Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Uluslararası İlişkilere Giriş Yıldırım TURAN Saü| e-Uli.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Uluslararası İlişkilere Giriş Yıldırım TURAN Saü| e-Uli."— Sunum transkripti:

1 Uluslararası İlişkilere Giriş Yıldırım TURAN Saü| e-Uli

2 2 Kapitalizm ve Doğuşu Kapitalizm Türleri Neoliberalizm Çağı Washington Uzlaşısı (1978), Küresel Karşılıklı Bağımlılık, Uluslar Neoliberalizmin Küreselleşmesi Küresel Ekonomik Düzenin Kurumları (IMF, Dünya Bankası vs.) Dersin sonunda öğrencilerin aşağıdaki yeterlilikleri geliştirmeleri hedeflenmektedir:

3 * 1.Kapitalizmin Doğuşu * 2.Kapitalizm Türleri * 3.Neoliberalizm Çağı * 4. Neoliberalizmin Özellikleri * 5.Neoliberalizmin Küreselleşmesi * 6.IMF * 7.Dünya Bankası * 8.Dünya Ticaret Örgütü Dersin Haftalık İçeriği

4 Kapitalizmin Doğuşu ve Gelişimi Kapitalizmin doğuşuna ilişkin 3 açıklama, 1.) kent ve kır ile üretim ve ticaret arasındaki ayrımın ortaya çıkışı (Karl Marks) (açıklama sonraki slayt) 2. Protestanlığın yayılmaya başlaması (dünyevi çalışmanın değerlileşmesi) ile birlikte kapitalizm yagınlaşmıştır (Max Weber) 3.) Ortaçağın doğurduğu anarşik ortamda ekonomi bütünüyle serbest kalmış ve bu nedenle sermaye sınıfı kendisine devletten bağımsız bir alan bulmuştur. (Jean Baechler) Eleştirel Teori

5 Karl Marks ve Kapitalizm gelişim aşamaları Üç aşamada gelişti; 1. kent kır ayrımı, 2. Konsolidasyon (devlet), 3. sanayi ve yayılma Kaynak, Jean Baecher, Kapitalizmin Kökenleri İmge Yayınları

6 Kapitalizm Türleri Girişimci Kapitalizm: gizli elengellenmemiş piyasa rekabetinin Girişimci Kapitalizm: Önce Anglo-Amerikan dünyada gelişmiş ve dünyanın bazı bölgelerine yayılmıştır. Piyasanın kendi kendini düzenleyen mekanizmasının (gizli el) (engellenmemiş piyasa rekabetinin) temel belirleyici olduğuna inanır. Bu nedenle kamunun etkinliği minimum düzeydedir, kamu en fazla denetim rolü üstlenebilir. Sosyal Kapitalizm: Sosyal Kapitalizm: Batı ve Orta Avrupa’da gelişen bir akımdır. Temelde piyasa ile toplumsal bütünlük ve dayanışmayı örtüştürmeye çalışır. Kısa vadeli kar yerine uzun vadeli getiriye odaklanır. Devlet Kapitalizmi: Devlet Kapitalizmi: Devletin ekonomide önemli yönlendirici rol üstlendiği kapitalizm türüdür. Japonya, Türkiye ve Çin buna örnek olarak gösterilebilir. Uzun vadeli yatırımlara odaklanır. Asya kaplanlarının yükselişi bu kapitalist modelin en çarpıcı deneyimi olarak gösterilir. Yine Putin dönemi Rusya da bu kapitalizm türünün örneğidir.

7 Neoliberalizm Çağı Neoliberal Keynesyen Neoliberal söylemin dominant bir hale gelmesi noktasında petrol krizinin patlak verdiği 1973 yılı bir dönüm noktası olarak alınır. Bu kriz Keynesyen refah politikalarını tartışmaya açmış ve kapitalizmi yeniden formüle eden süreci başlatmıştır. Amerika’da “Reagan devrimi” ve İngiltere’de “Thatcherizm” hareketinin tetiklediği neoliberalizm hızla dünyanın geri kalanına yayıldı. TANIM TANIM: neoliberalizm, temelde “insanların güçlü özel mülkiyet hakları, serbest pazar ve serbest ticaretin karakterize ettiği kurumsal bir temelde bireysel girişim özgürlüklerinin ve yeteneklerinin serbest bırakılmasıyla en iyi şekilde ilerleyebileceği” düşüncesidir. DEVLETİN YENİ ROLÜ DEVLETİN YENİ ROLÜ ise, neoliberal “kurumsal temeli” inşa etmek ve sürdürülmesini sağlamak olduğu kadar, pazara dâhil olmayan eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, çevre kirliliği gibi konuları da pazara katarak bu kurumsal yapıyı genişletmektir (özelleştirme). NEOLİBERALAHLAK NEOLİBERAL AHLAK: neoliberal ekonomide pazar kendi içinde ahlaki olarak iyi olduğu için hayatın geri kalan safhalarına da uyarlanabilen “tüm insani aktiviteler için bir rehber olarak” işleyebilen bir şeydir.

8 Neoliberalizmin Özellikleri Birincisi Birincisi neoliberal bir devlet bireysel mülkiyet hakları, hukukun üstünlüğü ve pazar ve serbest ticaretin etkin bir şekilde işlemesinden yanadır ve bunları bireysel özgürlüğün temeli olarak görür. Diğer bir ifadeyle neoliberal düşünceye göre bireysel özgürlük devletin garantisinde olan demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile değil, devletten başta ekonomik alan olmak üzere bütünüyle özgür olmayla kazanılabilecektir. İkincisi denetlemek İkincisi, sosyal politikalar da dâhil devlet bütünüyle piyasadan çekilirken geriye kalan tek görevi pazar rekabetinin temel kurallarını denetlemek ve gücünü pazar sisteminin sürdürülmesi doğrultusunda kullanmaktır. Üçüncüsü Üçüncüsü, neoliberal söylem bireysel başarı ya da başarısızlıkları kişinin kendi durumuyla açıklarken, sistemin bu başarısızlıklarda belirleyici olmadığını savunur. Dördüncüsü Dördüncüsü, sermeyenin serbest hareketi önündeki tüm engellerin kaldırılmasıyla ortaya çıkan global pazar ve uluslararası rekabet olumlu bulunurken devletler arasında bunların sürekliliğini sağlayacak anlaşmalar yapılır.

9 Neo-lirebaralizmin kurumsallaşması noktasında bir dönüm noktası olmuştur. (ABD ve G-8 ülkelerinin onayıyla) Washington merkezli kurumlar (IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü vs.) tarafından ilk olarak borç batağına saplanmış Latin Amerika ülkeleri için tasarlanan, fakat daha sonra gelişmekte olan tüm ülkelere genişleyen bir dizi politikaya verilen genel isimdir. Temel karar ve prensipleri; 1.Kamu harcamalarının azaltılması 2.Kamu teşebbüslerinin özelleştirilmesi 3.Vergi reformu 4.Ticaretin serbestleştirilmesi 5.Finansal reform 6.Uluslararası ticaretin önündeki engellerin kaldırılması 7.Sermaye hareketlerinin liberalleştirilmesi

10 Neoliberalizm 3 temel ayak üzerinden hızla yayıldı ve küreselleşti 1.) Stanford ve Harvard gibi prestijli üniversiteler başta olmak üzere 1970’lerden itibaren Amerika’daki üniversitelerin birçoğu neoliberal söylemin savunuculuğunu üstlendiler. Bu durum bir taraftan neoliberal söylemin ABD’de etkin bir şekilde meşrulaşmasını sağlarken diğer taraftan küresel ölçekte neoliberal söylemin yayılmasına etkide bulundu. Bu üniversitelerden mezun olan yabancı öğrenciler kendi ülkelerinde özellikle ekonomik alanda etkin bir pozisyon üstlendikleri gibi, IMF, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlarda görev aldılar. 2.) ABD’nin bizzat hedefteki ülkeye müdahalesi ve IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurumların yardım noktasında ileri sürdükleri ön koşullar başta olmak üzere dışarıdan müdahaleler yoluyla da sürdürülmüştür. 3.) Zoraki uygulamalar yoluyla yayılma. Örneğin Irak’taki geçici otoritenin başında bulunan Paul Bremer 2003’te temel hedeflerinin “kamu girişimlerinin tamamen özelleştirilmesi… serbest ticaretin önündeki engellerin kaldırılması… ve yabancı firmaların iç piyasaya dâhil olması” gibi öncelikleri hayata geçirmek olduğunu açıklamıştır.

11 Neolibreal göstergeler

12 Kriz ve Neoliberalizmin Restorasyonu Washington uzlaşısı olarak anılan uygulamalar krizden çıkmak isteyen devletlere çözüm getirmekten ziyade problemlere neden olmuştu. 1997’de Washington uzlaşısının değiştirilmesi gerektiğini savunan Joseph Stiglitz’in Dünya Bankası Baş Ekonomisti olarak atanması değişimi başlattı. “Post-Washington uzlaşısı” olarak anılan bu değişikliğin liberalleşme, özelleştirme ve serbest pazar üçlüsüne sivil toplum, yönetişim, şeffaflık gibi unsurlar katarak etik bir boyut kazandırdığı ileri sürülmüştür. Fakat 2007’de başlayan küresel kriz “Post-Washington uzlaşısının” da çözüm getirmediğini ortaya koydu.

13 Ekonomik Küreselleşme Bretton Woods sistemi, II. Dünya Savaşı sırasında Temmuz 1944'te kurulmuş ve temelde altına dönüştürülebilen tek para biriminin dolar olmasına, diğer para birimlerinin değerlerinin de dolara göre ayarlanmasına karar verilmişti. 1971’de ABD'nin doları altına endekslemekten vazgeçtiğini açıklamasıyla sistem çökmüştür. Bu sistemin çökmesinin bazı sonuçları oldu; 1.) sabit kurdan dalgalı kura geçilmesi ulusal ekonomileri rekabete açtı 2.) Ulusal ekonomiler zayıflayınca ulus-ötesi şirketler öne çıkmaya başladı 3.) rekabet komünizmin çöküşü ve Çin ekonomisinin dışa açılması gibi önemli değişikliler getirdi Böylelikle ekonominin küreselleşmesi (ulusal devletlerin kontrolünden çıkması) gibi bir süreç başladı.

14 Küreselleşmeye Dair Farklı Açıklamalar I. Küreselleşme Yoktur, Hirst ve Thompson (2000: 27) aslında küreselleşme diye bir şeyin olmadığını, bugün küreselleşme olarak adlandırılan olgunun önceki zaman dilimlerinde de var olduğunu, hatta eski dönemlerin bu anlama daha açık ve daha bütünleşmiş bir görünüm sunduklarını iddia etmektedir. Ekonomik Tektipleşme Var; John Meyer ve Daniel Bell gibi düşünürler küreselleşmenin bir bütünleşmeye yol açtığı hususunda ısrarcıdır. Ekonomik Tektipleşme Yok, Küresel İşbölümü var; Küreselleşmenin tüm toplumları tek bir ekonomik politik ve kültürel bir birimde bir araya getireceği (küresel bütünleşme) önermesine ise Anthony Giddens’dan Friedman’a Roland Robertson’dan Robert Cox’a kadar birçok düşünür karşı çıkmaktadır.

15 Küreselleşmeye Dair Farklı Açıklamalar II. Ulus-devlet sona erdi: Dani Rodrik (2004) küreselleşmenin, sosyal ve politik gerilimlere yol açarak, ulus devlet olgusunu sorunlu hale getirdiğini iddia etmektedir. Milliyetçilikler yükseldi: Anthony Smith küreselleşmenin milliyetçiliği olumsuz yönde etkilemediğini dolayısıyla da ulus devletler sisteminin bir krizle karşı karşıya olmadığını söylemektedir Uzlaşmacı 1: Robert Gilpin de, ekonomik bir küreselleşmenin varlığını kabul etmekle birlikte, ulus devletin bu yapı içinde varlığını sürdüreceğini ileri sürmektedir Uzlaşmacı 2: Roland Robertson’un «küreyerelleşme» kavramı ile hem küreselleşmenin hem de yerelin öne çıktığı bir süreç yaşadığımızı söyler.

16 Küresel Karşılıklı Bağımlılık Küresel ekonomi 4 sütun üzerinden karşılıklı bağımlılığı artırmaktadır. 1. Uluslararası ticaret, 2. Ulus-ötesi üretim 3. Küresel işbölümü (ileri teknoloji gelişmiş dünyada, emek yoğun üretim az gelişmiş dünyada) 4. Küreselleşen mali sistem (borsa, dış borç, petro-dolar vs.)

17 Küresel Ekonomik Düzenin Kurumları Küresel Ekonomik sistem temelde 3 önemli uluslararası kurum üzerine inşa edilmiştir. IMF (Uluslar arası Para Fonu) Dünya Bankası Dünya Ticaret Örgütü (önceden GATT daha sonra 1995’de adı değişiyor)

18 Uluslararası Para Fonu (IMF) 1944’de Bretton Woods antlaşması ile kuruluyor ve 1947'de fiilen çalışmaya başlıyor. Bugün 188 ülkenin üye olduğu organizasyondur. Bretton Woods sistemi içinde IMF’in temel işlevi diğer ülke paralarını dolar karşısında istikrarlı bir şekilde tutmaktı (amaç uluslararası ticareti istikrarsızlıktan korumak). Bu amaçla ödemeler dengesinde sorun yaşayıp krize giren ülkelere yardım edilecekti. 1971’de Bretton Woods sistemi çökünce IMF’in işlevi değişmiştir.

19 Uluslararası Para Fonu (IMF) Döviz tamponu olma işlevi sona eren IMF yeni misyon olarak gelişmekte olan ülkelere borç vermeyi belirledi arası Kapitalist kampa yakın ülkelere borç veren IMF, 1990larda borç verme alanını genişletip eski Komünist ülkeleri de bu alana dahil etmiştir. IMFyeni misyonunu gelişmekte olan ülkelere borç verme olarak tanımlayınca bu borçları belli koşullara bağladı. Bu koşulların ne olduğu konusunda 1980’lerdeki Washington uzlaşısı belirleyici olmuştur. «yapısal uyum programları» Borçlar temelde borç alan ülkenin piyasa mantığı çerçevesinde yeniden dizayn edilmesini öngören «yapısal uyum programları» karşılığında verilmeye başlandı.

20 Uluslararası Para Fonu (IMF) IMF’in bir Amerikan kurumu olduğuna yönelik eleştirilerin dayanakları 1. merkezi Washington DC’dedir 2. başkan yardımcısı her zaman bir Amerikalı olur 3. Yönetim kurulunda oy oranları ülkelerin ekonomik büyüklüğü ve kuruma yaptıkları katkı ile belirlenir.

21 Dünya Bankası Bretton Woods sistemi ekseninde 1944’de kurulmuştur yılında Birleşmiş Milletler'in özerk uzman kuruluşlarından biri olma özelliği kazanmıştır. Alt kurumları 1.Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA - International Development Association): Kişi başına gelir bakımından yoksulluk çizgisinin altında kalan ülkelere kredi açmaktadır. 2.Uluslararası Finans Kurumu (IFC - International Finance Corporation): gelişmekte olan ülkelerde özel sektöre kredi açmak amacıyla oluşturulmuştur 3.Çoktaraflı Yatırımlar Garanti Ajansı (MIGA - Multilateral Investment Guarantee Agency): Gelişmekte olan ülkelerde yapılacak yabancı yatırımların risklerini azaltma amacıyla kurulmuş 4.Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi (ICSID - International Centre for Settlement of Investment Disputes): arabuluculuk ve hakemlik davalarına bakmakla yükümlüdür. Bu kurumlardan da anlaşılacağı üzere (başlangıçta savaş sonrası Avrupa’nın kalkınmasına yardım amacıyla kurulsa da) ağırlıklı olarak az gelişmiş ülkelere yönelik ekonomik yardım örgütün temel misyonudur. Bu yardımlarda örgütün istediği temel kriter bu ülkelerin piyasalarını dışarıya açmalarıdır.

22 Dünya Bankası / Eleştiriler 1970 ve 1980’lerde Dünya Bankası’nın borç verirken devlet müdahalesinin kaldırılması, özelleştirme vurgusu, korumacılık yerine ihracat temelli kalkınma koşullarını öne sürmesi Latin Amerika ve Sahra Altı Afrika ülkelerini kalkındırmak yerine daha da fakirleştirmiştir. 2000’li yıllara gelindiğinde üçüncü dünya ülkelerinin borç kaynağı önemli ölçüde Çin’e doğru kaymıştır. NOT NOT: Önceki deneyimlerde IMF ve Dünya Bankası’nın kalkınma Fiyaskoları ve daha az faizli borç Arayışları üçüncü dünya ülkelerini Çin’e kaydırmıştır.

23 Dünya Ticaret Örgütü 1947 yılında kurulan GATT’ın (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) yerine geçmek üzere 1995 yılında oluşturuldu. GATT’ın temel amacı ithalat vergilerini azaltmak, uluslararası ticaretin önündeki tüm engelleri kaldırmak ve ticarette ayırımcı uygulamalara son vermek şeklinde sıralanabilir. 1960’a kadar norm ve ilke temelli işleyen GATT, bu tarihte GATT Konseyi’nin kurulmasıyla kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. GATT’ın en büyük başarısı, malların ithal değerlerine uygulanan tarifeleri aşağıya çekmek oldu. 1947’de tarife oranı %40 iken 2000 yılında bu rakam %3’e kadar gerilemiştir.

24 Dünya Ticaret Örgütü GATT’ın neoliberal dönüşüme ve küreselleşmeye yeterince karşılık verememesi, kurumun sonunu getirdi ve 1994’de 113 ülke GATT’ın Dünya Ticaret Örgütü’ne dönüştürülmesi kararını aldı. Yeni kurumun amaçları arasına hizmet ticareti önündeki sınırların kaldırılması ve entelektüel mülkiyet haklarının korunması gibi iki önemli unsur eklenmiştir. Dünya Ticaret Örgütü’nü IMF ve Dünya Bankası’ndan ayıran unsur, bunun «ticaret alanında temel uluslararası hukuk aracı» olarak işlev görmesidir. Uyuşmazlık ve sorunların çözümünde etkin bir mekanizma işlevi üstlenmektedir.Kurumları 1. Bakanlar Konferansı: Karar alma oy birliği ile olduğu için diğer iki örgüte oranla gelişmiş ülkelerin etkinliği bu örgütte daha azdır. Böylelikle az gelişmiş ülkeler gelişmiş ülkelerden daha fazla taviz talep etme imkanına sahiptirler. 2. Genel Konsey: Bakanlar toplantısı dışında kalan zamanlarda örgütün karar alma organıdır. Oy çokluğu uygulanır. 3. Analşmazlıkların Halli Organı: üye ülkeler arası ticari anlaşmazlıkların çözümü noktasında devreye giren hukuksal bir organdır. Kararlar taraflar açısından bağlayıcıdır.

25 1.Kapitalizmin Doğuşu 2.Kapitalizm Türleri 3.Neoliberalizm Çağı 4.Neoliberalizmin Özellikleri 5.Neoliberalizmin Küreselleşmesi 6.IMF 7.Dünya Bankası 8.Dünya Ticaret Örgütü -Bu derste olmaması gerekenler

26 1.Kapitalizm nasıl ortaya çıkmıştır? 2.Devlet kapitalizmi kavramı kendi içinde çelişkili midir? 3.Ekonomik Küreselleşmenin temel itici güçleri nelerdir? 4.Ulus-ötesi şirketlerin temel fonksiyonu nedir? 5.Ekonomik Küreselleşmenin ulus-devlete etkisi nedir? 6.Bretton-Woods sistemi neden kuruldu 7.IMF’in küresel dengesizliği üretmedeki rolü nedir? 8.Borç veren kurumların 2000lerde karşı karşıya olduğu en önemli sorun nedir?

27 Kaynakça 1. Andrew Heywood, Küresel Siyaset, Çevirenler: Nasuh Uslu ve Haluk Özdemir, Adres Yayınları, İstanbul, Faruk Sönmezoğlu, Deniz Ülke Arıboğan ve Gülden Ayman, Uluslararası İlişkiler Sözlüğü, DER Yayınları, İstanbul, John Baylis, Steve Smith, and Patricia Owens, eds. The globalization of world politics: An introduction to international relations. Oxford University Press, David Harvey, A brief history of neoliberalism. Oxford University Press, Davut Ateş, Uluslar arası Örgütler, Dora yayıncılık, 2012


"Uluslararası İlişkilere Giriş Yıldırım TURAN Saü| e-Uli." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları