Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

??? Kalkınma – Büyüme ??? Ekonomi yazınında oldukça sık olarak rastlanan, “ekonomik büyüme” ve “ekonomik kalkınma” kavramları bazen anlatım kolaylığı nedeniyle.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "??? Kalkınma – Büyüme ??? Ekonomi yazınında oldukça sık olarak rastlanan, “ekonomik büyüme” ve “ekonomik kalkınma” kavramları bazen anlatım kolaylığı nedeniyle."— Sunum transkripti:

1 ??? Kalkınma – Büyüme ??? Ekonomi yazınında oldukça sık olarak rastlanan, “ekonomik büyüme” ve “ekonomik kalkınma” kavramları bazen anlatım kolaylığı nedeniyle birbirleri yerine kullanılmaktadır. Oysa bu iki kavram arasında oldukça önemli bir fark bulunmaktadır. Ekonomik büyüme denildiği zaman, milli gelirdeki veya daha dar anlamda fert başına düşen milli gelirdeki artış ifade edilmektedir. Belli bir ekonomide mal ile hizmet üretiminin herhangi bir sebepten dolayı artış göstermesi sonucunda, ekonomik büyümeden bahsedilebilir.

2 Buna karşın ekonomik kalkınma kavramı ile birey başına düşen milli gelirdeki artışa ek olarak ekonomideki yapısal değişiklikleri de içermektedir. Bu yapısal değişikliklerin en önemlilerinden ikisi, milli gelir içerisinde sanayi kesiminin payının artması (yani tarımın payının azalması) ve kırsal kesime oranla kentlerde yaşayan nüfusun yükselmesidir.

3 Bu duruma ek olarak kalkınma ölçütlerine: yaşam standartlarının modernleşmesi, kronik göç olgusunun olumsuz etkisinin hafifletilmiş olması, kırsal yaşamdaki gelirin kentsel nüfusun gelirine nispeten daha yakın olabilmesi, beslenme koşullarının iyileştirilmesi, kadınların toplumdaki fırsat eşitliği, eğitim, sağlık, altyapı gibi hizmetlerde mekan ve bölge ayrımlarına bakılmasızın standartların sağlanılması gibi daha birçok değişken bulunmaktadır.

4 KALKINMA Kalkınma Ekonomisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası, başta iktisatçılar olmak üzere bilim adamlarının ve politikacıların ilgilerini en çok çeken alan olmuştur. Konuya ilişkin yoğun çalışmalar iktisat bilimine yeni bir dal kazandırmıştır.

5 Böylece, Kalkınma Ekonomisi, para, dış ticaret, büyüme ekonomisi gibi iktisat kuramında yerini almıştır. İktisadi kalkınma sorunu, son yılın üzerinde en fazla durulan konusudur. Günümüzde iktisadi kalkınmadan daha çok ilgi görmüş başka bir konu yoktur denilebilir. Konunun bu kadar geniş bir biçimde işlenmiş olmasına rağmen ilgili kavram ve tanımlarda tam bir anlaşma sağlanmış değildir.

6 Dünya ekonomisiyle ilgili literatürde genellikle gelişmekte olan ülkeler için sosyo-ekonomik açıdan en endişe verici sorunun; ekonomik kalkınmanın düşük düzeyde gerçekleşmesi, toplumdaki gelir dağılımının yüksek düzeydeki eşitsizliği ve bundan kaynaklanan yoksulluk kısırdöngüsü olgusu olduğu saptamasıdır.

7 TEORİDE BÜYÜME VE GELİŞME KLASİK DURGUNLUK YAKLAŞIMI TARİHİ MATERYALİZM (MARX) SAFHA TEORİSİ (ROSTOW) KISIR DÖNGÜLER YAKLAŞIMI (NURKSE) DENGELİ – DENGESİZ KALKINMA YENİ KLASİK KARŞI DEVRİM ULUSLAR ARASI BAĞIMLILIK TEORİLERİ SINIRSIZ EMEK ARZI İLE KALKINMA (A.LEWİS) DÜALİZM

8

9 Sanayi devrimi sonrası ele alınan konuların günümüz AGÜ problemleri ile gösterdiği paralellikler 1- Yapısal Değişim 2- Düalizm 3- Nüfus Artışı 4- Yoksulluk 5- Gelir Dağılımı Adaletsizliği 6- Göç 7- Karamsarlık Klasiklerden esinlenen/etkilenen Kalkınma İktisatçıları A.Lewis, L.Bauer, C. Clark, W.W. Rostow Klasik Durgunluk Yaklaşımı

10 MARX: TARİHİ MATERYALİZM KLASİK:MARX: TARİHSEL OLMAYAN YAKLAŞIM STATİK ANALİZ (FOTOĞRAF) TARİHSEL YAKLAŞIM DİNAMİK ANALİZ (FİLM ŞERİDİ) TARİHSEL AŞAMALAR 1- İLKEL KOMİNİZM (ASYA TİPİ ÜRETİM TARZI 2- KÖLELİK ÇAĞI 3-FEODALİZM 4- KAPİTALİZM 5- GEÇİCİ SOSYALİZM 6- PÜR KOMÜNİZM

11 Bu aşamaların ortadan kalkması için gereken şartlar 1- Kölelerin kentlere göçü 2- El işçiliği – Seri üretim rekabeti 3- Keşif ve ticaretin kapitalist rejime işlemesi 4- Ulus devletlerinin birbirleriyle işbirliği yapması - Kapitalist sistem neden sürekli krizlere maruz kalır? İşçi sınıfının tüketim harcamalarındaki artışın yetersizliği Burjuvanın aşırı kar iştahı üretici güçler üretim ilişkisi Sistem krizi dalgalanma olarak algılar, çözüm gibi görenler var -Günümüz Marksistlerine göre kapitalizm hala neden yıkılamamıştır? 1- Böl - Yönet taktiği 2- İşçi – Kapitalist sınıf çıkarlarının uyumlaştırılması 3- Küreselleşmenin yeni alanları açmasıyla yaşanan dinamizm SANCILI AŞAMALAR: Feodalizm ve Kapitalizm

12 TARİHSEL AŞAMALAR / SAFHA TEORİSİ W.W. ROSTOW : 1958 “ EKONOMİK GELİŞMENİN SAFHALARI: Komünist olmayan bir manifesto” The Stages of Economic Growth ; A Non-communist Manifesto SAFHALAR ; Stages 1- Geleneksel Toplum ; Traditional Society 2- Kalkış Öncesi Aşama ; Pre-conditions for take-off 3- Kalkış Aşaması; take-off 4- Olgunluk Aşaması; drive to maturity 5- Kitlevi Refah Çağı; the age of hıgh mass- consumption

13 Marx, ekonomik dönemlerin, o dönemlerde üretilen maddi varlıklara göre değil, maddi varlıkları üreten iş aletlerine göre birbirinden ayrıldığını belirler Y.Yıl Yada Newton Öncesi - Gelişme sınırları üretim fonksiyonuna bağlı Yani toplumda bir takım gelişmeler yaşanmakta ancak kişi başına düşen gelirin artışı sınırlı; bir tavan söz konusu - Hakim sektör tarım - “Kadercilik” hakim sosyal yapı Yani dede ve torun aynı standarda sahip Örnek toplumlar; Çin Hanedanlıkları Orta Doğu ve Akdeniz Medeniyetleri Ortaçağ Avrupası 1- GELENEKSEL TOPLUM AŞAMASI

14 -Kalkış aşaması için gerekli ön şartların oluşturulduğu aşama Ön Şartlar: 1- Toplumun kendi iç dinamikleri yada 2- Harici kuvvetler tarafından sağlanır. Ancak daha çok görülen “harici kuvvet etkisi”dir. Batı Avrupa açısından sanayi devrimi öncesindeki gelişmeler buna örnektir. İlk tamamlayan ülke İngiltere’dir. Ekonomik gelişmeler diğer alanlardaki gelişmeleri tetikler; - Milli şuur oluşur - Riski göze alan müteşebbis sınıf doğar - Bankacılık gelişir - Modern teknikleri uygulayan firmalar doğar - Alt yapı yatırımları (ulaştırma-haberleşme) artar - Geleneksel ve modern kesimin bir arada olduğu düalist bir yapı ortaya çıkar * Kalkışa hazırlık safhasında başarı tarım sektöründe sağlanan gelişmelerle ölçülür. 2- KALKIŞA HAZIRLIK SAFHASI

15 TARIM SEKTÖRÜ’NÜN ÖNEMİ Teknolojik Gelişme  Verim Artışı  Üretim Artışı Önemi! 1- Artan nüfus için gıda ihtiyacını karşılar. 2- Sermaye birikimi için gerekli olan döviz tasarrufuna imkan verir. 3- Sanayi sektörüne döviz transferi yapar. 4- Sanayi sektörüne yönelik talep artışı sağlar. 5- Vergilendirme yöntemi ile devlete finansman sağlar. 6- Geleneksel kesimden modern kesime kaynak transferi sağlar.

16 KALKIŞA HAZIRLIK AŞAMASINDA A)İKTİSADİ ALT YAPI Sosyal sabit sermaye yatırımlarının yapılması gerekir. Bu yatırımların özellikleri 1- Yatırımların geri dönüşüm ve amortisman süresi uzundur. 2- Genellikle bir defalık harcamayı gerektirir. 3- Özel fayda değil sosyal fayda sağlar. Bu nedenlerden dolayı bu tür yatırımları özel sektör değil, DEVLET yapar. ABD  ( ) tipik örnektir. B) DİĞER DEĞİŞİMLER - Elit lider ve elit tabaka - Toprağa dayanan gücün azalması - Milli devlet kurulması Alman (1848) İhtilali tipik örnektir. C) DEVLETE DÜŞEN TEKNİK GÖREVLER - Toplumu teşkilatlandırmak - İyi bir vergi ve mali sistem kurmak -Bütün alanlarda modernleşme sürecini başlatmak - Sabit sermaye stokunu oluşturmak. - Düzenlemelerde kararlı ve ısrarlı olmak

17 3 - KALKIŞ AŞAMASI ; TAKE OFF Temel Karakteristikleri : Tarım Sektöründeki Değişmeler düşünsel değişiklikler uygulamacı değişiklikler Sanayi Sektöründeki Değişmeler yeni sanayi kollarının ortaya çıkışı buna bağlı diğer gelişmeler Sosyal ve Politik Kadrolardaki Değişmeler Göstergeleri: 1.Üretilen Yatırımların MG İçindeki Payının %10’dan daha yükseklere çıkması (Gerekli ancak yeter şart değildir). 2.Öncü rolü oynayabilecek imalat sanayi kollarının oluşması. 3.Gelişmeleri tetikleyecek idari ve politik kadronun oluşması

18 Öncü Sektörler ; Teorik Ayırım 1.Birinci Derecede Gelişen Sektörler Yeni Kaynak yada teknik teknik kullanımı sonucu ortaya çıkan ve sektörleri etkileme gücü olan sektörler 2.Tamamlayıcı Gelişme Halindeki Sektörler Birinci Derece Sektörlerin Etkisiyle Gelişen Sektörler Demiryolu, Kömür, Çelik, Makine Sanayi v.s. Sektörler 3.Tali Derecede Gelişen Sektörler Talebe Bağlı Olarak Gelişen Sektörler Nüfus Artışı Konut Öncü rolü oynayabilecek sektör yada sektörler, “Birinci Derecede Gelişen Sektörler İçinden Çıkar”

19 Öncü Sektörün Sahip Olması Gereken Özellikler: 1. Ürettiği mallara yeterli iç ve dış talep olmalı 2. Yeni üretim yöntemlerine açık olmalı 3. Sermaye birikimlerinin bu sektöre kolayca aktarılabilmesi 4. Diğer sektörleri etkileyebilmeli Bazı Öncü Sektör Örnekleri Pamuklu dokuma sanayi Demiryolları Ağır sanayi (askeri ağırlıklı) Kereste / selüloz Çiftlik ürünleri Çeşitli tüketim malları

20 Öncü sektörler olarak; *Demiryolu ABD, Almanya, Kanada, RusyaTam etkili İsveç ve Japonya Kısmen Neden Demiryolu ? 1. Ulaştırma masraflarının azalması 2. İhracatın artması 3. Tamamlayıcı sektörleri gelişmesine yaptığı katkı *Silahlı Kuvvetler Rusya, Japonya, Almanya, Çin *Hammadde Üretimi ve Gıda Maddeleri İsveç Kereste Danimarka Çiftlik Ürünleri Japonya İpek Böceği ve İplik *Kalkınma Stratejisi Değişimi İthal ikameci politika uygulaması Arjantin ve Türkiye

21 Kalkış Aşamasını Başlatan Faktörler : 1.Yeni doğal kaynak kullanımı ABD, Avusturalya, İsveç 2. Sosyal yada politik devrim 1848 Alman Devrimi 1865 Japon Meiji Devrimi (İtici Güç) Hindistanın Bağımsızlığı, Gandi Çin Komünist Zaferi, Mao, 1990’lı yıllarda dışa açılması v.s. 3. Yeni Teknolojik Uygulamaların Sonuçları DemiryoluKömür, demir, makine sanayi, idari hizmet v.s. 4. Yeni dış ticaret sahalarının bulunması İsveç kerestesiİngiliz ve Fransa pazarı 5. Dış ticaret şartlarının aleyhte gelişmesi İthal ikameci politika uygulaması

22 ÜlkelerKalkış SafhasıÜlkelerKalkış Safhası İngiltere Rusya Fransa Kanada Belçika Arjantin (c) Amerika (a) Türkiye (d) Almanya Hindistan (e) İsveç Çin (e) Japonya (b) Kalkış Safhası ; Bazı Ülkeler ve Tarihler

23 “Toplumun mevcut teknolojiyi bütün sahalarda kullanabilme gücüne ulaşması” Temel Karakteristik Özellik: “Kalkış safhasında öncü rolü oynayan sektörler misyonunu tamamlar, yerini yeni modern sektörlere bırakır.” İngiltere1850İsveç1930 A.B.D.1900Japonya1940 Almanya1910Rusya1950 Fransa1910Kanada1950 Olgunluk Aşaması ;Bazı Ülkeler 4 – OLGUNLUK AŞAMASI

24 OLGUNLUK SAFHASI ETKİN SEKTÖRLER VE ÜLKE ÖNEKLERİ Kalkış Safhası İNG: Pamuklu Dokuma Pamuk Eğme mak. Maden ve Kok Kömürü  ( ) demiryolları ABD ALMANYA Demiryolları FRANSA İSVEÇ: kereste, demir yolu ilk demir JAPONYA: ( ) bilinçli ve çalışan bir toplum ( ) tarımsal reform,devlet öncülüğünde gemi imalat sanayi kollarının kurulması, askeri harcamalar RUSYA: Demir yolu, dünya piyasalarına açılım Olgunluk Safhası Çeşitlenen imalat sanayii kolları Çelik sanayii,Ağır makine,Mesken konut Çelik sanayi,gemi inşaatı, modern mühendislik hizmetleri Makine, kimya, demiryolu, elektrik, gemi inşaat Kağıt sanayi selüloz sanayi, Kaliteli çelik, elektrik makineleri Modern sektörler Çelik Petrol sanayi, kalkınma planları ve Organize edilmiş toplum

25 OLGUNLUK SAFHASININ BAZI ÖZELLİKLERİ -Bütün sektörlerin aynı düzeyde gelişmiş olması söz konusu değildi -Bölgesel gelişmişlik farklarının olması çok doğal ABD Güney Bölgesi KANADA Quebec Bölgesi -İyi bir yönetici yada lider kadrosunun olması -İşgücünün yapı ve niteliğindeki olumlu değişmelerin olması -Toplumda yeni arayışların gündeme gelmesi

26 5 - KİTLEVİ REFAH ÇAĞI Arz Yerine Talep Tüketim Refah Maksimizasyonu Ekonomik Hedefler Sosyal Hedefler Bu Safhada Ortaya Çıkabilen Çeşitli Hedefler 1- Dış politikada ve askeri alanda üstünlük sağlama 2- Refah devleti düzenini kurma 3- Kaliteli tüketim *İLK ÜLKE ABD ABD BATI AVRUPA VE JAPONYA 1940

27

28 ,0 4,2 6,7 4,3 Büyüme Oranları Tarım2,0 Sanayi9,4 İnşaat4,6 Ticaret12,8 Ulş-Hab.6,8 Mali Kurumlar1,1 Konut Sahipliği 1,8 Serbest Meslek 8,0 Kar Amacı Olm.Kur 0,2 Devlet Hizm.1,2 İthalat vergisi26,2 GSYİH8,9 GSMH9,9 Sektörel Büyüme KBDG $ Büyümeye İlişkin Bazı Göstergeler

29 Kriz !!!!

30 Mal piyasaları ?

31 Kamu Mali Dengesi

32 İŞSİZLİK

33 HÜKÜMET BORÇLARI, CCA: Kafkaslar ve Orta Asya

34 2010

35 İŞGÜCÜ ÜRETKENLİĞİ ve İSTİHDAM ARTIŞI

36

37

38 Bölgelere Göre Sektörel İstihdam

39 Fakirleşen Çalışan İşçiler ILO 2011 trend raporuna göre dünya genelinde çalışan işçilerin yüzde 39’u ki bu toplam 1,2 milyar kişi demek, günde 2 dolardan az gelirle yaşamaya çalışıyor (en düşük günlük gelir düzeyi 1.25 dolar). Milenyum Kalkınma Hedefleri raporuna göre, olumlu tahminler çerçevesinde: 2015 yılı itibariyle, Çin (yüzde 5) ve Hindistan (1990’da yüzde 51’den, 2015’de yüzde 24’e)’da fakirliğin azalacağı ön görülüyor. Afrika dışında tüm bölgelerdeki beklentiler olumlu görülüyor.

40 Fakirleşen Çalışan İşçiler Ancak, bu olumlu beklentilerin gelişmesi için, her hangi bir krizin olmaması gerekiyor. Diğer yanda, krizle birlikte 2009 yılında günde iki dolardan az yaşayan işçi nüfusuna dünya genelinde 42 milyon kişinin daha eklendiği tahmin ediliyor.

41 Günde 1,25 dolar ile geçinen işçiler

42 Günde 2 dolar ile geçinen işçiler

43 ARTIŞ EĞİLİMDEKİ TARIM FİYATLARI

44 İyileşme?

45

46 2012

47 Devletin payı 2009 GSYH içinde devletin payı 60 yılda iki katına çıktı Geçtiğimiz 60 yıl içinde gayrisafi yurtiçi hasıla içinde devletin payı ABD’de yüzde 21,4’ten yüzde 38,6’ya, Fransa’da yüzde 27,6’dan yüzde 52,7’ye, İngiltere’de yüzde 34,2’den yüzde 47,6’ya Almanya’da yüzde 30,4’ten yüzde 44’e yükseldi.

48 Kapalı Çember Teorisi Yada Yoksulluk Kısır Döngüsü; R.Nurkse ve Singer Açıklayıcı değişken Açıklanan değişken Az gelişmişliğin neden sonuç ilişkisine dayandırılarak açıklanmasıdır. Varsayımları ; a. Döngü belirli bir noktadan başlar ve yine o noktaya zorunlu dönüş yapılarak kapanır. b. Faktörler arasındaki etkileşim tek yönlüdür. Yani bir faktör sadece kendinden sonra gelen faktörü etkilemektedir. c. Bir faktör sadece tek bir faktör tarafından etkilenmektedir. Klasiklerin sınırlı işbölümü kısır döngüsü ; Sınırlı işbölümü → Düşük verimlilik → Düşük karlılık → Yetersiz sermaye birikimi → Sınırlı Pazar → Sınırlı işbölümü

49 Kişi Başına Düşük Gelir Kişi/İşçi Başına Düşük Tasarruf Talep Yetersizliği İşci Başına Düşük Verim Yüksek Oranlı Nüfus Artışı İşçi Başına Düşük Sermaye Birikimi Yoksulluk Kısır Döngüsü Arz Yönlü Talep Yönlü

50 Kalkınmanın Önündeki Engeller nüfus artışında patlama, hem fiziksel hem de beşeri sermaye düzeyinin çok düşük olması, düşük düzeyli teknoloji kullanımı, ticaret ve iş hayatı kültüründeki olası engeller, yetersiz doğal kaynaklar Devletin Yapması gerekenler ; Öncelikle iş hayatını canlandırmak için devlet, kendi yapısından kaynaklanan bürokratik engelleri azaltabilir, Her türlü ekonomik aktivite için kolay ve elverişli bir ortam hazırlayabilir. Uygun modern tarımsal teknolojilerin adaptasyonuna gidilebilir, işgücünün modern teknolojiyi daha etkin kullanabilmesi için ülkenin altyapısı iyileştirilebilir, Nüfus artışını azaltıcı politikalar uygulayabilir Tasarrufu artırıcı bazı önlemler alınabilir.

51 TÜRKİYE VE DÜNYADA BÜYÜME döneminde milli gelir TÜİK verilerine göre, döneminde sabit fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla gelişme hızları şöyle oldu: , , , , , , , , , , , TAHMİNİ 6

52 döneminde bazı sektörler bazında sabit fiyatlarla GSYH gelişme hızları da şöyle gerçekleşti: Yıllar İmalat Enerji İnşaat Ticaret ,1 -1,5 -3,1 -9, ,9 6,0 4,9 7, ,6 -3,4 -17,4 -16, ,9 3,3 13,9 6, ,4 4,9 7,8 11, ,9 7,1 14,1 13, ,2 14,1 9,3 9, ,4 8,6 18,5 6, ,6 6,8 5,7 5, ,1 3,7 -8,1 -1, ,2 -3,5 -16,3 -10,4

53

54 Dünya Gelirleri 2009

55

56

57

58

59

60

61

62

63

64

65

66 Kişi Başına Yüksek Gelir Kişi/İşçi Başına Yüksek Tasarruf Talep ArtışıVerimlilik Artışı Düşürülmüş Nüfus Artışı İşçi Başına Yüksek Sermaye Birikimi Gelişmiş Teknoloji Arz Yönlü Talep Yönlü Döngüden Kurtulma

67 Diğer Kısır Döngüler Sağlık alanındaki kısır döngü ; Yoksulluk, → Yetersiz beslenme, → Sağlıksız bir vücut ve çalışma gücünün azalması, → Düşük verimlilik, → Düşük gelir, → Yoksulluk. Eğitim alanındaki kısır döngü ; Yoksulluk, → Yetersiz eğitim alma, → Düşük verimlilik, → Düşük gelir, → Yoksulluk. Küçük ölçekli üretim alanındaki kısır döngü ; Küçük ölçekli üretim, → Verim düşüklüğü ve yüksek maliyet, → Küçük pazarlar, → Düşük yatırım, → Küçük ölçekli üretim. Emek alanındaki kısır döngü ; Emek arzında fazlalık, → Emek yoğun üretim zorunluluğu, → Emek başına düşük verimlilik, → Düşük karlılık, → Düşük sermaye birikimi, → Düşük istihdam düzeyi, → Emek arzında fazlalık.

68 Kısır Döngüden Kurtulmada Gelişmiş Ülkelerin Olası Katkıları 1.İhtiyaç fazlası fiziki sermayenin AGÜ’lere transferi 2.Yeni teknolojileri kullanabilecek işgücünün eğitimine katkıda bulunma 3. Teknolojik yeniliklerin gerçekleştirilmesi için gerekli fonların temin edilmesine yardımcı olma (Uluslar arası kalkınma Ajansları vasıtasıyla) 4. Dünya Bankası’ndan alt yapı ve büyük ölçekli yatırımların gerçekleştirilmesi için finansman sağlama 5. Çok Uluslu Şirketler vasıtasıyla sermaya transferinde bulunma 6. AGÜ’lerle ilişkilerde çıkar çatışmalarını ikinci plana itme 7. AGÜ’lerle Karşılıklı bağımlılık içinde olunduğu bilinciyle hareket etme

69 Düalizm Teorisi Düalizm, yada ikili yapı, bir ülkede ekonomik, sosyal, teknolojik ve bölgesel alanlarda birbirinden farklı ve yalıtılmış olan iki ayrı kesimin (geleneksel ve modern Kesim olduğunu ifade eden bir yaklaşımdır. Geleneksel kesim kapalı toplum, aile ekonomisi, dar piyasalar ve sınırlı mübadele, kısıtlı haberleşme ve ulaşım imkanları, geleneksel değer yargıları, zayıf sosyal ve kültürel faaliyetler, geleneksel emek-yoğun üretim yöntemleri düşük verimlilik Modern kesim kapitalizmin gerektirdiği ilişkiler üzerine kurulu gelişmiş bir toplum, piyasa ekonomisi, ileri teknoloji, sermaye-yoğun üretim teknikleri yüksek verimlilik, gelişmiş haberleşme ve ulaşım sistemleri, ileri düzeyde sosyal ve kültürel faaliyetler

70 Düalizmin Ortaya Çıkışına Neden Olan Bazı Faktörler a.Sömürgecilik faaliyetleri; az gelişmiş bir ülkeyi sömürgesine alan bir ülke, az gelişmiş ülkedeki mevcut yapısal duruma,kendi amaçları doğrultusunda kurduğu yeni yapıyı ekler. Birbirine zıt iki yapı oluşur. b. az gelişmiş ülkenin her hangi bir bölgesinde değerli bir hammadde/madenin bulunmasıyla kurulan yeni tesislerle farlı bir yapı doğarken diğer kesimlerde geleneksel yapı mevcudiyetini sürdürür. c. Yabancı sermayenin girdiği alanlarda yada kuruluş yeri teorilerinde de açıkladığı üzere cazibe alanlarında küçük azınlığın yapacağı yatırımlar neticesinde farklı sosyal ve kültürel bir yapı oluşabilir.

71 Doğulu Toplumsal SınıfBatılı Toplumsal Sınıf Sosyo- Psikolojik Özellikler Sınırlı ihtiyaçlar Fiyat değişmelerine karşı duyarsızlık: -Fiyat yükselince arzın artması -Ücret yükselince işgücünün daha az çalışmak istemesi (Geriye dönen emek arz eğrisi)gibi. Risklere katılma isteksizliği (Bilinçli olarak yatırım yapmama) Geleneksel değer yargıları Süreklilik taşımayan spekülatif kăr ve gelir anlayışı Kadercilik ve boyun eğme Sınırsız ihtiyaçlar Fiyat değişmelerine aşırı duyarlık Risklere girme ve yatırım yapma alışkanlığı Ekonomik-teknik değer yargıları Normal kar ve gelir anlayışı Sağduyu ve geleceğini belirleme isteği Organizasyonla İlgili Özellikler Çalışmadisiplini ve organizasyonunun yokluğu Uzmanlaşma yokluğu Sınırlı para ekonomisi Geleneksel ticari yöntemler Ekonomik kaynakların hareketsizliği Disiplinli ve organize çalışma Uzmanlaşma Geniş para ekonomisi Profesyonel ticaret Hareketli ekonomik kaynaklar Teknolojik Özellikler Standartlaşma yokluğu Küçük ölçekli üretim ve esnek olmayan arz Değişmeyen teknoloji Geleneksel mal üretimi İleri standartlaşma Büyük ölçekli üretim ve esnek arz Değişen teknoloji Yeni mallar üretimi Sosyolojik Düalizm

72 0 Emek (Bin) TÜ TH ( K 1 ) 2 ) 3 ) W S L Emek (Milyon) TÜ MV OV 2 T. Ürün A A Geleneksel Tarım Sektörü Modern Sanayi Sektörü Gerçek Ücret TH D D D 1 3 FGH 1 LL L LLL O. ve Marj. Ürün (a) (b) Sınırsız Emek Arzı İle Kalkınma ; A. Lewis

73 Emek fazlasıyla ilgilenen teoriler, ekonominin genelde verimliliğin artması için, sanayi kesimine ağırlık verilmesini, böylelikle tarımdan sanayiye doğru bir işgücü transferinin gerçekleşmesi gerektiğini öngörmektedirler. Söz konusu işgücünün sanayide istihdamı tarımsal üründe azalmaya mani olmayacağı gibi, sanayi kesimindeki verimliliği de arttıracak sonuçta, iki yönlü pozitif katkı meydana gelecektir.

74 Emeğin sınırsız olması ise, ücretleri yükseltmeden ve getirileri düşürtmeden üretimin devamını sağlayacaktır. Karın giderek artması, yatırımların artmasına ve GSMH’dan sermaye sahiplerinin daha fazla pay almalarına yol açacaktır. Gelirini kapitalistlere akması, onların yüksek marjinal tasarruf eğilimlerine ve marjinal yatırım meyline ulaşmalarına yol açar.

75 Lewis sınırsız emek arzı ile şunu açıklamaktadır. Geçimlik ücret düzeyinde emek arzı talebinden daha büyüktür. Eksik istihdam ve kadınların ev veya çiftlik dışında çalışmamaları gelişen ülkeler için kullanılabilecek bir emek potansiyelini ortaya çıkarmaktadır. Lewis’in geliştirdiği model, kapitalist sınıfın gelirinin artmasına vurgu yapar. Yüksek gelir düzeyinde daha çok tasarruf ve yatırım yapılma olasılığı artmaktadır. Büyüme için karlar kapitalist sınıfta birikecek ve ücretler belirli bir düzeyde kalacağı için, GSMH’dan yatırımlara ayrılacak miktar da artacaktır = üretim ve büyüme artışı.

76 Bu model için kullanılan emek arzı yaklaşımında, emeğin marjinal verimliliğinin sıfıra eşit olduğunu varsayılır. Ancak günümüzde bu eşitliğin mevcut olmadığı özellikle az gelişmiş ülke örneklerinde ispatlanmıştır. Eksik istihdam olgusuna rağmen ücretler artmaktadır. Kapitalistler arası rekabet de buna paralel artış göstermiştir. Nihai fiyatlardaki düşme, emeğin marjinal ürün getirisini düşürmektedir. Kapitalistlere akan getiri de böylelikle düşer, sonuçta büyüme hızı yavaşlar.

77

78 Uluslararası Bağımlılık Teorileri Latin Amerikalı ekonomistler ; A.G. Frank, C. Furtado, D. Santos, P. Baran, S. Amin, A. Emmanuel ve J. Galthung Azgelişmişliğin nedeni dışsal faktörlerdir. Merkez Ülkeler Kapitalizm Emperyalizm Çevre Ülkeler Bağımlılığın Farklı Şekilleri Ticari temeller üzerine oturan ve doğal kaynakların sömürülmesin dayalıdır. Bu ilişki, koloniyal bağımlılık olarak adlandırılır. 19. yyılın sonlarına doğru ağırlığını tamamen hissettiren, bir anlamda varlığı tescil edilen finansal ve endüstriyel anlamda bağımlılıktır. Bu tür ilişkide cevre ülke, ekonomisinin bütün yönleriyle merkez ülkeye muhtaç durumdadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ve Çok Uluslu Şirketlerin gelişmekte olan ülkelerde yaptıkları yatırımlarla gerçekleştirilen ve yeni bağımlılık olarak adlandırılan türdür. Bu bağımlılık aynı zamanda teknolojik ve endüstriyel bağımlılık anlamına da gelmektedir.

79 BoyutEkonomikSiyasalAskeriİletişimKültür Merkez Ülkelerin Sundukları endüstriyel üretim, üretim araçları kararlar, modeller savunma tahrip araçları iletişim araçları, haberler öğretmen, yaratıcılık, otonomi Çevre Ülkelerin Sundukları hammadde, pazar itaat, taklit disiplin, geleneksel araçlar müşteri, hadiseler öğrenci, onaylama, bağımlılık Emperyalizmin Farklı Türleri

80 Yeni Klasik Karşı Devrim Temel argümanLarı Azgelişmişlik, yanlış fiyat politikaları ve üçüncü dünya hükümetlerinin aşırı müdahaleciliği nedeniyle kaynakların yanlış ve yetersiz dağıtımı sonucu oluşmuştur. Ekonomik büyümeyi devlet müdahalelerinin yavaşlatır. Serbest piyasanın gelişmesine izin verilmelidir Devletin sahibi olduğu teşebbüsleri özelleştirerek, Serbest ticaret ve ihracatta gelişmeyi özendirerek, Yabancı yatırımın gelmesini sağlayarak, Mal ve finans piyasalarındaki fiyatların bozukluğunu azaltarak, Verimliliğinin ve ekonomik büyümenin artışını sağlayabilir.

81 Bağımlılık teorisyenlerinin iddialarının tersine, yeni klasik karşı- devrimciler üçüncü dünyanın az gelişmişliğinin sebebi olarak birinci dünyanın ve bunların yönettiği uluslararası kurumların yağmacılığını değil, daha çok devletin ağır eli ve gelişen ülkelerin ekonomilerine giren çürüme, verimsizlik ve ekonomik teşviklerin yokluğunu gösterirler. Bu düşünceye bağlı olarak ta çözümü, uluslararası ekonomik sistemin reformu, dualistik gelişme ekonomilerinin yeniden inşası, yabancı yardımın artırılması yada nüfus artışının kontrolünde değil serbest piyasanın özendirilmesi ve görünmez el’de bulurlar.

82 Yatırım Stratejileri ; Dengeli ve Dengesiz Kalkınma Dengeli kalkınma ; ekonomide bütün sektörlerin aynı anda ve birlikte kalkınması ; List, Nurkse, Rosestein-Rodan, Myrdall, Lewis ve Chenery Dengeli Kalkınmayı Gerektiren Nedenler, 1.AGÜ’de talep yetersizliği söz konusudur ve pazar alanı sınırlıdır. Buna bağlı olarak girşimciler de yapacakları yatırım neticesinde herhangi bir taleple karşılaşıp karşılaşmama endişesi vardır. Bu durum ise ancak gişimciler ve devletin bütün alanlara yatırım yapmasıyla aşılabilir. 2. AGÜ’de yatırımların azar azar ve yavaş yavaş artması içsel ve dışsal ekonomilerden yararlanmayı imkansız hale getirmektedir. Bu ülkelerde çeşitli türdeki büyük yatırımlara aynı anda başlanmazsa ekonomik kalkınmayı başlatmak mümkün olamayacağı gibi içsel ve dışsal ekonomilerden de yararlanılamayacaktır.

83 3. AGÜ’de tasarruf eğrileri köşelidir. Yani gelir belli bir seviyeye çıkıncaya kadar tasarruf söz konusu değildir. Bu nedenle AGÜ’de kalkınmanın başlatılması ve kendi kendini besleyebilmesi için gelirin mümkün olan en kısa sürede belli bir seviyeye çıkarılması gerekir. Bunun yolu da ekonominin her sektöründe bir yatırım seferberliği yapmaktır. Bu görüş nedeniyle dengeli kalkınma teorisine “Büyük İtiş Teorisi” de denilir. 4. Bu ülkelerin ihracat imkanları hiçbir zaman yurtiçi talep yetersizliğini telafi edemez. İhraç ürünlerinin talebinin elastik olmaması ve devamlılık göstermemesi, uzun vadeli kalkınma yönünden ihracata güvenilmemesi sorununu doğurur.

84 2. Dengesiz Kalkınma Dengesiz kalkınma; kısaca ekonomide kısa sürede gelişme sağlanabilmesi için belli üretim alanlarına öncelik verip yatırımları bu alanlara kaydırmayı öngörmektedir. P. Streeten, J. Schumpeter, A. Hirchman, T. Scitovsky Orijin karşılaştırmalı üstünlüklere dayanır. Dengesiz kalkınma kriteri benimsendiğinde cevaplandırılması gereken soru “ne tür bir dengesizliğin” kaynakların optimal dağılımını sağlayacağıdır. Daha açık bir ifadeyle hangi projelere ve sektörlere ağırlık verilecektir. Hirschman bu sorunun “sektörlerarası ileri ve geri bağlantı” katsayılarına göre çözülmesi gerektiğini belirtir. İleri bağlantı katsayısı; bir sektörün diğer sektörlere sattığı ara mallar toplamının toplam talebe oranıyla ölçülür. Geri bağlantı katsayısı ise; bir sektörün diğer sektörlerden aldığı ara mallar toplamının toplam üretime oranıdır.

85 Kalkınma Nedir ? Ne değildir? Ekonomik ; Kişi Başına Düşen Gelir DüzeyiEkonomik ; Kişi Başına Düşen Gelir Düzeyi Sosyal ; Sağlık, EğitimSosyal ; Sağlık, Eğitim Siyasal ; Yönetim DüzeniSiyasal ; Yönetim Düzeni Kültürel ; Gelenek, Görenek vs....Kültürel ; Gelenek, Görenek vs.... EKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNİN ÖLÇÜMÜ

86 1.Amaç:Aşırı yoksulluk ve açlığı yok etmek 1.Hedef: yılları arasında günlük geliri 1 $ (açlık sınırı) altında olan insan sayısını yarı yarıya azaltmak (Türkiye ve Doğu Avrupa’da günlük yoksulluk sınırı 4 dolar, dünyada iki dolardır). 2.Hedef: yılları arasında açlık çeken insan sayısını yarı yarıya azaltmak 2.Amaç:Evrensel temel eğitimi sağlamak. Hedef:2015 yılına kadar, her yerde kız ve erkek çocuklarının eksiksiz bir ilk öğretim dönemi tamamlayabilmelerini sağlamak. MİLENYUMUN GELİŞME AMAÇLARI AMAÇLAR VE HEDEFLER

87 3.Amaç:Cinsiyet eşitliğini geliştirmek ve kadın etkinliğini arttırmak. Hedef:İlk ve orta öğretimde tercihen 2005 yılına kadar tüm seviyelerdeki öğretimde 2015 yılından geç olmamak üzere cinsiyet farkını ortadan kaldırmak. 4.Amaç:Çocuk ölümünü azaltmak Hedef: yılları arasında beş yaş altı ölüm oranını üçte iki azaltmak. 5.Amaç:Anne sağlığını geliştirmek. Hedef: yılları arasında anne ölüm oranını dörtte üç oranında azaltmak.

88 6.Amaç:HIV/AİDS, Sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele. 1.Hedef:2015 yılına kadar HIV/AİDS’in yayılmasını durdurmak ve geriletmeye başlamak. 2.Hedef:2015 yılına kadar sıtma ve diğer önemli hastalıkları durdurmak. ve geriletmeye başlamak. 7.Amaç:Çevresel sürdürülebilirliği sağlamak. 1.Hedef:Sürdürülebilir gelişme ilkelerini ülke politikaları ve programlarıyla bütünleştirmek ve çevresel kaynakların kaybını geriletmek. 2.Hedef:2015 yılına kadar sağlıklı içme suyundan sürekli olarak yaralanamayan insan oranını yarı yarıya azaltmak.

89 8.Amaç:Gelişme için küresel bir ortaklık geliştirmek. 1.Hedef:Açık kurallara bağlı öngörülebilir, ayırım yapmayan bir ticari ve akçal sistem geliştirmek. 2.Hedef:En az gelişmiş ülkelerin özel gereksinmelerini dikkate almak. 3.Hedef:Denize çıkışı olmayan ülkeler ve gelişmekte olan küçük ada devletlerinin özel gereksinmelerini dikkate almak. 4.Hedef:Borçları uzun vade de sürdürülebilir kılmak amacıyla ulusal ve uluslararası önlemler doğrultusunda gelişmekte olan ülkelerin borç sorunlarıyla etraflı bir şekilde ilgilenmek. 5.Hedef:Gelişmekte olan ülkelerle iş birliği içinde, gençler için makul ve üretken iş bulmak için stratejiler geliştirmek ve uygulamak. 6.Hedef:İlaç sanayii ile işbirliği içinde, gelişmekte olan ülkelerde karşılanabilecek zorunlu ilaçların sağlanması. 7.Hedef:Özel sektörle işbirliği içinde başta bilgi ve üretim teknolojileri olmak üzere, yeni teknolojilerden yararlanılmasını sağlamak.

90 Ölçüm Yöntemleri Ekonomik Kritere GöreEkonomik Kritere Göre ; Kişi Başına Düşen Gelir Yaklaşımı Satınalma Gücüne Göre Düzeltilmiş;Satınalma Gücüne Göre Düzeltilmiş; Satınalma Gücü Paritesi Yaklaşımı Ekonomik + Sosyal Kriterlere Göre ;Ekonomik + Sosyal Kriterlere Göre ; İnsani Gelişmişlik Endeksi Yaklaşımı

91 Kişi Başına Düşen Gelir Yaklaşımı Düşük Gelirli Ülkeler ; 755 $ ve Daha DüşükDüşük Gelirli Ülkeler ; 755 $ ve Daha Düşük Orta Gelirli Ülkeler ; 756 $ $ ArasıOrta Gelirli Ülkeler ; 756 $ $ Arası Düşük Orta Gelirliler ; 756 $ $ Arası Yüksek Orta Gelirliler ; 2996 $ $ Arası Yüksek Gelirli Ülkeler ; 9266 $ ve ÜstüYüksek Gelirli Ülkeler ; 9266 $ ve Üstü

92 Sayısal DağılımNüfus DağılımıÇıktı Dağılımı Sayı% Payı Miktar (Milyon) % Payı Değer (Milyar $) % Payı Düşük Gelirli Ülkeler Orta Gelirli Ülkeler Düşük-Orta Gelirliler Yüksek-Orta Gelirliler Yüksek Gelirli Ülkeler Dünya Dünya Nüfus ve Çıktı Paylaşımı

93 Küresel Gelir Dağılımı: Bölgesel Paylaşım

94 Kişi Başına Gelire Göre Yapılan Sıralamanın Güvenilirliği 1 GSMH Hesaplamalarından Kaynaklanan Sorunlar GSMH Hesaplamalarında dikkate alınan değerler Gelişmiş Ülkelerdeki GSMH Hesaplamaları Kamu Harcamalarının Hesaplara Yansıtılma Şekli Güven Aralıkları Sorunu Kayıt Dışı Ekonominin Mevcudiyeti

95 Kişi Başına Gelire Göre Yapılan Sıralamanın Güvenilirliği 2 Döviz Kuru ve Çevirimlerden Kaynaklanan Sorunlar Ülkelerin Sabit Döviz Kuru Uygulaması Durumu Serbest Döviz Kurlarının Oluşumunda Üretilen Mal Çeşidinin Etkisi Doların Satınalma Gücündeki Değişimin Dikkate Alınmaması Döviz Kurlarındaki Değişimin Etkisi

96 Satınalma Gücü Paritesi Yaklaşımı SGP Nedir? Uluslar arası fiyat farklılıklarını ortadan kaldırmak için yapılan bir işlemdir. Nasıl Yapılır? Ulusal para birimi cinsinden hesaplanan GSYİH’nın dolara çevrilmesi yerine satınalma gücünü ölçmek için uluslar arası dolar (I$) denilen sanal bir birime çevrilme suretiyle yapılır. I$, spot döviz kuru yada gerçek döviz kuru olarak ta bilinir. Çevirme işlemi esas itibariyle iki ülkedeki fiyatların birbirine oranından başka bir şey değildir.

97 Azgelişmiş Ülkelerin Profili

98 Azgelişmiş Ülkelerin Profili 1 Adlandırılması H.W.Singer ; “Zürafa gibi tanınması çok kolay fakat tanımlanması oldukça zor” Kavram Sınıflandırması ; 1. Az gelişmiş, Gelişmemiş, Geri Kalmış, Gelişmekte Olan 2. Zengin, Fakir 3. Sanayileşmemiş 4. Geri Bırakılmış, Geri Bıraktırılmış 5. Periferi Ekonomiler, Çevre Ekonomiler, Yan Ekonomiler, Uydu Ekonomileri, Üçüncü Dünya Ülkeleri 6. Tarım Ülkeleri, Hammadde Ülkeleri

99

100 Azgelişmiş Ülkelerin Profili 2 Tanımlanması 1. Uluslararası Gelişme Fark. Göre Tanım. ve Ölçme 2. Kaynakların Kullanım Durumuna Göre Tanımlama ve Ölçme Mikro Anlamda; işgücü; işsizlik, sermaye ; kapasite kullanım oranı doğal kaynak ; ekilebilir arazinin kullanım oranı yer altı zenginlikleri ; hammadde ihracat oranı Makro Anlamda ; GSMH Açığı 3. Toplumsal Temel İhtiyaçların Karşılanmasına Göre Tanımlama ve Ölçme Beslenme, sağlık, eğitim konut ihtiyaçlarının karşılanması İhtiyaçlar karşılanma sınırına ulaşınca bu ihtiyaçların ” gelir esnekliği” düşer

101 Az gelişmiş Ülkelerin Özellikleri Leibenstein’e göre az gelişmiş ülkelerin temel özellikleri; a.ekonomik ve yapısal özellikler b. Demografi özellikler c. Kültürel, siyasal ve sosyal özellikler d. Teknolojik özellikler ekonomik ve yapısal özellikler Kişi başına düşük gelir ve ilgili sonuçları, dengesiz gelir dağılımı, tarım sektörünün nispi büyüklüğü ve gizli işsizlik, tasarruf ve yatırımların düşüklüğü, yetersiz sermaye birikimi ve fakirlik kısır döngüsü, düalist yapı ve doğurduğu sorunlar, Pazar yapısı ve sorunları, dış ticaret yapısı ve bağımlılık olguları

102 ÜlkeKişi Başına Düşen Gelir (PPP) En Fakir %40’ın Gelir Payı (%) En Zengin %20’nin Gelir Payı (%) Sierre Lone 2. Tanzanya 3. Uganda 4. Senegal 5. Bangladeş 6. Pakistan 7. Hindistan 8. Nikaragua 9. Zimbabwe 10. Sri Lanka Guatemala 12. El Salvador 13. Peru 14. Panama 15. Venezuela 16. Tayland 17. Kolombiya 18. Kosta Rika 19. Türkiye 20. Brezilya 21. Meksika 22. Malezya 23. G.Afrika Portekiz 25. İspanya 26. İngiltere 27. Fransa 28. Japonya 29. ABD

103

104 Bölgeler İtibariyle Mutlak Yoksulluk Sınırının Altındaki Nüfus ( Günde 1 $’dan Daha Az Gelir Elde Edenler) Bölgeler Nüfus Milyon %Nüfus Milyon %Nüfus Milyon % D. Asya & Pasifik D. Avrupa & M. Asya L. Amer. & Karayipler O. Doğu & K. Afrika Güney Asya Sahra-altı Afrika Toplam

105 Düşük Gelir Sınırlı Eğitim Olanakları Kötü Beslenme ve Sağlık Düşük Emek Verimliliği Yetersiz Yönetim Becerisi İşe Karşı Zayıf Davranışlar Kişi Başına Düşük Yatırım Yüksek Oranlı Nüfus Artışı Yüksek İşsizlik ve Eksik İstihdam Yüksek Oranlı ÜremeDüşük Tasarruf Yüksek Emek Arzı Düşük Emek Talebi İthal, Emek Tasarruf Edici Teknolojilere Bağımlılık Dış Kaynaklı Tedbirlerle Ölüm Oranlarının Azalması

106 1.Düşük Yaşam Standartları I. Mutlak Yoksulluk II. Yetersiz Sağlık III. Zayıf Eğitim ve Sosyal Hizmetler 2. Düşük Kendine Saygı (Kimlik, asalet, saygı, şeref, tanıma) 3. Sınırlı Özgürlük a)Dış Etkiler ve Baskı 1.Ticaret 2.Özel ve Kamu Yardımları 3.Teknoloji 4.Eğitim b) Seçme sansı 1.Maddesel Kazanç 2.Boş Vakit 3.Düşünce 4.Güzellik 5.Yaşam Tarzı Hükmedilme ve Bağımlılık İsteği Kendi Kaderini Kontrolsüzlük Uluslararası Güç İlişkilerinin Backwash Etkisi Zayıf Davranışlar ve Düşük Motivasyon Maddesel Değerlerin Uluslararası Transferi Uluslararası Ekonomik, Teknolojik ve Kültürel Savunmasızlık Düşük Gelir

107 Gelişme Ölçütü Olarak Hayatta Kalma

108 Beş Yaş Altında Ölümler

109 Sağlık harcamaları ?

110 Yıllık Ortalama Büyüme

111 Yüksek büyüme oranlarını yakalayan ekonomilerde enflasyon daha düşük seviyelerde ?

112 Nüfus : Temel Konular 2025 Yılı Nüfus Tahmini : 8.3 Milyar AGÜ+GOÜ Payı : 4/5 Gelişmiş Ülkeler Payı : 1/5 Dünya nüfusu yılda yaklaşık 90 Milyon artmaktadır. Bunun 80 Milyonu AGÜ+GOÜ’de olmaktadır. Her 4 günde bir 1 milyon’luk artış olmaktadır. NÜFUS TOPLANTILARI GÜNDEM KONUSU ; NÜFUS ARTIŞININ SINIRLANDIRILMASI SONUÇ BİLDİRGESİ; ÖNERİLER 1974 BÜKREŞ ; “Ekonomik Gelişme Doğumları Önleyici En İyi İlaçtır” 1984 MEKSİKO ; “Ekonomik Gelişme + Aile Planlaması” 1994 KAHİRE ; “Ek.Gel + Aile Pl. + Kadının Statüsünün Yükseltilmesi”

113 Nüfus Artışı Karşısında Duyulan Endişeler -Nüfus artışı kimin problemi dir? -Gelecek nesillerin hayat standardı -İşsizlik oranlarındaki artışlar -Yoksulluk ve açlık sınırında yaşayanların durumu -Temel eğitim ve sağlık hizmetleri -Aile büyüklüklerinin durumu -Nüfusu azaltıcı politika uygulamalarından etkilenmeler Özetle ; HAYAT KALİTESİ ne olacaktır?

114 HAYAT KALİTESİ “Hayat Kalitesi; yoksulluk yerine refah, cahiliyet yerine eğitim, hastalıklar ve ölüm yerine sağlık, kirlenme ve bozulma yerine çevresel güzellik, mevcut sınırlamaların yerine gelecek nesiller için sayısız fırsatlar ve alternatifler... Nüfus politikaları -eğer gerçekleştirilebilirse-, insanoğlunun seçme şanslarını ve alternatiflerini artırmak için vardır. Bu isteklerin değişimi devamlılık arz edeceğinden politikalar da devamlı değiştirilecektir. Ancak, politikalarda değişmeyen tek şey politikaların içerdiği anlam olacaktır. Anlam ise daha iyi hayat kalitesidir. Bu yaklaşım da nüfus kavramının neyi kapsadığını yada kapsaması gerektiğini ortaya koymaktadır.”

115 Dünya Nüfusu Artış Tahminleri YıllarTahmini Nüfus (milyon ) Tahmini yıllık artış (%) M.Ö M.S Nüfusa + 1 Milyar Eklenmesi İçin Geçen Süre milyar milyar123 yıl milyar33 yıl milyar14 yıl milyar13 yıl milyar12 yıl

116 Bölgesel Dağılım Periyodu Dünya Nüfus Artış Beklentisi 4 kat Asya, Afrika, L. Amerika 5 kat, artış hızı %2.2 Nüfusun ikiye katlanması için geçmesi gereken süre 33 yıl AG+GOÜ Nüfus Payları ; 1950 ; % ; % ; %85 Eski Sovyetler Birliği + Kuzey Amerika toplamında yaklaşık % 30 azalma beklentisi

117 Dünya Nüfusunun Coğrafi Dağılımı

118

119 On Beş Büyük Nüfuslu Ülke ve Nüfus Artış Hızları Ülkeler Nüfus, 2000, milyon Nüfus Artış Hızı, %, Yıllık Ortalama Artış, milyon 2025 Yılı Tahmini Nüfus (milyon)* 1. Çin 2. Hindistan 3. ABD 4. Endonezya 5. Brezilya 6. Rusya Fed. 7. Pakistan 8. Bangladesh 9. Japonya 10. Nijerya 11. Meksika 12. Almanya 13. Vietnam 14. Filipinler 15. Türkiye 1262,0 1016,0 282,0 210,0 170,0 146,0 138,0 131,0 127,0 98,0 82,0 79,0 76,0 65,

120 Doğum-Ölüm Trendleri Nüfus Artış Oranı = Doğal artış oranı + göçler Doğal Artış Oranı = Doğum oranı – ölüm oranı Doğum oranı ; AGÜ ; binde ve daha yüksek, GÜ binde 20 ve daha az Ölüm oranları ; birbirine yakın / AGÜ’lerde giderek düşüyor Hayat Beklentisi Sürelerindeki Değişim; GÜ AGÜ Fark Yıl35-40Yıl 25 yıl Yıl56 Yıl 16 Yıl

121 Kaba Doğum ve Ölüm Oranları (Binde) Kaba Doğum Oranı Kaba Ölüm Oranı Kaba Doğum Oranı Kaba Ölüm Oranı Kaba Doğum Oranı Kaba Ölüm Oranı Kaba Doğum Oranı Kaba Ölüm Oranı Dünya Ort. Gelişmiş Ülk. Geliş.Ol. Ülk. Afrika O.Doğu L.Amerika Çin Doğu Asya Güney Asya

122 Yaş Yapısı ve Bağımlılık Oranları Nüfus Piramidi AGÜ+GOÜ GÜ Bağımlılık Yükü = ve üstü nüfus/ yaş grubu nüfus * 100 Gençlik Bağımlılık Yükü = 0–14 yaş grubu nüfus/ 15–64 yaş grubu nüfus * 100 Yaşlılık Bağımlılık Yükü = 65 + yaş grubu nüfus/ 15–64 yaş grubu nüfus * 100 Bağımlılık Yükü = Gençlik Bağımlılık Yükü + Yaşlılık Bağımlılık Yükü Ekonomik Anlamda Bağımlılık Yükü = Net Tüketiciler / Net Üreticiler

123 NÜFUS ARTIŞINI BELİRLEYEN FAKTÖRLER Faktörü belirleyen değişkenler: doğum oranları, ölüm oranları ve yaş bileşimleridir. Doğum oranı: Her yıl doğanların sayısı /Nüfus Ölüm Oranı: Her Yıl Ölenlerin Sayısı/ Nüfus Doğal Nüfus Artış Oranı: Doğ. Orn – Ölm. Orn

124 NÜFUS ARTIŞINI BELİRLEYEN FAKTÖRLER Doğum oranından ölüm oranının çıkarılmasıyla bulunan artış oranına “doğal nüfus artış oranı” denilir. Bunun dışında; Net göç = Göçmenler – Dışa Göç Edenler Net Göç Oranı= Net göç / Nüfus (genellikle binde olarak gösterilir) Sonuç olarak; Nüfus Artış Oranı = Doğum Oranı – Ölüm Orn + Net Göç Oranı şeklinde hesaplanır.

125 NÜFUS ARTIŞINI BELİRLEYEN FAKTÖRLER Nüfus artış oranı, doğum oranı ve ölüm oranı arasındaki farka, net göç oranının eklenmesi ile bulunur. Örnek: Doğum oranının binde 30, ölüm oranının binde 10 olduğu ve göçün olmadığı (sıfır olduğu) bir ülkede yıllık ortalama nüfus artış oranı: (30-10) / 1000 = 0,020 (Binde 20) yada yüzde 2 olacaktır.

126 Demografik Geçiş Teorisi Demografik Dönüşüm; Yüksek oranlı doğum ve ölümden düşük oranlı doğum ve ölüm yapısına geçiştir. 1. Aşama; Yüksek doğum ve yüksek ölüm oranlarının mevcut olduğu süreç, 2. Aşama; Ölüm oranlarının azalmaya başladığı süreç, 3. Aşama; Doğum oranlarının azalmaya başladığı süreç yada düşük doğum ve ölüm oranlı aşama

127 Demografik Geçiş Teorisi Gelişmiş Ülkeler

128 Aşama 1Aşama 2 Aşama 3 YILLAR GELECEK Y ı l l ı k D o ğ u m v e Ö l ü m O r a n ı ( B i n d e ) Demografik Geçiş Teorisi Az Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler

129 Dünya Nüfus Yapısı Beş Yaş Altı Ölümlerin Dünya Ortalamasında Düşür Var.

130 Sierra Leone’de ölümlerin en çok beş yaş altında görülmesi söz konusuyken, Danimarka’da doğan çocukların 78 yaşına kadar yaşayabileceği hesaplanıyor.

131

132

133

134 Toplam Hasıla Nüfus 0 Toplam Hasıla P Üretim Yada Gelir Kriterine Göre Optimum Nüfus

135 Ortalama Hasıla Marjinal Hasıla Marjinal Hasıla Ortalama Hasıla Refah Geçimlik Düzey Nüfus P P 1 0 Toplum Refahının Maksimizasyonu Kriterine Göre Optimum Nüfus

136

137 TÜRKİYE İŞSİZLİK

138 TÜRKİYE İŞSİZLİK 2007 İşsizlik oranı % 10.6 iken, tarım dışı işsizlik oranı % 13’tür Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 10 bin kişi azalarak 2 milyon 436 bin kişiye düşmüştür. İşsizlik oranı ise 0.1 puanlık artışla % 10.6 seviyesinde gerçekleşmiştir. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 0.3 puanlık azalışla % 12.2, kırsal yerlerde ise 0.6 puanlık artışla % 8.1 olmuştur. Türkiye'de tarım dışı işsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre 0.3 puan azalarak % 13 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oran erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 0.2 puanlık artışla % 12.1, kadınlarda ise 1.9 puanlık azalışla % 16.8 olmuştur. Bu dönemdeki işsizlerin; % 74.9'u erkek nüfustur. % 57.8'i lise altı eğitimlidir. % 27.4’ü bir yıl ve daha uzun süredir iş aramaktadır. İşsizler sıklıkla (% 32.5) "eş-dost" vasıtasıyla iş aramaktadır. % 83.7'si (2 milyon 40 bin kişi) daha önce bir işte çalışmıştır. Daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin % 46.2'si "hizmetler", % 23.2’si "sanayi", % 19.7’si "inşaat", % 10.9’u ise "tarım" sektöründe çalışmıştır.

139 İstihdamın yapısı 2007 Bu dönemde istihdam edilenlerin; % 75.3'ü erkek nüfustur. % 60.5'i lise altı eğitimlidir. % 59.9'u ücretli, maaşlı ve yevmiyeli, % 27.8'i kendi hesabına ve işveren, % 12.3'ü ücretsiz aile işçisidir. % 59.4'ü "1-9 kişi arası" çalışanı olan işyerlerinde çalışmaktadır. % 2.5'inin ek bir işi vardır. % 3'ü mevcut işini değiştirmek veya mevcut işine ek olarak bir iş aramaktadır. Ücretli olarak çalışanların % 90.2'si sürekli bir işte çalışmaktadır.

140 İstihdam edilenlerin sektörel dağılımı, (Bin kişi)

141 Kalkınmanın Finansmanı AGÜ ; reel üretim, kbdg reel kaynak ihtiyacı ? S I ∆K ∆Y KBDG Tasarruf- Yatırım açığı ; Yatırımlar için gerekli olan kaynak – mevcut kaynak Tasarruf-yatırım açığını ortadan kaldırmanın yolları ; - İç tasarruflar - Dış ticaret yoluyla iç tasarrufların artırılması - S/H Oranının Düşürülmesi - Dış Yardımlara yada Dış Borçlara Başvurulması

142 İç Kaynaklardan Finansman Politikaları Önce Tasarruf Yaklaşımı Genel Özellikleri ; Klasik ekolün görüşüdür. Yatırımların belirleyicisi tasarruflardır. Gönüllü ve gönülsüz tasarrufların artırılması için her türlü politika uygulanmalıdır. Enflasyona şiddetle karşı çıkılır. Keynezyen Yaklaşım Genel Özellikleri ; Klasik görüş ret edilir. Yani ; Tasarrufların belirleyicisi yatırımlardır. Ekonomi eksik istihdamda ise yatırım artışı MG’i ve dolayısıyla tasarrufları artırır. Tam İstihdama ulaştıktan sonra Enflasyon kaçınılmazdır. Miktar Teorisi Yaklaşımı Genel Özellikleri ; Finansman için en uygun kaynak; devletin yaptığı düzenlemeler sonucunda oluşan parasal genişlemelerdir. Keynezyen anlamda tam istihdam söz konusu ise ( tüketim malları sanayinde tam kapasiteye ulaşılmışsa) enflasyon kaçınılmazdır. Enflasyon yoluyla gelir gruplar arasında otomatik gelir transferi yapılmış olunur. (Düşük gelirlilerden yüksek gelirlilere doğru bir transfer) Bu transfer kalkınmanın finansmanında kullanılır.

143 Önce Tasarruf Yaklaşımı Tam istihdam durumunda olan bir ekonomide ilk amaç tasarrufların artırılmasıdır. Çünkü tasarruflar anında yatırıma dönüşür. Tüketimden vazgeçmenin yani tasarrufun getirisi faizdir. Bu nedenle tasarrufu artırmak için faiz oranlarını yükseltmek gerekir. Önce tasarruf yaklaşımının en belirgin özelliklerinden biri budur. AGÜ’lerde faiz oranının yanı sıra tasarruf oranını ve düzeyini etkileyen teorik anlamdaki faktörler şunlardır ; Kbdg, gelir artış hızı,gelir dağılımı, ülkedeki parasal kurumların güvenilirliği, gelenek ve göreneklerin tasarrufa yatkın olması Analitik çalışmalar sonucunda tespit edilen tasarruf belirleyicileri ; Temel unsur ; kbdg olarak belirlenmiştir. Ayrıca gelirin ücret ve karlar arasındaki bölünümü de etkilidir. Önce tasarruf yaklaşımında kalkınmanın finansmanı yurtiçi gönüllü tasarruflara dayandırılmıştır. Bunun başarılabilmesi için de para ve maliye politikalarına önemli görevler yüklenmiştir.

144 Para Politikası Para politikasında etkinlik ülkedeki para ve sermaye piyasalarının gelişmişlik düzeyine bağlıdır. Para piyasası çeşitleri ; 1.Örgütlenmiş para piyasaları ; düşük faizle çalışan ve girişimcilere borç sağlayan piyasalar 2.Örgütlenmemiş para piyasaları ; yüksek faizle çalışan ve daha çok tüketicilere borç sağlayan piyasalar. Yatırımları finanse edecek kaynak yaratma özellikleri yoktur. Hane halkına tasarruflarını değerlendirirken çok sayıda finansal araç sunulması, tasarrufların en verimli alanlara yönlendirilmesine katkıda bulunur. Finansal araçların mevcut olmadığı ve hane halkına sunulamadığı bir toplumda tasarruflar altın, arsa, arazi gibi fiziksel değerlerin satın alınmasına yönlendirilir Tasarruf düzeyinin yükseltilebilmesi için gelişmiş bir mali sistemde dört unsurun varlığına ihtiyaç duyulur. Bunlar; a. ekonominin parasallaşması, M.V = P. Q yada M = Kd. P. Q yazılabilir.m = kd + p + q b. merkez bankasının kurulması, Merkez bankalarının asli görevleri arasında banknot çıkarmak ve hükümetlere borç vermek, kısmi karşılıklara dayanan bankacılık sistemini geliştirmek, ekonominin likiditesini ve kredileri kontrol altında tutmak, sektörel veya bölgesel önceliklere dayanan selektif kredi kontrolleri yaparak kaynak dağılımını amaca uygun yönlendirmek vb. şeklinde sıralanabilir. c. ticari bankacılık sisteminin geliştirilmesi ticari bankacılık kesimi iki önemli görevi üstlenir. Bunlardan bir tanesi kredi yaratmak diğeri ise tasarrufları teşvik edip verimli alanlara yönlendirmek. d. iyi organize olmuş bir sermaye piyasasının kurulması

145 Maliye Politikası Gönüllü tasarrufların artırılmasında para politikası, zorunlu tasarrufların artırılmasında da maliye politikası uygulamaları daha etkindir. Kalkınmanın finansmanında maliye politikasından iki şekilde yararlanılabilir; 1. Ekonomide eksik istihdam şartları geçerliyse, tam istihdama ulaştırma ve tasarruf potansiyelini artırmak için maliye politikasına başvurulur. Bu durumda açık finansman politikası uygulanarak yatırımların artırılması sağlanır. 2. Halkın çalışma isteğinin kırılmamasına ve vergi adaletinin bozulmamasına dikkat etmek şartıyla marjinal tasarruf eğiliminin ortalama tasarruf eğiliminin üzerine çıkartılması için yine maliye politikasına başvurulur. Burada maliye politikası uygulaması, özel tüketimi kısarak vergileri artırmak şeklinde gerçekleşir.

146 Keynezyen Yaklaşım Faiz, tasarruf ve yatırım ilişkilerinin klasik yaklaşıma göre farklı açıklanır ; Tasarruf ve yatırımlar faiz oranına bağlı değildir. Ayrıca faiz oranı tasarruf ve yatırımları eşitleyen bir mekanizma da olamaz. Çünkü tasarruf ve yatırımı yapan gruplar farklıdır. Klasiklerde tasarrufun bedeli olarak kabul edilen faiz Keynes’te likiditeden vazgeçmenin karşılığıdır. Yani borç veren kişi belirli bir süre parasının kendisine sağlayacağı faydadan vazgeçer. Borcun vadesi geldiğinde ana paranın yanında sahibine vazgeçme karşılığı olarak ödenen ekstra tutar faiz olarak kabul edilir. Bu nedenle faiz oranı klasiklerde olduğu gibi tasarruf arzı ve yatırım talebi eğrilerinin kesiştiği noktada değil para arzı ve para talebi eğrilerinin kesiştiği noktada belirlenir. Keynezyen yaklaşımda yatırımların finansmanı için önerilen politikalar enflasyonist baskı yaratan niteliktedir. Ekonomi eksik istihdam seviyesinde bulunuyorsa yapılan yatırımlar milli geliri artırmak suretiyle kendi tasarrufunu (yani bir sonraki dönem yatırımını finanse edecek tasarruf) yaratır.

147 Diğer taraftan tam istihdam düzeyinde tasarrufların artırımı enflasyonla gerçekleştirilebilir. Zira enflasyon, düşük gelir gruplarından yüksek gelir gruplarına doğru kaynak aktarımı rolüne sahiptir. Bu durumda ücret geliri elde eden ve marjinal tasarruf eğilimi düşük olan gruplardan kar geliri elde eden ve tasarruf eğilim yüksek olan gruplara gelir transferi yapılarak tasarrufların artırılması yoluna gidilir. Keynezyen yaklaşıma göre yatırımları kısıtlayan veya sınırlayan etken tasarruflar değildir. Yatırımlar, reel gelir düşüşüyle karşı karşıya kalan ücretlilerin kabullenebilecekleri bir enflasyon düzeyi tarafından sınırlanabilir. Burada ifade edilmek istenen şudur; fiyatlar ücretlerden daha fazla artarsa reel tüketim azalacak, kar geliri elde edenlerin tasarruf eğilimi ücret geliri elde edenlerin tasarruf eğiliminden yüksek olduğu sürece de reel tasarruflar artacaktır.

148 Miktar Teorisi Yaklaşımı Enflasyonist finansman yöntemini benimser ve enflasyonu reel nakit balanslar üzerinden alınan bir tür vergi olarak kabul eder. Enflasyona kaynakları kamuya transfer etme görevi yüklenmiştir. Transfer süreci şu şekilde işler; Enflasyon nedeniyle bireylerin sahip olduğu nakit balansların değeri düşer. Nakit depolarının değerini korumak isteyen bireyler nakit miktarlarını en azından enflasyon oranında artırmak isterler. Bunun içinde eldeki mevcut reel varlıkların bir kısmı nakite dönüştürülür. Sonuçta bireylerin geniş anlamda özel sektörün reel geliri enflasyon oranında azalmış olur. Bu da kaynakların özel kesimden kamuya transferi demektir. İşleyen bu süreç nedeniyle enflasyon bir tür vergi olarak nitelendirilir. Vergi, reel nakit balans (M/P) üzerinden alınır ve vergi oranı da enflasyon oranına (dP/P) eşittir. Elde edilecek vergi geliri ( R ) ise, vergi oranı ile reel nakit balans miktarının çarpımı (dP/P) x (M/P) büyüklüğünde olur.

149 Eğer enflasyon oranı para arzındaki artışa eşitse bu durumda vergi geliri yapılan emisyonun reel değerine eşit olur. Yani (M/P) (dM/M)=dM/P’dir. Paranın üzerine konan bir vergi olarak kabul edilen enflasyon vasıtasıyla kaynaklar özel sektörden kamuya devredilmiş olur. Enflasyon aracılığıyla elde edilen vergi gelirlerinin milli gelire oranı; para arzının milli gelire oranı, enflasyon oranı ve reel para arzındaki artışın yatırımlarda kullanılma oranının çarpımına eşittir. Yani R/Y=M/PY. dM/M. R (dM/P) eşitliği mevcuttur. Örneğin; para arzının milli gelire oranı 0.4, para arzı artış oranı (enflasyon oranı) %10 ve yeni basılan paranın %50’si yatırımlarda kullanılıyor olsun. Bu durumda %10’luk enflasyonun, milli gelirin %2’si kadar devlete kaynak sağladığı söylenebilir

150 Yurtiçi Finansman Kaynakları

151 Gönüllü Tasarruflar Hanehalkı Tasarrufları ; Hanehalkının yada bireyin belirli bir dönemde elde ettiği gelirinin bir kısmını harcamayıp biriktirmesi yada bir sonraki dönem için ayırması hanehalkı tasarrufu olarak adlandırılır. Hanehalkı tasarruflarını açıklamaya yönelik hipotezler ; 1.Keynezyen mutlak-gelir hipotezi 2. Duesenberry nispi-gelir hipotezi, 3. Friedman sürekli-gelir hipotezi 4. Kaldor sınıf-tasarrufu hipotezidir. Keynezyen mutlak-gelir hipotezi ; tasarrufun elde edilen harcanabilir gelire bağlı olduğunu öne sürer. S= a + sYd

152 Duesenberry nispi-gelir hipotezi ; Bu hipotez, tüketimin ve dolayısıyla tasarrufların sadece mevcut gelire değil, aynı zamanda önceki gelir seviyelerine ve geçmiş tüketim alışkanlıklarına da bağlı olduğunu savunur. 1940ların sonlarında bu yaklaşımı ortaya koyan Harvard iktisatçısı James Duesenberry’den sonra bu nispi-gelir hipotezinin bu şekli Duesenberry hipotezi olarak adlandırılmıştır. C1 = a + (1-s)Y + bCh Burada; C1= dönem 1’deki tüketim, Y= dönem 1’deki gelir, Ch= tüketimin önceki yüksek seviyesi, 0

153 Sürekli-gelir hipotezi ; Friedman’a göre gelir iki kısımdan oluşur; sürekli gelir ve geçici gelir. Bu yaklaşıma göre bireyler uzun yıllar yaşamayı umarlar ve tüketim kararlarını buna göre verirler. Bu hipotezin iki uç versiyonu vardır ; hipotezin uç versiyonlarından biri, tüketim sürekli gelirin %100’üne yaklaşan bir orana ulaşacağı ve burada sabitleneceği şeklindedir. Bu durumda, yapılabilecek bütün tasarrufların kaynağı geçici gelir artışları olacaktır. Bu geçici gelir artışları; varlık değerindeki değişiklikler, nispi fiyat yapısındaki değişiklikler, piyango kazançları ve diğer tahmin edilemeyen kazançlardan ortaya çıkanlar gibi umulmayan, tekrarlanmayan gelirler olarak sıralanabilir. Sürekli-gelir hipotezinin diğer uç versiyonu, bireylerin herhangi bir geçici gelirin %100’ünü tasarruf edecekleridir. Ancak, 1970’den beri yapılan ampirik araştırmalar bunu desteklememektedir. Bazı çalışmalar geçici gelirin tamamının tüketildiğini göstermektedir. S= a + b1Yp + b2 Yt Burada S= tasarruflar, a= a sabiti, Yp= sürekli gelir ve Yt= geçici geliri göstermektedir. Daha önce belirtildiği gibi en uç versiyonunda b1= 0 ve b2= 1 durumunda, bütün tasarruf gelirin geçici unsurundan ortaya çıkmaktadır. Sürekli-gelir hipotezinin geliştirilmiş versiyonlarında ileri sürülen görüş şudur; insanın hayatı boyunca sürekli gelirinden yapabileceği tasarruf sabit ancak pozitif olabilir. Geçici gelirin ise tamamı tasarruf edilmese bile yüksek oranda bir kısmının tasarruf edilmesi söz konusudur. Bu durum, 0

154 Sınıf teorisi ; Bu yaklaşıma göre, tüketim (tasarruf) alışkanlıkları ekonomik sınıflar arasında kesin bir şekilde farklılık gösterir. Genelde emek geliri elde eden işçilerin emlak geliri (kar, faiz, rant) elde eden sermayedarlara göre daha zayıf tasarruf eğilimlerine sahip oldukları varsayılır. Sınıf-tasarruf hipotezi şu şekilde gösterilmektedir; S= sw L + sc P Burada; sw= emek geliri elde eden işçinin tasarruf eğilimi, sc = emlak geliri elde eden sermayedarın tasarruf eğilimi, L= emek geliri, P= emlak geliri olup, ayrıca 0

155 VERGİLEME ve KALKINMA Vergi Nedir? Devletin kamu harcamalarını finanse etmek amacıyla, toplumu oluşturan birey ve kurumlardan ödeme gücüne göre karşılıksız ve zorunlu olarak aldığı ekonomik değerler vergi olarak adlandırılır. KALKINMA SÜRECİNDE İYİ BİR VERGİ DÜZENİ 1.Eşitlik; verginin gelire ve devletten sağlanılan faydaya göre ayarlanması Dikey eşitlik ; gelirleri yüksek olanlardan daha fazla vergi alma Yatay eşitlik ; gelir ve servet açısından aynı durumda olanları eşit vergileme Mübadele eşitliği ; mükellefin kamusal mal ve hizmetlerden elde ettiği fayda ile ödediği vergi miktarını karşılaştırma 2. Açıklık ; verginin önceden belirtilen esaslara göre alınması 3. Uygunluk; vergi mükellefin ödeyebileceği en uygun zamanda vergisini ödemesi 4. Tasarruf; vergi toplama sürecinde yapılan masrafların minimize edilmesi Vergilemenim Amaçları ; Kamu harcamalarını karşılamak üzere kaynak yaratma Gelir Dağılımını Düzeltme Ekonomik istikrarı sağlama Ekonomik büyümeyi teşvik etme

156 Gelişmekte Olan Ülkelerde Vergi Uygulamasını Zorlaştırıcı Bazı Ekonomik, Sosyal, Siyasal ve Psikolojik Genel Sebepler (Türk) 1.AGÜ’lerde kbdg yetersizdir. Bu durum, tasarruf, sermaye ve tüketimin de yetersiz olmasına sebebiyet vermektedir. 2.Vergileri artırarak kalkınmayı finanse etmeye çalışmak tasarruflar ve yatırımların azalmasına yol açarak iktisadi yönden olumsuz sonuçlar doğurabilir. 3.AGÜ’lerde para ekonomisi tam olarak yerleşmemiştir. 4.AGÜ’lerde kurumsallaşan büyük işletmelerin sayısı oldukça az olduğundan, kayıt-defter ve belge düzeni yeterince yerleşmemiştir. 5.Vergiler hem düşük gelirli bireyleri, hem de mali iktidar sahiplerini hedef alacağı için politik engeller vergi direncini artıracaktır. 6.Dolaylı vergilerin artırılması AGÜ’lerde bu vergilerin ana ödeyicisi durumunda olan memur ve işçilerin tepkisine neden olacaktır.

157 Gelişmekte Olan Ülkelerde Vergilemede Karşılaşılan Güçlükler (Tanzi ve Zee) 1.Tarım sektörünün üretim ve işgücündeki payı diğer sektörlere göre daha fazladır. 2.Kayıt dışı ekonominin milli gelire oranı ve kayıt dışı faaliyet gösterenlerin sayısı oldukça yüksektir. 3.Bu ülkelerde küçük ölçekli işletmeler yaygındır, ücretlerin milli gelir içindeki payı da düşüktür. 4.Tüketim harcamalarının çok küçük bir kısmı büyük ölçekli işletmelerde gerçekleştirilir. 5. Bu özellikler, gelir ve katma değer vergilerinin bu ülkelerde etkin bir şekilde uygulanmasını güçleştirir.

158 Büyüme Teorileri ve Vergi Politikası; Neo-Klasik model ; büyüme dışsal faktörler tarafından belirlenir ve mali politikaların önemi yoktur. İçsel büyüme teorileri; büyümede hükümet politikaları içsel faktör olarak alınmıştır. Bu bağlamda hükümetin uygulayacağı mali politikalar etkilidir. Özellikle vergiler, pozitif dışsallıklar, ar-ge çalışmaları ve ölçeğe göre artan getiri gibi faktörleri etkilemek suretiyle uzun dönem büyüme üzerinde etkili olur. Örn ; dolaysız vergi oranları artarsa fiziki ve beşeri sermaye stoku bundan olumsuz etkilenir. Dolaylı-Dolaysız Vergi Ayırımı ve Kalkınma Dolaysız Vergiler ; gelire dayalı, müteşebbisler (%30) Dolaylı Vergiler ; tüketime dayalı, ücretliler, çiftçiler, gayrimenkul sahipleri (70) Gelir üzerinden alınan vergilerden tüketim vergilerine doğru kayma tasarrufları artırarak sermaye birikiminin hızlanmasına imkan verir. (Tanzi ve Zee) Arz yönlü iktisatçılar üretim üzerinden alınan dolaysız vergilerde indirime gidilmesini önerirler. Ampirik uygulama sonuçları; gelişmiş ülkelerde vergi oranları ile ekonomik büyüme arasında negatif ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak az gelişmiş ülkeler için aynı şeyler söylenemez. Çünkü; …..

159 Kalkınma Amaçlı vergi politikası, …….. çok düşük gelirli mükellefleri düşük oranda vergilendirmeli yada hiç vergilendirmemelidir. Bu şekilde hem verimli tüketimin devamı hem de işgücünün verimliliği sürekli hale gelir. Vergiler ve İşgücü arzı Vergilerin artırılması durumunda ortaya çıkan etkiler ; gelir vergisindeki artış (vergi kaçırma ve vergiden kaçınma olmadığı varsayımıyla) bireylerin reel gelirini ve tüketim harcamalarını azaltır. Bu durumda ortaya çıkan etkiler; a.Gelir etkisi ; gelirdeki azalışı telafi etmek amacıyla işgücünün daha fazla çalışması, yani işgücü arzının artması b. İkame etkisi ; çalışmanın maliyetinin yükselmesi nedeniyle işgücü arzının azaltılması, boş zaman tercihinin artması c. Net etki ; gelir ve ikame etkilerinin büyüklüğüne göre sonuçta işgücünün arzının artması yada azalması Vergilerin artan oranlılık derecesi yükseldikçe, işgücü arzının düşmesi ve vergiden kaçınma yada vergi kaçırma faaliyetlerinin artması beklenir.

160 Üretim Faktörlerinin Vergilendirilmesi Toprak ; Vergilenen bütün değerler azalır. Toprak hariç…. Toprağın Vergilendirilmesini Gerektiren Unsurlar 1. Feodalizm geniş toprakların herhangi bir emek ve yatırım karşılığı olmaksızın belirli ellerde toplanmasına imkan vermiştir. Az gelişmiş ülkelerin kalkınabilmesi için bu yapının yıkılması gerekir. Bu nedenle arazi mülkiyetinin arazinin yüzölçümü ile ilişkilendirilerek artan oranlı vergilerle vergilendirilmesi gerekir. 2. Sanayileşme, gelişme ve hızlı şehirleşme sonucunda toprak sahiplerinin elde ettiği kazanılmamış gelirlerin vergilendirilmesi gerekir. Şehir rantı, arsa rantı gibi kavramlar bu tür gelirlere örnektir. 3. Toprağın boş bırakılmasının önüne geçilip üretime açılması yönünde baskı yapmak. Absenteizm ; toprak sahiplerinin toprağının başında değil de şehirlerde veya yurt dışında ikamet etmesi durumu 4. Toprak sahiplerinin siyasi nüfuzunu kırmak-azaltmak amacıyla yada feodalizmi tasfiye etmek amacıyla vergilendirme yapılması Sermaye ; Bu tür vergilendirmede servet ile sermayeyi birbirinden ayırmak gerekir. Servet, hak edilmemiş gelirlerin vergilendirilmesi ve gelir dağılımında adaletin sağlanması amacıyla vergilendirilir. Sermaye, yatırıma yönelecek bir fon olarak değerlendirildiğinde hiç vergilendirilmemesi gerekir. sermaye, vergi geliri elde etmek amacıyla değil yatırımların belirli sektör yada bölgelere çekilmesi amacıyla vergilendirilir !!!!!!

161 Vergi Oranları ve Vergi Gelirleri Arz Yönlü İktisatçılar (Laffer); vergi oranları azaltılırsa (kişisel ve kurumlar) vergi gelirlerinin artacağını savunmaktadırlar. Laffer eğrisi; vergi oranları ile vergi gelirleri arasındaki ilişki belli bir noktadan sonra ters yönlü işlemeye başlar. Vergi Gelirleri R1R1 R2R2 R3R3 R4R4 R5R5 0 D E F G T*T* T4T4 T’ 4

162 Vergiler ve Tasarruflar Gelir Etkisi İkame Etkisi Tasarruf Tüketim S1S1 S2S2 S3S3 C2C2 C1C1 C3C3 A B U3U3 U2U2 U1U1 E3E3 E2E2 E1E1 o

163 K2K2 K2K2 Sermaye Emek A1A1 B1B1 A2A2 C1C1 L1L1 L2L2 C2C2 E1E1 E2E2 Vergiler ve Yatırımlar B2

164 Verginin Fonksiyonları 1.Teşvik edici vergi politikası ; özel sektörün tasarruflarını artırma amaçlı 2. Tasarruf edici vergi politikası ;yeni vergi kaynakları bulma ve eski vergi kaynaklarından daha fazla yararlanmayı amaçlayan 3. Tanzim edici vergi politikası ; kamu ve özel sektör arasındaki uyumu sağlayıcı vergi politikası Teşvik Edici Vergi politikasının Başarılı Olabilmesi İçin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar 1.Vergi teşvik yasalarının oluşturulması ve uygulanması aşamasında iş dünyası, yerel yönetimler ve akademisyenlerle işbirliği yapılmalıdır. 2.Üretim ve verimliliği artıracak yatırımlar ile pozitif dışsallığa yol açacak sektörler teşvik edilmelidir. 3.Teşvik politikaları kısa dönemi değil orta ve uzun vadeli amaçlara göre tasarlanmalıdır. 4.Vergi politikaları, vergilemenin eşitlik, basitlik, açıklık gibi genel prensiplerine zarar vermeyecek şekilde düzenlenmelidir. 5.Vergi teşvikleri, serbest piyasa mekanizmasının işleyişine zarar vermeyecek şekilde düzenlenmeli, uluslar arası yükümlülükler ile anlaşmalara uygun olmalıdır. 6.Yetki ve sorumluluk tek bir kurumda toplanmalıdır. 7.Politik amaçlara hizmet etmemeli ve suiistimalleri önleyecek nitelikte olmalıdır. 8.Kalkınmanın yalnızca vergi teşvikleriyle sağlanamayacağı gerçeği de dikkate alınıp başka düzenlemeler de yapılmalıdır.

165 Büyümeye Yönelik Vergi Sistemi (Rabushka 1987) İdeal bir vergi sisteminin büyümeyi teşvik edebilmesi için aşağıdaki koşulları yerine getirmesi gerekir. 1.Vergi sistemi, toplum tarafından önem atfedilen kamusal mal ve hizmetler için gerekli harcamaları finanse edecek yeterli vergi geliri sağlayabilmelidir. 2.Vergi sistemi, maliyet-fiyat yapısını, işgücü arzını ve yatırım kararlarını mümkün olduğunca az etkilemelidir. 3.Vergi mevzuatı zaman zaman gözden geçirilerek günün şartlarına uygun hale getirilmelidir. 4.Dolaylı ve dolaysız tüm vergi yükümlülüklerinin idaresi basit, kolay ve ucuz olmalı ve mevzuat vergi kaçırmayı teşvik edici olmamalıdır. 5.Vergi sistemi prensipte mali olmayan amaçları gerçekleştirmemek için kullanılmamalıdır. Bu tür amaçlar için kamu harcamaları politikası tercih edilmelidir. Kalkınma Amaçlı vergi sisteminin karakteristik özellikleri (Zolt ve Bird 2003) 1.Karlar ya hiç vergilendirilmemeli yada çok az vergilendirilmelidir. 2.Vergi sistemi tüketimi gelire nazaran daha yüksek oranda vergilemelidir. 3.Çok düşük gelirli mükellefler çok düşük oranda vergilendirilmelidir. 4.Tarım gibi geleneksel faaliyetler yüksek oranda vergilendirilmelidir.

166 Kalkınmanın Finansmanında Enflasyon Sermaye Birikiminde Enflasyonun Rolü ; 1.toplumun satın alma gücünün azalmasıyla toplam talepte düşme sağlanır ve toplum zorunlu olarak tasarruf yapmış olur. 2.Enflasyon yoluyla gelir dağılımı değiştirilir yani tasarruf eğilimi daha yüksek olan sermaye sahibi gruplara gelir transferi yapılmış olunur. Enflasyonla Sermaye Birikimi Nasıl Gerçekleştirilir? Basit model; Ekonomi tam istihdamda dengededir. Bu durumda parasal denge de sağlanmış demektir. Yani ; toplam yatırılabilir fon arzı ile toplam yatırılabilir fon talebi birbirine eşittir. (S+∆Ms) = (I+ ∆Md) Para arzı artırılırsa süreç nasıl işler? ∆Ms > ∆Md → Faiz oranı ↓ → Yatırım ↑ → Gelir ↑ → Tüketim ↑ → Fiyatlar Genel Seviyesi ↑ → Fiyat Artışları >Tüketim Artışları → (t+1)döneminde → Tüketim ↓ → Talep ↓ Bu süreç işleyebilir mi? İşleyebilmesi için gerekli olan bazı şartlar !!!! Müteşebbislerin ort. Ve marj. Tasarruf eğilimleri toplumunkinden yüksek olmalı Bireyler para yanılgısına düşmemeli İddihar yüksek olmalı Ekonomide ücret-fiyat kontrolleri olabilmeli Teknoloji ithal ediliyor olmalı Üretim faktörlerinin mobilitesi yüksek olmalı Yatırım seçenekleri çok olmalı

167 Enflasyonun Lehinde ve Aleyhindeki Bazı Argümanlar Tobin Etkisi (1965) Enflasyon, iktisadi aktörleri reel para balanslarını düşürmeye ve buna karşılık tasarruflarını artırmaya zorlar. Ancak, analitik çalışmalar Tobin’i desteklememektedir. Enflasyon ortamında tasarruflar değil tüketimin daha çok arttığı test edilmiştir. Enflasyon, gelir dağılımını sabit gelirliler aleyhine ve müteşebbisler lehine çevirir. Buna bağlı olarak ; -Belirli sektörlerdeki yüksek fiyat artışı aynı zamanda yüksek kar marjı anlamına geldiğinden müteşebbisler bu alanlara yatırım yaparlar. -Negatif reel faiz uygulaması, yeni yatırımlar için borçlanmayı cazip kılar. Eğer dış rekabete karşı koruma var ise, ülke içinde yatırımlar hızlı bir şekilde artar. Enflasyon, iç borçlanmanın reel değerini düşürmek suretiyle kamuya kaynak transferi sağlamış olur. Enflasyon Geliri (Fischer ve Easterly), enflasyon yoluyla elde edilebilecek ortalama gelir gelişmiş ülkelerde GSMH’nın %1’i, gelişmekte olan ülkelerde GSMH’ın %2,5 u kadar olabilir. Uzun dönemde kalkınmanın enflasyonla finansmanı ancak hiperenflasyon şeklinde olabilir. Olivera-Tanzi Etkisi ; Enflasyon vergi gelirlerinin reel değerini azaltır.

168 Enflasyonun Lehinde ve Aleyhindeki Bazı Argümanlar Enflasyonist Finansman Uygulaması İçin Geçerli Üç Gerekçe 1.Birincisi, ekonominin belirli sektörlerdeki bağıl fiyatların artması, kazancın ve özel yatırımların getirisinin daha fazla olması anlamına gelir. Bu durum şirketleri kapasite artırımına teşvik eder. 2. İkincisi, nominal faiz oranları tavanı ve çıktı fiyatlarının artmasıyla beraber banka kredilerinin hızlıca çoğalması yatırımcıların daha düşük faizlerle fonlardan borçlanması anlamına gelir. Eğer yabancı rekabete karşı endüstrileri korunuyorsa, hızlı fakat maliyetli bir endüstriyel büyüme oranı başarılabilir. 3.Son olarak, enflasyon, reel gelirlerin tasarruf yapmayanlardan tasarruf yapanlara doğru transferinde bir mekanizma olarak düşünülürse, fazla karların ve gelirlerin başka yatırımlarda kullanılacağını varsayılır. Bu beklentiler yatırımların ve büyüme seviyesinin yüksek olmasını sağlar.

169 Enflasyonist Finansman Politikasının Sonuçları (Bedeli) 1.Enflasyonist büyümede kazançlar düzgün bir şekilde dağılamaz. Büyük şirketlere fonlara ulaşmada öncelik verildiğinden dolayı daha aktif durumdaki orta ve küçük ölçekli rakiplerine göre fazla üretken olurlar. 2.Sermaye yoğun endüstriler ve şirketler, işgücü yoğun hale gelirler. 3.Bütçe açığı ile finansmanından kaynaklanan enflasyon istenmeyen bir talebe yol açar. Yani, yurtiçi sermaye yoğun ve/veya ihracat yoğun lüks ürünleri tüketmeye doğru eğilimi olan insanlara finansman sağlanır, bu da geniş ölçekli sermaye yoğun girişimleri özendirir. Böyle politikalar, bu nedenle az gelişmiş ülkelerin ekonomilerin ikili yapısını güçlendirir. 4.Enflasyon, gönüllü tasarruf seviyesini azaltma eğilimindedir. Değer kaybına direnme kapasitesi, sosyal üretkenlik yerine kullanılan önemli bir yatırım kriteri olmuştur. Sonuç olarak enflasyon, bütçe açıklarıyla, ücret baskılarıyla ve devalüasyonlarla beslenir ve güçlenir ve yurt içi fiyatların kronik bir şekilde yükselmesine katkıda bulunur.

170 İç Borçlar ; Devlet İç Borçları İç Borçlanma; milli gelirde bir azalma olmaksızın, kişi ve kurumların harcamalarını azaltıp, sahip oldukları kaynakların bir kısmını kamu kesimine aktarma sürecidir. Devletler Neden İç Borçlanmaya Gider? - bütçe gelir-gider dengesizliği - olağanüstü harcamaların karşılanması - eski borçların ödenmesi - para piyasalarının düzenlenmesi Devlet Yurtiçinde Kimlerden Borçlanır? - Halktan - Bankalardan - Banka dışı mali kurumlardan - Merkez Bankası Halktan Borçlanma ; AGÜ’lerde gelir ve tasarruflar düşük olduğu için bu kesimden borçlanma şansı azdır. Bankalar ; En kolay ulaşılabilen kaynaktır. Ancak bu tür borçlanmanın olumsuz sonucu özel sektör yatırımlarının dışlanması (crowding-out effect) şeklinde kendini gösterir. Çünkü bankalardan borçlanma, kaydi para yaratılmasını olumsuz etkileyerek piyasadaki ödünç verilebilir fon arzını düşürür. Sonuçta mevduat faizleri yükselir, bu da kredi faizlerinin yükselmesine sebebiyet vererek özel sektör yatırımlarını azaltır. Banka Dışı Kurumlardan ; Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Emekli Sandığı, Sigorta şirketleri gibi kurumlardan yapılan borçlanmadır. Kuruluş kanunları gereği bu kuruluşlar, belli miktarda devlet kağıdı almak durumundadırlar. Merkez Bankası ; kısa vadeli borçlanma kaynağıdır.

171 İşletme Borçları İşletmelerin rutin faaliyetlerini gerçekleştirme yada yatırım projelerini gerçekleştirmek için başvurabileceği finansman kaynakları; -Sermaye artırımına gitme -Otofinansman uygulama -Borçlanma İşletmelerin öz kaynak kullanmaları yerine borçlanmayı tercih etmeleri finansal kaldıraç olarak adlandırılır. İşletmeler Neden borçlanır? -Hissedarların işletmedeki mülkiyet sınırlanmasının önlenmesi -Özsermayenin işletmede sigorta görevi görmesi -Özsermaye karlılığının artırabilme fırsatı İşletmelerde Borçlanma Vadeleri -Kısa vadeli borçlar ; ticari krediler, müşteri avansları, kabul kredileri, sigorta primleri -Uzun vadeli borçlar; tahvil borçları, tahmini borçlar, koşullu ve koşulsuz borçlar


"??? Kalkınma – Büyüme ??? Ekonomi yazınında oldukça sık olarak rastlanan, “ekonomik büyüme” ve “ekonomik kalkınma” kavramları bazen anlatım kolaylığı nedeniyle." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları