Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Haber Yazma ve Röportaj Teknikleri Eğitimi Notları Prof. Dr. Mustafa Şeker.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Haber Yazma ve Röportaj Teknikleri Eğitimi Notları Prof. Dr. Mustafa Şeker."— Sunum transkripti:

1 Haber Yazma ve Röportaj Teknikleri Eğitimi Notları Prof. Dr. Mustafa Şeker

2 Haber değeri ve haberin toplanması Her gün çevremizde, şehrimizde, ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde binlerce olay meydana gelir. Haber üretirken bu olayların pek çoğunu görmezden geliriz. Haber değeri atfettiğimiz bazı olayları ise “haber” adını verdiğimiz bir forma dönüştürerek yazarız. Haber değeriyle ilgili birçok ölçüt bulunmakta ise de bunların hepsini üç başlığa indirebiliriz. Anlamlı, önemli ve ilginç olaylar haber değeri taşır. Mümkünse bir haberde bu üç ölçütün hepsinin bulunmasını isteriz. Bir olay her zaman anlamlı, önemli ve ilginçlik özelliklerini bir arada taşımaz. Bazen yalnızca anlamlı ama ilginç olmayan olayları ya da ilginç ama anlamlı olmayan olayları haber olarak üretiriz. Anlamlı ve önemli olaylar insanların hayatına doğrudan, hemen veya süreç içinde etkisi olacak gelişmelerdir. Bunlara ciddi haberler (hard news) diyoruz. Bu tür olaylar insanların hayatına ilişkin tehditler ve fırsatlar hakkında bilgiler içerir. Öğrenildiği takdirde okuyucunun tehditler hakkında önlem alması, fırsatlardan da yararlanması söz konusudur.

3 Örneğin basit bir zam haberi ciddi haber sınıfında yer alır. Bir ürünün, hizmetin fiyatının artacağını öğrenen insanlar bu tehdit ve fırsat içeren gelişmeye karşı önlemlerini alırlar. Yarın havanın nasıl olacağı bile bir ciddi haberdir. Hava şartlarına göre giyinmek, yağışlı havanın getireceği olumsuzluklara karşı önlem almak, yolculuğu ertelemek vs. hayatımızı etkileyen gelişmelerdir. Ciddi haber kategorisinde, yasama, yürütme, yargı erklerine ilişkin eylem ve söylemler, askeri, ekonomik, politik, toplumsal gelişmeler, doğal afetler, facialar başlıca konulardır. Özellikle haberlerimizin büyük bölümünü oluşturan politik konular, ciddi haberin büyük bölümünü oluşturur. Zira demokratik sistemde basına yüklenen en önemli işlev, seçilmiş yöneticilerle, onlara bu yetkiyi veren seçmenler arasındaki bilgi akışını sağlamaktır. Seçenler, seçilenleri basın aracılığıyla denetler, yolunda giden ve gitmeyen gelişmeleri öğrenir. Böylece zamanı geldiğinde yönetimi değiştirmeye veya sürdürmeye karar verir.

4 Ancak, bir gazetenin tüm sayfalarının ciddi haberlerle dolu olması da beklenemez. Tıpkı hayatın kendisi gibi, gazeteler de ciddi ve eğlenceli konuların bileşiminden meydana gelir. Okuyucu hayatını etkileyecek akla yönelik ciddi haberlerin yanında, duygusal olarak ihtiyacı olan bazı haber türlerini de talep eder. Gülmek, üzülmek, heyecanlanmak, şaşırmak, endişelenmek, rahatlamak gibi duygulara hitap eden bazı haber konularına bu yüzden yer veririz. Bunlara soft haberler diyoruz. Soft haberler insan hayatının ilginç yönlerine ilişkin haberlerdir. Bu olaylar bazen anlamlı da olabilir ama asıl önemi ilginçliğidir. Soft haber tanımına “hayatımıza doğrudan etkisi olmadığı halde merak ettiğimiz” diğer olayların tümünü dahil edebiliriz. Örneğin spor karşılaşmaları her ne kadar çok ciddiye alsak da özünde soft haber konusudur. Çünkü bir oyundur. Diyelim ki futbol federasyonu bu haftadan itibaren süper ligi tatil etti. Aslında hayatımıza dair çok önemli, çok ciddi bir eksiklik olmaz. Tabii, futbolun ekonomik ve endüstriyel yönleri ciddi haber konusudur. Fakat oyunun kendisi insanların oyalanmak, vakit geçirmek, heyecanlanmak, eğlenmek gibi duygusal ihtiyaçlarını giderir. Dolayısıyla ona ilişkin haberler de benzer amaçlar için üretilir ve tüketilir

5 Soft haber konuları arasında bizim dar anlamda magazin olarak adlandırdığımız ünlülerin hayatına ilişkin paparazzi gazeteciliği de yer alır. İnsanlar şöhretli kişilerin günlük hayatını merak eder. Bu insanların özel hayatlarındaki gelişmeleri kendisinin veya çevresindekilerin hayatlarındaki benzer gelişmelerle kıyaslayarak okur. Diğer yandan insanlar diğer sıradan insanların hayatındaki bazı olayları da merak eder. İnsan hayatının kırılganlığı dediğimiz bir ilgi vardır. Başka insanların başına geliveren facialar, sıkıntılar, olumsuzluklar bizim de bir insan olarak her an yaşayabileceğimiz sorunlardır. Bu nedenle özellikle başka insanların yaşadığı kazalar, facialar, ölümler ve bunlara ilişkin acılar soft haber konusudur. Olumlu, pozitif olaylar da soft haberler kapsamına girer. Özellikle gazetelerimizin arka sayfalarında yer alan, güzellik, sağlık, cinsellik, yeni buluşlar, uzaya ilişkin keşifler gibi konular insanları rahatlatan, ilgi çeken ve pozitif etki bırakan haberlerdir. Soft haberlerin olumlu duygusal etkiyi hedefleyen bir bölümünün de gazetelerde yer alması gerekir.

6 Rutin, özel, sıcak haber Haberler bildiğiniz gibi farklı şekillerde meydana gelir. Birincisi rutin haber olarak adlandırdığımız türdür. Gazeteci rutin haberin meydana geleceğini önceden bilir. Haber konusu olayı gerçekleştirenler gazetecinin bu haberi yapması için kolaylıklar sağlar, teşvikte bulunurlar. Örneğin bir basın toplantısı varsa bu önceden gazeteler bildirilir. Toplantının takip edilmesi için cazip koşullar sunulur. Ulaşım imkanı sağlanır, toplantı yemekli, kahvaltılı yapılabilir. En azından haber konusu konuşmaya ilişkin bir metin hazırlanmıştır. Bu metin haberi takip edenlere kolaylık sağlar. Toplantı uygun bir mekanda, gazetecinin konuşmayı rahatlıkla takip edebileceği bir düzende gerçekleştirilir. Rutin haberde haber kaynağının haberin yayınlamasıyla elde edeceği faydalar bulunur. Örneğin politikacılar kendi görüşlerini kamuoyuna ulaştırarak mevcut durumlarını korumak, pekiştirmek ya da rakiplerinin durumunu sarsmak amacını taşırlar. Bu nedenle rutin habere ilişkin malzemeler haber kaynağının amaçlarına göre düzenlenmiştir.

7 Bir belediye başkanı elbette basın toplantısında başarılarını anlatır. Söz verdiği fakat yapamadığı yatırımlardan söz etmez. Muhalif bir siyasetçi iktidarın olumlu icraatlarını görmezden gelir, yakaladığı olumsuzluklara yüklenir. Gazeteci açısından rutin haber, sürekli malzeme sunduğu için caziptir. Gazetelerin tümünün özel haberle, sıcak gelişmelerle dolu olması mümkün olmadığından haberlerin büyük bölümünü rutin haberler oluşturur. Rutin haberle ilgili unutulmaması gereken en önemli nokta, bunların gerekli ama çok değerli olmadığıdır. Bu tür haber kaynaklarının açıklamalarını takip ederken, sayfalara koyarken ölçümü olmak gerekir. Sayfalarımızı her gün, belediye başkanının, partilerin, sivil toplum kuruluşlarının rutin açıklamalarıyla doldurmamalıyız. Gerektiği kadar ve çeşitlilik içerecek şekilde bir seçim yapmalıyız. Haber etiğinin de gereği olarak farklı görüşlere yer vermeli, hep aynı eğilimin açıklamalarını haberleştirerek, okuyucunun güvenini sarsmamalıyız.

8 Özel haber, bizim planladığımız, malzemesini topladığımız ve yazdığımız haberlerdir. Rutin haberden en önemli farkı da sadece bizim sayfalarımızda yer almasıdır. Bu nedenle daha değerlidir. Özel haber her zaman gündemi sarsacak önemde, büyük etkisi olan gelişmeler olmayabilir. Özellikle yerel habercilikte, şehirdeki sorunları, sıkıntıları, istekleri, şikayetleri dile getiren, halkla görüşülerek yapılmış küçük özel haberler şaşırtıcı bir etki uyandırır. Elbette özel haber sayıca azdır. Sayfalarımızın tümünün özel haberlerle dolması beklenemez. Zira özel haber üretimi, eleman, emek, zaman ve masraf demektir. Ancak en azından gazetelerimizin manşetleri ya da birinci sayfaları için birkaç özel konuyu çalışmak ve her gün yayınlamak şehir haberciliğinde fark yaratır. Özel haberler, gazetecinin birikimini, yeteneğini, öngörüsünü de ortaya koyar. Bir basın toplantısını takip edip yazmak en basit gazetecilik çalışmasıdır. Ancak bir sorunla ilgili düşünüp, ilgililerle görüşmek, sorular sormak, çözüm için bir sonuç üretmek ve bunu habere dönüştürmek daha üst düzey bir gazetecilik eylemidir.

9 Sıcak haber beklenmedik gelişmeleri tanımlamak için kullandığımız bir terimdir. Rutin haberde olaya ilişkin bazı temel bilgileri baştan biliriz. Mesela olayın ne olduğu, nerede ne zaman gerçekleşeceği, kimin gerçekleştireceği baştan bellidir. Özel haber ise zaten bizim kontrolümüzde oluştur. Ne konuşacağımızı, kiminle, nerede, ne zaman konuşacağımızı büyük oranda biz belirleriz. Beklenmedik olaylarda ise çoğu zaman başta olaya ilişkin hiçbir bilgimiz olmaz. Olayı öğrenememek ve atlamak da söz konusudur. Söz gelimi bir trafik kazasını kimse bize haber vermez. Kaza zaten planlanmadığı için önceden hiç kimsenin bilmesi mümkün değildir. Sıcak haberler meydana geldikten sonra, öncelikle polis, sağlık kuruluşları, itfaiye gibi ilgili birimler olaydan haberdar olur. Gazeteci bu süreçte iyi bir takip ve ilişkiler kurmuşsa olayı çabuk öğrenebilir. Sıcak haber takibi zamana karşı bir yarıştır. Olay yerine bir an önce ulaşmak, kazanın ya da cinayetin, facianın bilgilerine ulaşmak için gereklidir. Aynı zamanda gazetecinin yeteneği, bilgisi, ilişkileri yan ustalığı bu haberlerin toplanmasında çok önemli fark yaratır. Çünkü bir basın toplantısı gibi size bilgi vermek üzere hazır bekleyen yetkililer yoktur.

10 Aynı örneğe dönersek, trafik kazası meydana gelmiş, ölenler var, yaralılar var, araçta sıkışanlar var. Polis yolu açmaya çalışıyor, sağlık görevlileri yaralıları ve cesetleri kaldırıyor, itfaiye araçta sıkışanları çıkarmaya çalışıyor. Böyle bir ortamda olayın nasıl meydana geldiğini, ne zaman meydana geldiğini, neden meydana geldiğini, sürücülerin, yolcuların kimler olduğunu tespit edebilmek hayli zordur. Şehir haberciliğinde sıcak haberler son derece önemlidir. Çünkü haber alma ihtiyacının temelinde insanların yaşadıkları noktayla ilgili bilgilere ulaşma güdüsü yatar. İnsanlar öncelikle “Ben ve sevdiklerim, güvende miyiz?” sorusunun cevabını arar. Mahallede hırsızlık olayları artmışsa, iki sokak ötede cinayet işlenmişse, her gün geçtiğimiz kavşakta sürekli kaza oluyorsa bunları bilmek isteriz. Şehir gazeteciliğinin başarılı olduğu merkezlerde bu tür sıcak haberler gün ve gece boyunca uzman polis-adliye muhabirlerince takip edilmekte, hastaneler önünde mutlaka elemanlar bulundurulmakta ve yerel okuyucu için en anlamlı ve önemli olan bu tür konular kesinlikle atlanmamaktadır.

11 Galtung ve Ruge’un Haber Değeri Ölçütleri Galtung ve Ruge’un “Haberin Yapılandırılması ve Seçimi” araştırması önemli bir yere sahiptir yılında Norveç’te yayınlanan dört günlük gazetenin o yıllardaki önemli uluslararası sorunlar olan Kongo, Küba ve Kıbrıs konusundaki haberleri hangi ölçütlere göre seçtiklerini inceleyen Galtung ve Ruge (1981: 52-61), araştırmaları sonunda, psikolojik algı teorisine dayandırdıkları ve sekizinin tüm ülkelerde, dördünün ise gelişmiş kuzey ülkelerinde geçerli olduğunu belirttikleri on iki haber değeri unsuru tespit etmişlerdir.

12 Ritim (frequency): Bu haber değerine göre, bir olayın meydana gelme ritmi, kitle iletişim aracının ritmine ne kadar uygunsa, haber olma ihtimali o kadar artar. Bir cinayet gazetenin iki baskısı arasında meydana gelir ve haber olarak yayınlanmaya uygundur. Oysa uzun yıllar süren bir baraj inşaatı gazetenin ritmine uygun olmadığı için dikkat çekmeyecektir.

13 Eşik (threshold): İkinci haber değeri, olayın haber olarak seçilebilmesi için belli bir yoğunluğa sahip olması gerektiğini belirtmektedir. Baraj ne kadar yüksekse açılışının haber olma ihtimali o kadar fazladır. Cinayet ne kadar câniyâne işlenmişse haber değeri o kadar artar.

14 Şüphesizlik (unambiguity): Bir olayın anlamı ne kadar açık ve şüpheden uzak ise haber yapılma ihtimali o kadar fazladır. Birçok anlam çıkarılabilecek muğlak bir olay yerine şüphelerden arındırılabilen açık bir olay tercih edilir.

15 Anlamlılık (meaningfulness): İzleyiciyi kültürel ya da insani açıdan ilgilendiren olaylar anlamlıdır ve haber yapılmak üzere seçilir. Kültürel yakınlık etnosentrik bazı kriterlerin haber seçiminde etkin olması anlamına gelir. Medya alıcıları kendi dillerine, ırklarına, kültürlerine yakın olan olayları anlamlı bulacaklarından bu tür olayların haber yapılma ihtimali yüksektir. Ancak kimi zaman kültürel olarak uzak olan bazı olaylar da insani ilgi çerçevesinde medya alıcılarına anlamlı gelebilir ve bu tür olayların haber yapılma ihtimali de artar.

16 Uyumluluk (consonance): Medya alıcıları, tahmin ederek bekledikleri veya istemeyerek bekledikleri olayları daha kolay algılarlar. Özellikle tahmin edilerek beklenen olaylar için zihinde bir kalıp yaratılmıştır ve algılanması son derece kolay gerçekleşir. Haberler, beklentilerden çok fazla uzak olduğunda ise hiç algılanmazlar. Bu yüzden haber yapılacak olaylar arasında medya alıcısının beklenti ve taleplerine uygun düşecek konular daha şanslıdır.

17 Beklenmediklik (unexpectedness): Galtung ve Ruge’a göre bu haber değeri 4. ve 5. haber değeri ölçütlerine düzeltme getirmektedir. Çünkü bir olayın kültürel olarak anlamlı ve medya alıcısının talepleriyle uyumlu olması haber yapılması için yeterli değildir. Bu ölçütlere uyan olaylar muhtemel haber adaylarından oluşan geniş bir kütledir. Anlamlı ve beklentilerle uyumlu olaylar arasında beklenmeyen, nadir meydana gelen olaylar haber yapılmayı en fazla hak edenlerdir. Çünkü kurumlaşmış, düzenli ve kısa aralıklarla meydana gelen rutin olaylar beklenmeyen ve nadiren meydana gelen olaylar kadar dikkat çekmezler. Olayların iyi haber olabilmeleri için beklenmezlik ve nadirlik özelliklerinden birine veya tercihen ikisine de sahip olmaları gerekir.

18 Devamlılık (continuity): Bir olay bir kez haber yapılmışsa, ilgi düşse bile bir süre için haber değeri taşımaya devam eder. Aynı şekilde ana olay haber yapıldığında, bu olayın devamı olan ve aslında tek başlarına haber değeri taşımayan küçük olaylar, haber yapılma şansını kazanır.

19 Düzenleme (composition): Kitle iletişim araçları yalnızca belli bir türdeki haberlerden oluşan sayfalar ya da bültenler hazırlamaktan kaçınırlar. Haber bültenleri veya gazete sayfaları çeşitli konulardan oluşan bir kompozisyon oluşturur. Bu durumda editörlerin önünde bir türden çok fazla haber varsa, o türdeki haberlerin eşik değeri yükselecektir. Tersi durumda ise, kompozisyonu sağlayacak bir başka türde yeterince haber bulunmadığında eşik değeri düşecektir.

20 Seçkin Uluslarla Bağlantılılık (reference to elite nations), Galtung ve Ruge’un gelişmiş kuzeybatı ülkelerinde geçerli olduğunu belirttikleri son dört haber değeri ölçütünün ilki haber yapılacak olayların seçkin ulus merkezli olması durumudur. Seçkin ulusların eylemleri, kararları kısa dönemde diğer ülkelerin eylem ve kararlarından daha etkilidir. Bu yüzden bu ülkelerle ilgili olayların haber olma şansı yüksektir.

21 Seçkin Kişilerle Bağlantılılık (referance to elite people): Seçkin merkezlilik, uluslar bağlamında olduğu gibi insanlar bağlamında da geçerlidir. Bunun birinci nedeni seçkin insanların tıpkı seçkin uluslar gibi eylem ve kararlarıyla daha fazla etki yaratabilmesidir. İkinci neden ise, seçkin insanların, sıradan insanlarla ilgili olayları anlatmak üzere özdeşleştirme objesi olarak kullanılmalarıdır. Seçkinler “herkes”i anlatmak için araç olarak kullanılırlar. Sıradan insanlar ise bu haber iletişimi sisteminde kendilerini temsil etme şansını bulamazlar.

22 İnsanlarla Bağlantılılık (referance to persons): Gazetecilikte olayları içinde öznenin belli bir şahıs veya tüzel kişilik olarak bulunduğu cümleler olarak sunma eğilimi vardır. Olaylar bir kişi veya grubun eylemlerinin sonucu olarak gösterilir. Bunun alternatifi, olayların yapısal nedenlere dayanan dışavurumlar olarak haberleştirilmesidir. Bu durumda aktörlerin isimleri kaybolacaktır. Modern haber toplama ve sunum tekniklerine uyumlu olması, medyanın ritmine paralellik teşkil etmesi gibi nedenlerle yapısal sunumlar yerine kişisel aktörlerin yer aldığı olaylar tercih edilir.

23 Negatif Bir Şeylerle Bağlantılılık (referance to something negative): Sonuncu haber değeri, bir olayın olumsuzluğunun haber yapılma ihtimalini artıracağını öngörmektedir. Olay ne kadar negatifse haber olma ihtimali o kadar artacaktır. Bunun nedenleri üzerinde duran Galtung ve Ruge, olumsuz olayların aynı zamanda medyanın ritmine uyduğu için 1. haber değeri ölçütüyle de örtüştüğünü belirtmektedirler. Pozitif olayların meydana gelmesi uzun zaman alırken, negatif olaylar kısa zamanda olup biterler. Bu yüzden de medyanın ritmine uyarlar ve haber olmaya hak kazanırlar.

24 Ayrıca negatif olayların negatifliği üzerinde kolayca ittifak edilebilirken pozitif olaylar kimileri için olumlu, kimileri için olumsuzdur. Bu da 3. ölçüt olan şüphesizliğe negatif olayların daha çok uyması demektir. Negatif olayların haber olarak seçilmesinin üçüncü nedeni ise, modern insanın olumsuz gelişmelerden haberdar olarak bazı beyan edilmeyen ya da görünmeyen ihtiyaçlarını tatmin etmesidir. Negatif olayların haber olma şansını artıran bir başka unsur ise olumsuz olayların olumlulara göre daha beklenmedik olmasıdır. Bu da negatif bir olayın aynı zamanda 6. ölçüte de uyması anlamına gelmektedir.

25 Haber toplama sürecine ilişkin genel öneriler Haber toplama muhabirliğin en temel aşamasıdır. Olaya ilişki bilgilerin tam ve doğru olarak elde edilmesi gerekir. Muhabir bilgileri sağlıklı olarak elde etmiş ama kötü bir haber yazmış olabilir. Bu redaksiyon aşamasında çözülebilecek bir sorundur. Ancak bilgiler eksikse, yanlışsa redaktörün bunları fark etmesi ve düzeltmesi çoğu zaman mümkün olmaz. En basit rutin haberin takibinde dahi muhabirin olayla ilgili bilgisinin olması gerekir. Belediye başkanının anlattıklarını dinleyip, metni alıp gelmek gazetecilik değildir. Anlatılanları eleştirel bir bakış ve altyapıyla dinlemek, varsa gizlenenlere ilişkin sorular sormak, kaynağa, söylemeyi planladığının dışında açıklamalar yaptırmak gerekir. Özel haber üretimi zaten başlı başına bilgi ve birikim gerektiren bir konudur. Bu süreçte konu edilen olaya ilişkin araştırma yapmak, bilgi sahibi olmak, doğru kaynaklara ulaşıp, doğru soruları sormak ve konunun tüm yönlerini eksiksiz bir şekilde ortaya koymak gerekir. Sıcak haberleri başarıyla toplayabilmek için sürekli takip ve bu haberleri öğrenebileceğimiz kaynaklarla iyi ilişkiler kurmak şarttır. Aynı zamanda sıcak haber takibi için gerekli altyapının kurulması ve harcamanın da yapılması gerekir.

26 Olayı habere dönüştürmek Haber yazma, toplanan bilgiyi okuyucunun bildiği, alıştığı bir formda yazma işidir. Bilgiyi yeniden işlediğimiz, özetlediğimiz, bazı yönlerini öne çıkardığımız bir aktarımdır. Bilginin haber tekniklerini uygun yazımı, en karmaşık olayların bile, her düzeydeki okuyucu tarafından anlaşılmasını bağlayan bir basitleştirme işlemidir. Bir uzmanın, örneğin bir hekimin, mühendisin, sanat tarihçinin vb. açıklaması kendi alanıyla ilgili bir form ve pek çok teknik ayrıntı taşır. Bu bir politikacı veya habere konu olan sıradan bir insan için de aynıdır. Haber yazımı bu farklı üsluptaki, ayrıntıdaki bilgilerin hepsini ortak bir forma dönüştürmektir. Bu nedenle haber denilen metnin belli formları vardır. Eldeki bilgi bu forma dönüştürülürken, bilinen kurallara ve şablona uyulur. Böylece ortak, alışılmış bir metin ortaya çıkar. Genellikle ciddi haberlerin, rutin ve sıcak gelişmelerin yazımında teknik haber diye adlandırdığımız –di’li geçmiş zaman kipinin kullanıldığı, ters piramit kuralına göre bilginin önemliden önemsize doğru yerleştirildiği bir yöntem kullanılır.

27 Gazetelerde yer alan, ajansların geçtiği haberlerin pek çoğu bu yöntemler yazılır. Ancak özellikle soft haberlerde, insan hayatına ilişkin haberlerde, duygusal yönü öne çıkan olaylarda öykü haber denilen bir başka haber yazma yöntemi daha yaygın olarak kullanılır. Bu yöntemde temel zaman kipi şimdiki zaman –yor kalıbıdır. Di’li geçmiş zaman kipi kullanılan haberlerde, edebi süslemelerden, dil oyunlarından, benzetmelerden vs. kaçınılır. Sade bir üslupla, haber aktarma fiilleriyle, eldeki bilgi bazen dolaylı olarak bazen de tırnak içinde doğrudan alıntılarla aktarılır. Muhabir aktaran konumundadır. Bu nedenle ben, biz gibi kendisini özne yerine koyarak cümleler kurmaz. Daima bilgi veren bir kaynak vardır. Bu kaynak bazen bir kişidir, bazen bir belge, bir araştırma, bir istatistiktir. Somut kaynağı bulunmayan bilgilerde dahi, yetkililer, uzmanlar, vatandaşlar, gençler, mahalle halkı gibi özneler oluşturmak gerekir. Haber, 5 N 1 K (Ne, Nerede, Ne zaman, Neden, Nasıl, Kim) olarak formüle edilen temel bilgileri içermelidir. Bu bilgilerin hangisinin önemli olduğu ve öne çıkacağı, hangilerinin ise daha az önemli olduğu haberin konusuna göre değişir. Hatta bazı bilgiler bazı haberlerde gerekmeyebilir.

28 Örneğin Başbakan’ın her hafta aynı gün ve saatte, aynı yerde yaptığı grup toplantısında öne çıkan soru “ne” ve sorusudur. Yani haber Başbakan’ın ne söylediğini içerir. Bu konuşmanın nerede, ne zaman, nasıl, neden yapıldığı ikinci plandadır. Haberin ilerleyen paragraflarında “Grup toplantısında” gibi ifadelerle yer bilgisi verilebilir. Zamanının ise haberin anlamı açısından bir önemi bulunmamaktadır. Ancak örneğin Başbakan, bir başka konuşmayı yurtdışı gezisinden dönerken uçakta yapmışsa bu haberde “nerede” sorusunun farklı bir anlamı vardır ve konuşmanın uçakta yapıldığı bilgisi önem kazanır. Konuşma bir başka politikacının açıklamasına cevap olarak yapıldıysa, “neden” sorusunun cevabı öne çıkabilir. Başbakan bu açıklamayı muhalefet liderine cevap vermek için yapmıştır çünkü. Rutin haberlerin pek çoğunda ne olduğu bilgisi öne çıkar. Kim, zaman, yer, sebep ve gerçekleşme şekli ya arka planda kalır ya da hiç verilmez. Bu bilgileri mutlaka vermek, özellikle de girişte vermek habere gereksiz ifadeler sokmak demektir. “Başbakan bugün Meclis’te AKP grup toplantı salonunda, saat 14’te, 3 saat süren bir konuşma yaptı” gibi bir bilginin haberin anlamı açısından önemi yoktur. Çünkü yapılış şekli her zamanki gibidir. Söylenenler önemlidir ve ne sorusunun cevabı öne çıkmalıdır.

29 Sıcak haberlerde ise yer, zaman, neden ve oluş şekli çok daha önemlidir. Örneğin bir uçak düştüğünde, ne sorusunun cevabı “Uçak düştü”dür. Ancak uçağın ne zaman düştüğü, nerede düştüğü, neden ve nasıl düştüğü, içinde kimlerin bulunduğu eşit değerde önem taşıyan unsurlardır. Haberin anlamı açısından uçağın düştüğü bilgisinden daha çok diğer soruların cevabına merak edilir. Bu basit bir trafik kazasında, bir cinayette, yangında dahi böyledir. Kazanın, yangının, cinayetin nasıl ve neden meydana geldiği, nerede, ne zaman olduğu önemlidir. 5N 1K bilgilerini doğru bir şekilde, somut olarak, tereddüde yer kalmayacak şekilde vermek gerekir. Ancak hangi bilginin öne çıkacağı ya da göz ardı edilebileceği haberin anlamına olan katkısına göre belirlenir. Mesela bir konferans haberinde ne konuşulduğuna odaklanmak gerekirken, katılan protokol üyelerini sıralamak haberin özünden uzaklaşmak anlamına gelir.

30 Haber fiileri Haber bir aktarma metnidir. Bu aktarma işi günlük hayatta yaptığımıza benzer. Şahit olduğumuz bir konuşmayı günlük hayatta bir başkasına aktarırken ya dolaylı anlatımı seçer, kendi cümlelerimizle aktarırız ya da konuşmadan doğrudan alıntı yaparız. Örneğin, Şeker, her haberde zaman ve yer bilgilerinin öne çıkarılmasına gerek olmadığını söyledi, dediğinizde benim söylediklerimi kendi cümlelerinizle dolaylı olarak aktarmış olursunuz. Bu cümleleri tırnak içine almayız. Ancak Şeker, “Her haberde zaman ve yer bilgilerini öne çıkarmaya gerek yoktur” dedi, şeklinde bir aktarma yaparsanız bu doğrudan alıntıdır. Benim sözlerimi doğrudan aldığınız için tırnak kullanırsınız. Bu alıntıyı Şeker 5N 1K hakkında şunları söyledi: “Her haberde zaman ve yer bilgilerinin öne çıkarılmasına gerek yoktur.” şeklinde de alıntılayabilirdir. İkisi arasındaki fark şudur. Birincide cümlenin fiili (dedi) en sondadır. Tırnaktan önce sadece virgül konur. İkincisinde ise cümlenin filini baştan veriyoruz (Şunları söyledi) Bu nedenle tırnaktan önce iki nokta (:) kullanıyoruz ve tırnaktan sonra başka bir fiil (dedi, söyledi vb. ) kullanmıyoruz.

31 Her haber fiili her cümlede kullanılamaz. Bunların doğal olanları dedi, söyledi, konuştu, ifade etti, belirtti vb.leridir. Bu fiiller aynı zamanda nötr anlam ifade eder. Yani bizim gazeteci olarak bu bilgilere katıldığımız ya da katılmadığımız yargılarını içermez. Bazı fiiller ise bizim yargımızı da beraberinde taşır. Örneğin katılmadığımız, desteklemediğimiz bir görüşü aktarırken, iddia etti, ortaya attı,savundu, öne sürdü gibi fiilleri kullanırız. Bu, okuyucuya verdiğimiz bilgi tartışmalı bir bilgidir, bir iddiadan ibarettir, yargısını da vermemizi sağlar. Desteklediğimiz görüşleri ise açıkladı, bilgi verdi, kamuoyuyla paylaştı, vurguladı, altını çizdi gibi fiillerle veririz. Bu fiillerin doğru yerde kullanılmasına dikkat edilmelidir. Genellikle dedi ve söyledi fiillerini çok fazla kullanmamak için zorlama olarak diğer fiillere başvurulmaktadır. Oysa bu fiillerin en doğal olanı dedi ve söyledi fiilleridir. Özellikle yargı içeren fiilleri yerli yerinde kullanmak gerekir. Ortada bir savunma yokken savundu demek, iddia yokken iddia etti demek uygun olmaz. Bir kaynak aynı bilgili döne döne söylüyorsa altını çiziyor veya vurguluyor demektir. Yoksa bir kez söylenen bir cümlenin altı çizilmiş ya da vurgulanmış olmaz. Sözlerine eklemek fiili ise asıl konu bittikten sonra bir bilgi verildiğinde ve haberin sonunda kullanılabilir. Haberin ortasında sözlerine ekledi fiili kullanma hatasına düşmeyelim.

32 Başlık, giriş ve ana gövde Habere uygun bir başlık atmak ve olayı özetleyen birkaç cümlelik giriş yazmak gerekir. Başlık ve başlık grubu yani üst başlık, alt başlık, ara başlık, metinden daha fazla okunur. İyi bir başlık, okuyucunun ilgisini metne yöneltebilir ya da kötü bir başlık metnin okunmasına yol açar. Haber başlıkları bilgi içeren (enformatik), yargı içeren ve duygusal etki içeren şekillerde olabilir. Genellikle pek çok haber için bilgi içeren başlıklar yeterlidir. Bu tür başlıklar haber konusu olayı en iyi özetleyebilecek kısa bir cümledir. Örneğin “Prof. Dr. Mustafa Şeker haber yazma eğitimi verdi” başlığı bu olayı özetleyen enformatik bir başlık türüdür. “Hoca! Bunları biz de biliyoruz” şeklindeki bir başlık tepki ve yargı içeren bir başlık olur. Bu tip başlıklar özellikle bizim gazetelerimizde manşetlerde sık sık kullanılır. Belli politik, ekonomik, toplumsal olaylar karşısında bilgi vermek yerine gazetenin tepkisini ya da yargısını içeren cümleler seçilir. Üçüncü yaklaşım ise bir duygu uyandıracak şekilde cümleler kurmaktır. Genellikle mizahi başlıklar atılır, olay kelime oyunlarıyla, veciz ifadelerle, benzetmelerle anlatılır. Spor sayfalarında örneklerine sık rastlanan bu başlık türü zaman zaman manşetlere de taşınır.

33 Örneğin ben konuşurken uyuklayanları konu eden bir haber yapıp başlığını da “Şeker konuştu, öğrenciler şekerleme yaptı” diye atarsanız, kelime oyunlarıyla mizahi bir başlık üretmiş olursunuz. Haberin ana gövdesinin uzunluğu konunun önemine göre değişir. Ancak ortalama bir haberin bir sayfadan daha uzun olmaması önerilir. Bu hem sayfa düzeninde hareket sağlamak açısından hem de okuyucunun kısa metinleri sevmesi açısından önemlidir. Görece uzun haberlerde ara başlık kullanmak gerekir. Ara başlık konu değiştiğinde zaten zorunlu olarak kullanılır. Ancak kolay okuma ve estetik açısından da haberi eşit parçalara bölerek ara başlıklar atmak gerekir. Haber metninde önemliden önemsize doğru bir bilgi hiyerarşisi kurarız. En önemli ve haber açısından değerli olan açıklamalar, olaylar ilk paragraflarda, daha az önemli olanlar sonraki paragraflarda yer alır. Bu ters piramit denilen kuraldır. Önemsiz bilgiler en sonra olduğu için gerektiğinde özetleme kolaylığı da sağlar. Ajansların haberleri bildiğiniz gibi genellikle bu şekilde yazılır. Tabii zaman zaman kronolojik bir kurgu ile yazılan haberlere de rastlanır. Özellikle soft haberler, insan öyküleri, bilimsel gelişmeler, sağlık haberleri farklı şekilde kurgulanabilir.

34 Öykü haberler, şimdiki zaman kipiyle yazılır. Bu haberlerde benzetmeler, dil oyunları, devrik cümleler, önü açık cümleler vb. öykü türüne özgü özellikler kullanılabilir. Ancak bu teknik sadece konu olarak uygun haberlerde kullanılabilir. Bir politika veya ekonomi haberini öykü şeklinde yazmak mümkün değildir. Ama örneğin ekonomik sıkıntı içinde çocuklarını büyütmeye çalışan bir babanın haberi öykü haber şeklinde yazılabilir. Öykü haberde muhabirin dile hakimiyeti, edebi yeteneği, üslubu ve yeteneği daha ön plandadır. Teknik haberi ortalama bir muhabirin öğrenmesi ve uygulaması çok zaman almaz. Ancak bir olayı öykü haber şeklinde yazmak için özellikle dil ve üslup açısından iyi düzeyle olmak gerekir. Bu da çok okumak ve yazma denemeleri yapmakla mümkün olur.

35 Röportaj ve söyleşi aslında iki ayrı tür olmakla birlikte, Türkiye basınında eş anlamlı olarak kullanılabilmektedir. Ancak röportaj ile söyleşinin bazı farkları bulunmaktadır. Söyleşi soru-cevap formatında yazılır. Röportaj ise düz metin olarak, haber gibi bir formda aktarılır. Söyleşide muhabirin metne müdahalesi sınırlıdır. Röportajda ise metni muhabir oluşturduğu için kendi gözlemlerini ve saptamalarını da aktarabilir. Örneğin röportaj yaptığı kişiye ilişkin izlenimlerini, kişinin çarpıcı ifadelerini, ortama ilişkin betimlemeleri de metne katabilir. Söyleşi; haber söyleşi, biyografik söyleşi, hazırlıklı söyleşi, rastgele söyleşi, sempozyum söyleşi gibi türlere ayrılır. Haber söyleşisi, bir habere ait bilgileri toplamak için soru sorulması şeklindeki söyleşidir. Olaya odaklı söyleşi ve görüşe odaklı söyleşi şeklinde ayrılır.

36 Biyografik söyleşi, söyleşi konuğunun karakteri, yaşam biçimi, yaşamındaki dönüm noktaları, eğilimleri, hobileri, zaafları, yetenekleri gibi noktaları içeren söyleşilerdir. Söyleşide gazeteci konuğunu, verdiği cevaplarla sınırlı olarak tanıtır. Hazırlıklı söyleşi, konuğa sorulacak soruların tüm ayrıntılarıyla önceden hazırlandığı söyleşi türüdür. Ele alınan konu ve konukla ilgili ayrıntılı hazırlık yapılır. Bilgiler toplanır, sorulacak sorular belirlenir, hatta soruların sıralamasın dahi baştan saptanır. Rastgele söyleşide ise gazeteci önceden hazırlık yapmamıştır. Doğaçlama olarak sorular sorar, verilen cevaplara göre yeni sorular üretir. Sorular da cevaplar da rastgeledir. Sempozyum söyleşi ise önemli bir konuyla ilgili birden çok seçilmiş kişinin görüşleri alınır ve ortak bir metin üretilir. Genellikle uzman gazeteciler tarafından gerçekleştirilir. Görüşme yüz yüze ya da telefonla yapılabilir.

37 Söyleşide genellikle çarpıcı bir alıntı başlığa taşınır ve alıntının sahibi de üst başlıkta verilir. Söyleşide elde edilen bilgiyi yorumlamaktan kaçınmak, somutlaşmayan noktalar varsa bunları söyleşi anında kaynağa sormak ve net cevaplar almak gerekir. Söyleşinin kiminle, neden, nerede, ne zaman, hangi konuda yapıldığı açıklayan bir bağlama oturtulması gerekir. Bu da genellikle söyleşinin girişinde bir paragraf metin olarak veya söyleşinin içinde kutu şeklindeki bir açıklamayla verilir. Söyleşinin girişi gazetecinin en serbest olduğu alandır. Muhabir bu alanı ister söyleşinin atmosferini, konuğun tavırlarını vs. açıklayarak isterse kendi düşüncelerini açıklamak için kullanabilir. Söyleşi başlığının da tıpkı haberdeki gibi bilgilendirici veya ilginç bir alıntı cümlesinden oluşur. Soru cevap şeklinde yazıldığı için ara başlık kullanımına gerek yoktur.

38 Röportaj ise gerçekleştirme aşamasında tıpkı söyleşi gibi soru ve cevaplarla bilgi almaya dayanır. Ancak yazım aşamasında soru cevap yerine haber gibi düz metin olarak düzenlenir. Röportajda söyleşiden ve haberden farklı olarak gazetecinin duygu, düşünce ve gözlemlerine de yer verilebilir. Röportajda okuyucunun ilgisini çekmek için renkli bir üslup kullanılabilir. Özetle röportaj hem haber ileten, hem de ele aldığı konuyu anlatırken okuyucuyu, yaşanan öykünün içine çekebilen bir formdur. Röportajın yapısına öznellik hakimdir ve bu yönüyle nesnel olunan haber metinlerinden farklılaşır. Üslup, yaşanmış olayın doğal anlatımına uygun olmalı, olay oluştuğunda yaşanan coşku ve dinamizm metne yansıtılabilmelidir. Bunu sağlamak için zaman kipi olarak şimdiki zaman kullanılır. Röportajın bir yargıyla sonuçlanması zorunlu değildir. Uygun bir alıntı, bir saptama ya da betimleme sonlandırma cümlesi olabilir.

39 Haberin imlası Haberde yürürlükteki TDK yazım kuralları temel alınır. Ancak gazeteciliğe özgü bazı farklı kullanımlar da söz konusudur. Diğer yandan, yazımı tartışmalı bazı sözcükler ve üzerinde uzlaşılamamış kullanımlar da bulunmaktadır. Örneğin uluslararası kelimesi yürürlükteki kurallara göre ayrı yazılmakta ise de basında birleşik şekli tercih edilmektedir. Yine Gaziantep Şanlıurfa Kahramanmaraş gibi illerin isimlerini hiçbirimiz ayrı yazmıyoruz. Benzer bir şekilde, TDK’nın ürettiği ancak henüz yerleşmemiş kelimeleri de kullanmıyoruz. Belgegeçer yerine faks, yerleşke yerine kampüs yazıyoruz örneğin. Bu gibi durumlarda genel kabul görmüş kullanımları tercih etmekte fayda vardır. Gazetelerde özellikle sayıların yazımıyla ilgili bazı farklılıklar vardır. Okunma kolaylığı sağlaması için bin ve daha büyük sayılar yazıyla yazılır arasındaki sayılar rakamla, 10’a kadar olan rakamlar ise iki şekilde de yazılabilir. Bu okuyucunun büyük sayıları karıştırmaması için başvurulan pratik bir çözümdür.

40 İmlaya ilişkin temel bazı kurallar ve sık yapılan hatalar Özel isimler ve özel isimle birlikte kullanılan unvanlar büyük harfle başlar. Ancak özel isme dahil olmayan devamındaki kelimeler büyük harfle yazılmaz. Hürriyet Gazetesi, Aksiyon Dergisi, Konya İli, Selçuklu İlçesi gibi kullanımlar yanlıştır. Burada özel isim ilk kelimedir, ikinci kelimeler özel isme dahil değildir. Benzer bir şekilde akrabalık ya da saygı içeren ekler de özel isme dahil değildir. Ahmet Enişte, Saliha Teyze, İhsan Dede gibi örneklerde ikinci kelimeler küçük harfle başlamalıdır. Haberde kısaltmaların tamamı büyük harfle yazılır. TBMM, TSK, AKP, MHP, TÜİK, TÜBİTAK gibi kurum ve kuruluş isimleri yanında TV, CD, DVD, RAM, AIDS gibi. Yeri gelmişken bilinmeyen kısaltmaların ilk kullanıldığı yerde açılımıyla birlikte verilmesi gerektiğini de hatırlatalım. Diğer yandan özellikle İngilizce kısaltmalarda büyük İ harfinin kullanımı sık yapılan hatalardandır. AİDS değil AIDS olduğunu İLO değil ILO yazılması gerektiğini unutmayalım. Bir başka hatırlatma, ay ve gün isimleri tarih bildirmediği sürece küçük harfle yazılır. Yani çarşamba, perşembe, şubat, aralık şeklinde. Fakat 17 Şubat 2016 Salı yazılırken büyük harfle başlar.

41 Kısaltmaların arasına haber imlasında nokta konmaz. T.B.M.M., T.C. diye yazılmaz. Unvan kısaltmalarında nokta kullanılır. Prof. Dr., Yrd. Doç. Dr., Org., Yzb. gibi. Bir başka uyarı: Kısaltmalar daima okunduğu şekle göre ek alır. TÜİK’in, TBMM’ye, RTÜK’ten gibi. Yabancı kısaltmalar için de bu kural geçerlidir. CIA’nın değil CIA’in (siayey) şeklinde yazmak gerekir. Yer ve yön bildiren kelimelerin yazılışında da sık sık yanlışlık yapılmaktadır. Batı, Doğu gibi kelimeler yön bildirirken büyük harfle başlamaz. Ancak yer bildirirken büyük harfle başlar. Batı ülkeleri, Ortadoğu gibi kullanımlarda yön değil yer bildirdiği için büyük harfle başlanır. Kuzey Anadolu, İç Anadolu. Orta Afrika örneklerinde de yer bildirdiği için ilk kelimeler büyük harfle başlar. Din, mezhep ve bunlardan türemiş isimler büyük harfle başlar. İslam, Hıristiyan, Sünni, Alevi, Katolik, Protestan gibi. Dil adları büyük harfle başlar. Türkçe, Arapça, İngilizce, Hintçe gibi… Özel isimlerden türeyen kelimeler de büyük harfle başlar. Marksizm, Alzheimer, Siyonizm gibi.

42 Şapka diye adlandırdığımız düzeltme işareti hiçbir zaman kaldırılmamıştır. Halen Arapça ve Farsça’dan geçmiş kelimelerde g, k, l harflerinin ince okunması için, Batı kökenli kelimelerdeki l harfinin ince okunması için ve nispet î’sini ayırmak için kullanılması TDK tarafından istenmektedir. Habercilikteki kullanımda ise temel aldığımız ölçüt, karışması söz konusu kelimelerde şapka işaretini kullanmaktır. Örneğin reklam, plan, rüzgar, kagıt, imkan, ahlak, ilan gibi kelimelerde şapkayı kullanmıyoruz. Ancak, hala ile hâlâ’yı ayırmak için, kar ile kâr’ı, ama ile âmâ’yı ayırmak için bu işarete ihtiyaç vardır. Benzer bir şekilde nispet î’sinin kullanılmaması bazı kelimelerde anlam karışıklığına neden olur. Askeri kelimesi ise askerî kelimesinin dini kelimesi ile dinî kelimesinin anlamları elbette farklıdır. Sık yapılan hatalardan biri soru ekini birleşik yazmaktır. Soru eki olan mi, mü daima ayrı yazılır. Ek aldığında da kural geçerlidir. İmlaya dikkat eder misiniz?, İmla sizce önemli değil mi? Örneklerinde olduğu gibi. Belki daha da fazla yapılan yanlışlardan biri aitlik eki olan –ki ile bağlaç olan ki’nin; bulunma hali olan –de-da ile bağlaç olan de, da kelimelerinin karıştırılmasıdır.

43 Aitlik eki olan ki eki kelimeye bitişik olarak yazılır. Yarınki toplantı, bugünkü yemek, elindeki kalem, kafandaki soru gibi. Bağlaç olan ki ise her zaman ayrı yazılır. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer, Sen ki yedi iklim hükümdarı Şulgi, Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın cümlelerinde olduğu gibi. Bulunma hali olan –de, -da ekleri daima kelimeye bitişik yazılır. Eklendiği kelimeye göre –te, ta şeklini alabilir. Masada bilgisayar var. Sınıfta hiç öğrenci yok. Salonda 300 gazeteci için yeterli yer yok, cümlelerinde olduğu gibi. Ek olan de, da’lar kaldırıldığında cümlenin anlamı bozulur. Bu örneklerde –de, -da ya da –te, -ta eklerini kaldırdığınızda cümle anlamsız olacaktır. Bağlaç olan de ve da ise daima ayrı yazılır. Hiçbir zaman te ve ta şeklini almaz. Üç günlük ömrümü bir günde yitirdim/ Yarınlar olsa da hoş, olmasa da… örneğinde birinci dizede aitlik eki olan –de; günde kelimesindeki gibi bitişik yazılırken, ikinci dizedeki olsa da ve olmasa da kelimelerinden sonraki da’lar bağlaç oldukları için ayrı yazılmışlardır. Bağlaç olan de ve da’lar çıkarıldığında da cümlenin anlamı tamamen kaybolmaz.

44 Sık yapılan hatalardan biri ya da’nın bitişik yazılmasıdır. Yada şeklinde bir kullanımı kesinlikle yoktur. Aynı şekilde Şuda, Buda, Oda gibi kelimelerde da bağlacı ek gibi yazıldığında anlam tamamen değişir. Bitişik veya ayrı yazılan kelimeler konusu Türk imlasında çok önemli sorunlardan biridir. Üzerinde uzlaşılamamış pek çok kelime ve birçok kalıp vardır. Örneğin bu cümledeki pek çok ayrı yazılırken, birçok bitişik yazılır! Genel yaklaşım birleşen kelimelerin anlam kayması oluşturması durumunda bitişik yazılmasıdır. Kaynanadili, hanımeli, kuşburnu, kadınbudu, keçiboynuzu gibi. Birleşme sırasında harf kaybı olmuşta kelimeler bitişik yazılır. Ne için/niçin, kayıp olmak/kaybolmak gibi. Üstü ve altı kelimeleriyle oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır, olağanüstü, suçüstü, gözaltı, şuuraltı gibi. Kişi adları ve unvanıyla oluşmuş yer isimleri bitişik yazılır. Abidinpaşa, Necatibey, Gaziosmanpaşa gibi. Ara yönleri bildiren kelimeler; güneydoğu, kuzeybatı gibi kelimeler bitişik yazılır.

45 Başı kelimesiyle yapılan kelimeler; aşçıbaşı, binbaşı, ustabaşı bitişik yazılır. Pratikte çok kullandığımız; Biraz, birkaç, birtakım, hiçbir, herhangi kelimeleri bitişik yazılır. Hane, name, perest, perver ekleriyle yapılan kelimeler bitişik yazılır. Yemekhane, beyanname, hayalperest, vatanperver gibi. Oto, tele, matik ile yapılan kelimeler bitişik yazılır. Otogar, otopark, telekart, otomatik gibi. Bütün bunların dışında kurala uymadığı halde bitişik yazılması alışkanlık haline gelen pek çok kelime vardır: Akaryakıt, başörtü, bugün, buzdolabı, gökyüzü, erbaş, yeryüzü, yarımada, yüzyıl, aybaşı, atasözü, delikanlı, anaokulu, akarsu, anayasa… Ayrı yazılan birleşik kelimelerle ilgili kurallar da benzer bir şekilde karışıktır. Hata yapmamak için sık kullanılan birleşik kelimelerin yazılışını bilmek, nadiren kullanılanlarda ise TDK’nın yazım kurallarına başvurmak gerekir. (Ya da Word programının uyarılarını dikkate almak!)

46 Ayrı yazılan birleşik kelimelerle ilgili birkaç temel kural da elbette vardır. Deyimler daima ayrı yazılır. Göze girmek, etekleri zil çalmak, tuzu biberi olmak vs. İkilemeler ayrı yazılır: Bata çıka, düşe kalka, çoluk çocuk, soy sop, konu komşu, eş dost gibi. Etmek ve olmak kelimeleriyle yapılan ve ses kaybı yaşanmayan birleşik kelimeler ayrı yazılır. Adam olmak, arz etmek, not etmek, yok olmak, sinir etmek gibi. Anlam kaybı yaşanmayan birleşik kelimeler ayrı yazılır. Kuru fasulye, yaban gülü, el kitabı, alt geçit, dolma kalem, yatak örtüsü Yolla ilgili kelimeler ayrı yazılır: Kara yolu, deniz yolu, çevre yolu hava yolu… Yiyecek isimleri ayrı yazılır: Tas kebabı, çiğ köfte, dolma biber, kuru yemiş, süzme yoğurt, vişne suyu… Gök cisimleri ayrı yazılır: Gök kuşağı, gök taşı, çoban yıldızı…

47 Zamanla ilgili kelimeler ayrı yazılır: Gece yarısı, gün ortası, hafta sonu, hafta başı, ay sonu, yıl sonu. Yer adlarında kullanılan yön isimleri, küçük, büyük, orta, yakın, uzak, yeni eski gibi kelimeler ayrı yazılır: Orta Asya, Uzak Doğu, Güneydoğu Anadolu, Büyük Menderes, Aşağı Ayrancı, İç Erenköy gibi. Alt, üst, art, arka, ön, yan, iç, dış, büyük, küçük, sağ, sol, bir, iki, tek, çift, çok gibi kelimelerle yapılan birleşik kelimeler ayrı yazılır: Alt yapı, alt yazı, ana bilim dalı, ana fikir, ana vatan, ön lisans, ön söz, art niyet, yan cümle, iç kulak, dış gezi, orta öğrenim, büyük şehir, çok hücreli… Bütün bu bilgiler, bitişik ve ayrı yazmaya ilişkin imlanın oturmuş ve tam olarak kurallı bir durumu olmadığını ortaya koyuyor. Bu nedenle, daha önce belirttiğimiz gibi sık kullanılan birleşik kelimelerin yazılışını bilmek, diğerleri için ise yazım kılavuzuna başvurmak gerekir. Unutulmamalıdır ki hiç kimse bir dilin tüm imlasını doğru olarak bilemez. Bu yüzden imla kılavuzları ve sözlükler vardır. Eskilerin deyimiyle “Lügatle güreş olmaz” her zaman lügat kazanır.

48 Noktalama işaretleri Noktalama işaretlerinin bazıları da haber yazarken yanlış kullanılmaktadır. Nokta bildiğiniz gibi cümlelerin sonunda, tarih aralarında, saat ile dakika (8.00 doğrudur 8:00 değil; ayrıca 00’lar okunmadığı için eki saatin okunuşuna göre alır. 8.00’de doğrudur, 8.00’da yanlış) arasında ve bazı kısaltmalarda kullanılır. Virgül, haber imlasında özellikle özneden sonra konur. Özneden doğrudan alıntı yapılacağı zaman tırnaktan önce virgül kullanılır, noktalı virgül değil. Örneğin Şeker, “Bitişik yazılan birleşik kelimeler konusu oldukça sorunludur” dedi, yazarken özneden sonra virgül kullanırız. Bunun dışında virgülün cümle içinde gerekli olduğu pek çok durum vardır. Abartmamak şartıyla anlam karışmalarını önlemek, yan cümleleri ayırmak, vurgulanacak kelimeleri belirtmek gibi amaçlarla virgül kullanabiliriz. Ancak bağlaçlardan önce veya sonra virgül kullanmamalıyız. Ve, veya, yahut, ama, fakat, lakin gibi kelimelerden sonra virgüle gerek yoktur. İkilemelerin arasında virgül kullanımı yanlıştır. Yavaş, yavaş, düşe, kalka, son, sürat gibi kullanımlar yanlıştır.

49 Noktalı virgül (;) haberde son derece kısıtlı kullanılan bir işarettir. Virgülle ayrılmış tür veya takımlar ayırmak için kullanılır. Elma, armut, şeftali gibi meyveler; marul, domates, kabak gibi sebzeler… Türkiye, İngiltere, Fransa; İstanbul, Londra, Paris. İki nokta (:) haberde fiili başta verdiğimiz alıntı cümlelerinde kullanılır. Şeker konuşmasına şöyle devam etti: “İmla ve noktalama konusu her ne kadar sıkıcı ise de, haber yazımında temeldir.” Türk imlasında yan yana iki nokta kesinlikle kullanılmaz ve bu işaret iki nokta üst üste diye adlandırılmaz! Üç nokta, haber imlasında özellikle öykü haberlerde yüklemi verilmeyen cümlelerin, devrik yapıların sonunda kullanılır. Ve yaşlı kadın başını çeviriyordu susarak… Alıntılarda atlanan bölümleri göstermek için de parantez içinde üç nokta (…) kullanılabilir. Soru işareti, bilindiği gibi soru cümlelerinin sonuna konur. Sık yapılan hata birden fazla soru cümlesi ve bağlı cümlelerden oluşan yapıların arasına da soru işareti konulmasıdır. Başbakan mı, Cumhurbaşkanı mı, Meclis Başkanı mı? şeklindeki bir yapıda soru işareti en sona konmalı, aralarda virgül kullanılmalıdır.

50 Soru eki olsa da bazı cümleler soru anlamı taşımaz. Bu durumda soru işareti de kullanılmaz. Akşam oldu mu bir hüzün çöker içime… Ünlem işareti, haberde çok fazla kullanılmaz. Ancak zaman zaman tepki başlıklarında kullanılır. Yok daha neler! gibi. Haberde en sık kullandığımız işaretlerden biri de tırnaktır. Tırnak işareti çift tırnak şeklindedir. Zaman zaman başlıklarda estetik amaçla tek tırnak kullansak da haber metinlerinde tırnak gerektiğinde çift tırnak kullanmalıyız. Tırnak her türlü doğrudan alıntıda kullanılır. Ayrıca vurgulanmak istenen kelime ya da cümleler de tırnak içine alınabilir. Belediye Başkanı Menderes Türel “eğitim önemine” dikkat çekti, örneğindeki gibi. Tırnak işaretini kullanırken boşluklara da dikkat etmek gerekir. İlk tırnaktan sonra veya son tırnaktan önce boşluk verilmemelidir. Tek tırnak işareti ise tırnak içindeki alıntının içinde yeniden bir alıntı bulunuyorsa kullanılır. Başbakan, “Cumhurbaşkanı şike yasasını ‘kişiye yönelik buldum’ diyerek veto etmiştir” dedi, örneğindeki gibi.. Sık kullanılmamakla birlikte parantez ve köşeli parantez işaretleri haberde ek açıklama yapılacağında gerekli olabilir. Örneğin Başbakan: “Yarın (bugün) Antalya’da olacağım” örneğindeki gibi.

51 Haberde sık kullandığımız işaretlerden biri kesme işaretidir. Kullanımında uzlaşılamayan ya da sorun olan işaretlerden de biridir. Özel isimlere getirilen ekler kesme ile ayrılır. Atatürk’ün, Başbakan’dan, Devlet Bahçeli’ye, Antalya’dan gibi. Ancak kurum ve kuruluş adlarına gelen ekler kesme ile ayrılmaz. Türk Dil Kurumundan, Antalya Valiliğine, Milli Savunma Bakanlığından, Akdeniz Üniversitesinin gibi. Ay ve gün adlarında sonra kullanılmaz: 18 Aralıktan, 19 Aralık Pazartesinin yazılışları doğrudur. Deyimlerdeki özel isimlerin ekleri ayrılmaz. Alinin külahını Veliye giydirmek derken kesme kullanılmaz örneğin. Yaygın bir hata olan O’nu şeklindeki kullanım kesinlikle yanlıştır. O işaret zamiri büyük harfle yazılmaz ve kesme ile ayrılmaz. Şunu, bunu derken ayırmadığımız gibi. Çoğul ekleri kesinlikle kesme ile ayrılmaz. Türkler, Araplar, Ahmetler, Antalyalılar gibi.

52 Benzer bir şekilde –li, -lı eklerinin de sık sık kesme ile ayrıldığı görülmektedir. Bu kesinlikle yanlıştır. Antalyalı, Adanalı, Mersinli, Uzaylı gibi. Genel olarak yapım ekleri ve devamındaki ekler kesmeyle ayrılmaz. Türkçe’nin değil Türkçenin doğrudur. Türklükte, Müslümanlıkta, Türkleşmek gibi kelimelerde yapım ekleri bulunduğundan kesme kullanılmaz. Ancak -miz -mız eki kesmeyle ayrılır. Osmaniyemiz yerine Osmaniye’miz yazmalıyız. Kısaltmalara getirilen ekler ve rakamların sonuna gelen ekler ayrılır. UNESCO’ya, THY’den, 2016’da, 3.’lük mücadelesi gibi. Sonuç olarak noktalama işaretlerinin bazıları özellikle, virgül, tırnak, kesme işaretleri haber metinlerinde sık kullanılır. Bunların kullanımıyla ilgili doğru kuralları bilmek ve doğru kullanmaya özen göstermek habercilik açısından önemlidir.

53 Haberde üslupla ilgili sık yapılan yanlışlar Üslup kelime seçimlerini doğru yapmak, cümle yapılarını akıcı kurmak, kolay ve zevkli okunur bir metin üretmek açısından önemlidir. Elbette herkes aynı olayı farklı şekilde yazar. Kelimeler ve cümle yapıları farklı olur. Ancak haber metinlerinden yadırganmayacak bir üslup oluşturmak önemlidir. Örneğin kelime seçimlerinin doğru ve yaşayan dile uygun olması gerekir. Siyasi görüşümüz, ya da kişisel yaklaşımlarımız nedeniyle çok eskide kalmış, artık ortalama insanın kullanmadığı ve hatta anlamadığı kelimeleri kullanmak yanlıştır. Aynı şekilde, henüz toplumda yerleşmemiş yeni üretilen kelime önerilerini de kullanmamalıyız. Dille ilgili bu mücadelenin yeri haber metinleri değildir. Örneğin artık kesinlikle yerleşmiş olan okul kelimesi yerine mektep, öğrenci yerine talebe diyemeyiz. Henüz yerleşmemiş olan yerleşke sözü yerine kampüsü tercih ettiğimiz gibi…

54 Diğer yandan özellikle yabancı dillerden geçmiş bazı kelimelerin yazılışında önemli hatalar yapılmaktadır. Bu kelimelerin çoğu bizim ses yapımıza uygun olmadığı için halk arasında da yanlış söylenmektedir. Fakat haber metinlerinde doğru yazılışları kullanmaya özen göstermeliyiz. Örneğin, egzoz kelimesinin egzos, egsoz, ekzoz, egzoz, egzost, ekzost gibi pek çok şekilde yazıldığı görülür. Ancak ilk yazılış doğru kabul edilmektedir. Sık yapılan yanlışlardan biri takdir kelimesini taktir şeklinde yazmaktır. Mahzur (sakınca) yerine mahsur (kuşatılmış) kullanılması, nüfus ile nüfuzun karıştırılması, grup yazarken gurup şeklinde araya u konulması, eşkal (şekiller) yerine eşgal (işler güçler) yazılması gibi yanlışlarla çok karşılaşılmaktadır. Batı dillerinden gelen kelimelerin yazılışında da ço hata yapılmaktadır. Örneğin menapoz değil menopoz, dinazor değil dinozor, proğram değil program, sezeryan değil sezaryen, şohben değil şofben, erezyon değil erozyon, fermentasyon değil fermantasyon doğrudur. Bunun gibi yabancı dillerden geçmiş kelimelerin yazılışında tereddüt oluştuğunda üşenmeden ve utanmadan yazım kılavuzuna başvurulmalıdır. (Yazım kılavuzu artık internet ortamında www. tdk.gov.tr adresi kadar yakındır.)

55 Diğer taraftan bazı yerleşmiş yanlış kullanımlar ise haber metinlerinde çok daha fazla gözden kaçmaktadır. Geri iade etmek, zorla tecavüz etmek, yaya olarak yürümek, toplu katliam yapmak, ileri bir tarihe ertelemek anlamca yanlışlar içermektedir. Bir de aynı anlamdaki kelimeleri art arda sıralamak hatasından kaçınmalıyız. Onur, şeref ve gurur duymak, yolsuzluk ve suistimaller, kamulaştırma ve istimlak, ilgi ve alaka gibi… Üslupla ilgili bir başka nokta ise deyimler, benzetmeler, atasözleri gibi kalıpları sık sık kullanma sorunudur. Bunlar doğru bile olsa, haber dilinde fazlaca yer almaları sakıncalıdır. Çünkü dili kullanma yeteneği kısıtlı olan insanlar, kelime dağarcığı boş olanlar bu yola başvururlar. Bu bağlamda, doğru da olsa artık insanları sıkmış benzetmelerden, esprilerden, deyimlerden kaçınmak gerekir. Örneğin yeni bir vali göreve başladığında Çiçeği burnunda vali, ayağının tozuyla… diye habere girmeye gerek yoktur. Her yeni olayı anlatırken, bir ilke imza atmak, dememeliyiz. Ağzındaki baklayı çıkarmak, yılan hikayesine dönmek, bordro mahkumu, bomba gibi, etten duvar örmek, görücüye çıkmak, elini kana bulamak, hunharca katletmek… gibi.

56 Bu deyim, benzetme ve kalıpların bazılarının argo olduğu, anlamının herkesçe bilinmeyebileceği, ya da farklı bilinebileceği unutulmamalıdır. Özellikle yeni başlangıçlar için sık sık kullanılan start almak/vermek kalıbını unutmanızı öneririm. Start sadece atletizm yarışlarında verilir. Seçim çalışmasına start verilmez örneğin. Benzer bir şekilde yaygın olarak kullanılan giriş yaptı, çıkış yaptı kalıbı son derece yanlıştır. Başbakan şehre giriş yaptı değil şehre girdi, denir. Bu bağlamda benzetme ve kalıpların argo ya da konuşma diline özgü olanlarından daha da özenle kaçınmalıyız. Kocasını boynuzladı, dostuyla kavga etti, hatta, yasak aşk gibi kalıplar üslup açısından hiç de hoş değildir. Sıfatları kullanırken de dikkatli olmak gerekir. Türkiye’nin en büyük, Türkiye’de bir ilk, korkunç güzel, muhteşem, müthiş, olağanüstü, büyüleyici, inanılmaz gibi kelime ve kalıplardan uzak durulmalıdır. Aynı şekilde yargı bildiren maalesef, ne yazık ki, ne mutlu ki, şükür gibi ifadeler de haber metinlerinde yer almamalıdır.

57 Etik kurallar önemlidir Son olarak haberle ilgili etik ilkelere uymayı kesinlikle önemsemenizi öneririm. Bu ilkeler meslek birliklerinde belirlenmekte ve yayınlanmaktadır. Kişilerin özel hayatına saygılı olunmalı, zanlılar suçlu gibi verilmemelidir. Ki bu gibi hususlar etik kurallar dışında yasayla da düzenlenmiştir ve aksi durumda ceza söz konusudur. Bir suça adı karışan kişiler haklarında iddianame düzenlenip mahkemeye sevk edilinceye kadar zanlıdırlar. Bu aşamadan sonra sanık olarak adlandırılırlar. Zanlı ya da sanıklar tutuklanıncaya kadar isimleri açık olarak yazılmamalıdır. Ancak suçlunun adının resmi olarak açıklanması durumunda biz de bu şekilde kullanabiliriz. 18 yaşından küçük suçluların adı ise daima gizlenmelidir. Aynı şekilde suçlu yakınlarının ve mağdurların isimlerinin açık yazılmaması gerekir. Unutulmamalıdır ki bir suçlunun eşi, çocukları, annesi, babası suçlu değildir. Mağdurlar ve yakınları ise zaten olayın olumsuzluğunu yüklenirken bir de haber yoluyla afişe edilmemelidirler.

58 Kişilerin ırkı, cinsiyeti, dini, mezhebi, cinsel tercihi, fiziksel özellikleri, sakatlığı, çirkinliği hatta güzelliği, medeni hali (örneğin dul kadınlarla ilgili haberler) mesleği haber gerektirmediği sürece konu edilmemelidir. Örneğin bir hırsızlık haberinde hırsızın ırkı, cinsiyeti, mezhebi önemli değildir. Bir polis adliye haberinde kadının dul olarak yaşadığı haber konusu olay gerektirmiyorsa belirtilmemelidir. Dul kadına tecavüz etti denmez örneğin. Kadının dul, evli veya bekar olmasının tecavüze uğramasıyla, tecavüz suçuyla bir ilgisi yoktur çünkü. Genel olarak etik ilkelere uygun habercilik yapmamız, okuyucunun ve halkın gazeteye, gazeteciye olan saygısını, güvenini pekiştirecektir. Günümüzdeki gazeteci algısından hepimiz zaman zaman rahatsız olmaktayız ve bunun sebebi bizzat gazetecilerin etik dışı davranışlarıdır.

59 Teşekkürler


"Haber Yazma ve Röportaj Teknikleri Eğitimi Notları Prof. Dr. Mustafa Şeker." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları