Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ. Sunum Planı ORGANİZMA VE ÇEVRE DUYUM VE ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ. Sunum Planı ORGANİZMA VE ÇEVRE DUYUM VE ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ."— Sunum transkripti:

1 ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ

2 Sunum Planı ORGANİZMA VE ÇEVRE DUYUM VE ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ

3 ORGANİZMA VE ÇEVRE Organizmanın çevreyle ilişkileri, çevredeki uyarıcıların duyu organları tarafından beyine uyarım göndermesiyle gerçekleşir. Organizma, her zaman çevreden gelen uyarımlara uyum sağlama eğilimindedir.

4 Çevreden gelen uyarımların organizmanın uyum durumunu bozacak şekilde şiddetli veya az olduğu zaman organizma bu duruma uyum sağlayamaz. Organizmanın aşırı ve yetersiz uyarım sonucunda tekrar eski normal haline dönmesine dengelenme (homeostasis) denir. Organizmanın aynı uyarıcıyla sürekli karşılaşmasına ve artık bu duruma tepki vermemesi ise duyarsızlaşmayı ifade eder.

5 Duyumun oluşabilmesi için gerekli şartlar İçerden veya dışardan bir uyarıcının olması Duyu organlarının sağlam ve yeterli olması Uyarıcının taşınabileceği uygun ortamın olması Uyarıcı şiddetinin duyum eşikleri arasında olması Duyum eşiği: Organizmanın bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı noktadır.

6 Duyu organlarımızın alt ve üst duyum eşikleri vardır. Özellikle görme ve işitme alanlarında, doğadaki enerjinin çok sınırlı bir kısmını alabiliriz.

7 DUYUM VE ALGI Duyum, iç veya dış dünyadan gelen uyarımların beyne ulaşmasıdır. Algı ise beyne ulaşan bu duyumlara anlam verilmesi, onların tanınması demektir.

8 Algının Özellikleri ①Algıda Seçicilik ①Algıda Değişmezlik ②Algıda Organizasyon ③Derinlik Algısı ①Uzay ve Zaman Algısı

9 Algıda Seçicilik Organizma dış dünyadan bir çok uyarıcıyla karşılaşır. Algıda seçicilik organizmanın, dikkatini birçok uyarıcı içinden belli uyarıcılar üzerinde yoğunlaştırmasıdır.

10 Algıda seçiciliği etkileyen faktörler Dış faktörler Uyarıcının şiddeti ve büyüklüğü Tekrar Tuhaflık Değişkenlik Hareketlilik Zıtlık İç faktörler İlgi Meslek İhtiyaçlar Beklentiler Geçmiş yaşantı ve deneyimler

11 Sherlock Holmes ve Dr.Watson kamp yapmaya giderler. İyi bir yemek yedikten sonra uyumak için çadırlarına çekilirler. Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve güvenilir arkadaşını uyandırır.  ‘‘ Watson etrafına bak ve bana ne gördüğünü söyle’’  Watson ‘’ milyarlarca yıldız görüyorum’’ diye cevap verir.  ‘‘Peki bu ne demektir Watson’’ diye sorar Holmes Watson bir an duraklar ve şu yanıtı verir:  ‘‘Astronomik olarak bu uzayda milyarlarca galaksi ve gezegen olduğu anlamına gelir.’’ ‘‘Astrolojik olarak sanırım Saturn Aslan burcuna girmiş olmalı’’ ‘‘Horolojik olarak saat üçü çeyrek geçmekte’’ ‘‘Teolojik olarak Allah’ın gücünü ve bizim küçüklüğümüzü görmekteyim’’ ‘‘Meteorolojik olarak yarın güzel bir gün olacak’’ ‘‘Peki sence bu ne anlama geliyor Holmes?’’  Holmes arkadaşını sabırla dinledikten sonra cevap vermiş: ‘‘Watson, seni aptal. Bir hırsız çadırımızı çalmış’’.

12 Algıda Değişmezlik Farklı durumlarda farklı şekillerde görülen nesnelerin, önceki öğrenme ve deneyimlerin etkisiyle gerçekte olduğu gibi algılanmasıdır. Büyüklük değişmezliği Biçim değişmezliği Renk değişmezliği

13 Algıda Organizasyon Uyarıcıların bir bütün içinde algılanmasıdır. Gerek varlıkların gruplar halinde algılanmasında, gerekse eksikliklerinin tamamlanarak algılanmasında, gerekse şekil - zemin ilişkisi içinde algılanmasında algıda organizasyon özelliği etkilidir.

14 Derinlik Algısı Gerçekte üç boyutlu olan varlıklar gözün ağ tabakasına iki boyutlu düşer. Ancak yine üç boyutlu algılanır. Paralel uzantıların kesişen noktalarının uzakta algılanması doğrusal perspektif dediğimiz derinlik ipucundan yararlanılarak gerçekleşmektedir.

15 Uzay ve Zaman Algısı Varlıkların birbirine göre uzaklığı uzay algısını, değişen sürenin göreli algısı da zaman algısını ortaya koyar. Buna göre ‘önde’, ‘arkada’, ‘yanda’ ifadeleri uzay algısını; ‘önce’, ‘biraz’ ‘sonra’, ‘yakında’ gibi ifadeler de zaman algısını belirtir.

16 Algı Yanılmaları ①İllüzyon ②Halüsinasyon

17 İllüzyon Yanılgıda rol oynayan bir uyarıcı durum vardır. Bu durum gerçekte olduğundan farklı algılanır. İllüzyon fiziki ve psikolojik olmak üzere 2’ye ayrılır. Psikolojik illüzyon bireylere göre değişebilir, fiziki illüzyon ise bütün bireylerde aynı şekilde görülür. Örneğin bir bardak su içindeki kaşığın kırık olarak algılanması fiziki illüzyona; yerdeki bir bez parçasının fare olarak algılanması ise psikolojik illüzyona örnektir. İllüzyonda mutlaka bir dış uyarıcı vardır.

18 Halüsinasyon Dışarıdan herhangi bir uyarıcı olmadığı halde uyarıcı varmış gibi algılanması olayına halüsinasyon denir. Zil çalmadığı halde zil çaldı demek, bulutların üzerinde uçtuğunu iddia etmek gibi…

19 İllüzyon bütün bireylerde görülebilir. Halüsinasyon ise genellikle ateşli hastalık geçirenlerde, akıl hastalarında ve alkoliklerde görülür.

20 Algıyı Etkileyen Faktörler Dikkat Geçmiş yaşantı ve öğrenme Güdü ve ihtiyaçlar Algıya hazır olma Psikolojik durum Çevre Kişisel özellikler Duygular

21 ÖĞRENME Öğrenme, tekrar veya yaşantılar sonucu, eğitim veya öğretim sonucu davranışlarda meydana gelen değişmelerdir. Örneğin yabancı dil konuşmayı öğrenme bir davranış değişikliğidir. Her öğrenme sonucu az yada çok bir davranış değişikliği meydana gelir. Ama her davranış değişikliği bir öğrenme değildir. Buna göre içgüdü, refleks veya şans eseri gerçekleştirilen davranışlar öğrenme değildir.

22 Öğrenmede olgunlaşma ve motivasyon önemli bir faktördür. Çünkü bir şeyi öğrenebilmek için belli bir olgunlaşma düzeyine gelinmesi ve belli bir motivasyonun olması gerekir.

23 Öğrenme Türleri ve Süreçleri ①Deneme-Yanılma Yoluyla Öğrenme ②Motor Öğrenme ③Bilişsel Öğrenme ④Koşullanma Yoluyla Öğrenme

24 Deneme-Yanılma Yoluyla Öğrenme Tekrar ve denemeler sonucunda yeni davranışların kazanılması esasına dayanır. Bu denemeler esnasında olumlu nitelikteki davranışlar kazanılır, olumsuz nitelikteki davranışlar terkedilir. Tekrar sayısı arttıkça hata miktarı azalır, hata miktarı azaldıkça da öğrenme düzeyi artar.

25 Motor Öğrenme Öğrenmenin, ağırlıklı olarak algısal veya bilişsel bileşenleri değil, kas bileşenleri öne çıkan türleri için kullanılan ortak bir terimdir. Yeni becerilerin, alışkanlık yapılarının kazanılması buna bir örnektir.

26 Bilişsel Öğrenme 4 ana başlık altında incelenir: Kavrayış yoluyla öğrenme:Olaylar ve durumlar arası ilişkinin aniden çözülmesi sonucu oluşan öğrenmedir. Model alarak öğrenme (Gözleme yoluyla): Başkalarının hangi durumlarda nasıl davrandığını gözleyip, onlar gibi davranma sonucu oluşan bir öğrenme türüdür. Sözel öğrenme: Sözcüklerle yapılan öğrenmedir. Farkında olmadan öğrenme: Gizli öğrenme de denir.

27 Koşullanma Yoluyla Öğrenme Organizmanın önceleri tepki göstermediği bir uyarıcıya belli koşullar altında (ödül veya ceza uygulamasının yapılmasıyla) tepki göstermeye başlaması bu öğrenmenin esasını oluşturur. Sözü edilen koşullar, klasik koşullanmaya ve edimsel koşullamaya göre değişmektedir.

28

29 Klasik Koşullanma: Doğal bir uyarıcının karşısında yapılan bir davranışın yapay uyarıcı karşısında da yapılmasıdır. Edimsel Koşullanma: Edimsel koşullanmanın temelinde ödül-ceza vardır. Organizmaya istenilen tepki gösterildiğinde ödül, aksi durumda ceza verilmesi sonucu gerçekleşir.

30 Klasik koşullanmayla edimsel koşullanma arasındaki farklar Klasik koşullanmada pekiştirici (ödül veya ceza) davranıştan önce, edimsel koşullanma da ise istenilen davranıştan sonra verilir. Klasik koşullanmada uyarıcı ve davranışlar bellidir, edimsel koşullanma da ise davranışlar rastlantısaldır ve bu davranışlar biçimlendirilmeye çalışılır. Klasik koşullanmada her durumda pekiştirme yapılır; edimsel de ise uygun davranışlara pekiştirme yapılır.

31 Koşullanmayla ilgili kavramlar Pekiştirme Genelleme Ayırt etme Sönme Kendiliğinden geri gelme

32 Pekiştirme: Koşullanma öğrenmesinin gerçekleşmesini sağlayan ödül veya ceza uygulamalarıdır. Pekiştirme, davranışların kazanılmasını ve yerleşmesini sağlar. Pekiştirmeyi sağlayan unsurlara pekiştireç denir. Olumlu ve olumsuz pekiştireç olmak üzere 2 ye ayrılır. Olumlu pekiştireç ile ödül eş anlamlı olarak kullanılabilir. Fakat olumsuz pekiştireç ceza anlamında kullanılamaz. Ceza istenmeyen davranışın sonucunda verilirken, olumsuz pekiştireç ise davranışın kazandırılması sürecinde verilir.

33 Genelleme: Koşullu uyarıcıya gösterilen tepkilerin benzerlerine de gösterilmesidir. Ayırt etme: Genellemenin tersi olarak, benzer uyarıcılar arasındaki farklılığın anlaşılmasıyla koşullu uyarıcıya benzer uyarıcılara tepki göstermenin terk edilmesidir.

34 Sönme: Pekiştirmenin kesilmesiyle zaman içinde koşullu davranışın ortadan kalkmasıdır. Kendiliğinden geri gelme: Sönmüş davranışın, hiçbir pekiştirme olmadığı halde bir süre sonra kendiliğinden ortaya çıkmasıdır.

35 Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler ①Öğrenen Bireyden Kaynaklanan Faktörler ②Öğrenme Yönteminden Kaynaklanan Faktörler ③Öğrenilen Malzemeden Kaynaklanan Faktörler ④Öğrenmenin Yapıldığı Ortam

36 Öğrenenden Kaynaklanan Faktörler Güdülenme Zeka Yaş ve olgunlaşma Bilgi birikimi Fizyolojik durum Psikolojik durum

37 Bilgi birikimi: Önceden kazanılmış olan bilgiler, yeni öğrenmeleri etkiler. Ancak bu etkileme olumlu veya olumsuz olabilir. Böyle bir etkilemenin olabilmesi için önceki öğrenilenlerle sonraki öğrenilecekler arasında ilke, içerik, teknik bakımdan benzerlik olması gerekir. İki türlü geçiş olabilir.  Olumlu geçiş (Pozitif transfer): Önceki öğrenilenlerin sonraki öğrenmeleri kolaylaştırmasına denir. Bisiklete binmenin, motosiklet kullanmayı kolaylaştırması gibi.  Olumsuz geçiş (Negatif transfer): Önceki öğrenilenlerin sonraki öğrenmeleri zorlaştırmasına denir. İki parmakla daktilo yazmayı öğrenmiş olan biri, hiç yazmayana göre on parmak yazmayı daha zor öğrenir.

38 Öğrenme Yönteminden Kaynaklanan Faktörler Aralıklı ya da toplu öğrenme: Yöntem olarak az zamanda çok tekrar yerine, konunun çok zamanda azar azar tekrar edilmesi öğrenmeyi olumlu etkilemektedir. Öğrenmeye aktif olarak katılma: Anlatma okumaya göre bireyi daha aktif yapacağından, öğrenme düzeyini artırmaktadır. Aynı zamanda aktif durumlarda uygulamalara da yer verileceğinden, öğrenme düzeyi artmaktadır.

39 Sonucun bilinmesi: Öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği hakkındaki sonucun bildirimine yönelik faaliyetler öğrenmeye önemli katkı sağlamaktadır. Konu anlatımından sonra yapılan testler sonucun bildirilmesine yöneliktir. Bütün ya da parçalara bölerek öğrenme: Konuların uzun, kısa, somut, soyut, anlamlı anlamsız olması durumuna göre öğrenilmesinde bütün - parça - bütün ilişkisinin kurulması öğrenmeyi etkiler. Buna göre zor, uzun, anlamsız konularda bütün - parça bütün çalışması, diğer durumlarda ise konuların bütün halinde öğrenilmesi olumlu sonuç vermektedir.

40 Programlı öğrenme: Önceleri öğretme makinalarında geçerli olan bu öğrenme, şimdilerde bilgisayarlarda uygulanmaktadır. Bireyin bilgisayarın başına geçerek, bilgisayarın programlanmış olarak sunduğu bilgileri kendi öğrenme hızına ve kapasitesine göre öğrenmesidir. Bu öğrenme sorularla pekiştirme ve cevabını hemen görme esasına dayanır. Tekrarlara yer verme: Tekrar sayısı arttıkça hata miktarı azalmaktadır. Bu durumda da öğrenme düzeyi giderek artmaktadır. Çünkü tekrar, pekiştirici olarak öğrenmelerin kuvvetlenmesini sağlar.

41 Öğrenilen Malzemeden Kaynaklanan Faktörler Uzun, soyut ve anlamsız olması İlgi ve ihtiyaca uygun olması Sistemli düzenlenmiş olması Birbirini destekleyici olması Beden ve zihin gelişimine uygun olması

42 BELLEK (HAFIZA) Yaşam sürecinde öğrenmiş olduğumuz bilgilerin saklandığı yerdir. Duyum ve algılarla kazanılan bilgilerin beyinde saklanması, gerektiğinde de hatırlanması şeklinde gerçekleşen zihinsel bir işlevdir.

43 Belleğin 3 aşaması vardır.  Bilgiler kodlanır  Bilgiler saklanır  Lazım olunca geri getirilir. Unutma bu üç aşamadan birinde meydana gelen aksaklıktan kaynaklanır. Öğrenilen bilgilerin kodlanabilmesi için de ilk şart o bilginin veya nesnelerin algılanmasıdır.

44  Kısa Süreli Bellek Zihinde bilgileri tutma süresinin çok kısa olduğu (1-3 dk) bellektir. Bilgi kısa süreliğine lazımsa kısa süreli belleğe yerleştirilir. Örneğin, ilk defa duyduğunuz bir telefon numarası kısa süreli bellekte yer alır. Telefon konuşmasından sonra da kaybolur. Kısa süreli belleğin en önemli özelliği bilgilerin izine bir süre sonra rastlanamamasıdır.  Uzun Süreli Bellek Uzun süreli bellekte yer alan öğrenilmiş bilgiler uzun zaman aralığında burada yer alabilir. Bu bellekteki bilgiler anlam ve özellikleri bakımından düzenlenir. Örneğin, lisedeki numaramızı,ev telefonumuzu uzun süreli bellekte tutarız. Çünkü bu bilgileri sürekli ve uzun süre kullanırız.

45 UNUTMA Önceden öğrenmiş olduğumuz bilgilerin zaman içinde kaybolmasıdır. Zaten insan hayatı boyunca öğrendiği bilgileri hafızasında tutamaz. Yeniler öğrenilirken eskiler unutulmaya başlanır.

46 Unutmanın Nedenleri Kullanılmama yüzünden silinme Bastırma: Hatırlandıkça üzüntü veren bilgilerin unutulmasıdır. Bu görüşte olanlar, unutmayı rahatsız edici durumların bilinçaltına bastırılması olarak açıklar. Ket vurma (Bozucu etki)  İleriye ket vurma: Önceki öğrenilmiş olan bilgilerin sonradan öğrenilmiş olan bilgileri unutturması.  Geriye ket vurma: Sonradan öğrenilmiş olan bilgilerin önceden öğrenilmiş olan bilgileri unutturması. Organik nedenler: Ani şok, yaşlılık, korku, heyecan, ateşli hastalık gibi durumlar organizmada unutmaya neden olabilmektedir.

47 Ket vurma ile transfer kavramları birbirinden farklıdır. Transfer öğrenme öncesi ; ket vurma ise öğrenme sonrası gerçekleşir. Transferde önceki öğrenilenler sonraki öğrenmeleri olumlu ya da olumsuz yönde etkilerken, ket vurmada ise bir öğrenmeden önce yada sonra gerçekleşen öğrenme, söz konusu öğrenmenin hatırlanmasını olumsuz yönde etkiler. Kısacası transferin öğrenmeye, ket vurmanın ise hatırlamaya etkisi vardır.

48 Unutmayla İlgili Sonuçlar Mutlak unutma yoktur. Unutmanın derecesi öğrenmenin derecesine bağlıdır. En son öğrenilenler daha geç unutulur. Öğrendikten sonra zihnin uyarıcılara kapalı tutulması unutmayı azalttığından uykuda unutma en azdır. Öğrenilenlerin sık sık pekiştirilmesi unutmayı azaltır. Anlamlı ve hoşumuza giden konuları daha geç unuturuz.

49 HATIRLAMA Uzun süreli bellekte yer alan bilgilerin zihinde tekrar canlanarak bilinç düzeyine gelmesidir. İlkokul dönemlerindeki okul numarasını hatırlama buna örnektir. Hatırlama ile çağrışım farklı kavramlardır. Çağrışım, bir uyarıcı algılandığında onunla ilgili başka şeylerin hatırlanmasıdır. Benzerlik, ardışıklık, zıtlık, zamanda ve mekanda yakınlık çağrışımı kolaylaştıran etkenlerdir. Amasya denilince elmanın akla gelmesi buna örnektir.

50 BİLİNÇ Bilinç, farkında olmak demektir. İnsanın kendisinden ve çevresinden haberdar olması halidir. Bilinç kapsamı içinde çeşitli düzeylerde farkında olma dereceleri vardır. Uyanıklık, uyku, rüya, hipnoz ve meditasyon insandaki bilinç durumlarıdır.

51 Normal Bilinç Durumları Normal bilinç durumu, bireyin kendi duyumlarının, uyarıcıların, kendi kararlarının, düşüncelerinin farkında olduğu uyanıklık durumudur. Birey, normal bilinç durumunda;  Dikkatli ve uyanıklık halindedir.  Çevresindeki uyarıcıları algılayabilir.  Onları bilgiye dönüştürebilir. Bireyin o anda kavrayabildiği duyum alanı bilinç alanıdır; dikkatin en çok yoğunlaştığı, en iyi algılayabildiği konu ise bilinç odağıdır.

52 Bilince Fizyolojik Yaklaşımlar Bilinç, beyin kabuğu ile sinir hücreleri ararsındaki ilişki sonucu ortaya çıkar. Bu ilişkinin yavaşlaması ya da bozulması bilinci güçsüzleştirir ya da büsbütün ortadan kaldırır.

53 Beden ile zihin yapısı arasındaki ilişkinin incelenmesi nörofizyoloji, lokalizasyon ve EEG(Beyin dalgalarının kaydedilmesi) gibi alanları ortaya çıkarmıştır. Nörofizyoloji: Bilinç üzerindeki sinirsel mekanizmanın etkisini ve işlevini inceler. Sinir düzenlerine elektrot yerleştirme işlemiyle beyin-zihin bağlantısının detaylı incelenmesi sağlanır. Lokalizasyon : Beynin çeşitli bölgelerinin elektrik akımıyla uyarılarak hangi bölgenin neyi gerçekleştirdiği anlaşılır. Örneğin occipital lob’unun görme olgusu hareketlendirdiği, frontal lob’unun koku almamızı sağladığı, hipotalamus’un açlık dürtüsünü harekete geçirdiği bilinir.

54 EEG(Elektroansefalograf) : EEG işlemi elektroansefalograf denilen aletle ölçülür.

55 BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ Uyku Rüya Meditasyon Hipnoz

56 Uyku ve Rüyalar Uykunun hafif uykudan derin uykuya kadar çeşitli aşamaları vardır. Bu evrelerde beynin biyoelektrik kayıtlarının farklı dalga boylarında oldukları görülmüştür. Bu evrelerden biri olan REM uykusu, rüyaların en çok görüldüğü evredir. REM uykusunda hızlı göz hareketleri görülür, sinir sisteminin aktivitesi artar. Birey REM uykusundan uyandırılınca büyük bir olasılıkla, uyandırılmadan önce rüya görmekte olduğunu bildirecektir. Uyku halinde bilinç pasif değil, aktiftir. Kimi psikologlara göre rüyalar günlük yaşantıları yansıtır. Çeşitli meslek gruplarından birçok kişinin rüyaları incelenmiş bunların meslek ve çevreyle yakın ilişkisi olduğu görülmüştür.

57 Biyolojik Saat, Biyolojik Ritm (Bioritm): Büyüme, uyku-uyanıklık döngüsü, adet döngüsü gibi biyolojik ritmleri ve döngüleri düzenleyen biyolojik bir iç zamanlama mekanizmasıdır. Bioritm, zaman algısıyla ilgilidir, organizmanın zaman sürelerini algılayabilme özelliğidir. İnsan çoğu durumda saate bakmadan, zamanı doğru tahmin edilebilir. Biyolojik saat, organizmanın içinde bulunduğu çevreye uygun bir biçimde çalışır. Güneş ışığından yoksun mağara, maden ocağı gibi yerlerde beden kendi programına göre uyku devresini ayarlayabilir.

58 Uykuda beş dönem görülür. İlk dördü NONREM (NREM), beşincisi ise REM dönemidir. NREM dönemlerinde beyin aktivitesi yüksektir; enerji tüketiminde artış görülür. Metabolizmanın düzenlenmesi bu dönemin ana özelliğidir. Büyüme hormonu salgılanır, protein sentezi artar. Böylece bedenin dinlenmesi sağlanır. Bu dönemde iyi uyunamazsa, sabah yorgunluk hissedilir. REM döneminde uyku hafiftir. Rüyaların büyük bir bölümü REM uykusunda görülür. REM döneminde hızlı göz hareketleri olur.

59 Uyku, organizmanın dinlenmesinde işlevseldir. Uyku sırasında oranizmanın tepkileri yavaşlar; tüm sistemler otomatik olarak yeniden düzenlenir. Beyin, uykudada aktivitesini sürdürür; uyanıkken öğrendiklerini ayıklar, gruplar, depolar. REM veya NREM uykusu az olursa bir sonraki gecede bu eksikliği kapatacak şekilde uykuda artış görülmektedir. Bu bulgulara göre uyku bir sağlık göstergesidir.

60 Uykuda işlemlerin temelini, uyanıklıkta toplanan bilgiler oluşturmaktadır. Dışarıdan yeni bilgiler gelmediğinden, zihindeki bilgiler bir sonraki aşamanın başlatıcısı olmaktadır; yani her bir imge bir diğerini başlatmaktadır. Rüya, beynin bilinçli tepkilerde bulunmaması, dış dünyaya kapanarak bilinçli olmadan imgeler kullanarak faaliyetini sürdürmesidir. Rüyalar beyindeki görme merkeziyle ilgilidir. Doğuştan kör olanlar sadece sesle rüya görürler. Rüyalar üzerinde geçmiş deneyimler, yaşantılar, ortam, fizyolojik yapı, bilinçaltı etkenler etkilidir.

61 Uyku Bozuklukları Sık sık uyanma Uyumada güçlük çekme Yeterince uyunduğu halde yorgunluk hissetme Az uyuma yada erken uyanma Uyurgezerlik Narkolepsi: Birkaç dk. içinde gelen REM uykusu Apne : Uykuda nefes alamamak

62 Meditasyon Sessiz ve sakin bir şekilde oturup, yoga egzersizleriyle yapılan farklı bir bilinç durumudur. Amaç, bireylerin ruhsal dinlenmesini sağlamaktır. Ayrıca meditasyon tekniğiyle zihin sakinliği, çevreyle barışık olma ve kendini iyi hissetme duygusu oluşturulması amaçlanır. Bu teknikle kişi bedeni üzerinde ruhsal denetim sağlayarak gerginlik ve kaygıdan kurtulmaya çalışır.

63 Hipnoz Hipnoz; telkin aracılığıyla otaya çıkan; tam olmayan bir uyku halidir. Bir kişinin, diğer bir kişinin davranış, duygu, düşünce ve algılarını kontrol etmesi halidir. Hipnozda bilinç uyuşmuştur ama duygular varlıklarını korur. Zengin hayaller uyanır. Gerçeklik algısı azalır. Hareket irade dışıdır.

64 Hipnoz etkisi altında acı duyumu azaltılabilir, sigaradan tiksinme sağlanabilir. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekir ki normal hayatta bireyin üstesinden gelemediği işleri ( fiziksel) hipnoz yöntemiyle gerçekleştiremeyiz. Örneğin zeka seviyesini yükseltemeyiz, kaldıramadığı ağırlığı kaldırabilme gücü sağlayamayız. Hipnoz sırasında olanlar genellikle sonradan hatırlanmaz.

65 Madde Bağımlılığı Bazı maddelerin kullanımı ile organizmanın uyarılması, gevşemesi, uyuması, uykunun önlenmesi, algılaması etkilenebilmektedir. Psikolojik etkileri olan bu maddelere psikoaktif maddeler denir. Alkol, tütün, eroin gibi maddeler vardır. Bu maddelerin oluşturduğu bilinç durumlarının hoşa gider olması bireyleri bağımlı kılmaktadır. Burada söz konusu maddeleri kullanmak için dürtüler oluşur.

66 Tekrarlanan kullanımlar sonunda birey bu maddelere bağımlı hale gelir. İnsanların başlangıçta bu maddeleri kullanmaya başlaması, özenti, (özdeşim kurma) merak, değişik bir durum yaşama isteği, zihinsel acıdan kaçış, can sıkıntısı, sosyal uyum eksikliği gibi psikolojik nedenlerle olabilmektedir. Önceleri psikolojik olarak duyulan gereksinim zamanla fizyolojik bağımlılığa dönüşür.


"ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ. Sunum Planı ORGANİZMA VE ÇEVRE DUYUM VE ALGI ÖĞRENME BELLEK BİLİNÇ BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları