Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TELLÜR ELEMENTİ VE ÖZELLİKLERİ. TARİHÇESİ Tellür ilk olarak 1782 yılında Franz Joseph Muller von Reichstein tarafından keşfedilmiştir. 1798 yılında ise.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TELLÜR ELEMENTİ VE ÖZELLİKLERİ. TARİHÇESİ Tellür ilk olarak 1782 yılında Franz Joseph Muller von Reichstein tarafından keşfedilmiştir. 1798 yılında ise."— Sunum transkripti:

1 TELLÜR ELEMENTİ VE ÖZELLİKLERİ

2 TARİHÇESİ Tellür ilk olarak 1782 yılında Franz Joseph Muller von Reichstein tarafından keşfedilmiştir yılında ise Martin Heinrich Klaproth tarafından izole edilip tellür ismi verilmiştir.

3 Fiziksel Özellikleri Yoğunluğu: g/ml Erime noktası: °C (722.66K) Kaynama noktası: 988°C (1261K) Molar hacmi: ml/mol Mineral Setliği: 2.25 Isı iletkenliği(300K): 0.03W cm-1 K-1 Özgül ısı: J g-1 K-1 Buharlaşma Entalpisi: 48 kJ mol-1 Atomlaşma Entalpisi: 197 kJ mol-1

4 Kimyasal Özellikler Elektronik konfigürasyonu: [Kr].4d10.5s2.5p4 Kabuk yapısı: Elektronegatiflik: 2.10 (Pauling birimine göre) 2.62 (Sanderson elektronegatifliğine göre) Elektron ilgisi: kJmol-1 Atomik Yarıçapı: 140pm (123 pm hesaplama ile) Oksidasyon sayısı: -2, 4, 6

5

6 İyonlaşma enerjisi I. İyonlaşma Enerjisi869.3 kJ/mol II. İyonlaşma Enerjisi1790 kJ/mol III. İyonlaşma Enerjisi 2698 kJ/mol IV. İyonlaşma Enerjisi3610 kJ/mol V. İyonlaşma Enerjisi5668 kJ/mol VI. İyonlaşma Enerjisi6820 kJ/mol VII. İyonlaşma Enerjisi kJ/mol

7 İndirgenme Potansiyeli:

8 Reaksiyonları Hava ile Reaksiyonu Su ile Reaksiyonu Tellür havada yanarak tellür(IV)oksidi oluşturur. Te(k) + 2O2(g)  TeO2(k) Tellür normal koşullar altında su ile reaksiyon vermez.

9 Halojenler ile Reaksiyonu Tellür flor ile yanarak tellür (VI) florür bileşiğini oluşturur. Te8(k) + 24F2(g)  8TeF6(s) [portakal] Ağzı kapalı bir tüp içerisinde klor ile Te3Cl2 bileşiği oluşturur. Belirli şartlar altında halojenler ile reaksiyonu sonucunda Te8(k) + 16F2(g)  8TeF4(k) (0º C’da azot atmosferinde) Te8(k) + 16Cl2(g)  8TeCl4(k) Te8(k) + 16Br2(g)  8TeBr4(k) Te8(k) + 16I2(g)  8TeI4(k) bileşikleri oluşturur.

10 Asit ile Reaksiyonu Tellür yükseltgen olmayan asitlerle reaksiyon vermez. Baz ile Reaksiyonu Tellür normal koşullar altında bazlarla reaksiyon vermez.

11 Bileşikleri TeF4 TeF6 Te2Cl TeCl2 Te3Cl2 TeF4TeF6Te2ClTeCl2Te3Cl2 [TeCl4]4 Te2Br TeBr2 [TeBr4]4[TeCl4]4Te2BrTeBr2[TeBr4]4 TeI Te2I Te4I4 [TeI4]4 TeITe2ITe4I4[TeI4]4 TeO TeO2 TeO3TeOTeO2TeO3

12 Kullanım Alanları Kurşun metaline eklenerek, sülfürik asidin korrozif etkisini azaltmak ve metalin kuvvetliliğini ve dayanıklılığını artırmak için, Yarı iletken özelliğinden dolayı bir çok sektörde, Bakırın ve çeliğin işlenebilirliğini arttırmak amacı ile, Termoelektrik aletlerde, Seramik üretiminde kullanılmaktadır.

13 Kadmiyum tellür bileşik yapılı bir iletkendir.En yaygın kullanım alanı güneş pilleri, x ve gama ışını dedektörleridir.Enerji bant aralıkları güneş enerjisi spektrumuna uyum gösterdiği için güneş pillerinde en yüksek verime sahip yarı iletkendir.Bir başka tercih sebebi ise ince bir zar şeklinde kullanıldığından diğer yarı iletkenlere göre daha ucuza mal olmasıdır.

14 Tellür,bakırın saflaştırılmasından meydana gelen anot çamurundan tellür,tellüröz asidi,H2TeO3 şeklinde çöker.H2TeO3 kostik sodayla çözündürüldükten sonra elektrolizle elementel tellür ele geçer. Tellür bundan başka altın ve gümüş sülfürlerin yakılmasından çıkan baca tozlarından ve sülfürik asit üretiminde kurşun odalardan elde edilir.

15

16 Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (AAS) 1955 yilindan sonra gelistirilmis olan atomik absorpsiyon spektroskopisi, yüksek sicaklikta gaz halinde bulunan element atomlarinin elektromagnetik isinlari absorplamasi üzerine kurulmustur. Absorplanan elektromagnetik isinlar genellikle ultraviyole ve görünür alan isinlaridir. Atomik absorpsiyon spektroskopisiyle simdiye kadar gördügümüz görünür, ultraviyole ve infrared alan spektroskopileri arasinda temelde bir fark yoktur.

17 Fark baslica; Numune almada, Spektrumlarin görünüsünde, Kullanilan cihazlardadir.

18 Bir elementin atomik absorpsiyon spektroskopisiyle analizini yapmak için o elementin önce nötral hale, sonra buhar haline gelmesi, daha sonra da bir kaynaktan gelen elektromagnetik isin demetinin yoluna dagilmasi gerekir. Bu islem, ya elementi bilesik halinde ihtiva eden bir çözeltinin sis halinde yüksek sicakliktaki bir alev içine püskürtülmesi veya elementi bilesik halinde içeren numunenin (çözelti veya kati) karbon numune kabina konarak kabin elektrik akiyla akkor haline getirilmesi suretiyle gerçeklestirilir

19 Alev veya Ark Sicakliginda Meydana Gelen Olaylar Alev veya ark sicakliginda baslica sunlar olur: Yüksek sicaklikta numune kurur. Kurumus numune içindeki tuzlar gaz molekülleri haline dönüsürler. Gaz halindeki tuz molekülleri ayrisarak serbest element atomlari verirler. Alev içindeki serbest element atomlarindan bir kismi uyarilma sicakligina kadar isinir. Gaz halinde ve gaz halinde uyarilmis olan atomlarla alevde bulunan baska atomlar veya radikaller arasinda çesitli reaksiyonlar olur ve yeni gaz halinde moleküller türer.

20 Bütün bunlari CaCl2 numunesi üzerinde açiklanirsa; CaCl2 ↔ Ca + Cl ↔ Ca+ + e- (gaz moleküller) - (gaz atomlar) - (gaz iyonlar) Gaz halinde Ca ile gaz halindeki OH ve O arasinda, gene gaz Ca + OH ↔ CaOH Ca + O ↔ CaO molekülleri meydana gelir.. Böylece ortamda bulunan absorpsiyon yapacak gaz halindeki kalsiyum atomlari önemli ölçüde azalir.

21 Atomun Enerji Seviyeleri ve Yaydigi Isinlar Yüksek sicakliklarda atom halinde bulunan bir elementin en dis tabakasinda bulunan bir elektron gerekli enerjiyi alarak uyarilmis hale geçer. Bu halde 10-9 saniye gibi çok kisa bir süre kalan elektron yeniden eski yerine döner. Bu dönüs esnasinda almis oldugu enerjiyi geri verir. Geri verilen enerji, isin seklinde etrafa yayilir. hv = E2 - E1

22 Söz konusu element atomunun sodyum oldugu kabul edilirse, sodyum atomunun en dis tabakasinda bulunan bir 3s elektronu yukarida verilen sartlarda gerekli enerjiyi alarak 3p alt tabakasina çikar ve oradan tekrar 3s alt tabakasina iner. Böylece almis oldugu enerjiyi isin halinde etrafa yayar. Yayilan bu isin dalga boylari 5890 ve 5895 Ao olan sari isinlardir. Bu iki seviye arasinda tek isin (tek enerji) degil de iki isinin olmasi, su sekilde açiklanabilir

23 . Bir elektron hem çekirdek etrafinda, hem de kendi ekseni etrafinda döner ve bundan dolayi da iki farkli magnetik alan olusturur. Bunlara orbital magnetik alani ve spin magnetik alani denir. Elektronlari spinleri saat yelkovani veya aksi yönde olabilir. Buna göre spin magnetik alani orbital magnetik alanina zit olan elektronun enerjisi biraz küçük olur ve bundan dalga boyu 5895 Ao olan elektromagnetik isin yayilir. Ayni durum d ve f orbitalleri için de gözetlenir. ama bunlarin sayilari (yayilan isinin foton sayisi) çok az oldugundan, tespit edilmeleri bir hayli güçtür.

24 Bir atom, iyonundan daha kolay isin yayar. Bu nedenle bir element atomunun spektrumu, iyonun spektrumundan farklidir.

25 Kuvantum Seviyeleri ve Uyarilmis Atomlar 3s ve alt seviyesinde esit iki, 3p alt seviyesindeyse esit alti kuvantum seviyesi bulunur. Bunlara istatistik faktörler de denir ve belirli bir sicaklikta bulunan gaz halindeki atomlardan ne kadarini uyarilmis hale geçtiklerini hesaplamakta kullanilir. Hesaplamada Boltzmann denkleminden yararlanilir. Buna göre uyarilmis taneciklerin sayisi Nu ve temel halde kalmis olanlarinki No olmak üzere, Nu/No = (Cu/Co) x (e-∆E/kT) formülüyle verilir.

26 Formüldeki Cu atomunun uyarilmis halindeki seviyesinin kuvantum sayisi, Co temel halindeki seviyesinin kuvantum sayisi ∆E uyarilmis hal ile temel hal arasindaki enerji farki (erg olarak), k Boltzmann sabiti, T Kelvin derecesi olarak sicakliktir.

27 Pik Genislemesi Atomik absorpsiyon piklerinin çok dar, (10-5 nm) hatta çizgi seklinde olmasi gerekir. Ancak, bazi yan etkiler bu pikleri genisletir. Bu etkiler baslica söyledir: Dogal genisleme, Izotop genislemesi, Stark ve Zeeman genislemesi, Doppler genislemesi, Çarpma genislemesi.

28 1. Dogal Genisleme Dogal genisleme atomun E1, E2 gibi enerji seviyelerindeki belirsizliklerden ileri gelir. Bu seviyelerdeki enerji belirsizlikleriyle, elektronun bu seviyelerdeki kalma süreleri çarpimi kadardir.

29 2. Izotop Genislemesi Izotop genislemesi, söz konusu elementin izotoplarinin olmasi halinde görülür. Bu sekilde meydana gelen genisleme 10-4 nm kadardir.

30 3. Stark ve Zeeman Genislemesi Stark ve Zeeman genislemeleri, atomlarin ve elektron düzenimlerinin elektrik (Stark) ve magnetik (Zeeman) alanlarda degismesinden ileri gelir. Bu sekildeki genisleme 0,005 nm kadardir.

31 4. Doppler Genislemesi Doppler genislemesinde, isin kaynagina dogru giden atomlarin absorpladiklari isinlarin dalga boylari büyür, aksine gidenlerin absorpladiklari isinlarinki küçülür. Böylece absorpsiyon daha genis bir aralikta olur. Isin kaynagina dogru giden atomlarin absorpladiklari isinlarin dalga boylarinin büyümesi, frekanslarinin küçülmesi demek olur. Böyle bir frekans küçülmesi, v1 = v x (1 + V/c) esitligiyle verilir. c isik hizi, V absorpsiyon yapan tanecigin isin kaynagina dogru hizi, v isin kaynaginin yaydigi isinin frekansi ve v1 da yeni isinin frekansidir. Bu olaya Doppler frekans kaymasi da denir.

32 5. Çarpisma Genislemesi Çarpisma genislemesi, temel halde bulunan ve tayini yapilan atomlarla öteki atom veya moleküllerin çarpismalarindan ileri gelir. Çarpisma sonucu temel halde bulunan atomlar farkli enerji seviyelerine çikarlar ve dolayisiyla farkli isinlar absorplarlar.

33 Atomik Absorpsiyon Cihazi Daha önce gördügümüz spektrofotometre cihazlari gibi atomik absorpsiyon cihazi da baslica bes kisimdan olusur. Bunlar sirasiyla sunlardir: Isin kaynagi, Numune kabi, Monokromatör, Detektör, Indikatör.

34 Yalniz atomik absorpsiyon cihazlarindaki isin kaynagiyla numune kabi, çözelti absorpsiyon spektrofotometrelerindekinden tamamen farklidir. Isin kaynagi olarak ya bir çukur katot veya bir bosalma lambasi kullanilir Sekil 1. Atomik absorpsiyon cihazi.

35 A çukur katodundan elde edilen isinlar B araligindan bir demet halinde analizi yapilacak element buharlarini ihtiva eden C atomizer ve bekine gelir (ikisi bir arada). Burada, element isinlarinin önemli bir kismi absorbe edilir. Absorpsiyon bek alevindeki tayini yapilacak maddenin konsantrasyonuyla orantili olarak artar. Bek alevinde absorplanip emisyona ugratilan isin demeti uzayin her yönüne dagitilir. Bunlardan pek az bir kismi D yarigindan geçtikten sonra tayini yapilacak elementin yaydigi veya A dan çikan isinlardan ayri isinlari absorbe eden E filtresinden geçirilir. Bu isinlar F mercek takiminda bir araya toplanir ve G yarigindan H monokromatoruna düsürülür. Isin demeti monokromatorda dalga boylarina göre ayrilir. Dalga boylarina göre ayrilan bu isinlar K yarigindan L detektörüne veya fotograf filmine düsürülür ve siddetleri kaydedilir.

36 1. Çukur Katotlu Lambalar Atomik absorpsiyon cihazlarinda isin kaynagi olarak genellikle çukur katotlu lambalar kullanilir. Lambanin K katot ve A anodu volframdan yapilmistir. Katodun ucundaki çukur ya tayini yapilan maddeden yapilmistir veya tayini yapilan maddeyle kaplanmistir. Lambanin içinde mm Hg de Helyum veya Argon bulunur. Katodun tam karsisindaki kisim (P) kuvarstan yapilmis bir penceredir (ultraviyole ve görünür alan isinlarini geçirmesi için).

37 Sekil 2. Çukur katotlu lamba. Içi 1 mm Hg de He veya Ar ile doldurulmustur.

38 Lambadaki katotla anot arasina belirli bir potansiyel uygulandiginda (600 volt kadar), lambadaki gaz atomlari iyonlasir. Pozitif yüklü gaz atomlari katoda dogru, oldukça büyük hiz kazanirlar (büyük kinetik enerji) ve katoda çarpmalari sonucu katottaki metal atomlarini yerlerinden firlatirlar. Böylece lambanin içi atomik gazla dolar ve atomlardan bazilari uyarilmis hale, oradan da temel hale geçerler. Bunun sonucu katodun yapilmis veya kaplanmis oldugu elementin karakteristik isini yayilir. Bazi lambalarda katot üzerine birkaç element birden kaplanmistir. Böyle lambalar birkaç elementi tayin etmek için kullanilir.

39 Çukur katotlu lambalar uzun silindirik bir yapida olduklarindan, gaz haline geçmis olan metal atomlari genellikle tekrar katot üzerinde toplanirlar. Bunun sonucu lamba uzun süre (bin saat gibi) kullanilir. Lambalarda gereginden yüksek potansiyel kullanilmamalidir. Yüksek potansiyel gaz halinde çok metal atomu olusturur. Bunlardan pek çogu uyarilmamis halde olduklarindan, uyarilmis atomlarin yaydigi isinlari absorbe ederler ve isin demetinin siddetini düsürürler. Bundan baska Doppler genislemesini artirirlar.

40 2. Gazli Bosalma Lambalari Gazli bosalma lambalari, genellikle kolay buhar haline geçen metaller için kullanilir. Bu tip lambalarin içinde gaz olarak metal atomlari bulunur. Böyle lambalar alkali metalleri ve civa için kullanilir.

41 3. Numune Kabi Çözelti için, aborpsiyon spektrofotometrelerinde özel numune kaplari kullanildigi halde, atomik absorpsiyon spektrofotometrelerinde alev veya yüksek sicakliktaki bir ortam (ark ortami gibi) bu isi görür. Baska bir deyimle numune, yüksek sicakliktaki bir ortamda bulunur. Bu amaçla en çok kullanilan ortam asetilen oksijen alevi ortamidir. Numune özel bir düzenekte çok ince sis halinde bu ortama püskürtülür. Alev ortaminda element atomlari olustugundan ve bunlardan çok büyük bir kismi uyarilmamis halde bulundugundan, yukarida tamamlanan lambadan alevin içine gönderilen tayini yapilacak elementin rezonans isin demetinin önemli bir kismini absorplar. Aborpsiyonun siddeti, is haline getirilen damlaciklarin büyüklügüne, alevin sekline, sicakligina ve söz konusu elementin oksitlenme derecesine bagli olarak degisir.

42 4. Alev Profilleri Element atomlarinin bek alevinde hangi yüksekliklerinde en çok absorpsiyon yatigini gösteren sekillere alev profilleri denir. Sekilden de görülügü gibi gümüs atomlari alevin üst kisimlarinda, magnezyum atomlariysa alevin orta kisimlarindan daha çok aborpsiyon yaparlar. Buna karsilik krom atomlari alevin üst kisimlarinda az, alt kisimlarinda çok absorpsiyon yapar. Magnezyum atomlarinin alevin orta kisimlarinda en fazla absorpsiyon yapmalarinin nedeni, fazla isinmalari ve bu bölge de henüz oksitlenmemelidir. Iyi sonuç alabilmek için maksimum absorpsiyon elde edilinceye kadar lambadan gelen isin demeti asagiya indirilip yukari kaldirilir.

43 Sekil 3. Alev profilleri h alevin yüksekligi, Ab bagil absorpsiyon.

44 5. Yakitlar Atomik absorpsiyon spektroskopisi bekinde kullanilan yakitlar olukça çesitlidir. Bunlar baslica sunlardir: Asetilen Hidrojen Propan Bütan Dogal gazlar

45 6. Yakici Gazlar Atomik absorpsiyon cihazlarinda yakici gaz olarak sunlar kullanilir: Oksijen Diazot monoksit (N2O) Hava Oksijen + Hava Asetilenle diazotmonoksit karisimi sicakligi çok yüksek bir alev verirler. Alkali metalleri dayanikli oksitler verdiklerinden, tayinleri asetilen hava karisiminda yapilir. Ama asetilen ve hava karisimi alevinde bir miktar iyonlarina ayrilirlar. Buna karsilik, kursun, bakir, çinko gibi elementlerin oksitleri dayanikli olmadiklarindan tayinleri için dogal gaz ile hava karisimi bile yeterli gelebilir.

46 7. Detektörler Atomik absorpsiyon cihazlarinda, ultraviyole ve görünür alan spektrofotometrelerinde oldugu gibi fotomultiplie detektörler kullanilir. Tayini yapilan atomun, lambadan gelen isinlarini, ayni atomun alev ortamindan olusan isinlarindan ayirt etmek için, lambadan gelen isin demeti önüne, demetin yolunu belirli araliklarla kesen bir isin demeti kesici konur. Böylece lambadan gelen isin demeti alternatif akim haline dönüstürülür ve alevden gelen isinlarin olusturdugu akimdan ayrilir.

47 Tayinler Atomik absorpsiyon cihaziyla litrede onda bir miligram dolaylarinda konsantrasyonlar binde birkaç hata ile tayin edilirler. Bunun için bazi sartlarin yerine getirilmesi gerekir, sartlar yerine getirilmedigi zaman, bir takim hatalar yapilir. Bu hatalarin baslica kaynaklari sunlardir. Kullanilan yakit ve yakicinin cinsi, Kullanilan yakitin yakiciya orani, Bek alevinin sekli, Ortamda bulunan anyon ve katyonlarin cinsi ve konsantrasyonlari, Isin demetinin alev içinden geçtigi yolun yeri ve uzunlugu, Numunenin alev içinde püskürtülme hizi ve numune damlaciklarinin büyüklügü (alev sicakligini etkiler), Çözelti viskozitesinin degisik olmasi, Çözelti içinde bulunan organik çözücülerin cinsi ve konsantrasyonu.

48 Çalisma Egrisi Tek isin demetli cihazlarda aleve önce saf su püskürtülür. Saf suyun absorpsiyonu sifir olacak sekilde cihaz ayarlanir. Bundan sonra çesitli konsantrasyonlarda hazirlanmis çözeltilerle absorpsiyon degerleri okunur. Okunan degerlerle konsantrasyon bagintisi bir grafik kagidina geçirilir. Konsantrasyon absorpsiyon bagintisinin teorik olarak bir dogru olmasi beklenirse de pratikte bu hiçbir zaman gerçeklesmez veya ancak çok düsük konsantrasyonlarda gerçeklesir.

49 İNDÜKTİF OLARAK EŞLEŞTİRİLMİŞ PLAZMA- KÜTLE SPEKTROMETRESİ Analitik bir cihaz olarak ICP-MS iki üniteden oluşmaktadır: 1) İndüktif olarak eşleştirilmiş plazma (ICP) ve 2) Kütle spektrometresi (MS). Analiz edilmek istenen örnekteki elementler ICP de iyonlaştırıldıktan sonra kütle spektroskopisine gönderilirler ve burada kütle/yük (m/z) oranlarına göre ayrılarak ölçülürler. ICP- MS’teki plazma optik emisyon spektrometresinde kullanılan Argon (Ar) plazması ile aynıdır. Periyodik tablodaki birçok elementin birinci iyonlaşma enerjileri Argonun iyonlaşma enerjisinden (15.76 eV) küçük olduğu için elementler plazma içerisinde pozitif iyonlara dönüşürler. Bir ICP-MS cihazında esas olarak şu bölümler bulunmaktadır:

50 Örnek gönderici sistem, ICP, Aktarıcı koniler (interface cones), İyon lens sistemi, Kütle seçici (mass filter), Dedektör (electron multiplier tube) ve Vakum sistemi.

51 ICP-MS direk olarak çözeltide iz element derişimlerinin belirlenmesinde uygundur. Birçok element için gözlenebilme sınırı ng/L’nin (ppb ve daha düşük derişimler) altındadır. Çok sayıda elementi aynı anda analiz edebilme özelliği sayesinde nitel analizlerde ve izotop oranlarının belirlenmesinde olduğu gibi, başta metalik elementler olmak üzere periyodik tablodaki elementlerin büyük çoğunluğunun nicel ve yarı-nitel tayinlerinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. ICP-MS’in çalışma aralığı diğer yöntemlere oranla oldukça geniştir. Birçok element için pg-mg/L arasında kalibrasyon grafikleri çizilebilmektedir ve bu farklı derişime sahip birçok elementin aynı anda analizine olanak sağlamaktadır. Değişik örnek göndericilerle eşleştirildiğinde ICP-MS, sıvı örnekler dışında katı örneklerin analizinde de sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır (Laserle aşındırma-Laser Ablation-ICP-MS). Diğer tekniklerle de eşleştirilebilen örnek gönderme sistemleri (hidrür oluşturma, elektrotermal ısıtma, lazerle parçalama, akışa enjeksiyon sistemi, çeşitli sisleştiriciler, vb.) aynı şekilde ICP-MS ile de kullanılabilir. ICP-MS’e likit kromatografisi (LC), iyon kromatografisi (IC) ve gaz kromatografisi (GC) gibi kromotografik sistemler de eklenerek elementlerin türleri oldukça hassas bir şekilde belirlenebilmektedir.

52

53 ks. inductively coupled plasma spectrometer. genellikle bir rf guc kaynagi sayesinde yaratilan plazma icine sprey halde beslenen cozeltinin iyonizasyonu ve iyonizasyon sonrasi aciga cikan isimanin (emisyon) dalga boyuna gore kalitatif ve kantitatif analiz yapan gerec. bu turu icp-aes (icp-atomic emisson spectrometer) olarak bilinir.emisyon

54 diger bir turu de icp-ms (icp-mass spectrometer) olarak bilinen ve iyonizasyon sonrasi aciga cikan atomik emisyon yerine iyonlari kutlelerine gore ayiran bir sistemdir. kutle spektrometresi kismi genellikle bir quadrupole sayesinde ayrim yapar. her iki turu de kantitatif analiz icin derisimi bilinen standartlar kullanir. analiz hassasiyeti ppb sevisindedir. en yaygin kullanildigi alanlar ilac, petrokimya ve gida sektorleri olmakla birlikte kriminolojide de (dokudan uyusturucu kullanimi belirlenmesi, doping kontrolu) yaygin kullanilir.quadrupoleppb ks. inductively coupled plasma optical emission spectroscopy 9000 derecelik bir sicaklikla kucuk hacimdeki cozeltilerin icinde hangi element oldugunu ve miktarini (ppm, ppb seviyelerine kadar) olcebilen turkiyede sayili yerde bulunan yaklasik dolarlik devasa alet. yayinda* bulunan deliklerin cokluguna gore kac cesit iyon oldugunu tek bir seferde olcebilmenizi saglar.ppmppb*

55 Atomik absorbsiyonun üzerine bir çığırla gelmiş,özellikle katyon analizinde kullanılan, atomikte 1 hafta uğraşacağınız örnek analizini bir günde tamamlamanızı sağlayan, ppm düzeyinde analiz sonucu veren aygıt.dezavantajı plazma sağlayan tüpün içindeki argon gazının oldukça pahalı ve kısa sürede tüketilebilir olmasıdır.ancak bununda üzerinde icp-ms vardır ki;kendisi ppb düzeyinde element analizi yapabilmektedir ki kimyacılar için oldukça zaman tasarrufu demektir bu.

56

57 HAZIRLAYAN HAKAN Ş ANAL


"TELLÜR ELEMENTİ VE ÖZELLİKLERİ. TARİHÇESİ Tellür ilk olarak 1782 yılında Franz Joseph Muller von Reichstein tarafından keşfedilmiştir. 1798 yılında ise." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları