Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Küreselleşme Kavramı Küreselleşme, son yirmi yıl içerisinde,gerek uluslararası politika ve diplomasi alanında gerek bu alana ait akademik çalışmalarda.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Küreselleşme Kavramı Küreselleşme, son yirmi yıl içerisinde,gerek uluslararası politika ve diplomasi alanında gerek bu alana ait akademik çalışmalarda."— Sunum transkripti:

1 Küreselleşme Kavramı Küreselleşme, son yirmi yıl içerisinde,gerek uluslararası politika ve diplomasi alanında gerek bu alana ait akademik çalışmalarda en çok kullanılan terimlerin başında gelmektedir.Bu özelliğine rağmen,küreselleşmenin genel kabul gören bir tanımı bulunmamakta, bu kavram birbirinden farklı anlamlara gelebilecek şekilde kullanılmaktadır.Örneğin,literatürde küreselleşmenin.ulusararasılaşma,

2 Evrenselleşme,liberalizasyon,batılılaşma,karşılıklı bağımlılık,modernizasyon gibi çeşitli terimlerle eşanlamlı olarak kullanıldığı görülebilmektedir.İşbu çalışma bağlamında küreselleşme,en basit anlamda yerkürenin farklı bölgelerinde yaşayan insan,toplum ve devletler arasındaki iletişim ve etkileşim derecesinin ‘karşılıklı bağımlılık’ kavramı çerçevesinde giderek artması olarak tanımlanabilir.

3 Küreselleşme Kavramının Boyutları Küreselleşme çok boyutlu bir kavram olup,tüm bu boyutların karşılıklı etkileşimi sonucunda şekillenmektedir.Dolasıyla,kürselleşme olgusu tahlil edilirken,bu farklı boyutların dikkate alınması önem arzetmektedir.

4 Ekonomik Boyutları Ekonomik boyut,küreselleşmenin en önemli bileşenlerinden birini oluşturmaktadır.Bu bağlamda, çağdaş ekonomik küreselleşmenin özellikle üç alt bileşeni üzerinde durmak isabetli olacaktır.Bunlardan ilki günümüz uluslararsı ticaretinin kendine özgü niteliklerine ilişkindir. Çağdaş ekonomik küreselleşmenin ikinci bileşeni ise küresel mali piyasaların ve küresel sermaye akımlarının günümüzde sahip olduğu benzersiz hacim,derinlik ve çeşitlilikle ilgilidir.

5 Küreselleşmenin ekonomik boyutu çerçevesinde son olarak küresel üretimdeki radikal dönüşüme değinmek gerekir.Günümüzde,geleneksel ulus- devlet temelindeki yapının aksine üretim faaliyetleri küresel çerçevede yerine getirilmekte,üretimin farklı aşamaları farklı coğrafyalarda sonuçlandırılmaktadır.

6 Siyasi Boyutu Siyasi küreselleşme,esas itibariyle günümüz dünyasında siyasi güç, otorite ve yönetim biçimlerindeki yapısal dönüşüm olarak tanımlanabilir.Günümüzde,nüfuz alanını tüm dünya olarak kabul eden küresel siyaset anlayışının giderek güçlendiği görülmektedir.Bu durum geleneksel siyaset anlayışlarından farklı bir yapıyı yansıtmakta,küreselleşmenin yukarıda değinilen çok aktörlü yapısına işaret etmektedir.

7 Bir başka deyişle küresel siyaset söz konusu yapının dört temel aktörü olan ulus devlet,devletler-üstü kurumlar,yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının karşılık etkileşimi sonucunda şekillenmektedir.Ulus devlet,bu süreçte temel birim olarak faaliyer göstermeye devam etmekte,ancak yetki ve manevra alanları belirli ölçülerde kısılanmaktadır.Literatürde,bu yeni yapıyı betimlemek üzere küresel yönetişim kavramı kullanılmaktadır.

8 Teknolojik/İletişimsel Boyutu İletişimde gerçekleşen son dönemlerde üçüncü sanayi devrimi olarak da adlandırılan ileşitim devrimi ile veri iletiminde mikroişlemciden ve uydu teknolojilerinden faydanılanması,bilginin saklanması,depolanması,işlenmesi ve iletilmesinde dijital ortamlardan yararlanılması ve iletişim araçlarının üretim ve kullanım maliyetlerindeki radikal düşüş bu boyutu göstermektedir

9 Çevresel Boyutu Küresel ısınma,hava kirliliği,nükleer ve kimyasal atıklar,kuraklık ve sel felaketleri,biyo-çeşitlilik ve türlerin yok oluşuna ilişkin sorunlar,asit yağmurları vs. problemler küreseleşme süreci ile ilintilidir.Bu sorunların temel özelliği belirli bir yer ya da bölgeyi ilgilendirmekten ziyade küresel ölçekte sonuçlar doğurmalarıdır.

10 Kültürel Boyutu Özellikle iletişim devrimin sonucu olarak günümüzde tüm dünya genelinde bireyler ve toplumlar arasındaki etkileşim oldukça ilerlemiş.Bu sayede sözkonusu bireyle ve toplumlar arasında daha önceden yabancı gelen yaşam tarzları temelinde ortak bir payda oluşmakta,farklı zevkler,ilgi alanları gibi konularda belirli bir ahenk sağlanmaktadır.

11 Dünya Bankası

12 1945 yılında 2. Dünya Savaşı’nın bitiminin hemen ardından kurulmuştur. Kuruluş amacı her ne kadar savaş sonrası ülkelerin yeniden ekonomik güçlerini kazanmalarına ve kalkınmalarına yardımcı olmak olsa da, daha sonraki dönemde misyonu büyük oranda genişlemiştir. Günümüzde Birleşmiş Milletlerin bağımsız bir kuruluşu olarak çalışmaktadır ve misyonu küresel boyutta ekonomik sorunların çözülmesini sağlamak olarak değişmiştir.

13 Şuanda Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 185 ülkenin üyesi olduğu Dünya Bankası sermayesinin %55′i, 11 ülke farklı ülkeye aittir. Türkiye’nin Dünya Bankası sermayesine katkı oranı %0,5′tir ve bu sermaye payı ile Türkiye’nin oy oranı da %0,5 olarak belirlenmiştir. Dünya Bankası kararları üye ülkelerin oylaması sonucu şekillenir ve her ülkenin Dünya Bankası sermayesine yaptığı katkıya göre bir oy gücü vardır. Türkiye 1947 yılında GSMH hesaplaması sonrasında Dünya Bankasına üye olmuştur ve bu hesaplama sonrasında toplam 4 dereceli grup arasında Türkiye 3. gruba yerleştirilmiştir. Birçok televizyon programında ve kitapta sürekli kullanılan “3. dünya ülkesi” deyimi de, Türkiye’nin Dünya Bankası’nda sahip olduğu grup nedeni ile kullanılmaktadır.

14 Türkiye’nin 3. grupta yer alması, 5 yıl geri ödemesiz olarak toplamda 17 yıl vadeli kredi alabilmesini sağlamaktadır. Dünya Bankası yönetimi toplam 3 ana gruptan oluşmaktadır; Dünya Bankası Guvernörler Kurulu, İcra Direktörleri Kurulu ve Başkanlık bölümleri. Dünya Bankası Guvernör Kurulu, her ülkenin atadığı birer temsilciden oluşmaktadır ve bu kurul her yıl 1 defa toplanmaktadır. Dünya bankasının sürekli karar organı olan İcra Direktörleri Kurulu ise, 2 yıllık görev süresi olan toplam 24 üyeden oluşmaktadır.

15 Günümüzde Dünya Bankası tarafından üstlenilen misyonlar; global yoksulluğun ortadan kaldırılması, küresel ölçekte yaşam şartlarının iyileştirilmesi, fakir ülkelerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi, tüm ülkelerin devamlılığı olan bir büyüme eğrisine sahip olması, iç ve dış savaş yaşayan ülkelerin daha hızlı kalkınmalarının sağlanması, global anlamda kalkınma planları yapmak, iklimsel değişimler ve küresel ekonomik krizler nedeni ile oluşan sorunlara finansman sağlama ve küresel ekonomi bilgisinden tüm ülkelerin yararlanması olarak sayılabilir.

16 ULUSLARARASI PARA FONU

17 IMF, parasal konularda uluslararası işbirliğini güçlendirmek, uluslararası ticaretin dengeli büyümesini sağlamak ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek için oluşturulmuştur. Ancak, dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak IMF’nin rolü de değişmiştir. 1980'li yıllara kadar daha çok ödemeler dengesi sorunlarını gidermeye yönelik politikalar üreten IMF, 1980 sonrasında yapısal uyum programları adı altındaki uygulamaları denetleme yolu ile etkinliğini giderek artırmış, küreselleşme sürecine bağlı olarak yaşanan finansal krizlerde son ödeme mercii rolünü üstlenmiş, kendisini finansal kriz durumunda son ödünç verme mercii ve kriz yöneticisi olarak görmüştür.

18 IMF, dünya ekonomisinde parasal sorunları çözmek, çok taraflı serbest ticareti geliştirmek, tek taraflı ithalat sınırlamalarına ve devalüasyona mani olmak, ekonomik işbirliği sağlamak için oluşturulmuştu. Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak, zaman içerisinde IMF'nin rolü de değişti. IMF temel amacından farklı olarak, döviz kurlarının istikran konusunda etkinliğini oldukça yitirdi, özellikle 1973 sonrası dünyanın önde gelen ülkelerinin paralarını serbest dalgalanmaya bırakmaları bu alanda IMF'nin rolünü son derece sınırladı. Buna karşın,IMF'nin uluslararası likidite ve ödemeler konularında etkinliğini artırmayı amaçladığı gözleniyor.

19 IMF'nin niyetleri Milletlerarası ticaretin dengeli şekilde gelişmesini ü ye devletlerin tam istihdama ve y ü ksek b ü y ü me hızına ulaşmasına imkân hazırlamak; Ö demeler dengesi g üç l ü klerinin çö z ü m ü nde yardımcı olmak; Kambiyo istikrarını kurmak ve tek taraflı değer d ü ş ü rmelerine mani olmak; Ç ok taraflı dış ö demeler sisteminin kurulmasını sağlamak.

20 - Türkiye, IMF’ye 66 yıldır üye. - IMF ile 1947’de İsmet İnönü döneminde tanıştı. -Türkiye, IMF ile bir dönemi kapattı. Hazine, 14 Mayıs´ta Türkiye´nin IMF’ye olan borcunun son taksitini ödedi. 422,1 milyon dolar tutarındaki bu ödeme ile, Türkiye´nin IMF´ye borcu sıfırlandı. Son 10 yılda IMF´ye toplam 23,5 milyar dolar ödeyerek borcunu bitiren Türkiye; bundan böyle IMF´de borç veren ülke olarak yer alacak. IMF-Türkiye


"Küreselleşme Kavramı Küreselleşme, son yirmi yıl içerisinde,gerek uluslararası politika ve diplomasi alanında gerek bu alana ait akademik çalışmalarda." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları