Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Araştırma Yöntemi Belirleme Nitel- Nicel Yaklaşımlar.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Araştırma Yöntemi Belirleme Nitel- Nicel Yaklaşımlar."— Sunum transkripti:

1 Araştırma Yöntemi Belirleme Nitel- Nicel Yaklaşımlar

2 Araştırma yapmanın amacı bilgiye ulaşmaktır. Bilimsel araştırmalarda ise amaç, araştırmanın başında sorulan soruya, yani araştırma problemine cevap oluşturabilecek güvenilir ve geçerli bilgiye ulaşmaktır. Bu bilgiye ulaşmak için izlenecek yola genel olarak ‘yöntem’ adı verilir. Sosyal bilimlerin bir disiplini olan sosyolojide yürütülen araştırmalar çeşitli toplumsal olgu ve olayların biçimini, dinamiklerini ve karşılıklı etkileşimlerini bilimsel yöntemler kullanarak incelemeye, bu olgu ve olaylara ilişkin güvenilir ve geçerli bilgiye ulaşmaya çalışan araştırmalardır. Peki bu bilgiye ulaşmak için nasıl bir yol izlemek gerekir?

3 Yöntem konusu, sosyal bilimlerdeki tartışmalı alanlardan biridir. Bununla birlikte, sosyal bilimlerde kullanılan araştırma yöntemlerinin temel olarak ikiye ayrıldığını söylemek mümkündür. Bunlar: (a) Sosyal bilimlerde doğa bilimlerinde kullanılan araştırma yönteminin kullanılması gerektiğini savunan, Pozitivist yaklaşıma dayanan, toplumsal olgular arasındaki nedensellik ilişkisini açıklamayı amaçlayan, hipotez sınamaya yönelik olan, toplumsal olguların bütünü hakkında bilgi elde etmek için bu olguyu parçalara ayırıp parçaları inceleyen, verileri sayısallaştırarak çözümleme ve bulgularını genelleme eğiliminde olan nicel araştırma yöntemi ve (b) Sosyal bilimlerin doğa bilimlerinde kullanılan yöntemden ayrı, kendine özgü bir yöntemi olması gerektiğini savunan, yorumlayıcı yaklaşıma dayanan, toplumsal olguları parçalarına ayırmadan, kendi bağlamları içerisinde bir bütün olarak anlamayı ve derinlemesine bir kavrayışa ulaşmayı amaçlayan, verileri sayısal göstergelere indirgemeyen, bulgularını genelleme eğilimi taşımayan nitel araştırma yöntemidir.

4 Bu iki yöntem, dayandıkları temel varsayımlar, araştırma sürecinde araştırmacının rolü, araştırma sürecinin esnekliği, kullanılan veri toplama ve veri çözümleme teknikleri açılarından birbirinden son derece farklıdır. Yöntem seçimi, toplumsal dünyanın ve toplumsal olguların nasıl algılandığını, araştırma probleminin nasıl biçimlendirileceğini, verilerin hangi yollarla toplanacağını, nasıl çözümleneceğini ve yorumlanacağını belirlediği için araştırmalarda uygun yöntemin seçilmesi son derece önemlidir. Hangi araştırma yönteminin seçileceği ise (a) Araştırmanın amacına ve problemine, (b) Araştırmacının teorik bakış açısına, (c) Elde edilmek istenen bilgi düzeyine, (d) Ekonomik ve teknik olanaklar ile insan kaynaklarına, (e) Araştırmacının deneyim ve becerilerine bağlıdır.

5 Sosyal bilim literatüründe araştırma yöntemi, araştırma teknikleri, araştırma tasarımı/deseni kavramlarının içeriği de tartışmalı konulardan biridir ve bu nedenle bu kavramların birbiri yerine kullanıldığına sıklıkla rastlanmaktadır. Araştırma yönteminin bilgiye ulaşmak için kullanılan yol olduğunu belirtmiştik. Araştırma teknikleri ise bu yolda kullanılacak araçları, veri toplama ve çözümleme tekniklerini ifade etmektedir. Örneğin anket, nicel araştırma yönteminde kullanılan araştırma tekniklerinden biridir. Araştırma tasarımı ise araştırmanın amaçlarına nasıl ulaşılmasının planlandığını, hangi yöntem ve tekniklerin seçildiğini, bunların nasıl kullanılacağını gösteren, araştırmanın her aşamasının nasıl gerçekleştirileceği hakkında bilgi veren bir plandır. Diğer bir deyişle araştırma tasarımı araştırmada hangi veri toplama tekniklerinin ve araçlarının kullanılacağını, verilerin nereden, kimlerden ve nasıl toplanacağını, nasıl işleneceğini ve çözümleneceğini belirten, araştırmanın çeşitli aşamalarını bir arada tutan bir taslaktır.

6 Anket, gözlem, mülakat, literatür taraması vb. gibi yollarla toplanan verilere “ham veri” denilir. Ham verilerin işlenerek, onlara bir anlam yüklenmesine ise “veri analizi” denir. Bir diğer ifadeyle, veri analizi yardımıyla toplanan verilerin araştırma sorusu bağlamında ne ifade ettiği ortaya konmaya çalışılmaktadır. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 6

7 Ham veriler, belirli kontrollere tabi tutulmadan ve üzerlerinde gerekli düzenlemeler yapılmadan analiz için uygun olmayabilir. Kontrol ve düzetme yapılmadan işleme tabi tutulan verilerden elde edilen sonuçların hatalı olma ihtimali çok yüksektir ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurma ihtimali yüksektir. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 7

8 Ham veri üzerinde yapılacak çeşitli işlemlerle olası hataların asgariye indirilmesi veya en azından bazı hataların ortadan kaldırılması sağlanmış olacaktır. Verilerin analize hazırlanması sürecinde ham veri üzerinde kontroller, düzenlemeler ve değişiklikler genellikle, veri saflaştırma, veriye masaj yapma, veri hazırlama veya veri temizleme gibi değişik isimler altında anılmaktadır. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 8

9 Ölçme, önceden belirlenmiş kurallara göre nesnelere ve objelere sayılar atfetme olarak tanımlanabilir. Sosyal bilimlerde saha çalışması neticesinde toplanan veriler genellikle ölçülmek istenen gerçek değerleri yansıtmayabilir. Bu sebeple istatiksel analizlerde saha çalışmasından elde edilen verilerin iki ana kısımdan meydana geldiği varsayımı yapılmaktadır. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 9 Ölçme hataları

10 Bunlardan birincisi ölçülmek istenen gerçek değer (G), ki araştırmacı bunu bulmaya veya tahmin etmeye çalışmaktadır. Diğeri ise hatalar (E) dır. Ölçme hatalarını ölçülmek istenen gerçek değerden sapmalar olarak da kabul etmek mümkündür. Dolayısıyla analizlerde ölçülen değerlerin gerçek değerler yanında hata payını da içerdiği varsayımı yapılarak değerlendirmeler yapılır. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 10

11 Literatürde, ölçme hataları çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. 1.Sistematik hatalar; aynı ölçüm şartları altında ölçülen değerleri her zaman aynı ve sabit bir şekilde etkileyen faktörlerden kaynaklanan hatalardır. (Mekanik hatalar veya sıralama hataları ) 2.Tesadüfi hatalar; ölçüm şartları ve deneğin durumuyla ilgili durumsal (rastgele) değişikliklerden kaynaklanan hatalardır. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 11

12 Buna göre ölçülmek istenen gerçek değere ulaşılmak isteniyorsa, ölçümde yer alacak olan hata teriminin sıfır olması gerekmektedir. Ancak bu pratikte mümkün değildir. Çünkü, hem bir çok hata kaynağının kontrol altında tutulması mümkün değildir, hem de çoğu zaman hatanın kaynağını dahi görmek mümkün değildir. Bu sebeple, özellikle sosyal bilimlerde hemen hemen her ölçünün belirli derecede hata içerdiği kabul edilmektedir. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 12

13 Araştırmacının amacı ve gayretleri olası hataları önlemeye veya en aza indirmeye çalışmak yönünde olmalıdır. Araştırmalarda yapılan hataların kaynakları çok çeşitli olabilir, bunlar; – Deneğin karakteri, – Geçici veya kısa süreli kişisel faktörlerde değişme (sağlık, duygu, meşguliyet vb) – Örnekleme ve ölçeklerden kaynaklanan hatalar, – Durumsal faktörler (gürültü, başkalarının varlığı vb) – Mekanik faktörler (silik yazı, anlaşılmayan sorular vb) – Anketin uygulanmasıyla ilgili faktörler (mülakatçı yönlendirmesi) gibi olabilir. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 13

14 Bir başka sınıflandırmaya göre saha çalışması kaynaklı hataları iki grup altında incelemek mümkündür. 1.Örnekleme hataları; bu tür hatalar saha çalışmasında bilgi kaynağı olan deneklerin veya görüşme yapılan kişilerin araştırmanın ana kütlesini yeterince iyi temsil edememesinden kaynaklanan hatalardır. (örneğin, ana kütle Bartın üniversitesi öğrencileri ise, sadece, İİBF işletme bölümü 1. sınıfa anket uygulanması örnekleme hatası olur) Doç. Dr. Alper AYTEKİN 14

15 2- Örnekleme dışı hatalar; örnekleme dışındaki tüm hata kaynaklarına bağlı hataları kapsamaktadır. Bunlar; Soru soruş tarzı, Deneklerin ilgisizlikleri ve isteksizlikleri Anketörlerin denekleri etkilemesi Kullanılan ölçeklerin uygun olmaması Uygun olmayan cevap seçenekleri Anketin eksik doldurulmuş olması Verilerin bilgisayara yanlış aktarılması Kodlama hataları Yanlış analiz teknikleri vb. gibi hatalardır. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 15

16 Titiz bir araştırma dizaynı, uygun bir metedolojinin takibi ve etkin bir veri hazırlama sürecinin uygulanması ile yukarıda sayılan örnekleme dışı (sistematik) hataların önemli bir kısmının engellenmesi mümkün olacaktır. Ancak, araştırmacılar tarafından bu süreçlere gerekli özen gösterilmediğinden, önlenmesi muhtemel bir çok hatanın analiz sonuçlarını olumsuz etkilemesi söz konusu olabilmektedir. Doç. Dr. Alper AYTEKİN 16

17 Nicel Genel özellikleri açısından nicel araştırmalar önceden oluşturulmuş olan hipotezleri sınamak amacıyla geniş çaplı örneklemlerden nicel veriler toplayan, bu veriler aracılığıyla toplumsal olgu ve olaylar arasındaki neden sonuç ilişkilerini ortaya koyarak toplumsal düzenin kanunlarını keşfetmeyi amaçlayan, verilerini istatistiksel olarak çözümleyen ve bulgularını genelleme amacı taşıyan araştırmalardır. Nicel araştırma, sosyal olguların da fiziksel olguların incelendiği yöntemle incelenmesi gerektiğini savunan pozitivist bilim anlayışına dayanır. Pozitivist bilim anlayışına göre toplumsal olgular toplumsal, tarihsel ve kültürel bağlamdan büyük ölçüde bağımsızdırlar. Nasıl fiziksel gerçekler insanlardan bağımsız olarak var oluyorsa, sosyal gerçeklik de, bireylerin öznelliğinden ve bilincinden bağımsız olarak var olur. Diğer bir deyişle toplumsal olgular, bireyin dışında kendilerine ait gerçekliği olan olgulardır.

18 Pozitivist bilim anlayışına göre öz ve biçim aynıdır, bu nedenle olguların sadece görünen yönlerinin incelenmesi yeterlidir. Toplumsal olgular kültüre ve zamana bağlı olarak değişmeyen, evrensel ve büyük ölçüde durağan olgulardır ve insanların öznelliğinin, anlam dünyalarının dışında, ‘dışarıda bir yerde’ keşfedilmeyi beklemektedirler. Pozitivizme göre nasıl fiziksel dünyayı yöneten bir takım kanunlar varsa (mesela yerçekimi kanunu), toplumsal düzeni yöneten bazı toplumsal kanunlar da vardır. Diğer bir deyişle nicel araştırmaların dayandığı pozitivist bilim anlayışına göre toplumsal dünya gözlemlenebilir ve ölçülebilir olgulardan oluşmuştur. Kavramlar ölçülebilir değişkenlere indirgenebilir, değişkenler belirlenip sınırlandırılabilir ve değişkenler arasındaki ilişkiler ölçülebilir. Yine pozitivizme göre sosyal bilimin amacı da toplumsal olguların incelenmesi yoluyla bu kanunları ortaya koymaktır. Nicel araştırmalarda bu anlayış doğrultusunda toplumsal olgular arasındaki nedensellik ilişkilerini ortaya koyarak bu olgularla ilgili tahminlerde bulunmaya ve toplumsal dünyayı yöneten kanunları keşfetmeye çalışan araştırmalardır.

19 Nicel araştırmalarda tümdengelim ilkesi geçerlidir. Araştırma sürecinde önce veri toplayıp sonra bu verilerin gösterdiği özelliklere bakarak genel ilkelere ulaşılmaz. Önce değişkenler arasında belirli ilişkilerin olduğuna dair hipotezler kurulur ve gerçeğe, bu hipotezlerin sınanması yoluyla ulaşılmaya çalışılır. Bu amaçla araştırmada önce araştırma hipotezleri kurulur. Teorilerin sınanması için teorik önermelerin sınanabilir hipotezler halinde ifade edilmesi gerekir. Nicel araştırmalar toplumsal olguları toplumsal, tarihsel ve kültürel bağlamdan bağımsız, nispeten evrensel olgular olarak gören bir anlayışa dayandığı için araştırmalarda elde edilen bulguların aynı konuda yapılacak başka araştırmalarda da elde edilmesi beklenir. Bu yüzden ‘güvenirlik’, nicel araştırmalarda son derece önemlidir. Güvenirlik, bir ölçme aracının ayrı ayrı ölçümlerde benzer, kararlı sonuçlar elde etme yeteneği ya da araştırma tekrarlandığında benzer bulguların elde edilme derecesidir. Nicel araştırmalarda araştırmacı toplumsal olguları dışarıdan, tarafsız ve nesnel bir şekilde inceler, araştırma konusunun dışında kalmaya çaba gösterir. Araştırmacının rolü, standartlaştırılmış ölçüm araçlarını kullanarak sayısal olarak ifade edilebilecek verileri toplamak ve bu verileri istatistiksel olarak çözümleyerek sonuçları açıklamakla sınırlıdır.

20 Nicel araştırmalarda araştırmanın aşamalarından ilki araştırma konusunun belirlenmesidir. Daha sonra araştırma problemi oluşturulur ve araştırma hipotezi ya da hipotezleri kurulur. Takiben veri toplamak için kullanılacak teknikler belirlenir ve araştırmanın örneklemi seçilir. Seçilen veri toplama teknikleri ile örneklemden veri toplanır. Ardından toplanan veriler istatistiksel olarak çözümlenir ve araştırma hipotezleri sınanır. Son olarak bulgular yorumlanır ve araştırma raporu yazılır. Nicel araştırmalar bütünün parçaların toplamından ibaret olduğu, daha farklı ya da daha fazla bir şey ifade etmediği varsayımına dayanırlar. Bu nedenle de bu araştırmalarda toplumsal olgu ve olayları açıklamak için olgu ve olaylar parçalarına ayrılır, bu parçalardan elde edilen bilgi bütüne genellenir. Diğer bir deyişle nicel araştırmalarda tümdengelim ilkesi geçerlidir.

21 Araştırma sürecinde önce veri toplayıp sonra bu verilerin gösterdiği özelliklere bakarak genel ilkelere ulaşılmaz. Önce değişkenler arasında belirli ilişkilerin olduğuna dair hipotezler kurulur ve gerçeğe, bu hipotezlerin sınanması yoluyla ulaşılmaya çalışılır. Bu amaçla araştırmada önce araştırma hipotezleri kurulur. Teorilerin sınanması için teorik önermelerin sınanabilir hipotezler halinde ifade edilmesi gerekir. Hipotezlerin kurulabilmesi için önce toplumsal olguları ifade eden kavramlar kesin olarak birbirinden ayrılabilir ve ölçülebilir nitelikte olan değişkenlere indirgenir; araştırmacı araştırma konusunu oluşturan toplumsal olguyu ölçülebilir olan ve diğer benzer durumlar için de geçerli olduğunu düşündüğü genel kategorilere böler. Daha sonra bu değişkenler arasındaki muhtemel ilişkilere dair hipotezler kurulur ve istatistiksel yollarla bu ilişkilerin varlığı, yönü ve şiddeti ölçülerek bu hipotezler sınanır. Diğer bir deyişle nicel araştırmalar gözlemlenebilir verilerle sınanabilecek, doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanabilecek bir hipotez kurmakla başlar. Araştırma hipotezlerinin sınanması, doğrulanması ya da çürütülmesi yoluyla teori de sınanmış olur.

22 Pozitivist bilim anlayışına göre toplumsal olgular içinde, bulundukları bağlamdan bağımsız, evrensel olgular olarak görüldüğü için nicel araştırmalar bulgularını genelleme eğilimindedirler. Çünkü nicel araştırmaların amacı hipotezleri sınama yoluyla sosyal olgular arasındaki nedensellik ilişkilerini açıklamak, bulgularını genellemek, böylece sosyal yaşamı düzenleyen kültürden ve zamandan bağımsız toplumsal kanunları ortaya koymak ve toplumsal olgu ve olaylar hakkında tahminlerde bulunmayı mümkün kılmaktır. Nicel araştırmalarda birey veya grupların ortak, genellenebilecek özellikleri aranır ve bulgular da genellenmeye çalışılır, çünkü toplumsal düzenin işleyişindeki genel kanunlar ancak bu şekilde ortaya çıkarılabilir.

23 Genelleme yapabilmek için de bu araştırmalarda geniş çaplı ve araştırma evreninin özelliklerini yansıtabilen, yani evreni temsil eden örneklemlerden veri toplanır. Örneğin, eğitim düzeyi ve suç işleme davranışı arasındaki nedenselliği açıklamaya çalışan nicel bir araştırma yapacağımızı düşünelim. Eğer verilerimizi sadece ilkokul ve ortaokul mezunlarından toplarsak, okuryazar olmayanlar, okuryazar olup herhangi bir diploması olmayanlar, lise ve üniversite mezunları kapsam dışında kalacaktır. Bu durumda araştırmamızın sonuçları eğitim ve suç arasındaki ilişkiyi yansıtmaktan uzak olacak, bulgular genellendiği takdirde de sosyal gerçeklik yanlış yansıtılmış olacaktır. Bu nedenle nicel araştırmalarda seçilen örneklemin evreni temsil etmesi son derece önemlidir.

24 Nicel araştırmalarda değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri etkileyebilecek çevresel koşullar kontrol altında tutulur ve toplumsal olgular mümkün olduğunca kontrollü bir ortamda incelenir. Böylece hipotezde yer almayan değişkenlerin incelenen olgu veya olayı etkileme olasılığı azaltılmış olur. Sosyal bilimlerde yapılan deneysel ve yarı-deneysel çalışmalar dış koşulları kontrol altında tutuma çabasını yansıtan tipik örneklerdir. Dış koşulları kontrol altında tutma çabası, toplumsal olguların kavranma biçimiyle ilgilidir, çünkü toplumsal olgular durağan ve evrensel olgular ise, o halde iki toplumsal olgu arasındaki nedensellik ilişkisi, sonuçları etkileyecek dış koşullar kontrol altında tutulduğunda her zaman aynı şekilde gözlemlenebilir.

25 Nicel araştırmalar toplumsal olguları toplumsal, tarihsel ve kültürel bağlamdan bağımsız, nispeten evrensel olgular olarak gören bir anlayışa dayandığı için araştırmalarda elde edilen bulguların aynı konuda yapılacak başka araştırmalarda da elde edilmesi beklenir. Bu yüzden ‘güvenirlik’, nicel araştırmalarda son derece önemlidir. Güvenirlik, bir ölçme aracının ayrı ayrı ölçümlerde benzer, kararlı sonuçlar elde etme yeteneği ya da araştırma tekrarlandığında benzer bulguların elde edilme derecesidir. Sosyal olgu ve olaylara ilişkin değişkenlerin ölçümünde ancak geçerliği ve güvenirliği sınanmış ölçüm araçları kullanılır.

26 Yüksek güvenirlik düzeyi elde etmek için ölçüm aracının, ölçüm sonuçlarını zamandan ve çevresel koşullardan etkilenmemesini sağlayacak şekilde tasarlanması ve tekrarlanan ölçümlerde aynı sonucu vermesi gerekir. Nicel araştırmalarda bulgular, aynı konuda yapılan başka araştırmalar tarafından tekrarlandığı takdirde doğru kabul edilir. Bunun nedeni, araştırmanın ortaya koymaya çalıştığı toplumsal kanunların evrensel olarak, bütün kültürlerde ve bütün toplumsal ve tarihsel bağlamlarda geçerli olması gerektiği anlayışıdır. Güvenirliği yükseltmek, araştırmanın tekrar edilebilirliğini sağlayabilmek amacıyla nicel araştırmalarda araştırma başladıktan sonra araştırma sürecinde, kullanılan tekniklerde, veri toplama araçlarında hiçbir değişiklik yapılmaz.

27 Başka bir deyişle araştırma süreci son derece katı bir şekilde yapılandırılır. Zaten araştırma hipotezle başladığı için nicel araştırmalarda araştırmacı ne aradığını kesin olarak bilir. Araştırma süreci araştırmanın başında en ince ayrıntısına kadar belirlenir ve veri toplama aşamasından itibaren araştırma probleminde ve veri toplama tekniğinde değişiklik yapılmaz. Araştırmacının araştırmanın amacı ya da bulgular hakkındaki düşünceleri nedeniyle araştırma sürecinde değişiklik yapması söz konusu olamaz.

28 Nicel araştırmalarda araştırmacı toplumsal olguları dışarıdan, tarafsız ve nesnel bir şekilde inceler, araştırma konusunun dışında kalmaya çaba gösterir. Araştırmacının rolü, standartlaştırılmış ölçüm araçlarını kullanarak sayısal olarak ifade edilebilecek verileri toplamak ve bu verileri istatistiksel olarak çözümleyerek sonuçları açıklamakla sınırlıdır. Bu nedenle araştırmaya katılan kişilerle etkileşime girmez, empati kurmaz, onları dışarıdan, nesnel araştırmacı kimliğini koruyarak gözlemler. Öznelliğinden sıyrılarak araştırma konusunu bilimsel yöntemin önceden belirlenmiş ilkeleri, süreçleri ve sınırları içinde nesnel olarak ölçmek ve açıklamakla yetinir.

29 Nicel araştırmalarda veriler sayısal olarak işlenir, istatistiksel yollarla analiz edilir ve istatistiksel terimlerle ifade edilir. Toplumla ilgili nüfus yoğunluğu, doğum oranları ya da bireylerin gelir düzeyleri gibi bazı veriler kendiliğinden sayısal niteliktedir. Bunun yanında, özü itibariyle sayısal olmayan bilgiler de sayısal olarak ifade edilebilirler, örneğin insanların küresel ısınmayla ilgili düşünceleri ya da tüketim davranışları, ilgili sorulara verdikleri yanıtların sayılmasıyla sayısal olarak ifade edilebilir. Nicel araştırmalarda bulgular değişkenler arasındaki istatistiksel olarak anlamlı olan ilişkilerin varlığının, yönünün ve şiddetinin ortaya konması ve açıklanması yoluyla sunulur. Bu yüzden nicel araştırma raporlarında istatistiksel göstergeler, tablolar, grafikler sıklıkla kullanılır.

30 Nitel Nitel araştırmalar, sosyal olguların fiziksel olguların incelendiği yöntemle değil kendine özgü bir yöntemle incelenmesi gerektiği anlayışını savunan yorumlayıcı yaklaşıma dayanır. Nitel araştırmalar toplumsal olguları parçalarına ayırmadan, bütüncül olarak kavramaya ve bu olgu ve olayları gerçekleştikleri toplumsal ve kültürel bağlam içerisinde, yaşayanların gözünden derinlemesine bir şekilde anlamaya çalışan araştırmalardır. Bu araştırmalar, toplumsal olgular arasındaki nedensellik ilişkilerini ortaya koymaya çalışan ve ‘ne, nerede, ne kadar’ gibi açıklamaya yönelik sorulara yanıt arayan nicel araştırmaların aksine toplumsal olgulara ilişkin derin bir anlayışa ulaşmayı amaçlayan ve ‘neden, nasıl’ gibi anlamaya yönelik sorular soran araştırmalardır.

31 ‘Nitel araştırma yöntemi’ kavramı da insanların sosyal dünyayı nasıl anladığını, deneyimlediğini, yorumladığını ve ürettiğini anlamayı amaçlayan nitel araştırmalarda izlenen tutum ve stratejileri ifade eder. Nitel yöntemle yürütülen araştırmalar, sosyal aktörlerin algılarını ve bakış açılarını anlamaya ve sosyal gerçekliği, bu bakış açısına göre ve inşa edildiği sosyal bağlam içinde, yani ‘içeriden bakarak’ yorumlamaya çalışırlar.

32 Nitel araştırmaların dayandığı yorumlayıcı yaklaşımın toplumsal gerçeklik anlayışı, pozitivizminkinden oldukça farklıdır. Pozitivizme göre toplumsal olgular bireylerin öznelliğinden bağımsız, bireylerin dışında, üzerinde ve ötesinde, dışarıda var olan ve keşfedilmeyi bekleyen olgulardır. Yorumlayıcı yaklaşıma göre ise toplumsal olgular birey ve grupların karşılıklı etkileşimi ile sürekli olarak inşa edilen, inşası sürekli devam eden olgulardır. Yorumlayıcı yaklaşım insanların anlamlı toplumsal eylemlerine odaklanır ve toplumsal olguların, insanların anlam dünyasında, birbirleri ile girdikleri karşılıklı etkileşim sürecinde inşa edildiğini varsayar. Pozitivizmden farklı olarak yorumlayıcı yaklaşıma göre öz ve biçim aynı olmayabilir, sosyal bilimlerin amacı biçimden ziyade ilk bakışta görülmese de bireylerin anlam dünyaları tarafından inşa edilen özü ortaya koymaktır. Bu nedenle nitel araştırmalarda ‘neden’ ve ‘nasıl’ sorularına yanıt aranır.

33 Yorumlayıcı yaklaşıma göre insanlar fiziksel ve toplumsal olguları birbirlerinde farklı şekillerde deneyimler, tanımlar ve anlamlandırırlar. Bu nedenle toplumsal olgular bütün toplumsal ve kültürel bağlamlarda evrensel olarak geçerli olabilecek sabit olgular değildirler. Toplumsal olgular etkileşim içindeki toplumsal aktörlerin (bireylerin) amaçlı eylemleri ile yaratılan, değişken, karmaşık ve belirsiz olgulardır, bu nedenle genellenemez ve tahmin edilemezler. Bu yüzden de olgular arasında sabit nedensellik ilişkileri kurulamaz. Bu yüzden nitel araştırmalar olgular arasında nedensellik ilişkisi kurmayı amaçlamazlar.

34 Bunun yerine insanların bakış açılarını ve sosyal gerçekliği nasıl inşa ettiklerini anlamaya, sosyal olguları derinlemesine ve ayrıntılı bir şekilde betimlemeye ve sosyal olgu ve olayları ve bunlar arasındaki karmaşık ilişkileri kendi bağlamı içinde yorumlamaya çalışırlar. Nitel araştırmalarda araştırma konuları nicel araştırmalar gibi toplumsal olguların ölçülebilir nitelikteki özellikleri değil, toplumsal aktörlerin anlamlı toplumsal eylemleridir. Bu nedenle nitel yöntemle yürütülen araştırmalar, sosyal aktörlerin algılarını ve bakış açılarını anlamaya ve sosyal gerçekliği, bu bakış açısına göre ve inşa edildiği sosyal bağlam içinde, yani ‘içeriden bakarak’ yorumlamaya çalışırlar.

35 Yorumlayıcı yaklaşıma göre bütün, parçaların toplamından ibaret değildir, daha fazlasını ifade eder. Bu yüzden nitel araştırmalar toplumsal olgular ve olaylar hakkında bilgi elde etmek için bu olgu ve olayları parçalarına bölerek değil, kendi bütünlükleri içinde anlamayı amaçlarlar. Dolayısıyla toplumsal olguları ifade eden kavramları ölçülebilir değişkenlere indirgemezler, çünkü yorumlayıcı yaklaşıma göre toplumsal olgu ve olaylar arasındaki ilişkiler kesin çizgilerle davranışlara ve ölçülebilir değişkenlere indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. Araştırma problemini oluşturan değişkenler birbirinden ve birbirlerinden kesin sınırlarla ayrıştırılamayacak kadar içiçe geçmiş durumdadırlar, birbirilerinden ayrı ayrı ele alındıklarında bütüne dair bir anlayış sağlayamazlar. Bu nedenle nitel araştırmada parçalara değil bütüne; yani değişkenlere değil, her biri kendine özgü olan olay ya da olgulara odaklanılır ve toplumsal olgular, olaylar ve eylemler tümevarımsal bir yaklaşımla incelenir.

36 Sosyal gerçeklik sosyal aktörler tarafından sürekli olarak yeniden inşa edildiği, akış halinde olduğu için nitel araştırmalar, sonuçları olduğu kadar süreçleri de anlamaya odaklanır; önceden belirlenmiş bir teori ya da hipotezle başlamazlar. Bu nedenle araştırma süreci önceden ayrıntılı şekilde belirlenmez, toplanan verilerin gösterdiği özelliklere göre araştırma probleminde ya da yöntemde değişiklik yapılabilmesini sağlayacak bir esneklikle tasarlanır, yani araştırma süreci esnektir. Örneğin nitel araştırmalarda her soru her katılımcıya aynı biçim ve sırayla sorulmak zorunda değildir. Araştırmacı, katılımcının verdiği cevaplar ışığında sorularını ayrıntılandırabilir, verilen cevabın nedenlerini öğrenmeye yönelik daha derinlemesine bilgi talep eden yeni sorular sorabilir. Eğer araştırma sonuçları belirli bir eğilimi göstermeye yetecek bulguları sağlıyorsa, araştırmacı bu bulgulara dayanarak bir hipotez ya da teori geliştirmeye çalışır.

37  Yorumlayıcı yaklaşıma göre toplumsal olguların, içinde inşa edildikleri, ait oldukları toplumsal ve kültürel bağlam içinde anlaşılması gerekir. Bu nedenle nitel araştırmalarda araştırmacılar inceledikleri toplumsal olgu veya olaylarla ilgili kişilerle kendi doğal ortamlarında doğrudan yüz yüze görüşür, onlarla etkileşime girer ve empati kurarlar.  Araştırmacı, incelediği toplumsal olguyu örneklemdeki kişilerin gözünden görmeye çalışır; bu nedenle bazı durumlarda bu kişilerin yaşadıkları deneyimleri kendisi de yaşar ve kazandığı deneyimleri ve bakış açısını, verilerin çözümlenmesi ve yorumlanması sürecinde de kullanır. Bu açıdan nitel araştırmalarda araştırmacının kendisi de bir veri toplama aracıdır.  Sosyal olguların içinde var oldukları ortama göre biçimlendikleri ve kendi bağlamları içerisinde anlaşılmaları gerektiği varsayımına dayandığı için nitel araştırmalarda incelenen sürece müdahale edilmez, çevresel koşullar kontrol altında tutulmaya çalışılmaz; toplumsal olgular kendi doğal ortamlarında ve kendi doğal akışı içinde incelenir.

38 Toplumsal olguların durağan ve evrensel olmadığı, içinde bulundukları bağ-lam çerçevesinde birbirinden farklı şekilde biçimlendikleri varsayıldığı için nitel araştırmalarda elde edilen bulgular başka ortamlara genellenmezler. Genelleme amacı taşımadığı için nitel araştırmalarda nicel araştırmalara oranla daha küçük örneklem gruplarıyla çalışılır. Toplumsal olay ve olguların deneyimlenmesindeki çeşitliliği ve farklılıkları ortaya koymaya çalıştığı için, sadece evreni temsil eden, genellenebilecek gruplar üzerinde değil, genel eğilimin dışında bulunan gruplar üzerinde de çalışılır.

39  Yorumlayıcı yaklaşıma göre toplumsal olgular sürekli olarak değişmekte olduğu ve belirli davranışlara indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğu için bu olgu ve olaylar önceden belirlenmiş standart bir ölçüm aracıyla kesin bir şekilde ölçülemezler. Toplumsal olgular arasında da sabit ve evrensel ilişkiler söz konusu olamayacağı varsayıldığı için aynı konuda yapılacak benzer nitel araştırmaların birbirilerinin bulgularını tekrarlamaları beklenmez.  Hem bu nedenle standartlaşmış ölçüm araçları kullanılmasına gerek yoktur, hem de standartlaşmış ölçüm araçları, yani herkese aynı şekilde aynı soruların sorulduğu araçlar nitel araştırmanın mantığına aykırıdır. Bu yüzden nitel araştırmalarda güvenirlik, nicel araştırmalarda olduğu kadar önemli değildir. Nicel araştırmalarda araştırma bulgularının doğruluğu güvenirlik katsayısı ile ölçülürken nitel araştırmalarda yapılan yorum ya da geliştirilen teori, çalışı-lan kişilere anlamlı geliyorsa ve diğer kişilerin de onların gerçekliğine girmesini ya da onları derin bir şekilde anlamasını sağlayabiliyorsa doğru kabul edilir.  Önemli olan araştırmanın tekrarlanabilmesini sağlayacak şekilde standart olması değil, araştırma konusunun en detaylı şekilde anlaşılmasını ve betimlenebilmesini sağlamaktır. Bununla birlikte, nicel araştırmalardaki güvenirlik gibi, nitel araştırmalarda da güven duyulabilirlik (trustworthiness) kriterleri aranır.

40  Nitel araştırmalarda araştırmacının kendisi veri toplama aracıdır, elde etmek istediği bilgiler, araştırmacıyla örneklemdeki bireyler arasındaki etkileşim süreci içinde toplanır. Araştırmacı ve katılımcı arasındaki bu etkileşim, nicel araştırmalarda olduğundan daha yakın ve kişiseldir. Nitel araştırmalarda ağırlıklı olarak açık uçlu sorular sorulur. Sorular açık uçlu olduğu için katılımcılar detaylı, özenli, uzun cevaplar verebilirler.  Araştırmacılar, katılımcının verdiği cevaplara göre sorularını çeşitlendirip ayrıntılandırabilir, verilen cevaplara yönelik yeni sorular sorabilirler. Dolayısıyla her katılımcıya tam olarak aynı sorular aynı sırayla sorulmayabilir. Bu da standart bir ölçüm aracının söz konusu olmadığı anlamına gelmektedir.

41  Bununla birlikte, araştırmacının öznel olması ya da katılımcılarla etkileşime girmesi, taraşı ve önyargılı olacağı anlamına gelmez. Nitel araştırmalarda da araştırmacılar verilerini önyargısız ve tarafsız bir şekilde toplamaya çalışırlar, ancak bu yaklaşıma göre toplumsal gerçeklik insanların etkileşimi sonucunda meydana geldiği için pozitivist yaklaşımda savunulduğu şekliyle saf bir nesnellik tam anlamıyla söz konusu olamaz.  Bununla birlikte nitel araştırmalarda da araştırmacılar araştırma konusunu gerçeğe uygun şekilde yansıttıklarını, bulguların kendi kişisel özelliklerinden, tercihlerinden ya da eğilimlerinden değil, gözlemlenen durumdan kaynaklandığını göstermekle yükümlüdürler.

42  Nitel araştırmalarda elde edilen veriler analiz edilirken istatistiksel yollar kullanılabilir ancak nicel araştırmalarda olduğu kadar ileri istatistiksel işlemler yapılmaz. Nitel araştırmalarda örneklem bütününün genel özelliklerini ortaya koymak ya da daha derinlemesine çözümleme yapmadan önce resmin bütünü görmek amacıyla aritmetik ortalama, yüzde, çapraz tablo gibi bazı betimsel istatistikler kullanılabilir.  Ancak nitel araştırmalarda elde edilen bulgular sayılara indirgenmez ve sayısal göstergelerle ifade edilmez. Bulgular aktarılırken ve yorumlanırken araştırma konusuyla ilgili elde edilmiş veriler mümkün olduğu kadar geniş bir şekilde okuyucuya aktarılır. Araştırma raporu yazılırken okuyucunun araştırma problemini katılımcıların gözünden, ‘içeriden’ görebilmesi ve anlayabilmesi amaçlandığı için raporlarda araştırma sürecinin bütün aşamaları ve gözlem ve görüşmelerin dökümü ayrıntılı bir şekilde aktarılır.

43  Bu özellikleri özetleyecek olursak nitel araştırmalar araştırmacıların araştırma problemi ve veri toplama konusunda esnek oldukları, katılımcılarla etkileşime girerek veri topladıkları, toplumsal olguları ve sosyal aktörlerin anlamlı eylemlerini kendi doğal bağlamları içinde ve yaşayanların kendi bakış açılarından inceleyen, inceledikleri konu hakkında ayrıntılı ve derin bir anlayışa ulaşmaya çalışan araştırmalardır.

44 Nicel ve Nitel Araştırma Yöntemlerinin Karşılaştırılması Nicel yöntemin de nitel yöntemin de kendine özgü güçlü ve zayıf yönleri vardır. Nicel yöntemin en güçlü yönleri şu şekilde sıralanabilir: Toplumun bütününde görülen özelliklerin, toplumda bir bütün olarak var olan yapı ve desenlerin incelenmesinde nicel yöntem güçlüdür, çünkü araştırma evreni düzeyinde genellenebilir nitelikte veriler sağlar. Nicel araştırmaların tekrar edilebilir nitelikte olması, bulguların başka araştırmacılar tarafından tekrarlanıp onaylanmasına olanak sağlar. Veriler standartlaştırılmış ölçüm araçları ile toplandığı için nesnelliği sağlamak nispeten mümkündür. Nitel araştırmalara oranla veri toplama ve veri analizi süreçleri daha kısa sürede tamamlanabilir.

45  Nicel yöntemin eleştirilen yönleri şöyle özetlenebilir:  insan davranışını, bu davranışı oluşturan sosyal ve kültürel bağlamdan soyutlaması, davranışların anlamını kavramayı mümkün kılacak zengin veriler sağlayamaması,  Neredeyse her konuyu ölçme ve sayısallaştırma eğilimi nedeniyle insan yaşamını sayılara ve soyut formüllere indirgemesi, bunun sonucunda elde ettiği bilgilerin gerçek hayatla ilgisinin kopmasına neden olması,  Teori ve hipotezde yer verilmemiş olan değişkenlerin etkisini göz ardı etmesi,  Bireylerin dışında var olan yapılara fazla odaklanarak sosyal olgularda bireylerin etkileşimi sonucunda meydana gelen değişimleri görememesi,  Sayısal verilerin istatistiksel çözümlemesinin sonuçların yönlendirilmesine, yanlış ya da eksik yorumlamaya izin vermesi,  Ölçüm aracı standart olsa bile, konu seçiminde ve bulguların yorumlanmasında araştırmacının değer yargılarından arınması ve tamamen nesnel olması mümkün olmadığı halde nesnelliği bir şart olarak görmesi.

46  Nitel yöntemin en güçlü yönleri şu şekilde sıralanabilir:  insan davranışının ve sosyal yaşamdaki değişim sürecinin kendi bağlamı içinde ve bütüncül olarak anlaşılmasını sağlayacak zengin ve detaylı veriler sunar.  insanların araştırma konusunu oluşturan durumu nasıl deneyimlediklerini bütün karmaşıklığı ile metne dökebilir.  insanların karmaşık veya çelişkili düşünce ve tutumlarını incelemek ya da araştırma konusu üzerindeki etkisi ilk anda doğrudan görülemeyen toplumsal, ekonomik ve kültürel faktörlerin etkilerini fark etmek açısından nitel yöntem avantajlıdır.

47  Nitel yönteme getirilen başlıca eleştiriler şunlardır:  Fazla öznel ve göreceli olması nedeniyle sonuçların araştırmayı yürüten araştırmacıya bağlı olarak değişebilmesi,  Sosyal olay ve olguları açıklamada sosyal aktörlerin düşünsel süreçlerine ağırlık vererek resmin daha geniş hâlini, yani sosyal olguları etkileyen ama sosyal aktörlerin bilgileri dışında işleyen süreçleri göz ardı etmesi,  Veri toplama ve çözümleme süreçlerinin çok fazla emek ve zaman gerektirmesi,  Elde edilen verilerin araştırma evrenine genellenememesi, sadece araştırmanın örneklemi için geçerli olması.

48 Bazı sosyal bilimciler, iki yöntemin de tek başına bütünüyle geçerli ve tamamen güvenilir veriler sağlayamayacağını ama her ikisinin de toplumsal yaşamı aydınlatan yönlerinin olduğunu belirtmekte, bu nedenle en faydalı olanın iki yöntemin de avantajlarından yararlanmak olduğunu ileri sürmektedirler. Bir araştırmada nicel yöntemin mi nitel yöntemin mi kullanılması gerektiği, daha önce de belirtildiği gibi, temel olarak araştırmanın amacına bağlıdır. Bununla birlikte araştırmanın kaynakları, olanakları ve zaman sınırlılığı da yöntem seçiminde etkilidir. Araştırmacı, her iki araştırma yönteminin güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olarak araştırma problemini, yani araştırmanın cevaplamaya çalıştığı soruyu cevaplamaya en uygun yöntemi seçmeli ve araştırmasını seçtiği yöntem çerçevesinde tutarlı bir şekilde tamamlamalıdır. Nicel ve nitel araştırmalarda kullanılan araştırma tekniklerine geçmeden önce nicel ve nitel araştırmaların temel özelliklerini bir tabloda karşılaştırarak özetlemek faydalı olacaktır.

49

50

51

52

53

54

55

56

57

58 Araştırma Teknikleri  Araştırma teknikleri, araştırma konusunu oluşturan olguya dair veri toplamak için kullanılan araçlardır. Nicel ve nitel araştırmalarda ihtiyaç duyulan verilerin biçimi ve niteliği birbirinden farklı olduğu ve bu veriler farklı şekillerde çözümlendiği için bu araştırmalarda kullanılan araştırma teknikleri de farklıdır.  Araştırmacılar nicel araştırmalarda nitel araştırma tekniklerinden, nitel araştırmalarda da nicel araştırma tekniklerinden faydalanabilirler. Ancak nicel araştırmaların temel verileri nicel araştırma teknikleriyle, nitel araştırmaların temel verileri de nitel araştırma teknikleriyle toplanır.

59 Nicel Araştırma Teknikleri Deney Gözlem Anket Survey Yapılandırılmış Görüşme

60 Nitel Araştırma Teknikleri Derinlemesine Görüşme Odak Grup Görüşme Yapılandırılmamış Görüşme Yarı Yapılandırılmış Gözlem Katılımsız Gözlem Katılımcı Gözlem Örnek Olay Yaşam Öyküsü Sözlü tarih Dokümantasyon İçerik Analizi

61 Deney Değişkenler arasındaki ilişkilerin önceden belirlenen hipotezlerin sınanması amacıyla kontrollü bir ortamda incelenmesine deney adı verilir. Deney, denek belirli bir bağımsız değişkene tabi tutulduğunda belirli bir olgunun ortaya çıktığını ve denek bu bağımsız değişkene tabi tutulmadığı takdirde bu olgunun ortaya çıkmadığını göstermelidir. Böylece neden sonuç ilişkisi ortaya konmuş olur.

62 Deneyde etkisi incelenecek olan değişkene bağımsız değişken denir. Bağımlı değişken, bağımsız değişkene tepki olarak değiştiği gözlenen, neden-sonuç ilişkisinde sonuç olan değişkendir. Bağımsız değişken ise bağımlı değişkeni etkileyen neden-sonuç ilişkisinde neden durumundaki değişkendir. Örneğin eğitim düzeyinin gelir üzerindeki etkisini incelediğimiz bir çalışmada eğitim düzeyi bağımsız değişken, gelir düzeyi bağımlı değişkendir çünkü gelir, eğitim düzeyine bağlı olarak değişmektedir. Deney yapmak için araştırmacı önce iki grup oluşturur. Araştırmacı, bu gruplara girecek denekleri tesadüfi olarak seçer ve grupları bütün özellikleri açısından birbirine denk olacak şekilde oluşturur. Daha sonra bu gruplardan birinde yer alan denekleri bağımsız değişkene tabi tutar. Bağımsız değişkene tabi tutulacak olan grup ‘deney grubu’ olarak adlandırılır. Diğer grup ise bağımsız değişkene tabi tutulmaz, bu gruba hiç müdahale edilmez. Bağımsız değişkene tabi tutulmayan bu grup ise ‘kontrol grubu’ olarak adlandırılır. Deney grubu bağımsız değişkene tabi tutulduktan sonra deney grubu ile kontrol grubu karşılaştırılır ve deney grubunun davranışlarında meydana gelen farklılıklar incelenerek bağımsız değişkenin neden olduğu sonuçlar ortaya konmaya çalışılır.

63 Araştırmacılar bağımlı değişkeni ilk olarak herhangi bir müdahalede bulunmadan, bağımsız değişkenin etkisine maruz bırakmadan önce ölçerler; buna ‘öntest’ adı verilir. Bağımlı değişkene müdahale edildikten sonra yapılan ölçüme ise ‘sontest’ adı verilir. Araştırmacı, deney ve kontrol gruplarını oluşturduktan sonra deneklere talimatlarını verir. Bağımlı değişkene müdahale etmeden önce ön test ile bağımlı değişkenin özelliklerini ölçer, sonra deney grubuna müdahale eder ve daha sonra son test ile bağımlı değişkenin özelliklerini yeniden ölçer. Bağımsız değişken deneklerin davranışları, tutumları, inançları veya fiziksel tepkileri olabilir. Öntest ve sontest sonuçları her iki grup için de karşılaştırılır. Böylece öntest ve sontest arasında gözlemlenen farklılığın, bağımsız değişkenin yarattığı farklılık olduğu kabul edilir. Bu farklılığa başka koşulların neden olmamasını sağlamak son derece önemlidir ve bu nedenle deney yapan araştırmacılar hem dış koşulları kontrol etmek hem de deney ve kontrol gruplarına aynı özelliklere sahip denekleri atamak için çaba gösterirler.

64 Deneyin en güçlü yönü, neden sonuç ilişkilerinin varlığını ve yönünü ortaya çıkarması ve dış etkileri kontrol atında tutmasıdır. Deneyin birkaç zayıf yönünden bahsedilebilir. İlk olarak, dış koşullar kontrol altında tutulduğu için sonuçların genellenmesi oldukça zordur. Ayrıca deney koşulları nedeniyle denekler doğal davranmayabilirler. Bir deneyde yer aldığını bilmek ya da izlendiğinin farkında olmak deneklerin normalde gösterecekleri davranışlardan daha farklı davranışlar göstermelerine neden olabilir. Ayrıca insanların düşünce ve davranışlarını etkileyen sosyal kurumların laboratuvar ortamında yeniden yaratılması mümkün değildir, bu da sosyal bilimlerde deney tekniğinin zayıflıklarından biridir.

65 ÖRNEK Diyelim ki bir araştırmacı kaynakların eşitsiz dağılımının grup dayanışması üzerindeki etkisini bir deney yoluyla incelemek istiyor. Önce benzer özelliklere sahip bireylerden bir kontrol grubu ve bir deney grubu oluşturacaktır. Bireylerin kontrol grubuna mı deney grubuna mı gireceğini tamamen tesadüfi yollarla, örneğin kura çekerek belirleyecektir. Her iki gruptaki bireylerin laboratuvarda belirli bir süre birlikte yaşamalarını, çeşitli etkinliklerde bulunmalarını, böylece aralarında grup normları oluşmasını sağlayacaktır. Bu süre içinde her iki grupta yer alan bireylere ihtiyaç duydukları kaynakları (yiyecek, içecek vs) eşit bir şekilde dağıtacaktır.

66 Daha sonra öntest yapacaktır. Öntest yapmak için her iki grubun grup dayanışmasını ölçen bir anket uygulayabilir ya da gözlem yapabilir. Ardından kontrol grubuna hiç müdahale etmeden deney grubundaki deneklere sağladığı kaynakları eşitsiz bir şekilde dağıtmaya başlayacaktır. Bir süre boyunca deney grubundaki bireylere kaynakları eşitsiz bir şekilde dağıttıktan sonra sontest yapacak, her iki gruptaki grup dayanışmasını yeniden ölçecektir. Son olarak kontrol grubunun ve deney grubunun öntest ve sontest sonuçlarını karşılaştıracaktır. Bu durumda grup dayanışmasında meydana gelen değişikliğin nedeninin kaynakların eşitsiz dağılımı olduğu kabul edilecektir.

67 Denekte meydana gelen değişikliğin bağımlı değişkenden kaynaklandığından emin olmak için deney kontrollü bir ortamda yürütülür, yani dış faktörler kontrol altında tutulur. Diğer bir deyişle deney sürecinde bağımsız değişken dışındaki etkilerin her iki grupta da aynı düzeyde olması sağlanır. Yukarıdaki örnek üzerinden gidecek olursak, gruplardan birinin araştırmacının sağladığı kaynaklar dışında herhangi bir kaynağa erişimi varsa deney sonunda iki grubun davranışlarında görülen farklılık bağımsız değişkenden kaynaklanmıyor olabilir. Benzer şekilde grupların birbirine denk olmaması da deney sonuçlarını etkileyebilir. Örneğin deney grubunda yer alan bireylerin yaş ortalaması kontrol grubunda yer alanlarınkinden çok daha yüksekse grup dayanışmasında ortaya çıkan farklılıklar yaştan da kaynaklanıyor olabilir; bu yüzden her iki grupta yer alan bireylerin aynı özelliklere sahip olması sağlanmalıdır.

68 Yapılandırılmış (Denetimli, Sistematik) Gözlem Genel olarak gözlem, gündelik hayata meydana gelen toplumsal eylemlerin doğrudan izlenmesi olarak tanımlanabilir. Gözlem, yapılandırılmış ve yapılandırılmamış gözlem olarak ikiye ayrılır. Yapılandırılmış gözlem tekniği nicel araştırmalarda, yapılandırılmamış gözlem tekniği ise nitel araştırmalarda kullanılır. “Sistematik gözlem” ya da “denetimli gözlem” olarak da adlandırılan yapılandırılmış gözlem, araştırmacının belirlenmiş bir takım kural ve prosedürler çerçevesinde katılımcılarla etkileşime girmeden veri topladığı gözlem tekniğidir. Bu teknikle, görüşmeler veya anketlerle elde etmenin mümkün olmadığı veriler elde edilmeye çalışılır. Örneğin bir evde tercüme yaparak çalışan bir kadın ile görüşme yapan bir araştırmacı bir çok konuyu soru olarak sorabilir ama çocuklarının gün içinde kadından kaç kere yardım istedikleri ya da kadının ev işlerini takip etmek için üzerinde çalıştığı tercümeye kaç kere ara vermesi gerektiği soru sorarak değil, gözlem yaparak elde edilebilecek türde bir bilgidir.

69 Bu gözlem tekniğinin yapılandırılmış olarak adlandırılmasının nedeni, gözlem sırasında bir gözlem çizelgesinin kullanılmasıdır. Gözlem çizelgesinde neyin gözlemleneceği, gözlemde nelere dikkat edilmesi gerektiği ve gözlemin nasıl kaydedilmesi gerektiği açık bir şekilde belirtilmiştir. Gözlem çizelgesinde gözlemlenmesi gereken olguya ilişkin değişken kategorileri yer alır, gözlemci de gözlem yaparken bu çizelgeyi işaretler ve gözlemini çizelgedeki sınırların içinde kalarak yapar. Gözlem çizelgesindeki kategorilerin kesin ve net olarak belirtilmesinin nedeni hem standartlaştırılmış verilere ulaşmak hem de farklı gözlemcilerin gözlemledikleri davranış, tutum ya da durumları farkı şekilde ifade etmelerini engellemektir. Gözlem çizelgelerinde genellikle gözlemlenen davranışların süresi, sıklığı, yeri ve sıralaması belirtilir. Gözlemci, belirli bir birey tarafından bir davranışa ayrılan zamanı çizelgenin ‘süre’ kısmına, bu davranışın birey tarafından tekrarlanma sıklığını çizelgenin ‘sıklık’ kısmına, gözlem seansında davranışın meydana geldiği yeri çizelgedeki ‘yer’ kısmına, bu davranıştan önceki ve sonraki davranışların neler olduğunu da çizelgedeki ‘sıralama’ kısmına işaretler. Gözlem çizelgesindeki kategoriler bunlarla sınırlı değildir, araştırmanın amacı doğrultusunda neyin gözlemlenmesi isteniyorsa çizelgede kategoriler olarak belirtilir. Böylece bilgi toplama yolu denetim altında tutulmuş, araştırmacının öznelliğinin gözlem kayıtlarını etkilemesi mümkün olduğunca engellenmiş olur.

70 Diğer bir deyişle yapılandırılmış gözlemde araştırmacı incelediği grubu, kullandığı gözlem çizelgesinin gösterdiği doğrultuda ve nesnel bir şekilde dışarıdan gözlemler.Nicel araştırmalarda verilerin standart bir şekilde toplanması, araştırmanın güvenirliği açısından büyük önem taşır. Bu nedenle yapılandırılmış gözlemde her gözlemcinin gözlem çizelgesini aynı şekilde kullanmasını sağlamak son derece önemlidir. Bütün gözlemcilerin gözlemlerinin birbirleriyle tutarlı olması gerekir, aynı durumu gözlemleyen farklı gözlemcilerin bu durumu birbirlerinden farklı şekilde kaydetmesinin önüne geçilmeye çalışılır.

71 Gözlemcilerin kayıtlarının birbirileri ile ne derece tutarlı olduğu “gözlemciler arası uyum” kavramı ile ifade edilir. Gözlemciler arası uyumun derecesini saptamak için Küçük/Büyük Endeksi (S/L) ve Oran Uyum Endeksi (PAI) kullanılır. Küçük/büyük endeksi, aynı anda aynı gözlemi yapan iki gözlemcinin çizelgelerindeki sıklık veya süre kısımlarında kaydedilmiş en düşük değerin en yüksek değere bölünmesiyle hesaplanır ve sonuç 0 ve 1 arasında değişen bir değer alır. Ancak küçük /büyük endeksi sadece davranışların meydana geliş sıklığı ya da süresi hakkındaki uyumu gösterir, daha kesin bir uyumun olup olmadığı ise Oran Uyum Endeksi ile ölçülür. Oran Uyum Endeksi, aynı anda aynı gözlemi yapan iki farklı gözlemcinin kaydettikleri bütün gözlem kayıtlarının karşılaştırılması ile hesaplanır ve sonuç 0 ve 1 arasında değişen bir değer alır. Sonuç bire ne kadar yakınsa gözlemciler birbirleriyle o derece uyum içindedirler. Gözlemcilerin uyumlu olduğu sonucuna varmak için bu endekste en az 0,7 veya 0,8 değerine ulaşmak gerekir.


"Araştırma Yöntemi Belirleme Nitel- Nicel Yaklaşımlar." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları