Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

BİTKİ MORFOLOJİSİ VE ANATOMİSİ Yard.Doç. Dr. Hasan AKGÜL.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "BİTKİ MORFOLOJİSİ VE ANATOMİSİ Yard.Doç. Dr. Hasan AKGÜL."— Sunum transkripti:

1 BİTKİ MORFOLOJİSİ VE ANATOMİSİ Yard.Doç. Dr. Hasan AKGÜL

2 DIŞ MORFOLOJİ DIŞ ORGANOGRAFİ (DIŞ ORGAN BİLİMİ)

3 DIŞ ORGANOGRAFİ Dış Organografi organların yapısından, farklı organların birbiriyle ilişkisinden ve organların metamorfozlarından bahseder. Her organ kendi ödevine uygun bir yapı gösterir.

4 Kendi ödevlerinden başka ödevleri görmek için organlarda meydana gelen değişikliklere metamorfoz, böyle organlara da metamorfoza uğramış organ denmektedir. Kökenleri ayrı olduğu halde aynı ödevi gördükleri için benzer şekil almış organlara analog organlar (Kökler ve adventif kökler gibi), aynı kökenden geldikleri halde farklı ödev gördükleri için farklı şekil almış organlara homolog organlar (yapraklar ve karpeller gibi) denir.

5 Gelişmiş bitkilerde de organlar Vegetatif ve Generatif organlar olarak iki kısımda incelenir.

6 VEGETATİF ORGANLAR Hava içinde, toprak altı ve su içersinde yetişen gövdeler hariç tutulursa, genellikle toprak üstünde bulunan, yaprak ve üreme organlarını taşıyan silindir şeklinde ve dallanma gösteren bir organdır. GÖVDENİN DIŞ MORFOLOJİSİ

7 Gövdenin en basit şekli kara yosunlarında görülürse de iletim demetlerine sahip gerçek gövdelere Pteridofitler (eğreltiler)’de ve daha gelişmiş haline Spermatofitler (tohumlu bitkiler)’de rastlanır.

8 İç ve dış morfolojileri bakımından değişik şekiller gösteren gövdeler çeşitli şekillerde sınıflandırılabilirler: 1. Odunsu bitkiler (Dikotil ağaçlar, ağaçsılar, Gymnospermler). Bunlar yaşamları bakımından çok yıllık (perrenial) bitkilerdir. 2. Otsu dikotil bitkilerin gövdeleri. Yaşamları bakımından iki yıllık (biannual) veya tek yıllık (annual) bitkilerdir. 3. Monokotil bitkiler genellikle otsudurlar (odunsular istisna). Yaşamları bakımından annual bitkilerdir.

9

10 Gövdeler, uç kısımlarında bulunan büyüme noktalarındaki hücrelerin çoğalıp büyüme ve farklılaşmasıyla uzar ve gelişirler. Tomurcuk adı verilen büyüme noktaları üst üste gelerek sıkışmış ve genellikle pulsu bir yapı gösteren metamorfoze uğramış yapraklarla (tomurcuk pulları) örtülüdür.

11 Ana eksenin ucundaki tomurcuğa terminal tomurcuk; Eksen üzerinde yan dalların kökenini oluşturanlara lateral tomurcuk denir.

12 Her lateral tomurcuk bir yaprak koltuğunda bulunduğundan bunlara aksiler tomurcuk da denir. Lateral tomurcuğun bulunduğu bölgeye nod, İki nod arasına internod denir.

13 Gövdeden çıkan dallar bazen kısa bir uzama devresinden sonra büyümesini durdurur. Bu dallara kısa sürgün denir. Cedrus (sedir), Larix (melez) Pinus (çam) gibi bitkilerde iğne yapraklar bu kısa sürgünlerden çıkarlar. Abies (köknar), Picea (ladin) gibi olanlarda ise dallar uzamasına devam eder ki bunlara uzun sürgün denir. Larix (Melez)’in yapraklı kısa sürgününü taşıyan uzun sürgününden bir parça Abies (Göknar)’te uzun sürgün

14 Gövde Metamorfozları Kendi ödevinden başka görevleri görmek üzere değişikliğe uğramış olan organlara metamorfoze organlar denir. Metamorfoz olmuş gövdeler üzerlerindeki tomurcuklar yardımıyla tanınırlar.

15 Stolon – Sürünücü Gövde Toprak yüzeyine paralel olarak uzanan, internodları uzun, nodlarında indirgenmiş pulsu yapraklar bulunan ince yapılı gövdelerdir. Örneğin Fragaria (çilek). Bazı nodlardan yaprak, çiçek ve ek kökler oluşur. Ana bitki ile yavru bitki arasında iki internod bulunur. Ana bitki ile yavru bitki arasındaki stolonun çürümesiyle yavru bitki ana bitkiden ayrılmış olur. Bu şekilde vegetatif üreme sağlanmış olur.

16

17 Rizom – Toprak altı gövdesi Toprak altında yatay olarak uzanan, yedek besin maddesi depo eden, ek kökler taşıyan, nod ve internodlara sahip silindir şeklindeki gövdelerdir. Terminal ve Lateral tomurcukları sahiptir. Terminal tomurcuklar gelişerek toprak üstü veya toprak altı sürgünlerini verirler. Rizomlu bitkiler toprak altındaki rizomları sayesinde çok yıllık bitki özelliği gösterirler. Bunlar tohumları ile çoğaldıkları gibi, rizomlarının bir nod taşıyan en küçük parçasıyla da vegetatif üreme özelliğine sahiptirler.

18

19 Tuber-Yumru gövde Toprak altında bulunan, besin maddesi depo eden kısa şişkin gövdelere denir. Rizomlardan şekil olarak daha kısa ve kalın olması, kök taşımaması ve rizomlar gibi devamlı olmayıp bir büyüme mevsiminden diğerine kadar canlı kalmalarıyla ayırt edilirler. Ana bitki tuberleri meydana getirdikten sonra ölür. Tuberler ana bitkinin vegetatif olarak da çoğalmasını sağlarlar. Solanum tuberosum - patates, Helianthus tuberosus - yer elması gibi.

20 Tuberdeki nodlarda göz denen yerlerde tomurcuklar yer alır. Her tomurcuk grubu internodları gelişmemiş bir yan daldan ibarettir. Tuberde tuberi veren dal veya stolonun bulunduğu yerin zıt tarafında terminal göz bulunur. Tomurcuklar büyüme mevsiminde gelişerek yaprak ve çiçek taşıyan toprak üstü gövdelerini verirler.

21 Korm-sert soğan Toprak altında besin depo eden dikey durumdaki kalın ve kısa gövdelere korm denir. Kormun üst yüzünde ortada terminal; yanlarda yaprakların koltuğunda lateral tomurcuklar bulunur. Ör: Crocus-Çiğdem.

22

23 Bulb soğan Üst kısmında besin maddesi bakımından zengin pulsu yapraklar, alt kısmında ince ek kökler bulunan internodları kısalmış disk şeklindeki bir toprak altı gövdesidir. Etlenmiş yapraklar, gövdenin üst kısmında, ortada bulunan terminal tomurcuğu örtmek üzere üst üste kapanmıştır. Soğanların sert soğanlardan farkı yapraklarının etli olması ve gövde kısmının gelişmemiş olmasıdır.

24 Bulblar; pullu bulblar ve gömlekli bulblar olarak ikiye ayrılırlar. 1.Pullu bulblarda (lilium-zambak) etlenmiş yapraklar kiremit gibi birbirini örtmüştür. 2.Gömlekli bulblarda (Allium- soğan) ise etlenmiş yapraklar içtekini tamamen saracak kadar çok genişlemiş olup enine kesitlerde Konsantrik tabakalar halinde görülürler.

25 Bulbil Bazı bitkilerin çiçek durumu sapının ucunda, çiçek yerine yapısı soğana benzeyen bulbiller oluşur. Lale, sümbül gibi bazı süs bitkilerinde görülebilir.

26 Sukkulent – Etli gövde Çöl gibi kurak bölgelerde veya tuzcul ortamlarda yaşayan bitkilerin gövdeleri etlenerek su deposu haline gelecek şekilde metamorfoze uğramışlardır. Cactaceae familyasından kaktüsler, tuzcul bitkilerden Salicornia (Kaya koruğu) gösterilebilir.

27

28 Yapraksı gövde Üzerindeki yapraklar körelmiş olduğundan, yaprakların asimleme işini görmek üzere yassılaşarak yapraksı bir hal almış olan gövdelerdir. Yapraksı gövdeler uzun sürgünden meydana gelmişse kladot (Mühlenbeckia) adını alır.

29 Gövde, büyümesi sona ermiş kısa sürgün halindeki yan dallardan meydana gelmişse filloklad (Ruscus, Opuntia) ismini alır.

30 Diken Gövde Koruma ödevini görmek üzere, uzun veya kısa sürgünlerin diken şeklinde metamorfoze uğramasıyla diken gövdeler meydana gelirler. Pyracantha (ateş dikeni) de gövde üzerindeki yaprakların tabanında diken dallar bulunur.

31

32

33 Sülük Gövde Kısa sürgünlerin, ince kıvrılmış bir hal almasıyla sülük gövdeler meydana gelir. Sülükler bitkilerin dayanağa tutunarak dik durmalarını sağlarlar. Humulus lupulus (şerbetçi otu) da olduğu gibi uzun sürgünler aynı biçimde metamorfoze uğrarsa sarılıcı gövdeler meydana gelir.

34

35 Gövde Anatomisi Yaprak ve üreme organlarını taşıyan, genellikle toprak üstünde bulunan bitki eksenine gövde denir. Gövde embriyodaki plumula denen bölgedeki meristem hücrelerinin büyüyüp gelişmesiyle meydana gelir. Embriyodan itibaren bölünme özelliğini koruyan primer meristemin verdiği dokuların tümü gövdenin primer yapısını, Primer yapıdaki dokularla beraber sekonder meristemin verdiği dokuların tümü gövdenin sekonder yapısını meydana getirir.

36 Gövdenin Primer Yapısı Genç bir bitki gövdesinin internod bölgesinden geçmek üzere enine kesit alınacak olursa, en dışta koruyucu doku, bunun altında iletken doku taşımayan korteks (kabuk), korteksin iç kısmında gövde iletim demetlerini taşıyan merkezi silindirden oluştuğu görülür.

37 Koruyucu Doku- Epiderma Koruyucu doku bitkinin türüne göre değişik şekilde ve sayıda stoma, tüy, emergens, taşıyan, genellikle üst çeperi daha kalın epidermis hücrelerinden yapılmış tipik bir epiderma dokusundan ibarettir.

38 Kollateral açık demet ihtiva eden Aristolochia gövdesinden alınan enine kesit

39 Korteks Epiderma altında iletim demetleri taşımayan bir bölgedir. Bazen monokotil bitkilerin çoğunda olduğu gibi, iletim demetleri epidermanın hemen altından başladığından gövdede korteks bulunmaz. Korteks çoğunluk renksiz, birkaç veya çok sıra parankima hücresinden yapılmıştır. Parankima hücreleri (özellikle çevredekiler) kloroplast taşımakla birlikte genel olarak besin maddeleri depo işini görürler.

40

41 Kollateral açık demet ihtiva eden Aristolochia gövdesinden alınan enine kesit

42 Gövdeler genellikle eğilmeye maruz kaldıklarından kortekste şerit veya tabakalar halinde kollenkima ve sklerankima dokusuna rastlanır. Genellikle kollenkima, bazen sklerankima hemen epidermanın altında yer alırlar. Korteksin en iç tabakasını endoderma oluşturur. Bu tabakanı hücreleri içersinde bol miktarda ve büyük nişasta taneleri bulunduğundan nişasta tabakası da denir. Korteks

43 Merkezi Silindir Endodermanın iç kısmındaki dokular merkezi silindiri meydana getirir. Merkezi silindirin dış tabakasını oluşturan perisikl, bir veya birkaç sıra parankima, ya da sklerankima hücrelerinden meydana gelmiştir. Merkezi silindirin en önemli elementlerin iletim demetleri oluşturur. İletim demetlerinin sayısı ya bazı ilkel pterodofitlerde olduğu gibi tektir (monostele tip), veya çoğunlukla yüksek bitkilere olduğu gibi birden fazladır (polistele tip).

44 Polistele Monostele

45 Merkezi Silindir Ayrıca her demetin tipi, demetlerin dizilişleri farklı bitkilerde farklıdır. Örneğin monokotillerde kapalı kollateral olan demetler çevreye doğru sık dizilişli, merkeze doğru gevşek dizilişli ve dağınık olarak bulunurlar. Dikotillerde yer alan açık kollateral demetler çevreye paralel olarak bir halka halinde dizilmişlerdir.

46 Zea mays (Mısır) gövdesinde kollateral kapalı demetin enine kesiti

47 Demetlerin arasındaki parankima hücrelerinden yapılmış ışınsal yöneltideki dokuya öz-kolu denir. Öz kolları merkezde bulunan öz denilen doku ile birleşir. İletim demetlerinin çevrelediği öz genellikle parankima hücrelerinden yapılmıştır. Bazen sıkıca birleşmiş olan bu hücrelerin arasında genellikle hücre arası boşlukları bulunur. Merkezi Silindir

48 Öz gelişiminde canlıdır. Yetkin hale gelirken bir kısım hücreleri protoplastlarını kaybederek ölü hale geçebilirler. Özün canlı hücreleri nişasta ve yağlı maddeleri depo etmekte kullanılmaktadır. Bazı Gramineae’lerde olduğu gibi erken yetkin hale geçen öz dokusu, etrafındaki bölünen hücrelerin genişleme ve çoğalmaları ile gerilmeye dayanamayarak parçalanırlar ve gövde ortasında bir boşluk oluştururlar. Merkezi Silindir

49 Kollateral açık demet ihtiva eden Aristolochia gövdesinden alınan enine kesit

50 Gövdenin Sekonder Yapısı Bazı ağaçsı monokotiller sayılmazsa monokotil bitkilerde sekonder yapı meydana gelmez. Sekonder yapı, Gimnospermler ve odunsu dikotil bitkilerde kambiyumun faaliyeti ile primer dokulara yeni ilave dokuların eklenmesiyle meydana gelir. Kambiyumun yeni dokular vermesiyle primer dokular birbirinden uzaklaşır ve bitki canlı kaldığı sürece iletim demeti genişler, demetin genişlemesiyle de gövde kalınlaşmasını sürdürür.

51

52

53

54

55 Gövdenin Sekonder Yapısı Sekonder yapı gösteren gövdeden de enine kesit alınacak olursa primer yapıda olduğu gibi koruyucu doku, korteks ve merkezi silindir birbirini takip eder.

56 Koruyucu Doku kambiyumun faaliyeti ile meydana gelen sekonder dokular tarafından dışarı itilen primer dokular, yüzeyde bir gerilim oluşturarak, Primer yapıda koruyucu doku olan epidermanın parçalanmasına neden olurlar. Parçalanan ve görevini yapamayan epidermanın yerini periderma alır. (Bkz. periderma ) Mürver gövdesinde sekonder yapı

57 Korteks Sekonder yapıdaki korteks primer yapıdan farklılık gösterir. Sekonder yapıda korteks, periderma ile kambiyum arasındaki bölgedir. Korteks, Primer ve sekonder korteksten oluşur. Sekonder korteks kambiyumun dışarı doğru verdiği sekonder floemdir. Mürver gövdesinde sekonder yapı

58 Primer yapıdaki endoderma, sekonder yapı gelişirken iç kısmın genişlemesi sonucu kopup parçalandığı için sekonder yapıda belirli bir tabaka halinde ayırt edilemez. Ayrıca primer yapıda kapalı bir sklerankima halkasından oluşan periskl da iç kısmın genişlemesiyle bazı yerlerinden kopar. Fakat Kopan kısım, etrafta bulunan parankima hücrelerinin sekonder meristem özelliği kazanarak radyal yöneltide bölünmesiyle tamir edilerek halka tekrar tamamlanabilir(dilatasyon). Korteks Mürver gövdesinde sekonder yapı

59 Eğer periskl parankimatik ise endoderma da bulunmadığından korteksin parankima hücresinden ayırt edilemez. Periskl altında bulunan primer floem, sekonder korteks hücrelerinin basıncı ile sıkışarak ezilir ve şekilsiz bir hal alır. Farklılaşmış bir periskl yoksa primer korteksle sekonder korteksin sınırı belirli bir şekilde ayırt edilemez. Ancak sekonder kortekste bulunan öz-kolları sekonder korteks bölgesini belirler. Korteks Mürver gövdesinde sekonder yapı

60 Sekonder korteks kambiyumun dışarı doğru oluşturduğu sekonder floem olduğu için, burada kalburlu borular, arkadaş hücreleri, floem sklerankiması, farklı tipte floem parankimasından başka, salgı hücrelerine, reçine kanallarına ve süt borularına rastlamak mümkündür. Sekonder kortekste, odunda olduğu gibi sene halkaları bulunmaz. Yani ilk ve sonbaharda oluşan doku elementleri birbirinden farklı değildir. Korteks Mürver gövdesinde sekonder yapı

61 Genellikle sekonder kortekste öz-kollarına rastlanılır. Floem öz kollarının genişliği ve yüksekliği farklı türlerde farklıdır. Öz kollarını genişliği bir veya çok sıra hücreden ibarettir. Öz kollarının yüksekliği ise 2–3 sıra hücre olabildiği gibi 8–10 cm de olabilir. Öz kollarını oluşturan hücreler genellikle canlı parankima hücreleridir. Korteks Mürver gövdesinde sekonder yapı

62 Floem öz kollarını oluşturan hücreler odunsu bitkilerde genellikle radyal yönde uzamış prizmalar halinde, otsu bitkilerde ise kübik veya küresel şekilde olurlar. Böyle eş boyutlu öz-kolu hücreleri floem parankimasına çok benzediklerinden enine kesitlerde ancak kambiyum altındaki, daha belirli olan öz-kollarının üstüne rastlamasıyla ayırt edilirler. Korteks Mürver gövdesinde sekonder yapı

63 Merkezi Silindir Kambiyumdan öze kadar olan kısım merkezi silindiri oluşturur. sekonder ksilem, primer ksilem ve özden olur. Kambiyumun içeri doğru oluşturduğu sekonder ksileme odun denir. Odun dokusunun iç kısmında bulunan primer ksilem ve öz, sekonder yapıda floemden tamamen uzaklaşır. Öz ve primer ksilem genellikle primer yapıdaki durumlarını ve şekillerini muhafaza ederler. Bazen de öz, sekonder dokuların içeri doğru yaptığı basınç ile sıkışır ve parçalanır; primer ksilem ödevini göremez hale gelir. Mürver gövdesinde sekonder yapı

64 “Odun yapısı Gymnospermlerde ve Angiospermlerde ayrı ayrı daha önceki konularda incelendiğinden burada tekrar konu edilmeyecektir.”

65 Çevreye paralel olarak dizilen iletim demetleri arasındaki doku primer öz kollarını meydana getirir ve demetlerin merkezinde bulunan özle birleşir. Demetler arasındaki kambiyuma fasiküler kambiyum denir. Fasiküler kambiyum, demetin iki yanında genişleyerek kapalı bir halka oluşturur. Merkezi Silindir

66 Demetler arasında gelişen kambiyuma interfasiküler kambiyum denir. Fasiküler kambiyum floem ve ksilemi oluşturduktan sonra, öz kolları elementlerini meydana getirmek üzere farklılaşarak sekonder öz kollarını meydana getirirler. Bunlar sadece sekonder ksilem ve sekonder floem içinde uzanırlar. Hücre tipleri, uzunluk ve genişlikleri Gymnosperm ve Dikotillerde farklıdırlar. Merkezi Silindir

67 İnterfasiküler kambiyum bazı bitkilerde yalnız öz-kolları elementlerini verir. Bazı bitkilerde ise demetlere yakın bölgelerde öz- kolu elementlerin vereceği yerde floem ve ksilem dokusu vererek büyük primer demetler arasında, küçük sekonder demetleri verirler. Merkezi Silindir


"BİTKİ MORFOLOJİSİ VE ANATOMİSİ Yard.Doç. Dr. Hasan AKGÜL." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları