Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DEZAVANTAJLI ÇOCUKLARIN E Ğİ T İ M HAKLARI. DEZAVANTAJLI ÇOCUK K İ MD İ R? Risk altındaki çocuklar dedi ğ imizde de en sık karşımıza çıkan 4 grup oldu.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DEZAVANTAJLI ÇOCUKLARIN E Ğİ T İ M HAKLARI. DEZAVANTAJLI ÇOCUK K İ MD İ R? Risk altındaki çocuklar dedi ğ imizde de en sık karşımıza çıkan 4 grup oldu."— Sunum transkripti:

1 DEZAVANTAJLI ÇOCUKLARIN E Ğİ T İ M HAKLARI

2 DEZAVANTAJLI ÇOCUK K İ MD İ R? Risk altındaki çocuklar dedi ğ imizde de en sık karşımıza çıkan 4 grup oldu ğ u görülmektedir. Bunlar: çalışan çocuklar, sokak çocukları, suça itilen çocuklar, istismara maruz kalan çocuklar.

3 ÇALIŞAN ÇOCUK

4 SOKAK ÇOU Ğ U

5 İ ST İ SMARA MARUZ KALAN ÇOCUKLAR

6 SUÇA İ T İ LEN ÇOCUKLAR

7 Çalışan Çocuklar Bu grubun en yo ğ un istihdam edildikleri ekonomik faaliyet kolu ise tarımdır. Bu sektörü sırasıyla imalat, hazır giyim, metal, çimento, tekstil, a ğ aç işleri, ticaret, hizmet sektörleri izlemektedir. Ayrıca ülkemizde çocuklar ayakkabı boyacılı ğ ı, otoparkçılık, oto cam silicili ğ i, ka ğ ıt, pet şişe, kutu toplama işleri gibi kayıt dışı işlerde de yo ğ un olarak çalışmaktadırlar. Sonuç olarak, tıpkı geleneksel kültürlerde oldu ğ u gibi Türkiye’ de çocukların önemli bir bölümü çocukluklarını yaşamamaktadır. Çalışan Çocuklar Bu grubun en yo ğ un istihdam edildikleri ekonomik faaliyet kolu ise tarımdır. Bu sektörü sırasıyla imalat, hazır giyim, metal, çimento, tekstil, a ğ aç işleri, ticaret, hizmet sektörleri izlemektedir. Ayrıca ülkemizde çocuklar ayakkabı boyacılı ğ ı, otoparkçılık, oto cam silicili ğ i, ka ğ ıt, pet şişe, kutu toplama işleri gibi kayıt dışı işlerde de yo ğ un olarak çalışmaktadırlar. Sonuç olarak, tıpkı geleneksel kültürlerde oldu ğ u gibi Türkiye’ de çocukların önemli bir bölümü çocukluklarını yaşamamaktadır.

8 Şiddete Maruz Kalan Çocuklar Çeşitli araştırmalar “bütün yaş gruplarında fiziksel ceza alan çocukların fiziksel ceza almayan çocuklara göre ço ğ unlukta oldu ğ unu” ortaya koymaktadır. Fiziksel darp ve ceza çocuklara yapılan istenmeyen uygulamaların başında gelmektedir. Bu konu yalnızca anne babaların çocukları üzerindeki fiziksel taciz ile sınırlı de ğ ildir. Ailenin dışında okul, sokak, medya ve hatta bütün bir toplum şiddeti yaratan, körükleyen ve ateşleyen kurumlara ve ortamlara dönüşebilmektedir.

9 Toplumdaki bu geniş sorumluluk a ğ ı kendine düşenleri gere ğ i gibi yerine getirmedi ğ i zamanlarda aile kaçınılmaz bir şiddet ortamına dönüşmektedir. Aile içi şiddetin do ğ rudan kurbanları olan çocukların olası tepkileri ve kişilik özellikleri ise şiddeti uygulayanlara derin bir nefret yo ğ unlaşmasıyla belirginleşmektedir.

10 Aile Araştırma Kurumu’nun bulguları bu önermeyi do ğ rulamaktadır: Şiddet uygulanan hanelerin %74.5’ inde çocuklar şiddete şahit olmaktadırlar. Şiddeti gözlemleyen çocukların gösterdikleri tepkilerin içinde en sık rastlananı %54’ lük bir oranla ‘korku’ olmuştur Örneklemin %8.4’ ü çocukların yaşının henüz bir şey anlayamayacak kadar küçük oldu ğ unu belirtmiştir. Çocukların %16.4’ü tepkilerini ‘babayı sevmemek’ şeklinde göstermektedirler. Şiddete tanıklık eden çocukların %6.9’u ‘hiç ses çıkartmamaktadır.’ Çocuklarda görülen davranış bozuklukları ise şöyledir: Çocukların % 4.9’u içlerine kapanmaktadır, % 4.9’u ise saldırgan davranışlara yönelmektedir Aile Araştırma Kurumu’nun bulguları bu önermeyi do ğ rulamaktadır: Şiddet uygulanan hanelerin %74.5’ inde çocuklar şiddete şahit olmaktadırlar. Şiddeti gözlemleyen çocukların gösterdikleri tepkilerin içinde en sık rastlananı %54’ lük bir oranla ‘korku’ olmuştur Örneklemin %8.4’ ü çocukların yaşının henüz bir şey anlayamayacak kadar küçük oldu ğ unu belirtmiştir. Çocukların %16.4’ü tepkilerini ‘babayı sevmemek’ şeklinde göstermektedirler. Şiddete tanıklık eden çocukların %6.9’u ‘hiç ses çıkartmamaktadır.’ Çocuklarda görülen davranış bozuklukları ise şöyledir: Çocukların % 4.9’u içlerine kapanmaktadır, % 4.9’u ise saldırgan davranışlara yönelmektedir

11 Sokak Çocukları Ülkemizde büyük kentlerde aile içi baskıdan, şiddet ve tacizden kaçarak kurtuluşu sokakta arayan binlerce çocuk bulundu ğ u tahmin edilmektedir. Bu durum daha çok sokak çocuklarının karşılaştıkları tehlike ve risklerin bir sonucudur. Buna ba ğ lı olarak tiner ve bali koklama, hırsızlık, fuhuş, yankesicilik, kapkaç vb. suçlar sokak çocuklarının olası davranış sapmaları olmaktadır.

12 Ülkemizde büyük kentlerde aile içi baskıdan, şiddet ve tacizden kaçarak kurtuluşu sokakta arayan binlerce çocuk bulundu ğ u tahmin edilmektedir. Bu durum daha çok sokak çocuklarının karşılaştıkları tehlike ve risklerin bir sonucudur. Buna ba ğ lı olarak tiner ve bali koklama, hırsızlık, fuhuş, yankesicilik, kapkaç vb. suçlar sokak çocuklarının olası davranış sapmaları olmaktadır.

13 Çocukların ço ğ u alt toplumsal ekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarıdır. Ailelerin e ğ itim düzeyleri düşüktür. Hane halkı büyüklü ğ ü açısından çok nüfuslu kalabalık ailelerdir. Sigara kullanımı çocuklar açısından yaygın olmakla birlikte alkol ve kumar alışkanlı ğ ı yerleşik bir davranış de ğ ildir. Çocukların zaman zaman polis ve özellikle zabıta ile ilişkileri olabilmektedir. Sokak çocuklarının tamamına yakınını erkek çocuklar meydana getirmektedir.

14 Sürekli olarak fiziksel ve zihinsel açılardan sa ğ lıksız ortamlarda bulunmakta bunun do ğ al sonucu olarak fiziksel, duygusal ve cinsel istismara u ğ ramaktadırlar. Sokaklarda yaşayan çocuklar tüm zararlı alışkanlıkları edinme riski altındadırlar. Bu durumda sadece kendileri için de ğ il toplumun tüm kesimleri için bir risk oluşturmaktadırlar. Sürekli olarak fiziksel ve zihinsel açılardan sa ğ lıksız ortamlarda bulunmakta bunun do ğ al sonucu olarak fiziksel, duygusal ve cinsel istismara u ğ ramaktadırlar. Sokaklarda yaşayan çocuklar tüm zararlı alışkanlıkları edinme riski altındadırlar. Bu durumda sadece kendileri için de ğ il toplumun tüm kesimleri için bir risk oluşturmaktadırlar.

15 NEDENLER İ : Çocuklar sadece bazı toplumsal durumlarda (e ğ itimsiz/yoksul aile gibi) de ğ il, toplumun genelinde risklere açık olarak yaşamaktadır. I. Devletin çocu ğ a bakış açısı ve çocuklara yönelik yükümlülüklerini yerine getirirken izledi ğ i politikaların aşa ğ ıda sıralanan sonuçları çocuklara yönelik riskin ana zemini oluşturmaktadır: Devletin, çocu ğ u yurttaş olarak hak sahibi bir birey konumunda görmeyip onunla sadece korunmaya muhtaç oldu ğ u noktadan ilişki kuran bir sistemi benimsemiş olması; riskleri önceden gören ve önlemeye yönelik çalışan bir sistemin olmaması,

16 Çocu ğ un gereksinimi olan ortamların desteklenmemesi, risklere karşı olumluyu özendiren ya da ortaya koyan ortamların ve mekanizmaların olmaması, Hizmetlerin ve kaynakların planlanmasında bütün çocukların gelişim ve topluma katılımlarına yönelik gereksinimlerinin öncelikli olarak dikkate alınmaması ve bu ortamların yeterince olmaması, Tüm çocukların gelişim ve topluma katılım sürecindeki gereksinimleri dikkate alan bir çocuk politikası olmaması, Sosyal yardım sisteminin hak temelli örgütlenmemiş olması,

17 Çocu ğ un korunma ihtiyacını gidermeye yönelik olarak kurum bakımının yaygın olarak kullanılması, aile ve aile tipi bakımı güçlendirecek hizmetlerin yeterince var olmaması, Çocukların bir arada yaşadıkları kurumlarda, birlikte bulundukları okul gibi ortamların çocuklara yönelik riskleri fark edecek ve önleyecek biçimde tasarlanmamış olması,

18 II. Toplumsal sorunlar en çok çocukları olumsuz etkilerken, bazı toplumsal de ğ erler ya da kurumlar da çocuklar için riskli olabilmektedir: Sosyo ekonomik güçlüklerin yarattı ğ ı riskler ve risk ortamları: işsizlik, savaş, göç/mültecilik, azınlık gruplarına mensup olmak gibi yapısal eşitsizlikler, Toplumsal de ğ erleri çarpıtan, cinsellik ve şiddet görüntüleri içeren, çocukları tüketimin hedef kitlesi haline getiren ve cinsel yönden objeleştiren, bunun yanında topluma yönelik tehdit gibi gösterip önyargılar oluşturan yazılı ve görsel yayınlar

19 III. Çocu ğ u bakıp, gözetmek, hayata hazırlamak yükümlülü ğ ünü temelde aile taşırken bu yükümlülü ğ ü desteklemesi ve kolaylaştırması gereken devletin bunu de ğ erlendirmekte ve yerine getirmekte yetersiz kalması (çocuklara ve ailelerine yönelik sosyal destek sisteminin yetersiz olması) aşa ğ ıdaki durumları çocuklara yönelik risk faktörleri haline getirmektedir: III. Çocu ğ u bakıp, gözetmek, hayata hazırlamak yükümlülü ğ ünü temelde aile taşırken bu yükümlülü ğ ü desteklemesi ve kolaylaştırması gereken devletin bunu de ğ erlendirmekte ve yerine getirmekte yetersiz kalması (çocuklara ve ailelerine yönelik sosyal destek sisteminin yetersiz olması) aşa ğ ıdaki durumları çocuklara yönelik risk faktörleri haline getirmektedir:

20 Aile içi şiddet ve geçimsizlik, iletişimsizlik, yetersiz ebeveyn tutumları, ebeveyn-çocuk arasındaki ba ğ lanma bozuklukları, Anne ya da baba ölümleri, terkleri, boşanmalar, üveylik ve evlatlık durumları, Ergenlik ça ğ ında (20 yaş altı) anne – babalık Ailede ruhsal ya da bedensel süre ğ en hastalıklı veya engelli bireylerin olması, Ailede alkol ve madde ba ğ ımlısı bireylerin olması, Çocuklarda görülen gelişimsel, ruhsal bozukluklar ve engellilik durumları. Aile içi şiddet ve geçimsizlik, iletişimsizlik, yetersiz ebeveyn tutumları, ebeveyn-çocuk arasındaki ba ğ lanma bozuklukları, Anne ya da baba ölümleri, terkleri, boşanmalar, üveylik ve evlatlık durumları, Ergenlik ça ğ ında (20 yaş altı) anne – babalık Ailede ruhsal ya da bedensel süre ğ en hastalıklı veya engelli bireylerin olması, Ailede alkol ve madde ba ğ ımlısı bireylerin olması, Çocuklarda görülen gelişimsel, ruhsal bozukluklar ve engellilik durumları.

21 ANNE VE BABALARA YÖNEL İ K YAPILMASI GEREKENLER:

22 Çocuklara yönelik riskleri fark etme ve önlemeye yönelik olarak, ailenin çocu ğ a koruyucu bir ortam sunabilmesi için yapılması gerekenler:

23 Aileye, içinde bulundu ğ u sosyo – ekonomik güçlükleri gidermeye yönelik hak temelli ve düzenli hizmetlerin sunulması, Aile içerisinde çocu ğ un ayrı bir birey oldu ğ u bilincini oluşturacak çalışmaların düzenli olarak yürütülmesi,

24 Çocuk korunmaya muhtaç hale gelmeden, çocu ğ a yönelik riski önceden fark edebilmek amacıyla aileyi düzenli izleyen birimleri barındıran ve aileye yönelik destekleyici hizmetleri organize eden işlevsel merkezlerin kurulması, Evlilik öncesi eşler arası iletişimi ve problem çözme becerilerini destekleyici ve anne baba olma, çocuk yetiştirme ile ilgili bilgilendirici çalışmaların yapılmasını sa ğ layacak danışmanlık hizmetlerinin organize edilmesi

25 Aile üyelerine yönelik ihmal ve istismar konusunda farkındalık kazanmaları sa ğ layıcı e ğ itimler yapılması, Sözlü ve yazılı basının anne – baba olma, çocuk yetiştirme gibi konularda aileye yönelik mesajlar içeren çalışmalar yapmaya teşvik edilmesi,

26 Gerek devlet tarafından desteklenen, gerekse STK’lar tarafından düzenlenen aileye dönük çalışmaların güçlendirilmesi ve bu konuda daha organize bir yaklaşım izleyerek bu çalışmaları tanıtıcı faaliyetlere kaynak ayrılması, hizmet içi e ğ itimlerin düzenli olarak verilmesi,

27 Sosyal ve duygusal yönden problem yaşayan çocukların takip edilmesini, ortaya çıkabilecek risk durumlarını önceden fark edebilmeyi ve aileleri ile iletişime geçerek önlemeye yönelik tedbir almayı hedefleyen bir sistem kurulması, Aile planlamasının önemsemesi ve bu konuda daha işlevsel bir sistem kurulması,

28 E Ğİ T İ M H İ ZMETLER İ NDE YAPILMASI GEREKENLER:

29 Mevcut olanakların daha etkili kullanılmasını sa ğ lamak için yapılması gerekenler E ğ itim sisteminin çocu ğ a yönelik riskleri erken fark eden ve önleyebilen niteli ğ e sahip olabilmesi için sunulan hizmete bu boyutun eklenmesi gerekmektedir. Aşa ğ ıda bu amaçla yapılması gerekenler yer almaktadır.

30 Milli E ğ itim Bakanlı ğ ı: a. Bakanlık sadece e ğ itim/ö ğ retimden sorumlu de ğ il, çocukları ihmal ve istismardan korumak ile de yükümlüdür. b. Müfredatta ve e ğ itim materyallerinde de ğ işiklikler yapılmalı; cinsel ve benzeri ayrımcılık içeren içerikler de ğ iştirilmeli, barış e ğ itimi, etik gibi konular yaşlara uygun şekilde müfredata alınmalıdır.

31 c. Sisteme dair geliştirilecek ve uygulanacak reformlar ö ğ retmenleri destekleyecek şekilde düşünülmelidir.

32 Okul İ dareleri: a. Öncelikle çocukları ihmal ve istismardan korumayı ilke edinmiş bir idari yapı gelişmelidir. Bu konuda gerekli e ğ itimlere tüm çalışanların katılması sa ğ lamalıdır.

33 b. Bir risk durumu ortaya çıktı ğ ında bunu fark eden ö ğ retmen/PDR uzmanı ya da personelin ivedi olarak “önerilen yapıya” başvurması kolaylaştırmalı, bürokratik engeller ya da okulun itibarına yönelik kaygılar ortadan kaldırılmalıdır.

34 c. Okulun her türlü uygulamasında var olan ayrımcılıklar ortadan kaldırılmalıdır. d. Okulun kendi içinde var olabilecek ihmal ve istismar durumlarına fark etmeye ve bunları bertaraf etmeye yönelik olarak etkili bir tutum sergilenmelidir.

35 Ö ğ retmenler: a. Ö ğ retmenlere, ö ğ renci ve ailelerinden envanter ya da aile görüşmeleri çerçevesinde aldıkları bilgilere risk durumlarını araştıran tarzda yaklaşmalarını sa ğ layıcı bir donanım verilmelidir. Çocukları ihmal ve istismardan korumaya yönelik e ğ itimlerle desteklenmeliler. b. Ö ğ retmen-PDR uzmanı işbirli ğ i daha da güçlendirilmeli ve etkinli ğ i arttırılmalıdır.

36 c. Risk durumları ortaya çıktı ğ ında ö ğ retmenlerin ne yapabilecekleri, aile ve ö ğ renciyi kimlere yönlendirebilecekleri önceden açık ve net olarak bilinmelidir.

37 PDR: PDR: a. Sayıları arttırılmalıdır. b. Çocukları ihmal ve istismardan korumak üzere daha etkin bir durumda çalışabilmeleri için özellikle bu konuda idare ve ö ğ retmenlerle işbirlikleri arttırılarak çalışmaları desteklenmelidir

38 c. Çocukları ihmal ve istismardan korumak için gerekli yetkinlik sa ğ layan e ğ itimlerle desteklenmelidirler. d. Aileleri yönlendirebilecekleri kurumlarla işbirlikleri arttırılmalıdır.

39 Okul – RAM işbirli ğ i: a. Çocukların RAM’a yönlendirilmesi okul müdür tarafından de ğ il, aile – çocuk – rehber ö ğ retmen işbirli ğ i ile gerçekleştirilmelidir. b. RAM’a yönlendirilen çocu ğ un okulun sorunu gibi gösterilmemesini sa ğ layacak bir sistem oluşturulmalıdır.

40 Okul aile birlikleri: a. Okul aile birlikleri, okullarında özellikle ihmal ve istismara yönelik durumları takip eden, bu açıdan denetleyici bir rol alabilirler. Okul içinde yaşanan ihmal ve istismarları izleyebilecek ek bir yapı görevi görebilirler.

41 SA Ğ LIK H İ ZMETLER İ NDE YAPILMASI GEREKENLER:

42 Sa ğ lık hizmetinin yaygınlı ğ ının düzeyine ra ğ men risk analizi sonucu do ğ ru yönetilen olgu sayısı yok denecek kadar az olması, sa ğ lık sektörünün riskleri erken fark eden ve önleyen bir sistemin parçası olması için yapılması gereken pek çok şey bulundu ğ unu ortaya koymaktadır.

43 Sa ğ lık personelinin risk belirleme sürecinde yer alması sa ğ lanmalıdır. Toplumda sa ğ lık sisteminden yararlanamayan önemli bir nüfusun var oldu ğ u ve bu grubun risk altında oldu ğ u dikkate alınarak, bazı kişilerin sistem dışında kalmasına neden olan faktörler tespit edilmeli, bu faktörleri ortadan kaldırarak sa ğ lık hizmetleri herkesin kolaylıkla yararlanabilece ğ i biçimde yapılandırılmalıdır.

44 Sa ğ lık hizmeti sunan birimlerin, toplum hizmetleri ile ba ğ lantısı güçlendirilmelidir. Ana – Çocuk sa ğ lı ğ ı merkezleri ve sa ğ lık ocaklarının riskleri erken fark etme ve önleme mekanizmasındaki rolleri açıkça tarif edilmeli ve bu birimlerin personeli bu konuda e ğ itilmelidir.

45 Bulaşıcı hastalıklardan korumaya yönelik hizmetlerin risk altındaki bütün çocuklara da ulaşacak biçimde sunulması sa ğ lanmalıdır. Şiddetle ilgili düzenli bir veri toplama ve takip sistemi oluşturulmalıdır.

46 İ stismar vakalarında başvurulabilecek, bu alanda uzmanların çalıştı ğ ı merkezler oluşturulmalı.

47 HAZIRLAYAN: HASAN HAT İ PO Ğ LU PROF. DR. SELÇUK YAHŞ İ İ LKOKULU 4/A SINIF Ö Ğ RETMEN İ İ NEGÖL / BURSA

48 HER ÇOCUK YAŞININ GEREKTİRDİĞİ YAŞAMA HAKKINA SAHİPTİR…

49


"DEZAVANTAJLI ÇOCUKLARIN E Ğİ T İ M HAKLARI. DEZAVANTAJLI ÇOCUK K İ MD İ R? Risk altındaki çocuklar dedi ğ imizde de en sık karşımıza çıkan 4 grup oldu." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları