Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Zeynep Gökçe KÖSEOĞLU Burak GERÇEK. Kaynak bağımlılığı teorisi; 1967’de James Thompson tarafından öne sürülmüş daha sonra Aldrich, Pfeffer ve Salancik’in.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Zeynep Gökçe KÖSEOĞLU Burak GERÇEK. Kaynak bağımlılığı teorisi; 1967’de James Thompson tarafından öne sürülmüş daha sonra Aldrich, Pfeffer ve Salancik’in."— Sunum transkripti:

1 Zeynep Gökçe KÖSEOĞLU Burak GERÇEK

2 Kaynak bağımlılığı teorisi; 1967’de James Thompson tarafından öne sürülmüş daha sonra Aldrich, Pfeffer ve Salancik’in yapmış olduğu çalışmalarla geliştirilen bir yaklaşımdır

3 Kaynak Bağımlılığı teriminin, bu çalışmalarda belirtilen fikirlerin bir araya getirilerek yeni bir yaklaşımı ileri sürmek üzerine ilk kez kullanımıysa Aldrich ve Pfeffer’ın 1976 yılında yayınladıkları yazıda görülmüştür

4 Bu bakış açısının yaygınlaşması, Örgütler ve bireyler üzerindeki etkilerin artması Pfeffer ve Salancik’in 1978 yılında yazdıkları “Örgütlerin Dışarıdan Denetimi: Kaynak Bağımlılığı Bakış Açısı” isimli kitaplarının yayınlanmasıyla olmuştur.

5 KAYNAK BAĞIMLILIĞI TEORİSİ’NE KAVRAMSAL BAKIŞ

6 Literatürde üç farklı yönüyle ele alınmaktadır: Örgütlerin çevreye bağımlılığı ve buna cevaben ne yaptıklarıyla ilgili varsayımlarda bulunan yaklaşım Örgüt içi ilişkileri bir güç ve bağımlılık sistemi olarak ele alan yaklaşım Örgütlerin (çevre karşısındaki) girişimci ve şekillendirici rolü üzerine odaklanan, örgütün önemsenişini ifade eden yaklaşım

7 KBT üç temel kuramsal temaya dayanmaktadır: Açık sistem anlayışı Örgüt düzeyinde sosyal mübadele kuramı Örgüt içindeki birey ve grupların farklı tercih ve amaçlar peşinde koşmaları nedeniyle örgütlerin koalisyon olarak tanımlanması yaklaşımı

8 Açık sistem; Çevresindeki diğer sistemlerden sürekli girdi alıp bu girdileri bazı süreçlerden geçirdikten sonra yine çevreye aktaran, böylelikle de çevreyle sürekli ve karşılıklı etkileşim halinde olan sistemdir.

9 Sosyal mübadele; Kıt kaynak ihtiyaçları başka örgütlerden temin edilmektedir. KBT’nde kurulan bağlar eşit şartlarda olmasa da ilişkilerin gönüllülük esasında yürütüldüğü fikrinden hareket edilmektedir. Ancak eşit şartlar altında olmayan ilişkiler nedeniyle bağımlılık ve güç ilişkileri ortaya çıkacaktır.

10 Koalisyon kavramı; Birey ve grup olarak bir örgütle ilişkisi olan herkes, örgütü kendi çıkarları doğrultusunda etkileme gayreti içerisindedir. Böylece örgütlerin belirli amaçları gerçekleştirmek için akılcı bir vasıta oldukları ve amaçların tüm paydaşlar tarafından paylaşıldığı şeklindeki anlayış benimsenmemekte, bunun yerine çoğulcu ve esasen siyasi temelli bir bakış açısı bulunmaktadır.

11

12

13 ÖRGÜT VE ÇEVRE

14 Örgütlerin esas kaygısı varlıklarını sürdürebilmektir Çevreyle ilişkilerde istikrar önemlidir çünkü kaynak temininde yaşanabilecek zorluklar örgütlerin varlığını tehdit edebilecektir Örgütler için başarı; faaliyetleriyle ilgili olarak birey, grup veya örgütlerin taleplerine karşılık verebilmesiyle ölçülmektedir Başarı peşinde koşan örgütler, aynı zamanda özerkliklerini de koruma gayretindedirler

15

16 Örgütler kendi ihtiyaçlarına göre çevrelerindeki kaynakları değerlendirir, varlıklarını sürdürebilmek ve daha iyiye taşıyabilmek için gereken kaynak akışını garanti altına almaya çalışırlar.

17 Her örgüt için kullanılan girdilerin çeşitliliği, taşıdığı önem, temin edilebilirliği aynı değildir. Bazı girdiler örgütlerden örgütlere farklı olabilir ve farklı önemler taşıyabilir.

18 Günümüz şartlarında örgütlerin hayatta kalabilmeleri kolay bir durum değildir Böylelikle örgütler için başarı, amaçlara göre değil, faaliyetleriyle ilgili grup veya örgütlerin taleplerine karşılık verebilme derecesi şeklinde tanımlanmış olmaktadır.

19 Örgütler karar ve hareketlerinde serbestliğe sahip olmak isterler. Çevre unsurlarının taleplerine boyun eğmek zorunlu hallerde gösterilebilecek bir davranıştır

20 Örgütlere göre çevre, örgüt için önemli olan kaynaklara sahip olan taraflar topluluğudur. Kaynak ihtiyacı, örgütleri çevreye bağımlı hale getirir.

21 Çevre belirsizdir ancak çevrenin önemi örgütün peşinden koştuğu kıt kaynakları barındıran yer olmasından kaynaklanır. Örgüt için çevreden kaynak edinme ihtiyacı tek başına çevreyi önemli kılmayıp, önemli olan kaynak sağlamak için kurulan ilişkilerin bağımlılık hali yaratabilmesidir.

22 Kurum için bazı girdiler daha kolay ulaşılabilir ve temin edilebilirken bazıları ise daha kritik öneme sahip, ulaşılması ve temin edilmesi daha zor kaynaklar olabilir

23 Örgütler, algılamalarına göre çevreyi kendilerine göre “canlandırırlar” ve buna uygun hareket ederler Çevrenin etkisi tümüyle kısıtlayıcı değildir, örgütlerin seçim yapma olanakları vardır KBT’ne göre çevre belirsizlik ve bağımlılık yaratan çevresel bir unsurdur Örgütler çevreye uyum davranışı gösterebilecekleri gibi, çevreyi yönetmek için çeşitli stratejiler de uygulayabileceklerdir

24 KBT’nde belirsizlik, gelecekteki durumların ne ölçüde önceden görülemediği ve doğru olarak tahmin edilemediği şeklinde tanımlanmaktadır Yoğunlaşma, kaynakların kıtlığı ve örgütlerin birbirleriyle bağlantılılığı belirsizliği tetikleyen ana unsurlardır Belirsizlik tek başına bir sorun değildir, kritik kaynakların temin edilmesi durumlarında önem kazanmaktadır

25 Bağımlılığı etkileyen faktörler Başka bir çevresel unsurla yapılan alışveriş veya alışverişe konu kaynağın örgüt için önemi  Alışverişin girdi ve çıktı üzerindeki payı  Örgütün faaliyetlerini sürdürmesinde kaynağın rolü Kaynağa erişimde seçeneklerin sınırlı olması Bağımlılığın doğması için her iki faktöründe olması gerekir

26 Bağımlılık karşılıklı bir nitelik taşır, ilişkilerin tarafları birbirlerine bağımlıdır Tarafların birbirlerine bağımlılığı eş düzeyde veya dengeli olmayabilir Bağımlılığı az olan taraf ilişkide güçlüdür, karşı tarafının kararlarını ve davranışlarını kendi çıkarı doğrultusunda etkileyebilir Dışsal taleplere itaat etmek, örgütlerin sadece mecbur kaldıklarında yapacakları bir davranıştır.

27 Örgütlerin çevreyle olan ilişkilerini düzenlemek için uygulayacakları tüm stratejiler; diğer kimi yaklaşımlarda savunulduğu gibi kar ve verimlilik maksimizasyonu amacıyla değil, bağımlılıklarını yeniden yapılandırma çabasından kaynaklanmaktadır

28 Gerekli olan zorunlu kaynak ihtiyaçları, örgütleri çevreye bağımlı hale getirerek örgütün yapısını ve davranışlarını belirler.

29 Çevrenin örgüt üzerindeki etkisi yüksek veya düşük olabilir. Her örgüt aynı oranda çevreye bağımlı değildir.

30 Modaya uygun oyuncak üretimi yapan bir firma çevresine oldukça bağımlı ve kısa süreli değişikliklerle karşı karşıya kalırken, tuz üretimi yapan bir firma, daha az bir değişiklikle konumunu yıllarca muhafaza edebilir.

31 ÖRGÜT İÇİ GÜÇ DENGELERİ VE İNSAN FAKTÖRÜ

32 Kaynak bağımlılığı kuramı için önemli olan bir diğer unsur ise örgüt içindeki güç dengeleridir. Bu teoriye göre, işletmenin ihtiyaç duyduğu önemli ve kritik kaynakların temin edilmesinde rol oynayan birey ya da gruplar, örgüt içinde daha fazla güç sahibi olacaklardır.

33 Organizasyonlar için kritik olan kaynakların en kolay şekilde temin edilmesi için gerekli örgüt yapısının oluşturulması ve kişilere bu konuda yetki ve sorumluluk verilmesi güç dengelerini oluşturur.

34

35 Yöneticiler ne tamamen örgütün kaderini belirleyebilir ne de çevreye karşı acizdir. Yöneticinin sonuçlara etkisi bir değişkendir Bağımlı oldukları çevre dinamiklerini etkilemedikleri sürece yöneticilerin örgüt içerisindeki işlevleri semboliktir. Çevreyle ilgili iki rolü vardır: (1) Dışarıdan gelen baskı ve talepleri değerlendirip, örgütün nasıl uyum sağlayabileceğini belirleyerek uygulamaya geçmek (2) Çevreye yön ve şekil verecek hareketlere girişmek Yöneticilerin seçimleri de çevresel faktörlere bağlıdır. Gerekli yönetici özellikleri çevre tarafından şekillendirilmektedir

36 Bir beysbol takımında maçların kötü gitmesi sonucunda hemen hemen her şeyin aynı kalmasına rağmen, antrenör ilk olarak değiştirilenler arasındadır

37 Kaynak bağımlılığı yaklaşımı, yöneticilerin çevrelerini ve kullandıkları girdileri sürekli olarak değerlemeleri ve kritik girdilerin teminini güvence altına almaları için organizasyon içinde bir takım değişiklikler yaparak diğer işletmelerle çeşitli düzey ve şekillerde işbirliğine gireceklerini öngörmektedirler.

38 KBT; İnsan Kaynakları Yönetimi ile örgütsel strateji ve performans arasındaki ilişkileri açıklamaya yönelen araştırmalar üzerinde en ağırlıklı etkiye sahip kuramlardan birisidir. Kaynak Bağımlılığı Teorisi içinde tanımlanan rekabetçi üstünlükler, örgütsel strateji ve örgütün içsel kaynakları ile ilişkilendirilmektedir.

39 Bir organizasyonun varlığını oluşturmak, devam ettirmek, daha da geliştirmek ve bu süreçleri uygulamak için gerekli diğer kaynakları temin etmekte rol oynayan en önemli unsur insandır.

40 KAYNAK BAĞIMLILIĞININ YÖNETİLMESİ

41 İzlenecek stratejilerin üç nedeni: Deneyimlenen mevcut kaynak bağımlılığını aşmak  Kritik kaynakların mülkiyetini ele geçirmek  Kritik kaynakları kontrol ederek bunlara erişimi sınırlandırmak Olası bir kaynak bağımlılığınına karşı önlem almak Pazarda güç kazanarak, işletmenin varlığını uzun süreli sürdürmesini, istikrarı ve rekabet üstünlüğünü sağlamak

42 Çevreyle ilişkilerin yönetilmesinde örgütlerin izleyebilecekleri genel olarak iki yol vardır: Çevrenin veri olarak alınması ve buna uygun davranılması Çevreyi örgüt çıkarlarına ve imkanlarına uygun şekilde değiştirmeye çalışmak Bunlardan hangisine yöneleneceği, kaynak bağımlılığının şekline ve derecesine göre değişecektir.

43 Yalın olarak uyum davranışı sergilemek, örgütün çevrenin taleplerine boyun eğmesi anlamına geleceğinden zorunlu hallerde kabullenecek bir yaklaşımdır. Örgütler kendilerini çevreye uyumlaştırırken bile kendilerini bir miktar koruyacak ve hareket serbestisi sağlayacak; stok tutma, uzun vadeli sözleşmeler imzalama, çevresel unsurlar göz önüne alınarak yöneticilerini belirleme gibi iç önlemlere başvururlar

44 Özellikle zorlayıcı çevre koşullarında, hem örgütü hem de çevreyi şekillendirmeye yönelik olarak atılabilecek adımlar üçe ayrılmıştır: 1. Bağımlılıklarının yapısını değiştirme 2. Örgütler arası eşgüdümü artırma 3. Siyaseti ve kamu kuruluşlarını etkileme

45 Bağımlılıkları değiştirmenin dört şekli vardır: Geri veya ileri dikey entegrasyon Yatay entegrasyon Faaliyetlerin çeşitlendirilmesi İçsel büyüme

46 Dikey entegrasyonla örgüt kendisi için hayati kaynakları bünyesine katmaktadır Geri dikey entegrasyonla üretim girdileri üzerinde denetim sağlanır İleri dikey entegrasyonla üretim çıktıları üzerinde denetim sağlanır Dikey entegrasyon, bağımlılığın niteliğinin değiştirilmesine olanak sağlar

47 Rakiplere yöneliktir, rakipler aynı çatı altında birleşirler Birleşen örgütler, girdi ve çıktı alışverişi içinde olduğu diğer örgütler üzerinde üstünlük kuracaklardır Örgütler, rakip olarak birbirleri için yarattıkları belirsizliklerden kurtulacaklardır

48 Yatay entegrasyonla beklenen başarı sektördeki yoğunlaşmaya bağlıdır. Çok sayıda oyuncunun olduğu sektörde iki örgütün birleşmesinin etkisi sınırlı olacaktır. Benzer şekilde az sayıda işletmenin bulunduğu çevrede yatay entegrasyon yerine farklı alternatiflerle eşgüdüm ihtiyacı giderilebilir. Yatay entegrasyon, yoğunluğun orta seviyede olduğu sektörlerde etkili olacaktır.

49 Faaliyetleri tek bir alanla sınırlı olan örgütler ile Sermaye veya yasal kısıtlar nedeniyle dikey veya yatay entegrasyonların mümkün olmadığı durumlarda sık rastlanabileceği ileri sürülmektedir.

50 Büyüme ile alışveriş içerisinde olunan çevresel unsurlar üzerinde üstünlük kurulabilecektir Büyüme ile örgütlerin mevcudiyetlerini sürdürme olasılıkları artacaktır Büyük örgütler çok sayıda kişi ve grubu ilgilendirdiklerinden kolay vazgeçilemez hale gelmektedirler

51 Genel olarak üç şekilde ortaya çıkmaktadır: Ortak şirket kurma Örtüşen yönetim kurulu üyelikleri Resmi olarak dernek ve birliklere üye olma veya gayriresmi olarak kartel oluşturma

52 Kaynaklar, örgütler açısından işbirliği oluşumu için fırsat ve ihtiyaç yaratmaktadır. Örgütlerde bir ya da birden fazla kaynağa duyulan ihtiyaç, örgütlerin birbirleri arasında işbirliği yapmalarını sağlar. Bu sayede yönetimde belirsizlikler azalır ve örgütün kaynak bağımlılığını daha iyi bir şekilde yönetilmesi sağlanır.

53 Aralarında eşgüdüm sağlanacak piyasa oyuncularının dağınık olması ve bu nedenle çevreyle ilişkileri düzene sokmada önceden anlatılan yöntemlerin yeterli olmaması örgütleri bu seçeneğe yönlendirebilmektedir. Devletin ekonomik hayata yaptığı müdahalenin üzerlerindeki etkisine göre, örgütler tek başlarına veya toplu olarak siyaseti etkileme çabasına girebilirler

54 TEŞEKKÜRLER


"Zeynep Gökçe KÖSEOĞLU Burak GERÇEK. Kaynak bağımlılığı teorisi; 1967’de James Thompson tarafından öne sürülmüş daha sonra Aldrich, Pfeffer ve Salancik’in." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları