büyük hayırlardan biridir. Bu uğurda atılan bir adımın ecri, dünyadan ve onun nimetlerine sahip olmaktan daha faziletlidir. - ALLAH yolunda cihad, faziletli eylemlerin en önemlilerindendir.

19 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ İnsanoğlunun kendisine verilmiş en kıymetli nimetlerin başında kendisine emanet olan canı gelmektedir. İnsanın kendisine sunulmuş olan bu hayatını din, vatan, millet, bayrak, namus gibi milli ve manevi değerlere adaması ise, dünya ve ahiret için en yüksek mertebelere ulaşmasına vesiledir… Allah rızası doğrultusunda kişinin canını feda etmesine şehitlik, Şehit ise, Allah yolunda canını veren kimseye denir. Şehit olan kişiye bu adın verilmesinin sebebi, cennete gireceğine şahitlik edilmesinden, şahadet anında bir takım rahmet meleklerinin yanında bulunmasından, Cenâb-ı Allah'ın mânevî huzurunda rızıklandırılacak olmasından dolayıdır.

20

21 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 7. OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU, ÇANAKKALE SAVAŞI VE SULTAN ABDÜLHAMİD; Devlet-i Aliyye’nin en zor döneminde gelen Abdülhamid, bir Fatih Sultan Mehmed, bir Yavuz Sultan Selim’di. Sultan Abdülhamid İslam’ı ve İslam’ın merkezini İstanbul’a bağlamak için okullar, hastaneler, açıyor, İslam alemiyle İstanbul’un irtibatını daha muhkem hale getirmek için yeni projeler üzerinde çalışıyordu adı dahi duyulmadık bölgelere İslam Halifesi unvanıyla heyetler gönderiyor, İstanbul’da heyetleri ağırlıyordu. İslam’a farklı iklimler bulmak, yeni yürekleri fethetmek için büyük ruhlu şeyhleri uzak diyarlara; Afrika’nın iç bölgelerine, Çin’e ve hatta Japonya’ya gönderdi. Mağlup ve mazlum Müslümanları yeniden ümmet olmaya çağırıyordu. Hilafetin merkezine binlerce kilometre uzaklıktaki ülkelerde, tekkeler, medreseler inşa ettirdi. Her alandaki eksikliğe rağmen büyük bür manevi diriliş hareketi başlattı. Suretleri, dilleri, devletleri farklı milyonlarca Müslüman, dinleri vasıtasıyla halifeye kardeş oldular. Pekin’de yani İstanbul’a on bin kilometre uzaklıktaki bir şehirde onun adına bir üniversite kuruldu (1908). : Hamidiye üniversitesi. On binlerce Çin’li Müslüman’ın açılışına katılıp gözyaşları eşliğinde dua ettiği üniversite, bir remiz oldu ve o yıllarda Çin’deki 50 – 60 milyon Müslümanın kalbini İstanbul’a bağlandı. Pekin’deki 38 camide her namazdan sonra Müslümanlar Sultan Abdülhamid’e dua etmektedir. Sultan Abdülhamid nerede bir Müslüman varsa oraya yardım malzemeleri ya da muallimlerle ulaşıyordu.

22 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 7. OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU, ÇANAKKALE SAVAŞI VE SULTAN ABDÜLHAMİD; Osmanlı’nın gücü bütün yeryüzüne, diriliş ruhu üflemeye yetmez sınırlarımıza çekilip mevcudu muhafaza edelim, gibi çeşitli sözlere itibar etmiyor, ‘‘ takdir-i ilahi de düşmek varsa buda ümmetin kucağında olmalı’’ diyordu. Bu bakış açısından dolayı haçlı güçleri, küresel güçler ve Osmanlı Devleti’nin içinde barınan Sabataist’ler (Yahudi dönmeleri [münafık]) için birinci derecede tehlikeli olmayı kimselere kaptırmıyordu. 31 Mart Olayı, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne, iktidara tam hâkim olmak ve Sultan II. Abdülhamid'i etkisiz hale getirmek için bir bahane olmuştu. İttihatçılar, kendilerinin sebep olduğu bu isyanın faturasını padişaha keserek "hal" edilmesine yani tahttan indirilmesine karar vermişlerdi. 27 Nisan 1909 günü Meclis-i Umumi-i Milli, Sultanahmet'teki Meclis dairesinde 240 mebus, 36 ayandan oluşan bir heyetle, Sultan II. Abdülhamid'in hal'ine ve Veliahdı Mehmed Reşad Efendi'nin tahta çıkmasına oybirliğiyle hükmetmişti. Fetva hocalarını Abdülhamid’i öldürmekle tehdit ederek alimlere bu fetvayı imzalatarak son dönemin büyük sultanı Abdülhamid, Beylerbeyi Sarayına göz hapsine alırlar.

23 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 7. OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU, ÇANAKKALE SAVAŞI VE SULTAN ABDÜLHAMİD; Dünyayı tek başına sömürme arzusunda olan İngilizler ve haçlı devletleri menfaatleri itibariyle Almanlarla karşı karşıya gelince 1. Dünya savaşı patlak verdi. Fransızlar Almanya’ya yenilmenin ezikliğiyle İngilizlerin safında yer aldı. Rusya da benzer sebeplerle Almanların karşısına geçti. Sultan Abdülhamid sonrasında başlayan fetret devri, pek çok şey gibi feraseti de yok ettiğinden harici ve dâhili şartları külli bir bakış açısıyla okuyamayan Enver Paşa, İngilizlerin İslam âlemini işgal ve parası dahi ödenmiş olan iki savaş gemimizi teslim etmemesi gibi nedenleri dikkate alarak Osmanlı devletini Almanların safında savaşa soktu. 3 Kasım 1914’te ittifak güçlerinden oluşan donanma Fatih zamanından kalan tabyalarımızı bombaladı. Müttefik güçleri 19 Şubat 1915’te ağır silahlarıyla taarruza geçti. Olayı sadece dünyevi açıdan değerlendiren İngilizler, kendilerince 2 yada 3 hafta içinde İstanbul’a ulaşacak, Ayasofya’da çanlar çalacak, Türk lokumları yiyip şarap içeceklerdi. Sultan fatih’in kabrine gidip konstantinin çocukları geldi diyeceklerdi. maddi güce bakılırsa pek de haksız sayılmazlardı. Zira bir tarafta dünyanın hava güc destekli en modern ordusu, karşılarında ise fatih sultan Mehmed zamanından kalan tabyalarla mukaddesatını muhafaza edecek milletimizin evlatları vardı.

24 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 7. OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU, ÇANAKKALE SAVAŞI VE SULTAN ABDÜLHAMİD; Sultan Abdülhamid sonrasında bütün bir Osmanlı devleti musibet mahşerine dönmüştü. Her yerden İstanbul’a felaket haberleri yağıyordu. İsyanlar, ihanetler, saf değiştirenler derken sürekli çember daralıyordu. Anadolu da ise bedir’deki gibi dipdiri, taptaze bir İslam iradesi şafağı zuhur ediyordu. Yeni akıncılar, yeni kahramanlar sunacaktı Anadolu, İslam âlemine. Evlerde, köy odalarında, camilerde, medreselerde, ‘‘ Bu son kalesi İslam’ın ya rabbi, eğer bu da düşerse mukaddesatımız da düşer Ya Aziz!’’ diye başlıyordu her yaştan Müslümanların niyaz cümleleri. Onlar çocuklarının gelecekleri, dükkânları, hanları adına değil İslam’ın himayesi adına Allah’tan yardım diliyorlardı.

25 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 7. OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU, ÇANAKKALE SAVAŞI VE SULTAN ABDÜLHAMİD; Her yaştan, her meslekten Müslüman sanki Çanakkale’ye akıyordu. İmam camiyi, müftü Darül Fetva’yı, esnaf dükkânını bırakıp gidiyordu. Batum’lu Ahmed, Urfa’lı Mehmed, Konya’lı Hasan; ‘‘Mademki haçlılar küresel güçler, dünyanın en güçlü donanması ile Ezan-ı Muhammediyye’yi susturmaya, anamızın çarşafına el uzatmaya, Kuran- ı Kerim’i payimal (ayaklar altına alıp çiğnemeye) etmeye, Sultan Fatih’le hesaplaşmaya geliyor, o halde bize de bu ruhu, bu bedende taşımak haramdır.’’ deyip yollara düştüler.

26 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 7. OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU, ÇANAKKALE SAVAŞI VE SULTAN ABDÜLHAMİD; Düşman gücü, Osmanlı ordusunun maddi zafiyeti sonrası ittihat ve terakki kadrolarını derin endişelere savurmuş ‘‘ bari devleti kurtaralım’’ tavrıyla saltanatı İstanbul’dan Eskişehir’e taşımaya karar verirler. Bu halin halk nazarında bir mağlubiyet olarak anlaşılacağını idrak etmekten uzak olan siyasi irade, İstanbul’u boşaltma mesajını iletmek için Talat Paşa başkanlığında bir heyetle Beylerbeyi Sarayı’nda göz hapsinde tutulan Sultan Abdülhamid’e çıkar ve can güvenliği açısından saltanatla birlikte kendisinin de Konya’ya yada başka bir vilayete naklini teklif ederler. Talat Paşa’nın tedbir başlığı altındaki teslimiyet cümlelerini dinleyen Sultan Abdülhamid şu veciz şunları söyler,

27 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 7. OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU, ÇANAKKALE SAVAŞI VE SULTAN ABDÜLHAMİD; Kıymetli biraderime hürmet ederim. Endişeleri tamamıyle yersizdir. Eğer dokunulmamış ise Çanakkale’yi ben zamanında fevkalade tahkim (sağlamlaştırdım) eylemiştim. Oradan hiçbir donanmanın geçmesi mümkün değildir. Ama daha büyük bir felaket başa geldiği takdirde, Hakan’ın yapacağı şey, tacını tebaasını terk ile kaçma zilletini işlemek değil, saltanatının taşları altında savaşarak canını feda etmektir. Hazreti Fatih bu beldeyi küffar elinden fethettiği vakit, Bizans imparatoru konstantin kaçmayıp, harp ede ede, yıkılan kalelerin altında can vermek kahramanlığını göstermiştir. Biz Fatih’in soyu, konsatantinden aşağı kalamayız. Zatı şahaneye böylece arz edin! Müsterih olsunlar ve ezeli iradeye boyun eğsinler. Şuradan şuraya kımıldamasınlar! Düşman buraya giremez. Bana gelince, ben artık bir yere gitmem. Yegane arzum burada ölmektir. Biraderimden ve hükümeti seniyeden bu arzuma yardımcı olmalarını dilerim.

28 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ VE… 18 MART 1915 GÜNÜ; Anafartalar, Arıburnu, Conkbayırı ve Kilitbahir’de Osmanlı ordusu bir ölüm kalım savaşı vererek düşmanı yenerek önemli başarılar elde etmiştir. Haçlı ordularının saldırıları başarısız olmuş ve İtilaf Devletleri geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaş sonucundan iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir. O gün Çanakkale boğazından kan akmıştır. Çanakkale’de 250 bin şehit vererek Çanakkale’nin geçilmez olduğunu, tüm dünyaya ilan etmiştir. 20.İNCİ YÜZYILIN DESTANI ÇANAKKALEDİR 20.İNCİ YÜZYIL KAPILARINI VE PERDELERİNİ ÇANAKKALE SAVAŞI VE DESTANIYLA BİRLİKTE AÇMIŞTIR.

29 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ ÇANAKKALE ŞÜHEDASININ (ŞEHİTLERİNİN) DÜNYA MÜSLÜMANLARINA SON SÖZÜ ŞUDUR; Kim bela mahşerlerinde tam bir teslimiyetle rabbine yönelirse, Çanakkale’de olduğu gibi hakkın nusretine (Allahın yardımına) nail olacaktır. Hz. Nuh gibi, yıkıldık yardım et yarabbi dediklerinde göklerin kapısı açılacak ve boşalan yağmurla büyük bir tufana dönüşüp küfür yobazlarını yutacaktır. Dünyanın en güçlü donanmasını Çanakkale’den mağlup ve mahkur (kahredilmiş) bir halde döndüren Allah Azze ve Celle, halis kullarının niyazlarına icabet edecektir. Sultan Abdülhamid’in İstanbul’da kalması hem sarayda hemde Çanakkale de, denizler ordu bulutlar donanma yağdırsa da rica’t (geri çekilme) olmayacaktır diye aynen tecelli etmiş oldu. İşte bu yüzden Çanakkale Sultan Abdülhamid’in son zaferidir.

30 •Sultan Abdülhamid’in, saltanatın İstanbul’dan çekilmeye razı olmaması Çanakkale’de savaşan askere büyük bir moral olmuştur. • •Yüce Milletimiz milli ve manevi değerlerimiz uğruna evlatlarını kınalayarak askere uğurlamış, ölümü şehitlik olarak bilmiş, geride kalmayı gazilik olarak şeref saymıştır. • •Nitekim Çanakkale savaşında Ülkemizi ele geçirmek üzere gelen düşman kuvvetleri, kahraman ecdadımızın savunması karşısında bozguna uğramışlardır. • •Çanakkale Savaşı Milletimizin var olup-olmama savaşıdır. Bu savaş bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” dedirterek zaferle sonuçlanmıştır. Dün Ecdadımız kendisine düşen vazifeyi yüz binlerce şehit vererek yerine getirmiştir. • •Bugün aynı aşk,aynı iman gönüllerimizde olmalıdır. • •Olmalı ki vatanımız ebediyyen vatan kalsın. Unutulmamalıdır ki düşman asla uyumaz. Bunun içinde Milli bilincimiz diri olmalıdır. T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ

31 Bizler şunu iyi bilmeliyiz ki: -Birlik ve beraberlik içinde çalışmalıyız, güçlü ve kuvvetli olmazsak, düşmanlarınız yine Çanakkale'ye gelir ve ülkemizi işgal ederler. Öz yurdumuzda hür yaşamayı bize çok görürler. Ama çalışır ve teknolojiyi yakalarsak, ülkemizi kalkındırır, ilerleyen ülke haline getiririz. Düşmanlarımızın bizi etkileri altına alma cesaretlerini yok etmeli ve özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı her zaman korumalıyız.

32 AYETLERİN TECELLİĞAHI ÇANAKKALE T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 18 mart itibarıyla dünyanın en güçlü donanmasıyla taarruza geçen haçlı orduları ve küresel ittifak güçleri, tabyaları vura vura ilerlemeye çalışıyordu. Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlara çarpan zırhlılar birlikler batıyor, bir kısmı da topçu birliklerinin ateşiyle sulara gömülüyordu. Ocean zırhlısı ise pek çok tabyayı geçmiş İstanbul’a doğru yol alıyordu. Vurduğu tabyalar arasında Mehmet oğlu Seyyid’in görev yaptığı mecidiye tabyası da vardı.

33 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ Fransız zırhlısı Ocean’ın İstanbul’a doğru ilerlediğini gören Seyyid onbaşı 275 kiloluk topu kaldırıp BİSMİLLAH diyerek namluya sürdü ve ateşledi. İlk iki mermiyi isabet ettiremedi. Ancak üçüncü mermi mağrur Ocean’ı Çanakkale’nin sularına gömdü.

34 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ Çanakkale o gün Allahın ayetlerinin tecelliğahıydı. Bedir deki gibi sanki eşyanın kanunları değişmişti. Allah Rasülü (sav.) Mekkeli müşriklerin gözüne atıp isabet ettirdiği ve hezimetlerine sebep olan toprak gibi, 275 kiloluk bir top, bir askerin kollarında taşınıyor, menzilinden daha uzaklara gidiyordu; ‘‘Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.’’ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى (Enfal 8/17)

35 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ ZAHİD ÜSTEĞMENİN VASİYETİ Çanakkale’de millet evlatları, Sultan Abdülhamid’ten sonra sahipsiz kalan 350 milyonluk İslam Alemi’ni müdafaa etti. Her hatıra kayda geçen her söz, her vasıyyet buna şehadet eder. 62. İnci Alay’dan üsteğmen Zahid’in şehit olunca cebinden çıkan vasiyet de bunlardan bir tanesidir. Mektupta şunlar yazar; Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden, Ahmet Efendi kızı eşim Hanife hanıma; •İlahi mukadderat ben seni, sende beni tanımadığın halde, uzak memleketten bizi birbirimize nasip etti. Allah-ü Teala’nın emrine ve peygamberin kavline uygun olarak nikâhımız kıyıldı. Yaşadığımız sürece geçimimizi sağlamaya çalıştım. Eğer ben şehit olursam, yüce Allah elbet ruhlarımızı birbirine kavuşturur. Şahadetim vuku bulduğunda mevcut olan eşyam ve menkul mallarımdan mehri müeccelinizi almanız için sizi vekil olarak görevlendiriyorum. Eğer bunlar yetmezse hakkınızı helal edeceğinize ve beni borçlu yatırmayacağınıza eminim.

36 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ Birbirimize verdiğimiz sözlerden dönmemenizi ister ve umarım. Ruhuma bir mevlit okutmak, vicdanınıza kalmıştır. Kendim için başka bir şey istemiyorum. Şehitlik bana yeter. Kızım Nadide’yi Allah ve Rasülü’nün (sav.) emirlerine göre yetiştirmek asıl vazifen olsun. Bu vasiyetnamemi aldığınız zaman yüksek sesle ağlayıp sesinizi namahreme duyurmanıza razı değilim… Kaç teğmenin, kaç askerin bu minvalde (şekilde) vasiyeti gitmiştir evine. Kaçı eşlerine gönderdikleri madalyayı, gönderdiğim madalyanın üçte biriyle mehri müeccelini alır, üçte biriyle köyde bir mevlit okutur, geri kalanıyla da kızımı İslam’a göre yetiştirirsin. Diyerek ricada bulunmuştur.

37 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ 1 Metre kareye 6 bin mermi... Öyle ki mermiler havada çarpışıyor… işte belgesi 8. ÇANAKKALE SAVAŞI İLE İLGİLİ İBRETLİK RESİMLER

38

39

40

41

42

43

44

45

46

47

48

49

50

51

52

53 SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek. Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? 'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın. Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Akif ERSOY

54 ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE BAŞTA ÇANAKKALE’DE OLMAK ÜZERE, MUKADDESATI UĞRUNA CANINI FEDA EDEN BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ. AYRICA DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞIMIZCA AZİZ ŞEHİTLERİMİZ İÇİN, ÜLKE GENELİNDE OKUTULAN 250 BİN HATM-İ ŞERİFİN KABULÜNÜ, KUTSAL DEĞERLER ETRAFINDA KENETLENMEYİ VE BİRLİK BERABERLİĞİMİZİN, DAİM OLMASINI YÜCE RABBİMİZDEN NİYAZ EDİYORUM…

55 T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ Ebû Huzeyfe (r.a.) buyurdu ki: "Resûlullahın Eshâbından iki kimse karşılaştıklarında, biri diğerine Asr sûresini okumadan ayrılmazlardı. Sonra biri diğerine selâm vererek ayrılırlardı.’’ ( Beyhaki, eş-Şuab) اَلسَّلاَمُ عَلَىْكُمْ وَرَحْمَةُاللهِ وَبَرَكٰةُهُ


"T.C. SAKARYA İL MÜFTÜLÜĞÜ TARİH: 10.03.2014 HAFTANIN KONUSU: CİHADIN ÖNEMİ, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA VE VATAN MÜDAFASI Faruk ATMACA Ferizli Gölkent Merkez." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları