Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bebek ve Çocuk Psikolojisi. Okul Fobisi Çocuklarda görülen okul fobisi bir anda ortaya çıkan, çocuğun okula gitmemekte direnmesi, ısrar etmesi durumudur.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bebek ve Çocuk Psikolojisi. Okul Fobisi Çocuklarda görülen okul fobisi bir anda ortaya çıkan, çocuğun okula gitmemekte direnmesi, ısrar etmesi durumudur."— Sunum transkripti:

1 Bebek ve Çocuk Psikolojisi

2 Okul Fobisi Çocuklarda görülen okul fobisi bir anda ortaya çıkan, çocuğun okula gitmemekte direnmesi, ısrar etmesi durumudur. Kronik olarak, okul fobisi olan çocukların sabah kalktıklarında başları ve karınları ağrır, mideleri bulanır. Okula gitmek zorunda olmadıkları günler bu belirtilerin hiç biri yoktur. Çocuk nedensiz olarak okula gitmekten korkmaktadır ancak nedensiz sanılan bu okul korkusunun altında psikolojik nedenler yatmaktadır. Genellikle bu çocuklar uyumlu, uslu, başarı kaygısı taşıyan, her zaman onay görmeyi bekleyen, her yaptıkları şeyde desteklenmeye ihtiyaç duyan çocuklardır. Bu çocuklar, okula gitmek istememelerinin nedeni olarak öğretmenlerinin kendilerine karşı olan kötü tutumlarını, arkadaşlarının kendilerini rahatsız ettiklerini öne sürerler. Okul fobisi yaşayan çocukların söylemlerine kulak vermek gerekir. Okul fobisi olan çocuklar okul kaçağı değillerdir. Okuldan kaçıp ailelerinden habersizce dolaşmazlar. Okula gitmedikleri zamanlarda ailelerinin haberi vardır veya onların yanındadır. Evdeyken herhangi bir sorunları yoktur, mutludurlar. Arkadaşları ile zaman geçirirler hatta ödevlerini bile yaparlar. Okul fobisi olan çocukların ailelerinde; hastalık, geçimsizlik, şiddet ve benzeri sorunlar olabilir. Bu gibi durumlarda çocuklarda bilinçaltı bir korku gelişebilir. Ailesinden birinin başına kötü bir şey geleceği korkusundan ötürü evde ailesi ile birlikte kalmak isteyebilir.

3 Okul Fobisi Yeterince sosyal olmayan ailelerden gelen çocukların, yeterince sosyalleşemedikleri için, yeni bir çevre olan okula uyum sağlamaları, yaşıtlarına oranla daha uzun zaman alacaktır. Çocukluğunda okul fobisi yaşayan bir danışanımız, ayvaların sararması ile okulun açılma zamanını zihninde birleştirmişti. Belirttiğine göre halen ayva yiyemiyormuş. İlk sene çözülemeyen okul fobisi ilerleyen senelerde etkisini çeşitli şekillerde gösterir. Okul fobisi önemli bir sorundur ve ebeveynlerin okul fobisi olduğunu düşündüğü çocukları için profesyonel destek alması önerilir.

4 Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı Ailenin önceki çocuklarında sıkça görülen kardeş kıskançlığının önlenebilmesi için hamilelik döneminden başlayarak çocukların kardeş olgusuna hazırlanması gerekir. Doğduğu günden itibaren ailenin ilgi odağı olan önceki çocuklar, kardeşin gelmesiyle birlikte bu statüyü kaybetme endişesi içine girebilir. Kardeş olgusunu, özellikle küçük yaştaki çocukların kabul etmesi oldukça zordur. Önceki çocuk, kardeş geldiğinde küçük bir şaşkınlık dönemi yaşar. Kardeşini kabul edemez. O güne kadar prens ya da prenses muamelesi gören çocuklar, bu statüyü kaybedeceği endişesine kapılır. Aileler, bebeklerin özellikle ilk aylarda ihtiyaçlarının daha çok fiziksel olduğunu unutmayarak, bu ihtiyaçlar karşılandıktan sonra mutlaka büyük çocuklara zaman ayırmalıdır. Kıskançlık, gelişimsel manada geriye dönüşler yaşatmaktadır. Çocukta, tuvalet alışkanlığı edinmiş olmasına karşın altına kaçırma, meme emme gibi bebeklere özgü davranışlar ortaya çıkabilir. Bunları soğukkanlılıkla karşılamak ve çocuğun üzerine gitmemek gerekir. Bu dönemde çocuğu davranışlarından dolayı ayıplamak, ona kızmak ya da onu cezalandırmak daha kalıcı sorunlara neden olabilir. Kıskançlık duygusu aile tarafından kabul edilmelidir. İletişim kurmak çok önemlidir. Aksi halde çocuğun biriktirdiği bu duygular, içine kapanma, ya da öfke patlamaları şeklinde ortaya çıkabilir. Kıskançlık doğal bir duygudur. Kardeşler arasındaki rekabet, bir ödül için birbirleriyle yarışmaları demektir. Buradaki ödül, anne-babanın ilgisi ve sevgisidir. Kardeş kıskançlığı, anne-babalar için dayanılmaz olsa bile, çocukların hırs ve kıskançlık gibi duygularla başa çıkabilmeleri açısından önemlidir. Kardeşler, evlerine gelen akraba veya komşu çocuklarını da kıskanabilir. Bu durum özellikle kalabalık aileler için sorun yaratabilmektedir. Kardeş kıskançlığı ciddi bir sorundur. Çocukluk döneminde bu tür sorunları halledemeyenlerin ergenlik dönemleri oldukça zorlu geçer. Aileler bu türden bir sorunla karşılaştığında, en kısa zamanda psikolojik destek almalıdır.

5 Çocukta Öfke ve Saldırganlık Öfke ve saldırganlığın sebepleri; aile ve arkadaş çevresine kendini ifade edememe ebeveynlerle kopuk iletişim istek ve şikayetleri anlatamama arkadaşlar ile iletişim sorunları yaşama uyum sağlayamama ve dışlanma aşağılanmaya, alaya maruz kalma engellenme ve kısıtlanmaya maruz kalma çocukların isteklerine önem verilmemesi ebeveynleri veya öğretmenleri tarafından kıyaslanma yetersiz olduğunun yüzüne vurulması kardeşleri ya da arkadaşları önünde aşağılanması ve küçük düşürülmesi kıskanç olma haksızlığa, iftiraya uğrama okulda alay konusu olma üzerinde oluşan baskı değersiz hissettirici muamelelere maruz kalma tacize uğrama, cinsel ilişkiye zorlanma ağır işlerde çalıştırılma ailesinin şiddet uygulaması sevgisiz ve ilgisiz bırakılma vb. olabilir. Sayılan maddeleri, insan değil evliya bile olsa, zor kaldırır. Küçük bir çocuğun dayanım eşiği, elbette ki büyüklere göre daha düşüktür. Öfkeyi, çocuğun iç dünyasından gelen ‘yeter artık’ şeklinde bağıran bir çığlığa benzetebiliriz. Aileler, çocuklarında öfke ve saldırganlık davranışlarına sıkça şahit oluyorsa, zaman geçirmeden psikolojik yardım almalıdır. Öfke; bireyin yapmak istediği davranışları ve düşünceleri engellendiğinde, birey benliğine yönelik bir hakaret aldığında, adaletsizliğe ve haksızlığa uğradığında, hakkı olanı alamadığında, insanlar onun isteği doğrultusunda davranmadıklarında ortaya çıkan, insanın en temel duygularından biridir. Öfkenin dışa vurumu gereklidir ve bastırılması problemlere yol açar. Öfke ve saldırganlık genelde birlikte anılan kavramlardır; fakat öfkenin her zaman saldırganlığa yol açtığını ya da saldırganlığın direkt nedeni olduğunu düşünmek yanlış olur. Öfke bir duygu, saldırganlık ise davranış biçimidir.

6 Aile İçi Stres ve Çocuk Aile ortamı, yaşayan bir organizmaya benzetilebilir. Nasıl ki kişinin bir organı hasta olduğunda bütün vücudu etkilenirse aynı şekilde aile üyelerinden birinin bedensel veya ruhsal bir sorun yaşaması aile bireylerinin psikolojisini etkileyecektir. Stres etkenlerinden söz etmek gerekirse; Aileden birinin ölümü, aile bireylerinden birinin ölümcül bir hastalığa yakalanması, aileden birinin zeka özürlü veya sakat olması, iflas, ailenin aşırı borcu olması, taşınma, ayrılık, boşanma, göç, ekonomik zorluklar, yoksulluk, kalabalık aile ortamı, bedensel hastalıklar, tabii afetler, cinsel ya da fiziksel istismar, ebeveynlerdeki madde bağımlılığı, çocuğa yeterli ilgi ve sevginin verilmemesi, çocuğun sağlık bakımının yapılamaması, çocuktaki zeka sorunlarına paralel olmayan ondan aşırı beklenti içinde olma, aile içi güvensizlik ortamı, aile içi kavga gürültü, işsizlik, yeni bir kardeşin doğumu, sosyal çevrenin aileyi dışlaması, suça bulaşma ve sabıkalı olma, ikinci evlilik, kuma gelmesi, kan davası, yeni bir iş, iş yeri stresinin fazlalığı, aşırı iş yoğunluğu, işsiz kalma korkusu, anne babanın çocuğu aşırı koruması, çocuğa uygulanan aşırı kontrol, okur yazar olmama, okuldaki şiddet olayları, okul sorunları, eğitim sistemi ile ilgili sorunlar, vb. Stres etkenleri sonucunda, bazı psikolojik sorunların oluşması olağandır. Anne babada gelişebilecek sorunlar; Depresyon, panik atak, psikosomatik rahatsızlıklar; baş ağrısı, sindirim sorunları, saç dökülmesi gibi, hayata karşı isteksizlik, kişisel bakımda azalma, iş motivasyonunda düşme, aileye ilgide azalma, uyku ve iştah değişiklikleri, konsantrasyon düşüklüğü, çabuk sinirlenme, tahammülsüzlük, yalnızlığa eğilim, sosyal çevrelerde uyumsuzluk, halsizlik, yorgunluk, madde bağımlılığına eğilim, vb. Anne babadaki bu değişikliklerin, ailede yaşayan diğer bireylere ve elbette ki çocuklara olumsuz etkileri olacaktır.

7 Aile İçi Stres ve Çocuk Çocuklarda görülen belirtiler ise; Okul başarısında düşme, arkadaş ilişkilerinde sorunlar, sosyal aktivitelere karşı ilgisizlik, özgüvende azalma, tahammülsüzlük, çabuk sinirlenme, fazla uyuma veya uykusuzluk, iştahta artma veya azalma, olayları olumsuz değerlendirme, yalnızlığa eğilim, alınganlıkta artış, hayal dünyasında yaşama, aileye karşı gelme, madde kullanımına eğilim, her şeyden çabuk sıkılma, sevdiklerinin başına bir şey gelecek korkusu, içe çekilme ve sessiz olmayı tercih etme, okula gitmek istememe, konuşmaya ve etkileşime isteksizlik, öfke patlamaları, aşırı hareketlilik görülebilir. Çocuklarda oluşabilecek psikiyatrik durumlar ise; Depresyon, sosyal fobi, gelişimsel yönden gerileme, travma sonrası stres bozukluğu, altını ıslatma ve kirletme, tik bozuklukları, kekeleme, konuşma bozuklukları, davranış değişiklikleri, bağlanma bozukluğu, dissosiatif bozukluklar, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları vb. gibi sorunlardır. Bu tür durumlar söz konusu olduğunda, zaman geçirmeden psikolojik tedaviye başlanmalıdır.

8 Çocukta Yeme Sorunları Çocuğumun yemesini nasıl sağlayabilirim? Yeme sorunları, günümüz şehir toplumunun sıkça yaşadığı sorunlardan biridir. Hatta yaşlılar, böyle bir soruna sorun bile denemeyeceğini söyleyebilirler. Çok çocuklu ve yoksul aileleri örnek göstererek, çocuğunuzun üstüne çok düştüğünüz için sizi anlayamadıklarını belirtebilirler. Yemek yemeyi istememe, çoğu zaman karşılanmamış ihtiyaçların dışa vurumu olabilmektedir. Çocuğun, anne babasını az görmesi, birlikte zaman geçirilememesi ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanamaması, yemeyi reddetmesi şeklinde dışa yansıyabilir. Çocuğun ilgi gördüğü tek yer yemek masası ise bu anı uzatmak istemesi çok doğaldır. Dikkatinizi çekmek için çeşitli tutumlar içine girebilir; bir gün yediği besini ertesi gün yemeyi şiddetle reddedebilir. Hatta hiçbir yemeği de yemez. Yeni tatları denemek istemez. Her gün aynı şeyleri yemek onlar için güven verici olabilir. Bu durum aslında insanoğlunun bir çeşit kendini koruma mekanizmasıdır. Bildiği besinler daha güvenli geldiği için yeni besinlere itiraz edebilir. Alıştırmalar sonrasında güven ve tat tanışıklığı gelişebilir. Yeme konusundaki itirazlar, çocuğun kendi kişiliğini ortaya koyma, kendini kanıtlama mücadelesi, göstergesi olarak kabul edilebilir. “Bana bunu yediremezsin” diyerek sizin otoritenize karşı gelmek istemektedir. Israrınız bu nedenle sıklıkla geri teper. Öğün süresi ona uzun gelerek bir konuya dikkatini bu kadar uzun süre göstermek istemeyebilir. Çünkü küçük çocuklar bir konuya uzun süre konsantre olamaz ve yeme eyleminin süresi onlara uzun gelebilir. Başta güzel yiyen çocuk biraz sonra sıkılarak yemek istemeyebilir. Sonuçta çocuklar istediklerini, gerek duyduklarını elde etmek konusunda erişkinlerden daha başarılıdır. Masada çocuğunuzun dikkatini çekecek başka şeyler (oyuncak, TV, gibi) olmadan her zaman belirli saatlerde ve sakin bir tavırla yedirmeye çalışmanız başarı sağlayabilir. Çocuğunuzun çok çeşitli besinleri yemesini beklemeniz gerçekçi olmayan bir düşüncedir. Kendi kararını vermesi, tercih şansı olması onun bu konuda daha rahat hissetmesini sağlar. Çocuğu, yemek istemediği bir besini yemeye zorlamanız, o anda olmasa bile ilerleyen zamanlarda sorunlara yol açar. Kendi yiyeceğini seçmek istediğinde veya doyduğunu, daha fazla yemek istemediğini söylediğinde, bunun aile tarafından kabul edilmemesi, çocuğun ruhsal yapısı dışında yemek-kilo ilişkilerinde, geleceğe sorunlar taşıyacak yanlış bir davranıştır. Tüm bunların sonucunda çocuğunuz, yemesi sorunlu, zayıf, iştahsız çelimsiz veya etrafındaki kişilerin kendini beğenmesi için aşırı yiyen, şişman, kilo sorunları olan bir kişi de olabilir. Yemek yememe sorunu, birçok kişinin düşündüğü gibi lüks bir sorun değildir. Çocuğunuz yememeye devam ettiğinde zafiyet dahi geçirebilir. Bu tarz örneklerle merkezimizde karşılaşmaktayız. Ailenin yemek yeme ile ilgili danışmanlık alması, çocuğun sağlığı için olduğu kadar ailenin ruh sağlığı için de gereklidir.

9 Çocukta Yeme Sorunları

10 Çocukluk Depresyonu Depresyon sadece yetişkinlerde görülmez. Çocuklar da depresyona girebilir. Çocukluk dönemi depresyonu ve belirtileri; Sık sık üzüntülü olma ve ağlama Umutsuzluk Olağan aktivitelere ilginin azalması veya daha önce severek yapılan aktivitelerden zevk alamama Sürekli bir can sıkılması, enerji eksikliği Sosyal soyutlama, iletişim eksikliği Öz saygı eksikliği ve suçluluk duygusu Reddedilme veya başarısızlık konusunda aşırı hassasiyet Alınganlık, öfke veya düşmanlık davranışlarında artma İlişkilerde sorun yaşama Sık sık baş ağrısı, karın ağrısı gibi fiziksel şikayetler Okul devamı veya okul başarısında düşüklük Konsantrasyon eksikliği Yeme ve/veya uyuma alışkanlıklarında büyük değişiklik Evden kaçmakla ilgili sözler veya teşebbüsler İntihar veya kendine zarar verici davranış düşünceleri veya ifadeleri Çocuğunuzda, yukarıdaki depresyon belirtilerinden biri veya daha fazlası uzun bir süredir mevcutsa, uzman yardımı almanız tavsiye edilir.

11 Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite Bozukluğu Aşağıdaki dikkatsizlik semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az 6 ay süreyle, uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyine göre aykırı bir derecede sürmüştür: - Dikkatsizlik çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar, çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır, doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür, çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz, çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker, çoğu zaman, sürekli mental çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir, çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örn. Oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç-gereçler), çoğu zaman dikkati dış uyaranların etkisiyle, kolaylıkla dağılır, günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır.

12 Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite Bozukluğu - Hiperaktivite çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur, çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar, çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir), çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır, çoğu zaman hareket halindedir ya da motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır, çoğu zaman çok konuşur.

13 Bozulmaya yol açmış olan bazı hiperaktif-impulsif semptomlar ya da dikkatsizlik semptomları 7 yaşından önce de vardır. İki ya da daha fazla ortamda semptomlardan kaynaklanan bir bozulma vardır. (örn. okul -iş- ev). Toplumsal, okul ya da mesleki işlevsellikte klinik açıdan belirgin bir bozulma olduğunun açık kanıtları bulunmalıdır. - İmpulsivite (Dürtüsellik) çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır, çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır, Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite Bozukluğu

14 Karşıt Olma - Karşı Gelme Bozukluğu Kişide sürekli karşı gelme - karşı olma eğilimi vardır, genellikle olumsuz bir tutum sergilerler. Kişi sürekli büyükleriyle tartışmaya girer, karşısındakine hiddetlenir. Kural tanımaz bir kişilik sergiler, büyüklerinin isteklerine ve onların getirdiği kurallara sürekli bir karşı gelme eğilimi gösterir. Bilerek ve farkında olarak başkalarını kızdıran davranışlarda bulunur, kendi suçlarını başkalarının üzerine yıkar. Genellikle alıngan tutumlar sergiler. Çabuk öfkelenir ve kızdırılırlar. Kendilerine yapılan kötü davranışlara karşı içerlemiş, kızgın ve gücenik bir tutum sergiler, kin tutar ve intikam alma isteği duyarlar. Bu davranış bozukluğu kişinin toplumsal ve mesleki yaşamında klinik açıdan bozulmalara sebep olur. Çevresi kişiyle olan ilişkisini kesebilir, başkalarına iftira atması onun toplumdan dışlanmasına sebep olabilir. Bu davranışlar, duygu durum bozukluğu ve psikotik bozukluk dışında diğer psikolojik hastalıklar sırasında da ortaya çıkabilir. Bu bozukluk 18 yaşından sonra davranım bozukluğu ve kişide antisosyal kişilik bozukluğu olarak tanı ölçütlerini karşılamaz.

15 Dışa Atım Bozuklukları - Enkoprezis Dışkının istemeden ya da amaçlı bir şekilde uygun olmayan bir yere yapılması olarak tanımlanır. Durum geçici değildir, yinelenir. Kişi üzerine ya da evin uygunsuz bir bölgesine dışkısını boşaltır. Ebeveynleri çok rahatsız eden bu durum, çocuğun gelişimsel yaşına uygun değilse ciddi bir sorundur. En az üç ay süreyle ayda en az bir defa böyle bir olayın yaşanması ve çocuğun takvim yaşının en az 4 olması durumun ciddiye alınması gerektiğini gösterir. 4 yaşından sonra çocuğun uygunsuz yerlere dışkısını boşaltması onun çevre tarafından yadırganmasına, eleştirilmesine, insanlardan azar işitmesine sebep olabilir. Bu da çocukta başka ruhsal sorunların oluşmasına sebep olabilir. Anne baba tutumları, bu sorunun oluşmasında önemli bir etkendir.

16 Dışa Atım Bozuklukları - Enürezis Kişinin uygunsuz yerlere (yatağına, üzerine ) istemsiz ya da amaçlı olarak idrar kaçırması olarak tanımlanır. İdrar kaçırma, uykuda ve uyanık olunan zamanlarda görülebilir. Her iki zamanda da görülebilen durumlar da vardır. Bu davranışın en az ardışık üç ay boyunca, haftada iki kez meydana gelmesi, çocuğun toplumsal ve okul yaşamını önemli ölçüde etkilemesi, belirgin bir sıkıntı doğurması bu rahatsızlığın klinik açıdan önemli olduğunu gösterir. Çocuk istemsiz olarak bu eylemde bulunabilir, oyun oynarken, tv seyrederken, uyurken farkına varmadan altına kaçırdığı gibi bilerek de bu davranışta bulunabilir. (Çeşitli sebeplerle). Çocuğun en az 5 yaşında olması bu davranışın ciddi bir problem olduğunu gösterir. Bu sorunun oluşmasının kaynağında psikolojik sebepler vardır. Aileler, çocuklarında yukarıda belirtilen türde sorunlar gözlemliyorsa, vakit geçirmeden psikolojik destek almalıdır.

17 Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu Çocuğun, kendisini güvende hissettiği yerden (evinden) ve bağlandığı insanlardan uzaklaşması halinde gelişimsel yaşına uygun olmayan aşırı anksiyete (kaygı, endişe ) yaşaması durumudur. Çocuk yakınlarından ayrı kalmak istemez, böyle bir durumla karşılaştığında yoğun bir korku yaşar. Bağlı olduğu kişilere, sevdiklerine kötü bir şey olacak kaygısı içindedir. Bu kaygı hali, kişinin ruh halini olumsuz etkiler, anksiyetesini artırır. Kaçırılmak ya da kaybolmaktan korkar. Okula ya da sevdiklerinden ayrı kalacağı diğer yerlere gitmek istemez, gitmeyi reddeder. Bu durum çocuğun ve ailesinin sosyal yaşamını önemli ölçüde etkiler. Kendisi için önemli erişkinler, bağlandığı başlıca kişiler yanında olmadan diğer ortamlara katılmak konusunda isteksizlik gösterir. Bu çocuklar uykuya dalma konusunda da güçlük çeker. Bağlandığı kişinin yanında, yakınında olmaması durumunda uyumada isteksizlik gösterirler. Sürekli ayrılma kaygısında olduklarından bu konuda geceleri sık sık kabus görür, kaçırılma, kaybolma, ebeveyn ölümleri gibi rüyalar görürler. Çocuğun bağlandığı kişilerden ayrılması söz konusu olduğunda yaşadığı kaygı fiziksel semptom yakınmalarına dönüşür. ( Baş, karın ağrıması, bulantı kusma yakınmaları..) Bu yakınmalar yinelenen bir şekilde devam eder. Ayrılma anksiyetesi en az dört hafta devam eder ve 18 yaşından önce başlar. Ayrılma anksiyetesi bazı psikotik bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bağlandığı kişi ya da kişiler olmadan başka ortamlara girmede zorluk yaşayan, kendini güvende hissetmeyen kişinin okul ve sosyal yaşamında, önemli bozulmalar olur. Kişinin sosyal yaşamı dar bir çevreyle sınırlı kalır. Aileler, çocuklarında, yukarıda sayılan maddeleri gözlemlediklerinde, en kısa zamanda psikolojik destek almalıdır.

18 Okuma Bozukluğu Kişinin yaşına uygun olarak aldığı eğitime, zeka seviyesine ve kronolojik yaşına bağlı yapılan standart doğru okuma testlerine göre okuma becerisinin beklenilenin çok altında olması olarak tanımlanır. Zeka seviyesinde gerilik olmadığı halde kişinin okumayı öğrenmesinde bozukluk görülür. Bu okuma bozukluğu kişinin okul hayatının ve okuma becerisi gerektiren günlük işlevlerinin de önemli ölçüde bozulmasına sebep olur. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için bu durum son derece zordur. Arkadaşları arasında dalga konusu olabilir, aile bilinçsizse okumayı öğrenemediği için çocuğa karşı küçük düşürücü davranışlarda bulunabilir. Bu kişilerde duyusal başka bir bozukluk olsa bile okuma becerisindeki bozukluk daha belirgindir.

19 Matematik Bozukluğu Kişinin kronolojik yaşına, zeka seviyesine, yaşına ve aldığı eğitime uygun olmayan matematiksel beceri durumu bozukluğu olarak tanımlanır. Matematiksel becerideki bozukluk, kişinin okul yaşantısını ve matematik gerektiren günlük işlevlerini önemli ölçüde etkiler. Matematik öğrenmede güçlük çeken kişinin zeka sorunu olduğu düşünülebilir fakat burada kişinin zekası normal olduğu halde sadece matematik becerisi zayıftır bu da kişinin sayısal beceri gerektiren alanlardan uzak durmasına sebep olur. Duyusal bir bozukluk olsa bile matematik öğrenme bozukluğu genellikle çok daha rahatsız edici ve belirgindir.

20 Kekeleme Konuşurken sözcükler arasında duraklamalar yaparlar. Bu da cümlenin anlaşılmasını zorlaştırır. Anlatan kişinin yaşadığı zorluk kadar dinleyen kişi de anlamada zorlanır. Cümlenin nasıl başladığı ve ne kadar sürede biteceği belirsizdir. Konuşma sırasında ara vermeler görülür. Lafı dolandırarak anlatır, söylenmesi zor kelimeler yerine başka kelimeler bulup onları kullanırlar. Bu durum onlar için yorucu olur, sürekli anlaşılamayacakları, anlatamayacakları düşüncesi içinde olmaları, kendilerini tam anlamıyla ifade edememeleri başka psikolojik sıkıntıları da beraberinde getirir. Konuşurken sözcükleri fiziksel bir gerginlikle söylerler. Tek heceli sözcük yinelemeleri yaparlar. Kişinin yaşına uygun olmayan bir şekilde, konuşmasının akıcılığında ve zaman örüntüsünde bozukluk olması olarak tanımlanır. Kişi ses ve hece yinelemelerinde bulunur. İlk hece birkaç kez tekrarlanır. Konuştuğu zamanlarda zor anlar yaşar, çoğu zaman konuştuğu anlaşılmaz. Düşüncelerini ifade etmede zorluk yaşamaları bu kişilerde psikolojik sıkıntılara da sebep olur. Çocukluk çağında dalga konusu olabilirler. Konuşurken sesleri uzatır ve ünlemlemeler yaparlar. Kekemelik, kişinin okul başarısı ve sosyal hayatını önemli ölçüde etkiler. Konuşmayla ilgili motor ya da duyusal bir bozukluk olsa da konuşma zorlukları genellikle daha belirgindir. Bunlardan bir ya da daha fazlasının sıkça ortaya çıkması kekemeliği işaret eder.

21 Seçici Konuşmazlık Kişi normalde konuşabilmesine karşın bazı özel toplumsal durumlarda konuşmazlık gösterir. Kendisinden konuşma beklenen durumlarda konuşmazlık gösterebilir (okul vb..) Kişinin kendi seçtiği özel ortamlarda konuşmaması onun okul yaşamının ve çevresiyle olan ilişkisinin bozulmasına sebep olur. Tanı koyulabilmesi için bozukluğun en az bir ay süreyle devam etmesi gerekir. Konuşmama dili bilmemekten, düzgün konuşamamaktan, rahat konuşamamaktan kaynaklamaz.

22 Tik Bozuklukları Tikler; ani, istemsiz, belli bir tarzda, engellenemeyen, hızlı ve tekrarlanır hareketlerdir. Dört grupta tanımlanabilir. Bunlar; Basit motor tikler: Bazı kas gruplarının hızlı ve anlamsız bir şekilde kasılmasından oluşur. Gözler, baş kısmı, omuz ve el bölgeleri görüldüğü yerlerdir. Göz kırpma, yüz buruşturma, boyun çevirme, ağız germe vb. Basit vokal tikler: Çıkarılan sesler hece şeklinde değil, anlamsızdır. Israrla boğaz temizleme, burun çekme, hırıltı sesi… Karmaşık motor tikler: Basit motor tiklere göre daha yavaş ve anlamlı sayılabilecek hareketlerdir. Dokunma, koklama, üzerine çeki düzen verme vb. Karmaşık vokal tikler: Daha anlaşılabilir, hecelere dayanan sözcükler söyleme şeklindedir. Belirli ifadeleri/kelimeleri sık yineleme, işitilen en son sesleri/ifadeleri tekrarlama...

23 Tik Bozuklukları Tikler 7-11 yaşları arasında, erkek çocuklarında kız çocuklarına göre daha fazla görülürler. Zaman içinde çevre şartlarına göre azalıp artabilir. Uykuda belirgin olarak azalırlar. Stres, heyecan, baskı, kaygı gibi olumsuz durumlarda artarlar. Tiklerin aylar, haftalar içindeki azalmaları çocuğun anne ve babasının çocuklarının bu hareketleri isteyerek yaptıklarını düşünmelerine neden olabilir. Bu da çocuk ile anne-baba arasında gerginliklerin yaşanmasına neden olur. Yaşanan bu gerginlikle ve çocuğun tiki yüzünden azarlanması sonucu çocukta tik şiddetlenebilir. Sosyal faaliyetlerinde düşme yaşanabilir. Çocuk, tikleri ile alay ediliyorsa ve tikleri yüzünden ailesi tarafından azarlanıyorsa, benlik değerinde düşüş yaşayabilir. İlk oluşan tik genellikle göz kırpmadır. Göz kırpma tikinin ardından kol ve bacaklarda tikler görülür. Vokal tiklerin başlangıç olması nadir görülen durumlardır. Bu bozukluk obsesif kompülsif bozuklukla da görülmektedir. Düzenli olarak saymak, düzenlemek, kontrol etmek şeklinde kendini gösterir. En ileri hali Tourette bozukluğudur. Çocuklarda görülen tik bozuklukları genelde ergenlik dönemine girişte kaybolur. Bir kısmının tikleri hafifleyerek devam eder ve zaman içinde geçer. Bir kısmı ise şiddetle devam edip yetişkinlik hayatında da sürebilir. Çocuklarında sürekli tekrarlanan hareket ya da ses gözlemleyen aileler çocuklarını bir süre onlara belli etmeden incelemeli, davranışlarının tik olup olmadığına karar vermeli, ne gibi durumlarda arttığını ne gibi durumlarda azaldığını tespit edip ona göre davranmalıdır. Tiklerinin rahatsız edici olduğunu çocuğun yüzüne vurmak onu rahatsız edecek, tikleri şiddetlenecektir. Tiklerin tedavisi için bir uzmandan destek alınmalıdır.

24 Tırnak Yeme Bu davranış dışarı yansıtılamayan bir öfkenin, kendini suçlamanın, dikkat çekmek istemenin belirtisi olabilmektedir. Tırnak yeme davranışı çocuğun iç dünyasında oluşan gerilimi azaltmaktadır. Bu yüzden çocuklar gergin, sıkıntılı durumlarda tırnak yeme davranışı gösterirler. Bu tip durumlar arasında korku filmi izlemek, sınav kaygısı yaşamak, aile içi stres durumları, aşırı heyecan hali sıralanabilir. Çocukları arasında kıyaslama yapan ailelerin çocuklarında; sevgisiz, ilgisiz bırakılan; aşağılanan ve alaya maruz kalan çocuklarda; huzursuz veya baskıcı aile ortamında büyüyen çocuklarda görülen tırnak yeme alışkanlığı bu nedenlerden dolayı oluşan güvensizliğin ve içe kapanıklığın dışa yansıması olabilir. Ebeveynlerin çocuklarının tırnak yeme alışkanlıklarının sebebine yönelmeleri ve sebeplere göre davranmaları önemlidir; fakat sebep ne olursa olsun çocuğa kızılmamalı, baskı uygulanmamalı, davranış özellikle görmezden gelinmeli, kolayca vazgeçilecek bir davranış olduğu havası verilmelidir. Amaç; tırnak yeme davranışını ortadan kaldırmak değil, çocuktaki tırnak yeme alışkanlığının altında yatan sebepleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Tırnak yeme, saldırganlıktan sonra gelen önemli bir davranış bozukluğudur. Genellikle 3-4 yaştan önce ender olarak görülmektedir. Baskıcı bir aileye mensup olan, güvensiz, onaylanmayan, eleştirilen çocuklarda ortaya çıkabilir. Kıskançlık, kıyas, ilgisizlik, sevgisizlik, gerginlik, üzüntü, sıkıntı, gerilim, kaygı, korku, endişe, öfke ve saldırganlık, değersizlik ve güvensizlik gibi benlik değerini düşüren hisler, iletişim problemleri, aile içi huzursuzluklar, ebeveynlerin sık sık kavga etmesi gibi problemlerin çocuk üzerinde yarattıklarını çocuk tırnak yeme alışkanlığı geliştirerek ortaya koyabilmektedir. Çocuk eğer dikkat çekmek için tırnak yeme davranışı gösteriyorsa üstüne gidilmemeli, davranış görmezden gelinmeli, çocuğun ilgisi başka yöne çekilmelidir. Ebeveynler çocuklarının tırnaklarını yememesi için aşırıya kaçmadan ödüllendirme yoluna başvurabilirler. İlgilerini çekecek şeylerle oyalayıp dikkatini dağıtabilirler. Yenmiş tırnağın estetik olarak ne kadar kötü göründüğünden bahsedip temizlik ve sağlık açısından da tırnak yemenin sakıncalı olduğunu belirtebilirler.

25 Mental Retardasyon Ortalamanın önemli derecede altında entelektüel işlevsellik; birey olarak uygulanan IQ testinde yaklaşık 70 ya da altında bir IQ‘nun bulunması (bebekler için, entelektüel işlevselliğin ortalamanın önemli derecede altında olduğuna ilişkin bir klinik yargının olması) Aşağıdaki alanlardan en az ikisinde o sıradaki uyum işlevinde (yani bağlı olduğu kültürel grupta yaşı için beklenen ölçütleri karşılamada kişinin gösterdiği etkinlik) eşzamanlı yetersizlikler ya da bozukluklar: İletişim, kendine bakım, ev yaşamı, toplumsal/kişiler arası beceriler, toplumun sağladığı olanakları kullanma, kendi kendini yönetip yönlendirme, okulla ilgili işlevsel beceriler, iş, boş zamanlar, sağlık ve güvenlik. Başlangıcı 18 yaşından öncedir.

26 Mental Retardasyon Entelektüel bozukluğun düzeyini yansıtan şiddet derecesine göre: Hafif Mental Retardasyon IQ düzeyi ile yaklaşık 70 arası Orta Derecede Mental Retardasyon IQ düzeyi ile arası Ağır Mental Retardasyon IQ düzeyi ile arası İleri Derecede Ağır Mental Retardasyon IQ düzeyi 20-25‘in altında

27 Otistik Bozukluk En az ikisi 1’inci maddeden ve birer tanesi 2 ve 3’üncü maddelerden toplam altı (ya da daha fazla) maddenin bulunması; 1- Aşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal etkileşimde nitel bozulma: toplumsal etkileşim sağlamak için yapılan el-kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi birçok sözel olmayan davranışta belirgin bir bozulmanın olması yaşıtlarıyla gelişimsel düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe diğer insanlarla eğlenme, ilgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşma arayışı içinde olmama (örn. ilgilendiği nesneleri göstermeme, getirmeme ya da belirtmeme) toplumsal ya da duygusal karşılık vermeme

28 Çocuk Sorunlarını Kavrama ve Değerlendirme Çocukluk korkuları Agresif çocuk Boşanma sürecinde çocuk Kardeş rekabeti Öğrenme güçlüğü Çocuk ve cinsellik Çocukluk dönemi mastürbasyonu Dikkat ve hafıza sorunları Çocukluk depresyonu Anne veya babanın vefatı Okul fobisi Alt ıslatma Çocuklukta gelişimsel geri dönüşler Çocukta yalan gibi bir çok konuda öncelikle çocuğu ve ailesini tanımakla işe başlarız. Çocuğu anlamak için gerekli test ve envanterleri uygularız. Aileden sorun hakkında derinlemesine bilgi alırız. Yaptığımız sonuç değerlendirmesini aileyle paylaşırız. Bu aşamadan sonra çocuk ve aileye gerekli terapi ve beceri eğitimlerini başlatırız.

29 Otistik Bozukluk 2- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde nitel bozulma; konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması (el, kol ya da yüz hareketleri gibi diğer iletişim yollarıyla bunun yerini tutma girişimi eşlik etmemektedir) konuşması yeterli olan kişilerde, başkalarıyla söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması basmakalıp, yineleyici ya da özel bir dil kullanma gelişim düzeyine uygun çeşitli, imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama 3- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerin olması; ilgilenme düzeyi ya da üzerinde odaklanma açısından olağandışı, bir ya da birden fazla basmakalıp ve sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma özgül, işlevsel olmayan, alışılageldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya uyma basmakalıp ve yinelenen motor mannerizmler (örn. parmak şıklatma, el çırpma ya da karmaşık tüm vücut hareketleri) eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşıp durma

30 Otistik Bozukluk Aşağıdaki alanlardan en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağandışı bir işlevselliğin olması; toplumsal etkileşim toplumsal iletişimde kullanılan dil sembolik ya da imgesel oyun

31 Çocuklara Uygulanan Gelişim ve Zeka Testleri Merkezimizde, 0-6 yaş arası çocukların, Kişisel- sosyal İnce motor-uyumsal Dil Kaba motor Alanlarına ait gelişimsel becerileri ve aksaklıkları, 1- Ankara Gelişim Tarama Envanteri ve 2- Denver 2 Gelişim Testi Çocukların (6-16 yaş aralığında) zeka becerileri ve düzeyleri ise, WISC-R Zeka Testi ile uzmanlar tarafından ölçülmektedir.

32 Hayatın İçinden Psikoterapi Merkezi Katılımınız için teşekkür ederiz… Psikolog Leyla Genç Akaçlı Not: Çocukluk dönemi hakkında detaylı bilgilere adresinden ulaşabilir veya sormak istediklerinizi numaralı telefondan sorabilirsiniz.www.hayatinicinden.org


"Bebek ve Çocuk Psikolojisi. Okul Fobisi Çocuklarda görülen okul fobisi bir anda ortaya çıkan, çocuğun okula gitmemekte direnmesi, ısrar etmesi durumudur." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları