Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1. GLİKOZİTLER: Glikozun bir alkol veya fenol ile veya diğer monosakkaritlerle yaptığı bileşiklerdir. Yem tüketimini sınırlandırırlar. Glikozitler 4 gurupta.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1. GLİKOZİTLER: Glikozun bir alkol veya fenol ile veya diğer monosakkaritlerle yaptığı bileşiklerdir. Yem tüketimini sınırlandırırlar. Glikozitler 4 gurupta."— Sunum transkripti:

1

2 1. GLİKOZİTLER: Glikozun bir alkol veya fenol ile veya diğer monosakkaritlerle yaptığı bileşiklerdir. Yem tüketimini sınırlandırırlar. Glikozitler 4 gurupta incelenirler: a) Siyanür oluşturan (siyanogenetik) glikozidler: Bitki enzimi ile glikozitten hidrojen siyanür (HCN) açığa çıkar. - Toksik özelliği ile gelişme geriliği, - Yumurta sarısında açık renk oluşumu, - Hücrelede oksijen değerlerini baskılama, yapar. Bu bitkiler:

3 . Keten tohumu (linemarin). Fasulye. Yabani fiğ. Acı Badem ve Şeftali. Ak Üçgül (en fazla içeren..). Sorgum (Sudan otu) Bazı Buğdaygil ve Baklagil bitkileri SİYANÜR maddesi oluşturarak hayvanlarda zehir etkisi yaparlar. Hayvanlardaki siyanürü etkin hale getiren enzim, tek midelilerde midedeki tuz asitinden olumsuz etkilendiğinden görevini yapamamaktadır. Bundan dolayı geviş getirenler (öz. Koyunlar) siyanürden daha fazla etkilenirler.

4 Organizma Siyanür tüketiminden sonra bu maddeyi etkisiz hale getirmek için ortamdaki KÜKÜRT elementini kullanır. Bu elementin kaynağı ise daha çok Methionin ve Cystin gibi kükürtlü aminoasitlerdir. Ayırca Siyanür ortamdaki KOBALT ile yeni bileşikler oluşturabilir. Dolayısıyla Kobalt eksikliği ile Vit B6, Vit B12 ve Nikotinik Asit yapımı geriler. Bunlardan dolayı Siyanür ;.Zehirlenmenin yanında.protein yetersizliği ve.bazı b-vit. Eksikliği de yapar.

5 Siyanür maddesi için önemli notlar: Yüksek miktarda siyanür içeren bitkilerle beslenen (Öz. Merada) hayvanlarda akut zehirlenme görülüp çoğunlukla ölü bulunurlar. Subakut ve kronik zehirlenme de görülebilir. Gelişme geriliği ve verim düşüklüğü şeklinde belirti verirler. Bu toksik madde bitkilerin öz. yeşil, taze yapraklarında bulunur. Biçme zamanı veya otlatılma zamanı geciktirildiğinde etkisi tamamen ortadan kalkmaktadır. (sudan otu) Tohumlarda olan toksik glikozidler (öz. keten tohumundaki linemarin) ısıtma veya kaynatma ile bu zararlı etkilerini kaybetmektedirler.

6 b) Hardal yağı glikozidleri: Daha çok Kolza tohumunda ayrıca turp, şalgam ve lahana da da bulunur. Tiroid bezinin büyüklüğü, yapısı ve fonksiyonlarını bozarlar. Ayrıca yumurtanın tad ve kokusunu bozar, yem tüketimini düşürür. Isı ve nem ile toksisitesi azaltılabilmektedir.

7 c) Primidin Glikozidleri: Fiğ ve bakla da çoktur. İnsanda anemi ye, tavuklarda küçük ve ince kabuklu yumurta oluşumuna neden olur.

8 d) Steroid Glikozidler (saponinler): ACI tad Yeşil yonca ve kolza da çok bulunur. Hücre zarı geçirgenliğini değiştirirler. Besin madde emilimini etkilerler. Çinko gibi bazı besin maddelerini bağlarlar. Kanatlılarda yem tük. azalma, gelişme geriliği Ruminantlarda gaz şişkinliği, deride çıbanımsı oluşumlar, kolikler ve ışığa karşı duyarlılık meydana getirirler. Gevişgetirenlerin işkembelerinde çoğunlukla mikrobiyel yıkıma uğrar. Genellikle ortamda az olduğundan olumsuz etkileri azdır. Fakat tadı ve kokusu süte geçebilir.

9 2. ALKALOİDLER: Bitkilerde yaygın şekilde bulunan ve asitlerle tuzlar şekillendirebilen azotlu bazlardır. Başlıcaları;.Kahve Kafein.Çay Theobromin.Patates Solanin.TütünNikotin.Kanarya otuPirazolidon alkaloidi.Patlıcangiller Atropin ve scopolamin.Çavdar Çavdar mahmuzu(ergotamin).LüpenLupanin (lupinose yapar).HaşhaşMorfin ve Afyon alk.

10 a) Solanin: Özellikle olgunlaşmamış veya filizlenmiş patateste, ayrıca it üzümü, domates, japon kirazı, yaban yasemini ve ısırgan otu nda bulunur. Solanin nörolojik ve gastrointestinal bozukluklar yapar. Önlem olarak; -Yeşillenmiş veya olgunlaşmamış patatesi vermemek, -Mümkünse kabuklarını soymak, -Solanin kaynatma suyu ile ortamdan uzaklaştırılabilir. Yalnız bu su solanin içerdiğinden kesinlikle hayvanlara vermemek, -Hayvanlara alıştırarak belli ölçüde (sığır <10kg, koyun, keçi <1,5kg) ve rasyon dengelenerek verilmesi gereklidir.

11 b)Çavdar mahmuzu (ergot alk.): Özellikle çavdar ve diğer tahıllarda parazit olarak yaşayan Claviceps purpurea isimli küf mantarının ürünüdür. Bu alkaloidler iki türlü etki gösterirler: 1. Sinirler üzerinde; denge koruyamama, felç ve kramplar görülür. 2. Uterus üzerinde; gebe hayvanlar sık sık yavru düşürürler (abortus). Önlem olarak;.Özellikle tahılların depo şartlarına dikkat etmek,.Küflenmiş, koyu esmer renkli, normal tohumdan daha büyük oluşan mahmuz varlığına dikkat etmek ve şüpehli yemleri hayvanlara vermemek,.100’c deki ısıtmalarda etkisi çok düşer, ısıtılabilir.

12 c) Lupanin: Lüpen bitkisinde bulunan bir alkaloid olup lupinose denen hastalığı yapar. En önemli etkisi solunum güçlüğü oluşturmaktır. Ayrıca karaciğerde önemli tahribata neden olurlar. Bu belirtilerin ardından ölüm kaçınılmazdır. Özellikle koyunlar lüpendeki acı tad a rağmen fazla miktarda tüketebildiklerinden, en çok zehirlenme bunlarda görülür. Önlem olarak;.Kaynatmak suretiyle lüpendeki acı tad ve bağlı oluğu alkaloidler i ayırmak mümkündür..Koyunlar acı da olsa lüpeni yediklerinden, ölçülü olarak (<250gr) verilmelidir.

13 d)Nikotin: Patlıcangiller ailesinden tütün bitkisinin (Nicotina tabacum) yapraklarında bulunan bir alkaloiddir. Bilinen en güçlü zehirlerden biri olup, başlıca etkisi solunum sisteminin felci ve sinir sisteminde görülür. Sığır ve atlarda gr kuru tütün zehirlenme yapar. e) Pirazolidin alkaloidleri: Dünyada 1250 çeşit olan Kanarya otu nda, 100 e yakın pirazolidin alkaloidleri bulunur. Kötü kokusu olan bitki pek yenilmez, fakat diğer bitkilerle karışık olarak alınabilir. Çok ciddi karaciğer harabiyeti yaparlar.

14 NOT: Alkoloidler; tannik asit, ağır metaller ve bunların tuzlarıyla kolayca çökerler. Bu sebeple, tannik asit bu maddelerle zehirlenmelerin sağıtımında sindirim kanalında çöktürücü antidot olarak sık kullanılır. KAYA, S.,Veteriner Klinik Toksikoloji (1995)

15 3.FENOLİK BİLEŞİKLER: Hayvan besleme açısından iki önemli toksik madde bulunur. Gossipol ve tanen. a) Gossipol: Özellikle işlenmemiş pamuk bitkisinde (gossipium) bulunur. Etkisi ;.Başlangıçta gelişmeyi engelleme (öz. Gençlerde),.Özellikle yumurta tavuklarında yumurta sarısını koyulaştırarak kalitesini bozma,.Besinlerdeki demir i bağlayarak anemi te sebep olma,.Yemlerdeki öz. Lizin i bağlayarak protein yetmezliği yapma,.Daha yüksek dozlarda alındığında ölümlere yol açma.

16 Gossipol bitkide serbest ve bağlı halde olup serbest olan toksiktir. Serbest olan gossipol ısıl işleme tutulduğunda lizin ile bağlanarak etkisini %90 kaybedebilir. Fakat protein in yararlılığı (biyolojik değer) azalır. Özellikle genç hayvanlarda etkili olup, ergin sığır ve koyunlarda zehirlenme belirtilerine rastlanmaz. Kümes hayvanlarında toksik etkileri daha çoktur. Gossipol kolayca reaksiyona girebilen bir maddedir. Özellikle ağır metallerle birleşerek etkisizleşir. Bu metallerin en çok kullanılanı Demir’ dir. Gossipol/Demir oranı 1:1 olmalıdır. (%1 Ca da ilave et) Alıştırıldıktan sonra günde sığırlara 3kg’ı koyunlara 300gr’ı geçmemelidir. Ayrıca rasyondaki lizin değerine dikkat edilmelidir.

17 b) Tannen: Ülkemizde yetişen birçok ağaç ve bitki türünde bulunur. Kimyasal olarak iki guruptur: 1. Hidrolize olabilenler; su, alkol ve asotonda iyi çözünür.(Tannik Asit) 2. Kondanse tanenler; vücutta enzimatik olarak ayrışmaz, şiddetli asit veya alkali ortamda parçalanır. Tanenler meşe ağacında, çeşitli kısımlarında %10-45 arasında tanen bulunur. Ayrıca ceviz ağacı, aslan pençesi, darı, ayı üzümü, çoban üzümü nde değişik oranlarda bulunur. Etkileri: Sindirim kanalında mukozal salgılar ve ortamdaki protinleri bağlayarak bağırsak mukozası üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturur. Büzüştürücü etkisiyle sindirim kanalı salgılarını azaltır ve kabızlık yapar.

18 Protein, karbonidrat ve metalleri çöktürme özelliğine sahiptirler. Sindirim kanalında tanenlerin hirolizi ile ortaya çıkan fenoller, irkiltici ve alyuvarları parçalayıcı etki gösterirler; piliçler için son derece tehlikelidirler. Tannik asit güçlü bir karaciğer ve böbrek zehiridir. Sonuç olarak tanenler; -Protein eksikliğine, -Demir ve kalsiyum yetmezliğine, -Gelişme geriliği ve verim düşüklüğüne, -İleri toksikasyonlarda sindirim kanalı ve böbreklerde hasara, peklik, sancı, kramp ve ölüme sebep olabilirler.

19 Önlem olarak ; Hayvanlara meşe palamudu verilecekse önce alıştırılmalı, sonra tazesinden sığır ve atlara 4-5 kg, kurusundan 2-3 kg verilmelidir. Meşe palamudundaki acı tad(tanen) ı; sık sık suyunu değiştirmek koşulu ile 2-3 gün suda bekletmek veya kaynatarak giderilebilir. Bu şekilde yem tüketimi artar, tanen in neden olduğu kabızlık giderilir. Kurutulmuş ve öğütülmüş meşe palamudu tavuklarda yumurta verimini arttırdığı görülmüştür. Yemlerdeki protein oranının yükseltilmesi, demir ve kalsiyum gibi mineral madde miktarının artırılmasıyla tanenler bağanarak, yükseltgenerek veya çöktürülerek etkisiz hale getirilebilir. Pekliğin giderilmesi için yağlı sürgütler önerilir. (Tuzlular zararlı)

20 4.NİTRAT VE NİTRİTLER: Doğal azot dolanımının bir sonucu olarak toprak ve su yanında, bitki, meyve ve tarımsal ürünlerde nitrat halinde azota rastlanır. Bitkilerde nitrat daha çok körpe halinde bulunur. Tarımda azotlu gübrelerin yaygın ve fazla kullanılması, ayrıca bazı yabani ot ilaçları kullanılması bitkilerdeki nitrat seviyesini yükseltirler. Bulutlu havalar, kuraklık, don gibi bitki gelişimini engelleyen etmenler de nitrat birikimini arttırırlar. En çok nitrat birikimi yapan bitkiler; pancar türleri, birçok ot çeşidi, lahana ve ıspanak tır. Ayrıca yulaf, burçak gibi tahıllar ve şeker pancarı da önemli nitrat içerirler. Silaj çukurundan sızan su da fazla mik. nitrat içerir.

21 Etkisi; ağız yoluyla alınan nitrat sindirim sistemi mikroflorası tarafından amonyak a dönüştürülür. Nitrit ise bir ara ürün olarak şekillenir, belli miktar nitrit tolere edilir. Fakat fazla alınan nitrat dan oluşan nitrit emilerek kana geçer. Dolaşıma geçen nitrit iki şekilde etki gösterir. 1. Oksihemoglobin ile tepkimeye girer, oksijen taşıma kapasitesi düşük olan methemoglobin e dönüşür. 2. Damar düz kaslarını gevşetir, dolayısıyla kan basıncı ve kalp debisinin düşmesine neden olur. 3.Ayrıca vitamin A ve iyot metabolizmasını bozar. Bunlardan dolayı; yemden yararlanmanın düşmesine, gelişme geriliğine, verim ve döl veriminin düşmesine, yaşama gücü zayıf ve bakarkör yavrulara ve hastalıklara direncin azalmasına neden olur. Bu etkiler subklinik seyreder, farkedilmez.

22 Önlem olarak; Şüpheli durumlarda yem ve suyun nitrat kontrolleri yapılmalı, Nitratlı yapay gübreler kullanılan tarlalarda otlamaya veya oralardan alınan otun yedirilmesine dikkat edilmeli, uzun bir süre beklenmeli, Bitki gelişiminin zayıf olduğu meralara çıkılmadan önce hayvanlara kaba yem verilmeli, aşırı otlatılmamalı, Genelde karbonhidratça zengin yemlerin Nitratlara bağlı zehirlemeleri önleyici etkileri vardır. Rasyondaki Vit.A ve iyot seviyesi kontrol edilmeli, toksikasyon durumunda arttırılmalı.

23 5. ÖSTROJENİK ETKİLİ MADDELER (fitoöstrjen):Özellikle baklagil familyasından olan Yonca, Üçgül, Soya fasulyesi ve Bezelye de, ayrıca Patates ve Pancar da bulunur. Hayvanlarda infertilite bozukluğu yapar. Kısırlık, yumurtalık kistleri, yavru atma, anormal doğumlar ve gebe olmayan hayvanların süt vermesi gibi negatif sonuçlar doğurur. Sığır ve koyunlardaki etkisi, yemlerle alınan östrojen etkili madde miktarına ve alınan süreye göre önemli olabilir. İlkbaharda sütü arttırma gibi olumlu yönü de vardır.

24 6. MİNERAL MADDELERİ BAĞLAYANLAR: Çeşitli bitki, meyve ve tarım ürünlerinde bulunan Fitik asit ve Okzalik asit; yem ve yem hammaddelerindeki mineralleri bağlayarak emilmelerini engellerler. a)Fitik asit: Özellikle Buğday kepeği, Kara buğday, Kolza, Soya da fazla miktarda bulunur. Bitkinin yapısında bulunan fitaz enzimi fitik asiti parçalar. Fakat Soya da bu parçalanma az. Protein, karbonhidrat ve mineralleri bağlar. Ca, Mg, Fe ile birleşir.

25 b) Okzalik asit: Birçok bitki türünde, sodyum potasyum ve kalsiyum tuzları halinde bulunur. İlk ikisi suda çözünürken kalsiyum okzalat çözünmez. Okzalat; Pancar, ıspanak, çay, kahve ve kuzu kulağı gibi bitkilerde, özellikle de taze yapraklarında bol miktarda bulunur. Etkisi; fazla miktarda alınan okzalat, sindirim kanalından emilip dolaşıma geçer. Vücut sıvılarındaki kalsiyum ile birleşerek, hem plazma Ca seviyesini düşürür, hem de oluşan kalsiyum okzalat kristallerinin böbreklerde çökmesi ile böbrek yetmezliği oluşabilir.

26 Sonuç olarak; Üriner sistem taşları, Ca yetmezliği (ruminant) Kemik bozuklukları (non-ruminant) Önlem olarak; Taze yapraklı bitkileri soldurmak (çözünmeyen ca-okzalat oluşturmak), Bu türlü bitkileri alıştırarak yedirmek, fazla yedirmemek, İhtiyaç durumunda rasyona ek Ca ilave etmek.

27 7. TOKSİK PROTEİNLER: Çok değerli bir protein kaynağı olan soya fasulyesinin, ham (işlenmemiş) halinde bulunan enzim inhibitörleri ve hemaglütininler gibi zararlı proteinler bulunur. a) Enzim inhibitörleri sindirim kanalında proteazların (ör. tripsin) etkinliğini engellemektedir. Bunlara kaşı vücut tripsin salgısını arttırmaya gider. Dolayısıyla metiyonin ve sistein gibi kükürtlü aminoasitlerin yararlılığı düşer. b) Hemaglütininler (lektinler): Alyuvarların parçalanmasına veya biraraya gelmesine sebep olur. Glukoz, yağ ve vit. D emilimine engel olur.

28 Önlem olarak; Soyadaki bütün zararlı özellikler, ısıya duyarlı olup, soyanın işlenmesiyle bu zararlı etkilerini kaybetmektedir. Ruminant larda bu etkileri rumen faaliyetlerinden dolayı pek sorun olmaz. Fakat kanatlılar özelikle Alabalık ve Som balığı çok duyarlıdır. Dikkat edimeli. Soya ile beslemede rasyona metionin sitein gibi kükürtlü aminoasitlerin ilavesi gereklidir. Not: Hemaglütininler ayrıca Hint yağı meyvesi, muz, patates, buğday jermi gibi maddelerde de bulunur.

29 8. MİKOTOKSİKOZİS: Mantarlar (küfler) tarafından meydana getirilen ve bunları içeren yem, yem hammaddeleri ve besinleri yiyen hayvan ve insanlarda zehirlenmelere ve ölüme yol açabilen kimyasal maddelerdir. Mantarlar havada suda ve toprakta bulunurlar. Özellikle Aspergillus (Aflatoksin, okratoksin), Fusarium (Zearalenon) ve Penicillum (Sitrinin) türleri en sık görülenlerdir. Yağlı tohumlar; ayçiçeği ve pamuk tohumu küspeleri, soya fasulyesi, yer fıstığı, mısır, kolza … Ayrıca balık, et ve kemik unları ve birçok yem bitkisi de kirlenebilir.

30 Mantarların toksin oluşturmaları için; Rutubet (nem) >%15 Isı >15’C Oksijen Aerobgereklidir. a- tarlalardaki mantar kirliliğinin (mantar florası) fazla olması, b- kötü hasat harman ve depolama koşulları c- yem hammaddelerinde oluşan mekanik hasarlar, bütünlüğün bozulması, d- silajın hava alan kısımları, mikotoksinlerin oluşmasını kolaylaştırır.

31 Mikotoksinlere kanatlılar, öz. ördekler, ayrıca tavşan, hindi, kobay, gökkuşağı alabalıkları çok duyarlıdır (bilhassa genç hayvanlar). Koyun ve fareler ise daha dayanıklıdır. Hastalık tablosu alınan mikotoksin türüne, miktarına, alınış yoluna, hayvan türü ve yaşına göre; akut, subakut ve kronik olabilir. Akut olaylarda ölüm kaçınılmazdır. Daha çok subklinik vakalar görülür. Verim düşmesi, zayıflama, yem tük. azalması, timpani, diyare, apati, paraliz ve kanamaya meyil gibi çok spesifik olmayan belirtilerle karakterizedir. Mutajen, teratojen ve kanserojen etkileri görülür.

32 9. HAYVANLARI IŞIĞA DUYARLI YAPAN BİTKİLER: Özellikle Kara buğday, ayrıca biçilmiş üçgül ve yoncalıklarla, hasat edilmiş lahana, fiğ ve darı tarlalarında otlayan hayvanlarda güneşe karşı büyük bir duyarlılık kazanır. Böyle hayvanların az kıllı veya açık renkli deri bölgeleri iltihaplanmaya başlar. Merkezi sinir sisteminde zehirlenme belirtileri de görülmeye başlar. Koynlarda, yüz, kulak, göz kapakları ve tırnak etrafında Sığırlarda, meme ve meme başlarında ve derinin açık olan kısımlarında iltihaplanmalar görülür.


"1. GLİKOZİTLER: Glikozun bir alkol veya fenol ile veya diğer monosakkaritlerle yaptığı bileşiklerdir. Yem tüketimini sınırlandırırlar. Glikozitler 4 gurupta." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları