Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK.  Duygusal bozukluklar  Alışkanlık bozuklukları  Gelişimsel ve nörolojik bozukluklar  Çocuk istismarı ve ihmali  Boşanma.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK.  Duygusal bozukluklar  Alışkanlık bozuklukları  Gelişimsel ve nörolojik bozukluklar  Çocuk istismarı ve ihmali  Boşanma."— Sunum transkripti:

1 ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK

2  Duygusal bozukluklar  Alışkanlık bozuklukları  Gelişimsel ve nörolojik bozukluklar  Çocuk istismarı ve ihmali  Boşanma ve çocuk  Zeka ÖZEL EĞİTİM KONU BAŞLIKLARI

3  I) AKICI KONUŞMA BOZUKLUĞU (KEKEMELİK)  Psikiyatrik tanı kriterlerine göre; aşağıdakilerden birinin ya da birden fazlasının sık ortaya çıkması, konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örüntüsünde bozukluk olması durumudur. (DSM-IV)  1) Ses ve hece yinelemeleri  2) Sesleri uzatma  3) Ünlemlemeler  4) Sözcüklerin parçalanması (Örn: Bir sözcük içinde ara vermeler) A) DUYGUSAL BOZUKLUKLAR

4  5) Duyulabilir ya da sessiz bloklar (Konuşma sırasında doldurulan ya da doldurulamayan ara vermeler)  6) Dolambaçlı yoldan konuşma (Söylenmesi sorunlu sözcüklerden kaçınmak için bu sözcüklerin yerine başka sözcükleri kullanma)  7) Sözcükleri aşırı bir fiziksel gerginlikle söyleme  8) Tek heceli sözcük yinelemeleri (Örn: Be-Be-Be-Be- Ben onu gördüm) I) AKICI KONUŞMA BOZUKLUĞU (KEKEMELİK)

5  NELER YAPILABİLİR?  Anne, baba, sınıf öğretmeni, psikolojik danışman, özel eğitim öğretmeni ve okul yönetiminin işbirliği içinde çalışmaları gerekmektedir.  Kekeme öğrencinizi sınıf arkadaşlarıyla aynı sorumlulukları taşıması gerekir.  Öğrencilerin sırasıyla konuşmalarını gerektiren etkinliklerde kekeme öğrencilere öncelik verilmelidir.  Arkadaşları alay ediyorsa sınıfta „bireysel farklılığa hoşgörüyle yaklaşma ‟ konusunda birtakım etkinlikler düzenleyebilir.  Öğrencinizi kekeme diye damgalamayın, bu konuda konuşmak istiyorsa onunla konuşun, onu kabul ettiğinizi hissettirin. I) AKICI KONUŞMA BOZUKLUĞU (KEKEMELİK)

6  Öğrencinizin konuşması üzerine aşırı titizlik göstermeyin.  Onunla konuşurken kullandığınız ses tonunuza dikkat edin, bazen kelimelerle ifade etmediğimiz duyguları ses tonumuz ele verir.  Konuşmasını durdurup tekrar başlamasını istemeyin.  Öğrenciniz konuşurken onun dudak hareketlerine değil, gözlerinin içine bakın.  Öğrencinizden yapamayacağı şeyler beklemeyin.  Öğrenci konuşmak istemezse kesinlikle zorlanmamalıdır.  Konuşurken çocuğun sözü kesilmemeli, sabırsız davranışlar gösterilmemelidir.  Cevabı uzun olan sorular sormak öğrencinin kaygısını arttıracağından, kısa ve net cevaplı sorular sormak daha faydalı olacaktır.  Okul içinde folklor, bando çalışmaları, koro çalışmaları gibi etkinliklere teşvik edilmesi kendini ifade edebilmesi adına önemlidir. I) AKICI KONUŞMA BOZUKLUĞU (KEKEMELİK)

7  Çevremizde tehlikeli bir şeyler olduğunda ilk tepkimiz endişelenmek olur. Hoşa gitmeyen bir durum olduğunda bununla başa çıkmamızı sağlayan bir rol oynar. Birçok anksiyete bozukluğunun temel karakteristiği olan “endişe”, beklenen tehlikelere ve bunların potansiyel sonuçlarına yönelik tekrarlayan düşünceleri içeren bilişsel süreç olarak tanımlanmaktadır. II) KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUĞU

8  Genellikle utangaçlık, yabancı kişi ve durumlara karşı korku ve geri çekilme ile kendini gösteren bastırılmış davranış özelliği, anksiyete bozukluklarına zemin oluşturduğu düşünülen kişisel bir özelliktir.  Kaygı, yaşamımızın normal ve bazen gerekli bir parçasıdır. Özellikle öğrencilerin sınavlarında bir miktar kaygı yaşamaları motive edici bir durumdur çünkü öğrenciyi ders çalışmaya, öğrenmeye zorlar. Ancak öğrenmeyi engelleyen fazla kaygı olumsuz bir durumdur. Çoğunlukla daha iyisini yapabilecekken yüksek kaygıdan ötürü performansların altında başarı gösterirler. II)KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUĞU

9  NELER YAPILABİLİR?  Öncelikle anne, baba ve öğretmenlerin çocuğu olduğu gibi kabul edip sevmeleri, çocukların/gençlerin yaşadıkları duygulara saygıyla yaklaşmaları çok önemlidir.  Gelişim dönemi korkularını (6 yaşından önce) doğal olarak algılamak ve bu korkulara odaklanmamak yararlı olacaktır.  Yargılayıcı olmadan, öğüt vermeden, zorlamadan öğrencinizi kaygılandıran konu hakkında, sakin bir şekilde konuşmaya çalışın.  Evden ayrılıp okula gitmekten, okulda yaşayacaklarından endişeleniyorsa onun sınıf-okul ortamında güvende olduğunu gösterin.  Özellikle ebeveynlerin çocukları için yüksek beklentileri olmaması gerekir. Performansı doğrultusunda beklentiler geliştirmek en doğrusudur. II)KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUĞU

10  Öğrencinize yönelik kaygılarını artıracak söylemlerden ve tutumlardan uzak durmalısınız.  Öğrencinizin başarısını, yeteneklerini, kişilik ve fiziksel özelliklerini başka öğrencilerle karşılaştırmamalısınız.  Anne-babaların çocuklarına verdikleri güven duygusu ve çocuklarının özgüvenini sağlayıcı onurlandırmalar, anksiyete (kaygı) bozukluğunun tedavisinde önemlidir.  Çocukluk döneminde ortaya çıkan ve psikiyatrik sorunlar diyebildiğimiz korkular ya da yaygın kaygı halleri vardır ki anne babalar bu korkuları iyi ayırt ederek, müdahale ve desteği geç kalmadan çocuklarına sunmalılardır. II) KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUĞU

11  Söz konusu çocuklar olunca birçok sorunun onlarda görülmeyeceği düşünülmektedir. Oysa bilimsel adı obsesif- kompulsif olan bu rahatsızlık çocukluktan yetişkinliğe kadar her insanda görülebilmektedir. kaygı bozuklukları alt kategorisinde yer alan obsesyon ve kompulsiyon semptomlarını içeren ruhsal bir bozukluktur. III) OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (SAPLANTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU)

12  Obsesyonlar tekrarlı, ısrarcı, istemsiz gelen düşünce, imge ve dürtülerdir. Kirlilik, hastalık bulaşacağı düşüncesi, kötü bir şey olacak düşüncesi, birinin öleceği veya hastalanacağı korkusu, simetri, cinsel içerikli düşünceler, anlatma, sorma onaylatma ihtiyacı buna örnek gösterilebilir.  Kompulsiyonlar ise obsesyonlara tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar(Örn: El yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler(Örn: Dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessizce söyleyip durma) III)OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (SAPLANTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU)

13  NELER YAPILABİLİR?  Sınıfınızda, uzun saatler süren ve üretken olmayan bir biçimde ödev yapan, yazdıklarını sürekli silip yeniden yazan kelimelere, harflere, ayrıntılara takılmadan ödevlerini bitirmekte güçlük çeken, ellerini yıkarken bol su ve sabun tüketen, tuvalet kağıdını bol kullanan, yıkanmaktan kızarmış elleri olan, istemsiz yinelenen aşırı korku ve saplantılı düşünceler yaşayan, odalarına başkalarının girmesi ve eşyasını ellemeyi tolere edemeyen, bazı aktivitelerden kaçınmayı seçen öğrenciniz varsa hemen aileyle görüşmeniz gerekmektedir.  Bazı durumlarda aile çocuğundaki bu yineleyen takıntılı davranış ve düşünceleri fark etmeyebilir. Hatta aileler çocuklarını çok titiz, ayrıntıcı, düzenli, temiz olarak nitelendirilebilir ya da fazla tepki gösterip paniğe kapılabilirler. Bu bozukluk aile çatışmaları, sosyal çekilme ve okul başarısızlığına yol açabilir ve tedavi edilmesi gerekir. Bu durumda çocuk hakkında yargıya varmadan önce aileyi psikiyatriste yönlendirin. III)OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (SAPLANTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU)

14  Okul fobisi de kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünüp aşırı kaygıya kapılmasıdır. Okul fobisi, çocukların okuldan korktuğu bir tür ayrılma anksiyetesidir. Anaokuluna ve ilköğretime başlayan çocuklarda sık görülür. Yaş büyüdükçe görülme sıklığı azalsa da tedavisi güçleşir.  Okul fobisi olan çocuk görünüşte nedensiz olarak okula gitmekten korkmaktadır.  Okul fobisi, çocukların yaşadıkları duygu yoğunluğa göre akut ve kronik okul fobisi adını alırlar. Okul fobisinin ilk ortaya çıktığı (5 -8 yaşlar) ilköğretim döneminden liseye kadar sürer ise akut okul fobisi olarak adlandırılır. IV) OKUL FOBİSİ

15  NELER YAPILABİLİR?  Problem ne kadar erken tespit edilir ve gerekli önlemler alınırsa kısa sürede olumlu sonuçlar alınır.  İlköğretime yeni başlayan çocuklar için okulların açılmasından bir hafta önce okula gitmeleri uyum sürecini kolaylaştırmaktadır. Bunun yanında okulu çocuğa sevimli hale getirme, özendirme girişimiyle gerekirse önce bir saat, sonra yarım gün, sonunda tam gün okula gitmelerini sağlamak, gerektiğinde annelerinin de okula gelmelerini ve çocuk kendini rahat hissedinceye kadar kısa bir süre sınıfta oturmalarını sağlamak yararlı olabilir.  Çocuk ağlayıp kendisini yere atabilir, sınıfa girmemek için her türlü şekilde direnebilirler. Bu gibi durumlarda çocuğu zorla sınıfa sokmak, azarlamak, tehdit etmek hiçbir işe yaramayacaktır. Yaşadığı korkuları anladığınızı hissettirmeniz, güven veren yaklaşımlarda bulunmanız onu rahatlatacaktır. IV) OKUL FOBİSİ

16  Tehdit edici, suçlayıcı, zorlayıcı, küçük düşürücü ifadelerden kaçınmalıdır ve bu durumun başka çocuklarda da görülebildiği, geçici bir durum olduğu ve bu sıkıntının aşılabileceği izah edilmelidir.  Öğrencinin endişelerini, korkularını artıracak bir yere oturmamasını sağlayın.  Çocuk, okula gitme zorluğu nedeniyle cezalandırılmamalı ve küçük düşürücü sözlerle aşağılanmamalıdır.  Sınıf içinde ve dışında çocukla sıcak bir ilişki kurmanız çocuğun anneden ayrılma sıkıntısını ve okula karşı duyduğu korkuları azaltabilir.  Anne baba okul korkusunun ortaya çıkmasında kendi yaklaşımlarının da etkisinin olduğunu kabul etmeli ve çocuğa doğru yaklaşım biçimlerini öğretmelidir. Bu nedenle aile rehberliği almaları için varsa okulunuzun rehber öğretmenine yoksa il/ilçenizdeki Rehberlik ve Araştırma Merkezine aileyi yönlendirebilirsiniz. IV) OKUL FOBİSİ

17  Evden kaçma, daha çok bireysel nedenlere dayalı olarak ortaya çıkar ancak etkileri ve işleyiş süreci sosyolojik bir durumdur. Evden kaçan bireylerin büyük çoğunluğu gençlerdir. Peki neden risk grubu oluyor gençler? Çünkü gençler gerek ailesiyle gerek çevresiyle olan iletişimlerinde en çok çatışma yaşayan gruptur. Gençlerin çatışmalarla baş etme mekanizmaları zayıftır. Evden kaçan çocuk/genç yaşadığı sorunlar ile sağlıklı bir şekilde başa çıkamamıştır, evden kaçtığında ne tür zorluklarla karşılaşacağını tahmin edemez. V) EVDEN KAÇMA

18  Evden kaçma aile tutumlarıyla birebir ilişkilidir. Bu nedenle çocuğun evden kaçmaması için aile;  Çocuğunu koşulsuz bir şekilde kabul edip sevmelidir.  Huzurlu ve güvenli bir ev ortamı sağlamalıdır.  Ondan yapamayacağı şeyler istememelidir, yüksek beklentilerde bulunmamalıdır.  Psikolojik ya da fiziksel şiddet asla uygulamamalıdır.  Çocuğu bir birey olarak kabul edip yargılamadan, suçlamadan dinlemeye ve anlamaya çalışmalıdır, bu yaklaşım onun aileye olan bağlılığını arttırır.  Zararlı alışkanlıklar ve madde kullanımı konusunda çocuklar ve gençler bilgilendirilmelidir. V) EVDEN KAÇMA

19  Uzmanlara göre eğer çocuk, inatlaşma sürecine girdiyse, her şeye karşı çıkar bir tutum sergileyebilir. Bazen neyi istediğini bilmeden, sadece karşısındaki kişiyle zıtlaşmak için bile inatlaşabilir. Aslında bu durum, kendi bireyselliğini, bağımsızlığını kazanmak isteyen bir çocuğun, kendi istediğini yaptırmak istemesinden başka bir şey değildir. sonra inatçı davranışlar göstermeye başlar. VI) İNATLAŞMA

20  NELER YAPILABİLİR?  Sınıfınızda sizinle ya da arkadaşlarıyla inatlaşan öğrenciniz varsa öncelikli olarak davranışlarını gözlemleyin. Hangi tür olaylarda inatçılık yapıyor? Neye karşı geliyor? Bunları saptayın ve nedenlerini araştırın. Bu durumda aileyle görüşmeniz gerekebilir.  İnatçılık yaptığı zaman neden böyle davrandığını sorun.  Şüphelerini, kaygılarını ve korkularını anlamaya çalışın. Hayır diyen çocukla alay etmeyin, ceza ile korkutmayın.  İnatlaştığı zaman çocuğun kişiliğine yönelik yargılayıcı, olumsuz mesajlar vermekten kaçının.  Bu konuda daha profesyonel yardım almak için aileyi varsa okul rehber öğretmenine yoksa il/ilçenizdeki Rehberlik ve Araştırma Merkezine yönlendirebilirsiniz. VI) İNATLAŞMA

21  Kıskançlık, hayatın her alanında yaşanılan bir duygudur. Ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma 2 yaş civarındadır.  Kıskançlık duygusuyla hareket eden çocuklar farklı davranışlar gösterirler. Küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma, kimi zaman yaşamı etkileyecek uyum ve davranış bozukluğuna neden olabilecek derecede yoğun yaşanabilir. Örneğin altını ıslatma, bebek gibi konuşma, parmak emme, emzik emme, annesiyle yatmak isteme vb. VII) KARDEŞ KISKANÇLIĞI

22  NELER YAPILABİLİR?  Anne ve baba çocuğa “Kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen bir şey yok, sana olan sevgimizde bir azalma yok ‟‟ mesajını sadece sözcüklerle değil davranışlarla da iletmelidir.  Çocukla mümkün olduğunca nitelikli zaman geçirilmeye çalışılmalı, daha önce yapmaktan hoşlandığı alışkanlıklarını gerçekleştirmesine olanak verilmelidir.  Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi (anneanne, babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir.  Bebek için söylenen “Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni yoruyor oysa ben seni daha çok seviyorum” gibi bir cümle çocuk tarafından inandırıcı bulunmayıp, tam tersine onu kandırmayı istediğiniz inancı verebilir. VII) KARDEŞ KISKANÇLIĞI

23  Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır.  Çocuk kardeşinin canını yaktıysa, görünüşte çok kötü olan bu davranışın gerçekte bebeğe zarar vermek için değil, bir parça düşmanlık içeren bir incelemeden başka bir şey olmadığını bilin.  Çocukların arasındaki rekabete çözüm getirmenin ilk adımı, iyi bir dinleyici olmaktır. Ancak bu durumdan oturup dinlemek anlaşılmamalıdır.  Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına çalışılmalıdır.  Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçınılmalı. VII) KARDEŞ KISKANÇLIĞI

24  Okuldan kaçma, çocuğun uzun süreli, geçerli bir bahanesi olmaksızın okula gitmemesi veya ders saatleri içinde okulu terk etmesi olarak tanımlanabilir.  Öğrenciyi okuldan kaçma davranışına iten sebeplerden birkaçı:  Çocuğun sınıf arkadaşları ile anlaşamaması  Arkadaşların etkisinde kalma  Okulda veya sınıfta dışlandığını düşünmesi, okulda kendisiyle alay edilmesi veya küçük görülmesi  Madde kullanımı, taciz edilme, hamilelik vb. sorunlar  Okula ve okumaya karşı ilgisiz olması, okul dışındaki hayatın daha ilgi çekici gelmesi (internet kafe, oyun salonları vb.)  Öğretmenleriyle sorun yaşıyor olması  Evde ailesiyle yaşadığı sorunlar  Ders başarısı düşüklüğü  Aileden birinin hasta olması ve onu kaybetme korkusu yaşaması. VIII) OKULDAN KAÇMA

25  NELER YAPILABİLİR?  Okul idaresi ve sınıf öğretmeni öğrencinin devamsızlık durumuyla ilgili aileyi bilgilendirmelidir.  Öğrencinizden bizzat okuldan kaçma ve devamsızlık nedenlerini dinleyin, gerçek nedenlerini aile ile birlikte araştırarak öğrenmeye çalışın.  Okul korkusu, arkadaş baskısı, ders başarısızlığı, ailevi sorunlar, öğrenme güçlüğü vb. gibi nedenler farklı çözüm yolları gerektirmektedir.  Okuldan kaçmanın sonuçları konusunda öğrenciyle konuşulmalı ve somut anlaşmalar yapılmalıdır.  Bir olayın birden fazla açıklaması olabileceğini unutmayın, öğrencinizle ilgili çabuk yargıya varmayın.  Aileyi, daha profesyonel yardım için varsa okulunuzun rehber öğretmenine yoksa ilinizdeki/ilçenizdeki Rehberlik ve Araştırma Merkezine yönlendirebilirsiniz. VIII) OKULDAN KAÇMA

26  Çoğu zaman olumsuz bir duygu olarak algılanan öfke, son derece doğal ve yaşanabilen sağlıklı bir duygudur. Öfke duygusunun yaşanması değil, kontrolünün sağlanamaması sakıncalıdır. Genellikle engellenme, incinme gibi durumlarda ortaya çıkan tepki halidir. Özellikle küçük çocuklar istedikleri yapılmadığında öfke nöbeti geçirerek kendilerini yerden yere atabilirler. IX) ÖFKE

27  NELER YAPILABİLİR?  Öfkesiyle baş edemeyen bir çocuğa yardım ederken ilk yapılması gereken, niye öfkeli olduğunu anlamak ve onun da bunun farkında değilse anlamasını sağlamaktır.  Onu öfkelendiği için azarlamanız veya kızmanız, öfkesini nasıl ifade edeceği ve nasıl sakin olacağı konusunda ona fikir vermez.  Öğrencinizin sıkıntısının nedenini öğrenmeye çalışın ve buna neden olan olumsuzlukları öğretmen, veli, okul işbirliğini sağlayarak gidermeye çalışın.  Öğrencilerinize kendi kırgınlık duygularına ya da başkalarının vereceği tepkilerde her zaman seçim hakkının olduğunu anlatabilirsiniz.  Öfkeli olmadığı anlarda ya da az da olsa sakin kalarak zor bir durumla başa çıktığında onu takdir edin. IX) ÖFKE

28  Çocuğun rahatlaması için öfkelenmesine yol açan negatif enerjiyi boşaltmasına olanak sağlamak gerekir.  Öfke patlamaları olan çocuğun içinde bulunduğu ev ortamının nasıl olduğuna dikkat etmek gerekir. Anne ve babanın sorunları saldırgan bir şekilde ele aldıkları bir ortamda onun da bu yolu öğrenmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle aile içi ilişkiler araştırılmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır.  Öfkeli çocuğa öfkeli cevaplar verilmemeli, anlayış gösterilmelidir. IX) ÖFKE

29  Özgüveni olmayan ya da düşük olan çocuk; derslerinde düşük başarı, sosyal uyumunda güçlük, kendini ifade edememe, öfkelenme, ani sinirlenme, rezil olurum korkusuyla sınıfta söz alamama, sınıf içinde sorumluluklardan kaçma, düşük benlik algısı, kaygı, motivasyon eksikliği gibi sorunları yaşayabilir. X) ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ

30  NELER YAPILABİLİR?  Öncelikle aile ve okul ortamı çocuğun kendini gerçekleştirebileceği fiziksel, psikolojik yeterliliğe sahip olmalı çocuğun kendini güvende hissedebileceği ortamlar oluşturulmalıdır.  Aile ve öğretmen koşulsuz sevgi ve saygı ile çocuğa yaklaşmalı ondan kapasitesi üstünde başarı beklememelidir.  Öğrencinize yaşına uygun yapabileceği sorumluluklar verin. Zaman zaman geri bildirimde bulunun; “Bak ne güzel yapmışsın, bu yaptıklarını çok beğendim çok güzel iş çıkarmışsın, tebrik ederim, seninle gurur duyuyorum ‟‟ gibi ifadeler çocuğu motive edecektir.  Ondan yapamayacağı şeyler istemeyin. X) ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ

31  Öğretmen, öğrencilerinin yaşantıları ve düzeyleri ne olursa olsun, onların eğitim kazanımlarını sürekli arttırmayı amaç edinmeli, onlara öğrenme ve başarma konusunda özgüven kazandırabilmelidir.  Öğrencinizi her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın.  Öğretmen, öğrencilerin her birinin önemli ve değerli olduğunu kendilerine fark ettirebilmeli ve özelliklerine uygun davranabilmelidir. X) ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ

32  Saldırganlık, kişinin aldığı eğitim, geçmiş deneyimleri, algısı, sosyal- çevresel faktörleri, yaşadığı çevrenin kültürü, saldırganlıkla ilgili düşünceleri, kişilik yapısı ile bağlantılıdır. Bunun yanı sıra;  Anne babaların çocuklarını sürekli kontrol altında tutmaya çalışması ve onları aşırı derecede disipline etme gayreti  Duygusal örselenme, çocukla yeterince ilgilenmeme, ihtiyaçlarını karşılayamama  Şiddet ve saldırganlık içeren filmler, televizyon programları ve bilgisayar oyunları  Çocuğa fiziksel şiddet uygulama  Özgüven eksikliğine bağlı ile kendini kabul ettirme, dikkat çekme çabası  Ergenlik dönemindeki duygusal çalkantılar  Aile içindeki kavgalar  Çocuğu sürekli eleştirmek, başkalarıyla kıyaslamak aşağılamak, olumlu davranışlarını görmezden gelmek vb. nedenler çocuğu bu davranışa yönlendirebilir. XI)SALDIRGANLIK

33  NELER YAPILABİLİR?  Diğer uyum ve davranış bozukluklarında olduğu gibi öncelikle çocukta var olan bu davranışın nedenini araştırmak gerekir.  Öncelikle anne-babalar saldırgan davranışlar konusunda olumsuz örnek olmamaya özen göstermelidir.  Çocuk saldırgan davranışlarda bulunduğunda büyükler sakin davranmalıdır.  Çocuk gergin ve sinirliyken onunla asla tartışmamalıdır.  Bu tür davranışlarının çevreye ve kendisine olan olumsuz etkileri gösterilmeli, saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceği öğretilmelidir. Sosyal aktivitelere yönlendirilebilir.  Diğer öğrencilere olumsuz örnek teşkil etmemesi ve ders işleyişinin bozulmaması için sınıf içinde sorumluluklar verilebilir.  Öğrencinin öfkesine hakim olması, disipline edilmesi için, okul-öğretmen ve aile iş birliği ile güçlü, tutarlı ve olumlu bir eylem planı hazırlanıp uygulanmalıdır. XI) SALDIRGANLIK

34  Utangaçlık duygusunun güven duygusuyla sıkı bir ilişkisi vardır. Araştırmalar çocuklardaki utangaçlığın olumsuz benlik algısı, başarısızlık korkusu ve olumsuz iç konuşmalarla ilişkili olduğunu göstermektedir.  Çoğu zaman ailede ve yakın çevrede utangaçlığa neden olan yaklaşım biçimleri söz konusudur. Bunlar;  Onaylamamak,  Eleştirmek (utanmandan sıkıldım artık böyle bir çocuk görmek istemiyorum karşımda vb.),  Aşağılamak (bana bak utangaç çocuk vb.),  Baskı yapmak (konuşsana, merhaba desene vb.),  Suçlamak (utangaçlık sana hiç yakışmıyor, böyle davranırsan insanlar seni ayıplar vb.) gibi yaklaşımlar utangaç çocuğun benlik saygısını daha da düşürebilir ve muhtemel başka ruhsal sorunlara zemin hazırlayabilir. Çocukları olumsuz motive etmek yerine olumlu motive etmek utangaçlığın zaman içinde azalıp yok olmasını sağlar. XII) UTANGAÇLIK

35  NELER YAPILABİLİR?  Çocuklar iletişim kurmayı, girişken olmayı ailelerinden, arkadaşlarından ve okuldaki yaşantılarından öğrenirler.  Çocuğun utangaçlığına karşı duyarlı olmalı ve sosyal ilişkilerinde çocuğa ekstra destek ve cesaret verilmelidir.  Öğretmen özellikle sözlü sınavların bu tip çocuklar için çok zor olduğunu kabul etmelidir.  Çocuğa tahtayı silme, bitkileri sulama, panoya resim yerleştirme gibi sınıf içi sorumluluklar verilmesi çocuğun kendini ortama ait ve işe yarar hissetmesini sağlayacaktır.  Dışa dönük davranışlar yüreklendirilmelidir.  Çocuğa başarılı olabileceği durumlar yaratılmalıdır.  Çekingen öğrencinizi korumanız altına almayın.  Aile çocuğun bu rahatsızlığını fark etmemiş olabilir. Bu durumu aileyle paylaşıp aileyi bilgilendirmeniz çok önemlidir. XII) UTANGAÇLIK

36  Uyku bozuklukların önde gelen nedenleri fiziksel ya da duygusal kaynaklı olmaktadır. Uyku sorunları olan çocuklarda ya da ergenlerde fizyolojik nedenlerin olup olmadığı hekimlerce araştırılmalı, fizyolojik nedenler yoksa yaşam biçimleri, beslenme düzeni, sosyal uyumu, okul başarısı, anksiyete ya da depresyon belirtileri, aile içi iletişimi vb. sorgulanmalıdır. Nedeni ne olursa olsun önemli olan kişiyi uykusuzluğa iten faktörleri ortadan kaldırmak olmalıdır.  Uyku bozukluğu çocuklarda derslerinde başarısızlık, sosyal ilişkilerde güçlük, özgüven eksikliği gibi sorunları da beraberinde getirebilir. XIII) UYKU BOZUKLUKLARI

37  NELER YAPILABİLİR?  İlk olarak öğrencinizde görülen uyku bozukluğunun nedenleri araştırılmalı ve ailenin harekete geçmesi için aile ile işbirliği yapılmalıdır.  Uyku bozukluğunun nedeni fizyolojik ise (tıbbi yardım gerektiriyorsa) aileyi bu yönde bir sağlık kuruluşuna yönlendirmek gerekir.  Çocuğun aile ortamı hakkında bilgi edinilmeli, hangi şartlarda yaşadığını, uyuduğunu(psikolojik, fiziksel) öğrenip olumsuz yaşama koşulları varsa bu konuda aile ve öğrenci bilgilendirilmeli gerekiyorsa yardım almaları sağlanmalıdır.  Çocuğun yaşadığı uyku bozukluğu nedeniyle motivasyon, ilgi, istek gibi konularda gerileme yaşayabilir bu durum hatta onu ders başarısızlığına ve sosyal uyumsuzluklara itebilir.  Uyku bozukluğunun neden olduğu ve uyku bozukluğuna yol açan olumsuzlukların azalmasına yardımcı olmak için varsa okulunuzun rehber öğretmenine yoksa il/ilçenizdeki Rehberlik ve Araştırma Merkezine aileyi yönlendirebilirsiniz. XIII) UYKU BOZUKLUKLARI

38  Yalan söylemek, karşıdaki kişiyi yanıltmak ve yanlış bilgi vermek amacıyla kasıtlı olarak ortaya konan kandırma davranışıdır.  Çocuk ve gençlerde, uyum ve davranış bozukluğu olarak görülen yalan söyleme davranışının altında yatan birtakım sebepler vardır. Bunlar;  Bir özlemini dile getirme,  Bir takım ihtiyaçları, eksiklikleri olabilir, anne-babadan beklentiler,  Sosyal ilişkilerinde yetersizlik,  Güven eksikliği,  İlgi çekmek ve takdir kazanma ihtiyacı.  Yalan grup içinde statü kaybetme endişesi ile de söylenebilir.  Anne babanın beklentisinin yüksek olması ve çocuğun, onları hayal kırıklığına uğratmak istememesi,  Ailesi ve çevresi tarafından; aşırı cezalandırıcı tutuma maruz kalma,  Küçümseyici ve aşağılayıcı tutuma maruz kalma,  Sevgi ve şefkat eksikliği, ilgi eksikliği vb. XIV) YALAN SÖYLEME

39  NELER YAPILABİLİR?  Çocuğun/gencin yalan söylemesiyle etkili bir mücadele için öncelikle yalanın ne tür olduğu bilinmelidir. Çocuklar hiç bir sebep yokken yalana başvurmazlar. Çocukları mutlaka yalan söylemeye iten ailesel, kişisel, çevresel veya toplumsal nedenler vardır.  Öğrencinizin size verdiği mesajlara duyarlı olmanız gerekir.  Çocuklar, her davranışın kazanımında olduğu gibi yalan söyleme davranışını da model alma (taklit) yoluyla öğrenebilirler.  Çocuğa her durumda kabul edilip, sevildiğini hissettirmek çok önemlidir.  Eğitiminde onu yalana itecek fiziksel, sözel şiddet kullanılmamalıdır.  Öğrenci, kapasitesi üstünde zorlanıp başaramadığı şeyler için suçlanmamalıdır.  Yalan söyleyen çocukları cezalandırmak ödüllendirmek kadar zararlıdır. XIV) YALAN SÖYLEME

40  I) ALT ISLATMA (ENÜREZİS)  İki türlü ortaya çıkar:  Fiziksel : Diyabet, böbrek ve mesane problemleri, çeşitli parazitler  Psikolojik : Erken tuvalet eğitimi, baskıcı tutumlar, kardeş kıskançlığı, ailevi problemler, fobiler, okul başarısızlığı gibi.  Enürezis tanısı konması için; 4 yaşını dolduran çocuğun, yatağına ya da giysilerine tekrarlayıcı nitelikte idrar kaçırması ve bu davranışın en az üç ay süre ile en az haftada iki kez ortaya çıkması klinik açıdan belirgin bir sıkıntı doğurması ya da önemli işlevsellik alanlarında (okulda, toplumsal, vb.) bozulmaya neden olması gerekir. Ayrıca bu davranışın tıbbi bir duruma bağlı olmaması gerekir. B) ALIŞKANLIK BOZUKLUKLARI

41  NELER YAPILABİLİR?  Aile çocuğu bezlememelidir.  Yatmadan önce çocuğun tuvalet ihtiyacını gidermesi sağlanmalıdır.  Akşam yemeğinden sonra sıvı tüketimini sınırlanmalı ve gün içinde de kafeinli içecekler mümkün olduğunca içirilmemeli çünkü kafein mesaneyi rahatsız eder ve böbrekler daha fazla sıvı üretir.  Çocuğu eleştirmek, utandırmak ve ıslak yatakta yatmaya zorlamak çözüm sağlamayacağı gibi çözümü zorlayacak yaklaşım biçimleridir.  Anne- babanın ya da bakımıyla ilgilenen kişilerin kuru geçen gecelerden sonra çocuğa güzel sözler söyleyip, bu durumu ödüllendirmeleri yararlı olacaktır.  Aileler, alt ıslatma probleminin çocuğun yaşadığı bazı sorunlara bağlı olarak ortaya çıktığını unutmamalı, cezalandırıcı ve suçlayıcı tavırlardan kaçınmalıdırlar. I) ALT ISLATMA (ENÜREZİS)

42  Çalma, çocuğun kendine ait olmayan bir eşyayı, bir nesneyi gizlice, izinsiz olarak alıp sahiplenmesidir. Çocuğun başkasına ait bir oyuncağı almasının çalma olup olmadığına karar vermek için çocuğun bulunduğu dönem özelliklerini incelemek gerekmektedir.  İlköğretim çağına gelmiş çocukların artık başkalarının eşyalarını izinsiz alamayacaklarını öğrenmiş olmaları gerekir. Çalma davranışı 6 yaşından sonra devam ediyorsa uyum ve davranış bozukluğu içinde yer alır. Çalma davranışının sebepleri arasında; hatalı anne baba tutumları, değersizlik duygusu, özgüven eksikliği, çocuğa yeterli harçlık verilmemesi, kıskançlık, rekabet duyguları, sevgisizlik ve ilgisizlik gösterilebilir.  Sınıfınızda arkadaşlarının eşyalarını izinsiz alan bir öğrenciniz varsa müdahalede gecikmeyin. Çünkü bu yaştan sonra tedavi edilmeyen izinsiz bir şey alma ileriki zamanlarda “Kleptomani (çalma hastalığı)”ye dönüşebilir. II) ÇALMA

43  NELER YAPILABİLİR?  Öncelikle aileyle görüşüp işbirliği yapmak gerekir.  İlk çalma olayı ile karşılaşıldığında telaşa kapılmadan yumuşak ve dost bir ses tonuyla yaptığı davranışın normal olmadığına çocuk inandırılmalıdır. (Çankırılı, 2004)  Aile, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamalıdır.  Anne-baba çocuğa zaman ayırmalı ve ona yeterli sevgi, ilgi göstermelidir.  Çocuk böyle bir davranışta bulunduğunda suçlayıcı olunmamalı ve çocuğa başkalarının özellikle de arkadaşlarının yanında bu durumla ilgili deşifre edici yaklaşımlarda bulunulmamalıdır.  Öğrencilere başkalarının eşyalarına önem vermeyi, dürüst olmayı öğretmek gerekir.  Çocuğa harcaması için yeteri kadar harçlık verilmelidir.  Bunun yanlış bir davranış olduğunu izah edin ancak cezaya kesinlikle başvurmayın.  Çalma davranışı sınıf içinde ya da sınıf dışında kesinlikle deşifre edilmemelidir. Ailesine bu konuda bilgi verilmelidir.  Öğrencinizin “hırsız” olarak nitelendirilmesine engel olun. II) ÇALMA

44  Dışa atım bozukluğu diyebilmemiz için;  İstemsiz ya da amaçlı olarak, yineleyen bir biçimde dışkının uygunsuz yerlere(Örn: Giysilerin ya da döşemenin üstüne yapılması).  En az 3 ay süreyle ayda en az bir kez böyle bir olayın olması.  Takvim yaşının en az 4 olması(ya da eş değer bir gelişim düzeyi)  Bu davranış genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.(DSM-IV)  Yukarıdakilerin hepsinin bir arada görülmesi gerekir. Bu bozukluk da altını ıslatmada olduğu gibi incelenmelidir. III) DIŞKI KAÇIRMA(ENKOPREZİS )

45  NELER YAPILABİLİR?  Bu durumdan dolayı çocuğun özgüveni zedelenmiş olabilir. Eğer siz de onu ayrı bir sıraya oturtur ya da diğer öğrencilere davrandığınızdan farklı davranırsanız(eleştiri, küçümseme, tiksinme vb.) benlik saygısı oldukça düşecektir.  Sevgiyle ve hoşgörüyle yaklaşın. Başarması için fırsatlar sunun.  Aile içi problemlerin ya da gerginliklerin giderilmesi, belirtilerde azalma sağlamaktadır.  Aileye çocuğun altına bez bağlamak ve bu durumu karşısında bütünüyle sessiz kalmak gibi davranışların enkoprezisi pekiştireceği açıklanmalıdır.  Ailede varsa huzursuzlukların giderilmesi gerektiği anlatılmalı ve çocuğun sağlıklı bir bedene ve ruha sahip olması için güven, huzur, sevgi ve saygının olduğu aile atmosferi yaratılmasının gereğinden bahsedilmelidir.  Sınıfınızda dışkı kaçıran öğrenciniz varsa aileye, bu durumla ilgili bilgi vererek öncelikle hekim kontrolünden geçmeleri için yönlendirebilirsiniz. III) DIŞKI KAÇIRMA

46  Çocuklarda görülen mastürbasyon davranışı, daha ileri yaşlarda normal karşılansa da mastürbasyonun erken yaşta ve yoğun olarak yaşanması pek çok ebeveyn için kafa karıştırıcı olabilmekte ve endişe yaratmaktadır. Bu, normal bir gelişimsel davranıştır. IV) KENDİ KENDİNİ TATMİN ETME (MASTÜRBASYON)

47  NELER YAPILABİLİR?  Cezalandırıcı, utandırıcı, yargılayıcı, ayıplayıcı ifadeler veya tavırlardan kaçınılmalıdır.  Çocuğun dikkati başka bir aktiviteye yönlendirilmelidir. “Senin için yeni kağıtlar aldım televizyon seyrederken benim için bir resim yapmaya ne dersin? ‟‟ gibi.  Mastürbasyona başka problemlerin eşlik edip etmediği konusunda dikkatli olmaları konusunda aile bilgilendirilebilir.(depresyon, obsesif-kompulsif, öz saygı eksikliği, bilişsel gerilikler vb.)  Anne ve babanın böyle bir durumda sergilemesi gereken tutum ve davranışlar hakkında bilgilenmesi, gereksiz korku ve kaygılardan kurtulmasını sağlar. Gerekirse bir uzmandan yardım alması için aileyi yönlendirin. IV) KENDİ KENDİNİ TATMİN ETME (MASTÜRBASYON)

48  Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3- 4 yaşlarına kadar görülen bir davranıştır.  4- 5 yaşlarında bu durumun kaybolması beklenir. Ancak 4- 5 yaşından sonra devam eden parmak emme davranışı uyum ve duygusal problemlerin belirtisidir. Çocuk umutsuzluğa kapılınca davranışları değişebilir. Yararlı olabileceğine inanmazsa, kendini işe yaramaz olarak görür. Bunun sonucunda da dikkat çekme, güç kazanma, intikam ve yetersizlik gibi yaşadığı duygulardan ötürü parmağını emebilir. Parmak emme, kardeş kıskançlığına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Anne babasının sürekli kardeşiyle ilgilendiğini gören çocuk kardeşi gibi davranarak insanların dikkatini çekmeye çalışır. Bu şekilde kardeşi gibi sevileceğini, kendisiyle ilgilenileceğini düşünebilir. V) PARMAK EMME

49  NELER YAPILABİLİR ?  Öncelikle geçici uyum bozuklukları ile süreklilik gösteren uyum ve davranış bozukluklarını ayırt edin. Geçici bir bozukluk olduğunu düşünüyorsanız bu durumu görmezden gelin, dikkatinizi davranışlarına yoğunlaştırmayın, ancak her türlü davranışını takip edin.  Anne-baba ve öğretmenlerin çocukların gelişim dönemi özelliklerini bilmeleri gerekir.  Öğrencinize sınıfta „parmağını çek ağzından, hiç sana yakışıyor mu koca adam oldun ‟ gibi cümleler sarf etmeyin.  Ceza veya aşağılama olmaksızın paylaşımcı bir yaklaşım sergilemek gerekir.  Çocukların duygularını ve hissettiklerini iyi gözlemlemek ve anında müdahale etmek bir duygunun büyüyüp davranış bozukluğuna dönüşmesini engelleyecektir.  Yanlış anne-baba tutumları varsa bunu aileyle paylaşın. V) PARMAK EMME

50  Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun bir uyum ve davranış bozukluğudur. Tırnak yeme ve diğer uyum ve davranış bozuklukları (parmak emme, alt ıslatma vb.) gibi bize çocuğun ruhsal ve kişilik yapısıyla ilgili bilgi veren ipuçlarıdır.  Ancak tırnak yeme davranışına iten sebepler bireyden bireye farklılık gösterir ve bu davranışın da çeşitli nedenleri vardır:  Ailedeki büyüklerde tırnak yiyen varsa çocuk onları taklit eder. VI) TIRNAK YEME

51  Gergin ve kolayca heyecanlanan çocuklarda sık görülür.  Aile geçimsizlikleri, çocukların yanında ana-baba kavgaları, çocuğun azarlanması, dövülmesi, başkalarına örnek gösterilmesi, kötülenmesi, horlanması.  Çocuğun baskı altında yetiştirilmesi, tırnak yeme huyundan vazgeçirmek için uygulanan  sert tedbirler, çocuğun kapasitesinden fazla ders, iş ve görev ile sorumlu tutulması.  Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilebilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması ve çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe, sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir. VI) TIRNAK YEME

52  NELER YAPILABİLİR?  Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır.  Aileler bu davranışın kendiliğinden kaybolmasını beklerler, ancak kendiliğinden geçmez. Tırnak yeme davranışı buna neden olan sebepler ortadan kaldırıldığında geçer.  Tırnak yiyen çocukların güven duygusu geliştirilmelidir.  Tırnağını yiyen öğrenciniz varsa ailesiyle görüşüp aile içi ilişkiler ya da anne-baba tutumu hakkında bilgi alın. Yukarda açıklandığı üzere sorun kaynağı yanlış anne-baba tutumu olabilir. Çocuğa buna iten sebep anne-baba tutumundan kaynaklanıyorsa rehber öğretmeninizden destek alarak aile rehberliği yapın ileri vakalarda aileyi psikoloğa ya da çocuk psikiyatristine yönlendirebilirsiniz. VI) TIRNAK YEME

53  Tik, tekil ya da çoğul olarak motor ya da vokal biçimde birden ortaya çıkan hızlı, yineleyici, ritmik olmayan basmakalıp motor hareketler ya da ses çıkarmalar olarak tanımlanabilir. Bu tikler 1 yıldan daha uzun süreli bir dönem boyunca aralıklı olarak ya da hemen her gün içinde birçok kez ortaya çıkmaktadır. Süresi genellikle 1 saniyeyi geçmemektedir. Tik davranışının vücutta görülen yeri, sıklığı ve zorlayıcılığı çeşitli zamanlarda değişebildiği gibi, topluluk içinde olma ya da tek başına bulunmaya göre değişebilir. Çocuklukta tiklerin ortaya çıkmasının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Tiklerin oluşumunda genetik ve çevresel etkenlerin rol aldığı tahmin edilmektedir. VII) TİK BOZUKLUĞU

54  Tikler tek bir bölgede ya da birden fazla bölgede oluşabilir. Tik davranışı ile geçici bir rahatlama hissedilir. Dört grupta tanımlanırlar:  Basit Motor Tikler(Göz kırpma, yüz buruşturma, boyun çevirme, ağız germe vb.)  Basit Vokal Tikler(Boğaz temizleme, burun çekme, hırıltı sesi vb.)  Karmaşık vokal tikler(Dokunma, koklama, üzerine çeki düzen verme vb.)  Karmaşık vokal tikler(Belirli ifadeleri/kelimeleri sık yineleme, işitilen en son sesleri/ifadeleri tekrarlama vb.) VII) TİK BOZUKLUĞU

55  NELER YAPILABİLİR?  Öncelikle öğrencinizin bu hareketleri istemli olarak yapmadığını göz önünde bulundurarak, tikleri için onu uyarmayın. Uyarmanızın çocuğun stresini arttıracağından tiklerini de şiddetlendirebileceğini unutmayın.  Anne ve baba, çocuğa güven vermeli, tiklerin üzerinde durmamalıdır.  Çocuk davranışları nedeniyle cezalandırmamalı, eleştirilmemeli ve küçük düşürülmemelidir.  Çoğu zaman basit tikler, öğretmenler ve anne-babalar tarafından doğru tutumlar sergilenirse bir süre sonra geçebilmektedir.  Eğer öğrenciniz yalnızca dikkat çekmek için bu davranışı yapıyorsa dikkat çekmeye neden olan faktörleri ortadan kaldırmaya çalışmak gerekir. VII) TİK BOZUKLUĞU

56  I) DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)  Günümüzde önemli halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), 7 yaşından önce başlayan ve bireyin gelişim düzeyine uygun olmayan, dikkati toplama ve sürdürme, aşırı hareketlilik ve ataklıkla karakterize yaşam boyu devam eden bir sorundur. C) GELİŞİMSEL VE NÖROLOJİK BOZUKLUKLAR

57  Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun en temel özellikleri:  Bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre dikkat süresi ve yoğunluğu azdır.  Dikkatin bir noktaya toplamasında ve sürdürülmesinde zorluk çekerler.  Dış uyaranlar dikkatlerini kolayca dağıtır.  Yazılı ifadede ve matematikte problem yaşarlar.  Unutkanlıkları vardır.  Dürtüsel davranışlarda bulunurlar, fazla düşünmeden akla ilk geleni yaparlar, kendini kontrol etmede sorun yaşarlar.  Uykuya dalmakta ve sabahları uyanmakta güçlük çekerler.  Düzensizdirler. Çabuk öfkelenirler. I) DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

58  NELER YAPILABİLİR?  Her şeyden önce, öğrencinizin yaşadığı sorunun dikkat eksikliği ve hiperaktivite olduğundan tıbbi açıdan emin olmalısınız. Bu konuda anne babayı psikiyatriste yönlendirebilirsiniz.  DEHB olan çocukların okulda yaşadıkları akademik güçlükler ve sergiledikleri sorunlu davranışlarla baş edebilmesi için, özel eğitim ilke, yöntem ve tekniklerinin uygulanması gerekmektedir.  DEHB, nörobiyolojik bir bozukluktur. Bu nedenle öğrenciniz elinde olmadan bu şekilde davranışlar sergilediğini göz önünde bulundurarak davranışlarından ötürü onu azarlamayın, hareketlerini baskılamaya çalışmayın, eleştirmeyin. I) DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

59  DEHB ‟ li çocuklar dikkatlerini toparlayamadıkları için talimatları anlamayabilirler. Öğrencinize talimat verirken dikkatini çekin, gözlerinin içine bakın, açık ve sakin bir şekilde kısa cümle ile tanımlayın.  Sık sık geri bildirimlerde bulunun ve davranışların sonuçlarını yansıtın.  Dürtüsel davranışları nedeniyle DEHB ‟ li çocukların kendisine ve çevresine zarar vermemesi için davranışlarının gözetimine önem verilmesi gerekmektedir.  Sürekli göz teması ve sözel iletişim kurabileceğiniz ön sıralara oturtun. Yeri cam kenarı, pano yanı gibi uyarıcılardan uzak olsun.  Yanına daha sakin, davranışları ile örnek olabilecek, liderlik özelliği olan bir arkadaşını oturtun.  Ders süresi içinde zaman zaman hareket imkanı sağlayan uygun aktivitelere yönlendirin.  Tüm sınıfın da katıldığı basit fiziksel egzersizler yaptırılabilir. (baş sallama, omuz silme…) I) DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

60  Sınıf dışı bir iş oluşturarak, bazen sınıftan çıkmasını sağlayın. (araç-gereç aldırma vb.)  Görsel ve dokunsal uyaranlardan etkilenir ve öğrenirler. Ders anlatırken omzuna dokunun, saçını okşayın. Sürekli göz göze gelmeye çalışın. Böylece dikkatini çekebilirsiniz.  Uzun yazılı ödev vermeyin. Bu durum onu yıldırır ve çaresiz bırakır. Bu yüzden ödevlerini ayrı verin.  Olumlu davranışlarını ve küçük de olsa her türlü başarılarını sınıf içinde onurlandırın. Yüreklendirin, onaylayın, takdir edin.(…yapışına hayran kaldım, sana güveniyorum, senin düşüncen benim için önemli…) O kadar fazla başarısızlık yaşarlar ki, vereceğiniz her türlü olumlu tepkiye ihtiyaçları vardır. I) DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

61  Tahtadakileri yazmak uzun zaman alabilir, ek süre verin. Ödevlerini tam alıp almadığını kontrol edin. Böylece bu çocukların özelliklerinden biri olan ertelemenin önüne geçebilirsiniz.  Mutlaka ödevlerini kontrol edin.  Dikkati dağılmaya başlayan öğrencinize ders ortamına katılımını sağlamak için soru sorun anlattığınız konuyla ilgisi olması şart değil.  Talimatlarınızı basitleştirin. Seçilecek şıkları basitleştirin.  Sınırlar koymaktan çekinmeyin. Sınırlar çocuklara ceza vermek için değil, onların rahatlığı ve çevrelerine güven duymalarını sağladığı için konmalıdır.  Kuralları yazın ve göz önünde olacağı bir yere asın.  Büyük projeleri, küçük ve bitirilmesi kolay parçalara bölün. Bu kural çocukların öğrenmelerindeki en hayati kuraldır. I) DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

62  Eğer, öğrenci zamanlama, ses tonu, vücut dili gibi kavramları anlamıyorsa bunları ona öğretmelisiniz. (konuşmadan önce arkadaşını dinleme, konuşurken karşıdakinin gözlerine bakma, söz kesmeme…) Bu beceriler çocuklarda doğuştan olmaz ama öğretilebilir.  DEHB'li çocuklarların eğitiminde yaşanan sorunlarla başa çıkılabilmesi için öğretmenlerin ve anne-babaların olumlu ve gerçekçi akademik beklentiye, sıkı bir gözlem ve denetim becerisine, tutarlı, sabırlı ve esprili bir kişilik yapısına, işbirliğine yatkınlığa (özel eğitim öğretmeni ve uzmanlarla), sahip olması gerekir.  Okulunda yoğun olarak spora ya da sosyal aktivitelere yönelmesi sağlanabilir. Bu konuda beden eğitimi öğretmeni ile işbirliğinin yapılması, çocuğun yatkın olduğu bir spor dalına yönlendirilmesi, bu sporu yapması için olanaklar sağlanması yararlı olacaktır. I) DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

63  İnsanı oluşturan en küçük yapı taşı hücredir. İnsan vücudu milyarlarca hücre içerir. Her bir hücrede genetik bilgilerin bulunduğu iplik şeklinde kromozomlar vardır. Bu genler kalıtımsal özelliklerimizi içeren bilgileri taşır. Kromozom sayısı normal insanda 46 tanedir. Ancak down sendromlu insanlarda olması gereken 46 kromozom yerine 47 kromozom vardır. Bu fazladan kromozom da 21. Kromozom çiftindedir. II) DOWN SENDROMU

64  Down sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır. Bu farklılık görünüşlerini de farklı kılar. Down sendromlu bir çocuğun;  Yüzü genelde yuvarlak ve basıktır.  Gözleri ayrık ve çekik, burunları küçüktür.  Dili ağzının yapısına oranla daha büyüktür ve kasları zayıf olduğundan dillerini tutmakta güçlük çekerler, dil genelde ağzından dışarı sarkar.  El ayaları geniş, parmakları kısadır. Parmak izleri siliktir.  Enseleri kalındır.  Kasları oldukça gevşektir. Başını tutması, yürümesi geç olmaktadır. II) DOWN SENDROMU

65  Çocuğun alacağı eğitim ortamı belirlenirken zeka seviyesi önemlidir. Down sendromlu kendi içinde farklılaşır kiminin durumu hafif seyrederken kiminin ki ağır olabilir. Okuma yazmayı öğrenen dawn sendromlu çocuklar vardır. Down sendromlu çocukların alacağı eğitim ve programları Rehberlik Araştırma Merkezlerince düzenlenen raporlarla belirlenir. Rehberlik ve Araştırma Merkezinde (RAM) çalışan uzman kişiler çocuğun zihinsel ve gelişimsel durumunu eğitsel açıdan belirler ve alabileceği eğitimin yönünü tayin ederler. Bu çocuklar normal sınıfta kaynaştırma yoluyla eğitimden, özel eğitim sınıflarından yararlanmakla birlikte buna ek olarak gerekli görülürse tüm masrafını devletin karşıladığı rehabilitasyon merkezlerinden de destek eğitimi alabilirler. II) DOWN SENDROMU

66  Otizm, beyindeki gelişim bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan ve bireyin toplumsal, sosyal iletişim süreçlerinde güçlükler ya şamasıdır.  Otizmin belirtilerini kısaca;  Dil gelişimi bakımından,  İletişim bakımından,  Sosyal beceriler bakımından,  Davranış ve aktiviteler bakımından incelenir.  Bu maddelerin tümünde bozulmalar vardır ancak kişiden kişiye yoğunluğu değişir. Genel olarak;  Çevresine karşı ilgisizdir.  Olaylara ve insanlara tepkisizdir  Genelde tek başınadır III) OTİZM

67  İletişim güçlüğü çeker. Konuşma zorluğu vardır.  İnsanlarla temastan kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmazlar.  Göz temasının çok azdır ya da hiç yoktur.  Uygunsuz ve sebepsiz gülüp ağlayabilirler.  Seslere karşı aşırı duyarlılık ya da duyarsızlık vardır.  Objeleri kendi etrafında çevirirler. Sürekli aynı oyunları oynarlar.  Her şeyin aynı olmasını isterler, değişikliklere aşırı tepki verirler. Aşırı hareketlilik ya da hareketsizlik vardır.  Objelere gereksiz yere bağlanırlar.  Bir sebep olmadan strese girerler, üzüntü duyarlar.  Motor hareket gelişimlerinde düzensizlik vardır. III) OTİZM

68  Anlamsız kelimeleri tekrarlar.  Ellerini kollarını çırpar, olduğu yerde sallanır, kendi etrafında dönerler.  Tehlikeye karşı duyarsızlık yaşarlar.  Acıya karşı duyarsızlıkları vardır.  Otistik şadığı nörobiyolojik bir rahatsızlıktır. III) OTİZM

69  Otizm tanısı konulmuş çocukların eğitsel değerlendirmesinin yapılarak eğitim ortamına yerleştirilmesi ve devletin sağlayacağı özel eğitim desteğinden yararlanması için il ya da ilçedeki Rehberlik ve Araştırma Merkezine başvurulması gerekir. Otistik çocukların normal sınıflarda eğitim görmesi kaynaştırma eğitimiyle mümkündür. Yine çocuk normal ilköğretim bünyesinde bir özel eğitim sınıfına devam edebilir. Bunun dışında ülke genelinde sayıları hızla artan otistik çocuklar eğitim merkezleri vardır (OÇEM). Bu merkezlerde otistik çocuklar iletişim becerileri, sosyal beceriler, öz bakım becerileri, bilişsel beceriler gibi alanlarda desteklenirler. III) OTİZM

70  Özel Öğrenme Güçlüğü, bir çocuğun zekası normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, düşünme, anlama, dinleme, kendini ifade etme, okuma- yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir. Özel öğrenme bozukluğu, beynin bilgiyi algılama, işleme, depolama ve kullanma becerisini etkileyen nörolojik bozukluklar olarak da tanımlanabilir.  Öğrenme bozukluğu, matematik bozukluğu, okuma bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu şeklinde tanımlanmaktadır.(DSM-IV) IV) ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

71  NELER YAPILABİLİR ?  Özel öğrenme güçlüğünü tanılamada sınıf öğretmeninin gözlemleri çok önemlidir. Tanılama süreçlerinin sürerliliği ve öğretmenin doğrudan gerçekleştirdiği değerlendirmeleri kritik bir önem taşır.  Güçlü olduğu alanlardan başlayarak yardımcı olmak onlara en iyi yardım yöntemidir.  Öğrenci, yapamadığı işler konusunda cesaretlendirilip, desteklenmelidir. Kendini değerli hissetmesi ve kendine güvenmesi açısından onun yaşamında desteğinizin önemli olduğu unutulmamalıdır.  Çocuğa karşı anne, baba, öğretmeni, özel eğitim öğretmeni aynı dili kullanmalıdır.  Öğrencinin büyük oranda başarıya erişebileceği öğrenme etkinlikleri sunmak gerekir. IV) ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

72  Evde ve okulda yapılan çalışmaları karşılaştırarak, öğrencinizin yaptığı hatalarda belli bir benzerlik olup olmadığına bakmalısınız. Örneğin, evde tek olarak çalıştığında mı, okulda tek başına çalışırken mi yoksa bir grup çalışmasında mı daha iyi sonuç alıyor? Hangi ortamda daha iyi yaptığını bilmek, onun öğrenme biçimini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.  Sınıfınızda beklenen performans ile gerçekleştirdiği performans arasında büyük fark olduğunu düşündüğünüz ve yukarıdaki tanımlamalara uyan bir öğrenciniz varsa vakit kaybetmeden aileyle irtibata geçin ve aileyi psikiyatriste yönlendirin. IV) ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

73 V) GÖRME ENGELLİ ÖĞRENCİLER Görme engelli öğrenci ile iletişime geçmeden önce kendinizi tanıtın. Diğer öğrencilere görme engelli öğrencinizin özelliklerini anlatın. Öğrencinin sınıf arkadaşlarının seslerini ayırt ederek isimleri ile tanıması için, etkinlikler düzenleyin. Öğrencinizin sınıf arkadaşlarıyla uyum sağlaması için etkinlik planlayın.

74  Görme engelliler kollarından destek alırlar. Kol kola girmeniz gerekiyorsa, siz onun koluna girmeyin, kolunuza girmesini teklif edin.  Öğrencinin hızına uyum sağlayın, yol göstermek amacıyla bir adım önü nde yürüyün.  Sırasına kolaylıkla girip çıkabileceği şekilde sınıfın ön tarafına oturtun.  Işıklandırma önemlidir.  Güneş ışınları arkadan gelecek şekilde sınıfta uygun sıraya oturtun.

75  Dersi açık ve anlaşılır ses tonuyla öğrenciye dönerek anlatın.  Sınıfı tanıtırken, şuradaki, öteki, yandaki gibi ifadeler yerine, sağındaki solundaki gibi ifadeler kullanın.  Sınıfta eşya, araç, gereçlerin yerlerini sabit tutun.  Sınıfta yalnız kalacaksa, bunu ona söyleyin ve çıkışın nerede olduğunu tarif edin.  Sıra arkadaşına görme engelli öğrencinize nasıl destek olacağına ilişkin bireysel olarak bilgi verin.

76  Konuşurken, kendisiyle konuştuğunuzu anlaması için adını söyleyin.  Tahtaya konuları yazarken, sözel olarak söyleyin.  Uygulanacak sınavlarda,sınav sorularını okuyan kişinin diksiyonunun düzgün olmasına dikkat edin.  Sınıf ortamında görme engelli veya az gören öğrencinin derse katılımını sağlamak için her derste ona en az bir iki soru sorun.

77 VI) İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLER  İşitme yetersizliği olan öğrencinizi tahtayı ve sizi rahat görebileceği sınıfın ön tarafına oturtun.  Konuşurken göz kontağı kurun.  Çok yüksek sesle veya fısıldayarak konuşmayın, ses tonunuzun ve konuşma hızınızın normal olmasına dikkat edin.  Kendisiyle konuştuğunuzu fark etmesini sağlayın.Konuşurken başka yönlere bakmayın.

78  Konuşurken anlaşılır ve kısa cümleler kurun.  Açık ve anlaşılır konuşun.  Cümleleri eksik bırakmayın, tamamlayın.  Konuşulan ortamın çok gürültülü olmamasına dikkat edin. Konuşurken ağzınızı elle veya başka bir şeyle kapatmayın.  Tahtaya yazı yazarken, ya da arkanız öğrenciye dönükken konuşmayın.  Cümleyi bölecek şekildeki duraklamalardan kaçının.  Kullandığınız sözcüğü anlamadıysa, yerine başka bir sözcük kullanın.

79  Öğrencinin öğrenmesini kolaylaştıracak araç ve gereçler kullanın.  Derse başlamadan önce öğrencinin işitme cihazının çalışıp çalışmadığını kontrol edin.  Tüm etkinliklere katılımını sağlayın.  Sözle ifadeleri yanlış anlamasını önlemek için yazılı ve görsel ip uçları kullanın.  Öğrencinin yapamadıklarına değil yapabildiklerine yoğunlaşın.  Başarısını anında ödüllendirin.  Sınıf arkadaşlarıyla uyum sağlaması için, etkinlik planlayın.

80 VII) BEDENSEL ENGELLİ ÖĞRENCİLER  Sınıfınızın, okulun giriş katında olmasını ve öğrencinizin okul ve sınıfta olabildiğince bağımsız hareketini sağlayacak düzenleler yapılmasını sağlayın.  Sınıf içinde kolaylıkla girip çıkabileceği yere oturtun.  Öğrencini bağımsız hareketlerini sağlayacak, tekerlekli sandalye ve uyarlanmış kalem, destek araç ve gereçleri kullanmasını sağlayın.

81  Diğer öğrencilere, öğrencinizin özelliklerini anlatarak bağımsız hareket etme becerilerini sağlayan tedbirleri belirleyin.  Öğrencinize gerektiğinde nasıl yardım isteyebileceğini ve ihtiyacından fazla yardım etmek isteyenleri kibarca reddetmesini öğretin.  Tekerlekli sandalye de oturuyorsa, yardım etmeniz gerektiğinde, göz hizasında bulunmaya dikkat edin.

82  Öğrencinin söylediklerini anlamadığınızda, tekrar etmesini söyleyin.  Yazmada güçlük çekiyorsa, sözel olarak değerlendirin.  Öğrencinizi kendi içinde gösterdiği gelişme ile değerlendirin.  Yapamadıklarına değil yapabildiklerine yoğunlaşın.  Başarısını anında ödüllendirin.  Yasadığı güçlüklerin üstesinden gelebilmek için okul rehber öğretmeni ve aile ile iş birliği yapın.

83 VIII) DİL ve OKUMA GÜÇLÜĞÜ OLAN ÖĞRENCİLER  Öğrenciniz konuşurken sakin ve sabırlı olmaya özen gösterin.  İletişime hazır olduğunuzu hissettirin.  Konuşmaya istekli olmadığı durumlarda, konuşması için zorlamayın.  Konuşmasına müdahale etmeden, göz kontağını sürdürün.  Konuşmaya teşvik edin, konuşurken sorun yaşadığında cümlesini onun yerine tamamlamayın ve sözcük eklemeyin.

84  Uygun jest ve mimikler kullanın, ancak abartmayın.  Ne söylediğine odaklanın.  Sözel etkinliklere katılmasını sağlamak için cesaretlendirin.  Siz konuştuktan sonra, öğrencinizin size cevap vermesi için yeterli zaman tanıyın.  İletişimi kolaylaştıracak araç ve gereçler kullanmasını destekleyin.  Olumlu davranışlarını destekleyin.

85  Söylediklerini anlamadıysanız, tekrar etmesini isteyin.  Sınıf etkinliklerine katılmasını destekleyin. Etkinlikleri tamamlamayabilmesi için yeterli zaman verin.  Etkinliklere istekli olmadığında zorlamayın.  Aile ve uzmanlarla iş birliği yaparak, öğrencinizin dil ve konuşma güçlüğüne yönelik alınacak önlemleri belirleyin.  Öğrencinizi, kendi içinde gösterdiği gelişme ile değerlendirin.  Başarısını anında ödüllendirin.

86  İstismar; günümüzde adını sıkça duyduğumuz, haberlerde sıkça izlediğimiz evrensel bir olgudur. İstismar genel tanımıyla, bir kişinin ya da kişilerin iyi niyetini kötüye kullanarak yararlanmak, bir düşünceyi kötüye kullanarak zarar vermeyi hedeflemek, karşısındakinin kendi rızası olmadan ve iradesini dikkate almadan sömürmek gibi anlamları içerir.  Fiziksel, duygusal ve cinsel boyutları vardır.  Fiziksel İstismar(Şiddet) : Bir kişiye güç ya da baskı uygulayarak isteği dışında bir şey yapmak ya da yaptırmak, şiddet uygulama eylemi ise zorlama, saldırı, kaba kuvvet, bedensel ya da psikolojik acı çektirme ya da işkence, vurma, yaralama olarak da tanımlanabilir. D) ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ

87  Cinsel İstismar: Bir kişinin rızası olmadan veya fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalarak cinsel amaçlar için kullanılmasıdır.  Duygusal İstismar: Duygusal istismarı, diğer istismar türlerinden bağımsız düşünemeyiz çünkü kişinin duygusal, bedensel ve sosyal işlevleri arasındaki ilişki birbirine bağımlıdır. D) ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ

88  NELER YAPILABİLİR?  ÖĞRETİN  Bedeninin özel olduğunu, kadın ya da erkek olduğunu,  Şiddetin, güç kullanmanın nedenlerini, doğru bir sorun çözme yöntemi olmadığını,  İzni olmadan kimsenin kendisine dokunamayacağını,  Hiç kimse tarafından kötü muameleye maruz bırakılamayacağı,  Çocuk olmasından, insan olmasından kaynaklı sahip olduğu hakları  Hayatına sahip çıkabileceğini anlatın.  DİNLEYİN  Özellikle bir şeyleri anlatmak istiyorsa etkin dinleyin, anlatmıyorsa ve sizin birtakım şüpheleriniz varsa davranışlarını dikkatlice gözlemleyin. D) ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ

89  ZAMAN AYIRIN  Öğrencinize zaman ayırın. Yaşadıklarını ve duygularını dinleyin ve anlamaya çalışın.  TANIYIN  Arkadaşları, bakıcıları ve oynadığı alanlar hakkında bilgi sahibi olun.  KONUŞUN  İstismar hakkında onu zorlamadan konuşun.  DANIŞIN  Öğrencinizin ya da başka çocukların istismarından şüpheleniyorsanız okul rehberlik servisiyle iş birliği yapın. Okulda rehber öğretmen yoksa il/ilçenizdeki Rehberlik ve Araştırma Merkezine başvurun. D) ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ

90  Boşanma kuşkusuz, çocukların başına gelebilecek en sarsıcı olaylardan birisidir. Ancak bir evliliği başa çıkılamayan, çözüm üretilemeyen, süreğen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla yıkıcı olabilir.  Çocuklar, anne ve babalarının evliliğinin sona ermesine duydukları öfkeyi, yaşlarına, kişilik özelliklerine ve ailenin durumuna göre değişen şekillerde ifade ederler. Bazı çocuklar, bu dönemi ağır bir şekilde yaşarken, bazıları ise duygusal bir yara almadan atlatabilirler. E) BOŞANMA VE ÇOCUK

91  Karar çocuklara açıklandıktan sonra anne-baba tutumlarının tutarlı olması çok önemlidir. Annenin koyduğu bir kuralın çocuğun babanın yanına gittiğinde uygulanmaması ya da çocuğa olan yaklaşımların, öğretilerin, tutumların birbiriyle örtüşmemesi, çocuğun kişilik, ruhsal ve sosyal gelişimi açısından oldukça zarar verici bir durum yaratır. İdeali ortak tutum sergilemek için zaman zaman anne-babanın bir araya gelerek çocukları hakkında beraber düşünüp bir yol çizmeleridir. E) BOŞANMA VE ÇOCUK

92  Anne ve babası boşanmış çocuklarda akademik başarıda gözle görülür bir şekilde düşüş yaşanabilir. Çoğu zaman aktivitelere katılmak istemezler ve ders sırasında dalıp gidebilirler. İçine kapanıp kimseyle bir şey paylaşmak istemeyebilirler. Bu gibi durumlarda öğrencinize anlayışlı davranmanız çok önemlidir. Onu bu davranışlarından ötürü zorlamanız, eleştirmeniz, azarlamanız ya da onunla hiç ilgilenmeyip durumu akışına bırakmanız, yaşadığı sorunları arttıracaktır. Bu dönemde sevginizi, ilginizi ve anlayışınızı yüksek tutmanız oldukça destekleyicidir.  Son olarak sınıfınızda anne ve babasının boşanmasıyla oluşan aşırı öfkeli, uyum ve davranış problemleri olan öğrenciniz varsa hem anneyle hem babayla görüşerek bir uzmandan yardım almaları gerektiği konusunda yönlendirme yapabilirsiniz. E) BOŞANMA VE ÇOCUK

93  MENTAL RETARDASYON (Zihinsel Öğrenme Yetersizliği)  Mental retardasyon(zihinsel yetersizlik); gelişim dönemlerinde ortaya çıkan, çevreye uyum ve davranışlardaki bozulma ile birlikte olan, genel zihinsel fonksiyonların ortalamanın anlamlı derecede altında olması şeklinde tanımlanabilir. Zihinsel yetersizlik, diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi, kişide kalıcı yetersizlikler bırakan, yaşam boyu gözlem, kontrol, bakım, tedavi ve rehabilitasyon gerektiren önemli bir bozukluk olup, aile üyelerinin tümünü ve aile yaşamını ekonomik, sosyal, duygusal, davranışsal ve bilişsel yönlerden etkileyen bir sorundur. F) ZEKA

94  Dünya sağlık örgütüne göre zeka seviyesinin sınıflandırılması;  Deha 130 ve üstü  Parlak zeka  Üstün zeka  Normal zeka  Donuk normal zeka  Sınır zeka geriliği  Zeka Geriliği 69 ve altı  Hafif zeka geriliği  Orta derecede zeka geriliği  Ağır zeka geriliği  Derin zeka geriliği (çok ağır) 20 ‟ den daha düşük.  Daha kolay bir sınıflama; Hafif mental retardasyon (IQ >50) ve ağır mental retardasyon (IQ ≤50) şeklinde yapılabilir.

95  Üstün veya özel yetenekli çocuklar; zeka, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösterdiği; uzmanlar tarafından tanımlanan çocuklardır. Üstün veya özel yetenekli çocuklar, yeteneklerini geliştirmek için özel eğitim ve faaliyetlere ihtiyaç duyan çocuklardır. Bu çocuklar, bir veya birden çok alanda üstün veya özel yeteneğe sahip olabilirler.  Gözlem güçleri yüksektir. Her an gözlem yaparlar. Gözlemledikleri ve ilgilerini çeken bir olayı mutlaka denerler. Bu denemelerin sayısı, üstün veya özel yetenekli çocuğun bilgileri beyninde kodlama şekline ve doyuma ulaşmasına göre artarak değişiklik gösterir. I) ÜSTÜN ZEKA

96  Merak ettikleri konular üzerinde araştırmacı ve hırslıdırlar. Üstün veya özel yetenekli çocuklar, deneyerek öğrenme ve model alma yoluyla öğrenmeyi seçtikleri için, yakın çevresinde ya da televizyonda gördüğü bir davranış ya da olayı, ne kadar gerçek dışı olsa da, mutlaka deneme ve sonuca ulaşma isteğindedirler, ısrarcıdırlar.  Fikir ve düşüncelerini mutlaka ifade etme ve kabul görme ihtiyacı içindedirler. Yönlendirme ya da öğretileri sevmezler. Onlara yöneltilen soruları cevaplamak ya da hazır bilgileri dinlemek yerine soru sormayı ya da anlatmayı tercih ederler. I) ÜSTÜN ZEKA

97  Üstün Zekalı Çocukların Eğitiminde Öğretmenlere Öneriler  Bu tip çocuklar için sınıf öğretmeninin öğrenim görevlerinin dışında ek öğrenim programları hazırlaması gerekir. Sınıfın seviyesi onların seviyesinden çok aşağıda kalabilir. Sınıf öğretmeni;  Çocuğun çalışma ve ödevlerini sınıfın işlemekte olduğu konularda ve aynı tempoda tutmaya çalışmamalı, onun güç ve hızına uygun ödevler vermelidir.  A. Ödevlerde tekrara ve alıştırmalara fazla yer vermemelidir.  B. Daha çok problem çözme tekniğini gerektiren ödevler vermelidir.  C. Yarı teknik malzemelerin okunması, özetlenmesi, bazı araçların modellerinin yapımı, şemalarının çizimi ve onların çalışma kurallarını açıklama ödevleri verilmelidir.  Tartışma, proje ve dramatizasyon çalışmalarına önem verilmelidir.  Tasnif, organize etme ve maddelendirme olanağı veren fırsatlar yaratılmalıdır.  Ders etkinliklerinde kitabi etkinliklerden çok, geniş gözlem ve deneylere yer verilmelidir. I) ÜSTÜN ZEKA

98  Kendilerine özgü ilgileri olduğundan grupla olduğu kadar bireysel çalışmalara da önem verilmelidir.  Öğrenciyi okul içi ve dışı etkinliklere yönlendirmelidir.  Liderliği gerektiren ya da liderliği geliştirmeye fırsat verecek çalışmalara katılması için teşvik edilmelidir.  Bu tip çocuğun başarısını, sınıf arkadaşlarının başarısı seviyesi ile değil kendi öğrenme güç ve sürati ile karşılaştırmalıdır.  Anne ve baba ile bu konuda işbirliği yapmalı, onlara çocuklarını ihmal etmeden ve gurura kapılmadan yetiştirmek için gerekli anlayışı kazandırmaya çalışmalıdır.  İleri öğrenim için en uygun yolun seçilmesinde uzmanlarla işbirliği yapılmalıdır.  Bu çocuklarda üstünlük duygusunu yaratmak, aynı “aşağılık duygusu” kadar zararlı sonuçlar doğurur. Çocuk arkadaşlarını ve çevresindekileri aşağı görür ve toplumda yalnız bir kişi olarak yaşamına devam etme tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Onun için üstünlük duygusunun çocuklarda yaratılmamasına azami dikkat sarf edilmelidir.  Akademik konular için resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler ihmal edilmemelidir.

99  Zihinsel yetersizliklerin büyük çoğunluğu bu gruba dahildir.(%85) Bu çocuklar, kendi yaşlarındaki normal zeka düzeyindeki çocuklardan 2- 3 zeka yaşı geridedirler. Milli Eğitim Bakanlığı, hafif düzeyde zihinsel yetersizliği; bireyin eğitim dönemi içinde, sınırlı seviyede destek eğitim hizmetleri ve özel düzenlemelere ihtiyacı olması durumu olarak tanımlanmıştır. Hafif derece zihinsel yetersizlik, çocuk okula başlamadan önce anne-baba veya çevre tarafından fark edilmeyebilir. Çocuklar okula başladıktan ve ev dışındaki etkinliklere katıldıktan sonra zihinsel yetersizliği anlaşılmaya ve görünür hale gelmeye başlar. Derslerin sınıf atladıkça daha da güçleşmesi ve bilişsel yeti gerektirmesi nedeniyle ergenlik dönemine doğru fark edilme doruğa çıkar. II) HAFİF MENTAL RETARDE (Hafif Derecede Zihinsel Yetersizlik)

100  Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilerin Eğitiminde Öğretmenlere Öneriler  Bulunduğu sınıf ne olursa olsun, bildiği ve başardığı şeyler, hareket noktası olarak alınmalıdır. Sabır, düzen, iş birliği gibi niteliklerin geliştirilmesi için özel bir önem verilmelidir.  Başarılı Yaşantılar Sağlama: Çocuğa başarabileceği görevler verilmeli, doğru yanıtlayabileceği sorular sorulmalıdır.  Geri Bildirim (feed back) Sağlama: Çocuk, verdiği yanıtın doğru olup olmadığını bilmelidir.  Doğru Yanıtları Pekiştirme: Pekiştirme, zaman geçirmeden ve açık bir biçimde yapılmalıdır. Bu, çocuğa yiyecek verilmesi gibi somut ya da çocukla ilgilenilmesi gibi sosyal nitelikte olabilir.  Çocuğun kişiliğine saygı gösterilmelidir.

101  III) ORTA MENTAL RETARDE (Orta Derecede Zihinsel Yetersizlik)  Zeka Bölümleri(IQ ) arasında tespit edilen bireylerdir. Orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği; bireyin gecikmeli konuşma ve dil gelişimi, sosyal, duygusal veya davranış problemleri ile temel okuma yazma ve sayma becerileri kazanmasında ortaya çıkan gecikme durumudur.

102  Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilerin Eğitiminde Öğretmenlere Öneriler  Öncelikle beklenti içine girmeden, normalin altında ve üstünde, aşırı ilgi göstermeden, diğer öğrencilerin onu kabul etmesini sağlayınız.  Ağır öğrenen çocuğun kişiliğini çeşitli yönleri ile tanımaya çalışınız. Bulunduğu sınıf ne olursa olsun, bildiği ve başardığı şeyleri hareket noktası alınız. Çocukta sabır, düzen, işbirliği gibi niteliklerin geliştirilmesi için özel bir önem veriniz.  Çocuğun kişiliğine saygı gösteriniz. Çocuğun yetersizliklerini ve başarısızlıklarını olur olmaz vesile ile yüzüne vurmaktan kaçınınız. Kuvvetli yanlarını bulup geliştiriniz. Ağır öğrenen bir çocuk yetenekli ve hevesli olduğu alanlarda desteklendiği takdirde belki o alanlardaki basit işlerde arkadaşları ile rekabet edebilecek bir duruma gelebilir. Ancak yine de normal arkadaşlarıyla rekabete zorlanmamalı. Başaramayacağı etkinliklere yöneltilmemelidir.

103  Öğretmenler ağır öğrenen çocukların öğrenim kademelerine değil iş yaşamına hazırladığını çok iyi bilmelidir. Yaşamını daha çok kafasıyla değil, elleri ile kazanacaktır. Bu bakımdan ona yaşam boyunca kullanacağı temel bilgi ve becerileri kazandırmaya çalışınız.  Ağır öğrenen çocuklar soyut konuları çok zorlukla öğrenirler ve yaratıcı düşünce isteyen etkinliklerde zorluk çekerler. Konuları elden geldiğince somut biçimde yaşayarak, deneyerek, göstererek, karşılaştırarak öğretmeye çalışılmalıdır.  Değerlendirme yaparken, normal zekalı arkadaşlarına göre değil çocuğun kendi zekaları ve kapasitelerine göre değerlendirme yapılmalıdır.  Çocuğun, sınıfta ve okulda bazı basit sorumluluklar yüklenmesine izin verilmelidir. Yazı tahtasını silmek, kapı ve pencereleri açıp kapamak, bir masayı yerine çekmek, sınıfın temizliği ile ilgilenmek, bazı ders araçlarını getirip götürmek onun okulda yapabileceği işlerdendir. Bu işler yoluyla onun iyi ve yararlı birtakım alışkanlıklar kazanmasına yardım edilebilir.

104  Günlük yaşam için gerekli olan giyinip soyunma, yıkanma, tırnak bakımı, temizlik gibi becerileri kazanmasına yardımcı olunuz.  Eğitimlerinde uygulamalı çalışmalara daha çok yer verilmeli, yaparak ve yaşayarak daha kolay öğrendikleri unutulmamalıdır.  Beceri kazandırma çalışmalarında çocuğa nasıl yapacağını en ince ayrıntısına kadar anlatmak ve göstermek gerekir. Öğrenmesi gereken bir beceride yapılacakları alt basamaklara ayırmak ve bu basamakları sırasına göre takip etmek, çocuk bir basamağı tamamlamadan diğerine geçmemek gerekir.  Çocuğun duygusal ve toplumsal yaşamında gösterdiği başarılı uyumlar daima teşvik edilmelidir.

105  IV) AĞIR MENTAL RETARDE (Ağır Derecede Zihinsel Yetersizlik)  Zihinsel yetersizliklerin %3- 4 ‟ ünü oluşturur. Zeka bölümleri arasında olup bireyin öz bakım becerilerinin öğretimi de dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve daha yoğun özel eğitim ile destek hizmete ihtiyacı olması durumudur. Ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliklerinin yaşanılmasının nedenleri arasında, genetik bozukluklar, akraba evliliği, fiziksel tramva, riskli ve zor doğumlar, erken çocukluk dönemi yaşanılan ateşli hastalıklar sayılabilir.

106  Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilerin Eğitiminde Öğretmenlere Öneriler  Çocuk kısa ve basit komutlara alıştırılmalıdır. Olumsuzdan daha çok, olumlu ifadeler kullanılmalıdır.  Acele ve telaşlı ifadeler yerine sakin ifadeler kullanılmalıdır.  Etkinlikler seviyeye uygun, somut ağırlıklı ve basit olmalıdır.  Öğrencinin başarılı çalışmaları mutlaka görülmeli, değer verilmeli ve gerekirse ödüllendirilmelidir. Bu becerilerini daha da geliştirmeleri için desteklenmeli ve aileye gerekli rehberlik yapılmalıdır.  Öğretilebilir çocukların öğrenmelerinde, yaparak ve yaşayarak öğrenme daha etkili ve sürekli olmaktadır. Çocuğun grup çalışmalarına katılımını sağlayıcı etkinliklerde bulunması desteklenmelidir.  Toplumdan uzak tutulmamalıdır.

107 Kaynaştırma Eğitimi Nedir? KAYNAŞTIRMA, özel eğitime ihtiyacı olan engelli öğrencilerle engelli olmayan öğrencilerin bir arada eğitim görmesidir. Kaynaştırma, engelli öğrencilerin engelli olmayan öğrencilerle eğitsel ve sosyal olarak bütünleştirme işlemidir.

108 Kaynaştırma Yoluyla Eğitimin Amacı  ÇOCUĞU NORMAL HALE GETİRMEK DEĞİL,ONUN İLGİ ve YETENEKLERİNİ EN İYİ ŞEKİLDE KULLANMASINI SAĞLAMAK, TOPLUM İÇİNDE YAŞAYABİLMESİNİ KOLAYLAŞTIRMAKTIR.

109 KAYNAŞTIRMA UYGULAMASININ TEMEL İLKELERİ  Özel eğitim gerektiren öğrencilerin akranlarıyla aynı kurumda eğitim görme hakkı vardır.  Bu eğitim, özel ve genel eğitimin ayrılmaz parçasıdır.  Hizmetler yetersizliğe göre değil, eğitim gereksinimine göre planlanır.  Erken başlamak esastır.  Eğitimde bireysel farklılıklar esastır.  Gönüllülük, sevgi, sabır, gayret gerekmektedir.  Eğitim normal insanlarla ve doğal ortamlarda verilmelidir.  Kaynaştırma eğitiminde, okul- aile ve çevre işbirliği esastır.

110 KAYNAŞTIRMA YOLUYLA EĞİTİMİN UYGULAMA MODELLERİ 1) TAM ZAMANLI KAYNAŞTIRMA Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencinin kaydı normal sınıftadır. Öğrenci tam gün boyunca normal sınıfta eğitim alır. Tam zamanlı kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler, eğitim görürlerken, kayıtlı bulundukları okulda uygulanan eğitim programlarını takip ederler.

111 Sınıf Mevcutları  Okul öncesi eğitim kurumlarında, özel eğitime ihtiyacı olan iki öğrencinin bulunduğu sınıflarda 10, bir öğrencinin bulunduğu sınıflarda 20 öğrenciyi geçmemeli.  Diğer kademelerde, özel eğitime ihtiyacı olan iki öğrencinin bulunduğu sınıflarda 25, bir öğrencinin bulunduğu sınıflarda 35 öğrenciyi geçmemelidir.  Not: ÜLKEMİZDE KAYNAŞTIRMA EĞİTİMLERİ, BÜYÜK ORANDA TAM ZAMANLI OLARAK YAPILMAKTADIR.

112 YARI ZAMANLI KAYNAŞTIRMA  Yarı zamanlı kaynaştırma uygulamaları, öğrencilerin bazı derslere yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta ya da ders dışı etkinliklere birlikte katılmaları yoluyla yapılır.  Öğrencinin kaydı, özel eğitim sınıfındadır.  Özel eğitim sınıfı öğrencisi, başarılı olabileceği derslerde ve sosyal etkinliklerde yetersizliği olmayan akranları ile birlikte normal sınıfta eğitim alır.

113  Sadece özel eğitim sınıfına devam eden öğrenciler için değil, özel eğitim okullarına devam eden öğrencilerin kaynaştırma uygulamaları kapsamında, yetersizliği olmayan akranlarının devam ettiği okul ve kurumlarda bazı derslere ve sosyal etkinliklere katılması uygulaması da, yarı zamanlı kaynaştırma kapsamındadır.

114 TERSİNE KAYNAŞTIRMA  Yetersizlikleri olmayan öğrenciler, istekleri doğrultusunda, özellikle okul öncesi eğitimde çevrelerindeki kaynaştırma uygulaması yapan özel eğitim okullarında açılacak sınıflara kayıt yaptırabilirler. Bu sınıfların mevcutları, 5’i özel eğitime ihtiyacı olan öğrenci olmak üzere okul öncesi eğitimde en fazla 14, ilköğretim ve ortaöğretimde 20, yaygın eğitimde 10 öğrenciden oluşur.

115 KAYNAŞTIRMA YOLUYLA EĞİTİMİN YARARLARI 1)ÖZEL EĞİTİME İHTİYACI OLAN ÖĞRENCİLERE YARARLARI;  Kapasite ve öğrenme hızına uygun eğitim alırlar,  Kendine güven, takdir edilme, cesaret, sorumluluk duygusu gibi sosyal değerler geliştirir.  Eğitim sayesinde zayıf yönlerini kısa sürede yeterli hale getirebilir.  Kaynaştırma ortamlarında, olumsuzluktan çok, olumlu davranış gösterme sıklığı artar.  İletişim, işbirliği kabullenme, ortak yaşam becerileri edinirler.  Normal öğrencilerden, bazı davranışları model alma ve özdeşim kurma yoluyla öğrenirler.

116 YETERSİZLİĞİ OLMAYAN ÖĞRENCİLERE YARARLARI  Engelli insanlara karşı sayıtsız şartsız kabul, hoşgörü, yardımlaşma, ortak yaşam, demokratik ve ahlak anlayışları geliştirir.  Bireysel farklılıkları doğal karşılar ve saygı gösterir.  Kendini tanıma, güçlü ve zayıf yönlerini görme, bunları kabul etme ve zayıf yönlerini giderme davranışları gelişir.  Engelli bireylerle birlikte yaşamayı öğrenir.

117 AİLELERE YARARLARI  Çocuk üzerindeki beklentileri, çocukların kapasiteleriyle uygunluk göstermeye başlar.  Okula bakış açısı değişir ve okulla işbirliği gelişir.  Çocukların ilgi ve ihtiyaçları konusunda daha sağlıklı bilgi edinir.  Güven ve umutsuzluk duyguları, umuda dönüşür.  Aile içi çatışmalar azalır, aile sağlığı ve iş verimliliği artar.

118 ÖĞRETMENLERE YARARLARI  Şartsız kabul, sabır, hoşgörü ve bireysel özelliklere saygı davranışları gelişir.  BEP, hazırlama ve uygulamada daha başarılı olurlar.  Eğitimde ekonomiklik ve fırsat eşitliği sağlanır.  Kaynaştırma öğrencisi ile yapılan çalışmalar sayesinde öğretim becerileri gelişir ve deneyimleri artar.

119  BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PLANI

120 BEP; "Özel eğitim gerektiren birey için geliştirilen ve ailesi tarafından onaylanan bireyselleştirilmiş eğitim programı; bireyin, ailenin, öğretmenin gereksinimleri doğrultusunda hazırlanan ve hedeflenen amaçlarda verilecek destek eğitim hizmetlerini içeren özel eğitim programıdır." biçiminde tanımlanmıştır (madde:69 ÖHY).

121 BEP Hazırlamak Yasal Olarak Zorunlu mudur ? 573 Sayılı Özel Eğitim hakkında kanun hükmünde kararnamenin 4. Madde ( f ) bendinde, “ Özel eğitim gerektiren bireyler için BEP’in geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.” diyerek, BEP’nı yasal olarak zorunlu hale getirmiştir.

122 BEP NASIL HAZIRLANIR? BEP Süreci 7 Temel Aşamadan Oluşur : 1. Bireyselle ş tirilmi ş e ğ itim programını hazırlayacak ekibin olu ş turulması, 2. Çocu ğ un e ğ itsel performans düzeyinin belirlenmesi 3. Uygun e ğ itim ortamları ve bu ortamlarda sunulacak destek hizmetlerin belirlenmesi 4. Uzun ve kısa dönemli amaçların belirlenmesi 5. Bireyselle ş tirilmi ş ö ğ retim programının hazırlanması (BÖP) 6. Uygun ö ğ retim materyalleri ve ö ğ retim yöntemlerinin belirlenmesi 7. BEP’in uygulanması, izlenmesi ve de ğ erlendirilmesi için sorumluların belirlenerek zaman çizelgesinin hazırlanması ve de ğ erlendirme biçimine karar verilmesi.

123 BEP’ i Kim Hazırlar ? - Bireyselle ş tirilmi ş E ğ itim Programını Geli ş tirme Birimi hazırlar. - Bu birim; Özel e ğ itim ve kayna ş tırma uygulaması yapılan okullarda BEP’ in geli ş tirilmesi, uygulanması, de ğ erlendirilmesi amacıyla olu ş turulur. “ Özel e ğ itime ihtiyacı olan ö ğ rencilerin e ğ itimlerini sürdürdükleri okul ve kurumlarda,e ğ itim performansları ve ihtiyaçları do ğ rultusunda BEP’lerini hazırlamak amacıyla bireyselle ş tirilmi ş e ğ itim programı geli ş tirme birimi olu ş turulur. “ ş eklinde belirtilmi ş tir.(MADDE:72 ÖHY)

124 Bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimi, - Okul/kurum müdürü veya görevlendirece ğ i bir müdür yardımcısının ba ş kanlı ğ ında - Bir gezerek özel e ğ itim görevi yapan ö ğ retmen, - Bir rehber ö ğ retmen, - Bir e ğ itim programları hazırlamakla görevlendirilen ö ğ retmen, - Ö ğ rencinin sınıf ö ğ retmeni, - Ö ğ rencinin dersini okutan ilgili alan ö ğ retmenleri, - Ö ğ rencinin velisi, - Ö ğ renci, olmak üzere bu ki ş ilerden olu ş ur.

125 BEP DOSYASI HAZIRLAMA (ek:1) TÜM H İ ZMET PLANLARI Tüm hizmet planı: BEP'nın, bireysel ö ğ retim planlarını (BÖP) da kapsayacak ş ekilde hazırlanmasıdır. Tüm hizmet planlarının : - Birinci bölümünü BEP, - İ kinci bölümünü ise programın ö ğ retime uyarlanması olu ş turur (BÖP). Tüm hizmet planı; özel e ğ itime ihtiyacı olan ö ğ renci için hazırlanan bireyselle ş tirilmi ş e ğ itim programının yer verildi ğ i bir formdur. Bu amaç için farklı ş ekillerde hazırlanmı ş formlar kullanılmaktadır. (ek:2)

126 Birinci bölüm: BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PLANI (BEP); - Ö ğ rencinin kimlik bilgileri - Tıbbi bilgiler - Sunulacak e ğ itim ve özel e ğ itim hizmetleri - Amaçların ba ş arım tarihleri - Performans düzeyi - Uzun dönemli amaçlar - Kısa dönemli amaçlar - Program sorumluları - BEP geli ş tirme ekibinin adı soyadı ve imzalarına ili ş kin bilgileri kapsar. - Aile onayı

127 Ö Ğ RENC İ N İ N K İ ML İ K B İ LG İ LER İ : Bu bölümde ö ğ rencinin: Adı soyadı, do ğ um tarihi, ya ş ı, cinsiyeti, bulundu ğ u okulun adı, sınıfı, ev adresi,telefonu gibi bilgiler yer alır. TIBB İ B İ LG İ LER: Bu bölümde ö ğ rencinin: Sa ğ lık durumu, varsa kullandı ğ ı ilaçlar, ortez ve protez gibi, kullandı ğ ı destek araçlara ili ş kin bilgiler yer alır.

128 DESTEK H İ ZMETLER VE E Ğİ T İ M ORTAMLARININ BEL İ RLENMES İ : BEP hazırlanırken ö ğ renci için destek hizmetler belirlenir. Burada ö ğ rencinin öncelikli ihtiyaçları dikkate alınmalıdır. Gereken destek hizmetler belirlendikten sonra bunlardan nasıl ve ne ş ekilde yararlanılaca ğ ı da belirlenmelidir. Sunulacak e ğ itim hizmetleri:Bu bölümde ö ğ rencinin ne tür hizmetler alaca ğ ını gösterir.

129 1-E ğ itim ortamı: Normal Sınıf, Özel Sınıf, Gündüzlü Öz. E ğ it.Okulu, Rehabilitasyon Merkezi, Ev/Hastane Okul 2-Destek hizmetler: Kaynak Oda,Gezici Ö ğ retmenlik, Sınıf- içi Yardım,Özel E ğ itim Danı ş manlı Di ğ er 3-Ek hizmetler : Ula ş ım, Konu ş ma Terapisi, Psikolojik Hizmetler, Fizyoterapi, İş ve U ğ ra ş Terapisi, Aileye Danı ş manlık, Sa ğ lık Hizmetleri, Di ğ er gibi alt bölümler e ğ itim hizmetlerinin daha belirgin olmasına hizmet edecektir.

130 Öğrenciye sunulacak eğitsel ve destek hizmetlerin süresi ve sorumluları: BEP'nda ö ğ renciye sunulacak hizmetlerin ekip toplantılarında karar verildi ğ i ş ekilde, Ba ş lama-biti ş tarihleri,Haftanın hangi günleri, Hangi saatlerde, Nerede, Kimin sorumlulu ğ unda gerçekle ş ece ğ inin belirtilmesi gerekir. - Bu bilgiler, programın sa ğ lıklı i ş lemesi ve sorumluların görevlerini yerine getirmesi için önemlidir. - Bu bilgiler programın aksayan yönlerini ve bunların sorumlularını belirlemede de i ş e yarayacaktır.

131 ÖĞRENCİNİN PERFORMANS DÜZEYİNE İLİŞKİN BİLGİLER : Ö ğ rencinin tüm program alanlarına ili ş kin çok kısa biçimde performans düzeyinin açıklandı ğ ı bölümdür. Performans Düzeyi: Ayrıntılı de ğ erlendirme sonuçlarına dayalı olarak hazırlanan, ö ğ rencinin yapabildikleri ve yapamadıklarının betimlenmesidir.

132 PERFORMANS RAPORU YAZIMI Elde edilen bütün bilgilerden sonra, çocu ğ un düzeyini özetlemek gerekir. Bu özet, çocu ğ un yapabildiklerine ili ş kin e ğ itsel bildirimleri olu ş turur. - Ö ğ renciye ili ş kin güncel bilgileri içermelidir. - Çocu ğ un yaptıkları açık ve belirgin bir ş ekilde, hangi sıklıkta ve ne kadar do ğ ru yaptı ğ ı belirtilmelidir. - Ö ğ rencinin yaptıkları özetlenirken; kazanmı ş oldu ğ u davranı ş lar ve kazanması gereken davranı ş lar, gereksinimler, yazılmalıdır.

133 - Ö ğ rencinin zayıf oldu ğ u alanlar belirtildi ğ i gibi güçlü oldu ğ u alanlarda belirtilmelidir - Çocu ğ u ve yaptıklarını betimlemek için hiçbir zaman etiketler kullanılmamalıdır. - Örne ğ in “hiperaktif”, “hafif ö ğ renme güçlü ğ ü”, “pasif saldırgan”, “ki ş ilik bozuklu ğ u”, “zihin engelli”, “az gören”…Bunlar standartla ş tırılmı ş testlerin sonuçlarıdır. Bu ifadeler dosyada yer alabilir ama e ğ itsel performansın özetlendi ğ i bölümde olmamalıdır. - Çocu ğ un yetersizli ğ inden hangi e ğ itim alanlarının etkilendi ğ i açıkça belirtilmelidir

134 Performans Düzeyi Örne ğ i: Ö ğ rencinin ş u anki performans düzeyi : H. Yusuf, 12 ya ş ında bir erkek ö ğ rencidir. Ki ş isel bakım ve temizlik becerilerine, giyinme-soyunma becerilerine sahiptir. Kendini, yakın çevresini tanıtabilmektedir. Hava sıcaklı ğ ına uygun giyinebilmektedir. Havada-karada olan do ğ a olaylarını ayıt edebilmektedir. Yusuf renk, ş ekil, zıtlık, yer, yön ve konum bildiren kavramları ayırt edebilmektedir.

135 Rakamları ayırt edebilmekte ve tek basamaklı bir sayı ile tek basamaklı bir sayıyı do ğ ru olarak toplayabilmektedir. Yazı araç-gereçlerini kullanabilmektedir. Çizgi çalı ş maları yapma, sözcük yazma becerilerine sahiptir. Kendinin ve yakın çevresindeki ki ş ilerin adlarını yazabilmektedir. Renkleri ayırt etmektedir. Boyama yapma, ka ğ ıt katlama, malzeme yapı ş tırma ve ka ğ ıt kesme becerilerine sahiptir.

136 AMAÇLAR 1.Uzun Dönemli Amaçlar 2.Kısa Dönemli Amaçlar Uzun dönemli amaçlar: Ö ğ rencinin performans düzeyi dikkate alarak bir ö ğ retim yılı sonunda ba ş araca ğ ı becerilere ili ş kin bildirimlerdir. BEP'nın önemli ikinci ö ğ esidir. Kısa dönemli amaçlar: Uzun dönemli amaca ula ş mayı sa ğ layacak olan bildirimlerdir. Bir anlamda uzun dönemli amacın belli bir mantık çerçevesinde basamaklandırılmı ş ş eklidir. Gerçekle ş tirilen her kısa dönemli amaç, uzun dönemli amaca bir adım daha yakla ş tı ğ ımızın bir göstergesidir. Kısa dönemli amaçlar, ölçülebilir, gözlenebilir olarak yazılmalı ve mutlaka kabul edilebilir bir ölçüt içermelidir.

137 DE Ğ ERLEND İ RME: Bireyselle ş tirilmi ş e ğ itim programının en önemli ö ğ esidir. Uzun ve kısa dönemli amaçlara ula ş ılıp ula ş ılmadı ğ ını belirlenmesi gerekir. Ö ğ retimin etkili olup olmadı ğ ına ili ş kin yorum yapabilme ve etkili de ğ ilse çocu ğ un yerle ş tirilmesinden, ö ğ retim tekniklerine de ğ in alınan kararların hatalı ve eksik uygulamaların belirlenmesi de ğ erlendirmeden elde edilen sonuçlara ba ğ lıdır. Bu bölümde, de ğ erlendirmenin yanı sıra de ğ erlendirme zamanları (hangi aralıklarla yapılacaktır, ne kadar süre ile de ğ erlendirilecek v.b.) de ğ erlendirme teknikleri ve de ğ erlendirmeden sorumlu olan ki ş iler belirtilmelidir. (Ek:3)

138 BEP geli ş tirme ekibi ve anne-baba onayı: BEP ekibinde bulunanların ve anne-babanın alınan kararların uygulanmasını onayladıklarına ili ş kin bölümdür. Bu bölüm BEP geli ş tirme ekibi kadar anne babaya da sorumluluk yükleyecektir. Ek olarak sorumlulu ğ un payla ş ılmasını sa ğ layacaktır.

139 İ kinci bölüm: Bireyselle ş tirilmi ş Ö ğ retim Uyarlamaları (BÖP) Bireyselle ş tirilmi ş ö ğ retim uyarlamaları özel gereksinimli ö ğ renciler için bireyselle ş tirilmi ş e ğ itim programında yer alan kısa dönemli amaçların nasıl gerçekle ş tirilece ğ inin uygulamaya aktarılmasıdır. Bu bir anlamda özel gereksinimli ö ğ renci için günlük planda uyarlamalar yapılması anlamına da gelmektedir. Her sınıfın günlük planı, bir gün içerisinde okulda gerçekle ş tirilecek etkinlik dizisinden olu ş ur.

140 Ö ğ retim uyarlamaları, çocu ğ un ö ğ retiminden sorumlu ö ğ retmen tarafından yapılır. Bu uyarlamalar ö ğ rencinin: BEP'nda belirlenen kısa dönemli amaçların günlük plana yerle ş tirilmesi, Günlük rutinlerin özel gereksinimli çocu ğ a daha fazla ö ğ retim zamanı kazandıracak ş ekilde planlanması,

141 Fiziksel çevrenin düzenlenmesi, İletişim fırsatlarının yaratılması ve kullanılması, Öğretim tekniklerinin nasıl kullanılacağının açıkça yazılması, Sonuçlarının kaydedilmesi ve değerlendirilmesini içerir.

142 BÖP: BEP’ te,öğrencinin gereken davranışları kazanması için, öğrencinin ve çalışanların yapması gerekenleri ayrıntılı, belirgin ve açıkça ifade eden plandır. Günlük, haftalık veya aylık olarak geliştirilebilir. BÖP’ te işlenen amaçlar BEP’ teki kısa dönemli amaçlarımızdır. BEP’ te yer alan uzun dönemli amaçlara ulaşmak için kısa dönemli amaçlarımızı nasıl öğreteceğimiz konusunda bize yol gösterecek planlardır.

143 SINAVDA HEPİNİZE BAŞARILAR…


"ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK.  Duygusal bozukluklar  Alışkanlık bozuklukları  Gelişimsel ve nörolojik bozukluklar  Çocuk istismarı ve ihmali  Boşanma." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları