Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SELÇUKLULAR VE ANADOLU BEYLİKLERİ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SELÇUKLULAR VE ANADOLU BEYLİKLERİ"— Sunum transkripti:

1 SELÇUKLULAR VE ANADOLU BEYLİKLERİ

2 Batı Göktürk devletinin egemenliğini kaybetmesinden sonra kurulan Hazar devletinin komutanlarından Dukak beyin oğlu Selçuk bey ve beraberindekiler yaklaşık olarak 1000 yılında İslamiyeti kabul ettiler. 1037 yılında Selçuk Beyin torunu Hükümdarlığını ilan etti. 1040 yılında Dandanakan şavaşı Gaznelilere karşı kazanılınca Tuğrul Bey’in yönetiminde Büyük Selçuklu Devleti kurulmuş oldu.

3 Daha sonra Tuğrul Bey Bağdat’a giderek Abbasi Halifesini Şii baskısından kurtarınca Halifece “dünya sultanı” ilan edilmiştir. Tuğrul Bey oldükten sonra ise yerine kardeşinin oğlu Alpaslan geçti. Alpaslan’ın 1071’de Malazgirt’te Bizans’a karşı kazandığı zaferden sonra Anadolu’nun kısa sürede Türkleştiği görülür. Alpaslan ve Melikşah döneminin ünlü veziri ise Nizamülmilk’tür.

4 Selçuklularda eğitimin temel özellikleri kısaca;
Devlet adamları eğitime ve bilime önem vermişlerdir. Medreseler gelişmiş ve ülkenin her tarafına yayılmıştır. Ahilik gibi bir yaygın eğitim kurumu, atabeglik gibi şehzadelerin yetişmesi için bir uygulama ortaya çıkmıştır. Daha eski Türk değerlerinden bazıları unutulmaya başlanmıştır. (dilde değişim) Selçuklularda alp, gazi, veli insan tipi vardır.

5 Selçuklularda Eğitim:
Devlet adamlarının eğitim ve bilimseverliği Örgün ve yaygın eğitim kurumları Atabeglik kurumu

6 Selçuklu Devlet adamlarının eğitim ve bilimseverliği
Başta Tuğrul Bey, Alpaslan, Melikşah, Nizamülmülk, Sancar olmak üzere Selçuklu devlet adamları bilginlere, sanatkarlara büyük saygı göstermişler, eğitim ve öğretimin yayılmasına çalışmışlardır.

7 Tuğrul Bey, fethettiği şehirlere girdiğinde ilk işi bilginleri, din adamlarını saygı ile ziyaret etmekti. Alpaslan, medreseleri ülkenin her yerine yaygınlaştırmıştı. Kendi gelirinin bir kısmını yoksullara, onda birini de bilim adamlarına veriyordu. Sultan Sancar ise çok önemli bir kütüphane kurmuştu ve okumayı severdi.

8 Selçuklularda örgün ve yaygın eğitim kurumları:
Örgün eğitim kurumları: Medreseler Mektepler Yaygın eğitim kurumları: Cami ve mescitler Bilginlerin evleri İlim ve edep toplantıları Saraylar Kitapçı dükkanları Kütüphaneler

9 Selçuklularda örgün eğitim kurumları: MEDRESELER
ilk medrese 1040’ta Nişabur’da Tuğrul Bey tarafından kurulmuştur. Alpaslan döneminde Bağdat’ta Nizamiye medreseleri adıyla önemli kurumlar açılmıştır. Ülkenin her tarafına medreseler yayılmıştır.

10 MEDRESELERin Selçuklularda önem kazanması ve yayılmasının başlıca nedenleri;
Sünni-Hanefi olan Selçukluların, çevrelerindeki Şii ve Fatımilerin aşırı mezhep propagandalarına karşı koyma ihtiyacı. Genişleyen imparatorluğun yönetimi için memur yetiştirme ihtiyacı. İslamiyet'i yeni benimsemiş Oğuz topluluklarının yeni inançlarının pekiştirilme, eskilerinin silinme gereğinin duyulması.

11 Din adamı yetiştirme ihtiyacı.
Yeni ele geçirilen ülkelerin “manen” de fethini sağlamak için gerekli insanları yetiştirme düşüncesi. Yoksul veya yetenekli öğrencileri okutup topluma kazandırma düşüncesi. Bilginleri bir görev ve maaşla medreselere bağlayıp, denetim altında tutmak ve böylece devlete karşı gizli hareketlere katılma ihtimalini ortadan kaldırmak. Devlet adamlarının eğitim ve bilimseverliği.

12 Bağdat, Nizamiye medreseleri yüksek öğretim kurumlarıdır.
Öteki medreseler, müderrislerinin düzeyine göre orta ya da yüksek öğretim sayılmışlardır. Nizamiye medreselerinde, esas olarak din, hukuk ve dil öğretimi yapılmıştır. Tıp öğretimi daha çok hastanelerde yapılıyordu. Hastane-tıp okulu durumundaki bu kurumlara Bimaristan, Darüşşifa denir.

13 Medreselerin eğitim programı
Din ve Hukuk Dersleri Dil, Edebiyat Dersleri Felsefe Dersleri Müsbet Bilim Dersleri Kur’an okuma Tefsir Hadis Fıkıh Kelam Arap edebiyatı Fars edebiyatı Nahiv Sarf Hitabet Şiir Cerh ve Tadil Tarih Edeb Felsefe Mantık Tıp Cerrahi Riyaziye Hesap Hendese Müsellesat Nücûm Heyet Tabiiyat Felsefe ve ilgili bilimler çok geçmeden programdan çıkarılmış, yerlerini kelam almıştır. Bunun nedeni Felsefenin şüpheci yöntemi ile dinin yorumlanmasının inancı sarsıyor olduğu iddiasıdır.

14 Öğretim Dili ve Yöntemi
Ortaçağda İslam dünyasında öğretim, bilim ve kitap yazım dili esas olarak Arapça idi. Fakat kitapların kenarlarında Türkçe açıklamalar bulunması öğretimde kısmen Türkçeninde kullanıldığını göstermektedir. Öğretim yöntemi daha çok ezbere dayanıyordu. Fakat tartışmalarda olurdu. Belli bir öğretim süreleri yoktu. Yıl bitirme değil belli kitapları okuma amaçlanırdı. Fakat yüksek öğretim medreselerinin en az 5 yıl sürdüğü tahmin ediliyor.

15 Müderrisler Medresenin hocası olan müderrisler, Hükümdar veya Vezir tarafından atanırlar, genellikle ölünceye kadar görevde kalırlardı. Müderrise, muid denen bir görevli yardım ederdi. Muid’in öğrencileri çalıştırma, onlara danışmanlık, rehberlik yapma, müderrisin onları tanımalarına yardımcı olma görevleri vardı.

16 Öğrenciler Her isteyen, istediği yaşta öğrenci olabiliyordu.
Öğrenciler burslu olarak kabul edilir ve medreselerde barınırlardı. Bazı önemli kültür merkezlerinde çok sayıda öğrenci bulunurdu: Bağdat’ta 6000 öğrencinin okuduğu yazılıdır.

17 Mali Kaynaklar Medreselerin gelir kaynakları vakıflardır.
Devlet yardımı da almaktadırlar.

18 Etkileri Fikri Etkileri: Kurumsal Etkileri:
Pek çok öğrenciyi Sünni inanışlara göre yetiştirerek, Şiî propaganda ve faaliyetlerini önlemede katkıda bulunmuşlardır. Mezhepler arasında dayanışma ve Toplumda ortak düşünce ve amaçların güçlenmesini sağlamışlardır. Yüksek devlet görevlerine adam yetiştirmişlerdir. Kurumsal Etkileri: İlhanlı, Osmanlı ve başka İslam ülkelerinin medreselerine örnek olmuşlardır. Avrupa üniversite yapısına örnek olduğu da söylenebilir.

19 Ortadan kalkışları Büyük Selçuklu devletinin zayıflayıp parçalanması ve Moğolların Bağdat’ı işgal etmeleri vb. nedenlerle medreseler eski önemini kaybetti. Bazı kötü niyetli yöneticilerin siyasi kargaşa ortamında medrese gelirlerine el koyması ile giderek medreseler ortadan kaldırıldı.

20 Mektepler İlköğretim düzeyindeki bu kurumlara Küttap da denirdi.
Bu kurumlarda okuma yazma öğretirler, Kur’an, din, aritmetik eğitimi verilirdi. Mektepler genellikle camilere bitişik yapılırdı.

21 Selçuklularda yaygın eğitim kurumları:
Başlıca yaygın eğitim kurumları: Cami ve mescitler, bilginlerin evleri, ilim ve edep toplantıları, saraylar, kitapçı dükkanları, kütüphaneler. Ayrıca, medreseler dinleyici kabul ettikleri ve mektepler de zaman zaman halka okuma yazma ve Kur’an öğrettikleri için yaygın eğitim kurumları olarak da değerlendirilebilir. Ahilik teşkilatı da çok önemli bir yaygın eğitim kurumu idi.

22 Ahilik Selçuklular döneminde ortaya çıkmış, Osmanlı Devletinin ilk yüzyıllarında etkili olmuştur. 13. yy.da Kırşehir’de yaşayan Ahi Evran, Ahiliğin kurucusu kabul edilir. Ahilik, küçük esnaf, usta, kalfa ve çırakları içine alan, onların dayanışmaları kadar mesleklerini dürüstlük ve özenle yapmalarını, ayrıca eğitilmelerini amaçlayan bir lonca teşkilatı olarak tanımlanabilir.

23 Ahilikte iş dışında ve iş başında eğitim yapılırdı.
İş dışında ve örgütün toplantı yerlerinde eğitim: Örgütün muallim ahi, pir denen öğreticileri vardı. Bunlar, bazı törenlerle örgüte alınan üyelerine şunları öğretirlerdi: Dini esaslar, okuma, yazma, insanlık terbiyesi, temizlik, örgütün(ocağın) düzeni ve geleneği, ilahiler, şiirler, raks, sufi kıssaları ve sözleri, yedi kez kuşak bağlama ve açma.

24 İş başında eğitim: Esnaf ve zanaatkarlarda zaman ve düzen alışkanlığı kazanma, dürüst çalışma, müşteriye saygı gösterme ve onu aldatmama, üretimi artırma, komşu esnaf ve zanaatkarların da kazanmalarını isteme, çırakları iyi yetiştirme gibi tutum ve davranışlar gelişmesi amaçlanıyordu.

25 Atabeglik Kurumu Şehzadelerin savaş ve siyaset işlerini öğretmek onlara danışmanlık rehberlik yapmak için bazı tecrübeli kişilerin çok eskiden beri görevlendirildiği bilinmektedir. Selçuklularda atabeglik çok yüksek bir resmi görev ve unvandır. Atabegler, Şehzadelerin en iyi şekilde yetişmesini üstlenmiş, hem kurumsal hem uygulamalı biçimde görev yapan birer siyasal eğitimci sayılırlar.

26 Atabegler başında bulundukları geniş yörelerin adeta yarı bağımsız hükümdar vekiliydiler.
Sultanın güvenini kazanmış tecrübeli devlet adamları arasından seçilen atabegler, şehzadelerin hükümdara karşı isyana kalkışmalarını engelleyici görev yaparlardı.

27 Anadolu Selçuklularda ve Beyliklerindeki başlıca medreseler
Medreselerin Bulunduğu Yer Medreselerin Adı Konya Kayseri Sivas Divriği Erzurum Tokat Niksar Çankırı Sinop Kırşehir Antalya Urfa Diyarbakır Mardin Sırçalı, Karatay, İnce Minareli, Altun Aba (İplikçi) Hunad Hatun, Sahibiye, Hacı Kılıç, Çifte Medrese (Bir kısmı Gevser Nesibe Darüşşifasıdır.) Gök, Buruciye (ve Darüşşifa), Çifte Minareli (İlhanlı) Ulu Camiye bitişik Fatma Turam Melik Darüşşifası Çifte Minareli (İlhanlı), Yakutiye (İlhanlı) Gök Yağlıbasan, Darülhayr Darülhadis, Darülşifa Süleyman Pervane Cakabey Ulucami, Karatay Ulucami Ulucami, Mesudiye, Zinciriye Kasımiye, Zinciriye, Hatuniye

28 Anadolu Selçuklularda ve Beyliklerindeki başlıca medreseler
Danişmendli medreseleri: Anadoluda ilk kurulan medreseler Konya Selçuklu medreseleri: Moğol istilasından kaçan bilgin ve mutasavvıfların Anadolu’ya yerleşmeleri ile birlikte yaygınlaşan medreselerdir. Eğitim öğretim sistemi Büyük Selçuklu devleti medreseleri gibidir.

29 Nizamülmülk’ün Türk eğitim tarihindeki yeri
Selçuklularda hizmetine giren ve ölümüne kadar Alpaslan ile Melikşah’a 30 yıla yakın bir süre vezirlik yapan İranlı Nizamülmülk’ün eğitim tarihimizde yer tutması, bilim sever bir devlet adamı olması, Bağdat Nizamiye medreselerini kurdurması, Melikşah’ın atabegliğini yapması ve Siyasetname adındaki eseri nedeniyledir.

30 Nizamülmülk’e göre, devlet yönetiminin temel ilkesi adalettir.
Hükümdar devlet adamlarını ve memurları sürekli denetim altında tutmalı, onların halka zulüm yapabileceklerini unutmamalıdır.

31 Hükümdar dört tür suç işleyenleri kesinlikle bağışlamamalıdır:
Ülkenin yıkılmasına çalışanlar Haram işler yapanlar Devlet sırrını koruyamayanlar Sözle kendisine dalkavukluk , kalbi ile düşmanla işbirliği yapanlar Hükümdar dindar olmalı, bilginlere saygı göstermelidir. İş ve görev dağıtımını çok dikkatli yapmalıdır.

32 Mevlana Celalettin’in Türk eğitim tarihindeki yeri
Mevlana Celalettin Konya’da yaşamış büyük Türk şairi ve sufisidir. Bir süre Altun-Aba medresesinde müderrislik de yapmıştır. Temel eserleri, Farsça Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Mafih’dir. Mevlana sevgi, kardeşlik, hoşgörü, insan olma konularını işlemiş bunları tüm insanlara öğretmeyi amaçlamıştır.

33 Mevlana eğitimin gücüne ve çevresine inanır
Mevlana eğitimin gücüne ve çevresine inanır. Mevlanaya göre insan eğitilebilir bir varlıktır. Eğitim öğretim yöntemi konularında çeşitli görüşler ileri sürmüştür. Mevlana’ya göre alimlik insanın zatında bulunan bir hünerdir. Mevlana insanlara alçak gönül olmalarına ve iyilik yapmalarını önermiştir.

34 Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Âşık Paşa’nın Türk eğitim tarihindeki yeri
Yunus Emre Mevlana ile görüşmüş yaydığı tasavvuf görüşleri ile yüzyıllarca Anadolu insanını ve tasavvuf erbabını etkilemiş, eğitmiştir. İyi bir medrese eğitimi görmüştür. Halka hitap etmek istediği için Türkçeyi ve daha çok hece veznini tercih etmiştir. Dili genellikle açık ve anlaşılırdır. Yunus Emre’ye göre öğrenim görmenin amacı, insanın kendini tanıması, olgunlaşmasıdır. Yunus Emre, tüm insanlara seslenir, ırk, din, dil ayrımı yapılmamasını ister. Temel eserleri, Risalat al Nushiyya ve Divan’dır.

35 Makâlât adlı eserin ona ait olduğu ileri sürülmektedir.
Hacı Bektaş-ı Veli, hoşgörü ve insan sevgisini yaymaya çalışan bir halk eğitimcisidir. Bektaşilik tarikatını kurmuştur. Makâlât adlı eserin ona ait olduğu ileri sürülmektedir. Bu eserde eğitimle ilgili şu görüşler yer almaktadır: Uygulanamayan kuru bilgi günah ve sorumluluktan ibarettir. Kendini arıtmayan başkalarını arıtamaz.

36 Âşık Paşa’nın temel eseri mesnevi etkisinde kalan Garipname’dir.
Garipname, “Türklere Hak yolunu göstermek, tasavvufun inceliklerini anlatmak” amacıyla yazılmış öğretici bir kitaptır. Âşık Paşa eserlerini Türkçe yazmıştır. Türkçeye ilgi gösterilmemesinden yakınmıştır.

37 Nasreddin Hocanın Türk eğitim tarihindeki yeri nedir?
Nasreddin Hoca 13. yy. da Haçlı ve Moğol istilaları nedeniyle yoksulluğa ve sıkıntılara düşmüş Orta Anadolu halkının içinde yaşamış bir halk eğitimcisidir. O, güldürü yoluyla eğitim yapar. Halkın dayanma gücünü artırmıştır. Nasreddin Hocanın verdiği temel dersler; İyimser Olma, Sağduyu ile düşünme, Eleştirerek içini boşaltma.


"SELÇUKLULAR VE ANADOLU BEYLİKLERİ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları