EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Yrd. Doç. Dr. Ali GURBETOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Advertisements

ORTAOKUL SONRASI EĞİTİM SEÇENEKLERİ
I.MEŞRUTİYET VE MUTLAKİYET DÖNEMİNDE EĞİTİMİN GENEL ÖZELLİKLERİ
TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME REFORMLARI
TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN İLKELERİ
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Ders Notları Eser ÇEKER (M.Sc.)
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
EĞİTİMDE YENİ YAKLAŞIMLAR VE KÖY ENSTİTÜLERİ ÖRNEĞİNDE TÜRK MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ VE 21. YÜZYIL BECERİLERİ.
CUMHURİYET DÖNEMİ EĞİTİM ANLAYIŞI
AYDINLANMA ÇAĞI.
SELÇUKLULAR ( ) ANADOLU SELÇUKLULARI ( ) EĞİTİM.
24 KASIM Öğretmenler Günü
ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ VE BEYLİKLER DÖNEMİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK
ESPAÑA SİSTEMA DE EDUCACİÓN LA EDUCACİÓN SUPERİOR LA FORMACİÓN DE LOS DOCENTES AB Ülkelerinde Eğitim Prof. Dr. Mustafa ERGÜN Nurcan BUNAR.
Karahanlılar’da Eğitim Kurumları Ve Özellikleri
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
BİR SOSYAL KURUM OLARAK
İLKÖĞRETİM REFORMLARI
KÜTÜPHANE VE İLGİ ALANI
Öğretmenler Günü.
Eğitim Alanındaki Yenilikler
İlköğretim Fen ve Teknoloji Öğretim Programı
ALAN DEĞİŞİKLİĞİ VE DERS SEÇİMİ
ŞAHİNBEY-GAZİANTEP ÖZEL İDARE ANADOLU LİSESİ
ÜNİVERSİTE REFORMLARI
Uzaktan Eğitim Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık. Uzaktan eğitim, öğrenme ve öğretme süreçlerinin farklı yerlerde gerçekleştiği, öğrenenle öğretenin çoğu zaman.
TEOG SINAVI VE TERCİH İŞLEMLERİ
ÖZEL EĞİTİM OKUL VE SINIFLARI MALTEPE RAM
Temel Kavramlar ve İlkeler
Türklerde Eğitimin Kısa Tarihi. İ slamiyeti kabul etmeden önce Türk toplulukları göçebe ve yarı göçebe biçimde yaşamlarını sürdürmekteydi.
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN AMAÇLARI YAPISI VE SORUNLARI
Eğitimin ve Toplum.
EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ
KAYNAKLAR Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Anı yayınları Prof. Dr
2. HAFTA TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Bölüm 4: Eğitimin Tarihsel Gelişimi Dr. Oğuz ÇETİN
EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
Öğretmenlik Mesleğinin Özellikleri
EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ
EĞİTİMİN POLİTİK TEMELLERİ
Okula neden devam ediyorsunuz? “Eğitim görmek için.”… Okul bizi hayata hazırlamada laboratuvar görevi görür. Sorunlara uygun çözüm yolları geliştirmemize.
EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
İMAM HATİP LİSELERİ VE ORTAOKULLARI
İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE EĞİTİMİN GENEL ÖZELLİKLERİ
EĞİTİM ALANINDAKİ İNKILAPLAR
19. YÜZYIL OSMANLI DEVLETİ ISLAHATLARI
Öğretmenlik Mesleğine Giriş
TÜRK MİLLÎ EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL AMAÇ VE İLKELERİ
IĞDIR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMÜ
FAKÜLTEMİZ HAKKINDA Fakültemiz tarihinde kabul edilen ve tarihinde Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı.
ATATÜRK’ÜN İLKELERİ.
ÇAĞDAŞ TÜRKİYE YOLUNDA ADIMLAR / Harf İnkılabı
TÜRK Eğitim Sistemi.
Eğitim Kültür Alanında İnkılaplar
TÜRKİYE’DE EĞİTİMİN TARİHİ
KUZEY EFTAL SESLİOKUYUCU
HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Karşılaştırmalı Eğitim
İSLAMİYET ÖNCESİ EĞİTİM
Atatürk ‘ÜN İlke İnkIlaplarI
KARŞILAŞTIRMALI EĞİTİM
Laikliği Doğuran Nedenler Deniz ÇAPAR Kaan CANLI
TÜRKİYE’DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
TÜRK MİLLÎ EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ
CUMHURİYET DÖNEMİNDE EĞİTİM
CUMHURİYET DÖNEMİNDE EĞİTİM
1 ATATÜRK’ÜN İLKELERİ 2 1. Cumhuriyetçilik Cumhuriyet bir devlet biçimidir. Geniş manası ile halkın kendi kendisini yönelmesidir. Cumhuriyet, devlet.
2018/2019 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI YIL SONU SEMİNERLERİ
Sunum transkripti:

EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Eğitimin Tarihsel Temelleri Giriş Avrupa ’da eğitimin tarihsel gelişimi Antik Yunan ’da eğitim Helenizm döneminde eğitim Antik çağda Roma’da eğitim Erken Hıristiyan çağda eğitim Rönesans dönemi Aydınlanma çağı Doğu toplumlarında eğitim Türklerde eğitimin tarihsel gelişimi İslamiyet öncesi dönemde eğitim İslamiyet sonrası dönemde eğitim Selçuklu devleti döneminde eğitim Osmanlı döneminde eğitim Sıbyan okulları Enderun okulları Osmanlı yenileşme dönemi Tanzimat sonrası eğitim Cumhuriyet sonrası Türkiye ’de Eğitim

AVRUPADA EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ Batı uygarlığının temeli özellikle düşünce sistemleri açısından Eski Yunan ve Roma kültürüne dayanmaktadır. Bu nedenle bu kısımda Yunan ve Roma eğitimine değinilecektir.

ANTİK YUNANDA EĞİTİM Antik Yunan’da “kahramanlık” ideali eğitimin özünü oluşturmaktadır. Bu da kuvvet, beceriklilik, kibarlık, ahlak, ruh güzelliği, şan ve şeref başarılı ve savaşçı olmak … vb gibi öğeleri içerisinde barındırılmıştır. Yunan eğitimini Sokrates, Platon Aristoteles gibi düşünürler yapılandırmaya çalışmışlardır. Bu düşünürlerin ortak bir yönü dünyevi sorunları doğanın kuralları açısından ele almış olmalarıdır.

HELENİZM DÖNEMİNDE EĞİTİM Kültür tarihi yönünden Helenizm adı verilen dönem Yunanlıların bağımsızlılığını kaybedişinden Roma imparatorluğunun kurulmasına kadar sürmektedir . Bu dönemde eski edebiyat türlerinden bazıları ortadan kalkmakta zamanın gereksinimlerine ve değişen karakterine daha uygun bazı edebi çeşitler gelmekte bazıları ise şekil değiştirmektedir. Bu dönem şiir daha eski şiir şekline dayanmakla birlikte yeni ve orijinal birçok eserler konulmaktadır.

Helenizm tarihçileri hem yunanlıların hem de barbarların yakın ve uzak geçmişlerine karşı büyük ilgi göstermekte ancak aynı zamanda çağdaş olaylar üzerinde de oluşturulmaktadır. Helenizm döneminde felsefe her şeyden önce insanı etüd konusu olarak ele almakta en çok … hareket biçimini sağlamak üzere metafizik ve ahlak sorunlarıyla ilgilenmektedir. Pozitif bilimlerde ilerlemeler gerçekleştirilmektedir. Matematik ve geometride önemli gelişmeler sağlamaktadır Tıp alanında özelikle cesetler üzerinde ameliyatlar yapılarak cerrahi alanda ilerlemeler kaydedilmektedir.

ANTİK ÇAĞDA ROMA’DA EĞİTİM Eski Roma eğitiminin temel amacı “iyi yurttaş yetiştirmektir”. Bu amaç bu dönemde aileye yüklenmektedir iyi yurttaş becerikli, erdemli ve sağlam karaktere sahip kişidir. Eski Romalılar da eğitimde “alıştırma”nın yeri ve önemi büyüktür.

ANTİK HIRİSTİYAN ÇAGDA EĞİTİM Batının Eski Yunan ve Roma eğitim anlayışı Hıristiyanlık etkisinde değişmeye başlamıştır. Daha önceki dönemlerde genel olarak insan dünyevi bir varlık olarak görülüp vatandaşlık eğitimine önemli verilirken, Hıristiyanlıkla birlikte din ve tanrı merkezli eğitim anlayışı egemen olmaya başlamıştır

RÖNESANS DÖNEMİ Kültür düşüncede yeniden doğuşu ifade eden Rönesans bilindiği gibi 1350’lerden İtalya ‘da biçimlenmiştir Rönesans’la birlikte kültür ve eğitim canlılık kazanmıştır; yani bir edebiyat, mimari, sanat ve fen gelişmiştir. Canlanma İtalya’dan sonra kuzey Avrupa ve İngiltere ye yayılmıştır. İtalyan şehirlerinde akademiler ve kütüphaneler kurulmuştur. İlk üniversite 1348’de Floransa da açılmıştır. Daha sonraları Hollanda da ticaret ve eğitim ve kültürün geldiği görülmektedir. Matbaanın icadı da gerek genel biçimde Rönesans’ın ve gerekse bu dönemin eğitim anlayışının yayılmasına etki etmiştir.

AYDINLAMA ÇAĞI Aydınlama felsefesi eğitimle ilgili uygulamalarda değişmeler yaşanmasına yol açmıştır. Aydınlama felsefesine bağlı Locke’ a göre her çocuk eğitimcilerin elinde biçimlendirilecek “boş bir levha” gibidir. İnsan eğitimle insanlaştırılır Eğitimin süreci öğretme ve öğrenme ile ilgili konular psikoloji biliminin ışığında yeniden gözden geçirilmiştir. Bu durum eğitimin psikolojik temellerini oluşturan ilk hareket olarak görülebilir.

DOĞU TOPLUMLARINDA EĞİTİM Doğu toplumları batılı toplumlarından farklı olarak kendi aralarında kültürel yönden ortak bir takım özelliklere sahip oldukları gibi farklı özelliklerde taşımaktadırlar. Dinsel inançlar yönünden doğu toplumları daha fazla çeşitlilik göstermektedir.

Çin (m.ö 1000-200)eğitim sistemi geleneklere, aileye topluma bağlı insan yetiştirmek üzere kurulmuştur. İlk, orta ve yüksek okulları vardır. Kızlar annelerinin yanında ev işlerini; erkekler 10-13 yaşına kadar okuma yazma hesap öğrenirler. Yüksek okulda edebiyat, tarih, doğa bilgileri ve felsefe okutulurdu. Hintlilerde Brahman adı verilen din adamları, aynı zamanda toplumda bir öğretmen rolü de üstlenmişlerdir. Bu toplumda eğitim genelde dini içerikli olup, temel amaç, insanın ahlaki, manevi ve ruhi yönden geliştirilmesi olmuştur

TÜRK TOPLUMLARINDA EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ Türkiye’de eğitim; İslamiyet öncesi İslamiyet sonrası ve Cumhuriyet sonrası eğitim olmak üzere üç dönemde ele alınacaktır.

İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEMDE EĞİTİM Türklerin İslamiyet’ten önceki dönemlerinde; çocuk ve gençlerin toplumsallaştırılıp eğitilmesinde toplumun töresi önemli rol oynamıştır. Türklerde alp insan tipine önem verilmiştir. Alp insan tipi cesur olduğu kadar bilge bir bilim sevgisini de ortaya çıkarmıştır. Mesleki eğitim önemli bir yer tutmaktaydı. Türkleri bu döneminde göçebelik ve yöneticilik, bazı el sanatları ve çocuk yetiştirmeye yönelik koşullar eğitime damgasını vurmuştur.

İSLAMİYET SONRASI DÖNEMDE EĞİTİM SELÇUKLU DEVLETİ DÖNEMİNDE EĞİTİM Örgün eğitimin ilk örnekleri olan medreseler bu dönemde kurulmaya başlandı. Temelde din eğitimine dayanmasına rağmen, bilimlere de önem verildiği görülmektedir. Batı örneklerinde rastlanmayan medreseler, din eğitiminin yanı sıra, matematik, astronomi, tıp, fen alanlarında çağının bilgilerini veren okullar olmuştur

OSMANLI DÖNEMİNDE EĞİTİM Osmanlı İmparatorluğu Asya nın kuzeybatısında küçük bir sınır beyliği olarak kuruldu. Devletin kuruluşunda otuz yıl kadar sonra Orhan gazi tarafından ilk Osmanlı medresesi kuruldu Medreselerin etkinlik alanına şunlar girmektedir. Ulema sınıfını yetiştirmek, sübyan mektebine hoca yetiştirerek, imam, vaiz yetiştirerek, devlet memurları yetiştirerek medrese öğrencilerinin kutsal sayılan recep, şaban, ramazan aylarında en küçük köylere dağılması geleneği (öğreticilik görevlisi) padişahların huzurunda dini metinleri yorumlama ve tartışmaları anlamına gelen “hutur dersleri” verilmesidir.

SIBYAN OKULLARI Sübyan okulları ve medreseler, halk çocuklarının parasız öğrenim gördükleri, hayırsever zenginler tarafından yaptırılan belli bir miktar gelirle birlikte vakıf haline getirilen okullarıdır Genellikle devlet yetkilileri ve padişahlar tarafından kulübelerin içerisinde, camilerin bitişiğinde veya müstakil bir yapı halinde kurulan sübyan mektepleri ağırlıklı olarak dini eğitim vermiştir.

ENDURUN OKULLARI Enderun yüksek okul niteliğindedir. Enderun okulları Fatih Sultan Mehmet tarafından açılan okullardı. Bu eğitim kurumların içinde askerlik,yöneticilik,güzel sanatlar bölümleri bulunmaktadır HİRİSTİYAN ailelerden devşirilen küçük çocuklar önce Müslüman Türk ailelerin yanında yetişip, sonra acemi oğlanlar saray ve kışlalarında eğitim görmüşlerdi. Buralarda alınan eğitimden sonra “çıkma” adı verilen dağıtıma tabi tutularak çeşitli askeri zümreler içerisine gönderilirlerdi. Bu zümrelerde başarılı gösterenler daha yüksek seviyede eğitilmek üzere Enderun’a alınırdı.

OSMANLI YENİLEŞME DÖNEMİ OSMANLI devleti, 1773’ten 1839’a kadar geçen dönemde batılı ülkeler karşısında aldığı yenilgiler sunucu, başta askerlik olmak üzere çeşitli alanlarda bir takım yenilikler yapma gerektiğini hissetmiştir. XVIII YÜZYILDA başlayan askeri ıslahatlar çerçevesinde kurulup gelişen askeri eğitim veren kurumlar, klasik Osmanlı eğitiminden farklı olarak yeni bir eğitim anlayışı gelmesine neden olmuştur. Mühendis hanelerde ilk uygulamalarını gördüğümüz bu yeni tarz bilim ve eğitim anlayışına değişiklik yaratmıştır.

TANZİMAT SONRASI EĞİTİM Tanzimat Döneminde (1839-76), eğitim, imparatorluğun yeniden örgütlenmesinde ve bu yeni örgütü yaşatacak liderlerin yaratılmasında, gerekli bir temel olarak görülüyordu. Hasta adamın kurtarılması ölümle değil eğitimle sağlanacaktı. Bu nedenle bu dönemde ilk defa öğretmen okulları açılmıştır. Rüştiye, idadi ve sultani adları altında orta dereceli okullar açılmıştır Darülfünun(Üniversite), Azınlık okulları, darulmuallimlerin açılması, ilköğretimin ilk defa zorunlu kılınması yönünde karar alınması bu dönemin önemli gelişmelerindendir.

CUMHURİYET SONRASI Atatürk yeni kurulan Cumhuriyetin geliştirilmesi, yaygınlaştırılmasında anahtar öğe olarak eğitimi görmüştür. Bu nedenle, ülkenin eğitim sorunlarını tartışmak için, Maarif Kongresini toplamıştır. Cumhuriyet döneminde eğitim ve öğretiminde birliği sağlamak amacı ile, 3 Mart 1924 tarihinde 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartılmıştır

Atatürk eğitimim bilimsel ilkelere uygun biçimde ve ulusal temelde ele alınması gerektiğine inanmış ve eğitim sisteminin bu yönde şekillenmesi için uğraş vermiştir. Latin harflerinin kabulünü Türkiye’de geniş bir eğitim seferberliği izlemiştir. Eğitim Bakanlığı,ulus mektepler adı altında kurslar açarak yeni yazıyı okul dışında kalan vatandaşlara öğretmeye girişmiştir. 1929 yılında başlayan “Ulus’’ (Millet) Mektepleri ilk açıldığında yarım milyon yurttaş bu kurslara katılarak okuma-yazma öğrenmiştir.

Genç Cumhuriyetin kültür atılımları, laikleşme ve batılılaşma politikaları içinde halkevleri ve halkodaları özgün yapıları ile başlı başına bir yer tutmuştur. 1930’lar ilkokul öğretmenlerinin sayısal olarak düşüşüne sahne olmaktaydı. Bu duruma çözüm olarak 17 Nisan 1940 günü on dört yerden birden Köy Enstitüleri kuruldu. 1941 yılında yedi köy enstitüsü daha açılarak sayıları yirmi sekize yükseltilmiştir. Köy enstitüleri, dünya eğitim tarihine en özgün ve en verimli eğitim projelerinden biri olarak geçen bir deneme olarak değerlendirilmektedir. 24.01.1954 tarihinde kabul edilen yasa ile köy enstitüsü sistemiyle ilgili eğitim ve öğretim ilkelerine ve yöntemlerine son verilmiştir.

İlk kez kapsamlı ortaokul programı 1947’de ele alındığı görülmektedir İlk kez kapsamlı ortaokul programı 1947’de ele alındığı görülmektedir. 1949 yılına kadar, müfredat denilince her bir derste işlenecek konuların başlıklarını içeren bir liste anlaşılmaktaydı. 1949 programında ise okulun bir eğitim süreci olduğu için programın ve dersin genel, özel amaçları, hedefleri öğretim stratejileri belirlenmiştir

4936 sayılı kanunla 1946 yılında üniversiteler kanunu çıkarılmıştır 4936 sayılı kanunla 1946 yılında üniversiteler kanunu çıkarılmıştır. Üniversitelerin özerkliği ve tüzel kişiliğini kazanması ve amaçlarının netlik kazanması bu kanununla sağlanmıştır 1982’de çıkartılan 2547 sayılı YÖK kanunu ile, üniversiteler ve 1982’e kadar üniversiteler kapsamı dışında kalan bütün yüksek öğretim kuruluşları, Milli Eğitim Bakanlığı ’na bağlı enstitü ve meslek okulları tek kanun çerçevesine alınmış ve tek bir merkezi üst yönetim olan YÖK’e bağlanmıştır

Türkler Müslüman Olmadan Önce: TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Türkler Müslüman Olmadan Önce: Türklerin 10. yüzyılda Müslüman olmalarından önce tarih sahnesine çıkmış en önemli devletleri; Hunlar Göktürkler ve Uygurlardır. Eğitim Temel Özellikleri Yaşama biçimlerinin etkisiyle, töreyle alp insan tipi bilge insan tipi, köklü bir bilim sevgisi, cesur, çocuk sevgisi vb. bunları sayabiliriz.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Türkler Müslüman Olmadan Önce: Hunların eğitim anlayışını, yaşayış biçimleri şekillendirir. Atlı göçebeden meydana gelir. Bunun yanında savaşçılık, yöneticilik, ilişkin değerler eğitime damgasını vurmuştur. Bağımsız yaşama vardır ve bu töreye bağlıdır. Törenin Hunlarda önemi büyüktür.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Türklerin Müslüman Olmadan Önce: Göktürklerin yaşam biçimi Hunlara benzemektedir. Hunlardan farkı 38 harfli gelişmiş bir alfabe ile işlenmiş bir dile sahip olmaları, yazılı eserler bırakmalarını sağlamıştır. Göktürklerin bırakmış olduğu Orhun Anıtları 3 şahsiyet adına dikilmiştir. Bunlar; Kültiğin, Bilge Kağan ve Tonyukuk’tur. Türkçenin tarihi bilinen en eski yazılı belgeleri, Orhun Anıtları kabul edilmektedir.

Türkler Müslüman Olmadan Önce: TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Türkler Müslüman Olmadan Önce: Uygurlar yerleşik hayat benimsenmiştir ve bu eğitime farklı yansımalara neden olmuştur. Özellikle Maniheizm’i benimsemişler ve savaşçı özelliklerini kaybetmişlerdir. 14 harfi soğd alfabesini kullanmışlardır. Basım tekniğini bulmuşlardır. Bu sayede kitapları daha kolay çoğalttıkları için okuryazar oranı arttı. Uygurların bilgi ve kültür düzeylerinin artması sonunda kâtiplik bürokratlık danışmanlık tercümanlık yapmışlardır.

Türkler Müslüman Olduktan Sonra: TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Türkler Müslüman Olduktan Sonra: Türkler kitle halinde 10. Yüzyılın ilk yarısında Karahanlılar devletinde kendi istekleri ile Müslüman olmuşlardır. Türklerin tek Tanrı düşüncesi, savaşçı, yoksulları doyurma, kurban törenleri, bilim sevgisi gibi gelenekleri; İslamiyet’in Tanrı anlayışı, cihat zekat, sadakat, kurban, bilim anlayışı ve uygulamalarıyla benzerlikler gösterdiği için bu dini benimsemeleri zor olmadı.

Türkler Müslüman Olduktan Sonra: TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Türkler Müslüman Olduktan Sonra: -Türklerin İslamiyet’i benimsemeleri eğitime yeni özellikler kazandırmıştır. -İlk kez medrese denen planlı düzenli güçlü bir örgün eğitim – öğretim kurumu olan bir okul ortaya çıkmıştır. -Eski değerler ve töre değişme yoluna girmiştir. -Gazi ve veli insan tipleri ortaya çıkmıştır. -Arapça ve Farsça aydınların dili üzerinde giderek artan bir etkide bulunmuş ve bilim dili Arapça olmuş.

Türkler Müslüman Olduktan Sonra: İÇ ASYA MÜSLÜMAN TÜRKLERİ, KARAHANLI TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Türkler Müslüman Olduktan Sonra: İÇ ASYA MÜSLÜMAN TÜRKLERİ, KARAHANLI Eğitimin temel özellikleri şunlardır: 1.Müslüman olmaları ve yerleşik olmaları eğitime olumlu yansıma yapmıştır. 2.Devlet adamları eğitimi desteklemiştir. 3.Medreseler kurulması eğitim için büyük atılım olmuş ve ülkenin her bir yanına yayılması da ayrıca önemlidir. 4.Farabi, İbn-i Sina gibi düşünürler bu zamanda yetişmiştir 5.Eğitim bilimine ilişkin ilk açıklama başta Farabi olmak üzere bu dönemde görebilmekteyiz.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Farabi’nin Türk eğitim tarihindeki yeri nedir? -Aristo’dan sonra İKİNCİ ÖĞRETMEN denir. -Farabi paraya şöhrete önem vermemiş ahlaki bir hayat sürmüştür. -Yüzden fazla eser vardır (Mantık, Felsefe, Fizik, Kimya gibi…) Farabi’nin eğitim görüşleri -Eğitimin amacı, mutluğu bulmak ve bireyi topluma yaralı hale getirmek olmalıdır. -Farabi eğitimciyi üçe ayırmıştır bunlar; Aile reisi, aile fertlerinin; öğretmen, çocuk ve gençlerin devlet başkanları, milletinin eğitimcisidir. -Öğretim ve eğitimi ayırır: “Öğretim, milletler ve şehirlerde nazari (kurumsal) erdemler var etme demektir. “Eğitim ise, milletlerde ahlaki erdemleri ve iş sanatlarını var etme yöntemidir.

Farabi’nin Türk eğitim tarihindeki yeri TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ Farabi’nin Türk eğitim tarihindeki yeri -Öğretimde kolaydan zora gidilmelidir. -Bir şey öğretilmeden ötekine geçilmemelidir. -Öğretmen öğrencilerle Sokrat gibi tartışmalıdır. -Öğretmen Mantık ve Felsefe’ye yer verilmelidir. -Öğrencinin öğrenme isteğini sürdürmeye çalışılmalıdır. -Çocuklar karar verme ve sorumluluk alabilecek düzeyde yetiştirilmelidir. -Disiplin ne sert ne yumuşak olmalıdır.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ İbn-i Sina’nın Türk eğitim tarihindeki yeri Sina eğitimin doğumla başlaması gerektiğini savunur. Çocuğa babası iyi bir ad koymalı her gün yıkamalı üşütülmemeli annesi tarafından günde iki üç kez emzirilmelidir.Ya da iyi bir süt ana tutulmalıdır. Çocuk sütten kesildikten sonra kötü huylar edinmeden eğitilmeye başlanmalıdır. Çocuk iyi arkadaşlarla oynamalı onun tutarlı davranışları desteklenmeli ona fazla baskı yapılmamalıdır. Yaptığı hatalar uygun bir biçimde düzeltilmeli düzeltilemiyorsa o zaman dayak atılmalıdır.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ -Çocuk altı yaşına gelince okula gitmeli14 yaşına kadar okutulmalıdır. -Çocuklar teker teker değil birlikte eğitilmelidirler; çünkü tek tek eğitim hem çocuğa hem de öğretmene sıkıntı verir. Üstelik teke tek eğitimde öğrencilerin birbirlerinden öğrenecekleri de olmaz. Oysa birlikte eğitimde hem bu gerçekleşir hem de çocuklar birbirleriyle yarışmaya başlarlar. Bu yarışma öğretimi tutarlı yönde etkiler. Ayrıca böyle bir eğitim ortamında öğrenciler birbirlerine saygılı olmayı başkasının haklarını korumayı da yaşayarak öğrenirler.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ -Eğitim kadın erkek herkes içindir. -İbni Sina eğitim ve öğretimde araç-gereç kullanılmasının öğretimin başlı başına bir konu olarak kabul etmektedir.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ -Hangi sınıf ve statü olursa olsun her çocuk eğitilmelidir. -Çocuklara meslek eğitimi verilmelidir. -Öğretmen çocuğu tanımalı onun yeteneklerini bilmeli ve ona göre davranmalıdır. -Çocuklar okullarda akran ve arkadaşlarıyla birlikte eğitilmelidir.

TÜRKLERDE EĞİTİMİN TARİHÇESİ -Çocuğun zevk ve ilgileri genel ve mesleki eğitimde göz önünde tutulmalıdır. -Oyun çocuğun normal bir faaliyetidir. -Eğitim ve öğretimde deneye gözleme nedeni araştırmaya önem verilmelidir. -Çocuk üzerinde baskılar olursa olumsuzluklara yol açacaktır.

Ahmet Yesevi’nin Türk Eğitim Tarihindeki Yeri 26.04.2017 Dr. Kerim KARABACAK KARAHANLILAR Ahmet Yesevi’nin Türk Eğitim Tarihindeki Yeri «Divan-ı Hikmet» adlı eseri bulunmaktadır. Divan-ı Hikmet’te, Dervişliğin faziletlerine ilişkin övgüler, İslami hikayeler ve dini ahlaki sonuçları, Peygamberimizin hayatı ve mucizeleri hakkında hikayeler, Dünya hayatından yakınmalar, Cennet ve cehennem hakkında sahnelere yer verimiştir. Eserinde dini ve ahlaki konulara yer vermiştir.

KAŞKARLI MAHMUT’UN TÜRK EĞİTİM TARİHİNDEKİ YERİ 26.04.2017 Dr. Kerim KARABACAK KARAHANLILAR KAŞKARLI MAHMUT’UN TÜRK EĞİTİM TARİHİNDEKİ YERİ . Divan-ü Lûgat-it Türk adlı dev eseri ile Türkçenin ilk lûgatını düzenlemiştir. Divanda, Ailede çocuk bakımı ve yetiştirilmesi, Türk çocuk oyunları hakkında, Türk bilgi geleneği hakkında, Türkçeyi öğretim yöntemi hakkında bilgi vermiştir.

SELÇUKLU DÖNEMİ

SELÇUKLU İlk Selçuklu medresesi Tuğrul Bey (l040- 1063) tarafından 1046 yılında Nişabur'da kurulmuştur. Başlıca Selçuklu medreseleri Nizamülmülk (1063-1092) tarafından kurulmuştur. Nizamülmülk'ün kurmuş olduğu bu devlet teşkilatı, kendisinden sonra gelen İslâm-Türk devletleri için bir örnek olmuştur. Ayrıca kurduğu medreselerde güçlü bir din eğitiminin yanında, İslâm hukuku anlayışına uygun eğitilmiş güvenilir ve yetenekli yöneticileri yetiştirmektir.

SELÇUKLU Büyük Selçuklu İmparatorluğu Veziri Nizamülmülk’ün 1068 de Bağdat’ta açmış olduğu “Nizamiye Medresesi” Türk yükseköğretim tarihinde yükseköğretim kurumu olarak önemli bir kurumdur. Gazali, Nişabur Medresesi’de öğrenim gördükten sonra Bağdat’ta açılan “Nizamiye Medresesi” nde 1091-1095 yılları arasında “müderrislik” yapmıştır.

Nizamülmülk medreselerinin başlıca amaçları SELÇUKLU Nizamülmülk medreselerinin başlıca amaçları 1) Din adamı yetiştirmek, 2) Yoksul ve yetenekli öğrencileri okutup topluma kazandırmak, 3) İmparatorluğun yönetimi için memur yetiştirmek ve devlet adamlarını eğitmektir. 4) Bilginleri bir görev ve maaşla medreselere bağlayıp denetim altında tutmaktır.

SELÇUKLU Nizamiye medreseleri, "eğitimde şans ve fırsat eşitliği" gerçekleştirmeye çalışmıştır. Devlet, medreseleri "yatılı ve burslu" bir eğitim kuruluşu haline getirmekle öğretimde imkân ve fırsat eşitliğini sağlama çalışmalarına girişmiş oluyordu. Ayrıca “öğrenci statüsü”nde bazı yenilikler getirmiştir. Bu yeniliklerle, medrese öğrencilerinin büyük bir kısmının yatılı olması ve medrese vakfından burs alabilmeleri sağlanmıştır.

SELÇUKLU Bu okulların bir benzerleri Anadolu Selçukluları tarafından Konya, Kayseri, Sivas ve Erzurum'da açılmıştı. Bir dönemin bilim merkezi olarak toplumu aydınlatan Nizamiye Medreseleri Osmanlı, medreselerine de örnek olmuştur.

SELÇUKLU Nizamiye Medreselerinin Türk ve İslâm Eğitim Tarihindeki Yeri ve Önemi: 1- Medreseler ile camiler: medreseler, mimarî açıdan camiden tamamen ayrı bir plana sahiptirler. Bu yapılarıyla medreselerin, okul mimarîsinin veya üniversite kampüsünün ilk örneğini teşkil ettikleri görülür. 2- Medreselerin devlet ve toplum tarafından büyük bir ilgi ve destek görmesi sonucunda yaygınlaşmaları ve bir üniversite kimliği kazanmaları Nizamiye medreseleriyle gerçekleşmiştir.

SELÇUKLU 3- Nizamiye medreselerinde genellikle din, hukuk ve dil öğretimi yapılırdı. Bunun yanısıra, Felsefe ve Mantık dersleri de okutulmuştur.   4- Nizamiye medreselerinde kullanılan öğretim metodu, İslâm dünyasındaki medreselerde kullanılan geleneksel öğretim metodu haline gelmiştir.    

5-Arapça'nın İslâm dünyasının ortak öğretim dili olarak yaygınlaşması Nizamiye medreseleriyle gerçekleşmiştir.   6- Nizamiye medreseleri, Türk ve İran halkı ve kültürünün yakınlaşması ve kaynaşmasında aktif rol oynadığı gibi, ortak bir İslâm kültürü ve müslüman kardeşliğinin doğmasında da etkili olmuşlardır.   7- Bugün orta ve yüksek öğretim kurumlarında uygulanan "ders geçme ve kredi sistemi"nin başlangıcını teşkil eden, medreselerdeki "ders geçme sistemi“ Nizamiye medreseleriyle kurumlaşmış ve yaygınlaşmıştır. SELÇUKLU

8- Bugün çağdaş dünyada yüksek öğretim kurumlarında uygulanan burs, kredi ve yatılılık sistemi, Nizamiye medreseleriyle kurumlaşmış ve yaygınlaşmıştır.   9- Medreselere daimi statüde öğretim elemanı yetiştirme ve bunlar arasında bir mertebeleşme sistemi oluşturma, yine Nizamiye medreseleriyle kurumlaşmıştır.   10- Medreselerden mezun olanlara "icazetname"  (diploma) verme uygulamasının ilk örnekleri, Nizamiye medreselerinde görülmektedir.  SELÇUKLU

SELÇUKLU İhlasiye Medresesi Bitlis İl Merkezinde bulunan Medrese, Selçuklular tarafından 1216 tarihinde yaptırılmıştır. Kitabesine göre 1589 tarihinde Bitlis hanlarından 5. Şerefhan tarafından onarılmıştır. Mimari görünüş açısından klasik Selçuklu estetiğinin tüm özelliklerini taşıyan bir şaheserdir

SELÇUKLU Çifte Minareli Medrese 1271 yılında Vezir Sahip Şemsettin Mehmed Cüveyni tarafından yaptırılmıştır. Sivas Gök Medrese Erzurum Çifte Minareli Medrese ile benzerlik gösteren yapının iki katlı olduğu öğrenilmektedir.

SELÇUKLU YAKUTİYE MEDRESESi İlhanlılar döneminden kalan Yakutiye Medresesi 1310 yılında Sultan Gazan ve Horasanlı Bulga Hatun'un yardımlarıyla Hoca Cemaleddin Yakut tarafından yaptırılmıştır.

Mevlana Celalettin’in Türk eğitim tarihindeki yeri SELÇUKLU Mevlana Celalettin’in Türk eğitim tarihindeki yeri Temel eseri: Farsça Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Mafih’dir. Mevlana sevgi, kardeşlik, hoşgörü, insan olma konularını işlemiş bunları tüm insanlara öğretmeyi amaçlamıştır. Mevlana eğitimin gücüne ve çevresine inanır. Mevlana insanlara alçak gönüllü olmalarına ve iyilik yapmalarını önermiştir.

Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türk eğitim tarihindeki yeri : Yunus Emre Mevlana ile görüşmüş yaydığı tasavvuf görüşleri ile yüzyıllarca Anadolu insanını ve tasavvuf erbabını etkilemiş eğitmiştir. Yunus, tüm insanlara seslenir, ırk, din, dil ayrımı yapılmamasını ister. Hacı Bektaş-ı hoşgörü esas görmüştür ve Bektaşilik tarikatı kurmuştur. SELÇUKLU

Nasrettin Hoca’nın Türk Eğitim Tarihindeki yeri 26.04.2017 Dr. Kerim KARABACAK Türk Eğitim Tarihi Nasrettin Hoca’nın Türk Eğitim Tarihindeki yeri Bir halk eğitimcisidir. Verdiği temel derslerin başlıcaları, iyimser olma ve sağduyu ile düşünme üzerinedir. Medreselerin kitabiliğinden ve hayatın somut gerçeklerinden uzak olduklarını ileri sürer Kadıların iki yüzlülüğünü, rüşvet almalarını açığa vurur, alay eder. Zamanının Anadolu halkının zulme karşı çaresizliğini ve isyanını yansıtır. Fıkraları halk eğitiminde çok büyük öneme sahiptir.

Selçuklu Türkiyesi’nde öğretmenlik genel olarak "din adamlığı", "hocalık", "imamlık" ve "müezzinlik" ile iç içe bir meslekti. Bu dönemde öğretmenlik mesleği dinsel ağırlıklı çok işlevli bir meslek niteliği taşır. Örgün eğitim kurumlarından sıbyan mekteplerinde öğretmenlik "muallimlik" olarak medreselerde ise "müderrislik" olarak adlandırıldı. Sıbyan okullarında ve genel medreselerde öğretmenlik mesleğine ilişkin görevlerin temeli ve ağırlık merkezi dini öğretmekti. SELÇUKLU

Osmanlıların genel olarak eğitimin özellikleri: 1. Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumu derinden etkilemiş. 2. Azınlıkların çocuklarını yetiştirmekte Enderun adında örgün eğitim kurumları kurulmuştur. 3. İlköğretim 19.yy kadar basit düzeyde kalmıştır. 4. Osmanlılar son dönemine kadar ilkokul üstünde sadece erkekler okumuştur. 5. Eğitim-öğretimin temel amacı dinidir ve nakilci, ezbercidir. OSMANLI DÖNEMİ

OSMANLI DÖNEMİ Osmanlılarda genel olarak eğitimin özellikleri 6. Tanzimata kadar ücretsiz, ancak vakıf geliri olmayan okullarda az bir ücret talep edilerek eğitim faaliyetleri yürütülmüştür. . 7. Azınlık ve yabancılara eğitim hakkı tanınmıştır. 8. Yaygın eğitim din adamları, ahlakçılar, edipler tarafından yapılmıştır. 9. Eğitimde yenileşme 1776’ta askeri okullar ile başlanmıştır. 10. Medreseler, 1776’tan sonra askeri okullarda kısmen, sivil okullarda geniş ölçüde etkisini sürdürmüştür.

Öğrenci sayısı binanın büyüklüğüne göre 20-30’dur. OSMANLI DÖNEMİ Medreseler Ders anlatım, tartışma yöntemi uygulanmakla birlikte ezbercilik ön plana çıkmıştır. Medreselere sıbyan mekteplerini bitirenler ya da en az o kadar özel öğrenim gören erkek öğrenciler girerdi. Öğrenci sayısı binanın büyüklüğüne göre 20-30’dur. Başlıca bilimler; dini, hukuki bilimler, müspet bilimler, alet bilimleri Meslek ve ihtisas medreseleri nelerdir? Darülhadisler; hadis okutulması, Darültıplar; tıp bilimi öğretildiği yer, Darülmesneviler; mesnevi okutulduğu yer Darülkurralar; hafızlar yetiştirilir.

OSMANLI DÖNEMİ Medreselerin bozulma nedenleri; Medreseler 16 yy. bozulmaya başlamıştır. Nedenleri: Siyasetin bilim anlayışını baskı altına alması Her şeyin ve bilim temelinde iman esasları aranması Medrese sisteminin kendi iç dinamiklerinin bilimsel gelişmeyi zorlaştırıcı bir nitelik taşımaması Batıyla karşılaştırma yapılmaması Medreseler hayır kurumu haline gelerek eğitimden uzaklaşması Devletin bozulmaya başlaması Rüşvet ve hatırın işi girmesi

OSMANLI DÖNEMİ Osmanlı döneminde öğretmenlik mesleğine ilişkin durum 15.Yüzyıl ortalarına kadar Selçuklu dönemindekinin hemen hemen aynıdır. Osmanlı döneminde örgün eğitim alanında beş çeşit öğretmen vardır: 1-Sıbyan mektebi öğretmenleri 2-Medrese öğretmenleri 3-Enderun Mektebi öğretmenleri 4-Askeri ve teknik okullar öğretmenleri 5-Azınlık ve yabancı okullar öğretmenleri

OSMANLI DÖNEMİ Osmanlı döneminde ilk kez Fatih Sultan Mehmet öğretmenlik mesleğini dinsel ağırlıklı olmaktan kurtarma, dünyasal boyutlu oluşturma ve dolayısıyla laikleştirme doğrultusunda çok önemli bir adım atmıştır. Bu adım Türkiye'de öğretmenlik mesleğine ilişkin ilk gerçek atılımdır. Ne yazıktır ki bu atılımcı girişim Fatih'ten sonra sürdürülmemiştir.

OSMANLI DÖNEMİ 15. yüzyılın ikinci yarısında Fatih Sultan Mehmet'in kurduğu-kurdurduğu Eyüp ve Ayasofya medreselerinde o dönemin ilkokulları olan sıbyan mekteplerine, öğretmen yetiştirilmek için ayrı bir program uygulanmıştır. Programda Adab-ı Muhasebe ve Usul-i Tedris ( Tartışma kuralları ve öğretim yöntemi ) adlı bir derse yer verilmesi Türk ve Dünya eğitim tarihinde çok önemli bir buluş ve yeniliktir.

OSMANLI DÖNEMİ Fatih Sultan Mehmet, sıbyan mektebinde görev alacak öğretmenlerde şu niteliklerin bulunmasını istemiştir. Öğretmen çok iyi bir kişiliğe sahip olacak, Tanrı’yı hoşnut etmek amacıyla davranacak, Çocukları eğitmek için gayret gösterecek, görevini ağır bulup sevmemezlik etmeyecek, Çocuklara bilmedik ler, konuları güzellik ve yumuşaklıkla anlatacak, öğretmenin yardımcısı da, onun çocuklara öğrettiklerini tekrar ve müzakere ettirecek.

Bunun yanı sıra programda Matematik, Tarih-Coğrafya, Edebiyat, Mantık vb. derslerin yer alması öğretmenlik mesleğinin yeni niteliğini gösterir. İlk kez ilkokul öğretmenliğine ilişkin ayrı ve özgün bir model öngören ve öğretmenlik mesleğinin gereklerine uygun ilk programı yapan ve uygulatan kişi olarak Fatih, bu girişimiyle öğretmenliği çağdaş anlamda meslekleştirme bakımından gerçekten öncü ve seçkin bir yere sahiptir. Fatih'in bu öncü ve yenilikçi girişiminin kendisinden sonra süreklilik kazanmamış olması Türk ve Dünya eğitimi için çok önemli bir kayıp ve çok önemli bir talihsizlik olmuştur. OSMANLI DÖNEMİ

OSMANLI DÖNEMİ Tanzimat Dönemi’nde (1839) eğitimde yenileşmeye Rüştiyelerin açılması düşüncesi ile başlamıştır. Türkiye'de öğretmenliğin ayrı ve kendine özgü bir meslek olarak düşünülmesi ve bu meslekten olanların ayrı bir okulda yetiştirilmesinin gerekli görülmesine ilişkin ilk somut gösterge ise Sultan Abdülmecit döneminde 16 Mart 1848'de Darülmuallimin’in ( Erkek Öğretmen Okulu ) açılmasıdır.

OSMANLI DÖNEMİ Bu okulun açılmasında yeni ortaöğretim kurumları olarak Rüştiye adıyla yeni tip okulların açılması ve bu okullarda yeni tip öğretmene gereksinim duyulması etkin ve belirleyici olmuştur. Programın ilk dersi Usul-i Tedris'tir. ( Öğretim Yöntemi'dir.) Yalnızca öğretmen yetiştiren bir okulun açılması ve bu okulun bir öğretmenlik meslek okulu olarak görülmesi öğretmenlik mesleğine ilişkin yeni bir anlayışın oluşmasına yol açmıştır.

OSMANLI DÖNEMİ Bu okul açılıp ilk mezunlarını vermeye başladıktan sonra da çeşitli kaynaklardan mesleğe yapılan atamalarla öğretmenlik neredeyse okur-yazar herkese açık bir meslek olma özelliğini önemli ölçüde koruyorsa da öğretmen atamalarında öğretmen okulunu bitirenlere öncelik hakkı doğmuştur. Bu öncelik hakkı Türkiye'de öğretmenliğin meslekleşmesinde Fatih'ten yaklaşık 320 yıl sonra çok önemli bir adım oluşturmuş ve ilk hukuksal düzenleme niteliği taşımıştır.

Darülmuallimin-i Rüşdi'den (İlköğretimin ikinci kademesi)(1848) sonra, Darülmuallimin-i Sıbyan (İlkokul)(1870) Darülmuallimin-i İdadi (Orta dereceli)(1877) Darülmuallimin-i Ali'nin (Yüksekokullar)(1891) açılmasıyla Türkiye'de öğretmenlik orta öğretimin ilk basamağından sonra ilköğretim basamağı ile ortaöğretimin ikinci basamağında da çağdaş anlamda meslekleşme sürecine girmiştir. OSMANLI DÖNEMİ

Cumhuriyet dönemi eğitiminin temel özellikleri • Toplumun yüzde onu bile okur-yazar olmadığı için dönemin siyasal, ekonomik, hukuki, kültürel değişimini kitlelere benimsetilmesi ve kökleşmelerinde eğitimin rolü çok iyi bilindiğinden eğitime önem verilmiştir. • Atatürk “Başöğretmen” ünvanıyla ders verip sayısal bakımdan önemli gelişmeler sağlamıştır. • 1924’te çıkartılan Tevhid-i Tedrisat (Öğretim birliği) kanunu ile tüm okulların Maarifvekaletine bağlanmasıyla medreseler kapatılmış, böylelikle eğitimin laikleştirilmesi ve demokratikleştirilmesi sağlanmıştır.

Cumhuriyet dönemi eğitiminin temel özellikleri • Tarih ve dil konularında milli bir amaca yönelmeye başlanmakla beraber bu hedef doğrultusunda 1 Kasım 1928’de Latin harfleri kabul edilmiştir. • İlkokul öğretmenlerin maaşları 1948’den itibaren devlet bütçesinden ödenmeye başlanarak köy için eğitim ve öğretmen konusunda önemle durulmuştur. • Halk eğitimine, eğitim bilimlerine, eğitim sorunlarına ve milli eğitim politikası gibi pek çok konuda kararlar alınmıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ ATATÜRK’ÜN TÜRK EĞİTİM TARİHİNDEKİ YERİ • Toplumumuzda yaygın bir bilgisizlik vardır. • Eğitim-öğretim yöntemlerimiz uygun değildir. • Çocuklarımızın üzerinde ailenin baskısı vardır. • Bir milletin yükselmesi de alçalması da eğitimin milli olup olmasıyla ilgilidir. Bizim eğitimimiz ise milli değildir. Atatürk’e göre; milli olmayan eğitimimizin yüzyıllardır süren felaketlerimizin temel sebeplerindendir. • İstikrarlı eğitim politikamız yoktur. • Eğitimimizin amacı kendini, hayatı bilmeyen, her konuda yüzeysel bilgi sahibi tüketici insan yetiştirmek olmuştur.

CUMHURİYET DÖNEMİ ATATÜRK’ÜN EĞİTİMİMİZ İÇİN ÖNERİLERİ, İSTEKLERİ, TALİMATLARI • Gelecek nesiller Türkiye’nin bağımsızlığını koruyacak, cumhuriyeti koruyup yükseltecek biçimde yetiştirilmelidir. • Eğitim milli, bilime dayalı ve laik olmalıdır. • Eğitim işe yarar, üretici ve hayatta başarılı olacak insanlar yetiştirmelidir.

CUMHURİYET DÖNEMİ ATATÜRK’ÜN EĞİTİMİMİZ İÇİN ÖNERİLERİ, İSTEKLERİ, TALİMATLARI • Eğitim çocuğa hürriyet vererek, yeni nesillere de fazilet, fedakarlık, düzen, disiplin, kendine ve milletimizin geleceğine güven duygularını geliştirmelidir. • Eğitim toplumu cehaletten kurtarmalı, onun bilgi ve ahlak düzeyini yükseltmeli, kabiliyetlerini ortaya çıkarıp geliştirmelidir.

CUMHURİYET DÖNEMİ 3. Cumhuriyet Döneminde (Öğretmenlik Bugüne Nasıl Geldi?) (13.04.2012) Eğitim ve öğretimde hedefler ve içerik ne kadar uygun olursa olsun, o hedef ve içeriği aktaracak kaliteli öğretmen yoksa bütün emekler boşa gidecektir. • Bütün bu çabaların boşa gitmemesi için öğretmenlerimizi tarihin her döneminde iyi yetiştirmek zorundayız.

CUMHURİYET DÖNEMİ Düşünen, eleştiren, sorgulayan ve öğrenmeyi öğrenen bireyler yetiştirebilmek için cumhuriyetin ilanıyla birlikte eğitimin her alanında olduğu gibi öğretmen yetiştirmeye de büyük bir önem verilmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ Cumhuriyetin kurulduğu dönemde 13’ü “Darülmuallimin” ve 7’si “Darülmuallimat” olmak üzere toplam 20 kız ve erkek öğretmen yetiştiren kurum vardır. 3 Mart 1924 tarih ve 430 sayılı “Tevhidi Tedrisat Kanunu” ile tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na (Maarif Vekaleti) bırakılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile ilköğretimin mecburi kılınması ve devlet okullarında parasız duruma getirilmesi ilkokul öğretmeni yetiştirme konusunda devletçe köklü tedbirler alınmasını gerektirmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ İlköğretim (İlkokul Öğretmeni) Yetiştirme -Muallim Mektebi (1924-1925) İlk Muallim Mektebi-Köy Muallim Mektebi (1926) -Öğretmen Okulu (1935) -Eğitmen (1937) -Köy Enstitüleri (1940) -İlköğretmen Okulu (1954) -Eğitim Enstitüsü (1974) -Eğitim Yüksek Okulu (1980-1981) -Eğitim Fakültesi (1992)

CUMHURİYET DÖNEMİ 1924-1925 öğretim yılından itibaren Darülmuallimin adı “Muallim Mektebi” ve 1935 ‘lerden itibaren de “Öğretmen Okulu” haline çevrilmiştir. 1926 yılında kabul edilen 789 sayılı “Maarif Teşkilatına Dair Kanun” ile “İlk Muallim Mektepleri” ve “Köy Muallim Mektepleri” olmak üzere iki tip öğretmen okulu getirilmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ 11.6.1937 tarih ve 3238 sayılı kanunla köylerin eğitim işlerinin yürütülmesi ve köylülere rehberlik edilmesi amacıyla “eğitmen” yetiştirilmiştir. Bu kanun gereğince, genellikle Tarım Bakanlığı’na bağlı devlet çiftliklerinde açılan kurslara, askerliğini çavuş olarak yapmış, tercihen ilkokul mezunu erkekler ve ilkokul mezunu bayanlar alınmıştır. Kursları bitirenler öğretmen bulunmayan köy ilkokullarının birinci devreleri olan ilk üç sınıfında öğretmenlik yapmak üzere görevlendirilmiştir

CUMHURİYET DÖNEMİ Köy ilkokullarının ihtiyacını karşılamak amacı ile 17.04.1940 tarih ve 3803 sayılı “Köy Enstitüsü ve Sanat Erbabı Yetiştirme Kanunu” çıkarılarak öğretim süresi ilkokul üzerine 5 yıl olan “Köy Enstitüleri” kurulmuştur 27.01 1954 tarih ve 6234 sayılı kanun ile öğretmen yetiştiren kurumlar “İlköğretmen Okulu” adı altında birleştirilerek Köy Enstitüleri kaldırılmıştır. İlköğretmen Okullarında eğitim süresi ilkokul mezunları için 6, ortaokul mezunları için 3 yıl olarak belirlenmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ İlköğretmen okullarının eğitim süresi 1969 yılında Bakanlık oluru ile 1970-1971 öğretim yılında 1 yıl artırılarak ilkokul üzerine 7, ortaokul üzerine 4 yıl olarak değiştirilmiştir. Böylece İlköğretmen Okullarında normal lise programı uygulanmış, öğretmenlik mesleği ile ilgili derslerin sayısı ve içeriği genişletilmiştir. Ayrıca yeni programlarla yetişen adayların lise mezunlarına denk sayılarak her türlü yüksekokul ve üniversiteye girmeleri de sağlanmıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ 13.06.1973 tarih ve 1739 sayılı “Milli Eğitim Temel Kanunu” öğretmenlerin yüksek öğrenim görmesi zorunluluğunu getirmiştir. 1974 tarih ve 191 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile ilkokul öğretmeni olabilmek için iki yıllık yüksek öğrenim öngörülmüştür. Bu amaçla iki yıllık “Eğitim Enstitüleri” kurulmuştur. Öğretmen okulları da öğretmen liselerine dönüştürülmüştür.

CUMHURİYET DÖNEMİ Sayıları 1976 yılında 50 olan iki yıllık Eğitim Enstitüleri, 1980-1981 öğretim yılında 17’ye indirilmiş ve 20 Temmuz 1982’de adı “Eğitim Yüksek Okulu” olarak değiştirilmiş, öğretmen yetiştirme görevi üniversitelere bırakılmıştır. Eğitim Yüksek Okulları’nın öğrenim süreleri 1989-1990 öğretim yılından itibaren dört yıla çıkarılmış, 3 Temmuz 1992 yılında yayımlanan 3837 sayılı “Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı kanun ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile bu okullar “Eğitim Fakültesi” haline getirilmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ Ortaokul ve Lise Öğretmeni Yetiştirme (20.04.2012) -Darülmuallimin-Ali (1924 öncesi) -Yüksek Muallim Mektebi (1924) -Orta Muallim Mektebi (1926-1927) Gazi Orta Öğretim Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü (1928-1929) -Gazi Eğitim Enstitüsü (1949-1950) -Gazi Yüksek Öğretmen Okulu (1978-1979) Meslek Lisesi Öğretmeni Yetiştirme Kız Meslek Öğretmen Okulu (1934) Kız Teknik Öğretmen Okulu (1947-1948) Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu (1961-1962) Erkek Meslek Öğretmen Okulu (1937-1938) Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu (1962) Ticaret Yüksek Öğretmen Okulu (1955-1956) Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu (1965-1966)

CUMHURİYET DÖNEMİ Cumhuriyet döneminde ortaokul öğretmeni yetiştirilmesinde en büyük görev Eğitim Enstitülerine düşmüştür. İlk olarak 1926-1927 Öğretim yılında Konya’da açılan “Orta Muallim Mektebi” Türkçe öğretmeni yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. 1927 yılında Pedagoji bölümü de eklenerek Ankara’ya nakledilen bu okula 1928-1929 öğretim yılında Matematik, Fizik ve Tabii bilimler, Tarih, Coğrafya bölümleri eklenmiştir. 1929-1930 Öğretim yılında bu okula “Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü” adı verilmiştir. 1932-1933 Öğretim yılında İş Dersi, Resim ve Beden Terbiyesi Bölümleri, 1937-1948 yılları arasında Müzik, Fransızca, İngilizce ve Almanca Bölümlerinin eklenmesiyle bu Öğretmen Okulu, Ortaokullarda okutulan genel eğitim derslerinin tümü için öğretmen yetiştirir bir duruma gelmiştir. Gazi Orta Muallim Mektebi, 1949-1950 Öğretim yılında “Gazi Eğitim Enstitüsü” adını almıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ 1967-1968 öğretim yılında tüm bölümlerin öğretim süresi 3 yıl olarak tespit edilmiş,1978-1979 öğretim yılında ise 4 yıla çıkarılmış ve adı “Gazi Yüksek Öğretmen Okulu” olmuştur. Gazi Eğitim, Temmuz 1982’de kurulan “Gazi Üniversitesi”ne adını vermiştir. 1940’larda çok ciddi bir durum alan ortaokul öğretmen açığını kapatmak amacıyla başta Balıkesir, İstanbul ve İzmir illerinde yeni Eğitim Enstitüleri açılmıştır

Cumhuriyetin ilk yıllarında lise ve dengi okullara Öğretmen yetiştiren bir tek “Darülmuallimin” in yüksek kısmı olan “Darülmuallimin-Ali” vardır. 1924’de “Yüksek Muallim Mektebi” adı verilen okulun geliştirilmesi için çabalar harcanmıştır. Daha sonraki yıllarda “Yüksek Öğretmen Okulu” adını alan bu eğitim kurumu 1954-1955 Öğretim yılına kadar liselere Öğretmen yetiştirme görevini sürdürmüştür. CUMHURİYET DÖNEMİ

CUMHURİYET DÖNEMİ Lise Öğretmenlerine duyulan ihtiyacın artması karşısında 12 Ağustos 1959 yılında Ankara’da ve 19 Ekim 1964’de İzmir’de birer Yüksek Öğretmen Okulu daha açıldı. Bu okullara başvuran öğrencilerin üniversite giriş sınavını kazanmaları gerekiyordu. Bu durum önceden tespit edilen kontenjanların doldurulmasında güçlükler yaratı. Bu güçlükleri kısmen gidermek ve yetenekli İlköğretmen Okulu öğrencilerine, az sayıda da olsa, üniversiteye girme olanağını sağlamak amacıyla 1964 yılında İzmir ve Ankara Yüksek Öğretmen Okullarında hazırlık sınıfları açıldı. 1973-1974 Öğretim yılından sonra öğrenci sayılarında dikkat çekecek ölçüde bir azalmanın başlaması, bu okulları işlevlerini yapamaz duruma getirdi ve 1978-1979 Öğretim yılından itibaren kapatıldılar

Cumhuriyet döneminde mesleki ve teknik eğitime öğretmen yetiştirmek üzere ilk açılan okul, 1934 yılında Ankara’da “Kız Meslek Öğretmen Okulu”dur. 1947-1948 Öğretim yılı başından itibaren okulun adı “Kız Teknik Öğretmen Okulu” olarak değiştirilmiş, öğretim süresi 3 yıldan 4 yıla çıkarılarak öğretim programları yeniden düzenlenmiştir. 1961-1962 öğretim yılında okulun adı “Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu” olarak değiştirilmiştir. CUMHURİYET DÖNEMİ

CUMHURİYET DÖNEMİ 1937-1938 Öğretim yılında kurulan “Erkek Meslek Öğretmen Okulu” üç yıllık öğrenim süreli ve üç bölümlüydü. 1946 yılında öğretim süresi 4 yıla çıkarılan ve programlarında değişiklik yapılan okulun adı 1962 yılında “Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu” olmuştur. 1950 ‘li yıllara kadar sayı yönünden büyük artış gösteren orta dereceli Ticaret okullarının meslek öğretmeni ihtiyacı, ”Yüksek İktisat ve Ticaret Okulları” mezunları ile karşılanmaya çalışılmıştır. Ticaret Okullarının meslek öğretmeni ihtiyacını karşılamak üzere 1955-1956 öğretim yılında öğretime başlayan “Ticaret Yüksek Öğretmen Okulu”nun öğretim süresi başlangıçta 3 yıl idi. 1965-1966 Öğretim yılında, bu okulun adı “Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu” olmuş ve öğretim süresi 4 yıla çıkarılmıştır.

20 Temmuz 1982’de, yukarıdaki Yüksek Öğretmen Okulları’ndan bazıları Eğitim Fakülteleri, bazıları da Eğitim Yüksekokulları haline dönüştürülerek mevcut ya da yeni kurulan üniversitelere bağlanmıştır CUMHURİYET DÖNEMİ

13 Mart 1924 tarihli Orta Tedrisat Kanunu Madde 1: Muallimlik “Devletin umumi hizmetlerinden talim ve terbiye vazifesini üzerine alan, müstakil sınıf ve derecelere ayrılan bir meslektir” CUMHURİYET DÖNEMİ

CUMHURİYET DÖNEMİ 1930 ve 40’lı yıllarda, tıp fakülteleri dahil, üniversitelerin pek çok bölümüne sınavsız öğrenci alınırken, Yüksek Öğretmen Okulu, sınavla öğrenci alan birkaç okuldan biri durumundadır.

CUMHURİYET DÖNEMİ Cumhuriyet döneminde öğretmen yetiştirmeyle ilgili olarak günümüze kadar farklı uygulamalar yapılmıştır. Bunlar; • yedek subay öğretmenlik (1960-…..), • vekil öğretmenlik (1961-….), • öğretmenlik formasyonu verilmesi (1970-….), • mektupla öğretmen yetiştirme (1974), • hızlandırılmış programda öğretmen yetiştirme (1975-1980), • askerliğini öğretmen olarak yapanlar (1987-…) şeklinde uygulamalar olmuştur.

şeklinde tanımlanmaktadır. CUMHURİYET DÖNEMİ (27.04.2012) Öğretmenlik mesleği, Cumhuriyet tarihinde ilk defa 1973 yılında yürürlüğe giren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde ele alınmış ve bu maddeye göre öğretmenlik mesleği: “Devletin eğitim-öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.” şeklinde tanımlanmaktadır.

CUMHURİYET DÖNEMİ • Yine aynı maddede öğretmen eğitimiyle ilgili olarak da öğretmenlik mesleğine “hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır.” denilmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİ • Eğitim Enstitüleri, 1975-1980 yılları arasında öğretim elemanı eksikliği, politik olaylar ve baskılar gibi ağır sorunlarla karşı karşıya kalmışlar ve normal programın dışında hızlandırılmış eğitim yoluyla öğretmen yetiştirmek zorunda kalmışlardır.

Öğretmen Yetiştirmenin Bugünkü Durumu (27.042012) CUMHURİYET DÖNEMİ

CUMHURİYET DÖNEMİ • Günümüz Türkiye’sinde bütün öğretmenler Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) aracılığıyla Eğitim fakültelerinde yetiştirilmektedir. • Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığının Anadolu Öğretmen Liseleri adı altında, eğitim fakültelerinin alt yapısını oluşturması amacıyla yapılandırdığı kurumlar olsa da öğretmen yetiştirme ülkemizde tek elden yapılmaktadır.

CUMHURİYET DÖNEMİ • 1992 yılında Eğitim Fakülteleri altında bir bölüm haline getirilen sınıf öğretmeni yetiştiren programların eğitim süresinin 4 yıla çıkartılması ile önceden 2 yılda yetişen ilkokul öğretmeni, bu değişiklikle 4 yılda yetişmeye başlamış ve böylece Sınıf Öğretmenliği Bölümlerinin mezun ettiği öğretmen sayısı yarıya düşmüştür.

CUMHURİYET DÖNEMİ • 1982 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı (YÖK) yasa gereğince hizmet öncesi öğretmen yetiştirme işlevi tamamıyla üniversitelerin Eğitim Fakültelerine verilmiştir. • Yüksek Öğretim Kurulunun 1997 tarihinde kabul ettiği yeniden yapılanma sürecine kadar Eğitim fakültelerinin amaçlarından saptığı gözlenmiş ve alınan bu kararla eğitim fakülteleri YÖK-Dünya Bankası işbirliği ile yeniden yapılanma sürecine girmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Projesi • Yenilikler • Gerekçeleri • Sonuçları CUMHURİYET DÖNEMİ

CUMHURİYET DÖNEMİ 1.Yeniden yapılanmayla birlikte fakültelerde Her okul düzeyine uygun öğretmen yetiştiren bölüm ve programlar açılması öngörülmektedir. -Yeni düzenlemeyle ülkenin kısa ve uzun vadede ve alanlara göre öğretmen ihtiyacı dikkate alınarak, acil gerekli olan programların (özellikle 6-8 sınıflar branş öğretmenleri) her fakültede lisans düzeyinde en kısa zamanda açılıp uygulamaya konması teşvik edilmektedir. -İlköğretim okullarında görev alacak öğretmenleri yetiştirirken yan alan uygulamasını etkin bir şekilde isletmek yoluyla çeşitli alanlarda ortaya çıkabilecek öğretmen ihtiyacını giderecek tedbirlerin alınmıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ -Ortaöğretim alan öğretmenleri mevcut uygulamadan farklı olarak, yeni düzenlemede söz konusu öğretmenlerin tezsiz yüksek lisans programları yoluyla yetiştirilmeleri öngörülmektedir. -Alan ile ilgili özel öğretim yöntemleri konusuna özel bir önem verilerek, geliştirilen materyal ve diğer kaynaklar ile uygun ekipman tüm Eğitim Fakültelerine dağıtılmaktadır. -Eğitim Fakültelerinin Uygulama okulları ile olan ilişkisi daha sistematik, dinamik ve sürekli hale getirilerek uygulama saatleri arttırılmıştır. -Öğretmenin sınıf içi etkililiğini önemli ölçüde artıracak Sınıf Yönetimi, İletişim, Motivasyon, Öğrenme gibi konulara yer verilmesi öngörülmüş ve öğretmenlik meslek derslerine uygulama saatleri konulmuştur.

CUMHURİYET DÖNEMİ -Her öğretmenin çağdaş öğretim teknolojilerini bilmesi ve derslerinde kullanması hedeflenmiş ve bu konuyla ilgili dersler programa alınmıştır. -Ortaöğretime alan öğretmeni yetiştirilmesi amacıyla yürütülen Sertifika programlarının ortadan kaldırılması hedeflenmiştir. • Yeniden yapılanma süreciyle birlikte başlayan öğretmen yetiştirme modeli halen ülkemizde tezsiz yüksek lisans eğitimiyle birlikte devam etmektedir. • 2006 yılı itibariyle 1. sınıflardan başlayarak yeni program uygulanmaya konulmuştur.

ATATÜRK’ÜN ÖĞRETMENLER İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ -Bilim ordusunun değeri siz öğretmenlerin değeri ile ölçülecektir...(1923) - Öğretmenler...bilim esasından kazanmaya başladıkları egemenliği sonuca ulaştırmalıdırlar.Bununla öğretmenlik mesleği gerçek gelişme devrine dahil olacaktır...(1924) - Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyet'in başarısı olacaktır...(1924) - Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır...(1924) - Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür, Vicdanı hür, İrfanı hür nesiller ister...(1924) - Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir...(1925

ÖZET ÖZET Eğitimin tarihsel temelleri; Avrupa’da,,doğu toplumlarında ve Türklerde ele alınmaktadır.Bu sınıflandırmanın içerisinde ki toplumlar,düşünsel ve eğitim dünyasına damgasını vurmuşlardır. Eski Yunan eğitiminin, kahramanlık ideali,erdem,adalet ve cesaret gibi kavramları vurguladığı görülmektedir. Helenizm döneminde eğitimde ilklere imza atan gelişmeler yaşanmıştır.Kadavra üzerinde ilk defa cerrahi uygulamaların yapıldığı dönemdir. Antik çağ’da, Roma’da eğitimin temel alanını “iyi yurttaş yetiştirmek” oluşturmaktadır. Yine bu dönemde eğitimde “alıştırma” nın yeri ve önemi büyüktür. Erken Hrıstiyan çağda,din kurumu eğitimi etkileyen kurumların başında gelmiştir.Bunun anlamı,eğitim dinsel kimliğe bürünmüştür. Rönesans dönemi eğitimi insanı merkeze almıştır.Kültürel anlamda olduğu gibi eğitim açısından da önemli gelişmeler gözlenmiştir. Aydınlanma döneminde bilim olarak eğitimin geliştirilmesine katkıda bulunan düşünürlerin çabalarının yeri ve önemi tartışılamaz.Locke, J.J. ,Rousseau bunların başında gelmektedir. Doğu toplumlarında Çin’de topluma,aileye ve geleneklere bağlı bireylerin yetiştirilmesi önem taşımaktadır. Türklerde, İslamiyet öncesi dönemde çocukların toplumsallaştırılmasında ve eğitilmesinde Türk toplumunun töresi ve yaşam tarzı eğitim üzerinde etkili olan etkenler arasındadır. Müslümanlığı benimseyen Türkler, Selçuklular döneminde dini temel alan medreseler açmışlardır..

Osmanlı döneminde medreseler açılmaya devam etmiştir Osmanlı döneminde medreseler açılmaya devam etmiştir. Bu medreseler, genel anlamda liderleri yetiştirme misyonunu üstlenmişlerdir. Aynı dönemde, yetiştirdiği insan gücü açısından medreselerle benzer niteliklerde Enderun okulları açılmıştır. Osmanlının yenileşme döneminde, özellikle askerlik alanında gelişmeler sağlanmıştır. Tanzimat döneminde, ilk öğretmen okulları,Rüştiye,İdadi ve Sultani adları altında orta dereceli okullar açılmıştır. Cumhuriyet sonrasında ilk olarak “maarif” kongresi yapılmıştır. Tevhidi-i Tedrisat kanunu ,yeni alfabenin kabulü,ulus (millet) mektepleri ve halk evlerinin kuruluşu, bu dönemin eğitim yenilikleri arasında değerlendirilmektedir. Ülkemizin toplumsal gerçekleriyle uyumlu güzide eğitim kurumlarımızdan köy enstitüleri kuruldu;ve 1954 tarihinde kapatıldı. Yine 1940’lı yıllarda üniversitelerimiz bağımsız ve tüzel kişiliğe kavuşmuştur.1947’li yıllarda ilk defa bilimsel anlamda okul programları çıkartılmıştır. 1950’li yıllarda eğitimde fırsat ve imkan eşitliliğinin aleyhine olacak şekilde özel öğretim kurumları açılmıştır. 1.GÜRSEL hükümeti eğitim tarihimizde yetişkin eğitimine önem vererek halk eğitim müdürlüğünü kurmuştur. Aynı dönemlerde halkın sosyo-ekonomik ve coğrafi koşulları göz önünde bulundurularak yatılı bölge okulları açılmıştır

Referanslar Akyüz,Y. (2006) .Türk Eğitim Tarihi.Ankara:Pegem A Yayıncılık. Arslan, H. (2004). Meslek Olarak Eğitim ( Ed: Cevat CELEP ). Ankara: Anı Yayıncılık. Aytaç, K. (1992). Avrupa Eğitim Tarihi, İstanbul: İlahiyat Fakültesi yayınları. Başar,E. (1999). Milli Eğitim Bakanlarının Eğitim Faaliyetleri.(1960- 1971).İstanbul:Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Başgöz, İ. (2004). Türkiye ’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk, Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları. Binbaşıoğlu, C. (1995). Türkiye ‘de Eğitim Bilimleri Tarihi, İstanbul: Milli Bakanlığı Yayınları. Binbaşıoğlu C. (1993). Çağdaş Eğitim ve Köy Enstitüleri. İzmir:Dikili Belediyesi Kültür yayınları:4. Bülbül, S. (1991). Türkiye ’de Halk Eğitim, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi yayınları. Çınar, İ. (2002). Eğitim Üzerine (Editör: Erdal Toprakçı), Ankara: Ütopya Yayın evi. Davis, N. (2006). Avrupa Tarihi, Ankara: İmge Kitapevi Yayınları. Demircioğlu, H. (1998). Roma Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. Günbay, İ. (2006). Eğitim Bilimine Giriş, (Editör: Durmuş Ekiz ve Haydar Durukan), İstanbul: Lisans Yayınları. Güneş, M. ve Güneş H. (2003). Türkiye’de Eğitim Politikaları ve Sivil Toplum, Ankara: Anı Yayıncılık. Hassan, Ü. (2000). Türkiye Tarihi 1, (Ed. Sina Akşin) İstanbul: Cem Yayın Evi.

İhsanoğlu, E. (1999). Osmanlı Medeniyeti Tarihi Cilt 1 İhsanoğlu, E. (1999). Osmanlı Medeniyeti Tarihi Cilt 1. İstanbul: Zaman gazetesi Yayınları. Koçer, H. A.(1980). Eğitim Tarihi, Ankara. Kaplan, İ. (1999). Türkiye ’de Milli Eğitim İdeolojisi, İstanbul: İletişim Yayınları. Katoğlu, M. (2000). Türkiye Tarihi 4. Cilt, (Ed. Sina Akşin) İstanbul: Cem Yayınları. Kaya, Y. K. (1984). İnsan Yetiştirme Düzenimiz, Ankara. Korkut,H. (1983). “Üniversiteler” Cumhuriyet Döneminde Eğitim.İstanbul:Milli Kongar,E. (1999). 21.Yüzyılda Türkiye.İstanbul: Remzi yayınevi. Eğitim Bakanlığı Yayınları. Mansel, A. M. (2004). Ege ve Yunan Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. Mc Neill, I. (2006). Dünya Tarihi, (Çev. Alaeddin Şenel), Ankara: İmge Kitap Evi Yayınları. Paul Roux, J. (2001). Orta Asya Tarihi ve Uygarlık, İstanbul: Kabalcı Yayınevi. Sakaoğlu, N. (1993). Cumhuriyet Dönemi Eğitim Tarihi, İstanbul: İletişim Yayınları. Sönmez,V. (2006). Eğitim Bilimine Giriş, (Ed. Veysel Sönmez), Ankara: Anı yayıncılık. Şenel, A. (2004). Siyasal Düşünceler Tarihi, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Şişman, M. (1999). Öğretmenliğe Giriş, Ankara: PegemA yayınları. Tanör,B. (2000). Türkiye Tarihi.İstanbul:Cem Yayınevi. Varış, F. (1991). Eğitim Bilimine Giriş. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Yuryaydın, H. (2000). 6. Türkiye Tarihi 2 cilt, İstanbul: Cem Yayınları