Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİK BAKIMI Doç. Dr. Dilek AYGİN Arş. Gör. Hande AÇIL.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİK BAKIMI Doç. Dr. Dilek AYGİN Arş. Gör. Hande AÇIL."— Sunum transkripti:

1 KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİK BAKIMI Doç. Dr. Dilek AYGİN Arş. Gör. Hande AÇIL

2 1.Kulak Hastalıkları Ve Hemşireliği 2.Burun - Sinüs Hastalıkları Ve Hemşireliği 3.Boğaz Hastalıkları Ve Hemşireliği

3 1. Kulak Hastalıkları ve Hemşireliği Kulağın 2 Temel İşlevi 1. Sesi beyne iletmek 2. Dengeyi sağlamak

4 1. Kulak Hastalıkları ve Hemşireliği(devam…) Üç Temel Bölümü 1. Dış kulak 2. Orta Kulak 3. İç kulak Kulaklar kraniumda, temporal kemik üzerine yerleşmiştir.

5 1. Kulak Hastalıkları ve Hemşireliği(devam…) A. Dış kulak: Kısa bir tüp ve sonunda bir membrandan oluşan sesi toplayan bölüm. B. Orta kulak : Bir boşluk ve 3 küçük kemikten oluşur. Östaki borusu orta kulağı farenkse bağlar. C. İç kulak: Membrenöz bir boşluk ve kemik kanallardan oluşur.

6

7 A. Dış Kulak Dış kulak 2 kısımdan oluşur. Kulak kepçesi Dış kulak yolu (aurikula) (Meatus akustikus eksterna) Kulak kepçesi deri ile kaplı elestik kıkırdak yapıdadır ve sesi kısmen toplama özelliğine sahiptir. Yaklaşık 3 cm uzunluğunda olan dış kulak yolunun; 1/3 dış kısmını fibroelastik kıkırdak yapı; 2/3 iç kısmını ise kemik yapı oluşturur.

8

9 Kıkırdak yol öne, kemik yol ise arkaya doğru konkav olduğundan, timpanik zar ve orta kulak direk travmalardan korunmuş olunur. Kulak zarını görebilmek için kulak kepçesi arkaya ve yukarı doğru çekilmelidir. Dış kulak yolunun kıkırdak kısmını kaplayan deride ter, yağ ve seruminöz bezleri vardır. Seruminöz bezler kulak için koruyucu özellik gösteren serumen (kulak kiri) üretirler. A. Dış Kulak (devam…)

10 Timpanik Membran Timpanik membran orta kulağı dış kulaktan ayırır. Yaklaşık 9 mm çapında ve oval olan bu zar, inci grisi renginde, hafif oblik, aşağı ve içe doğru eğiktir. Orta kısmına Umbo, Malleusa doğru çıkıntı yapan üçgenimsi kısma pars flaccida, en geniş kısmına ise pars tensa denir.

11 B. Orta Kulak (Auris media) Orta kulak boşluğu(Cavum Tympani); Orta kulak boşluğu önde tuba östeki ile nazofarenkse açılmakta, arkada mastoid boşluğu ve hücreleriyle devam etmektedir. Tüm bu boşluklar östaki borusundan gelen hava ile doludur. Orta kulak boşluğunda Malleus(çekiç), İncus(örs), Stapes(özengi) kemikleri yer alır. Bu kemikler sesi titreşim yolu ile dış kulaktan iç kulağa iletirler.

12 Orta Kulak Kemikçikleri

13 Östaki tüpü, kulak zarının iki yüzündeki basınç dengesini sabit tutmak için nazofarenksten kulağa doğru hava geçişini sağlar. Mastoid ise temporal kemiğin parçasıdır. Mastoid boşluğun içinde bulunan küçük hava dolu boşluklara da mastoid hücreleri denir. Bu hücreler ve mastoid boşluk basınç değişikliklerinde rol aldıklarından, bu sisteme orta kulağın tamponu denir. B. Orta Kulak (devam…)

14 C. İç Kulak İç kulak işitme ve denge ile ilgili alıcıların bulunduğu kısımdır. Yuvarlak ve oval pencereler aracılığı ile orta kulakla; Aquaduktus kohlea ve vestibuli yolu ile kafa içi ile bağlantılıdır. İç kulak kemik ve zar labirentten oluşur.

15 Sert olan kemik labirent, vestibul, semisirküler kanallar ve kohlea olmak üzere üç bölümden oluşur. Vestibul, labirentin merkezidir ve utricle sacculeden oluşur. Labirent zar ve kemik kısım olmak üzere iki kısımdan oluşur. Bu ikisinin arasında perilenfa ; zar labirentin içinde ise endolenfa denen sıvılar bulunur. C. İç Kulak (devam…)

16 Labirentin anteroinferiör kısmında yer alan kohlea salyangoz kabuğu şeklindedir ve temel fonksiyonu işitmedir. Korti organı kohleanın tabanından tepesine doğru uzanan yapıdır ve sesleri frekanslara ayırır. Kohleadaki siliar hücreler tarafından alınan ses impulsları 8. kafa çifti aracılığı ile ponsa girer. İşitme korteksi temporal lobta yer alır. C. İç Kulak (devam…)

17

18 İŞİTME FİZYOLOJİSİ-1 Kulak kepçesinin topladığı ses enerjisinin, kulağın çeşitli bölümlerinde değişikliklere uğradıktan sonra aksiyon potansiyalleri halinde beyne gönderilip burada ses olarak algılanmasına işitme denir. Sesin saniyedeki titreşim sayısına ses frekansı denir ve hertz olarak ifade edilir.

19 İnsan kulağı 16 ile 20 bin arasındaki frekansları ayırt edebilir. Yüksek frekanslı seslere tiz düşük frekanslı seslere pes sesler denir. Ses şiddeti birimi desibel’dir. Fısıltı şiddeti 30 dB iken uçak sesi 140 dB dir. Ses dalgaları kulak zarını titreştirdiğinde malleus hareket eder. Malleus İnkusa, inkus stapese doğru itilir ve oval pencerede titreşim oluşur. Oval pencere iç kulakta perilenfayı, o da endolenfayı titreştirir. Ses dalgalarının mekanik enerjisi burada elektrokimyasal enerji dönüştürülür ve 8. sinir aracılığı ile beyne iletilir. İŞİTME FİZYOLOJİSİ-2

20 Sesin İletilmesi

21 DENGE FİZYOLOJİSİ Vestibuler labirent olarak adlandırılan iç kulaktaki denge merkezi; labirenter sistemin, proprioseptif sistemin (eklem, kas, iç organlar), visual (gözler) sistemin etkisi altındadır. Bedenin dengede durması ve başın değişik pozisyonlarda uyumunun bozulmaması bu sistemden merkeze iletilen bilgiler sentezlenir. Bu sistemde bir bozukluk olması vertigo (baş dönmesi) ile sonuçlanır.

22 1.1. Kulak Hastalıklarında Tanı ve Hemşirenin Sorumlulukları-1 a) Hastanın Hikayesi: İşitme ve denge bozukluğunun belirti ve bulguları araştırılmalı, Öz geçmişi ve soy geçmişi sorgulanmalı, Çocuklukta geçirilen orta kulak iltihabı, menenjit, kabakulak gibi hastalıklar sorgulanmalı, Ailede benzer rahatsızlıklara sahip bireyler

23 1.1. Kulak Hastalıklarında Tanı ve Hemşirenin Sorumlulukları-2 b) Kullandığı ilaçlar, (bazı ilaçlar VIII. Kraniyal (vestibula kahlear) sinirde harabiyet oluşturup işitme-denge kaybı, kulak çınlamasına neden olabilir. Bazı antibiyotikler, analjezikler, salisilatlar, diüretikler ototoksik etkilidir) c) Hastanın yüksek ses olan yerlerde çalışıp çalışmadığı, d) Sese maruz kalma süresi, e) Kulak koruyucu kullanıp kullanmadığı, f) Kulak temizliğini nasıl yaptığı soruşturulmalıdır.

24 1.2. Kulak Hastalıklarında Belirti ve Bulgular 1. Kulak ağrısı 2. Kulak çınlaması (tinnitus) 3. Baş dönmesi (vertigo) 4. Kulak akıntısı (otorrhea) 5. İşitme kaybı (hipoakuzi)

25 1.3. Fizik Muayene *İnspeksiyon: Kulak kepçesinin şekil, boyut, deformite, lezyon ve renk açısından incelenmesi *Otoskopi: Kulak kanalında nodül, şişlik, yabancı cisim, kızarıklık, buşon olabilir. Kulak zarı değerlendirilir. Zarda çökme, bombeleşme, kızarıklık, damarlanma artışı ya da perforasyon görülebilinir.

26 1.4. İşitme Testleri Sesle yapılan testler Diyapozon testleri  Rinne testi  Weber testi  Schwabach testi  Gelle testi Odyometrik testler

27 Rinne ve Weber testi

28  Rinne testi Her iki kulakta ayrı ayrı olmak üzere, hava yolu ve kemik yolu persepsiyonunun karşılaştırılması esasına dayanan bir inceleme yöntemidir.  Weber testi Orta hat üzerinde kraniyal kemikler üzerine diapozon yerleştirilerek aynı anda her iki kulağın kemik yolu persepsiyonunun incelenmesi yöntemidir.

29 1.5. İşitme Kayıpları a. İletim Tipi İşitme Kayıpları Sesin iletimini engelleyen dış ve orta kulağa ilişkin görülen kayıptır. Buşon Perfore kulak zarı Otoskleroz Otitis Dış kulak yolu stenozu

30 b. Sensorinöral Tip İşitme Kayıpları İç kulak, 8. kranial sinir lezyonları ya da beyindeki duyu merkezindeki patolojik değişiklikler nedeni ile görülen kayıplardır. İç kulak lezyonları İlaç entoksikasyonları Menenjit Labirentit Meniere hastalığı Yüksek frekanslı müzik dinlemek

31 c. Mikst Tip: Hem iletim tipi hem de sensorinöral tip d. Merkezi İşitme Kaybı: Serebrovasküler olaylar, tümörler e. Fonksiyonel İşitme Kayıpları: Herhangi bir organik nedene bağlı olmaksızın psikolojik kökenli işitme kayıpları f. Konjenital İşitme Kayıpları: Gebelik sırasında toksik ilaç kullanımı, viral hastalıklar ve ailesel yatkınlıklar

32 İşitme Kaybı Tipleri

33 1.6. Kulak Hastalıkları Tedavi ve Bakımı 1) Dış Kulağa İlişkin Sorun ve Deformiteler: Anomaliler Travma ve deformiteler Yabancı cisim Buşon Otitis eksterna (Dış kulak yolu iltihabı) Otomikoz (Kulak Mantarı) Dış kulak tümörleri Furunkülosis Dış kulak egzaması Kulak zarı delinmesi

34 2)Orta Kulak Hastalıkları Akut - kronik otitis media Mastoidit Otoskleroz (Kulak Kireçlenmesi) Kolesteatoma ( orta kulakta gelişen, içi keratin denilen proteinle dolu ve zamanla büyüyebilen bir keseciktir) Orta kulak tümörleri

35 3)İç Kulak Hastalıkları Meniere Sendromu Labirentit (iç kulak iltihabı) Presbyacusis (yaşlılık sağırlığı) Gürültü nedeni ile işitme kayıpları

36 Genel Kulak Bakımı ve Kulağın Korunması-1 Günlük duş ya da banyoda kulak kepçesi sabun ya da şampuanla yıkanır. Dış kulak yolu kendini temizler. Kulak kiri, yabancı maddelerin kanala girişini engellediğinden koruyucudur. Dış kulak yolu, fazla temizlenmemelidir.

37 Genel Kulak Bakımı ve Kulağın Korunması-2 Saç tokası, kibrit, kürdan gibi maddeler kulak kanalına sokulmamalıdır. Geçmişte kulak enfeksiyonu ve kulak zarında perforasyonu olanlar, banyo yaparken, yüzerken, suya dalarken kulak tıkaçları kullanmalıdır. İşitme siniri kendini yenileyemediğinden işitme kayıplarının erken tanısı önemlidir. 8 saat boyunca sürekli 90 desibel ve üzerindeki seslerden kaçınılmalıdır.

38 Kulak İrrigasyonu

39 KULAGA İLİŞKİN HEMŞİRELİK UYGULAMALARI-1 Kulağa İlaç Damlatılması Antibiyotik ya da antienflamatuar damlaların tedavi amaçlı kulağa ilişkin sorunların tedavisinde önemli bir yeri vardır. Girişimden önce eller yıkanmalı ve eldiven giyilmelidir. Damlaların çok soğuk olmaması gerekir. (Çünkü soğuk damla baş dönmesine neden olur bu nedenle hemşire damlayı damlatmadan önce avucun içinde birkaç dakika bekleterek vücut sıcaklığının normal olması sağlandıktan sonra işleme geçmelidir.)

40 KULAGA İLİŞKİN HEMŞİRELİK UYGULAMALARI-2 Damla damlatılacak kulak üste gelecek şekilde hasta yatırılmalıdır. Kulak kepçesi yukarı ve arkaya doğru çekilmelidir İlaç damlatıldıktan sonra tragusa hafif bastırılmalı ve birkaç dakika yan tutulmalıdır. Kulak dışına taşan ilaç gaz bezi ile hafifçe silinmelidir. Hemşire işlemden sonra eldivenini çıkarıp ellerini yıkamalı ve yapılan işlemi kayıt etmelidir.

41 KULAK HASTALIKLARI A) Ameliyat Öncesi Bakım Hastaya, planlanan ameliyatı anlaması için eğitim yapılmalı, soruları cevaplandırılmalıdır. Ameliyat sonrası döneme ait kısıtlamalar açıklanmalıdır. Esneme, burun silme ve öksürükten kaçınılması, pansuman ve sargılara dokunulmaması söylenmelidir. Girişim yapılacak kulak için gerekirse özel hazırlık yapılmalıdır. Kulak akıntısı ve enfeksiyon varsa, antiseptik solüsyonlarla kulak temizliği, antibiyotik uygulaması önerilebilir.

42 KULAK HASTALIKLARI B) Ameliyat Sonrası Bakım 1. Hastaya Uygun Pozisyon Vermek Greft yerleştirildiyse, yerinden oynamasını önlemek için, ameliyatlı kulak üstte kalacak şekilde yatılması gerekir. Drenaj varsa, genellikle ameliyatlı kulak üzerine yatırılır. Genellikle kulak ameliyatı sonrası hastalar saat yatak istirahatına alınır. Bazı durumlarda vertigoyu azaltmak için hastanın sırt üstü düz, ya da baş 30 derece yüksekte olacak şekilde yatması uygun görülür.

43 2. Bulantı, Kusma, Vertigo ve Ağrıyı Önlemek Hasta uygun pozisyonda yatırılmalı, Kontrendike hareketlerden ve aktivitelerden kaçınılmalı, Ani dönmemeli ve yavaş hareket etmeli, Tek başına ayağa kalkmamalı, Bulantı ve kusması varsa ağzından derin soluk alıp vermeli, Yatak kenarları kaldırılmalı, Önlenemezse ilâç kullanılır.

44 3. Enfeksiyon, Ödem, Fasyal Sinir Zedelenmesi ve Kanama Belirtilerini İzlemek, Gerekli Önlemleri Almak Enfeksiyonu önlemek için aseptik tekniklere önem verilmelidir. Beyin ile yakınlığı açısından kulak enfeksiyonları önemlidir. Yüksek ateş, baş ağrısı drenaj izlenmeli, gerekirse drenajdan kültür alınmalıdır. İç pansuman ve bandajlara dokunulmamalı, kulağa basınç uygulayarak kanama durdurulmaya çalışılmamalıdır.(basınç, greft ve protezlerin yerinden oynamasına neden olur.) Fasial sinir paralizisi ödeme bağlı olarak geçici ortaya çıkacağı gibi, kalıcı da olabilir. Göz açık kalabileceğinden, koruyucu göz bakımı gerekebilir.

45 4. Hastanın Beslenmesini Sağlamak : Çiğneme ağrıya neden olacağından, erken dönemde sıvı gıdalar verilir. 5. Taburculuk Eğitimi Yapmak : Ameliyattan sonra en az 1 hafta, esnerken ya da öksürürken ağzını açık tutması, Hekim izni olana kadar ağır kaldırmaması, Spor yapmaması, uçağa binmemesi, Enfeksiyonu önlemek için, duşta ve yüzerken kulak koruyucusu kullanması, Kulağından kanama olursa hekime haber vermesi, Saç kurutma makinesini kulağından uzak tutması söylenir.

46 İşitme Cihazları Bazı sağırlık ya da işitme güçlüğü durumlarında işitmeyi kolaylaştırıp, bireylerin iletişimlerine yardımcı olan aletlerdir. Sesleri yükseltirler, ancak işitmeyi düzeltemezler. Kulağa, kulak kanalına, kulak arkasına, gözlük sapına ya da göğsün ortasına yerleştirilebilen tipleri vardır.

47 İŞİTME SORUNU OLAN HASTA İLE HEMŞİRENİN İLETİŞİMİ Hızlı konuşulmamalı. Normal tonda ve kelimeler anlaşılır şekilde konuşulmalı. Hasta ile konuşmadan önce cihazını takması sağlanır. Uzun cümleler kullanılmamalı. Ortam aydınlık olmalı. Yüz-yüze konuşulmalı, Ağız kapatılmamalı, bir şey yerken ya da çiğnerken konuşulmamalı. Bir gazeteyi rulo yapıp, hastanın kulağına tutarak konuşulabilir. Hasta konuşurken sözü kesilmemelidir.

48 2. BURUN-SİNÜS HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİĞİ

49 Burun ve sinüsler; hem özel duyu ile hem de solunumla ilgili oluşumlardır. Burun solunum yollarına havanın giriş ve çıkışını sağlar. Koku için duyu organı olan burun, aynı zamanda konuşmayı ve tad alma duyusunu da etkilediği gibi, bireyin beden imajında da önemli bir yere sahiptir.

50 2. Burun ve Sinüslerin Yapı ve Fonksiyonları-1 Burun tabanı aşağıda üç yönlü bir piramide benzer. Alt kısımda burun kanatları (alea nasi) bulunur. Burun derisi burun deliklerinden içeri kıvrılarak burun boşlukları (vestibulum nasi) ile devam eder. Hava, kemik ve kıkırdaktan oluşan nazal septum tarafından ayrılan burun deliklerinden girer.

51 Burun boşluklarının etrafını konka adı verilen kemik çıkıntıları daraltır. Burun boşluğunun ön kısmı cilt ve kıllarla, arka kısım ise müköz membranla kaplıdır. Paranazal sinüsler, burun boşluklarını çevreleyen kemikler içinde bulunan, mukozayla kaplı ve hava ile dolu boşluklardır. Bu sinüsler nazal boşluklara açılır. 2. Burun ve Sinüslerin Yapı ve Fonksiyonları-2

52 Sinüsler bulunduğu kemiğe göre isimlendirilir. Frontal, Sfenoidal, Etmoidal ve Maksiller sinüsler

53 2. Burun ve Sinüslerin Yapı ve Fonksiyonları-3 Burnun üç temel fizyolojik fonksiyonu vardır. Solunum; Atmosfer havası kısa sürede nazofarenkse ulaşır. Bu süre içinde hava burun tarafından uygun hale getirilir. Havanın ısısı C’ye ayarlanır. Koku Alma ; İnsanda diğer memeli ve böceklere oranla koku duyusu az gelişmiştir. Değişik nedenlerle anosmi ve hiposmi gelişebilir. Konuşma; m, n, g gibi rezonansların oluşumu için hava burun pasajından geçmelidir.

54

55 2.1. Burun ve Sinüslerin Değerlendirilmesi Belirti-Bulgular Hasta hikayesi Ağrı, Burun tıkanması, Burun akıntısı (rinore), Koku bozuklukları, Burunda kuruluk hissi, Ödem ve kanama, Fizik muayenede inspeksiyon ve palpasyon Cilt görünümü, Kıkırdak ve kemik yapıların dış bozuklukları, Burun kanalı solunumunun izlenmesi, Alın ve yanakta hassasiyet olup olmaması değerlendirilir

56 2.2.Tanı Testleri Burun boşluklarının incelenmesine rinoskopi denir. Ön boşluklar nazal spekulumla, arka boşluklar ise nazofarengial ayna ile muayene edilir. Endoskopi; rinoskopinin yetersiz kaldığı durumlarda burun ve nazofarenksin değerlendirilmesini sağlar. Uygulama öncesi, burun mukozasının ödemi topikal anestetik maddeler ve dekonjestan burun damlalarıyla giderilir. Mukoza zedelenmesine yol açabileceğinden dikkatli uygulanmalıdır BURUN ENDOSKOPİSİ RİNOSKOPİ

57

58 2.2. Tanı Testleri (devam…) Burundan kültür alınması Radyoloji: Caldwell, Waters, Hirtz grafileri (Sinüslerdeki hava normalde, filmde koyu renkte çıkmalıdır. ) Koku testi (olfaktometri) (Önce gözleri kapalı, sonra açık olarak kokuyu alması ve ayırt etmesi önemlidir) Basınç testi (rinomanometri) Ultrasonografi Bilgisayarlı tomografi Manyetik rezonans

59 2.3. BURUNA YAPILAN UYGULAMALAR 1. Burun Damlalarının Damlatılması (Burun İnstilasyonu) Burun steril olmamasına rağmen, sinüslerle bağlantısı nedeniyle girişimler aseptik tekniğe uygun yapılmalıdır. Tedavi amacıyla, nazal konjesyonu azaltmak için vazokonstrüktif damlalardan yararlanılır.

60 Burna ilâç damlatılırken; İşlem öncesi hastaya kağıt mendil ve damlanın ulaşması gereken yere göre pozisyon verilir. Östaki borusuna doğru damlatılacaksa baş geriye ve etkilenen tarafa eğilmeli. Maksiler, frontal sinüs ve nazal pasajlara damlatılacaksa hastanın başı yatak kenarından aşağı ve etkilenen tarafa sarkıtılmalı, Etmoid ve sfenoid sinüslere damlatılacaksa baş yatak kenarından aşağı doğru düz olarak sarkıtılmalıdır Pozisyonlarda hasta başı desteklenmeli, omuz altına yastık konarak ilâç damlatılabilir.

61 2. Burun Spreyleri ve Aerosolleri Burun iç yüzeyinin tedavisinde kullanılabilir. Birey kendisi ilâcı uygulayabilir. Uygulama sırasında baş hafif arkaya eğilerek dik oturmalı ve bir burun deliğine uygulama yapılırken, diğer burun deliği kapatılarak ilaç inhale edilmelidir. Her iki burun deliğine uygulama yapıldıktan sonra bir süre beklenmeli ve burun silinmemelidir. 3. Nazal İrigasyon; Burun ve sinüs temizliği için uygulanabilir. İrigasyon için en sık salin solüsyonu kullanılır. Solüsyon beden ısısında olmalıdır.

62 2.4. BURUN KANAMASI Burun kanamaları septumun ön ve alt bölümünde bulunan yüzeyel bir damarsal ağ bölgesinden kaynaklanır. Arka Kanamalar Kırık Tümör Hipertansiyon Arterioskleroz Ön Kanamalar Burun karıştırma Rinit

63 Diğer nedenler; Çevresel etkenler Travma Yabancı cisim Polip Tümör Sistemik nedenlerle oluşan epistaksis; Vasküler sistem hastalıkları (hipertansiyon) Kan hastalıkları (lösemi, hemofili gibi) Endokrin sorunlar (karaciğer yetmezliği gibi )

64

65 2.4. Burun Kanaması Tedavi ve Bakım-1 Tedavide önce kanama durdurulup, sonra neden araştırılır. Kanama az ise şu uygulamalar yapılır; Baş hafif öne eğik ve ağız açık olarak oturtulur. Ense ve burun köküne soğuk uygulama yapılır. Burun kökü iki parmakla sıkıştırılarak bası yapılır. Ağızdan derin soluk alması istenir. Kanama durmuyorsa adrenalin gibi hemostatik bir madde emdirilmiş gaz tampon burna konur ve basıya devam edilir.

66 2.4. Burun Kanaması Tedavi ve Bakım-2 Bu önlemlerle durmayan kanamalarda ön tampon uygulanabilir. Vazelin emdirilmiş şerit halindeki gazlı bezler burun boşluğuna, boşluğu tamamen dolduracak şekilde akordeon kıvrımları gibi yerleştirilir. Bunun öncesi burun içine topikal anestezi uygulanır. Ön tampon genelde saat bırakılır. Ayrıca şişirilebilen balonu olan “pnömatik tampon”da hemostoz sağlamada yardımcı olur.

67

68 2.4. Burun Kanaması Tedavi ve Bakım-3 Ön tamponun kanamayı durduramadığı nazofarenks kanamalarında arka tampon uygulanır. İşlemden sonra hasta yalnız bırakılmamalı. Gerekirse K vitamini, kanamayı durdurucu ilâçlar ve kan transfüzyonu uygulanabilir. Sıcak yiyecek, içecekten uzak durulmalı, sıvı diyet verilmeli. Septumun ön bölüm kanamalarında kimyasal yolla (% gümüş nitrat emdirilmiş pamuk çubuklarla) ya da elektrokoterle koterizasyon yapılabilir. 2 septum yüzü aynı anda koterize edilmemeli. Yaşamı tehdit eden kanamalarda genel anestezi altında vasküler ligasyon yapılır.

69

70 2.5. Koku Bozuklukları Anosmi: Tamamen koku alma kaybı Hiposmi: Koku duyusunun azalması Hiperosmi: Koku duyusunun artması Parosmi: Bireyin koku çeşitlerini birbirine karıştırması Kakosmi: Herhangi bir koku olmadığı halde kötü koku duyması.

71 2.6. Rinitler Burun mukozasının iltihabına rinit denir. Rinitler: 1. Basit Nezle(coryza) 2. Alerjik rinit (saman nezlesi) 3. Non alerjik vasomotor rinit 4. Kronik rinit

72 2.7. Nazal Polipler Belirti ve Bulgular Burun tıkanıklığı, Zorlu burun solunumu, Mükopürülan sekresyon, Hapşırık, Baş Ağrısı, Horlama, Hiposmi-anosmi, Kapalı burundan Konuşma Öksürük Tanı Rinoskopi, Alerji testleri, Rinomanometri uygulanabilir. Tedavi Asıl tedavisi cerrahidir. Konservatif olarak burun spreyleri ve antibiyotikler kullanılabilir.

73 2.8. Yabancı Cisimler En sık çocukluk döneminde rastlanır. Kağıt parçaları, silgiler, boncuk ve düğmeler, fasulye, nohut gibi bitkisel maddeler ve taşlar bulunabilir. Tek taraflı kötü kokulu burun akıntısı, kanama, zorlu soluk alıp verme. Tanı rinoskopi ve radyoloji ile konur. Tedavide lokal anestezi ile yabancı cisim çıkarılır.

74 2.9. Septum Deviasyonu Septum deviasyonu burun septumunun doğuştan ya da kazanılmış eğriliğidir. Tek taraflı burun tıkanıklığı, zorlu burun solunumu, baş ağrısı, horlama, rinofoni (burundan konuşma) bazı semptomlarıdır. Tedavisi cerrahidir. Septoplasti uygulanır.

75 2.10. Burun Hastalıklarında “Ameliyat Öncesi Bakım” Genellikle lokal anestezi uygulanarak yapılır. (2-6 saat önceden hasta aç bırakılır.) Uyanık olacağı için anksiyetesi yüksektir, hastaya açıklama yapılmalı. Ameliyat sonunda birkaç gün ağız solunumu yapacağı açıklanmalı, egzersiz yaptırılmalı. Ameliyat sonunda burnuna dokunmaması, burnunu silmemesi ve yutkunmaması açıklanmalı. Göz çevresinde ödem, ekimoz olacağı, gaitasında kan görülebileceği söylenmelidir.

76 2.11. Burun Hastalıklarında “Ameliyat Sonrası Bakım” Havayolu açıklığını sağlamak Ağrıyı ve rahatsızlığı azaltmak Uygun beslenmeyi sağlamak Enfeksiyonu önlemek Kanlı dışkının atılımını sağlamak Kanama kontrolü yapmak

77 2.12. Sinüzit Sinüslerin mukozal inflamasyonudur. Nedenleri; Nazal boşluktan sinüslere enfeksiyon yayılımı, Sinüs drenaj yolunun tıkanması, Diş enfeksiyonu ya da enfekte dişin sinüse kaçması ve siliar aktivitede azalmadır. Belirti ve Bulgular; Lokal ağrı Baş ağrısı Burun akıntısı Koku duyusu bozuklukları Yüzde şişlik ve ödem Basınçlı ağrı

78 2.12. Sinüzit (devam…) 2. Kronik sinüzit: Konservatif ya da cerrahi tedavi uygulanır 1.Akut sinüzit: Antibiotikler ve ağrı kesiciler ile tedavi edilir

79 Akut Sinüzit Akut rinit sırasında mukaza ödemi ve bu sinüslerin ağızlarının kapanması nedeniyle ortaya çıkar. Diş absesi ve diş çekimi nedeniyle de ortaya çıkabilir. Belirti ve Bulgular: Kırıklık hissi, iştahsızlık, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, sinüs üzerinde ödem ve ağırlık hissi görülür. Frontal sinüs ağrıları sabah, maksillar sinüs ağrıları öğleden sonraları ortaya çıkar. Şiddetli enfeksiyon varsa ateş yükselir. Tanı: Rinoskopi, endoskopi, röntgen tanıda kullanılır. Kültür ve antibiyogram yapılır

80 Akut Sinüzit Tedavi ve Bakım Ağrıyı hafifletmek : Enfekte sinüse ısı faydalı olabilir. Sinüs drenajı sağlamak : Yeterli sıvı alımı ve buhar inhalasyonu ile sağlanmaya çalışılır. Mukolitik ajanlar verilebilir. Çok gerekli durumlarda frontal ya da maksillar sinüsler drenajı sağlamak ve sekresyonları boşaltmak için irrige edilebilir. Açıklıktan kanül sokulamıyorsa, sinüs delinerek boşluk aspire edilir ve tuzlu su ile yıkanır. Hava vermemeye çalışılır. Etmoid ve sfenoid sinüsler irrige edilmez. Yoğun enfekte salgılar burundan aspire edilirken, daha az yoğun bir sıvı sinüse verilir. Enfeksiyonu önlemek, direnci artırmak; Sigara, soğuk ve nemli ortamlardan kaçınılmalı.

81 Kronik Sinüzit Akut dönemde tedavi edilmeyen ya da yetersiz tedavi edilen sinüzitler kronikleşir. Sıklıkla maksiler ve etmoidal sinüzitler kronikleşir. Belirti ve Bulgular: Laterji, uyumada zorluk, Kronik öksürük, İltihaplı burun akıntısı, Burun tıkanıklığı, Boğazda yanma ve gıcık hissi, Yutma güçlüğü Sinüse özel baş ağrısı Tedavi ve Bakım: Konservatif, Radikal tedavi

82 MAKSİLLER SİNÜZİT

83 2.13. Sinüs Cerrahisi Endikasyonları Sinüs cerrahisi; Sinüslerin tıkanmasına yol açacak deformiteleri düzeltmek, hastalıklı mukozayı çıkarmak, drenajı hızlandırmak için sinüs boşluklarını genişletmek amacıyla yapılır. Sinüs ventilasyonunun sağlanması ve mukasiliar temizlik için yapılır. Sinüzit Komplikasyonları; Orbital sellülit, orbital abse, septisemi, subdural abse, beyin absesi, osteomyelit, menejit görülebilir.

84 2.14. Sinüs Ameliyatı Öncesi Hazırlık Ve Hasta Eğitimi Sigara içilmesi yasaklanır. Soğuk, nemli, klimalı ortamlarda bulunulmamalıdır. Cerrahi girişim hastaya açıklanmalıdır. İşlem öncesi 6-8 saat aç kalması gerektiği söylenir. Ameliyat öncesi sedatif verilmeli saat nazal ve bıyık tampon olabileceği, 1-2 hafta göz ve burun etrafında ekimoz ve ödem olacağı söylenmelidir.

85 Sinüs Ameliyatı Sonrası Bakım-1 Genel anestezi alınmışsa hasta bir süre yan yatırılır, daha sonra semi-fowler pozisyonu verilir. Salgıların yutulmaması söylenir. Ödem, ağrı ve ekimozu önlemek için soğuk uygulama yapılır. Burundan aşırı kanama, optik sinir zedelenmesi sonucu diplopi, aşırı ağrı ve ateş yükselmesi izlenmeli. Yumuşak fırçalarla sık ağız bakımı verilir.

86 2.15. Sinüs Ameliyatı Sonrası Bakım-2 İlk 24 saat sıvı, daha sonra yumuşak diyet alınır. Islak sargılar değiştirilir. Ağız kuruluğu ve susama hissi olacağından sıvı alımı yeterli olmalı. İki hafta kadar burnunu silmemesi, pürülan akıntıyı hekime haber vermeli, Basınç artması kanamaya neden olacağından konstipe olmaması, Oral hijyene dikkat etmesi, diş protezi varsa 10 gün kadar kullanmaması, Ağır kaldırmaması söylenmelidir.

87 3. BOĞAZ HASTALIKLARI ve HEMŞİRELİĞİ

88 3. BOĞAZ HASTALIKLARI ve HEMŞİRELİĞİ Farenks ve Larenksin Yapı ve Fonksiyonu Farenks, burun ve ağız boşluklarından larenks ve özefagusa uzanan, içinden besinlerin ve havanın geçtiği bir kanaldır. Yaklaşık cm uzunluğunda olup, üstte burun boşluğu, önde ağız boşluğu, arkada vertebralar, aşağıda larenks ve özefagus ile komşudur.

89 3.1. FARENKS Farenks: Nazofarenks, Orofarenks ve Larengofarenks olmak üzere 3 kısımda incelenir. Nazofarenks burun boşluğuna, Orofarenks ağız boşluğuna, Larengofarenks ise larenkse açılır.

90 FARENKS

91 3.2. LARENKS Larenks ise üstte farenks, altta trakea ile bağlantılıdır. Larenks Üç büyük (tiroid, krikoid, epiglot) Üç küçük (aritenoid, kornikulat ve küneiform) kıkırdaktan oluşmuştur. Epiglot besinleri yutarken larenksin üstünü örterek aspirasyonu engeller.

92 LARENKS’İN ENDOSKOPİK GÖRÜNÜMÜ

93 3.2. LARENKS (devam…) Larenks mukozasında yalancı ve gerçek vokal kordları oluşturan iki çift doku plisi yapan oluşum vardır. Vokal kordlar arasındaki açıklığa glottis denir. Larenksin fonksiyonları 1. Konuşma: Vokal kordlar aracılığı ile oluşur. 2. Solunum: İnspirasyonda glottis açılır. 3. Koruma: Glottisin kapanması ile öksürük refleksi otomatik olarak uyarılır. 4. Yutma: Larenks, yutma sırasında kapanarak gıdaların aspirasyonunu engeller.

94 3.3. Farenks ve Larenksin Değerlendirilmesi-1 A. Hikayesi: Hastanın mesleği, Geçirdiği hastalıklar, Alışkanlıkları ve Predispozan faktörler B. Belirti ve Bulgular Ağrı, Ses kısıklığı, Ses yorgunluğu, Dispne, Öksürük

95 3.3. Farenks ve Larenksin Değerlendirilmesi-2 C. Fizik Muayene: İnspeksiyon ve palpasyon kullanılır. Dil basacağı, ışık kaynağı ve alın aynası kullanılarak orofarenks gözle incelenir. Fibroskop ile nazofarengoskopi yapılabilir. Larenks muayenesi için ise larengoskop kullanılabilir.

96 3.4. Farenjit Farenks mukozasının inflamasyonudur. Akut ve kronik olarak ikiye ayrılabilir. Boğazda kuruluk, yanma ve takılma hissi, kızarıklık, yutma güçlüğü, öksürük, pürülan sekresyon, ateş başlıca belirtileridir. Tedavide antibiyotikler, antienflamatuar ilaçlar, gargaralar ve ılık buhar uygulanabilir.

97 3.4.1.Farenks Tümörleri Farenkste malign tümör görülme olasılığı benign tümörlere göre daha yüksektir. Belirti ve bulguları arasında servikal lenfadenopati, burun tıkanıklığı, kanlı pürülan burun akıntısı, kötü ağız kokusu ve baş ağrısı vardır. Çoğunlukla sigara ile ilişkilidir. Tedavide cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi uygulanır.

98 3.5. Tonsillit Tonsiller, orofarenkste tonsiller fossada yer alan badem şeklindeki lenfoid dokulardır ve bu dokuların inflamasyonuna tonsillit denir. Boğaz ağrısı, ateş, yutma güçlüğü, üşüme, halsizlik, kırıklık hissi, ağızda kötü koku, kuru paslı dil başlıca belirtileridir. Tedavide özellikle streptekoklara bağlı tonsillofarenjitte penisilin verilir. Kronik tonsillit ve peritonsiller absede tedavi daha çok cerrahidir.

99 AKUT TONSİLLİT Tonsillerin genelde streptokoklar tarafından oluşturulan akut inflamasyondur. Beden direnci düşmüş bireylerde ve daha sık olarak çocuklarda görülür. Belirti ve Bulgular Boğazda ağrı ve yanma hissi, ateş, Yutma güçlüğü, Üşüme, halsizlik, kırıklık hissi, Kas ağrısı ve titreme, Baş ağrısı, Seste boğukluk, Ağzı açarken kötü koku ve paslı dil

100 AKUT TONSİLLİT TANI VE TEDAVİ Tedavi Tonsillit belirti ve bulguları 2-3 gün sürer, 7-10 gün içinde de kaybolur. Boğaz kültürüne göre uygun antibiyotik seçilir. Ayrıca hasta yatak istirahatına alınmalıdır. Asetil salisilik asit (aspirin) ve kodein sülfat gibi ilaçlarla ağrı giderilmeli Günde 2-3 L sıvı alması sağlanmalı, Ilık tuzlu gargaralar, boğaza soğuk uygulama, Buhar uygulanması ve antiseptiklerle ağız bakımı önerilir. Tanı Tonsillitte her iki tonsil ve çevresi kırmızı ve ödemlidir. Foliküler tonsillitte tonsiller üzerinde sarımsı noktalar oluşur.

101 KRONİK TONSİLLİT Sık tekrarlayan akut tonsillitler sonucu kronik tonsillit oluşur. Boğazda rahatsızlık, yutma güçlüğü, ağızda kötü koku ve kötü tat olur Kan tetkiklerinde sedimantasyon hızında artış ve lökositoz görülür. Tedavi Cerrahidir. Tonsillektomi uygulanır. Tonsillektomi, 4 yaşın altında ve 60 yaşın üzerinde gerekmedikçe tercih edilmemelidir.

102 KRONİK TONSİLLİT (devam) Kontrendikasyonları: Lösemi, Agranülositoz, Tüberküloz, Diyabet ve hemofilidir. Tonsillektomi endikasyonları: Kronik tonsillit, Sık tekrarlayan akut tonsillit atakları, Peritonsiller abse, Tonsillerin beslenme ve solunum güçlüğü yaratacak kadar hipertrofisi, Tonsil tümörleri ve tonsillerin difteri basili taşıyıcı olmasıdır.

103 TONSİLLEKTOMİDE “Ameliyat Öncesi Bakım” Tonsillektomide, lokal anestezi genellikle erişkinlerde tercih edilir ve hasta oturur pozisyonda iken ameliyat yapılır. Genel anestezi ise sıklıkla çocuklarda tercih edilir ve işlem sırasında hasta sırtüstü pozisyondadır. Ameliyat öncesi dönemde hasta ya da yakınlarının işlem hakkında bilgilendirilmeleri ve kaygılarının giderilmesi önemlidir. Hastanın kan sayımı, idrar tetkikleri ve pıhtılaşma zamanına da bakılmalıdır.

104 TONSİLLEKTOMİDE “Ameliyat Sonrası Bakım” 1.Hava yolu açıklığını sağlamak ve aspirasyonu önlemek Tonsillektomi genel anestezi ile yapıldıysa, hasta anestezinin etkisinden çıkana kadar yüz-üstü baş yanda yatırılır. Bilinç tamamen açılana ve yutma refleksi geri dönene kadar airway çıkarılmaz. Hasta anestezinin etkisinden çıkınca ya da lokal anestezi altında ameliyat yapıldıysa, baş 45 derece yüksekte olacak şekilde yarı oturur pozisyonda yatırılır. Ağızda biriken mukus ve kan, tonsillektomi bölgesi zedelenmeden dikkatli bir şekilde aspire edilmelidir.

105 Hastanın yaşam bulguları ilk bir saatte 15 dakikada bir, daha sonraki dört saatte ise 30 dakikada bir alınmalıdır. Hastada sık yutkunma, kanlı kusma, hızlı nabız, kan basıncında düşme ve huzursuzluk gibi kanamaya ilişkin belirti ve bulgular izlenir. Ameliyat sırasında ya da daha sonra kanın midede birikmesi, ameliyattan sonra hastada, öğürme, kusma, kanlı dışkı ve konstipasyona neden olabilir. Kanamaya ilişkin belirti ve bulgular görülürse hekime haber verilmeli ve bu arada hastanın konuşmasına, öksürmesine ve boğazını temizleyici hareketler yapmasına izin verilmemelidir. Vazokonstrüksiyon sağlayarak kanamayı durdurmak için boğaza buz uygulanır. 2.Kanamayı kontrol altına almak

106 3. Ağrıyı önlemek ve hastayı rahatlatmak Hastanın ağrısını hafifletmek için, gerekirse analjeziklerden yararlanılmalı, ancak pıhtılaşmayı etkileyeceği için aspirin verilmemelidir. Sık aralarla ılık serum fizyolojik ile ağız bakımı verilirken, hastanın boğazını sert hareketlerle çalkalamamasına dikkat edilmelidir. Hastaya; acı, çok soğuk, sıcak, asitli, sert yiyecek ve içecekler verilmemeli, soğuk süt, dondurma ve sütlü tatlılar gibi yumuşak gıdalar verilmelidir. Tonsillektomi sonrası hasta aynı gün taburcu olabilir ya da bir gece hastanede gözetim altında tutulabilir.

107 Taburculuk Eğitimi-1  Boğaz sert hareketlerle çalkalanmamalı ve temizlemeye çalışılmamalı.  Boğaz ağrısı olursa aspirin dışında ağrı kesiciler alınmalı, tuzlu suyla gargara yapılmalı ve boğaza buz uygulanmalı.  Ameliyattan sonra 1-2 hafta kuvvetli öksürükten, hapşırıktan ve hızlı burun temizliğinden kaçınılmalı.  İlk saatten sonra 38 °C' nin üzerine çıkan ateş varsa hekime başvurulmalı.  Ağızda kan kokusu kaybolana kadar günde 2-3 L sıvı alınmalı.  Boğaz iyileşene kadar yumuşak ve ılık besinler alınmalı, patlamış mısır gibi sert, acılı, baharlı yiyeceklerden kaçınmalı.

108 Ameliyattan sonra 2-3 gün kulak ağrısı olabilir. Ağrı daha uzun sürerse hekime haber verilmeli. Ameliyat sırasında kanın yutulması nedeniyle ameliyattan sonra birkaç gün kanlı gaita ve konstipasyon olabilir. Bu dönemde bol sıvı ve gerekirse hafif laksatifler alınmalı. Ameliyat sonrası 2-3 hafta zorlayıcı egzersizlerden kaçınmalı, dinlenmeli ve güneşte kalmamalı. Mutlaka önerilen şekilde ağız bakımı yapılmalı. ÜSYE olan bireylerle aynı ortam paylaşılmamalı. Taburculuk Eğitimi-2

109 Ameliyattan sonra günler arasında membranların ayrılmasına bağlı olarak kanama olursa, sakin olarak buzlu suyla gargara yapılmalı, Kanı yutmamak için yan yatmalı ve kanama 5 dakika içinde durmadıysa hekime başvurulmalıdır. Ameliyattan 3 hafta sonra ameliyat bölgesinde pembe granülasyon dokusu oluşur ve mukoz membranla kaplanan alan normal görünümünü kazanır. Taburculuk Eğitimi-3

110 TONSİLLEKTOMİ ÖNCE VE SONRASI

111 3.6. AKUT LARENJİT Larenjit larenksin inflamasyonudur. Genellikle akut viral enfeksiyonlara bağlı olarak gerçekleşir. Ses kısıklığı, tam ses kaybı (afoni), hafif boyun ağrısı, yutma güçlüğü, kuru öksürük nöbetleri, larenks bölgesinde acı hissi ve mukoz sekresyonlardır. Bunun dışında bakteriyel enfeksiyonlar, sesin yanlış kullanımı (akut ses yüklenmeleri), soğuk hava, tozlu-dumanlı ortam, kuru ve sıcak oda havası ve iritan gazlar akut larenjit gelişimini kolaylaştırır.

112 3.6. AKUT LARENJİT TEDAVİ VE BAKIM Mutlak ses istirahati verilmeli; fısıldama ve öksürme de yasaklanır. Öksürük refleksi kodeinli ilaçlarla baskılanır. Konuşma ile ilgili mesleklerde 1-2 hafta işe ara verdirilir. Sigara yasaklanır; pasif içicilik de önlenmelidir. Oda havası iyileştirilir; °C ve % 50 nem olan bir odada yatak istirahatı sağlanır. Boğaz rahatlatılır; sprey ya da gargaralar ve sıcak boyun sargıları uygulanır. Mukus atımını artırmak için bol sıvı ve sulu gıdalar verilir. İlaç tedavisi olarak; papatya çayı inhalasyonu, mukolitikler, ekspektoranlar, analjezikler ve bakteriyel larenjit ise antibiyotikler kullanılır.

113 Larenks Ödemi Sıklıkla enfeksiyon ya da anaflaksi nedeni ile gelişir. Ses kısıklığı ve ağır bir dispne görülür. Dispne çok hızlı bir şekilde ilerler. Bu aşamada solunum yolu açıklığı sağlanmaz ise olay solunum arresti ile sonuçlanır. Trakeostomi, steroid ve antihistaminikler uygulanabilir. Larengeal kasların spazmıdır. Genellikle genel anesteziklerin verilmesine, tekrar eden entübasyonun yaptığı travmaya, toz ya da duman gibi kimyasalların irritasyonuna bağlı olarak larenks kasları kramp şeklinde kapanır. Hızlı ve etkili bir şekilde solunum yolu açılmalıdır. Larengospazm Larenjitli hasta, komplikasyon olarak gelişebilecek larengial ödem belirti ve bulguları açısından izlenmelidir.

114 TRAKEOSTOMİ

115 TRAKEOSTOMİ’Lİ HASTA

116 3.7. KRONİK LARENJİT Genellikle akut farenjitlerde iritasyona neden olan faktör ortadan kaldırılmadıysa kronik larenjit gelişir. Belirti ve bulgular: Ses kısıklığı, seste kalınlaşma, ses efor kapasitesinde azalma (seste yorulma); gıcık, yabancı cisim hissi nedeniyle boğazı sık sık temizleme gereksinimi ve öksürük; konuşurken zorlanma ve ağrıdır. Tedavi: Zarar verici faktörlerden kaçınılır. İşyeri değişimi bile gerekebilir. Akut alevlenmelerde geniş spektrumlu antibiyotikler, mukolitikler, tuzlu çözeltilerle inhalasyon; ağır vakalarda ise kortikosteroidler önerilir.

117 3.8. LARENKS TÜMÖRLERİ Benign tümörler Larenkste: Polip, Nodül ve Kistlere oldukça sık rastlanır. Larenks nodülleri vokal kord nodülleri ya da şarkıcı nodülleri oarak ta bilinir. Sürekli hatalı ses yüklenmesi nodül oluşumunda önemli bir etkendir. Tedavide sesin dinlendirilmesi önerilir. Eğer kronikleşmişse tedavi cerrahidir.

118 3.9. (LARENKS KANSERLERİ) MALİGN LARENKS TÜMÖRLERİ-1 Tüm kanserlerin % 2-5 ini kapsar. Baş boyun kanserlerinin %45 ini oluşturur. Özellikle yaş arası sigara içen erkeklerde görülür. Etiyoloji : Alkol, sigara, hava kirliliği, gaz iritanlar gibi tahriş ediciler, kronik larenjit, aşırı hatalı ses kullanımı ve papillom, predispozan faktörler arasında yer alır. Patoloji: Larenks kanserlerinin çoğu epitelyal kaynaklı (karsinom) tümörlerdir.

119 3.9. (LARENKS KANSERLERİ) MALİGN LARENKS TÜMÖRLERİ-2 Ses kısıklığı, özellikle intrinsik (glottik) tümörlerde erken belirtidir. Dispne, ancak ileri evrede görülür. Disfaji ve özellikle ekstrinsik tümörlerde, sıcak sıvı ve portakal suyu gibi asitli içeceklerin içilmesi sırasında boğazda yanma olur. Öksürük ve hemoptizi, subglottik tümörlerde daha sık görülür. Servikal lenfadenopati, lenf nodu metastazı olarak ortaya çıkar. Tiroid kıkırdak ve perikondriumun tutulumu nedeniyle, palpasyonda ağrı vardır. Belirti Ve Bulgular Nonspesifiktir ve tümör lokalizasyonuna göre farklılık gösterirler.

120 3.9. (LARENKS KANSERLERİ) MALİGN LARENKS TÜMÖRLERİ-3 Tanı Hasta hikayesi, fizik muayene, direkt ya da indirekt larengoskopi ile biyopsi tanıda esastır. Tedavi İntrinsik larenks kanserleri erken tanılanırsa cerrahi ve radyoterapi aynı oranda iyi sonuç verir. Larenks kanserlerinin cerrahi tedavisi parsiyel larenjektomi ve total larenjektomi olarak iki şekilde uygulanabilir.

121 3.10. Parsiyel (Subtotal) Larenjektomi Parsiyel larenjektomilerin değişik şekilleri vardır. Hemilarenjektomi (vertikal pirsiyel larenjektomi): larenksin yarısı ya da tiroid kartilajın vertikal kısmının geniş bir bölümü çıkarılır. Supraglottik larenjektomi (horizontal parsiyel larenjektomi) : Supraglottigs tutulduysa tercih edilir. Burada tümör rezeksiyonu supraglottik bölgenin (vokalkord ve kıkırdaklar korunarak) tamamen çıkarılması şeklindedir.

122 3.11. Total Larenjektomi Larenks kanseri yayılmışsa total larenjektomi tercih edilir. Dil kökünden trakeaya kadar tüm larenks çıkarılır. Gerek görülürse dilin, farenksin, trakeanın ya da tiroidin sınırdaki bölümleri de alınır. Total larenjektomiden sonra trakea ile ağız arasında bağlantı yoktur. Ses oluşturma yeteneği kaybolur, burun solunumu yapılamaz, bu nedenle kalıcı trakeostomi açılır. Burundan nefes alınamadığından koku alma hissi de kaybolur.

123 3.12. LARENJEKTOMİ ÖNCESİ HAZIRLIK VE HASTA EĞİTİMİ-1 Psikolojik hazırlık Bu hastaların genellikle ameliyat öncesi anksiyete düzeyleri çok yüksektir. Hasta larenjektomi nedeniyle boğulma, ölüm, konuşamama, yeni iletişim tekniklerini öğrenememe, şekil bozukluğu, yakınları tarafından dışlanma, işini kaybetme gibi korkular yaşar. Hasta psikolojik olarak hazır ise, larenjektomi ameliyatı geçirmiş ve rehabilitasyon programına devam eden bir bireyle tanıştırılmalı ve psikolojik hazırlıkta bu bireyden de destek alınmalıdır.

124 3.12. LARENJEKTOMİ ÖNCESİ HAZIRLIK VE HASTA EĞİTİMİ-2 Cerrahi İşlem ve Ameliyat Sonrası Konusunda Bilgilendirme Hastaya ameliyat sonrası problemler, beklentiler, gereksinimler ve rehabilitasyon süreci hakkında yeterli açıklama yapılır. Total larenjektomi yapılacak hastaya bundan sonra solunumunun boğazındaki açıklıktan olacağı ve konuşamayacağı nedenleriyle açıklanmalı, trakeostomi/larenjektomi tüpü gösterilmeli ve stoma bakımı öğretilmelidir. Rehabilitasyon programına, hastanın durumuna göre ameliyat öncesi dönemde başlanacaksa, solunum terapisti ile görüşmesi sağlanır.

125 3.13. LARENJEKTOMİ AMELİYAT SONRASI BAKIM-1 Hava yolu açıklığının ve solunumun sağlanması: Glottis çıkarıldığı için hastanın öksürmesi ve derin soluk alması bozulur. Bu nedenle işlemlerde dikkatli olmalı, gerektikçe larenjektomi tüpünden aspire edilmeli, ancak dikiş bölgesi açılabileceğinden derin aspirasyondan kaçınılmalıdır. Sekresyonu inceltmek ve kolay çıkarabilmek için buhar verilmeli, radikal boyun diseksiyonu yapıldıysa solunumu engellememek için sıkı pansuman ve sargılardan kaçınılmalıdır.

126 3.13. LARENJEKTOMİ AMELİYAT SONRASI BAKIM-2 Solunumu rahatlatmak, sekresyon drenajını sağlamak, dikiş gerginliğini önlemek ve ödemi azaltmak için baş yükseltilmeli mümkünse yarı-oturur pozisyon verilmelidir. Hastanın kan gazı analizleri hipoksemi ve hiperkapne açısından izlenmeli, sekresyonun renk ve miktarı kaydedilmelidir. Ameliyat sonrası komplikasyon olarak, örneğin atalektazi gelişimi nedeniyle solunum bozulabilir. Atelektaziyi önlemek için derin solunum egzersizleri yaptırılmalı ve hastanın sık aralarla pozisyonu değiştirilmelidir.

127 3.13. LARENJEKTOMİ AMELİYAT SONRASI BAKIM-3 Ağrı ve rahatsızlığın giderilmesi: Ağrı analjeziklerle giderilecekse solunum depresyonu açısından narkotik analjeziklerden kaçınmalıdır. Dikiş gerginliğine bağlı ağrı ve rahatsızlığın giderilmesi için hastaya uygun pozisyon verilmeli ve pozisyon sık aralarla değiştirilmeli ve başı iki el ile desteklenmelidir, Özellikle radikal boyun diseksiyonundan sonra, boyun kasları kesildiği için hastanın başını kontrol etmek çok zordur, o taraf omuz aşağı düşer ve başını dik tutamaz.

128 3.13. LARENJEKTOMİ AMELİYAT SONRASI BAKIM-4 Glottisin çıkarılmasıyla bozulan boşaltımın düzenlenmesi: Glottisin çıkarılması nedeniyle valsalva manevrası kullanılamayacağından hastanın defekasyonu zorlaşır. Hasta sıvı alması için teşvik edilmeli, bağırsak yumuşatıcı diyet ve gerekirse hafif laksatifler verilmelidir. Konstipasyon ciddi boyutlarda ise lavman yapılabilir. Konstipasyonun, karında gerginlik ve şişliğe neden olarak solunumu da etkileyebileceği unutulmamalıdır.

129 3.13. LARENJEKTOMİ AMELİYAT SONRASI BAKIM-5 İletişimin sağlanması: Okuma-yazması olan hastalar için ameliyat öncesinde bazı sözcükler, istekler ve sorular bir liste halinde hastayla birlikte hazırlanabilir ve ameliyat sonrasında, hasta bu listede söylemek istediğini işaret ederek iletişim kurabilir. Çağırma zili daima hastanın yakınında olmalıdır. Hasta, iletişim kurmayı başaramadığı, anlaşılamadığı zaman öfke ve kızgınlık duyabilir, Hastanın söylemek istediği, dinleyen tarafından tekrarlanarak anlaşılıp anlaşılmadığı açığa çıkmalıdır.

130 Beslenmenin sağlanması: Ameliyat sonrası erken dönemde hiperalimentasyon uygulanabilir. Genellikle hastalarda, farengial ve özofagial dikiş hattının kontaminasyonunu önlemek ve yaraya basıyı azaltmak için 10 gün kadar nazogastrik tüp takılır. Hasta kolay yutmaya başlayınca tüp çıkarılır. Hastanın öz bakım konusunda sağaltımı: Özellikle hava yolu açıklığının sağlanması; trakeostomi tüpünün temizliği, takılması ve aspirasyonu; tüple beslenme (gerekliyse); cilt bakımı ve olası komplikasyonlar hakkında hastalara eğitim yapılmalı, Evde bakım için gerekli olan trakeostomi tüpü, buhar makinası, sakşın gibi malzeme temininde hastaya ve yakınlarına yardımcı olunmalıdır.

131 Hastanın Solunum Yolunun Değişmesi Nedeniyle Dikkat Etmesi Gerekenler Bireysel hijyene dikkat edilmeli, özellikle stoma bakımına özen gösterilmelidir. Stoma çevresi cildi yumuşak bir tülbentle temizlenmeli, kuruyan, biriken mukus kaldırılmalıdır. Stomayı korumak amacıyla plastik önlük kullanmaktan kaçınılmalıdır, çünkü plastik maddeler stomaya hava girişini engeller. Yüzme, su kayağı, sörf gibi su sporları yapmamalıdır. Öksürürken ve aksırırken stomaya bir mendil tutulmalı, çıkan salgı hemen temizlenmeli, hava, ağız ve burun boşluğu arasında dolandığından ağız ve burun bakımı yapılmalıdır. Stomada solunum için gerekli açıklık oluştuysa, genellikle trakeostomi ya da larenjektomi tüpü 8-10 hafta sonra çıkarılır.

132 LARENKS KANSERİ ENDOSKOPİK GÖRÜNÜMÜ

133 LARENJEKTOMİ’Lİ HASTA

134 TEŞEKKÜRLER


"KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİK BAKIMI Doç. Dr. Dilek AYGİN Arş. Gör. Hande AÇIL." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları