Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÇEVRE VE ALGI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÇEVRE VE ALGI."— Sunum transkripti:

1 ÇEVRE VE ALGI

2

3 Algılamayı Etkileyen Faktörler
Duygu ve güdüleme duyumları gibi korku, kaygı veya benzeri ruh hallerinin önceden zihinsel bir hazırlık içinde bulunmaları nesneyi algılamada etkin bir rol oynamaktadır. Fakat artıları olduğu kadar eksileri de vardır ve algı yanılmalarına neden olmaktadır. Algı üzerinde telkin etkili olmaktadır ve yanlış algılamalara neden olduğu bilinmektedir. Hatta bir topluluğu bile harekete geçirebilir. Kişinin psikolojik duyarlılığı büyük ölçüde etkendir. Durum ya da olaylar üzerine olumlu veya olumsuz geliştirilen yargılar, algılamayı etkileyen faktörlerden biridir. Dikkatinizi çeken düşünce ya da nesneler de algılamayı etkiler. Bunun nedeni bireyin algıda seçici olmasıdır.

4 Derinlik Algısı ve Derinlik Algısını Güçlendiren İpuçları Ağ tabaka üzerine düşen imgelerin iki boyutlu bir düzlem olmasına rağmen nesneleri uzay biçiminde üç boyutlu algılarız. Üç boyutlu algılama çok sayıda ipucundan ya da çevresel nitelikten yararlanılarak gerçekleşir. Bunlar moleküler ve binoküler ipuçları olarak ikiye ayrılır. Bir de çatşan ipuçları vardır ki; bu ipucunda moleküler ve binoküler ipuçları birbirini destekler. a) Moleküler İpuçları Doğrusal Perspektif (Linear Perspective) Açıklık Araya Girme Gölgeler Hareket b) Binoküler İpuçları c) Çatışan İpuçları

5 a) Moleküler İpuçları Bu ipucu için tek göz yeterlidir. Doğrusal Perspektif (Linear Perspective) Büyüklüklerini bildiğimiz nesnelerin, uzakta olanların, yakında bulunan nesnelerden daha küçük algılanmasıdır. ÖRN: Düz bir ovada çekilen tek bir figürün arka fonunda bir kaç figür ile (daha küçük gözükecektir) derinliği sağlamak gibi.

6

7 Açıklık Havanın açıklığı ya da netliği uzaklıkla değişir. Hava ve renk perspektifi olarak düzlem üzerinde resimsel ifadeye yönlendirilebilir. Yakındaki nesnelerin parlak ve ışıklı renklerle uzaktaki nesnelerin renk değerlerindeki farklılıklarla veya netliğin azalmasıyla oluşur. ÖRN: Arka fondaki ağaçların öndeki ağaçlardan daha gri gözükmesi.

8

9 Araya Girme Bu ipucu bir nesnenin, diğerinin görülmesini engellediği durumlarda söz konusu olur. Bir cisim diğeri tarafından kısmen kapatılıyorsa kapatan cisim daha öndeymiş gibi görülür.

10

11 Gölgeler İçinde yaşadığımız çevre, güneşin, tepeden ışıklandırmasıyla aydınlanır. Böylece nesnelerin gölgelerinin belli bir açıyla yere düşmesini sağlar. Binaların içinde de tepeden aydınlatma yapılır ve aynı durum meydana gelir. Bu iki oluşum gölge ve derinlik ilişkisinde öğrenmeye dayalı bir birikim sağlar. İşte gölgelerin derinlik etkisine neden olduğu, bu kaynaktan yola çıkarak kullanılmıştır. ÖRN: Gölgelerin düşüş açısıyla güneşin nerede olduğunu bilmemiz ve uzaklığı algılamamız gibi.

12

13 Hareket Nesnelerin göreceli uzaklıkları en açık ipucudur. Fiziksel her hareketimizde uzak nesnelerdeki hareket, yakın nesnelerdekine oranla daha azdır. ÖRN: bir kaç metre mesafeden geçen kişiyi, uzaktan geçen bir kişiden daha az görürüz.

14

15 b) Binoküler İpuçları Binoküler ipuçları iki gözün birlikte kullanıldığı ipucudur. Aralarındaki mesafe nedeniyle gözlerimiz nesnelere farklı açılardan bakarlar. Bu farklılık imgelerde küçük bir farklılığa neden olur. Bu küçük fark önemli bir ipucudur. c) Çatışan İpuçları Bu ipucunda da iki göz kullanılmaktadır. Diğer iki ipucu olan moleküler ve binoküler ipuçları birbirlerini desteklemektedir. Ancak ipuçlarının çatıştığı durumlar da vardır ve durumlar nedeniyle algılanabilecek derinlik miktarında azalma gerçekleşir. ÖRN: Kitap ya da duvardaki natürmort gerçek natürmorttaki derinlikten yoksun olabilir. Bu bizim gerçek derinliği bilmemizden kaynaklanır.

16 KOMPOZİSYON İLKELERİ

17 KOMPOZİSYON İLKELERİ Oranlar
Rönesans ustalarının birçoğunun kusursuz işlerinin olduğunu bilmekteyiz. Gerek resim, gerek heykel, gerekse mimaride olsun isimlerinden yüzyıllar sonra da bahsettirmiş ve eserlerini bugüne kadar getirmeyi başarmışlardır. Eserlerin mükemmeliyetleri hiçbir zaman tartışılmamış, fakat Yunan felsefeci birçok kişinin aynı şekilde düşünmesinin arkasında bir somutluk olabileceğini kanısına varmışlardır ve bir altın formül aramaya başlamışlardır. Güzel olarak kabul edilen eserlerin üzerinde bir araştırmaya gitmişler, ve en sonunda bir sonuca varmışlardır. Güzelin ince detaylarda değil de iskelette, çerçevede, nesnelerin kütlesel birleşiminde bulmuşlardır. Bu kurala da “altın oran”, “altın kesim” (Section d’ore) demişlerdir.

18 Altın Oran Bu oranların kağıda dökülmesi şöyledir. Bir doğru parçasını öyle bir yerinden ikiye bölün ki küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütüne olan oranına eşit olsun. Bunun matemetiksel ifadesi ise a/b = b/a+b şeklindedir. Bunu bir pencere, resim tuvali ya da fotoğraf kartı olarak düşünürsek dar kenarın uzun kenara oranı, uzun kenarın en ve boy toplamı oranına eşit olması gerekir. a/b = b/a+b Aynı düzlemin (b) kenarı yine altın bölümle parçalanınca x/y = y/b şeklinde de ifade edilir. (y) parçası tekrar altın oranla bölünebilir ve bu bölme işlemi sonsuz sayıda tekrarlanabilir. Eski matematikçiler yukarıdaki a/b = b/b+a bağıntısına uyan oranları aşağıdaki şekilde sayılaştırdılar. 3/5 = 5/8 = 8/13 = 21/34…. Bu oranların hepsi yaklaşık olarak eşittir ve 1/1,6 şeklinde de ifade edilir. Bu oranlama bütün yüzey düzenlemelerinde kullanılabilir. Bu düzenleme mimarlıkta, resimde, grafikte ve fotoğrafta kullanılabilir.

19

20

21

22 Denge Denge konusu dört ayakla yürüyen insan oğlunun arka ayakları üzerinde doğrulduğu gün iyice güçlenmeye başlayan en temel duygulardandır. Bu yüzden günümüze kadar çok gelişmiş ve kolay açıklanabilmiştir. Göl kıyılarında, bataklıklarda ağaçlar üstünde yaşadığı dönem belki de insanın denge duygusunun en hızlı geliştiği dönem olmuştur. Öldürdüğü bir av hayvanını taşırken onu tek koluyla taşımak yerine sırtına vurmanın daha rahatlatıcı olduğunu çabuk farketmiştir. Bir kayayı yerinden oynatırken kuvvetli bir dalla bir kaldıraç kullanmanın yararı birkaç bin yıl gibi kısacık bir sürede öğrenilmiş olmalıdır. Görsel bağlamda bu denge bu temel duygunun görme duyusuna yansımış şeklidir. Bir kompozisyon iki farklı denge sistemi içinde düzenlenebilir. Bunlar “simetrik denge” ve “asimetrik denge”dir.

23 Simetrik Denge Simetri sözcüğünün iki anlamı vardır. Simetri denildiğinde ilk olarak; iyi ortalanmış ve dengelenmiş parçaların oluşturduğu genel bir yapı akla gelir. Diğer taraftan, hayali bir çizgi ya da düzlemle ayrılmış iki yönlü biçim, biçim benzerliği de simetri olarak tanımlanır. Geleneğin, resmiyetin, otoritenin vurgulanacağı konularda simetrik denge tercih edilir. Diğer yandan simetri, dürüstlük ve saygınlığın psikololojik simgesidir. Simetrik dengeye dayalı kompozisyonlar daha güvenilir olmaları nedeniyle grafik tasarımlarında amatör tasarımcıları tarafından sıkça kullanılır.

24 Doğada simetrinin değişik türlerine rastlamak mümkündür
Doğada simetrinin değişik türlerine rastlamak mümkündür. Merkezi (radial) simetride görsel unsurlar merkezi bir nokta ya da eksenden güneş ışınlarına benzer biçimde 360 derecelik bir açı gösterirler. Dönel (rotational) simetri ise görsel unsurların bir nokta etrafında dönerek eşit aralıklar halinde sıralanmaktadırlar. Bir yüzey ya da boşlukta birbirine benzeyen biçimlerin yoğun bir istif düzeni içinde bulunması da (örneğin, yer döşemelerinin oluşturduğu dokular) süslemeci (ornamental) yada kristal dokulu (crystallographie) simetriye örnek olarak gösterilebilir.

25 Dönel (rotational) simetri Merkezi (radial) simetri

26 Asimetrik Denge 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan modern sanat ve tasarım akımları, simetrik dengeyi reddederek; geleneksel olarak simetri noksanlığını ya da bütün parçaları arasında orantıya dayalı bir eksiklik anlamına gelen asimetriyi benimsemişlerdir. Modernist akımlar asimetriyi, birbirine benzemeyen ya da eşdeğer olmayan görsel unsurların arasında dinamik bir denge ya da düzen sağlayan bir kavram olarak ele alıp kullanmışlardır Simetride durağanlık ve kasılma, asimetride ise hareket ve gevşeme duygusu vardır. Birinde düzen ve kural, diğerinde rastlantı ve keyfilik egemendir. Daha genel bir anlatımla; simetri katılık ve sınırlılığı, asimetri ise hayatı, eğlenceyi ve özgürlüğü simgeler.

27

28

29

30

31

32 Devamlılık ve Yön Dünyada Araplar dışındaki bütün insanlar soldan sağa doğru okuyup yazarlar. Doğumundan ölüme kadar soldan sağa doğru bir yön izledikleri için bu da insanlarda bir yön ve hareket duygusuna yol açar. Okuyup yazma dışında bütün görsel etkileşimleri de bu yönde yönde yapar. İzleyicinin gözü, eser üzerinde bir çizgi ya da kıvrım boyunca hareket eder. Göz bir unsurdan diğerine doğru kesintisiz geçişler yapabiliyorsa, devamlılık sağlanmış demektir. Sanatçı, izleyicinin ilgisini konuya yönelterek, onu fotoğrafların labirentlerinde dolaştıracak görsel devamlılığı yaratmak zorundadır. Devamlılığı sağlamada aşağıdaki yöntemlerden yararlanılabilir.

33

34

35 Görsel unsurlar gözün normal hareketlerine uyucak bir yönde yerleştirilmelidir.
Algılama yönü, okuyucunun dikkatini dağıtmayacak biçimde düzenlenmelidir. Göz alışkanlık gereği, soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru bir yön izler. Gözün yatay hareketleri ise dikey hareketlerine göre daha kıvrak ve hızlıdır. Ayrıca göz; büyükten küçüğe, koyu tondan açık tona, renkliden renksize, alışılmış olandan alışılmamış olana doğru bir algılama sırası izler.

36 Bizim yön konusunda değineceğimiz başka bir unsur da çerçevelemedir
Bizim yön konusunda değineceğimiz başka bir unsur da çerçevelemedir. Ne kadar bu konuyla ilişkisi yok gibi gözükse de bizim ana temaya odaklanmamızı sağlayan, merkeze doğru yönlendiren bir unsurdur. Bu ögeyi nasıl kullandığımıza gelince; iki türlü çerçeveleme vardır. Birincisi yapay olarak bizim yarattığımız çerçevelerdir. Bunlar stüdyolarda kullanılan kompozisyon malzemeleridir. Diğeri ise doğal çerçevelemedir. Bu çerçevelemede doğal malmezemenin kullanılmadığı yerler vardır fakat mekan içinde sizin isteminiz dışında bulundukları için bu ismi almışlardır. Bunlar bir portre çekiminde vücut uzullarının (kol gibi) kullanılması, bir figür çekiminde bir sarmaşık dalının kulanılması gibi.

37

38 Ritm Sanat olgusu evrenseldir. Yaşamın her evresinde ve sanatın her dalında ritm esastır. Her yaratıcı süreçten geçen tasarımda da ritm duygusu bulunur ve seyredilebilirliği ile doğru orantılıdır. Ritm müzikte olduğu gibi plastik sanatlarda da vardır. Bizim burada bahsedeceğimiz ritm matematiksel kavramlarla ilgilidir.

39 Ritm+perspektif: Örneğin bir tren hattının traverslerini peşpeşe gösteren ya da ağaçlıklı bir yolun derinlemesine oluşu fotoğrafta bu iki ögenin bulunuşunu gösterir. Ritm+ışık: Cephe ışığı ile aydınlatmada ritmin etkisi minimaldir. Ters, yarı-ters veya yanal ışıkta ise maksimumdur. Bu yüzden ritm ögesine dayalı fotoğraflarda ışık seçimi önem taşır. Ve çokluk bu fotoğraflarda ritm kadar ışık ögesi de baskındır. Ritm+keskinlik: Ritme dayalı bir fotoğrafta ögelerin hepsinin eşit kesinlikte olması önemlidir. Bu yüzden bu ögelere dayalı fotoğraflarda sınırsız kesinlikte kullanılmalıdır. Ritm+şema: V şeklinde dizilmiş bir uçak veya göçmen kuş filosunda şema ve ritm birbirinden güç alan komşu ögelerdir.

40 Ritm+hareket izlenimi: Hız ve hareket izlenimi fotoğrafta hareket netsizliği ile ifade edildiği gibi stroboskobik çekimlerle, hareketin analitik tesbiti ile de verilebilir. Bu tür çekimlerde hareket çok sayıda eşdeğer ve eşit aralıklı görüntü ile verilir. Yapay ritm etkisi veren filtreler: Bunlar prizmatik filtrelerdir eş merkezli veya lineer çok sayıda yüzey yardımı ile tek bir öge çok sayıda ritmik öge haline getirilir. Aynı teknikle yapılan hız filtreleri ile de hız ve hareket izlenimine benzer yapay görüntüler elde edilebilir.

41

42

43

44 Sadelik Fotoğrafa ulaşmanın yolu çıkarımsaldır. Çoğu kez etrafımızda o kadar fazla gereksiz ayrıntılarla uğraşıyoruz ki sadece sıkıldığımız için yalınlaşıyor ya da içinde bulunduğumuz ortamı kabullendiğimiz için yalınlıktan hoşlanıyoruz. Kadrajımızda sadeliği yakalamanın belli yolları vardır. Bunlardan birkaçı konuyla aramızda olan mesafeyi azaltmak veya odak uzaklığını büyütmek, alan derinliğini azaltmak ve konu karşısında sabırla sadeliği yakalamak. Ünlü heykeltraş Rodin söylediği bir sözle bu konuyu çok iyi açıklamıştır. “Ben mermerin heykele benzemeyen taraflarını yontuyorum, ve geriye heykel kalıyor.” demiştir.

45

46 Doku Doku, bir nesneyi nesne yapan bir özelliktir. Bizim bugüne kadar hissettiğimiz bütün cisimler dokularıyla vardır ve dokuları olduğu sürece biz onları tanımaya devam edeceğiz. Fotoğrafta da bu özelliği nesneyi izleyiciyi yormadan tanıtabilmek için kullanmaktayız. Dokuyu, gerek çekimlerde olsun, gerekse de baskı esnasında olsun basit kontrast teknikleriyle de çıkarmamız mümkündür. Ayrıca dokuyu abartmak bizim gündelik hayatta hissettiğimiz üç boyutlu dokuyu iki boyutlu zeminde gerçekliğe yaklaştırmamızı sağlayacaktır. Dokuyu ön plana çıkarmak ortamda bulunan ışık-gölge etkisiyle de ilgilidir.

47

48

49 Hareket ve Farklı Bakış Açıları
Hepimiz, dünyanın dönüş hızına ve yerçekiminin dayanılmaz baskısına alışmışız. Neden dayanılmaz baskı dediğimi merak etmişinizdir. Bunun nedeni bu baskının farkında olduğumdan değil, fotoğrafın bana bazı gerçekleri anlatmasından kaynaklanmaktadır. Fotoğraf bana bunu nasıl anlatır? Haraket ve farklı bakış açıları için insan usunun ve bedeninin de bazı sınırları vardır. Örneğin hızlı giden bir araç lastiğinin belirli bir hıza geldiğinde geri dönüyormuş gibi gözükmesi ya da hızla aşağı düşen bir hız oyuncağında bütün kanınızın çekiliyor gibi veya çok yüksek irtifadan baktığınızda düşücekmiş gibi hissetmeniz sınırlarımızın birkaçıdır. Fakat fotoğraf bu duygularının hiçbirini size yaşadığınız gibi hissettirmez. İşte fotoğraf, burada, bizim tek amacımız olan izleyici üzerinde bir etki oluşturmak için önemlidir. Bu etkinin oluşma nedeni bizim hiçbir zaman duyularımızla hissedemeyeceğimiz hızları ve açıları bize iki boyut üzerinde kitap okur gibi izlettirmesinden kaynaklanmaktadır.

50


"ÇEVRE VE ALGI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları