Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İdeoloji; mevcut iktidar ilişkileri sistemini korumayı, değiştirmeyi veya yıkmayı amaçlayan ve örgütlü bir siyasi eylem için temel teşkil eden, az veya.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İdeoloji; mevcut iktidar ilişkileri sistemini korumayı, değiştirmeyi veya yıkmayı amaçlayan ve örgütlü bir siyasi eylem için temel teşkil eden, az veya."— Sunum transkripti:

1 İdeoloji; mevcut iktidar ilişkileri sistemini korumayı, değiştirmeyi veya yıkmayı amaçlayan ve örgütlü bir siyasi eylem için temel teşkil eden, az veya çok tutarlı bir fikirler bütünüdür. Bu anlamda ideolojiler; - Genellikle bir “dünya görüşü” şeklinde mevcut düzene ilişkin bir değerlemede bulunur ve sunarlar. - Bir iyi toplum vizyonu çerçevesinde arzulanan bir gelecek modeli sağlarlar. - Siyasal değişimin nasıl olabileceği ve nasıl olması gerektiği konusunda bir çerçeve çizerler. İdeolojiler, değişmez düşünce sistemleri değildir. Birçok noktada bir diğeriyle çakışan değişken fikirler bütünüdür.

2 LİBERALİZM; Uzun bir tarihi geçmişe dayanır. Feodolizmin yıkılışının ve onun yıkıldığı yerde bir piyasanın veya kapitalist toplumun varolup, gelişmesinin ürünüdür. LİBERALİZM; Uzun bir tarihi geçmişe dayanır. Feodolizmin yıkılışının ve onun yıkıldığı yerde bir piyasanın veya kapitalist toplumun varolup, gelişmesinin ürünüdür. Başlangıçta, Liberalizm siyasi bir doktrindi; mutlakiyete ve feodal imtiyazlara saldırıyordu. Başlangıçta, Liberalizm siyasi bir doktrindi; mutlakiyete ve feodal imtiyazlara saldırıyordu. 19.y.y. başlarından itibaren ekonomide Laissez faire (bırakınız yapsınlar) kapitalizmi sonucu her çeşit hükümetin iktisadi hayata müdahelesine karşı bir iktisadi düşünce gelişti. İşte bu yaklaşım klasik Liberalizmin merkezi teması oldu. 19.y.y. başlarından itibaren ekonomide Laissez faire (bırakınız yapsınlar) kapitalizmi sonucu her çeşit hükümetin iktisadi hayata müdahelesine karşı bir iktisadi düşünce gelişti. İşte bu yaklaşım klasik Liberalizmin merkezi teması oldu. Daha sonraları refah devleti reformları ile devletin iktisadi hayata müdahelesini daha uygun hale getiren durumlar ve görüşler ortaya çıktı ve buna uygun yaklaşımlar 20.y.y. da Liberalizmin kendine özgü temasını oluşturdu. Daha sonraları refah devleti reformları ile devletin iktisadi hayata müdahelesini daha uygun hale getiren durumlar ve görüşler ortaya çıktı ve buna uygun yaklaşımlar 20.y.y. da Liberalizmin kendine özgü temasını oluşturdu.

3 Bireycilik, Liberal ideolojinin merkezi ilkesidir. Bireyin herhangi bir toplumsal gruba veya topluma karşı en yüksek derecede öneme sahip olduğu inancına dayanır ve bu inancını yansıtır. Beşeri varlıklar her şeyden önce birey olarak görülür. Bireycilik, Liberal ideolojinin merkezi ilkesidir. Bireyin herhangi bir toplumsal gruba veya topluma karşı en yüksek derecede öneme sahip olduğu inancına dayanır ve bu inancını yansıtır. Beşeri varlıklar her şeyden önce birey olarak görülür. Özgürlük de Liberalizmin merkezi önemde bir değeridir. Bu ideolojide özgürlüğe eşitlik, adalet veya otoriteye göre öncelik tanınır. Bu durum doğal olarak bireye duyulan inançtan ve herkesin kendi seçtiği veya hoşlandığı şekilde davranmasını sağlama arzusundan gelir. Özgürlük de Liberalizmin merkezi önemde bir değeridir. Bu ideolojide özgürlüğe eşitlik, adalet veya otoriteye göre öncelik tanınır. Bu durum doğal olarak bireye duyulan inançtan ve herkesin kendi seçtiği veya hoşlandığı şekilde davranmasını sağlama arzusundan gelir.

4 Muhafazakârlık Muhafazakâr düşüncenin merkezi teması “muhafaza arzusu”dur. Geleneğin kabul edilen erdemlerine ve zaman içinde varlığını devam ettirebilmiş kurumlarına duyulan saygı ile yakından ilgilidir. Muhafazakârlık Muhafazakâr düşüncenin merkezi teması “muhafaza arzusu”dur. Geleneğin kabul edilen erdemlerine ve zaman içinde varlığını devam ettirebilmiş kurumlarına duyulan saygı ile yakından ilgilidir. Zamanın testinden geçmiş kurum ve uygulamalar ile ‘düzen’in yaşayan ve gelecek nesiller tarafından korunmalarını önerir. Zamanın testinden geçmiş kurum ve uygulamalar ile ‘düzen’in yaşayan ve gelecek nesiller tarafından korunmalarını önerir. Bireylere toplumsal ve tarihsel bir aidiyet duygusu vererek istikrar ve güvenliği geliştirmek ister. Bireylere toplumsal ve tarihsel bir aidiyet duygusu vererek istikrar ve güvenliği geliştirmek ister.

5 Muhafazakâr muhafazakârlık eski rejimin korunması ve eski rejime dönmeye ilişkin bir eğilim anlamındadır. Muhafazakâr muhafazakârlık eski rejimin korunması ve eski rejime dönmeye ilişkin bir eğilim anlamındadır. Bir süre sonra Muhafazakârlık, Liberalizmin, sosyalizmin ve milliyetçiliğin gelişimine direnmeye çalışarak güç duruma düşen geleneksel yapıyı savunmaya geçti ve bu anlamı taşıdı. Bir süre sonra Muhafazakârlık, Liberalizmin, sosyalizmin ve milliyetçiliğin gelişimine direnmeye çalışarak güç duruma düşen geleneksel yapıyı savunmaya geçti ve bu anlamı taşıdı. ABD ve İngilterede Muhafazakârlığın yeni bir türü ortaya çıktı. “Muhafaza etmek için değişim” fikri esasına dayanan daha ihtiyatlı ve esnek ve sonuçta daha başarılı bir muhafazakârlık türü. ABD ve İngilterede Muhafazakârlığın yeni bir türü ortaya çıktı. “Muhafaza etmek için değişim” fikri esasına dayanan daha ihtiyatlı ve esnek ve sonuçta daha başarılı bir muhafazakârlık türü.

6 Muhafazakâr düşünce yapısının esasları; Muhafazakâr düşünce yapısının esasları; Pragmatizm: Soyut ilkelere ve düşünce sistemlerine güvenilmez. Onların yerine deneyime, tarihe ve alınan sonuçlara inanılır. Eylemin pratik şartlar ve hedefler tarafından şekillenmesi gerekir. Pragmatizm: Soyut ilkelere ve düşünce sistemlerine güvenilmez. Onların yerine deneyime, tarihe ve alınan sonuçlara inanılır. Eylemin pratik şartlar ve hedefler tarafından şekillenmesi gerekir. İnsan doğası anlayışı; önemli ölçüde karamsardır. Bu yaklaşımla insanlar, aşina olunana ve test edilmiş bulunana yönelen, istikrarlı ve güvenli topluluklar içinde yaşama hisseden, bağımlılık ve güvenlik arayan varlıklardır. Ayrıca, ahlaki bakımdan bozuk, bencil, açgözlü, iktidar hırsıyla lekelenmişlerdir. Suç ve düzensizliğin kökleri bireylerdedir ve düzenin devamı için güçlü devletin, sağlam kanunların, katı cezaların varlığına ihtiyaç vardır. İnsan doğası anlayışı; önemli ölçüde karamsardır. Bu yaklaşımla insanlar, aşina olunana ve test edilmiş bulunana yönelen, istikrarlı ve güvenli topluluklar içinde yaşama hisseden, bağımlılık ve güvenlik arayan varlıklardır. Ayrıca, ahlaki bakımdan bozuk, bencil, açgözlü, iktidar hırsıyla lekelenmişlerdir. Suç ve düzensizliğin kökleri bireylerdedir ve düzenin devamı için güçlü devletin, sağlam kanunların, katı cezaların varlığına ihtiyaç vardır.

7 Muhafazakârlar toplumu bireyin yaratıcılığının bir ürünü olarak görmezler. Onlara göre toplum geleneksel olarak organik bir bütün veya yaşayan bir varlıktır. Muhafazakârlar toplumu bireyin yaratıcılığının bir ürünü olarak görmezler. Onlara göre toplum geleneksel olarak organik bir bütün veya yaşayan bir varlıktır. Genellikle geleneksel değerler ile ortak kültür toplumun devamı ve uyumu için hayati önemi vardır. Genellikle geleneksel değerler ile ortak kültür toplumun devamı ve uyumu için hayati önemi vardır.

8 SOSYALİZM; SOSYALİZM; Sosyalizm, “sanayi kapitalizmi”ne karşı bir tepki olarak gelişti. Başlangıçta fabrika üretiminin yaygınlaşmasının tehdit ettiği esnaf ve sanatkârların çıkarlarını dile getirdi. Daha sonra büyüyen sanayinin işçi sınıfıyla bağlantılı hale geldi. Emeğin hakkı’nı esas aldı. Sosyalizm, “sanayi kapitalizmi”ne karşı bir tepki olarak gelişti. Başlangıçta fabrika üretiminin yaygınlaşmasının tehdit ettiği esnaf ve sanatkârların çıkarlarını dile getirdi. Daha sonra büyüyen sanayinin işçi sınıfıyla bağlantılı hale geldi. Emeğin hakkı’nı esas aldı. Sosyalizmin: Hedefi, piyasa müdahelesine dayalı kapitalist ekonomiyi ortadan kaldırmak ve yerine nitelik bakımından ondan farklı olan ve genellikle ortak mülkiyet ilkesi üzerine bina edilen sosyalist toplum yapısını koymaktı. Sosyalizmin: Hedefi, piyasa müdahelesine dayalı kapitalist ekonomiyi ortadan kaldırmak ve yerine nitelik bakımından ondan farklı olan ve genellikle ortak mülkiyet ilkesi üzerine bina edilen sosyalist toplum yapısını koymaktı.

9 İDEOLOJİ VE EKONOMİ Siyaset (Politika), ekonomi, hukuk ve kültür, gerek ayrı ayrı, gerekse de topluca toplumsal oluşumlar ve eylemlerdir. Aralarında sürekli iletişim ve etkileşim vardır. Bu durum toplumsal yaşamın doğal zorunluluğudur. Siyaset (Politika) her aşamada ekonomi ve toplumla iç içe geçer. Siyaset (Politika), ekonomi, hukuk ve kültür, gerek ayrı ayrı, gerekse de topluca toplumsal oluşumlar ve eylemlerdir. Aralarında sürekli iletişim ve etkileşim vardır. Bu durum toplumsal yaşamın doğal zorunluluğudur. Siyaset (Politika) her aşamada ekonomi ve toplumla iç içe geçer. İdeolojiler, ekonomik hayatı doğrudan etkiler, şekillendirir ve yönlendirir. Geleneksel olarak görüşler ve tartışmalar birbirine rakip iki ekonomik felsefe (ideoloji) olan kapitalizm ve sosyalizm arasındaki mücadeleler etrafında döner. İdeolojiler, ekonomik hayatı doğrudan etkiler, şekillendirir ve yönlendirir. Geleneksel olarak görüşler ve tartışmalar birbirine rakip iki ekonomik felsefe (ideoloji) olan kapitalizm ve sosyalizm arasındaki mücadeleler etrafında döner.

10 Siyasi hayatın en önemli unsur ve göstergelerinden biri olan oy kullanma davranışı ve parti sistemleri büyük ölçüde açıklanan ekonomik farklılıkların ve toplumda bunların meydana getirdiği bölünmeler ile çatışmaların etkisi altındadır. Siyasi hayatın en önemli unsur ve göstergelerinden biri olan oy kullanma davranışı ve parti sistemleri büyük ölçüde açıklanan ekonomik farklılıkların ve toplumda bunların meydana getirdiği bölünmeler ile çatışmaların etkisi altındadır. Partiler iktidarı elde etmek için ekonomik hayatla ilgili görüş ve düşüncelerini kullanırlar. Ekonomik büyümeyi artırmak, enflasyonu düşürmek, yoksulluğu ortadan kaldırmak gibi sözler vererek birbirleriyle yarışırlar. Genel olarak seçim sonuçlarının ekonominin içinde bulunduğu durumun belirlediği görüşleri vardır. Ekonomi bir düzelme ve patlama yaşadığında hükümet seçimi kazanır. Ekonominin kötü performans gösterdiği bir ortamda ise hükümet kaybeder. Partiler iktidarı elde etmek için ekonomik hayatla ilgili görüş ve düşüncelerini kullanırlar. Ekonomik büyümeyi artırmak, enflasyonu düşürmek, yoksulluğu ortadan kaldırmak gibi sözler vererek birbirleriyle yarışırlar. Genel olarak seçim sonuçlarının ekonominin içinde bulunduğu durumun belirlediği görüşleri vardır. Ekonomi bir düzelme ve patlama yaşadığında hükümet seçimi kazanır. Ekonominin kötü performans gösterdiği bir ortamda ise hükümet kaybeder.

11 Gerçekte siyasi partileri birbirinden ayıran kabul ettikleri ideoloji ve izlemekte oldukları iktisadi düşünce, görüş ve yollardır. Sağ- Sol; Merkez; Merkezi sağ- solu gibi kavram ve değimlerde bu nedenlerle ortaya çıkar. Gerçekte siyasi partileri birbirinden ayıran kabul ettikleri ideoloji ve izlemekte oldukları iktisadi düşünce, görüş ve yollardır. Sağ- Sol; Merkez; Merkezi sağ- solu gibi kavram ve değimlerde bu nedenlerle ortaya çıkar. İktisadi sistem; mal ve hizmetmerin üretildiği, dağıtımının yapıldığı ve değiş-tokuş (mübadele) edildiği bir organizasyon biçimidir. İktisadi sistem; mal ve hizmetmerin üretildiği, dağıtımının yapıldığı ve değiş-tokuş (mübadele) edildiği bir organizasyon biçimidir. Marksistler iktisadi sistemleri “Üretim biçimi” olarak tanımlarlar. Marksistler iktisadi sistemleri “Üretim biçimi” olarak tanımlarlar. Kapitalizm; bazan sadece bir iktisadi sistem olarak değil aynı zamanda özel mülkiyeti savunan, rekabetin erdemi üzerinde duran ve genel refahın kişisel çıkarların takip edilmesi sonucunda oluşabileceğini savunan başlı başına bir ideoloji olarak tanımlanır. Kapitalizm; bazan sadece bir iktisadi sistem olarak değil aynı zamanda özel mülkiyeti savunan, rekabetin erdemi üzerinde duran ve genel refahın kişisel çıkarların takip edilmesi sonucunda oluşabileceğini savunan başlı başına bir ideoloji olarak tanımlanır. Sosyalizm; hem belirli bir değerler, inançlar ve teoriler toplamı olarak hem de bu değerlerin sosyalizm vasıtasıyla gerçekleştirileceği kabul edilen bir organizasyon olarak tanımlanır. Sosyalizm; hem belirli bir değerler, inançlar ve teoriler toplamı olarak hem de bu değerlerin sosyalizm vasıtasıyla gerçekleştirileceği kabul edilen bir organizasyon olarak tanımlanır.

12 Kapitalist Ekonominin İlkeleri: -Kapitalist ekonomide genelleştirilen bir meta üretimi vardır. Meta, mübadele etmek için üretilen mal ve hizmetlerdir ve piyasa değerine sahiptir. -Üretici servet (üretim araçları) çoğunlukla özel sektörün elinde bulunur. İktisadi hayat piyasa ilkelerine göre düzenlenir. Arz ve talep güçleri piyasayı belirler. -Maddi anlamda kişisel çıkarlar ve kâr maksimizasyonu, teşebbüs ve sıkı çalışma için motivasyonu sağlar.

13 Sosyalist Ekonominin İlkeleri: Sosyalist Ekonominin İlkeleri: -İnsan ihtiyaçlarının tatmini için düzenlenen kullanıma yönelik bir üretim sistemi vardır. -İnsan ihtiyaçlarının tatmini için düzenlenen kullanıma yönelik bir üretim sistemi vardır. -Çoğunlukla, ekonominin “erişebileceği yüksekliği” de dahil olmak üzere, üretken servet üzerinde devlet veya ortak mülkiyet vardır. -Çoğunlukla, ekonominin “erişebileceği yüksekliği” de dahil olmak üzere, üretken servet üzerinde devlet veya ortak mülkiyet vardır. -İktisadi örgütlenme, kaynak dağıtımının rasyonel süreci olduğu varsayılan planlamaya dayanır. -İktisadi örgütlenme, kaynak dağıtımının rasyonel süreci olduğu varsayılan planlamaya dayanır. -Çalışma, genel refahı artırma yönündeki isteğin sonucunda ortaya çıkan işbirliğine dayanır. -Çalışma, genel refahı artırma yönündeki isteğin sonucunda ortaya çıkan işbirliğine dayanır.

14 ‘KAPİTALİZM’İN DOĞUŞU Kapitalizmin gelişmesine engel oluşturan tarihsel unsurların (feodal devlet yapısı, Katolik Kilisesi’nin sosyo-ekonomik gücü...) çoğu yanlarının değişmesi gerekiyordu ve bu değişimlerin gerçekleşmesi birkaç yüzyıl sürdü. Kapitalizmin gelişmesine engel oluşturan tarihsel unsurların (feodal devlet yapısı, Katolik Kilisesi’nin sosyo-ekonomik gücü...) çoğu yanlarının değişmesi gerekiyordu ve bu değişimlerin gerçekleşmesi birkaç yüzyıl sürdü. Deniz-aşırı ticaretin (kimi zaman emperyalist hedeflerle gerçekleşen) artması ve kullanım için değil de alış-veriş (mübadele) için üretim mantığının oluşmasıyla “merkantil kapitalizm” adı verilen kapitalizmin ilk evresi oluştu. Deniz-aşırı ticaretin (kimi zaman emperyalist hedeflerle gerçekleşen) artması ve kullanım için değil de alış-veriş (mübadele) için üretim mantığının oluşmasıyla “merkantil kapitalizm” adı verilen kapitalizmin ilk evresi oluştu.

15 kapitalist düzenin gelişmesinde büyük etkisi olan bu gelişmeye göz yuman dönemin hükümetleri ve feodal elitleri de çıkarılan “kapatma yasaları” ile yeni topraklar edinerek kendilerini bu yeni sistemde de koruma altına aldılar. kapitalist düzenin gelişmesinde büyük etkisi olan bu gelişmeye göz yuman dönemin hükümetleri ve feodal elitleri de çıkarılan “kapatma yasaları” ile yeni topraklar edinerek kendilerini bu yeni sistemde de koruma altına aldılar. Avrupa kıtasındaki feodal elitler kapatma yasaları ile Kapitalizm’e ayak uydururken, Amerika’da (ABD) ise özgürlük sonrası ‘kongre’nin belli bir zümreye bağışladığı toprak ve sermaye vasıtası ile kapitalist düzene ayak uyduruldu. Avrupa kıtasındaki feodal elitler kapatma yasaları ile Kapitalizm’e ayak uydururken, Amerika’da (ABD) ise özgürlük sonrası ‘kongre’nin belli bir zümreye bağışladığı toprak ve sermaye vasıtası ile kapitalist düzene ayak uyduruldu.

16 Kapitalist sistemde iyi zamanlarda bile büyük yoksulluk durumlarına rastlanmasının nedeni de sistemin en başından itibaren toplumsal sınıflara adalet açısından farklı standartlarla yaklaşması ve bu sınıfların devlet ile olan ekonomik ilişkilerini ise düzenleme (veya planlama) gayreti göstermemesidir. Kapitalist sistemde iyi zamanlarda bile büyük yoksulluk durumlarına rastlanmasının nedeni de sistemin en başından itibaren toplumsal sınıflara adalet açısından farklı standartlarla yaklaşması ve bu sınıfların devlet ile olan ekonomik ilişkilerini ise düzenleme (veya planlama) gayreti göstermemesidir. Sorunun kaynağı, genelde aşırı üretim krizi veya yetersiz tüketim krizi diye adlandırılmaktadır. Sorunun kaynağı, genelde aşırı üretim krizi veya yetersiz tüketim krizi diye adlandırılmaktadır.

17 EMPERYALİZM; EMPERYALİZM; kapitalizmin periyodik krizleri, daha fazla pazar ve kâr arayışı ve işsizlerle yoksulların yarattığı baskıyı hafifletmek için bir çıkış yolu ihtiyacı dünyadaki az gelişmiş ülkelerden faydalanma eğlimini artırmıştır. kapitalizmin periyodik krizleri, daha fazla pazar ve kâr arayışı ve işsizlerle yoksulların yarattığı baskıyı hafifletmek için bir çıkış yolu ihtiyacı dünyadaki az gelişmiş ülkelerden faydalanma eğlimini artırmıştır. -Bu, yalnızca dünya ticaretinin gelişmesi değil; gelişmiş kapitalist ülkelerin çeşitli ulusları ekonomik, politik ve askeri hâkimiyetleri altına almaları demektir.

18 Büyük Bunalım ve Devletin Ekonomi’deki Rolü; Büyük Bunalım ve Devletin Ekonomi’deki Rolü; Adam Smith’in laissez-faire (devletin ekonomiye müdahale etmemesi) ilkesi uzun zaman önce çöktü. Adam Smith’in laissez-faire (devletin ekonomiye müdahale etmemesi) ilkesi uzun zaman önce çöktü. 1929’da başlayan Büyük Bunalım’dan sonra serbest piyasanın yetersiz bir güç olduğnu ve dolayısıyla devlet müdahalesine ihtiyaç duyulduğu kabul edildi. 1929’da başlayan Büyük Bunalım’dan sonra serbest piyasanın yetersiz bir güç olduğnu ve dolayısıyla devlet müdahalesine ihtiyaç duyulduğu kabul edildi. Devlet müdahalesinin arkasındaki teorisyen John Maynard Keynes, etkin talebi ayakta tutabilmek için özellikle para kaynağının devletin kontrolünde olmasını ve böylece iş döngüsüne doğrudan müdahaleyi savundu. Devlet müdahalesinin arkasındaki teorisyen John Maynard Keynes, etkin talebi ayakta tutabilmek için özellikle para kaynağının devletin kontrolünde olmasını ve böylece iş döngüsüne doğrudan müdahaleyi savundu.

19 Krizin ulusal ekonomilere getireceği zararın asgariye indirilmesi için ülkeler çeşitli önlemler almaktadır. Krizin ulusal ekonomilere getireceği zararın asgariye indirilmesi için ülkeler çeşitli önlemler almaktadır. Bunların en dikkat çekeni, özellikle gelişmiş ülkelerde, iflası kaçınılmaz olan finans kurumlarının kurtarılması için hazırlanan ekonomik paketlerdir. Bunların en dikkat çekeni, özellikle gelişmiş ülkelerde, iflası kaçınılmaz olan finans kurumlarının kurtarılması için hazırlanan ekonomik paketlerdir. Bu gelişme, kapitalist düzenin kamu desteğinden bağımsız bir sistem olmadığını göstermesi açısından önemlidir. Bu gelişme, kapitalist düzenin kamu desteğinden bağımsız bir sistem olmadığını göstermesi açısından önemlidir. Bu bağlamda devletin küreselleşmeye şüphe ile yaklaşması ve kamulaştırma oranında da artış olması beklenebilir. Bu bağlamda devletin küreselleşmeye şüphe ile yaklaşması ve kamulaştırma oranında da artış olması beklenebilir.

20 Finansal Ekonomik Kriz’in etkilerinin hafifletilmesi uluslararası finansal düzenlemelerin ve kurumların denetlenmesinin sıklaştırılmasına ve uygulama alanlarının genişletilmesine bağlı olabilir. Finansal Ekonomik Kriz’in etkilerinin hafifletilmesi uluslararası finansal düzenlemelerin ve kurumların denetlenmesinin sıklaştırılmasına ve uygulama alanlarının genişletilmesine bağlı olabilir.

21 Farklı ülkelerdeki farklı ideolojik alt-yapıya sahip hükümetler uluslararası platformdaki çözüm arayışlarına çeşitli bakıç açılarıyla yaklaşmaktadırlar. Farklı ülkelerdeki farklı ideolojik alt-yapıya sahip hükümetler uluslararası platformdaki çözüm arayışlarına çeşitli bakıç açılarıyla yaklaşmaktadırlar. Bu yüzden de küresel ekonominin bu sorunlu günlerini atlatması ülkelerin kendi iç politikaları temelinde yapılacak düzenlemelere bağlıdır. Bu yüzden de küresel ekonominin bu sorunlu günlerini atlatması ülkelerin kendi iç politikaları temelinde yapılacak düzenlemelere bağlıdır.

22 dünya genelindeki ekonomik politikalar farklı zaman ve aktörler bağlamında büyük değişiklikler göstermiştir. dünya genelindeki ekonomik politikalar farklı zaman ve aktörler bağlamında büyük değişiklikler göstermiştir. Örneğin, daha önce (özellikle 90’lar) finans krizlerine maruz kalan gelişmekte olan ülkeler, şimdi krizle boğuşan gelişmiş ülkelerin aksine, müdahaleci ve planlayıcı ekonomik tedbirler alamamışlardı. Örneğin, daha önce (özellikle 90’lar) finans krizlerine maruz kalan gelişmekte olan ülkeler, şimdi krizle boğuşan gelişmiş ülkelerin aksine, müdahaleci ve planlayıcı ekonomik tedbirler alamamışlardı. Geçmişteki kriz dönemlerinde, gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri IMF ve Dünya Bankası vasıtasıyla açık ve devlet müdahalesinden yoksun bırakılmıştı. Geçmişteki kriz dönemlerinde, gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri IMF ve Dünya Bankası vasıtasıyla açık ve devlet müdahalesinden yoksun bırakılmıştı.

23 Bu kapsamda, gelişmiş ülkelerin şimdiye kadar sürdürmüş oldukları serbest piyasa ve ticaret düzenlemeleri eksiklik olarak nitelendirilmektedir. Bu kapsamda, gelişmiş ülkelerin şimdiye kadar sürdürmüş oldukları serbest piyasa ve ticaret düzenlemeleri eksiklik olarak nitelendirilmektedir. Küreselleşme’nin kapitalist düzenlemelerle birlikte zengin-fakir arasındaki farkı daha da açtığına dair şüpheler artmaktadır. Küreselleşme’nin kapitalist düzenlemelerle birlikte zengin-fakir arasındaki farkı daha da açtığına dair şüpheler artmaktadır. Devletin işleyen ve rekabetçi bir bir ekonomiye sahip olması artık ulusal güvenliğin bir parçası haline gelecektir (“ekonomik güvenlik”). Devletin işleyen ve rekabetçi bir bir ekonomiye sahip olması artık ulusal güvenliğin bir parçası haline gelecektir (“ekonomik güvenlik”).

24 Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) halihazırda küresel ekonomi yönetiminde söz sahibi olan aktörlerdir ve işleyiş ilkeleri ikinci dünya savaşının sonrasına dayanmaktadır. Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) halihazırda küresel ekonomi yönetiminde söz sahibi olan aktörlerdir ve işleyiş ilkeleri ikinci dünya savaşının sonrasına dayanmaktadır. Anılan kurumlar halen özelde ABD dış politikasının genelde ise gelişmiş ülkelerin küresel çıkarlarına hizmet eder bir görüntü taşımaktadır. Anılan kurumlar halen özelde ABD dış politikasının genelde ise gelişmiş ülkelerin küresel çıkarlarına hizmet eder bir görüntü taşımaktadır.

25 Bu nedenle, örneğin, DTÖ kapsamında tarım ürünleri ticaretinin serbestleştirilmesi konusunda bir ilerleme sağlanamamıştır. Bu nedenle, örneğin, DTÖ kapsamında tarım ürünleri ticaretinin serbestleştirilmesi konusunda bir ilerleme sağlanamamıştır. Diğer yandan, başta Avrupa ekonomilerine mali yardım sağlanması amacıyla kurulmuş olan IMF daha sonra genellikle gelişmekte olan ülkelerdeki krizlere karşı önlem alma konusuna yönelmiş, ancak küresel ölçekli bir kriz karşısında etkisiz kalmıştır. Diğer yandan, başta Avrupa ekonomilerine mali yardım sağlanması amacıyla kurulmuş olan IMF daha sonra genellikle gelişmekte olan ülkelerdeki krizlere karşı önlem alma konusuna yönelmiş, ancak küresel ölçekli bir kriz karşısında etkisiz kalmıştır.

26 Benzer biçimde, Dünya Bankası da gelişmekte olan ülkelerin kalkınma politikalarına odaklanmıştır. Gerek IMF, gerekse de Dünya Bankası gelişmekte olan ülkelerin denetlenmesine yardımcı olmuştur. Benzer biçimde, Dünya Bankası da gelişmekte olan ülkelerin kalkınma politikalarına odaklanmıştır. Gerek IMF, gerekse de Dünya Bankası gelişmekte olan ülkelerin denetlenmesine yardımcı olmuştur. Fakat söz konusu uluslararası ekonomik kurumların gelişmekte olan ülkelere yönelik tavsiyeler ve programlar ile küresel finansal kriz sırasınde gelişmiş ülkelerde uygulanan politikalar tezat teşkil etmektedir. Fakat söz konusu uluslararası ekonomik kurumların gelişmekte olan ülkelere yönelik tavsiyeler ve programlar ile küresel finansal kriz sırasınde gelişmiş ülkelerde uygulanan politikalar tezat teşkil etmektedir.

27 KALKINMIŞLIK GÖSTERGESİ: Az gelişmiş (gelişmekte olan) ülkelerin özellikleri ekonomik, demografik, kültürel, siyasal ve teknolojik özellikleri bakımından ayrı ayrı incelendiğinde; Az gelişmiş (gelişmekte olan) ülkelerin özellikleri ekonomik, demografik, kültürel, siyasal ve teknolojik özellikleri bakımından ayrı ayrı incelendiğinde; nüfusun büyük bir kısmının tarım sektöründe istihdam edilmesinden toprak bakımın hemen hemen hiç bilinmemesine; nüfusun büyük bir kısmının tarım sektöründe istihdam edilmesinden toprak bakımın hemen hemen hiç bilinmemesine;

28 yüksek doğum artış oranından yetersiz beslenmeye; yüksek doğum artış oranından yetersiz beslenmeye; eğitim seviyesinin düşük olması sebebiyle okuma-yazma bilmeyenlerin oranının nüfus içinde önemli bir yer tutmasından, toplum davranışlarında geleneklerin hakim olmasına; eğitim seviyesinin düşük olması sebebiyle okuma-yazma bilmeyenlerin oranının nüfus içinde önemli bir yer tutmasından, toplum davranışlarında geleneklerin hakim olmasına; tarımda dönüm başına üretimin düşük olmasından, mevcut teknolojinin ilkel olmasına kadar bir çok alanda bir çok sorunla karşı karşıya oldukları görülmektedir. tarımda dönüm başına üretimin düşük olmasından, mevcut teknolojinin ilkel olmasına kadar bir çok alanda bir çok sorunla karşı karşıya oldukları görülmektedir.

29 II. Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa ekonomisinin ayaklanması ve Soğuk Savaş süresince sosyalist ülkelere karşı bir ekonomik savaş verilmesi hem Dünya Bankası hem de IMF’nin ilk küresel rolleriydi. II. Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa ekonomisinin ayaklanması ve Soğuk Savaş süresince sosyalist ülkelere karşı bir ekonomik savaş verilmesi hem Dünya Bankası hem de IMF’nin ilk küresel rolleriydi. Ancak günümüzde bu iki kurum az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri olası bir gelişme sermayesi ile buluşturabilecek acentelere dönüşmüştürler ve bu rol onlara büyük (kimi zaman haddinden fazla) manevra alanları sağlamaktadır. Ancak günümüzde bu iki kurum az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri olası bir gelişme sermayesi ile buluşturabilecek acentelere dönüşmüştürler ve bu rol onlara büyük (kimi zaman haddinden fazla) manevra alanları sağlamaktadır. Söz konusu durum “borç köprüsü” terimi ile açıklanabilir. Söz konusu durum “borç köprüsü” terimi ile açıklanabilir.

30 Borç köprüsü terimine göre; çoğu ülke borcunu ödeyemeyecek bir konumdadır ve prensipte hakkı olan indirime gidilmeden IMF, Dünya Bankası ya da gelişmiş ülkelere kesintisiz bir şekilde borç ödemek zorundadır. Örnek; Meksika... Borç köprüsü terimine göre; çoğu ülke borcunu ödeyemeyecek bir konumdadır ve prensipte hakkı olan indirime gidilmeden IMF, Dünya Bankası ya da gelişmiş ülkelere kesintisiz bir şekilde borç ödemek zorundadır. Örnek; Meksika...

31 DEVLET – KAPİTALİST EKONOMİ DEVLET – KAPİTALİST EKONOMİ Devlet ve kapitalist ekonomi arasındaki ilişkide, devlet devamlılığını garanti altına almak için belli koşulları yerine getirmek durumundadır; Devlet ve kapitalist ekonomi arasındaki ilişkide, devlet devamlılığını garanti altına almak için belli koşulları yerine getirmek durumundadır; Birikim özel sektörde gerçekleştiğinden devlet üretimi sınırlı ölçüde kontrol edebilir. Birikim özel sektörde gerçekleştiğinden devlet üretimi sınırlı ölçüde kontrol edebilir. Vergi geliri özel sektöre bağlıdır ve birikimi engelleyecek politikalar sürdürülemez. Vergi geliri özel sektöre bağlıdır ve birikimi engelleyecek politikalar sürdürülemez. Devlet birikim sürecini hızlandırdığı sürece siyasi sistem destek görür Devlet birikim sürecini hızlandırdığı sürece siyasi sistem destek görür Devlet personeli kendi başına bir güce sahip değildir ve desteğe ihtiyaç duyduğu için kimi çıkarları temsil etmektedir. Devlet personeli kendi başına bir güce sahip değildir ve desteğe ihtiyaç duyduğu için kimi çıkarları temsil etmektedir.

32 GELİŞMİŞ ÜLKELERE KARŞILAŞTIRMALI BAKIŞ Ülkelerin yoksulluk, sağlık sistemi, suç ve çevre gibi konuları nasıl ele aldıklarını incelemek eko-politik sınıflandırma ve analizler yapabilmek için önemlidir. Ülkelerin yoksulluk, sağlık sistemi, suç ve çevre gibi konuları nasıl ele aldıklarını incelemek eko-politik sınıflandırma ve analizler yapabilmek için önemlidir. Uluslararası Gelir Karşılaştırmaları: Uluslararası Gelir Karşılaştırmaları: Gelir eşitsizliğini özetlemenin en etkin yolu, nüfusun gelir açısından en alt düzeydeki %10’luk kesimi ile en üst düzeydeki %10’luk kesimi karşılaştırmaktır.

33 OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalknma Örgütü) gelişmiş ülkelerde birçok yoksulluk, sosyal hizmet ve gelir dağılımı araştırması yapmaktadır. Örnek. Lüksemburg Gelir Araş. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalknma Örgütü) gelişmiş ülkelerde birçok yoksulluk, sosyal hizmet ve gelir dağılımı araştırması yapmaktadır. Örnek. Lüksemburg Gelir Araş.

34 Uluslararası Vergi Yükü Karşılaştırmaları Devlet harcamaları ve vergi yükü konuları ile ilgili birçok farklı görüş savunulmaktadır. Çünkü ticari ve ekonomik yapının yanında birey-devlet ilişkisi de sözkonusu konulardan etkilenmektedir. Devlet harcamaları ve vergi yükü konuları ile ilgili birçok farklı görüş savunulmaktadır. Çünkü ticari ve ekonomik yapının yanında birey-devlet ilişkisi de sözkonusu konulardan etkilenmektedir. Örneğin, sağlık hizmetinin ucuz, toplu taşımanın ise daha gelişmiş olduğu AB ülkelerinde vergi oranları ve ekonomik üretkenlik yüksek bir durumdayken, bireyler vergilere karşı hoşgörülü ve siyasi alanda daha katılımcıdırlar. Örneğin, sağlık hizmetinin ucuz, toplu taşımanın ise daha gelişmiş olduğu AB ülkelerinde vergi oranları ve ekonomik üretkenlik yüksek bir durumdayken, bireyler vergilere karşı hoşgörülü ve siyasi alanda daha katılımcıdırlar.

35 Fakat vergilerin üretkenliği artırmadığı ve sosyal hizmetlerin özlleştirilmesinden dolayı vergi yükünün azaldığı ABD’de bireyler hem olası vergilere karşı çok daha kuşkucu, hem de siyasi alanda çok daha az katılımcıdırlar. Fakat vergilerin üretkenliği artırmadığı ve sosyal hizmetlerin özlleştirilmesinden dolayı vergi yükünün azaldığı ABD’de bireyler hem olası vergilere karşı çok daha kuşkucu, hem de siyasi alanda çok daha az katılımcıdırlar.

36 İŞ VE DİNLENME Kapitalizm’in sosyal hayata soktuğu ilk değişikliklerden biri çalışma ve dinlenme zamanlarındaki karşılıklı artış ve azalmadır. Kapitalizm’in merkez noktası olan ABD, vergi ve sosyal hizmetler konularında olduğu gibi iş hayatı ile ilgili de Avrupa’lı gelişmiş müttefiklerine kıyasla daha vasat bir durumdadır. Kapitalizm’in sosyal hayata soktuğu ilk değişikliklerden biri çalışma ve dinlenme zamanlarındaki karşılıklı artış ve azalmadır. Kapitalizm’in merkez noktası olan ABD, vergi ve sosyal hizmetler konularında olduğu gibi iş hayatı ile ilgili de Avrupa’lı gelişmiş müttefiklerine kıyasla daha vasat bir durumdadır.

37 CİNSİYET EŞİTLİĞİ Dünyanın tüm ülkelerinde kadınlar erkeklerden daha uzun süre çalışmaktadırlar. Gelişen ülkelerde kadınlar iş hayatının %53’lük aktivitesini gerçekleştirirken, gelişmiş ülkelerde bu oran %51’e düşer. Fakat maaş oranı bu yüzdeliği kesinlikle karşılamamaktadır. Dünyanın tüm ülkelerinde kadınlar erkeklerden daha uzun süre çalışmaktadırlar. Gelişen ülkelerde kadınlar iş hayatının %53’lük aktivitesini gerçekleştirirken, gelişmiş ülkelerde bu oran %51’e düşer. Fakat maaş oranı bu yüzdeliği kesinlikle karşılamamaktadır. Kadınların konumuna ilişkin doğru bir değerlendirme yapabilmek için BM Cinsiyeti Güçlendirme Örgütü’nün (CGÖ) belirlediği alanlar gör önünde tutulmaktadır. Kadınların konumuna ilişkin doğru bir değerlendirme yapabilmek için BM Cinsiyeti Güçlendirme Örgütü’nün (CGÖ) belirlediği alanlar gör önünde tutulmaktadır.

38 Ekonomik Katılım ve Karar Alma Ekonomik Katılım ve Karar Alma Politik Katılım ve Karar Alma Politik Katılım ve Karar Alma Ekonomik Kaynaklar Üzerindeki Güç Ekonomik Kaynaklar Üzerindeki Güç ALTERNATİF GELİŞİM İNDEKSLERİ BM tarafından kullanılan İnsani Gelişim İndeksi gelirle, ortalama ömrü ve eğitimi birleştirerek ülkeleri karşılaştırmaktadır. ( BM tarafından kullanılan İnsani Gelişim İndeksi gelirle, ortalama ömrü ve eğitimi birleştirerek ülkeleri karşılaştırmaktadır. ( Cinsiyetle İlgili Gelişim İndeksi ise kadınların ortalama ömürlerini, eğitime katılım oranlarını ve gelirlerini göz önünde tutarak ülkeleri karşılaştırmaktadır. Cinsiyetle İlgili Gelişim İndeksi ise kadınların ortalama ömürlerini, eğitime katılım oranlarını ve gelirlerini göz önünde tutarak ülkeleri karşılaştırmaktadır.

39 Gelişme, Modernleşme, Bağımlılık ve Emperyalizm Bugün 3. Dünya’daki geri kalmışlık gelişmiş ülkelerde var olan ekonomik kalkınma modelleri, siyasi iktidar ve ulusal sınırların ötesine geçen çeşitli kararlardan yakından etkilenir. Bugün 3. Dünya’daki geri kalmışlık gelişmiş ülkelerde var olan ekonomik kalkınma modelleri, siyasi iktidar ve ulusal sınırların ötesine geçen çeşitli kararlardan yakından etkilenir. Küresel kutuplaşmanın (gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki) fiziksel, coğrafi, kültürel, ekonomik ve politik temelleri bulunmaktadır. Küresel kutuplaşmanın (gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki) fiziksel, coğrafi, kültürel, ekonomik ve politik temelleri bulunmaktadır.

40 MODERNLEŞME TEOREMİ; toplumun bir dizi evreden geçerek geliştiğini savunmaktadır. (Walt Rostow) MODERNLEŞME TEOREMİ; toplumun bir dizi evreden geçerek geliştiğini savunmaktadır. (Walt Rostow) Geleneksel Toplum Geleneksel Toplum Kalkışa Geçiş Aşaması Kalkışa Geçiş Aşaması Kalkış Aşaması Kalkış Aşaması Olgunlaşma Aşaması Olgunlaşma Aşaması Yoğun Toplu Tüketim Evresi Yoğun Toplu Tüketim Evresi

41 Gelişme Nasıl Ölçülür? Gelişme Nasıl Ölçülür? Gelişim analizcileri geleneksel olarak ekonomik istatistiğe başvururlar, özellikle de GSMH’ya (Gayri Safi Milli Hasıla)... Gelişim analizcileri geleneksel olarak ekonomik istatistiğe başvururlar, özellikle de GSMH’ya (Gayri Safi Milli Hasıla)... Fakat bu noktada dört temel sorun vardır; Fakat bu noktada dört temel sorun vardır; GSMH rakamlarının yaşam kalitesini göstermemesi, GSMH rakamlarının yaşam kalitesini göstermemesi, Ödenek bulunmayan ekonomik aktiviteleri içermemesi, Ödenek bulunmayan ekonomik aktiviteleri içermemesi, Ülkelerdeki eşitsizlik ve yoksulluğu net olarak göstermemesi, Ülkelerdeki eşitsizlik ve yoksulluğu net olarak göstermemesi, Okur-yazarlık, siyasi özgürlük ve benzeri toplumsal olgulara değinmemesidir. Okur-yazarlık, siyasi özgürlük ve benzeri toplumsal olgulara değinmemesidir.

42 Gelişmeyi anlamaya yarayan en iyi kuramsal çatı, dünya ticareti ve politikasına gelişmiş ülkelerin hakim olduğu ve ülkeler arasındaki ilişkiler sisteminin eşitlikten çok uzak olduğu anlayışından yola çıkan çatıdır. Gelişmeyi anlamaya yarayan en iyi kuramsal çatı, dünya ticareti ve politikasına gelişmiş ülkelerin hakim olduğu ve ülkeler arasındaki ilişkiler sisteminin eşitlikten çok uzak olduğu anlayışından yola çıkan çatıdır. Emperyalizm Teoremi; kapitalist birikimin devamının tek yolunun deniz aşırı ülkelere açılmak ve sömürü ilişkileri kurmaktan geçtiğini vurgulamaktadır. Bu görüşün temelinde, doymuş pazarlardan ve azalan kâr oranlarından dolayı sermaye ihraç edilir ve yeni pazarlarda yeni kaynaklar ve daha ucuz iş gücü bulmaya çalışılır. Emperyalizm Teoremi; kapitalist birikimin devamının tek yolunun deniz aşırı ülkelere açılmak ve sömürü ilişkileri kurmaktan geçtiğini vurgulamaktadır. Bu görüşün temelinde, doymuş pazarlardan ve azalan kâr oranlarından dolayı sermaye ihraç edilir ve yeni pazarlarda yeni kaynaklar ve daha ucuz iş gücü bulmaya çalışılır.

43 Bağımlılık Teoremi; 3. Dünya’daki mevcut yoksulluğun gelişmiş ülkelerin ekonomik ve politik etkilerinden kaynaklandığını savunmaktadır. Bağımlılık Teoremi; 3. Dünya’daki mevcut yoksulluğun gelişmiş ülkelerin ekonomik ve politik etkilerinden kaynaklandığını savunmaktadır. Bağımlılık teoreminin özü, emperyalizmin ilk evrelerinde, gelişmiş ülkelerin ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmiş uzun vadeli üretim biçimini doğuran ilişkilerin kurulduğu temeline dayanmaktadır. Gelişmiş ülkelere olan bu bağımlılıktan kurtulmak zordur. (Bkz. Komprador sınıf ve dünya yoksulluğunun yaratılması, Sy. 263) Bağımlılık teoreminin özü, emperyalizmin ilk evrelerinde, gelişmiş ülkelerin ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmiş uzun vadeli üretim biçimini doğuran ilişkilerin kurulduğu temeline dayanmaktadır. Gelişmiş ülkelere olan bu bağımlılıktan kurtulmak zordur. (Bkz. Komprador sınıf ve dünya yoksulluğunun yaratılması, Sy. 263)

44 Dünya Sistemi Teoremi; tek bir dünya ekonomi sisteminin bulunduğunu savunmaktadır. Immanuel Wallerstein, eski “1. 2. ve 3. Dünya” kavramlarının yerine bu teoremde yeni kavramlar getirmektedir; merkez, çevre ve yarı çevre ülkeler. Dünya Sistemi Teoremi; tek bir dünya ekonomi sisteminin bulunduğunu savunmaktadır. Immanuel Wallerstein, eski “1. 2. ve 3. Dünya” kavramlarının yerine bu teoremde yeni kavramlar getirmektedir; merkez, çevre ve yarı çevre ülkeler. 3. Dünya (Çevre) Ülkeleri Gelişiyor mu ? 3. Dünya (Çevre) Ülkeleri Gelişiyor mu ? Modern teknoloji ve üretim tekniklerinin yaygınlaşmasına rağmen dünyanın bir çok yerinde yoksulluk ve açlık vardır. Merkez ülkelerle az gelişmiş ülkelerin etkileşiminin üretkenlik ve yaşam standartlarında düşüşe yol açtığı söylenebilir. Örneğin, ABD-Orta Amerika ilişkisi (Bkz. Sy. 266).

45 SÖMÜRGECİLİĞİN MİRASI SÖMÜRGECİLİĞİN MİRASI Bugün dünyanın çoğunda var olan gelişme sorunlarının başlıca nedeni, yerli toplumsal ilişkilerin ve üretken faliyetlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan sömürgecilik dönemidir. Bugün dünyanın çoğunda var olan gelişme sorunlarının başlıca nedeni, yerli toplumsal ilişkilerin ve üretken faliyetlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan sömürgecilik dönemidir. Sömürgecilik; bir ülkenin diğerini resmen siyasi ve ekonomik hâkimiyeti altına alması olarak tanımlanabilir. Modern sömürgecilik dönemi küresel kıta keşiflerinin başlamasıyla başlamış ve 19. y.y.’da doruk noktasına ulaşmıştır. Sömürgecilik; bir ülkenin diğerini resmen siyasi ve ekonomik hâkimiyeti altına alması olarak tanımlanabilir. Modern sömürgecilik dönemi küresel kıta keşiflerinin başlamasıyla başlamış ve 19. y.y.’da doruk noktasına ulaşmıştır.

46 DÜNYA BANKASI VE ULUS. PARA FONU Hiçbir kurum 3. Dünya’nın veya çevre ülkelerinin ekonomik stratejilerinin gelişmesi üzerine Dünya Bankası ve Ulus. Para Fonu kadar etki yapmamıştır. Başlangıçta gerek IMF, gerekse Dün. Bank. Sosyalist ülkelere karşı işleyen güçlü ideolojik ilkelere sahipti.

47 3. Dünya veya çevre ülkeler için gelişme sermayesi stoğunun anahtarı bu kurumların elindeydi ve bu durum manevra kapasitelerini artırmaktaydı. 3. Dünya veya çevre ülkeler için gelişme sermayesi stoğunun anahtarı bu kurumların elindeydi ve bu durum manevra kapasitelerini artırmaktaydı. IMF ve Dünya Bankası’na olan borçlarını ödeyemeyeceğini ilan eden ilk ülke Meksika’dır (1982). IMF ve Dünya Bankası’na olan borçlarını ödeyemeyeceğini ilan eden ilk ülke Meksika’dır (1982). Bu kurumlar, “Borç köprüsü” durumundan kaynaklanan gücü 3. Dünya’da birçok yaptırımlar ve ulusal programlar uygulayarak kullanmışlardır. (Sy. 292) Bu kurumlar, “Borç köprüsü” durumundan kaynaklanan gücü 3. Dünya’da birçok yaptırımlar ve ulusal programlar uygulayarak kullanmışlardır. (Sy. 292) Örneğin; yerli üretimin ihracat odaklı yapılandırılması, paranın değerinin düşürülmesi ve sosyal harcamaların azaltılması... Örneğin; yerli üretimin ihracat odaklı yapılandırılması, paranın değerinin düşürülmesi ve sosyal harcamaların azaltılması...

48 UNICEF ve ona bağlı Afrika Ekonomi Komisyonu, Dünya Bankası ve IMF’nin dayattığı yapısal uyum programları sonucu 1980’lerin başından beri her yıl 5 yaşın altında en az 6 milyon çocuğun öldüğünü açıklamıştır. UNICEF ve ona bağlı Afrika Ekonomi Komisyonu, Dünya Bankası ve IMF’nin dayattığı yapısal uyum programları sonucu 1980’lerin başından beri her yıl 5 yaşın altında en az 6 milyon çocuğun öldüğünü açıklamıştır. Borç ödemeleri yoluyla sermaye aktarımının yanı sıra, Dünya Bankası ve IMF’nin kalkınma projelerinin genelde 1. Dünya merkezli şirketlere yaradığı vurgulanmaktadır. Borç ödemeleri yoluyla sermaye aktarımının yanı sıra, Dünya Bankası ve IMF’nin kalkınma projelerinin genelde 1. Dünya merkezli şirketlere yaradığı vurgulanmaktadır. IMF’nin klasik koşullarından yabancı para üzerindeki sınırlandırmaların kaldırılması, komprador sınıfın sermayesini yurt dışına kaçırmasını kolaylaşıtrmaktadır. IMF’nin klasik koşullarından yabancı para üzerindeki sınırlandırmaların kaldırılması, komprador sınıfın sermayesini yurt dışına kaçırmasını kolaylaşıtrmaktadır.

49 Örneğin, eski Meksika Başbakanı Carlos Salinas’ın ailesi 80 Milyon dolar üzerinde parayı İsveç bankalarına kaçırmışlardır. Örneğin, eski Meksika Başbakanı Carlos Salinas’ın ailesi 80 Milyon dolar üzerinde parayı İsveç bankalarına kaçırmışlardır. Dünyanın büyük bir kısmındaki acımasız sömürüyü hızlandırmalarının yanı sıra, IMF ve Bünya Bankası insan hakları ve demokratik ilkelere karşı birçok hareketin de arkasında durmuşlardır. Dünyanın büyük bir kısmındaki acımasız sömürüyü hızlandırmalarının yanı sıra, IMF ve Bünya Bankası insan hakları ve demokratik ilkelere karşı birçok hareketin de arkasında durmuşlardır. Örneğin, Birleşmiş Milletler’in mali yarım yapılmamasını istedği Güney Afrika’daki ırkçı rejime destek veren Dünya Bankası... Örneğin, Birleşmiş Milletler’in mali yarım yapılmamasını istedği Güney Afrika’daki ırkçı rejime destek veren Dünya Bankası... Dünya Bankası’nın çoğu projesinin başarısız olmasına rağmen bankanın bonolarını satın alan özel yatırımcılar kaybetmemektedirler. Dünya Bankası’nın çoğu projesinin başarısız olmasına rağmen bankanın bonolarını satın alan özel yatırımcılar kaybetmemektedirler.

50 SONUÇ Sürgit yoksulluk ve açlık için zemin yaratılması. Sürgit yoksulluk ve açlık için zemin yaratılması. İnsan haklarıın sınırlanması ve otoriter devlet yapılarına dolaylı destek. İnsan haklarıın sınırlanması ve otoriter devlet yapılarına dolaylı destek. Endüstrileşmenin gerekleri doğrultusunda hammaddelerin çıkarılması ve çevresel felaketler. Endüstrileşmenin gerekleri doğrultusunda hammaddelerin çıkarılması ve çevresel felaketler.

51 YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ Mİ ? 1989’da Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte ABD, 3. Dünya müdahaleciliğinin bahanelerinden en önemlisini yitirdi. 1989’da Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte ABD, 3. Dünya müdahaleciliğinin bahanelerinden en önemlisini yitirdi. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, askeri harcama ABD ekonomisinin işleyişinin vazgeçilmez bir parçası oldu. Daha önemlisi, şirket elitleri açısından “savunma” endüstrisindeki kazançlar da diğer sektörlerin çok üstünde yer aldılar. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, askeri harcama ABD ekonomisinin işleyişinin vazgeçilmez bir parçası oldu. Daha önemlisi, şirket elitleri açısından “savunma” endüstrisindeki kazançlar da diğer sektörlerin çok üstünde yer aldılar. 1930’lardaki Büyük Bunalım’dan sonra ABD kapitalizminin refahı önce Dünya savaşına sonra da Soğuk Savaşa bağlıydı. 1930’lardaki Büyük Bunalım’dan sonra ABD kapitalizminin refahı önce Dünya savaşına sonra da Soğuk Savaşa bağlıydı.

52 Daha sonra gerek savunma endüstrisini gerekse de yan kazançları küçültmemek adına kamuoyunun önüne çıkarılabilecek düşmanlar bulundu; Irak’ın Saddam Hüseyin’i, İran’ın Ayetullah Humeyni’si, Panama’nın Manuel Noriega’sı, Nikaragua’nın Sandinist’leri vb.. Daha sonra gerek savunma endüstrisini gerekse de yan kazançları küçültmemek adına kamuoyunun önüne çıkarılabilecek düşmanlar bulundu; Irak’ın Saddam Hüseyin’i, İran’ın Ayetullah Humeyni’si, Panama’nın Manuel Noriega’sı, Nikaragua’nın Sandinist’leri vb Körfez Savaşı 1991 Körfez Savaşı Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrası ABD öncülüğündeki müdahale... (Sy. 371) Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrası ABD öncülüğündeki müdahale... (Sy. 371) Nedenler; Sömürge güçlerinin belirlediği sınırların bölgesel güçleri tatmin etmemesi, petrol çıkarma anlaşmazlıkları, Kuveyt’in batı yanlısı petrol ihraç anlayışı. Nedenler; Sömürge güçlerinin belirlediği sınırların bölgesel güçleri tatmin etmemesi, petrol çıkarma anlaşmazlıkları, Kuveyt’in batı yanlısı petrol ihraç anlayışı.

53 OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) Irak-Kuveyt anlaşmazlığını çözmek için askeri opsiyondan önce gerçekleşebilecek birçok alternatif oluşturulmasına rağmen ABD bu alternatifler yerine kendi yolunu benimsemeleri için birçok gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeye ticari teşvikler uygulamıştır. Irak-Kuveyt anlaşmazlığını çözmek için askeri opsiyondan önce gerçekleşebilecek birçok alternatif oluşturulmasına rağmen ABD bu alternatifler yerine kendi yolunu benimsemeleri için birçok gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeye ticari teşvikler uygulamıştır. Örneğin, BM Güvenlik Konseyi’nde Çin’in olası bir vetosunu engellemek için Dünya Bankası aracılığı ile 100 Milyon dolarlık bir yardım paketi açıklandı. (Sy. 376) Örneğin, BM Güvenlik Konseyi’nde Çin’in olası bir vetosunu engellemek için Dünya Bankası aracılığı ile 100 Milyon dolarlık bir yardım paketi açıklandı. (Sy. 376) Irak’ın İşgali (2003), 1991’deki müdahaleye nazaran daha az sebep varken gerçekleşmiştir. Irak’ın İşgali (2003), 1991’deki müdahaleye nazaran daha az sebep varken gerçekleşmiştir.

54 Şimdiye dek gördüğümüz gibi başta ABD olmak üzere Kapitalist ülkeler, özellikle 3. Dünya’da, Sovyet yayılmacılığını durdurma değil kapitalizmi yayma amacını taşıyordu. Şimdiye dek gördüğümüz gibi başta ABD olmak üzere Kapitalist ülkeler, özellikle 3. Dünya’da, Sovyet yayılmacılığını durdurma değil kapitalizmi yayma amacını taşıyordu. Bu amacın üzerini örtecek herhangi bir bahane veya sistemsel bir risk kalmadığına göre, Kapitalizmin dünya çapındaki tek ekonomik sistem olarak yükseldiği düzende yeni fırsatlar içeren coğrafyalar oluştu. Bu amacın üzerini örtecek herhangi bir bahane veya sistemsel bir risk kalmadığına göre, Kapitalizmin dünya çapındaki tek ekonomik sistem olarak yükseldiği düzende yeni fırsatlar içeren coğrafyalar oluştu. Haiti; batılı merkez ülkeler tarafından desteklenen Doc Duvalier ve oğlu Doc Duvalier döneminde ucuz iş gücünü, kahvesini, şekerini, pamuk ve kerestesini yağmalatmak durumunda kalmıştır. Haiti; batılı merkez ülkeler tarafından desteklenen Doc Duvalier ve oğlu Doc Duvalier döneminde ucuz iş gücünü, kahvesini, şekerini, pamuk ve kerestesini yağmalatmak durumunda kalmıştır.

55 1980’lerin ortasında Haiti, ABD piyasasındaki ürünlerin dünyadaki dokuzuncu büyük montajcısı oldu, ancak bu montaj fabrikalarının halkın refahına katkı sağladığı söylenemez. 1980’lerin ortasında Haiti, ABD piyasasındaki ürünlerin dünyadaki dokuzuncu büyük montajcısı oldu, ancak bu montaj fabrikalarının halkın refahına katkı sağladığı söylenemez. 1990’da Bertrand Aristide, ABD destekli eski Dünya Bankası yetkilisi Marc Bazin’i ülkenin ilk demokratik seçimlerinde mağlup etti fakat hükümet 1 yıl sonra ordu tarafından devrilerek Aristide ülkeden sürüldü. 1990’da Bertrand Aristide, ABD destekli eski Dünya Bankası yetkilisi Marc Bazin’i ülkenin ilk demokratik seçimlerinde mağlup etti fakat hükümet 1 yıl sonra ordu tarafından devrilerek Aristide ülkeden sürüldü. Darbe sonrası Haiti, başta BM olmak üzere birçok uluslararası kurumdan izolasyon ve ambargo gibi tepkiler aldıysa da ABD bu ülke ile ticaretini sürdürdü. Darbe sonrası Haiti, başta BM olmak üzere birçok uluslararası kurumdan izolasyon ve ambargo gibi tepkiler aldıysa da ABD bu ülke ile ticaretini sürdürdü.

56 Doğu Avrupa: Canlanan Kapitalizm Doğu Avrupa: Canlanan Kapitalizm ’in muazzam değişimlerinden sonra Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği halklarının kaderi Liberal demokrasi ve Kapitalizm vasıtası ile değişmeye başlamıştır ’in muazzam değişimlerinden sonra Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği halklarının kaderi Liberal demokrasi ve Kapitalizm vasıtası ile değişmeye başlamıştır. Önce Polonya’da başlayan reformlar diğer Doğu Avrupa ülkelerinde de benimsendi. İlk etapta küçülme ve işsizlik getiren bu reformlar uzun vadede bu bölgede kapitalist bir ekonomik anlayışın gelişmesini engellemedi. Önce Polonya’da başlayan reformlar diğer Doğu Avrupa ülkelerinde de benimsendi. İlk etapta küçülme ve işsizlik getiren bu reformlar uzun vadede bu bölgede kapitalist bir ekonomik anlayışın gelişmesini engellemedi. 1989’dan itibaren Doğu Avrupa’yı küresel ekonomiye katmak isteyen gelişmiş ülkeler katı planlar hazırlayıp, uyguladılar. 1989’dan itibaren Doğu Avrupa’yı küresel ekonomiye katmak isteyen gelişmiş ülkeler katı planlar hazırlayıp, uyguladılar. Jeffrey Sachs’ın değişim reçetesi de bu planların merkezinde yer almaktaydı. Jeffrey Sachs’ın değişim reçetesi de bu planların merkezinde yer almaktaydı.

57 Bu reçete bir dizi önemli reformu kapsıyordu; Bu reçete bir dizi önemli reformu kapsıyordu; Hükümetin fiyat ve maaşlara müdahalesinin sona erdirilmesi, Hükümetin fiyat ve maaşlara müdahalesinin sona erdirilmesi, Batı ile ticaretin serbestleştirilmesi, Batı ile ticaretin serbestleştirilmesi, Yabancıların ticaret yapabilmesi için tahvil edilebilir paranın kullanılması (döviz), Yabancıların ticaret yapabilmesi için tahvil edilebilir paranın kullanılması (döviz), Batı’nın Doğu Avrupa’ya daha fazla yatırım yapması, Batı’nın Doğu Avrupa’ya daha fazla yatırım yapması, Özelleştirme Özelleştirme Bu önlemler Doğu Avrupa’yı bir üretim bölgesinden ziyade Batılı mal ve hizmetlerin yeni pazarı haline getirmiştir. Bu önlemler Doğu Avrupa’yı bir üretim bölgesinden ziyade Batılı mal ve hizmetlerin yeni pazarı haline getirmiştir.

58 Örneğin, Polonya ve Macaristan’da çok sayıda firma özelleştirme sürecinden geçerek yabancı yatırımcılara satıldı. En büyük 10 özelleştirme satışının 9’u Batı merkezli çok-uluslu şirketlere yapıldı. Örneğin, Polonya ve Macaristan’da çok sayıda firma özelleştirme sürecinden geçerek yabancı yatırımcılara satıldı. En büyük 10 özelleştirme satışının 9’u Batı merkezli çok-uluslu şirketlere yapıldı. Kısacası, Batı Avrupa ve diğer merkez kapitalist ülkeler Doğu Avrupa’da serbest piyasa ve liberal ekonomik reformları destekleyen her kesimi demokratik ilan ettiler ve bu olay farklı bölgelerde izledikleri eko-politik çizgilerle tezat bir durum oluşturdu. (Haiti örneğinde Demokratikleşme peşindeki seçimle gelen ilk liderin darbe ile devrilmesi) Kısacası, Batı Avrupa ve diğer merkez kapitalist ülkeler Doğu Avrupa’da serbest piyasa ve liberal ekonomik reformları destekleyen her kesimi demokratik ilan ettiler ve bu olay farklı bölgelerde izledikleri eko-politik çizgilerle tezat bir durum oluşturdu. (Haiti örneğinde Demokratikleşme peşindeki seçimle gelen ilk liderin darbe ile devrilmesi)


"İdeoloji; mevcut iktidar ilişkileri sistemini korumayı, değiştirmeyi veya yıkmayı amaçlayan ve örgütlü bir siyasi eylem için temel teşkil eden, az veya." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları