Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İklim değişikliğini şu anda tam olarak yaşıyoruz; sıcaklıklar yükseliyor, yağış modelleri kayıyor, buzullar eriyor ve küresel ortalama.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İklim değişikliğini şu anda tam olarak yaşıyoruz; sıcaklıklar yükseliyor, yağış modelleri kayıyor, buzullar eriyor ve küresel ortalama."— Sunum transkripti:

1 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İklim değişikliğini şu anda tam olarak yaşıyoruz; sıcaklıklar yükseliyor, yağış modelleri kayıyor, buzullar eriyor ve küresel ortalama deniz seviyesi artıyor. Bu değişikliklerin devam etmesini ve seller ve kuraklıklar gibi tehlikelere yol açacak aşırı hava olaylarının daha sık ve daha kuvvetli şekilde meydana gelmesini bekliyoruz. Peki nedir bu iklim değişikliği?

2 Genel kavramlar İklim: Bir bölgede uzun yıllar veya belli bir zaman aralığı itibarı ile meydana gelen hava olaylarının ortalamasıdır. İklim Değişikliği: Uzun yıllar içerisinde bir bölgenin ikliminde meydana gelen değişimlerdir. Diğer bir deyişle, “iklim değişikliği” sıcaklık, yağmur, kar ve rüzgâr rejimlerinde on yıl ya da daha uzun süreler geçerli olan başlıca değişiklikleri içerir.

3 Genel kavramlar İklim değişikliği: Karşılaştırabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan değişiklik... BMİDÇS BMİDÇS: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde geçen iklim değişikliği tanımı…

4 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İklim değişikliği, 21. yüzyılda insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük sorunların başında gelmektedir. İnsan sağlığı, ekosistemler, hatta insan neslinin sürdürülmesi bakımından tehdit oluşturabilecek olumsuz etkileri nedeniyle çok ciddi sosyo-ekonomik sonuçlara yol açabilecek bir sorun olarak değerlendirilen iklim değişikliği, özellikle son yıllarda uluslararası gündemin üst sıralarında yer almaya başlamıştır.

5 DOĞAL FAALİYETLER İNSAN FAALİYETLERİ NEDENLERİ
İklim değişikliği aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:  Doğal faktörler, örneğin güneşin enerjisi ya da dünyanın güneş etrafındaki yörüngesindeki yavaş değişimler; İklim sistemindeki doğal işlemler (örneğin okyanus sirkülâsyonlarındaki değişimler); Gaz çıkaran inekler gibi.  Atmosferin yapılanmasında etkisi olan insan faaliyetleri (örneğin petrol ve kömür gibi fosil yakıtların yakılması) ve karasal yüzeylerdeki değişimler (örneğin, ormanların kesilmesi, ağaç dikilmemesi, şehir ya da kırsal alanlardaki binaların artması gibi).

6 İNSAN KAYNAKLI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
İnsan kaynaklı sera gazlarının başlıca kaynakları aşağıdaki gibidir: Elektrik üretimi, ulaşım, endüstri ve hanelerde fosil yakıt yakılması; Ormansızlaştırma gibi, tarım ve arazi kullanımında meydana gelen değişiklikler; Düzenli atık depolama ve Endüstriyel flüorlu gaz kullanımı. İnsan faaliyetlerinin neden olduğu emisyonlar sera etkisi yaratmaktadır.

7 Sera ETKİSİ Sera Etkisi: Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı yani sera gazları olarak adlandırılabilen atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, böylece dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına sera etkisi denir. Atmosferde bu gazların miktarının artması dünyada ısınmayı büyük oranda artırır.

8 Sera gazlarI Sera gazları: Su Buharı (H2O) Karbondioksit (CO2)
Metan (CH4) Azot Oksitler (NOX) Ozon (O3) Klorofllorokarbon (CFC) Başlıca Sera gazları: Karbondioksit (CO2), Metan (CH4), Azot Oksitleri (NOX), Ozon (O3) ve Kloroflorokarbon (CFC), Hidroflorokarbon (HFCS), Halojen Kloroflorokarbon (HCFCs), Perfluorinate Karbon (PFCs), Su Buharı (H2O) Dünya'da başlıca sera etkisine neden olan gazlar %36-70 Su buharı, %9-26 Karbondioksit, %4-9 Metan ve %3-7 ile Ozon'dur. Sera gazlarının bir kısmı kendi kendine oluşurken, bir kısmı da insanlar tarafından üretilir. Doğal yollarla oluşan sera gazları su buharı, karbondioksit, metan, nitroz oksit ve ozon içerir. İnsan etkinlikleri sonucunda da bu gaz seviyelerine eklemeler olur ve bunun sonucunda da sera etkisi görülür. İşte bu gazlar güneşten gelen ışın enerjisinin soğurarak yer yüzünün ısınmasına neden olmaktadır.

9 Sera gazlarI Küresel ısınma üzerinde etkili olan sera gazları arasında karbondioksitin ayrı bir yeri ve ayrı bir önemi vardır. Karbondioksit (CO2) Güneşten doğrudan gelen kısa dalgalı ışınları büyük ölçüde geçirdiğinden, ancak yerden verilen uzun dalgalı ışınları tuttuğundan, atmosferin alt kısımlarının ısınmasında çok önemli rol oynayan bir sera gazıdır. Bilindiği gibi atmosferdeki karbondioksit miktarı, birinci derecede fosil yakıtların çeşitli alanlarda kullanımı sonucunda, hızlı bir biçimde artmaktadır. Bununla birlikte ormansızlaşma ve özellikle de tropikal yağmur ormanlarındaki aşırı tahribat, ayrıca dünyanın diğer bölgelerindeki orman örtülerinin yerini alan yeni bitki örtüsünün de bu artışa katkıda bulunmasıdır.

10 İKLİM DEĞİŞİR TAHRİBAT ARTAR
İnsanlık tarihi boyunca atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu 180 ppm* (milyon parçacıkta bir) ile 300 ppm arasındaydı, ta ki Sanayi Devrimi başlayana kadar. Dünyanın mekanikleşmeye başladığı bu dönemde artan fosil yakıt tüketimi, buna paralel olarak da orman alanlarının ve diğer ekosistemlerin tahribatı, atmosfere hatırı sayılır miktarda karbondioksit salınmasına yol açtı. *Ppm, (İng.: Parts per million) milyonda bir birime verilen isimdir. Herhangi bir karışımda toplam madde miktarının milyonda 1 birimlik maddesine 1 ppm denir. Derişim birimi olarak kullanılır.

11 İKLİM DEĞİŞİR TAHRİBAT ARTAR
Her ne kadar yıllar içinde emisyonların azaltılması için farklı küresel anlaşmalar imzalansa da, ülkelerin kalkınma hevesi daha ağır bastı ve bu sera gazı emisyonlarını azaltmak için yeterli bir neden olmadı. 1960lı yıllarda atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu yılda, 0,7 ppm artarken, bu son on yılda 2,1 ppm değerine kadar yükseldi.

12 BİLDİĞİMİZ HAVALARIN SONU
Sonuç olarak da ortaya çıkan emisyonlar bir önceki yüzyıla göre küresel sıcaklıkları 0,80C arttırdı ve deniz suyu seviyesinin yükselmesine, Kutuplarda buzulların erimesine, türlerin yok olmasına, tarım alanlarının tahribatına ve seller ile kuraklık gibi hava olaylarının sert yaşanmasına neden oldu. Yani alışık olduğumuz havaların sona ermesine…

13 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ
Okyanus, deniz ve göller gibi büyük su yüzeylerinde artan buharlaşma sonucunda atmosferdeki su miktarının artması ve böylece bazı bölgelerde daha fazla yağış ve seller, bazı bölgelerde ise kuraklık ve çölleşme meydana gelmesi, Artan kuraklık ile tarımsal ürün veriminin düşmesi, tarım ve orman alanlarının daralması,

14 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ
Erozyon ve çölleşme sonucu biyolojik çeşitliliğin azalması, Su kıtlığının yaşanması, Barajlardaki su seviyeleri düşmesi sonucunda hidroelektrik enerji üretiminin azalması, Artan sıcaklıklar sonucunda salgın hastalıkların artması,

15 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ
Kutuplar ve yüksek dağlardaki buzulların eriyerek denizler, göller ve akarsulardaki su seviyelerini yükseltmesi sonucunda kıyı bölgelerinde erozyon ve taşkınların görülmesi, bazı bölgelerin sular altında kalması, Ekolojik koşulların değişimine ayak uyduramayan canlıların göçe zorlanması veya ölmesi.

16 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ
Gıda güvenirliğinin azalması Salgın hastalık riskinin artması Yoksulluğun artması Orman yangınlarının artması Aşırı hava olaylarının görünmesi Türlerin yok olması Su sıkıntısı Deniz seviyesinin yükselmesi Özet olarak açıklayacak olursak;

17 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ
Son 100 yıl içinde küresel iklim, ortalama 0,5°C ısınmıştır. Bugünden itibaren herhangi bir emisyon salınmasa dahi küresel sıcaklığın, gelecek on yıllar içinde 0,5°C ile 1°C artmaya devam edeceğini ortaya konulmuştur.

18 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ
Önlem alınmadığı takdirde, dünyanın gelecek yüzyıl içinde 1,4° ile 5,8°C daha ısınacağını öngörülmektedir.

19 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Dördüncü Değerlendirme Raporu’na göre Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en çok etkilenecek bölgeler arasında bulunan Akdeniz Havzası’nda yer almaktadır.

20 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE
Akdeniz Havzası’nda sıcaklıkların yıl içerisinde ortalama 2 derece artması beklenmektedir. Bu, Türkiye için beklenmeyen hava olaylarında artış, yağışlarda düşüş, sıcak hava dalgaları, turizm gelirlerinde düşüş, düzenli sulama gerektiren tarım ürünlerinde verim kaybı, biyolojik çeşitlilik kaybı, orman yangınlarında artış, ve yağışlardaki düşüşe bağlı olarak yeraltı suları, sulak alanlar ve su depolama alanlarında kayıplar anlamına gelmektedir.

21 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE
Kişi başı sera gazı emisyonu değeri OECD: 15,0 ton CO2 Türkiye: 5,3 ton CO2 AB Üye Ülkeler: 10,2 ton CO2 2007 yılı kişi başı sera gazı emisyonu değeri 5,3 ton CO2 eşdeğeridir. Aynı dönemde, OECD kişi başı emisyonu 15,0 ton CO2 ve Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkede 10,2 ton CO2 eşdeğeridir.

22 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE
Kişi başı birincil enerji tüketimi OECD: 4,64 ton eşdeğer petrol Türkiye: 1,35 ton eşdeğer petrol Dünya: 1,82 ton eşdeğer petrol 2007 yılı Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) enerji göstergelerine bakıldığında; kişi başı birincil enerji tüketimi dünya ortalaması değeri 1,82 ton eşdeğer petrol, OECD ortalaması ise 4,64 ton eşdeğer petroldür. Türkiye’nin kişi başı birincil enerji tüketimi 1,35 ton eşdeğer petrol olup, dünya ve OECD ortalamalarının altındadır.

23 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE
Türkiye, OECD ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Ek-I listesi ülkeleri arasında kişi başı sera gazı emisyonu, tarihsel sorumluluk ve kişi başı birincil enerji tüketimi miktarında en düşük değere sahiptir.

24 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE
Türkiye’de sera gazı yutak alanlarına bakıldığında, 1990 yılında 44 milyon ton CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonu yutak alanları tarafından tutulmuş, 2007 yılında bu değer yaklaşık 77 milyon ton CO2 eşdeğeri olarak gerçekleşmiştir.

25 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE
Türkiye, kişi başı sera gazı emisyonları açısından, BMİDÇS Ek–1 ülkelerinin tamamından, ayrıca Meksika, Brezilya, Güney Kore ve Arjantin gibi ekonomileri hızla gelişmekte olan ve ekonomik yapıları bize çok benzeyen Ek–1 Dışı Ülkelerden de daha düşük bir değere sahiptir. BMİDÇS: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

26 TÜRKİYE’DE GÖZLEMLENEN BAZI DEĞİŞİKLİKLER
Sonbahar ve kış aylarında ortalama yağışlarda gözlemlenen düşüş, İlkbahar ve yaz aylarında ortalama sıcaklıklarda gözlemlenen artış, Barajlardaki su seviyesinde gözlemlenen düşüş,

27 SERA GAZI EMİSYONLARI SEKTÖREL DAĞILIMI
Türkiye’de 2010 yılı sektörlere göre Toplam Sera Gazı Emisyonları (Milyon Ton ve %)

28 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELE İÇİN
Doğal kaynakları bilinçli tüketmek, Hayat tarzımızı değiştirmek, Sanayileşme ve çevre arasında denge kurmak, Dünya nüfusunun hızla artması ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi sonucunda sınırlı olan doğal kaynaklarımız her geçen gün azalıyor. Eğer dünyadaki tüketim mevcut oranda sürmeye devam ederse 2030 yılında 2; 2050 yılında ise 2,8 adet Dünya ölçeğinde gezegene ihtiyacımız olacak. Gereksiz tüketimden kaçınmak dünyanın ekolojik ayak izini azaltabilir. Tek bardak çay içmek için sekiz bardaklık su kaynatmamak veya bulunmadığımız odalarda açık olan elektrikli aletleri kapatmak gereksiz kaynak israfını engelleyebilir. Ayrıca enerji ve kaynak tasarrufu ülke ekonomisine de ciddi oranda katkı sağlar.

29 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELE İÇİN
Temiz Üretim gerçekleştirmek Enerji ve Sanayide verimlilik sağlamak, Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmak.

30 GEREKSİZ TÜKETİMDEN KAÇININ
Eğer dünyadaki tüketim mevcut oranda sürmeye devam ederse 2030 yılında 2; 2050 yılında ise 2,8 adet Dünya ölçeğinde gezegene ihtiyacımız olacak. Dünya nüfusunun hızla artması ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi sonucunda sınırlı olan doğal kaynaklarımız her geçen gün azalıyor. Eğer dünyadaki tüketim mevcut oranda sürmeye devam ederse 2030 yılında 2; 2050 yılında ise 2,8 adet Dünya ölçeğinde gezegene ihtiyacımız olacak. Gereksiz tüketimden kaçınmak dünyanın ekolojik ayak izini azaltabilir. Tek bardak çay içmek için sekiz bardaklık su kaynatmamak veya bulunmadığımız odalarda açık olan elektrikli aletleri kapatmak gereksiz kaynak israfını engelleyebilir. Ayrıca enerji ve kaynak tasarrufu ülke ekonomisine de ciddi oranda katkı sağlar.

31 İHTİYACINIZ OLANI ALIN
Toplum, suni ihtiyaçlar ile daha fazla tüketen olguları daha çok benimsiyor. Gelir ve refah seviyesindeki artış da daha fazla tüketime yol açıyor ve çevreye olan tahribatı arttırıyor. Tıpkı dünyadaki birçok ülke gibi Türkiye’deki kişi başına düşen; beslenme, barınma, ulaşım, günlük faaliyetlerin sonucu salgılanan karbondioksit miktarı, doğanın bunları karşılama kapasitesinin üzerinde görünüyor. Buna neden olarak da ülkedeki genç nüfusunun durmadan artan talepleri gösteriliyor. Toplum, suni ihtiyaçlar ile daha fazla tüketen olguları daha çok benimsiyor. Gelir ve refah seviyesindeki artış da daha fazla tüketime yol açıyor ve çevreye olan tahribatı arttırıyor. Ancak tüketim çerçevesinde gerçekleşen her şeyin bir sınırı var. Ve bu sınıra gittikçe yaklaşıyoruz. Bu yüzden ihtiyacınız olanı alın, her istediğinizi değil.

32 YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINI TERCİH EDİN
Yenilenebilir enerjiden elektrik üreten ekipmanların ilk yatırımı maliyeti gözünüzü ürkütebilir. Ancak uzun vadede yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla kar sağlarsınız, hem de hiç karbondioksit emisyonu salgılamayarak.

33 TOPLU TAŞIMAYI TERCİH EDİN
Türkiye’de ulaştırma sektöründen kaynaklı sera gazı emisyonlarının toplamı karbondioksit eşdeğeri cinsinden hesaplandığında, toplam emisyon miktarının % 17’sine eşdeğer. Bu da 47,4 milyar gram karbondioksit emisyonu demek. Türkiye’de günlük varil petrol üretilmesine rağmen varil petrol tüketiliyor. Ne yazık ki aradaki fark, toplumun araba sevdasından dolayı daha da artacağına benziyor. Çünkü mevcut tüketimin çoğu ulaşım ihtiyacından kaynaklanıyor. Türkiye’de ulaştırma sektöründen kaynaklı sera gazı emisyonlarının toplamı karbondioksit eşdeğeri cinsinden hesaplandığında, toplam emisyon miktarının % 17’sine eşdeğer. Bu da 47,4 milyar gram karbondioksit emisyonu demek. Oysa bireysel araba ile yola çıkmak yerine toplu taşımanın tercih edilmesi büyük ölçüde petrole olan dış bağımlılığı azaltabilir ve çevreye olan etkisini azaltabilir. Arabalar, kilometrede taşıdığı yolcu başına, otobüse göre 125 kat fazla hava kirliliği yaratmakta, yolcu/km başına enerji tüketimine bakıldığında, otobüs ve metroya göre beş kat daha fazla enerji tüketiyor. Bir yıl boyunca 15 kilometrelik bir mesafede işe araba yerine otobüsle gidilmesi karbondioksit salım miktarında 2 tonluk azalma sağlıyor. Ayrıca toplu taşıma araçlarının kullanılması trafikte sağlanan rahatlama ile daha hızlı ulaşımı mümkün kılıyor.

34 YÜRÜYÜN YA DA BİSİKLETE BİNİN
Dünyadaki toplam enerji üretiminin % 27’sini ulaşım amaçlı harcanıyor. Bu sektör aynı zamanda dünya üzerindeki sıvı fosil yakıtların yarısını tüketiyor ve büyüme ile doğru orantılı olarak en çok karbondioksit salınımını gerçekleştiriyor. Dünyadaki toplam enerji üretiminin % 27’sini ulaşım amaçlı harcanıyor. Bu sektör aynı zamanda dünya üzerindeki sıvı fosil yakıtların yarısını tüketiyor ve büyüme ile doğru orantılı olarak en çok karbondioksit salınımını gerçekleştiriyor. Bu yüzden ufak da olsa bu kirliliğe dur demek için alternatif yollar bulmak önem kazanıyor. Mümkün olduğunca yürümeyi, bisiklete binmeyi ya da toplu taşıma araçlarını tercih ederek, araç kullandığınız süreyi azaltın. Özellikle kısa mesafeleri kesinlikle aracınızı çalıştırmayın. Şehir içindeki 3 kilometreden daha kısa mesafeleri yürüyerek, arabayla gideceğinizden daha kısa zamanda ulaşabilirsiniz. Hem sağlığınız hem de çevre bundan büyük fayda görecektir. Aracınızı yola çıkarmamanın başka bir artısı da gürültü kirliliğinin önlenmesi.

35 ARABANIZI PAYLAŞIN Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 17 milyon 653 bin 281 ve bu sayının % 51’ini şahsa özel araçlar oluşturuyor. Tabi ki bu araçların hepsinin aynı anda sokağa çıkması hem doğa hem de trafik açısından istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 17 milyon 653 bin 281 ve bu sayının % 51’ini şahsa özel araçlar oluşturuyor. Tabi ki bu araçların hepsinin aynı anda sokağa çıkması hem doğa hem de trafik açısından istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde sıkça uygulanan araba paylaşımı sistemi sayesinde, aracınıza aynı güzergâhtan seyahat edecek kişileri alabilir ya da aynı şekilde başka araçlara dâhil olabilirsiniz. Bu hem size maddi tasarruf sağlar hem de trafiği hafifleterek daha rahat yolculuk etmenizi sağlar. Sistemin engelleyeceği zararlı egzoz emisyonlarının giderilmesi de cabası. Aslında bir toplu taşıma önerisi olan araba paylaşımı, aynı zamanda daha ekolojik bir ulaşım için çözüm yaratmaya çalışıyor.

36 ARACINIZA DÜZENLİ BAKIM YAPTIRIN
Motorlu taşıt sahiplerinin yalnızca % 1'i araç bakımlarını düzenli yaptırsa, yılda 450 bin tondan fazla karbondioksitin üretilmesi engellenebilir. yılları arasında eski aracın vergi indirimleri sağlanarak trafikten çekilmiş olması, bu iki yıl içerisinde karbondioksit emisyonlarını % 4,9 oranında azaltmıştır. Aracınızın bakımlarını zamanında yaptırın. Motorlu taşıt sahiplerinin yalnızca % 1'i araç bakımlarını düzenli yaptırsa, yılda 450 bin tondan fazla karbondioksitin üretilmesi engellenebilir. Özellikle düzenli bakım eski araçlar için oldukça büyük önem taşıyor yılları arasında eski aracın vergi indirimleri sağlanarak trafikten çekilmiş olması, bu iki yıl içerisinde karbondioksit emisyonlarını % 4,9 oranında azaltmıştır. Aracınızın lastiklerini haftada bir kontrol edin ve uygun şekilde şişmiş olduklarından emin olun. Uygun lastik basıncı bir depo yakıtla aldığınız mesafeyi % 3'e kadar artırır, depo başına da % 10 gibi bir verim sağlar. Tasarruf edilen her 4 litre benzin, 10 kilogram karbondioksit salınımının engellenmesi demektir.

37 FİDAN DİKİN Doğa için yapabileceğiniz en basit ve geleceğe dönük eylem fidan dikmek. Ağaçlar, atmosferdeki sera gazlarını emdikleri için, küresel ısınmanın tehditlerini azaltma konusunda en güçlü silahlardan biridir. Örneğin büyük bir kayın ağacı, 72 kişinin 1 günlük oksijen ihtiyacını karşılar. Doğa için yapabileceğiniz en basit ve geleceğe dönük eylem fidan dikmek. Ağaçlar, atmosferdeki sera gazlarını emdikleri için, küresel ısınmanın tehditlerini azaltma konusunda en güçlü silahlardan biridir. Örneğin büyük bir kayın ağacı, 72 kişinin 1 günlük oksijen ihtiyacını karşılar. Karbon ayak izini hesaplayarak atmosfere saldığınız karbondioksit miktarını ve doğaya neden olduğunuz tahribatı engellemek için fidan dikin. Fidanınızı yol kenarlarına, çorak arazilere, apartmanınız bahçesine, istediğiniz her yere dikebilirsiniz. Özellikle şirketler, çevreye olan etkilerini azaltmak için toplu fidan dikimi etkinlikleri gerçekleştirebilir. Türkiye'de, bir ofiste kişi başına tüketilen kâğıt miktarı 0,7 kg/gün, yani ortalama 140 sayfadır. Kâğıt tüketiminin sadece % 1 oranında azaltılması ile her yıl binlerce ağaç kurtarılabilir.

38 İNTERNETTE GEREKSİZ ZAMAN HARCAMAYIN
Her internet kullanımı ile veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu güç artıyor, bu da salgılanan sera gazı emisyonunu arttırıyor. Tarifelerin sınırsızlaşması ile de artık ihtiyacımız olmayan işlemleri bile internet üzerinden gerçekleştiriyoruz. 2011 yılında Birleşmiş Milletler, interneti temel insan hakları arasına aldı. Bu karar bile internetin artık insan hayatının vazgeçilmezlerinden biri olduğunun önemli bir göstergesi. Ancak e-posta göndermeden, video indirmeye kadar sanal ortamda gerçekleştirilen her faaliyetin çevreye hesaplanamayan etkisi var. Çünkü her internet kullanımı ile veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu güç artıyor, bu da salgılanan sera gazı emisyonunu arttırıyor. Tarifelerin sınırsızlaşması ile de artık ihtiyacımız olmayan işlemleri bile internet üzerinden gerçekleştiriyoruz. Araştırmalara göre ortalama bir internet sitesinde geçirilen her saniyede yaklaşık 20 miligram karbondioksit salınımı gerçekleşiyor. 10 yıl içinde internetin dünyadaki sera gazı emisyonlarının % 20’sinden sorumlu olacağı tahmin ediliyor.

39 ARATMADAN İKİ KERE DÜŞÜNÜN
Arama motorlarının aylık olarak tükettiği enerji bir derin dondurucuyu yıl çalıştırabilir veya bu tüketilen enerji ile bir çamaşır makinesi yıkama yapılabilir. Bir arama motorunda yapılan basit bir internet araması 0,003 kilovat saat elektrik harcayarak, atmosfere 20 miligram karbondioksit salıyor. Bu da bir arabayı 7 cm yürütmekle eşdeğer. Arama motorlarında gerçekleştirilen 100 arama da 1,5 kaşık konsantre portakal suyu üretmekte gerçekleşen aynı enerjiyi tüketiyor. Aylık olarak incelendiğinde, arama motorları kilovat saat elektrik tüketiyor, bu da atmosfere kg karbondioksit emisyonu salınmasına neden oluyor. Arama motorlarının aylık olarak tükettiği enerji bir derin dondurucuyu yıl çalıştırabilir veya bu tüketilen enerji ile bir çamaşır makinesi yıkama yapılabilir.

40 ALIŞVERİŞE YÜRÜYEREK GİDİN
İnternet üzerinden yapılan alışveriş, dünya üzerindeki en hızlı büyüyen sektörlerden bir tanesi. Sanal alışveriş olarak adlandırılan sektörün çevreye olan etkisi de önemli bir tartışma konusu. İnternet üzerinden yapılan alışveriş, dünya üzerindeki en hızlı büyüyen sektörlerden bir tanesi. Sanal alışveriş olarak adlandırılan sektörün çevreye olan etkisi de önemli bir tartışma konusu. Örneğin sanal ortamda yapılan alışverişlerde eğer müşteriler internet üzerinden 25 parçanın üzerinde ürün satın alırsa ve 50 kilometrenin üzerindeki mesafeye sipariş edilirse, bu alışverişin, işi pratikte gerçekleştirmeye kıyasla çevreye olan etkisi azalıyor. Eğer nakliyat hava yolu ile yapılırsa, alışverişin karbon ayak izi üç katına kadar artıyor. Ürünlerin karışık dağıtım yapısı ve fazladan paketlenmesi gibi etkenler de internetten alışverişin olumsuz taraflarından. Ayrıca alınacak ürün, yürünecek mesafede ise, internetten alışverişin çevreye olan etkisi kat ve kat artıyor. Ancak internetten alışverişin olumlu tarafları da var. Alışveriş yapılacak ürünün çok uzak bir mesafede bulunması, sadece istenilen ürünün alınması, veri merkezlerinin ve ürünün nakliyatının sürdürülebilir yönetmeler ile yapılması buna örnek olarak verilebilir.

41 MERDİVENLERDEN ÇIKIN Asansör yerine merdiven kullanmanız hem sağlığınız için yararlıdır hem de ciddi oranda elektrik tasarrufu sağlar. Özellikle plaza ve gökdelen gibi yapılarda bir asansör ortalama olarak günde en az kat dolaşıyor. Bu yüzden asansörü çağırmadan bir kez daha düşünün. Asansör yerine merdiven kullanmanız hem sağlığınız için yararlıdır hem de ciddi oranda elektrik tasarrufu sağlar. Özellikle plaza ve gökdelen gibi yapılarda bir asansör ortalama olarak günde en az kat dolaşıyor. Bu yüzden asansörü çağırmadan bir kez daha düşünün. Çıkmak zor gelse bile inişlerde merdiveni kullanın, atmosfere salgılayacağınız karbondioksit emisyonlarınız azaltın. Bir yıl boyunca günde birkaç kez asansöre binmek bir plazma televizyonu iki gün aralıksız çalıştırmak kadar aynı düzeyde elektrik tüketiyor. Elektrik yerine kalori yakın. Günde dakika tempolu bir biçimde merdiven çıkmak bile sizlere 300 kalori yağ yaktıracaktır ki bu aşağı yukarı 1 saat yürümeye eş değerdir.

42 Temiz ve yaşanılabilir bir çevre ayrıcalık değildir, insanların en doğal bir hakkıdır!

43 TEŞEKKÜRLER


"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İklim değişikliğini şu anda tam olarak yaşıyoruz; sıcaklıklar yükseliyor, yağış modelleri kayıyor, buzullar eriyor ve küresel ortalama." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları