Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Fizyoloji; canlılık sırasında bedende sürdürülen görevler canlıya zarar vermeden doğal halinde (in situ) incelenir.  İnsan fizyolojisi  Hayvan.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Fizyoloji; canlılık sırasında bedende sürdürülen görevler canlıya zarar vermeden doğal halinde (in situ) incelenir.  İnsan fizyolojisi  Hayvan."— Sunum transkripti:

1

2

3

4  Fizyoloji; canlılık sırasında bedende sürdürülen görevler canlıya zarar vermeden doğal halinde (in situ) incelenir.  İnsan fizyolojisi  Hayvan Fizyolojisi  Bitki Fizyolojisi  Bakteri ve Virüs Fizyolojisi  Karşılaştırmalı Fizyoloji

5  Yaşamın başlangıcı, gelişimi ve ilerlemesini sağlayan fiziksel ve kimyasal etkenleri açıklayan bilim dalıdır.  Canlılardaki yaşamsal olayları inceleyen bilim dalıdır.  Fonksiyon bilimidir.

6  Hücre; canlılığın temel birimidir.  Atom→Molekül →Hücre →Doku →Organ Kimya Moleküler Biyoloji Hücre biyolojisi →Organ sistemleri →Organizma →Populasyon →Ekosistem →Yaşamküre Fizyoloji

7  Her organ birçok farklı hücrenin, hücreler arası destek dokusu ile bir arada toplanması ile oluşmuştur. Tüm bedende 100 trilyon hücre bulunmaktadır. Bedendeki hücrelerin çoğu birbirinden farklı olmasına rağmen belli temel nitelikler taşırlar. Ör: enerji sağlama mekanizması, çoğalma

8  Erişkin insan vücudunun %60 ı iyon ve diğer maddelerin sudaki çözeltilerinden oluşan bir sıvıdır. Bu sıvının büyük bölümü hücrelerin içinde bulunur ve hücre içi sıvı (intraselüler sıvı) adını alır, üçte biri ise hücre dışındaki alandadır ve hücre dışı sıvı (ekstraselüler sıvı) olarak isimlendirilir.

9 Intracellular : Hücre içi Interstitial: Doku sıvısı veya hücreler arası sıvı (intercellular)

10

11  Bu hücre dışı sıvı tüm vücutta sabit bir harekete sahiptir. Dolaşımdaki kanla hızla taşınır, daha sonra kan ve doku sıvıları, kılcal damar duvarından difüzyon yoluyla birbirine karışır.  Hücre dışı sıvı içinde bulunan iyon ve besinler hücrelerin canlı kalmasını sağlar.  Hücreler bu iç ortamda yeterli derişimde Oksijen, glikoz, farklı iyonlar, a.a., yağlar bulunduğu sürece yaşarlar.

12  Hücre dışı sıvı ; sodyum, klor, bikarbonat,oksijen, glukoz, yağ asitleri, a.a. içermektedir. Ayrıca akciğerlere taşınan CO 2 ve böbrekler yoluyla atılacak diğer hücresel atıklar.  Hücre içi sıvı : Potasyum, magnesyum, fosfat iyonları bulunur. Hücre zarlarından iyonların geçişini düzenleyen mekanizmalar bu farklılığı korur.

13

14  İç ortamın yaklaşık olarak sabit koşullarda korunmasıdır.  Örneğin akciğerler, hücreler tarafından kullanılan O 2 ’i karşılamak üzere sürekli O 2 sağlar; böbrekler iyon derişimini sabit tutar.

15  Canlılığın devam edebilmesi için iç ortamın sabit tutulması gerekir. Bu ekstraselular ve intraselular sıvıların dengede olmasıyla sağlanır. Vücuttaki tüm organ ve dokular bu koşulları sabit tutmak için bir görev üstlenmiştir.

16  İç sistemin dar aralıklar arasında sabit tutulabilmesi için deri, böbrek, karaciğer, endokrin sistem, sinir sistemi ve duyu sistemi önemli rol oynamaktadır.

17  Tüm memeliler sabit vücut ısısına sahiptir  İnsanlarda vücut ısısı yaklaşık 37ºC.

18  Hacimlerine göre daha geniş yüzey alanına sahip hayvanlar, daha az yüzey alanına sahip olanlara göre daha hızlı ısı kaybederler. Hacim = _______ Yüzey alanı= ______ Hacim : Yüzey alan oranı = ___________ Hacim = _______ Yüzey alanı= ______ Hacim : Yüzey alan oranı = ___________

19 Hacim: Yüzey alan oranı= 1:6 Hacim: Yüzey alan oranı = 1:5 Yapılan her bir birim ısı için, ısı 6 yüzeyden kaybolur. Yapılan her bir birim ısı için, ısı 5 yüzeyden kaybolur.

20

21 1. Terleme  Vücudumuz ısındığında ter bezleri ter atmak üzere uyarılırlar.  Sıvı formda olan ter gaz haline dönüşür buharlaşır.  Bunu yapmak için ısıya ihtiyaç duyar.  Bu ısıyı da deri yüzeyinden sağlar.  Bu durumda deri ısı kaybeder ve soğur.

22 Deri

23 Ter bezi açıklığı buharlaşma epidermis dermis Ter bezi kanalı Ter bezi Kan damarları Ter bezi kandan sıvıyı alır ve kanal aracılığı ile buharlaşacağı deri yüzeyine aktarır mm 6

24 Vücudu soğutmak için hangi mekanizmalar bulunur? 2. Vazodilasyon (Damar genişlemesi) Kanınız vücudunuzda ısı enerjisinin çoğunu taşımaktadır. Kanınız vücudunuzda ısı enerjisinin çoğunu taşımaktadır. Deri altında kapilerler bulunur çok sıcakladığınızda daha fazla kanla dolar. Deri altında kapilerler bulunur çok sıcakladığınızda daha fazla kanla dolar. Bu da kanın yüzeye daha yakın olması ve daha fazla ısı kaybetmesi anlamına gelir. Bu da kanın yüzeye daha yakın olması ve daha fazla ısı kaybetmesi anlamına gelir. Bu da sıcakladığımızda neden kırmızı göründüğümüzü açıklamaktadır! Bu da sıcakladığımızda neden kırmızı göründüğümüzü açıklamaktadır!

25 Isı yükseldikçe kan damarları genişler (dilate) yani büyür. Bunun anlamı daha fazla ısının deri yüzeyinden kaybıdır.

26 1. Vasokontriksiyon (kan damarlarının büzülmesi) Vazodilasyonun tam tersidir Vazodilasyonun tam tersidir Deri altındaki kapilerler kasılır ve daralır. Deri altındaki kapilerler kasılır ve daralır. Bu da kanın deri yüzeyine ulaşmasına engel olur ve ısı kaybı önlenir. Bu da kanın deri yüzeyine ulaşmasına engel olur ve ısı kaybı önlenir.

27 Isı düşerse damarlar daralır (kontriksiyon) Daha az ısı kaybına neden olur.

28 Fazla ısı kaybı Vasodilasyon Isı yükseldiğinde kan damarları genişler daha fazla kanın yüzeye yakın akmasını sağlar. Kandan deri aracılığı ile ısı kaybı olur. Dolaşım kanı soğutulmuş olur. Vasokontriksiyon Az ısı kaybı Vücut ısısı düşerse deri yüzeyine yakın kan damarları daralır. 7

29 2. Piloereksiyon(tüylerin diken diken olması) Tüyler deriye yakın alanda yüzeysel bir hava kitlesi oluşturur. Bu hava kitlesi vücut ısısı ile ısıtılır. Bu hava yalıtıcı bir katman oluşturur. Tüyler deriye yakın alanda yüzeysel bir hava kitlesi oluşturur. Bu hava kitlesi vücut ısısı ile ısıtılır. Bu hava yalıtıcı bir katman oluşturur.

30

31  Hücreler belli bir kan glukoz seviyesine ihtiyaç duyarlar.  Glukozun fazlası karaciğerde glikojene çevrilir.  Bu regülasyon pankreastan salgılanan 2 hormonla kontrol edilir: Insulin Glucagon

32 Kandaki glukoz konsantrasyonu pankreas tarafından kontrol edilir. Pankreas sindirim enzimleri üreten, aynı zamanda insulin ve glukagon gibi hormon üreten bir organdır. Eğer glukoz konsantrasyonu yükselirse beta hücreleri insulin salgılar. Eğer glukoz konsantrasyonu azalırsa alpha hücreleri glukagon salgılar. İnsulin karaciğer ve kasları uyararak kandan glukoz fazlasını uzaklaştırarak glikojen halinde depolanmasını sağlar. Glukagon karaciğeri uyararak depolanmış glikojeni glukoza dönüşmesini ve kan dolaşımına katılmasını sağlar. 12 Bu yolla kan şekeri dar limitler arasında sabit tutulur.

33 Eğer kanda fazla glukoz varsa insulin hormonu onun bir kısmını glikojene çevirir. Glikojen Insulin Kanda bulunan glukoz

34 Eğer kanda yeterli glukoz yoksa, Glukagon hormonu glikojenin bir kısmının glukoza çevrilmesini uyarır. Glikojen Glu k agon Kandaki glukoz

35  Bazı insanlar yeterli insulin üretmezler.  Çok yediklerinde kanlarındaki glukoz seviyesi insulin yokluğundan dolayı düşürülemez. Bu duruma diabet denir.  Diabetikler insulin injeksiyonu yapmak zorunda kalırlar.

36 Zaman Glukoz konsantrasyonu Yemek vakti İ nsülin üretilir ve glukoz seviyesi tekrar normale iner. Yemek sonrası glukoz seviyesi yükselir. Normal

37 Zaman Glukoz konsantrasyonu Yemek vakti İ nsulin üretilmez, glukoz seviyesi yüksek kalır. Glukoz seviyesi yemekten sonra yükselir Diabetic

38  Su seviyesi böbrekler tarafından düzenlenir.  Üre atılması ile yakından ilişkilidir.  Üre vücut için gerekli olmayan proteinlerin karaciğer tarafından yıkılması ile elde edilen atıktır.  Üre nitrojen (azot) içermektedir.

39 Vücuttaki her hücre canlılığını sürdürmek için oksijen ve besine ihtiyaç duyar. CO 2 zararlı seviye gelmeden ve hücreye zarar vermeden önce uzaklaştırılmalıdır. Bu durum doku sıvısı ile gerçekleştirilir. Doku sıvısını ise kan oluşturur. Doku sıvısı O2 ve besin içerir ki hücreler bunları absorblar, aynı zamanda hücrelerde meydana gelen CO2 ve atık ürünler doku sıvısına geçer. 8

40 Kan doku sıvısı içeriğini taşır. hücreler carbon dioxideglucos e oxygencarbon dioxide tissue fluid Kapilerlerden hücrelerarası alana sıvı geçer. Doku sıvısı kapilerlere girer. Kan akış yönü 9

41 Hücrelerde proteinlerin yıkımı ile nitrojen bileşikleri oluşur, üre. Üre hücrelerde birikirse hücreler zarar görür veya ölür. Kan ve doku sıvısının konsantrasyonları değişiklik gösterir. Terleme ve buharlaşma ile doku sıvısı azalır ve konsantre hale gelir. Su içilirse doku sıvısı dilue edilmiş olur. Kan ve doku sıvısı konsantrasyonlarının dar limitler arasında kalması çok büyük önem taşır. Bu homeostatik fonksiyon böbrekler tarafından yerine getirilir. 1010

42 Kan basıncı doku sıvısının kılcal kan damarı yumağından dışarı çıkmasına sebep olur. Bu sıvı tübülden aşağıya doğru süzülür, ve gerekli maddeler glukoz gibi tekrar geri emilir. Bu sıvı üre, tuz, glukoz ve diğer çözülebilir maddeler içermektedir. Böbrek kesit Bu tübülde su da geri emilir (kan konsantraysonunu sabit tutmak için) Suyun fazlası, bazı tuzlar ve üre ana toplar damara iletilerek idrar olarak dışarı atılır.1

43 Böbrekler kandaki atık maddeleri süzerek vücudun su tutma kapasitesini kontrol ederler. Atık ürünler ve su idrarı oluşturur ki bu üreter ile atılır.

44 Kan kapiler yumağı oluşturarak tübül bölgesine (glomerular bölgeye) girer. Kan filtre edilir. Tüm küçük partiküller ve su tübül kısmına geçer. 1. Filtrasyon

45 Böbrek tübülü çok fazla oranda kan bileşikleri içerir: Glukoz: İyonlar: Su: Üre:

46 2. Şeker geri emilimi Şeker solunumda kullanılmak üzere kapilerlere geri emilir.

47 2. Şekerin geri emilimi

48 3. Suyun geri emilimi Su ve iyonlar geri emilir. Bu emilim vücudun ihtiyacına göre değişir.

49 3. Suyun geri emilimi

50 Eğer kandaki su miktarı az ise idrar çok konsantre olacaktır. Eğer kandaki su miktarı fazla ise dilue idrar üretilecektir.

51 5. Atıkların atılması Böbrek tübülündeki herşey atıktır. Üre ve su Temiz kan böbreği renal toplardamar aracılığı ile terk eder. Renal damar Ureter

52  Organizmanın değişken faktörleri bulunur  Reseptörler çevreyi izler ve değişimlere cevap verir  Oluşan cevap uyaranı etkiler

53  1-Negatif geribildirim Başlangıç uyaranı Yanıt Uyaran Döngü durdurulur

54  Pozitif Geribildirim Başlangıç Uyaranı Yanıt Kısır döngü(+) Uyaran Kısır döngüyü durduracak bir dış faktör gereklidir

55  Yanıt, kendini oluşturan uyaranı azaltır.  Ör: Kan glukoz düzeyinin düzenlenmesi Kan O 2 -CO 2 düzeylerinin düzenlenmesi Vücut ısısının düzenlenmesi Vücut sıvılarının asitliğinin düzenlenmesi

56 Isı regülasyonu Eğer kan ısısı yükselirse, ısı regülatör merkezi deriye sinir impulsları gönderir. Vazodilasyon ve terleme meydana gelir. Isı düşerse vazokontriksiyon gerçekleşir. 1313

57 Östrojen hormonu diğer bir negatif feedback kontrol mekanizmasıdır. Hipofiz bezi, FSH salar. Bu ovaryum foliküllerinin gelişimine neden olur. Ovaryumlar östrojen salar. Östrojen uterusu etkiler ve onu kalınlaşmasına neden olur. Östrojen kanda belli bir seviyeye gelince, hipofizi etkiler ve FSH üretimini durdurur. Bu durumda östrojen negatif feedback gösterir. Östrojen düşerse FSH yükselir. 1414

58 beyin pituitary gland FSH ovaryum östrojen uterus 1515

59

60  Kan damarı yırtıldığı ve bir pıhtı oluşmaya başladığı zaman, pıhtılaşma faktörleri adı verilen bir dizi enzim, pıhtının kendi içinde aktive edilir.  Bu enzimlerden bazıları diğerleri üzerine etki ederek pıhtının hemen yakınındaki bölgede bulunan aktiflenmemiş enzimleri aktifler ve pıhtının büyümesi sağlanır.  Bu süreç damardaki delik kapanıp kanama duruncaya kadar devam eder.

61

62 Plazma Zarından Taşınım

63  1-Pasif Taşıma (ATP enerjisi kullanılmaz) › Pasif Difüzyon › Kolaylaştırılmış Difüzyon 2-Aktif Taşıma (Enerji kullanılır)  Na-K Pompası  Ca pompası  İyon gradiyenti ile glukozun taşınması

64  Endositoz › Fagositoz › Pinositoz › Reseptör aracılı endositoz  Ekzositoz

65 Beden sıvılarında bulunan iyon ve moleküller büyüklük ve sayılarına göre hareket eder. İyonlar ve moleküller sürekli hareket halinde bulunurlar. İyon ve moleküllerin sıvı veya gaz ortamdaki sürekli hareketlerine difüzyon (yayılma) denir. Çok yoğun oldukları ortamdan az yoğun oldukları ortama enerji harcamadan kendi kinetik enerjileri ile geçerler.

66

67 Fosfolipid çift tabakada çözülebilen küçük moleküllerin geçişidir. Zar proteinleri işe karışmaz. Ör: Gazlar ( O2,CO2 ), hidrofobik moleküller, küçük polar yüksüz moleküller zardan kolayca geçer ancak glukoz gibi büyük polar moleküller, a.a. ve yüklü moleküller (Cl, Na, Ca) zardan geçemez.

68  Difüzyon hızı hangi etkenlere bağlıdır?  Yoğunluk  Isı  Molekül büyüklüğü

69  Bazen yoğunluk farkı olmasına rağmen bazı maddeler geçirgen olan zardan karşı tarafa geçemez. Bir zardan doğrudan geçemeyen madde taşıyıcı bir molekül ile (membran proteini) birleşerek karşı tarafa geçişi kolaylaştırılmış difüzyon olarak tanımlanabilir. Ör: Glukoz, a.a., nükleotid, yüklü iyonlar

70

71  Pasif taşımanın tam tersi olarak aktif taşımada moleküller az yoğun oldukları ortamdan çok yoğun oldukları ortama enerji harcanarak taşınırlar. Aktif taşıma taşıyıcı proteinler aracılığı ile gerçekleştirilir. Ör: Na+-K+ pompası, Ca++ pompası

72

73  Birincil aktif taşıma Aktif taşıma olayı hücre metabolizmasına doğrudan bağlanmış, örneğin taşımaya güç vermek için ATP kullanılan bir aktif taşıma olayına birincil aktif taşıma olayı denir. Örneğin: İyon taşıyan ATPaz’lar ATP’nin hidrolizi ile salınan enerjiyi bir veya birden fazla türde iyonu bir zar üzerinden aktif taşımada kullanan taşıyıcılardır. Ca+2 ATPazı hidrolize edilen her ATP başına 2 Ca+2 iyonunu sitosolden SR lümenine pompalar. 2. örnek: Na+- K+ ATPazı

74  Transmembran proteini Ca++ ATPaz’ıdır. Ca bu pompa aracılığı ile hücre dışına veya hücrede bulunan E.R. Kanalına taşınır. Ca++ ATPaz bir fosfat molekülü harcayarak sitoplazmada bulunan 2 Ca +2 molekülünü dışarıya taşır. Böylece hücre içi Ca konsantrasyonunu oldukça düşük tutar. Bu durum hücreyi Ca miktarındaki artışlara karşı çok duyarlı kılar.

75  Ca’un hücre içindeki artışı kas kasılması ve sinyal iletim yollarında önemli görevler gerçekleştirir. Kasın kasılması için sarkoplazmik retikulumdan sitoplazmaya geçen Ca’un tekrar sarkoplazmik retikulum kanallarına veya hücre dışına gönderilmesi gerekmektedir. Ca++ ATPaz bir fosfat molekülü harcayarak sitoplazmada bulunan iki Ca molekülünü dışarıya taşır.

76

77  Görev alan protein Na-K ATPaz’dır.  Na-K pompası hücredeki toplam ATP’nin %25’ini tüketir.  -Sinir ve kasta elektrik sinyallerinin yayılımını sağlar.  -Na gradiyentinden diğer moleküllerin taşımında da faydalanılır (iyon gradiyenti ile glukoz taşınması).  -Osmotik denge ve hücre hacminin korunmasında görevlidir.

78

79

80  İkincil Aktif taşıma Na+-K+ ATPaz tarafından yaratılan konsantrasyon gradienti diğer solütlerin hücre içine aktif taşınmaları için kullanılır. Nötral hidrofilik amino asitler, glukoz kendi konsantrasyon gradientlerine karşı a.a. lerin hücre içine taşınmasında Na+’un kendi elektrokimyasal gradienti yönünden hücre içine taşınması olayında zar taşıma proteinleri kullanılır. Ör Na+-a.a. Simport taşınma

81  Hücre glikozu Na ile birlikte aynı yönde taşır. Na’un hücre dışı yoğunluğunun fazlalığından faydalanarak hücre Na’u içeri alırken glikozu da beraber alır. Hücre ATP enerjisi kullanmaz. Onun yerine ikinci bir molekülün eşlikli taşınmasından elde edilen enerjiyi kullanmaktadır.

82

83

84  Taşıyıcı proteinler ile zardan geçemeyen polipeptid, polinukleotid ve polisakkarit gibi makromoleküller hücre içine endositoz ve hücre dışına ekzositoz yoluyla taşınır.  Fagositoz: Katı moleküllerin hücre içine alınması  Pinositoz: Sıvı moleküllerin hücre içine alınması

85  Hücre içine alınan madde katı ve iridir. Buna göre fagositoz yaşlanmış hücre, kolloidal partikül ve zararlı bakterilerin fagosit denilen hücreler (nötrofil, monosit) tarafından kuşatılıp hücre içine alınması ve sindirilmesi anlamına gelir. Fagositler yalancı ayak çıkararak bu katı maddeleri çevreler. Bu madde fagositik vaküol içinde sitoplazmaya aktarılır

86

87  Protein, yağ, karbonhidrat, hormon ve antikor gibi makromoleküllerin hücre zarına sarılarak hücre içine alınması olayıdır. Alınacak cisimcik önce hücre zarına yapışır (adsorption). Bu tutunma bölgesinde yüzey gerilimi değişir, içe doğru bir kanal meydana gelir. Cisimcik pinosom veya pinositik vakuol içinde sitoplazma boyunca ilerler.

88

89  Reseptör aracılı endositoz (RAE), diğer adıyla klatrin bağımlı endositoz, hücrenin; içeri alınacak moleküllere özgü reseptör bölgelere sahip proteinleri içeren hücre zarı veziküllerinin içe doğru kıvrılarak, molekülleri içine aldığı bir işlemdir. klatrinhücre zarıveziküllerinin

90  Ligandın hücre zarını kapsayan reseptörlere bağlanmasından sonra, hücre zarı kaplanmasına ve zar invajinasyonununbiçimlenmesine yol açan, hücre zarı boyunca bir sinyal gönderilir. Reseptör ve onun ligandları daha sonra klatrin kaplı veziküller içinde opsonize olur. Opsonize olduktan sonra, klatrin kaplı veziküllerin katları ayrılır (veziküllerin diğer membranlarla kaynaşması için gereken bir ön koşul) ve erken endozomu oluşturmak için tek tek bulunan veziküller kaynaşır. Reseptör ligand ile internalize olduğu için sistem doyurulabilir hale gelir ve reseptörler yüzeye geri dönüştürülene kadar alınımlar reddedilir. Ligandıninvajinasyonununopsonizeendozomu

91

92

93  Su moleküllerinin yarı geçirgen zardan yoğun ortam tarafına geçişi ozmoz olarak bilinir.  Su moleküllerinin geçişi, zarın iki tarafındaki sıvıların iyonik kuvveti ve buna bağlı olarak ozmotik basıncı eşitleninceye kadar devam eder.  Ozmotik basınç, belirli bir çözücü içinde bulunan bir maddenin oluşturduğu basınçtır.

94

95  Sıvı içinde çözünmeyen katı bir maddenin parçacıklar halinde dağılması ile meydana gelen karışıma süspansiyon denir. Ör: tebeşir tozu, nişasta  Süspansiyon saydam değildir, yani ışığı karşı tarafa geçirmez. Çünkü sıvı içinden geçen ışık asılı durumda bulunan katı tanecikler tarafından geriye yansıtılır. Bu duruma Tyndall olayı adı verilir.

96

97  Bir sıvının çözünmediği başka bir sıvı içinde küçük damlacıklar halinde dağılması ile oluşan karışıma emülsiyon denir. Emülsiyon bulanık görünümlü ve kararsızdır. Ör: su ve yağ karışımı


" Fizyoloji; canlılık sırasında bedende sürdürülen görevler canlıya zarar vermeden doğal halinde (in situ) incelenir.  İnsan fizyolojisi  Hayvan." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları