Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Dünyada en fazla çeşidi olan besin peynirdir. Bu durumun başlıca sebebi, peynirin sütteki besin unsurlarının önemli bir kısmını yoğun bir şekilde içermesi,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Dünyada en fazla çeşidi olan besin peynirdir. Bu durumun başlıca sebebi, peynirin sütteki besin unsurlarının önemli bir kısmını yoğun bir şekilde içermesi,"— Sunum transkripti:

1

2  Dünyada en fazla çeşidi olan besin peynirdir. Bu durumun başlıca sebebi, peynirin sütteki besin unsurlarının önemli bir kısmını yoğun bir şekilde içermesi, uzun dayanma süresine sahip olması ve bunlara bağlı olarak süt üretiminin bol olduğu mevsim ve yörelerde alışılagelen tekniklerle kısa sürede sütün peynire işlenerek değerlendirilebilmesidir. Dünyada peynir çeşidinin 2000'den fazla olduğu sanılmaktadır; ancak, sadece özde farklı 12 peynir çeşidinin olduğu kabul edilmektedir.

3  Peynirin ilk yapıldığı tarih ve yöre kesin olarak bilinmemektedir. Bununla beraber peynirin bazı hayvanların evcilleştirilmesinden sonra, günümüzden yaklaşık yıl önce orta veya güney-batı Asya'da, sütün hayvan (muhtemelen keçi) mide veyahut derilerinde taşınması sırasında tesadüfen oluşan ekşi sütten yapıldığı tahmin edilmektedir. Peynir, ancak 18. yüzyıl sonlarına doğru elde edilen araştırma sonuçlarının uygulamaya konulmasıyla endüstri düzeyinde üretilmeye başlanmıştır.

4  Peynir, çabuk bozulabilen sütün, rutubet oranının azaltılarak, besin değeri yüksek ve uzun süre (peynirin çeşidi ve muhafaza koşullarına bağlı olarak 4-5 günden 5-10 yıla kadar) bozulmadan saklanabilen besine dönüşmesiyle elde edilen bir üründür. Peynir; süt, krema, yağsız veya kısmen yağı alınmış süt, yayık altı ayranı veya bu ürünlerin karışımı veya tamamının elverişli proteolitik bir enzim ve/veya laktik asit ile koagüle edildiği zaman oluşan pıhtıdan peynir suyunun süzülmesi sonucu geriye kalan telemeden hazırlanır.

5  Peynirin bileşiminde, genellikle üretimde kullanılan sütteki yağ, çözünmeyen tuzlar ve koloidal maddelerin tümüne yakın miktarı bulunur; ayrıca süt serumundaki proteinler, çözünen tuzlar, vitaminler ve diğer besin unsurları da bir ölçüde peynirin bileşimine girer. Laktoz, üretim sırasında peynir altı suyuna geçtiğinden yada parçalanarak başlıca laktik asit veya laktatlara dönüştüğünden, olgunlaşmış ve bazı yumuşak peynirlerde önemli miktarda bulunmaz.

6  Peynir, normal sütten yapıldığında, yüksek kaliteli protein, kalsiyum, fosfor, riboflavin (vitamin B2) ve vitamin A yönünden oldukça zengindir. Diğer bir ifadeyle, peynir temel (esansiyel, eksogen) yağ asitleri (linoleik, linolenik ve araşidonik asitler) ile amino asitlerin tümünün önemli bir kaynağıdır.

7 Kazein ve Süt Proteinlerindeki Temel Amino Asitlerin Yüzde Miktarları Amino AsitSütKazein Treonin Valin7.1 Löysin İsolöysin Lisin Fenilalanin Triptofan Metionin Arjinin* Histidin*2.83.0

8  Peynir fazla miktardaki üstün kaliteli protein içeriği ile protein diyetinde ve birlikte tüketilmesi halinde, özellikle içerdiği fazla lisin ile bazı besinlerin (örn., unlu mamullerin) biyolojik değerinin, 53'den 76'ya, yükselmesinde önemli rol oynar. Aynı zamanda peynir, eksik unsurları (örn., vitamin C) kolaylıkla diğer bazı besinlerle (örn., sebzelerle-marul) karşılanabilen nadir besinlerden biridir.

9 Peynirin Sınıflandırılmasında Dikkate Alınan Başlıca Nitelikler OrijinÜlke, yöre Sütün neviİnek, koyun, keçi, manda Peynirin tipiKoagülasyon metodu (asit, enzim, asit+enzim, konsantrasyon-kristalizasyon) Olgunlaşma süresi (taze, olgun) Olgunlaşmada rol oynayan başlıca mikroorganizma tipi İç nitelikTekstür, renk, gözenek, lezzet maddesi (baharat, bitki) Dış nitelikKabuk, dumanlama, büyüklük, şekil, ağırlık, ambalaj materyali Kimyasal analizKuru maddede yüzde yağ; yüzde en az yağ ve yüzde en fazla rutubet

10

11

12

13 Türkiye'de Peynir Çeşitlerinin Tüketimdeki Payı ÇeşitPay (%) Beyaz Salamura Peynir60 Kaşar Peyniri17 Tulum ve Mihaliç Peyniri12 Diğer Peynirler11

14

15  Peynirin yapımında çoğunlukla inek sütü kullanılmakta ve gittikçe inek sütünün kullanımı, diğer hayvan sütlerine göre, artmaktadır.  Peynir yapımında kullanılacak çiğ sütün hem kimyasal hem de bakteriyolojik yönden iyi kalitede olması gerekir.

16 Peynir Yapımı İçin Elverişsiz Bazı Sütler ve Özellikleri SütÖzellik Kolostrum içerenFazla oranda immün globülinleri içerir Laktik streptokokların gelişmesini engelleyen laktenin 1 ve 3 bulunur Laktasyon sonuMineral tuz bileşimi ve protein miktarı farklı Mikroorganizma sayısı bazen yüksek Peroksidazla birlikte laktik asit bakterilerin gelişmelerini engelleyen trosinatın miktarı fazla Mastitisli hayvanKimyasal bileşim farklı (alfa-laktalbumin ve beta- laktoglobülin ile potasyum miktarı az; serum albumini, immün globülin, sodyum ve klor iyon miktarı fazla) Genellikle patojen mikroorganizma ihtiva eder Fazla sayıda (>300,000/ml)löykosit bulunur

17  Kimyasal bileşimi normal olmayan, özellikle laktasyonun ilk ve son safhaları ile mastitisli hayvanlardan elde edilen sütler, peynir yapımı için elverişli değildir. Çünkü böyle sütlerin serum proteini miktarı fazla, kazein miktarı ise azdır. Bu durum, diğer bir ifadeyle telemede fazla miktarda peynir altı suyunun tutulması, telemenin yeterince kurumamasına ve elastiki (büzülebilir) bir tekstürde olmamasına yol açar; ayrıca telemede arzu edilmeyen birçok bakterinin gelişmesi için elverişli bir ortam oluşturarak üründe lezzet ve şekil kusurlarının oluşmasına neden olur

18  Öte yandan kazein miktarının az olması da randımanın düşük ve peynirin yumuşak olmasına yol açar. Yağ bakımından zengin olan ve özellikle büyük yağ globüllerini içeren sütler (örn., Jersey, Guernsey ırkının sütleri), peynir yapımı sırasında fazla yağ kaybına uğradığından veya telemede tutularak peynirde yağlı lekelere sebep olduğundan pek tercih edilmezler.

19  Antibiyotik, deterjan ve dezenfektan kalıntılarını içeren sütlerin peynir yapımında kullanılması sakıncalıdır. Çünkü böyle sütlerde starter kültürlerinin ve peynirin lezzet ve aromasının oluşumunda rol oynayan diğer mikroorganizmaların gelişmeleri olumsuz etkilenir. Bu bakımdan antibiyotiklerle tedavi edilmekte olan hayvanlara ait sütlerin, son ilaç verilmesinden itibaren 4-5 gün içinde kullanılmaları birçok ülkede yasaklanmıştır. Bu amaçla bazı gelişmiş ülkelerde, sütte mevcudiyetini belirlemek için, boyalı (örn., Food Blue No 2) antibiyotiklerin kullanılması zorunlu kılınmıştır.

20  Peynir yapılacak sütün bakteriyolojik yönden iyi kalitede olması gerekir. Aksi taktirde, çiğ sütteki mikroorganizmaların bir kısmı peynire geçer ve aktivitelerine bağlı olarak çeşitli kusurlara (örn., delik, şişlik ve çatlak) neden olur. Peynir yapımında kullanılacak sütün, genel canlı mikroorganizma sayısının 1.0x10 6 'dan fazla/ml olmaması, koliform grubu, Clostridium ve maya'ların da mümkün olduğu kadar az sayıda olması arzu edilir.

21  Peynir yapımında kullanılacak sütte fazla sayıda, özellikle psikrofilik (örn., Pseudomonas, Achromobacter, Alcaligenes, Flavobacterium, Klebsiella, Aeromonas) ve termodürik (örn., bazı Streptococcus, Micrococcus ve Corynebacterium türleri ile aerop ve anaerop Bacillaceae sporları) mikroorganizmaların bulunması arzu edilmez. Çünkü psikrofilik mikroorganizmalar, sütün muhafazası sırasında proteolitik ve lipolitik etkilerinden ötürü sütte arzu edilmeyen lezzetin meydana gelmesine; koliform grubu organizmalar, mayalar ve bazı anaerobik sporlar da (örn., bütirik asit bakterileri) elverişli koşullar altında peynirde gelişerek gaz oluşmasına neden olurlar. Ayrıca sütteki enzimlerden ileri gelen proteolizis, pıhtının yumuşak olmasına; buna bağlı olarak da randımanın düşük olmasına sebep olur.

22  Mikroorganizmaların oluşturdukları enzimler ısı işlemlerine oldukça dayanıklıdır. Psikrofilik organizmaların proteaz ve lipazları süte uygulanan normal ısı işlemleriyle (72 °C'de 15 saniye) inaktive olmazlar. Bu bakımdan bazı araştırmacılar, soğukta muhafaza edilen sütlere, lipolizisi (hidrolitik ransidite) önlemek amacıyla, tuz (sodyum klorür) ilave edilmesini önermişlerdir. Ancak rennin aktivitesini olumsuz etkileyerek koagülasyonun yavaş olmasına ve suyun tutulmasından dolayı da pıhtının yumuşak olmasına sebebiyet veren bu uygulamaya nadiren başvurulmaktadır.

23  Peynir yapımı için elverişli süt, °C'e kadar ısıtıldıktan sonra temizleme aygıtlarından geçirilerek kaba kirlerinden arındırılır. Bu amaçla son yıllarda geliştirilen merkezkaç (santrifuj) kuvveti ilkesine göre çalışan çok yüksek devirli özel temizleme aygıtlarıyla (örn., baktofugatör) sütü mikroorganizmalardan, özellikle spor şekillerinden, büyük ölçüde (% 90) arındırmak mümkündür. Bu sistemde separasyon sırasında elde edilen baktofugat (bakteri konsantratı), % 6- 8 oranında süt proteinlerini içerir; işlenen sütün % 2-3'ünü teşkil eder. Bu bakımdan baktofugat, çoğu kez °C'de 3-4 saniye tutularak sterilize edilip soğutulduktan sonra süte ilave edilir.

24  Peynir yapımında kullanılacak süt, peynirin standart bileşimde olmasını sağlamak ve tüketicinin isteği doğrultusunda sütün unsurlarını en ekonomik şekilde değerlendirmek amacıyla standardize edilir. Süt yağındaki % 0.05 oranında bir değişim, % oranında kuru maddede yağ içeren peynirin kuru maddesindeki yağ düzeyinde % 0.5 oranında değişime neden olur.

25  Sütün kimyasal bileşimi, özellikle yağ düzeyi, peynirin yağ oranını ve yapısını önemli ölçüde etkiler.  Üretimde kullanılacak sütte, kazeinin yağa oranının belirli bir düzeyde (0.70) bulunması arzu edilir. Aksi durumlarda peynirin yapısı ya yumuşak ya da sert olur

26  Homojenizasyon işlemi, normal olarak peynir yapımında kullanılacak süte uygulanmaz. Çünkü homojenizasyon, sütün kalsiyum kazein fosfat kompleksi ile tuz dengesini bozar ve lipolitik enzimlerin, yağ globüllerinin merkezinde bulunan yağa daha kolay ve hızlı nüfuz etmesine olanak sağlar. İşlem, daha ziyade yağ asitlerinin parçalanması sonucu lezzet bileşiklerinin oluşumu arzu edilen bazı peynirlerin (örn., feta peyniri, roquefort) olgunlaşmasını (örn., yağ hidrolizini) hızlandırmak, ürünün daha beyaz görünümünü sağlamak ve koagulumdan peynir altı suyunun çıkışını azaltmak amacıyla uygulanır.

27  Bu amaçla homojenizasyon işlemi, üretimde kullanılacak sütten elde edilen yaklaşık % yağlı kremaya tatbik edilir; ısıtma işleminden önce krema elde edildiği sütle karıştırılır.  Homojenizasyon işlemi, sıcaklığı 55 °C olan süte, tercihen kremaya, genellikle tek aşamalı homojenizatörlerde kgf/cm2, çift aşamalı homojenizatörlerde ikinci aşamada kgf/cm2 basınç tatbik edilerek yapılır.

28  Peynir yapımında kullanılacak sütün, mikrobiyel kalitesi ve peynirin yapımı esnasında istenmeyen saprofit ve patojen mikroorganizmalarla kontaminasyonu, peynirin kalitesini önemli ölçüde etkiler. Bu bakımdan süte, peynirin kalitesini olumsuz yönde etkileyen veya tüketici için tehlike arz eden mikroorganizmaları veya enzimlerini tahrip etmek için ısı işlemleri uygulanır. Isı işlemiyle, sütün bakteriyolojik kalitesinin kısmen standardizasyonu sağlanır. Ancak işlemle, peynir yapımı için sütte normal olarak bulunan faydalı birçok bakteri (örn., laktik asit bakterisi) ve enzim (örn., lipaz) tahrip olur.

29  Isı işlemi uygulanmamış sütten yapılan peynirin daha iyi lezzet ve aromaya sahip olduğu genellikle kabul edilir. Ancak çiğ sütün kalitesi, çoğu kez peynir yapımı için elverişli olmadığından süte ısı işlemi uygulanmasından kaçınılmaz. Sütte mevcut istenmeyen saprofit mikroorganizmaları ve enzimleri, hiç değilse kısmen (% 95 oranında) ortadan kaldırıcı önlem ve yollara başvurulmadığında, bu organizmalar yapımın türlü safhalarında üreyerek, peynirin kalitesinin düşmesine ve tüketici sağlığı için tehlike arz etmesine neden olabilirler.

30  Bu bakımdan iyi kaliteli peynir elde etmek için diğer bazı önlemlere (örn., üretimde iyi kaliteli çiğ süt kullanması, hijyenik koşulların sağlanması, etkin bir paketleme sisteminin uygulanması) ilaveten, süte etkin bir ısı işleminin uygulanmasına da başvurulur.  İyi kaliteli peynirin elde edilmesi başlıca sütün biyolojik durumunun kontrol edilmesine bağlı olduğundan, gelişmiş ülkelerde peynir yapılacak süte yaygın olarak ısı işlemi uygulanır.

31  Peynir üretiminde süte başlıca;  ani (75-95 °C'de tutmaksızın),  yüksek ısı-kısa zaman (71-75 °C'de sn) veya,  düşük ısı-uzun zaman (61-65 °C'de dk)

32 Peynir Yapılacak Süte Uygulanan Isı İşleminden Sağlanan Faydalar Randıman ortalama % oranında artar Yapım bir ölçüde standartlaşır Arzu edilmeyen organizmaların çoğu tahrip olur Kalitenin bir ölçüde yeknesak olması mümkün olur

33 Peynir Yapılacak Süte Uygulanan Isı İşleminin Mahsurları Gerekli olgunlaşma süresi uzar Arzu edilen mikroorganizmaların çoğu tahrip olur Düşük kaliteli sütün kullanımını teşvik eder Pıhtı gevşek olur Yapım masrafları artar

34 Peynir Yapımında Süte Uygulanan Isı İşleminin Sütün Mikrobiyel Florasına ve Bazı Unsurlarına Etkisi BakteriBacillus ve Clostridium sporları, Micrococcus türlerinin çoğu, Fekal streptokoklar ve bakteriyofajlar canlı kalır Patojen bakteri ve viruslar tahrip olur EnzimAsit fosfataz, ksantin oksidaz, peroksidaz, - amilaz, proteaz ve bakteri lipazları etkilenmez KalsiyumKalsiyum iyon konsantrasyonu azalabilir Serum proteinleriDenature olmaya başlar Denature -laktoglobulin ve kazein etkileşir İnhibitör MaddelerAntibiyotikler, lisozim, laktenin2 etkilenmez Laktenin1 tahrip olur

35  Süte uygulanacak ısı işleminden arzu edilen yararın sağlanması, büyük ölçüde sütün kontaminasyonunun önlenmesine bağlıdır. Bu bakımdan tüm üretim aşamalarında mikrobiyel kontaminasyonu asgari düzeyde tutacak hijyenik önlemlerin alınmasına özen gösterilmelidir.

36  Çeşitli faydalarından ötürü, süte uygulanan pastörizasyon işlemi, mevcudiyeti arzu edilen mikroorganizmaların da çoğunun tahrip olmasına neden olur. Bu bakımdan pastörizasyon işleminden sonra, standart ve iyi kaliteli peynir elde etmek için belirli mikroorganizmaların koagulum parçacıklarını içermeyen saf veya karışık kültürleri (pH~6.35), °C'deki süte % oranında katılır; kültürün bakteriyofajlardan etkilenmesini asgari düzeyde tutmak için karışım, kültürün optimum gelişme ısısında (25-35 °C), kısa bir süre (10-30 dk) bekletilir. Bu süre, sütün bileşimine ve asiditesine, yapımda uygulanacak işlemlere ve elde edilecek peynir tipinin bazı niteliklerine (örn., asidite, rutubet) bağlı olarak farklılık gösterir.

37  Bu sürenin uzun, kültür miktarının fazla olması, peynirde lezzetin ekşi ve yapının da sıkı olmasına yol açar; ayrıca pH'nın hızlı azalmasına, dolayısıyla pıhtının karıştırılması ve baskılama işlemi sırasında peynir altı suyunun hızlı süzülmesine, neden olur. Çünkü düşük pH'da kazeinin, su moleküllerini bağlayan negatif yüklü grupları hidrojen iyonları ile nötralize olacağından, su bağlama kapasitesi azalır. Diğer taraftan asiditenin çok az olması, istenmeyen mikroorganizmaların gelişmesine imkan vereceğinden lezzet kusurlarına neden olabilir.

38  Starter kültürdeki mikroorganizmalar, peynir yapımının bütün safhalarında önemli rol oynarlar. Daha açık bir deyişle, kültürler laktozu parçalayarak sütün orijinal asiditesini, laktik asit cinsinden % oranında artırarak asiditeyi yaklaşık % 0.22'ye yükseltir; böylece sütün rennetle daha iyi koagule olmasını sağlar. Kültürler, ayrıca ısıtma işlemi esnasında tahrip olmayan ve/veya ısı işleminden sonra bulaşan bazı zararlı mikroorganizmaların gelişmelerini kısıtlar ve olgunlaşma için uygun ortamı oluşturur.

39  Peynir yapımında starter olarak en yaygın kullanılan mikroorganizmalar Lactococcus, Streptococcus, Pediococcus, Leuconostoc ve Lactobacillus soylarında, diğer bir ifadeyle laktik asit bakterisi grubunda, bulunan belirli bir veya daha fazla türlerin seçilmiş ve kontrollü koşullar altında geliştirilmiş kültürleridir

40 Peynir Üretiminde Süte Starter Kültürlerinin Katılmasıyla Sağlanan Başlıca Faydalar Rennet ile pıhtılaşmayı çabuklaştırır, pıhtıyı sertleştirir Pıhtıdan peynir suyunun çıkmasını kolaylaştırır Arzu edilmeyen mikroorganizmaların gelişmesini sınırlar Peynirin lezzetini ve tekstürünü düzeltir

41  Pıhtısı 40 °C ve altında pişirilen peynir çeşitleri için mezofilik, telemesi yüksek ısıda pişirilen peynirler içinde termofilik laktik asit bakterileri kullanılır. Aroma bakterileri (L. lactis subsp. lactis serovar. diacetylactis, L. mesenteroides subsp. cremoris) laktoz ve sitrik asidi parçalayarak, laktik asit, asetik asit ve diasetile ilave olarak, oluşturdukları karbondioksitle de bazı peynirlerin (örn., edam, gouda) kendilerine özgü gözeneklere sahip olmasında önemli rol oynarlar.

42  Ancak kültürde aroma bakterilerinin fazla olması, gözeneklerin çok fazla, ufak ve düzensiz olmasına neden olur. Bazı peynirlerin (örn., emmental) yapımında yararlanılan propiyonik asit bakteri kültürleri, laktattan (laktik asit tuzlarından) propionik asit, asetik asit ve karbondioksit oluşturarak, ürüne arzu edilen görünüm ve lezzeti kazandırırlar. Bu kültürlerin gelişmeleri düşük tuz konsantrasyonu ile yüksek pH'da ve olgunlaşma ısısında hızlanır.

43  Küflü peynirlerin üretiminde kültive edilmiş küflerden yararlanılır. Bu amaçla mavi küflü ve mavi damarlı peynirler için Penicillium roqueforti, beyaz küflü peynirler için de Penicullium candidum ve Penicillium camemberti kullanılır. Küfler, peynire karakteristik görünümü yanı sıra oluşturdukları protein ve yağı parçalayan enzimleriyle lezzet ve konsistensini de kazandırır.

44  Peynir yapımında süte veya pıhtıya, bazen starter kültürü ve rennet dışında, bazı katkı maddeleri (örn., kalsiyum klorür, potasyum veya sodyum nitrat, renk maddeleri) ilave edilir. Ancak süte katkı maddelerinin ayrı ayrı katılmaları ve sütle iyi karışmaları sağlanmalıdır. Katkı maddelerinin bir kısmının kullanımına bazı ülkelerde müsaade edilmemektedir.

45  Sütün rennetle arzulanan pıhtılaşma düzeyi, sütteki kalsiyum miktarına ve dağılım şekilleri arasındaki dengeye bağlıdır. Sütte çözünmüş, koloidal ve kompleks halde bulunan kalsiyumun aralarındaki dağılım dengesinin bozulması (örn., süte uygulanan ısıtma ve soğutma işlemleri) veya eksikliği halinde rennetin etkisiyle oluşan pıhtı gevşek olur. Buna bağlı olarak pıhtının kesilmesi sırasında daha ufak pıhtı parçacıkları teşekkül eder, peynir altı suyuyla yağ ve protein kaybı artar.

46  Dolayısıyla randıman düşer ve süzülen pıhtı yeterince kaynaşmaz. Ayrıca telemede kalan fazla peynir altı suyu, laktozun zamanla fermentasyonu sonucu, peynirin ekşi lezzette olmasına sebep olur. Sütte kalsiyum iyon konsantrasyonunun azlığından (örn., süte aşırı ısı işleminin uygulanması*) ve bazı bitkisel ve mikrobiyel pıhtılaştırıcı maddelerin kullanılmasından kaynaklanan bu durumu önlemek, diğer bir ifadeylekazein misellerinin büyüklüğünü artırmak, için uygulamada genellikle süte % oranında (100 kg süte 5-20 g veya doymuş- yaklaşık % 40 oranında içeren- solüsyondan 8-33 ml) kalsiyum klorür ilave edilir.

47  Böylece normal inek sütünde % düzeyinde bulunan kalsiyum miktarı, % 0.02 oranında kalsiyum tuzu ilave edilerek maksimum pıhtılaşma için gerekli olan düzeye (% 0.143) çıkarılır. Diğer bir ifadeyle, kazein varyantlarının kalsiyum köprüleriyle bağlanması ve hidrojen fosfatla birleşerek hidrojen iyonlarının artması sağlanarak sütün rennetle pıhtılaşma etkinliği artırılır. Pıhtının daha sıkı olması istendiğinde, süte kalsiyum klorür ilavesinden önce % 1-2 oranında (1 kg süte g) disodyum fosfat ilave edilir. Kalsiyum klorür fazla katılması halinde pıhtı çok sert olur ve işlenmesinde zorluklarla karşılaşılabilinir. Ayrıca peynirde acı bir tat ve protein depozitleri oluşur. Bu bakımdan süte ilave edilecek kalsiyum klorür miktarının kontrolü ve dağılımının sağlanması gerekir.

48  Pastörizasyon ve/veya starter ilavesinden belirli bir süre sonra sütten peynirin ham maddesini oluşturan telemenin elde edilmesi için sütün pıhtılaştırılması gerekir. Süt, genellikle asit veya enzim (örn., bitkisel ve bazı hayvanların midelerinden elde edilen ekstraktlar) ile pıhtılaştırılır. Sütün pıhtılaştırılması peynir yapımında temel işlemdir. Her iki işlemle sütte kazein çözünmez duruma geçerek parçalanmayan bir ağ örgüsü meydana getirir. Pıhtılaşma iki metotta farklı şekilde oluşur. Enzimle oluşan pıhtı sıkı ve elastikidir; oysa asitle oluşan pıhtı gevşektir. Pıhtılaşma sırasında sütün unsurları üç boyutlu kazein ağ örgüsünde tutulur; koagulum büzüldüğünde su ve suda çözünen unsurlar sızar, yağ ve bakteriler kazeinin ağ örgüsünde kalır. Peynir altı suyunun pıhtıdan ayrılması, parçalama, ısıtma ve asitleşme ile hızlanır.

49  Sütün asitle pıhtılaştırılması bazı peynirleri (örn., çökelek) elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Süt, doğrudan sirke veya limon suyu ile ya da genellikle asetik asit veya laktik asitle pıhtılaştırılır.  Asit ilavesiyle kazeinde pıhtılaşma pH 'de başlar ve kazeinin izoelektrik noktasında (pH 4.6) tamamlanır. Pıhtılaşma sütün ısısına ve tuz dengesine bağlıdır. Sütün ısısı yükseldikçe pıhtılaştığı asidite azalır. Sözgelimi, laktik asit cinsinden % 0.25 ve % 0.35 asiditeye sahip sütün pıhtılaşması, sırasıyla yaklaşık 82 °C ve 65 °C'de vuku bulur.

50  Pıhtılaşmanın başlamasıyla (pH 5.3'de) kazein misellerinden kalsiyum ve fosfat ayrılır ve çözünür duruma geçer; kazeinin stabilitesi bozulur ve kazein miselleri birbiriyle bağlanarak pıhtıyı oluşturur. Serbest hale geçen kalsiyum da başlıca laktik asitle birleşerek kalsiyum laktatı oluşturur. Süte kalsiyum klorür ilavesi, mevcut kalsiyum iyon konsantrasyonunu artırarak kazein misellerinin asitle kümeleşmesini artırır ve pıhtının sıkı oluşmasını sağlar.  Asitle peynir pıhtısını oluşturmak amacıyla uygulamada laktik asit oluşturan değişik bileşimdeki laktik asit bakterilerini içeren starter kültürlerinden yararlanılmaktadır.

51  Enzimle pıhtılaşma, proteolitik enzimle sütteki bazı proteinlerin parçalanarak çözünmez hale getirilen, aynı zamanda sütün diğer unsurlarını da içeren, pıhtı kütlesinin oluşumu olarak bilinir.  Peynir yapımında genellikle bitki ve hayvan kaynaklı pıhtılaştırıcılardan yararlanılır. Son yıllarda bazı bakteri ve mantarlardan elde edilen enzimlerin sınırlı da olsa kullanma imkanları araştırılmaktadır.

52  Pıhtılaşma sırasında, sütün unsurları birbirleriyle çok karışık bir sistem içinde, reaksiyona girer. Enzim, kalsiyum iyonlarının mevcudiyetinde kazeini etkileyerek sütün geri kalan unsurlarını da tutan pıhtıyı oluşturur. Daha sonraki işlemlerle pıhtı, rutubet oranı azaltılarak, peynir telemesine dönüştürülür.  Enzimle yüksek ( ) pH değerinde oluşan pıhtı, asitle pH 'da oluşanın aksine, daha yumuşak, düzgün ve elastiki tekstürdedir.

53  Pıhtının tipi, kullanılan enzime; sütün tuz dengesine, pH değerine, unsurlarının oranına; kazeinin bileşimine bağlıdır. Enzimle bir kez parçalanan kazein, doğal şekli kadar pıhtılaşmaz. Sütü pıhtılaştıran enzimlerin proteolitik etkisi, peynirin olgunlaşması yönünden önemlidir.

54  Rennet : Tabiatta başlıca sütle beslenen buzağıların şirdeninden (abomasum) ilk defa Danimarka'da 1870'de Hansen tarafından elde edilen ham ekstrakt (hülasa), rennet (peynir mayası) olarak bilinir. Rennet peynir yapımında önemli bir yere sahiptir ve halen yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

55 Peynir Yapımında Kullanılan Başlıca Pıhtılaştırıcılar HayvansalMikrobiyel Sığır rennetiMantar ekstraktı Sığır pepsiniBakteri ekstraktı Domuz pepsiniBuzağı renneti+mantar ekstraktı Buzağı renneti+sığır pepsini* Buzağı renneti+bakteri ekstraktı Buzağı renneti+domuz pepsini* Mantar ekstraktı+pepsin

56  Rennet başlıca buzağılardan, kısmen de oğlak, kuzu, manda ve domuzdan elde edilmektedir. Ruminantlardan elde edilen rennetteki enzimlerin, yani rennin ve pepsinin oranı, hayvanın yaşı ve yemine bağlı olarak değişir. Sütle beslenen buzağılardan elde edilen rennet ekstraktı, % oranında rennin (kimosin), % oranında da pepsin içerir; oysa daha yaşlı olanlardan elde edilende % pepsin, % 6-10 rennin bulunur. Kuzu ve buzağılardan elde edilen rennet, özellikle İtalya ve Yunanistan'da, lipolitik aktiviteden kaynaklanan belirgin bir lezzet oluşumu arzu edilen bazı peynirlerin yapımında tercih edilmektedir.

57  Steril rennet üretiminde alkol, gliserol ve iyot'tan yararlanılmaktadır. Enzim, °C'de tahrip olduğundan, üretimde ısı işlemine başvurulmaz. Tuz oranı % 17-24, pH'sı 5.5 olan ve benzoik asit içeren rennet ekstraktları proteolitik bakterilerden ileri gelen bozulmaya karşı oldukça dayanıklıdır. Rennet ışıksız ve soğuk ortamda muhafaza edilmelidir. Bu şartlarda bile buzağılardan elde edilen rennet, üretimden sonraki birkaç hafta içinde ve her ay sütü pıhtılaştırma gücünü (aktivitesini) yaklaşık % oranında yitirir.

58 Kuvveti sabit olmalı Kolay saklanabilmeli Arzu edilmeyen organizmaları içermemeli Diğer enzimler bulunmamalı

59  Bayat peynir mayaları, koyu kahverengi, bulanık ve tiksindirici bir kokuya sahip olmakla taze olanlarından ayırt edilebilirler.  Süte katılacak rennet miktarı, yapım tekniğine, diğer bir ifadeyle sütün ısısı ve asiditesinin de etkili olduğu pıhtılaşma süresine ve ayrıca rennetin gücü ile kullanılacak sütün miktarına bağlıdır. Ancak uygulamada genellikle 100 kg süte standart rennetten ml katılır.

60  Koagülasyon süresi rennet miktarıyla ters orantılıdır. Sözgelimi, rennetin iki misli ilavesiyle koagulasyon süresi yarıya iner. Fazla miktarda rennetin kullanılması durumunda, oldukça fazla miktarda acı tatta peptitler oluşacağından, peynirde acı lezzet oluşum riski artar. Pıhtılaşma süresinin uzaması, mevcut laktik asit bakterilerinin aktivitelerinden dolayı, normalden fazla asit oluşumuna yol açabilir. Pıhtının oluşum süresinde ısı önemli bir faktördür.

61 Değişik Sıcaklıklarda Rennetle Oluşan Pıhtının Başlıca Nitelikleri Sütün Sıcaklığı (°C)Pıhtının Niteliği < 20Pıhtının oluşumu çok yavaş 21-27Yumuşak, jel benzeri 30Sıkı; kesildiğinde düzgün parçalanır, ufalanmaz 33-36Sert, elastiki; kesildiğinde peynir altı suyu yavaş sızar > 50Pıhtının oluşumu çok yavaş

62  Uygulamada pıhtılaştırma gücü farklı rennetler elde edilerek tüketime sunulmaktadır. Gücü farklı rennetler, değişik peynir pıhtısının oluşumuna yol açar. Bu bakımdan kullanılacak rennetin sütü pıhtılaştırma gücünün bilinmesi uygulamada ayrı bir önem taşır. Daha açık bir ifadeyle, rennet aktivitesi, "bir gram rennetin 40 dakika (2400 sn) içinde 35 °C sıcaklıkta pıhtılaştırabileceği ml süt* miktarıdır". Standart sıvı rennetin  aktivitesi genellikle 'dir Kullanılacak rennet miktarı, aşağıda belirtilen örnek dikkate alınarak hesaplanır.

63  Rennet, kullanılmadan en fazla beş dakika önce en az on en fazla yirmi misli iyi kaliteli (klor içermeyen ve sertliği az) soğuk suyla seyreltildikten sonra, yavaşça teknede iyice karıştırılmış süte bir uçtan diğer uca kadar ilave edilir ve 2-5 dakika karıştırılır. Böylece rennetin, süt içinde daha hızlı ve homojen bir şekilde dağılması sağlanır. Karıştırma işleminin yetersiz olması, sütün yüzeyinde yağın toplanmasına sebep olur.

64  Bu durum, pıhtının kesilmesi sırasında, yağın peynir altı suyuna geçmesine ve dolayısıyla yağ kaybına yol açar. Rennet ilavesinden sonra karıştırma işleminin şiddetli ve uzun süre yapılması da oluşmaya başlayan pıhtının parçalanmasına, diğer bir ifadeyle pıhtıdan peynir altı suyunun çabuk çıkmasına, pıhtının birleşmesinin önlenmesine ve peynir altı suyu ile yağ kaybına sebep olur.

65  Sütün rennet ile muamelesi sonucu oluşan pıhtı (koagulum) iki ayrı reaksiyon sonucu meydana gelir.  kapa-kazeinin rennin ile parçalanması  Kazein fraksiyonlarının kalsiyum iyonlarıyla pıhtılaşması

66  Rennetin etkisiyle 169 amino asitten ibaret olan kapa-kazein molekülünün, 105. (fenilalanin) ve 106. (metionin) amino asitler arasındaki bağ parçalanır. Bu bağın enzime duyarlılığı, etrafındaki amino asit sıralaması ile yakından ilgilidir.

67  Kapa-kazein moleküllerinin 2/3'ü kalsiyuma duyarlı para-kapa kazeine, geri kalan kısmı da, diğer bir deyişle C-ucundaki rezidüler, çözünür kapa- kazeinogliko peptide ( kazeino- makropeptide ) ayrılır. kapa-kazein ve fraksiyonları (para-k-kazein ve kazeino makropeptid) farklı özelliklere sahiptir

68  Rennetin etkisiyle oluşan kapa-kazein parçacıkları, alfa s-kazeini stabilize edemediklerinden kalsiyum iyonlarının mevcudiyetinde tüm kompleks (para-kazeinat) koagüle olarak peynir pıhtısını oluşturur. Daha açık bir ifadeyle, para-kazeinat molekülleri (alfas-, para-kapa -ve beta- kazeinler) kalsiyum bağları ile birleşerek düzensiz uzun kümeler oluştururlar.

69  Bu kümeler, birkaç mikrometre çapında gözenekleri içeren üç boyutlu ağ örgüsü oluşturarak, başlangıçta çok yumuşak ve gevşek yapıda olan, pıhtıyı meydana getirir. Pıhtının teşekkülü sırasında kazein miselleri arasında bağlar oluşur ve pıhtı daha sıkı bir yapı kazanır; pıhtıdan serum dışarı sızar. Uygulamada bu durum (sinerezis), pıhtıya dış basınç uygulaması veya parçalamayla artırılır.

70  Pıhtıda, kazeinin yanı sıra, kısmen sütün diğer bazı unsurları da bulunur. Pıhtıda yağ globüllerinin yaklaşık % 92'si (88-95) kazein ağının matriksinde kısmen fiziksel olarak, kısmen de yağ globül membranının proteinle yaptığı gevşek bağlarla tutulu vaziyette bulunur. Pıhtıda tutulan serum proteinleri peynirin tekstürünün bir kısmını oluşturur ve peynirde lezzetin oluşumunda amino asit kaynağı olarak rol oynar. Serumda çözünmüş olarak bulunan kapa-kazeinogliko peptit de içerdiği karbonhidratlarla (örn., galaktoz) ileri safhalarda bakteriyel üremeye yardımcı olur.

71  Sütten kaynaklanan bazı durumlarda pıhtılaşma yavaş olur. Bu durum, genellikle sütün tuz dengesiyle yakından ilgilidir. Sütte kalsiyum miktarının az, kazein misellerinin de ufak olması pıhtılaşmanın yavaş olmasının başlıca sebebidir. Sütte, özellikle soğukta muhafaza edilenlerde lipolitik organizmaların etkisiyle, oluşan bir kısım serbest yağ asitleri (örn., oleik asit), kalsiyumla birleşerek serbest kalsiyum miktarının azalmasına yol açar; ayrıca renninin etki ettiği bağda kazein kompleksiyle birleşerek pıhtının teşekkülünü zorlaştırır.

72  Kalsiyum-para-kazeinat pıhtısının oluşumu, sütteki tuzların (özellikle kalsiyumun) dağılımı, sütün kapa-kazein miktarı, ısısı ve pH değeri ile yakından ilgilidir. Sütün ısıtılmasıyla (örn., 41 °C'de) çözünmüş durumdaki kalsiyum fosfat, yuvarlak kazein misel partikülleriyle birleşerek kolloidal duruma geçer ve kazein misellerinin büyüklüğünü artırarak, pıhtının oluşumunu olumlu yönde etkiler.

73  Sütün 74 °C'un üzerinde ısıtılması durumunda ise kalsiyum iyonları fosfat iyonları ile birleşerek çökmüş olacağından, pıhtılaşmada önemli rol oynayan kalsiyum iyon konsantrasyonu azalır ve pıhtı yumuşak olur. Serum proteinlerinin denaturasyonuna sebep olan ısı işlemleri, sütün rennet ile pıhtılaşma süresinin uzamasına, pıhtının gevşek olmasına ve pıhtıdan serumun çıkmasının azalmasına yol açar.

74  Çünkü ısı işlemiyle denature olan serum proteini (örn., -laktoglobulin), kapa-kazeinle birleşerek, kapa-kazeindeki fenilalanin-metionin bağının rennine duyarlılığını azaltır. Diğer taraftan - laktoglobulin ve diğer birçok serum proteinleri kazein miselleri ile birleştiğinden, pıhtılaşma durumunda, peynir randımanı artar. Çok etkin ısı işlemleri (örn., 90 °C/30 dk) sütün pıhtılaşmasını önler. Ayrıca ısı işlemi uygulanmış süt, rennet ilavesinden önce, uzun süre bekletilirse ve düşük ısıda muhafaza edilirse sütün rennetle pıhtılaşma süresi uzar.

75  Sütün soğukta (örn., 4 °C'de) muhafazası sırasında, sabit pH'da, kazeinin suyu reddetme özelliği zayıflar, kazeinin bir kısmı, özellikle beta- kazeindeki kalsiyum fosfat ayrılarak çözünür duruma geçer; kazein miselleri dağılır ve büyüklüğü azalır. Bu nedenle böyle durumlarda süte yaklaşık % oranında kalsiyum klorür katılması, misellerde kalsiyum fosfat bağlarını artırarak, misellerin büyümesini ve dolayısıyla pıhtının arzu edilen sıkılıkta oluşumunu sağlar. Süte katılan bazı tuzlar (örn., sodyum klorür), misellerdeki kalsiyum fosfatı azaltarak ortamın iyonik kuvvetinin artmasına ve böylece misellerin dengesinin bozulmasına ve misellerin pıhtılaşmasına yol açar.

76 Pıhtının Tam Oluşumunu Sağlayan veya Sertliğini Artıran Başlıca Faktörler  Süte katılan rennet miktarının % 0.31'e kadar artırılması  Sütün ısısının 41 °C'e kadar yükseltilmesi  Kalsiyum klorürün en fazla % 0.03'e kadar ilave edilmesi  Sütün yağ oranının azaltılması  Sütün pH değerinin 5.8'e kadar azaltılması  Sütte proteolizis ve lipolizisin olmaması  Pıhtıda tutulan serum proteinleri miktarının az olması  Sütün suyla seyreltilmemesi  Etkin pıhtılaştırıcının kullanımı

77  Pıhtının tam oluşumu, pıhtının içine sokulan işaret parmağının biraz bükülerek yukarıya doğru kaldırılması ve üstüne baş parmakla basılması sonucu, pıhtının parçalanmadan ve parmağa bulaşmadan muntazam (düzgün) bir şekilde yarılması ve yarığın alt kısmında berrak yeşilimsi peynir suyunun gözlemlenmesiyle anlaşılır.

78  Pıhtılaşma süresi geçmiş ise pıhtı serttir ve ayrılmadan sonra açık yeşil renkte bir su salar. Pıhtılaşmanın henüz tamamlanmadığı durumda ise pıhtı yumuşak (sütümsü jel tarzında) ve yarılan kısım düzensiz ve parçalıdır; parmağa süt bulaşır. Süte ilave edilen rennetin, yaklaşık % 30'u pıhtıda, % 5-8'i peynirde kalır. Pıhtının oluşumundan sonra rennetin alfa-ve beta- kazeinin kısmen proteolizisiyle sonuçlanan aktivitesi başlar.

79 Pıhtının Geç ve Gevşek Oluşmasına Neden Olan Belli Başlı Faktörler  Yetersiz miktarda ve gücü az rennetin kullanılması  Sütün ısısının düşük veya yüksek olması  Süte yüksek ısı işleminin uygulanması  Anormal sütün kullanılması

80  Pepsin : Pepsin, genellikle buzağılardan elde edilen rennette ve altı aylıktan büyük sığırların da mide sıvısında bulunan doğal proteolitik bir enzimdir. Ticari rennette daima bir miktar bulunur. Enzimin pıhtılaştırma aktivitesinin proteolitik aktivitesine oranı, elde edildiği türlere ve buzağı renninine göre farklılık gösterir.  Sığır pepsini, rennine benzer etkiye sahiptir; ancak rennine göre, optimum pH'sı daha azdır, kolostrumun immünglobülinlerini hidrolize eder ve sütü daha uzun sürede pıhtılaştırır. Pepsinin proteolitik etkisi, rennete göre, biraz daha azdır. Peynir altı suyuna geçen pepsin ısı işlemleriyle kolayca parçalanır. Bu bakımdan pepsin içeren peynir altı suyunun, bazı ürünlerin (örn., dondurma, yoğurt) yapımında kullanılması bir mahsur teşkil etmez.  Tavukların kursaklarından elde edilen pepsin, bazı ülkelerde (örn., İsrail) rennete alternatif olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

81  Bitkisel Kökenli Pıhtılastırıcılar  Bitkilerden elde edilen bazı ekstraktlar (Çizelge 6.23) sütü pıhtılaştırma özelliğine sahiptir. Bunların bir kısmı (örn., papain- Carica papaya; bromelin-Ananas sativa; ricin-Ricinus communis) kuvvetli proteolitiktir; bazıları da (örn., güvey otu, nane ve biberiye, kuzukulağı) sütü enzimatik etki göstermeksizin pıhtılaştırır.

82  Mikrobiyel Kökenli Pıhtılastırıcılar  Dünya'da rennet üretiminin yetersiz olması, bilim adamlarını alternatif maddeleri araştırmaya yöneltti. Bu bağlamda bakteri ve mantar kaynaklı sütü pıhtılaştıran proteolitik enzimler üzerinde de yoğun incelemeler yapıldı.  Mikrobiyel kökenli pıhtılaştırıcıların etkileri elde edildikleri suşa bağlıdır. Bu bakımdan kullanımları yaygın değildir ve tartışma konusudur. Kullanımları, ancak peynir çeşidinde ayrıntılı denendikten sonra mümkün olabilmektedir. Bazıları, yumuşak veya olgunlaştırılmadan tüketilen sert peynirler için elverişli bulunmuştur. Bir kısmı da pepsinle birlikte karışım halinde kullanılmaktadır.

83  Pıhtının İşlenmesi  Pıhtının Kesilmesi  Pıhtının kesilme zamanı, uygulamada genellikle süte rennet ilavesinden sonra, ilk pıhtılaşmanın gözlemlendiği ana kadar geçen sürenin üç ile çarpılmasıyla belirlenir. Diğer bir ifadeyle pıhtı tam oluştuğunda, peynir yapım tekniğine bağlı olarak süte rennet ilavesinden dk sonra, kesilir. Pıhtının kesilmesinden amaç, sıvının (peynir altı suyu) dışarı çıkmasını hızlandırmak (sinerezis) ve pıhtıya istenilen şeklin verilmesini sağlamaktır. Kesim işlemiyle, pıhtı özel (5-18 mm aralıklı 76 cm uzunluğunda) keskin bıçaklarla veya ince telle manüel olarak veya döner bıçaklarla mekanik olarak ufak parçalara ayrılır. Pıhtı parçacıklarının büyüklüğü, peynir altı suyunun süzülmesini, diğer bir ifadeyle peynirin rutubet miktarını etkiler ve peynir tipine göre farklılık gösterir.

84  yüksek oranda rutubet içeren peynirler için pıhtı büyük (örn., kenarları cm) parçalara, rutubet oranı düşük olanlar ile telemenin yüksek derecede ısıtılması gereken durumlarda da pıhtı ufak parçalara ayrılır. Telemedeki rutubetin çoğu kazeine, bir kısmı da yağ globüllerine bağlı bulunur. Ufak yağ globüllerini içeren (örn., homojenize edilmiş laktasyon sonu Frisiesian ırkı) sütten yapılan peynirde, yağ globüllerinin nispi yüzey alanlarının fazla olmasından dolayı, fazla rutubet tutulur. Sütteki bakterilerin önemli bir kısmı (yaklaşık % 90'ı) pıhtı parçacıklarında yoğunlaşır.

85  Peynir altı suyunun pıhtıdan ayrılma düzeyi, pıhtı parçacıklarının küçük, pH'nın düşük ve uygulanan basıncın fazla olması durumunda artar. Pıhtının kesilmesi, peynir altı suyunun, çıkacağı yüzey alanını genişletir ve çıkma mesafesini azaltır. Ayrıca teknedeki işlemler sırasında asit oluşumu ve ısı uygulaması, kazeinin su tutma kapasitesini azaltarak pıhtı parçacıklarının büzülmesini kolaylaştırır. Öte yandan misellerde kalsiyum fosfat miktarının fazla olması ve süte fazla kalsiyum klorür ilavesi, peynir altı suyunun pıhtıdan ayrılma düzeyinin azalmasına; ısının 18 °C'un altında olması da durmasına sebep olur. Pıhtı parçacıkları, yüzeylerinin serbest, ısının da sabit olmasını sağlamak için sık sık karıştırılır. Pıhtı parçacıkları, elverişli şartlarda (örn., yaklaşık 35 °C'de, pH 5.2'de), orijinal hacminin 1:15 oranında büzülür.

86  Pıhtı Parçacıklarının Isıtılması ve Süzülmesi  Kesilen pıhtı parçaları, genellikle teknede kesme işleminde kullanılan alet(ler)e takılan karıştırıcılarla peynir altı suyunda dibe çökmelerini önlemek için, yavaş ve dikkatli bir şekilde kısa bir süre (10-15 dk) karıştırılır. Böylece pıhtı parçalarının sıkı bir yapıya sahip olmaları ve süzülme işlemi sırasında parçalanmaları önlenir.  Pıhtı kesildiği zaman yumuşaktır. Pıhtı parçacıklarının yüzeyleri açıktır. Pıhtı parçacıklarının özenle karıştırılması, parçacıkların ezilmesini ve yağ kaybını önler. Pıhtı parçacıkları hafif kabuk bağladıktan sonra karıştırma işlemi hızlandırılır.

87  Pıhtı parçacıklarına uygulanan ısı işlemi, peynir tipine göre farklılık gösteren peynir altı suyunun asiditesi dikkate alınarak yönlendirilir.  İşlemin hızlı yapılması, pıhtı parçacıklarının yüzeylerinin büzülmesine ve dolayısıyla parçacıklarda rutubetin tutulmasına, diğer bir ifadeyle peynirin yüksek asiditeli ve ufalanabilir bir yapıda olmasına yol açar. Bu bakımdan ısıtma işleminin başlangıçta yavaş ve dikkatli yapılması gerekir. Daha sonra karıştırma işlemi hızlandırılarak pıhtı parçacıklarının dipte toplanması ve ezilmesi önlenir. Bazı peynirlerin yapımında ürüne kendine özgü aromayı vermek için oldukça uzun süren karıştırma işlemleri uygulanır. Pıhtı parçacıklarının uzun süre, özellikle yüksek ısıda, karıştırılması süzülme işlemiyle besin unsurlarındaki kaybı azaltır; ancak bu şekilde elde edilen telemenin kendi ağırlığıyla süzülmesi, yüzeyinin düzgün olmamasına neden olur. 

88  Telemenin Tuzlanması  Süzülen pıhtı, taze tüketilen peynire işlenecekler dışında, ya küçük parçalara ayrıldıktan ya da kalıplandıktan sonra temiz, suda kolay ve tamamen eriyen sodyum klorür (tuz, sofra tuzu) ile tuzlanır.  Tuzlama işlemiyle peynirin, tipine bağlı olarak % (genellikle % ) oranında tuz ihtiva etmesi sağlanır. Genelde aşırı belirgin bir tada sahip peynirler (örn., küflü peynirler) diğerlerine göre daha fazla tuz içerirler.

89  Tuzlama işlemiyle, telemede asidite oluşumu kısıtlanır; diğer bir ifadeyle tuzlamadan sonra telemenin pH değerinin düşmesi sınırlandırılır.  Mikroorganizmaların tuza toleransları, önemli ölçüde türe göre değişir. Tuz, bazı bakterilerin gelişmesini sınırlarken bazılarını da hızlandırır. Sözgelimi, laktik asit oluşturan bakterilerin aktivitesi, % 5 ve üzerindeki tuz konsantrasyonlarında, yani rutubet oranı % 40 olan peynirin % 2 veya daha fazla tuz ihtiva etmesi durumunda, inhibe olur; buna karşın koliform grubu bakteriler % 12'e varan sodyum klorür çözeltilerinde bile gelişebilirler.  Bütirik asit bakterileri ve sporları sodyum klorüre oldukça duyarlıdır, gelişmeleri hidrojen iyonları, sodyum klorür ve nitrit arasındaki reaksiyonlarla inhibe olur. Bu sebeple tuz, telemede farklı floranın gelişmesine imkan verir; peynirde de gaz oluşumu üzerine etkili bir maddedir

90 Telemenin Tuzlanmasıyla Sağlanan Faydalar  Peynire tat verir  Peynirin tekstürünü düzeltir  Süzülmeyi tamamlar  Bazı istenmeyen organizmaların gelişmelerini engeller  Olgunlaşmayı düzene sokar

91  Tuzlama işlemi, yapılacak peynir çeşidine göre değişik şekil, süre ve oranda yapılır. İşlem, başlıca erken tuzlama olarak bilinen teleme-peynir altı suyu karışımına veya telemeye tuz serpme metotları ile geç tuzlama olarak bilinen peynir parçalarını salamuraya koyma veya kuru tuzla ovuşturma metotlarından biriyle yapılır.  Erken tuzlama (ilk iki) metodunda, laktik asit fermentasyonundan önce tuzlama yapıldığından, tuzun asit oluşumu üzerine etkisi daha fazladır. İleri ülkelerde genellikle erken ve geç tuzlama metotlarının kombinasyonları kullanılmaktadır.

92  Teleme-peynir altı suyu karışımına tuz ilavesi metodunda tuz, peynir altı suyu kısmen süzüldükten sonra ilave edilir ve karışım en az on dakika karıştırılır. Bu tuzlama metodu yumuşak tekstüre sahip, rutubet oranı fazla peynirin elde edilmesinde uygulanır. İşlem, olgunlaşma sırasında rennin enziminin proteinleri parçalanmasını kolaylaştırır. Metotta tuzun bir kısmı peynir altı suyuna geçtiğinden, peynir altı suyuna uygulanacak işlemlerde bazı sorunlarla karşılaşılır.

93  Telemeye tuz ilavesinde, tuz doğrudan kesilmiş ve süzülmüş telemeye % 2-5 oranında katılır ve karıştırılır. Telemede tuz çözündükten sonra baskılama işlemine geçilir. Bu işlem, daha çok teknede yapısı oluşturulan peynirler ile mavi küf damarlı peynirlere uygulanır.  Telemeye, genellikle, yumuşak peynirlerin yapımında fazla, sert peynirlerin yapımında ise az miktarda tuz ilave edilir. Fazla tuzlama yapılması peynirin sert ve kuru olmasına; olgunlaşmanın da yavaş şekillenmesine neden olur. 

94  Kuru tuzlamada tuz, baskılama işleminden sonra, peynirin yüzeyine serpilir ve ovuşturulur. Peynirin rutubeti, tuzu çözündürerek iç kısımlara geçmesine yardımcı olur. Bu işlem, sert peynirlere genellikle yüksek rutubetli ortamlarda uygulanır.  Metot fazla işçiliği gerektirdiğinden yaygın kullanılmamaktadır. Buna karşın metottan bazı yumuşak ve yarı sert peynirlerin tuzlanmasında (yaklaşık % 4-6 oranında) yararlanılır. Tuzun peynirde düzgün emilimi büyük olanlarda 3-4 günde, küçük yumuşak peynirlerde ise 16 saatte meydana gelir. 

95  Salamurada (% sodyum klorürü) tuzlamada, yazın 12°C, kışın °C'deki tuzlu suya peynir kalıpları konur. Böylece peynir, tuzu alarak suyunu salar. Tuzlu suyun kaynatılması ve bazı katkı maddelerinin ilavesiyle bakteri, maya ve küfün gelişme riski ortadan kaldırılır. Peynirde sodyum kazeinattan ileri gelen yapışkan yüzeyin oluşumunu önlemek amacıyla, taze salamuraya % 0.3 oranında kalsiyum klorür ilave edilir.  İşlem sırasında peynir, daha az dansiteye sahip olduğundan, salamurada bekletilir. Böylece sodyum klorür peynire, peynirdeki peynir altı suyu da salamuraya nüfuz eder.  Asiditesi yüksek ve fazla rutubetli peynirler tuzu daha çabuk, fazla yağlı peynir ise daha yavaş emer. Isı işlemi ve yüksek tuz konsantrasyonu tuzun nüfuzunu ve emilimini artırır. Peynirden nüfuz eden peynir altı suyu miktarı, emilen tuzdan fazla olduğundan, tuzlama işleminden sonra peynirin ağırlığı, yaklaşık % 2-5 oranında, azalır. Bu işlem, genellikle belirli bir tekstürü olmayan peynirlere uygulanır.

96 Telemenin Kalıplanması ve Baskılanması Pıhtının süzülmesi ve/veya tuzlama işleminden, diğer bir deyişle pıhtı parçacıkları yeterli miktarda peynir altı suyunu bıraktıktan ve uygun asiditeye eriştikten, sonra teleme peynir çeşidine göre farklılık gösteren bir şekilde kalıplanır. Kalıplama işlemiyle gevşek pıhtı parçalarına arzu edilen yapı ile taşınma kolaylığını sağlayan yeterince sıkı, hoş bir biçim verilir.

97  Kalıplama için pıhtı parçacıkları hasara uğratılmadan bir pompayla tekneden veya tanktan kalıplara veya baskı teknesine alınır. Kalıplamada, başlıca metal, tahta veya plastikten yapılmış çeşitli şekil ve büyüklükte dipli (tabanı olan) veya dipsiz kalıplar kullanılır. Dipli kalıpların alt kısmı dipsiz olanlardan, bazen yan tarafları, peynir altı suyunun kolay akması için deliklidir.  Bazı peynir çeşitlerinde teleme ya seyrek dokulu ıslak bir beze (örn., cendere bezi) konduktan sonra kalıba yada doğrudan tuluma yerleştirilir.

98  Baskılamadan önce telemenin sıcaklığının yağın sıvılaştığı ısıdan (yazın 24 °C; kışın 26 °C) az olması gerekir. Aksi takdirde yağ, telemeden sızar ve peynir altı suyuyla kaybolur veya telemedeki boşluklarda birikerek peynirin ağızda yağlı algılanmasına sebep olur.

99  Uygulamada genellikle büzülmüş pıhtı parçacıklarının birleşerek, homojen kütleye dönüşmesi arzu edildiğinden pıhtı taneciklerinin ya kendi ağırlığıyla ya da baskı tatbikiyle süzülmesi sağlanır.  Baskılama işlemi sırasında telemeye havanın girmemesi ve telemede peynir altı suyu odacıklarının kalmaması gerekir. Baskılama sırasında telemenin pH değerinde azalma olması halinde, parakazein miselleri arasında yeni bağlar oluşur ve parçacıklar birleşir. Pıhtı pH'sındaki azalmanın durmasından sonra uygulanan baskı işlemiyle parçaların yapışması sağlanamaz; ancak kalsiyum klorür ilavesi, pıhtı parçacıklarının birleşmesini kolaylaştırır.

100  Baskılamadan önce telemeye, genellikle kendi ağırlığının 1-2 katı ön basınç uygulanır. Daha sonra teleme, kalıp için elverişli büyüklükte küçük parçalara bölünerek kalıplara yerleştirilir. Aksi takdirde peynirin önce yüzey kısmı sıkıştırılmış olacağından peynirin kitlesinde yoğun rutubetli kısımlar kalır. Bir kısım peynir çeşitlerinde kalıplara yerleştirilen teleme dakika bekletildikten sonra, belirli bir süre ve basınç altında, baskıya alınır.  Baskılama işlemi °C'de yapılan sert peynirler ile rutubet oranı fazla olan peynirlerde, teleme kendi ağırlığıyla süzülür ve şekil alır.  Baskı işlemi peynirin yüzey alanı dikkate alınarak uygulanır. Yarı sert peynirlerde telemeye, genellikle 2- 3 saat, sert peynirlerde de saat süreyle kgf/cm2 hidrolik veya pnöymatik basınç uygulanır. Telemede bir miktar hava olduğundan yapısı sıkı olan peynir çeşitleri (örn., cheddar) vakumda ( mmHg) 2-3 saat tutularak baskılanır.

101  Baskılama işlemiyle, teleme parçacıklarının birbiriyle yapışması sağlanarak telemenin daha iyi şekil alması ve telemenin yüzeyindeki suyun çıkması sağlanır.  Baskılama işleminin etkinliği ısı ve basıncı yükselterek ve baskılama zamanını uzatarak artırılabilir.  Baskılamada uygulanan basınç ve sürenin yanı sıra telemenin ısısı ve pH'nın sabit değerlerde olması, ham peynirin standart kalitede olmasına yardımcı olur.  Bu işlemden sonra başlıca protein, yağ, mineral maddeler ve sodyum klorür ile biraz laktozdan ibaret ham peynir şekillenir. Ham peynirde telemedeki bakterilerin büyük bir kısmı tutulur.

102 Son yıllarda sert peynirler başlıca,  paketleme kolaylığı ve  küf ve kemiricilerden ileri gelen hasarın kısmen azaltılması açısından, yuvarlak şekil yerine, küçük dikdörtgen bloklar halinde üretilmektedir.

103 Paketleme  Birçok besinde olduğu gibi, peynir de başlıca dış (mekaniksel, kimyasal, fiziksel ve mikrobiyel) etmenlerden korunması, rutubet kaybının önlenmesi, şeklinin muhafazasının sağlanması ve görünümünün güzelleştirilmesi amacıyla, paketlendikten sonra tüketime sunulur.

104  Peynirin paketleme materyali ve şekli, başlıca peynir çeşidi ile ülke gelenek ve koşullarına bağlı olarak farklılık gösterir.  Peynirin paketlenmesinde, başlıca parşömen, alüminyum folyo, film tabakaları (örn., pliofilm, kriovak, polietilen, selofan, polivinil, polipropilen, naylon-poliamid, sellüloz asetat, polistiren), bağırsak, deri, tulum, karton, bez, seramik, çömlek, mum ve çeşitli yağlar (örn., bitkisel yağlar, vazelin, parafin) kullanılmaktadır.

105  Bazı taze peynirler (örn., çökelek, dil peyniri, cottage peyniri), üretimden sonra paketlenerek hemen, diğer bir kısım peynirler de üründe kendine özgü lezzet, konsistens veya tekstür oluştuktan sonra tüketime sunulur.

106  Olgunlaşma sırasında peynirde, çoğu zaman yüzeyde, genellikle bakteri ve küf üremesinden kaynaklanan ve zamanla rutubet kaybederek sertleşen bir kabuk oluşur.  Paketlemeden önce kabuk, dakika tuzlu suda yumuşatıldıktan sonra, bir bez veya bazen fırçayla temizlenir. Daha sonra peynir, sıcaklığı 60 °C'den az olan kurutma tünelinden geçirilerek veya hava akımlı kurutma odalarında saat bekletilerek kurutulur.  Peynirde özellikle küf ve kemiricilerden ileri gelebilecek hasarları önlemek amacıyla çoğu zaman peynirin yüzeyine kimyasal maddeler (örn., sorbik asit veya tuzları, piramisin) sürülür ve/veya mumlanmış bandajlar uygulanır. 

107  Sert peynirler, genellikle mum veya bir çeşit plastik veya resinle; yarı sert ve yumuşak peynirler de çoğunlukla laklı teneke kutularda veya folyo (örn., alüminyum, plastik) ile kaplandıktan sonra karton kutularda paketlenirler.  Sentetik film tabakalarının kullanılmasıyla, peynirde evaporasyonla rutubet kaybından kaynaklanan kabuk oluşumu ile ilgili kayıplar büyük ölçüde önlenmiştir.

108  Oksijen, karbondioksit ve su buharını geçirmemeli  Sağlam ve ince olmalı  Isı, ışık, yağ ve laktik aside dayanıklı olmalı  Toksik ve kokulu madde ihtiva etmemeli  Kullanım kolaylığına sahip olmalı Kolay yapışmalı Elastik olmalı Yazı yazılabilmeli Paketleme makinesinde kullanılabilmeli Büzülme özelliği az olmalı  Ucuz olmalı

109  Son yıllarda sert ve yarı sert peynirlerin paketlenmesinde mumla kaplanmış film tabakaları (örn., poliisobutilen % 30-50, parafin % 30-50, politen % 15), mumlu yüzey peynire temas edecek şekilde, yaygın olarak kullanılmaktadır.  Son yıllarda peynirin, depolama, nakliye ve pazarlama sürecinde, pakette olgunlaşmasına imkan veren materyaller geliştirilerek uygulamaya konulmuştur. Bu materyallerle dışarıdan oksijenin nüfuzu önlenmekte, paketteki karbondioksitin de dışarı çıkması sağlanabilmektedir.

110  Taze tüketilenler dışında bütün peynirler, belirli koşullarda (özellikle ısı ve rutubette) bir müddet olgunlaştırılırlar. Bu süreçte oldukça tatsız ve elastiki olan taze peynir, daha lezzetli ve plastik kütleye dönüşür. Daha açık bir deyişle, peynirin kendine özgü lezzeti, tekstürü ve rengi, yapımında uygulanan işlemlere bağlı olarak, başlıca bu safhada enzimler ve mikroorganizmaların etkisiyle, telemenin sütün kuru maddesinde meydana gelen değişimler sonucu oluşur.

111 Peynirin olgunlaşması, diğer bir ifadeyle telemenin peynire dönüşmesi,  olgunlaşma şartları (sıcaklık, rutubet, tuz ve süre)  telemenin biyokimyasal bileşimi ve  telemenin mikrobiyel içeriği ile ilgilidir. Telemenin mikrobiyel ve biyokimyasal niteliği önemli ölçüde süte (özellikle uygulanan ısı işlemi ve ilave edilen starter kültürüne) ve pıhtıya uygulanan işlemlere bağlıdır; ancak ham peynirin biyokimyasal ve mikrobiyolojik kalitesi, olgunlaşma sırasında ısı ve rutubetle kısmen kontrol altında tutulabilir. 

112  Peynir, içerdiği enzim sistemlerinin, bazı besin unsurları (yağ, protein, laktoz, sitrik asit) ve laktik asite etkisiyle ve kimyasal reaksiyonla (örn., oksidasyon) olgunlaşır.  Olgun peynirde orijinal proteinin, olgunlaşma sırasında proteolizise bağlı olarak, 1/3-2/3'ü; yağın da, az bir kısmı oksidatif ve lipolitik reaksiyonlarda kullanıldığından, büyük bir kısmı bulunur. Peynirin iç kısmı anerobik koşullara sahip olduğundan, yüzeydeki oksidatif değişikliklerin dışında, bütün değişimler anaerobik tabiattadır.  Enzimler çiğ süt, rennet ve mikroorganizmalardan kaynaklanır. Olgunlaşma sırasında telemedeki enzimlerin aktivitesi ile bakteri popülasyonu, tür ve sayısı” bazı faktörlere bağlı olarak sürekli değişir.

113  Telemenin rutubet ve tuz düzeyi, pH değeri  Olgunlaşma ısısı ve rutubeti  Telemedeki inhibitör maddeler  Telemenin oksidasyon-redüksiyon potansiyeli  Telemedeki enzimler ve enzim sistemleri


" Dünyada en fazla çeşidi olan besin peynirdir. Bu durumun başlıca sebebi, peynirin sütteki besin unsurlarının önemli bir kısmını yoğun bir şekilde içermesi," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları