Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TANIMI Meydanda oynanmasından dolayı bu adı almıştır. Çevresinde seyircilerin oturduğu bir alanda oyuncuların belli bir metne dayanmadan doğaçlama oynandığı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TANIMI Meydanda oynanmasından dolayı bu adı almıştır. Çevresinde seyircilerin oturduğu bir alanda oyuncuların belli bir metne dayanmadan doğaçlama oynandığı."— Sunum transkripti:

1

2 TANIMI Meydanda oynanmasından dolayı bu adı almıştır. Çevresinde seyircilerin oturduğu bir alanda oyuncuların belli bir metne dayanmadan doğaçlama oynandığı geleneksel Türk gösteri sanatıdır. Meydan oyunu, kol oyunu, taklit oyunu, zuhuri kolu vb. adları vardır.

3 TARİHÇESİ Oyunun ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir. Ancak 19. yüzyılın ikinci yarısıyla 20. yüzyılın ilk 25 yılında klasik biçimini almıştır. Önceki yıllarda taklide, müziğe, muhavereye (konuşmaya), dansa ve harekete bağlı oyunlar oynanırdı.19. yüzyılda birleşerek ortaoyununu oluşturmuşlardır. Ortaoyununun en parlak dönemi Abdülaziz devrindedir( ).

4 BÖLÜMLERİ Her oyunda aynı olan 4 bölümden oluşur. Giriş Muhavere Fasıl Bitiş

5 GİRİŞ BÖLÜMÜ Zurnanın Pişekar havasını çalmasından sonra elindeki şakşakla palangaya giren Pişekar, seyirciyi selamlar ve zurnacıyla karşılıklı konuşarak oyunun adını duyurur..

6 (Büyücü Hoca Oyunu’ndan) “Pişekar:efendim cümleten sefalar getirdiniz. (zurnacıya dönerek)Aman benim pehlivanım!Bu da hesap değil! Zurnacı:buyur benim şahbazım.Nedir hesabın? Pişekar:burnunu ye kasabın… ”Büyücü Hoca’nın taklidini aldım.Çal da oyunumuz başlasın. Tenezzülen teşrif buyuran zevat-ı muhtereme zevkyab olsunlar

7 MUHAVERE BÖLÜMÜ Zurnacının çaldığı kavuklu havasından sonra, kavuklu palangaya girer Arkasından kavuklu arkası gelir. Muhavere bölümü arz bar ve tekerleme olarak 2’ye ayrılır.

8 Arz Bar Tekerleme MUHAVERE Arz bar bölümünde kavuklu ve kavuklu arkası birbiriyle çekişerek konuşurlar.Birbirlerine kin duyduklarını açıklarken seyirciyi de oyunun baş kişileri konusunda bilgi edinmiş olurlar. Tekerleme bölümünde kavuklunun söylediği bir tekerleme ile başlar. Sonra kavuklu inanılmayacak bir olay anlatır.Bu arada Pişekar, kimi kez anladığını belirten yanıtlar verir, kimi kez sorular sorarak açıklanmasını ister. Daha sonra kavuklunun anlattıklarının uydurma ya da düşsel olduğu anlaşılır.

9 FASIL BÖLÜMÜ Tekerlemeden sonra gelen fasıl bölümünde, Pişekar’ın aracılığıyla ev ya da dükkan kiralayan kavuklu, sürekli meydanda kalarak, sırasıyla girip çıkan Zenne, Çelebi, Kayserili, Rum, Acem, Laz gibi taklit tipleriyle çene yarıştırır.

10 BİTİŞ BÖLÜMÜ Pişekar, kimi oyunda bu bölümde oyunun bittiğini, kimi oyunlarda da bir sonraki oyunun adını ve yerini bildirir. Temenna ile seyircileri selamladıktan sonra, öteki oyuncularla birlikte palangadan çıkarken zurna, Ey Gaziler,İzmir Marşı gibi havalardan birini çalarlar.

11 Pişekar - Aman birader, hamam olmayınca senin dükkan katiyen işlemez, sen de başının çaresine bak. Kavuklu- İsmail başımın çaresini gene sen bulacaksın. Haydi yürü de başka bir iş tedarik edelim. Pişekar - Birader artık gelecek pazara vereceğimiz ne güzel bir oyunda bu işi hallederiz... Efendim her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. Teşriflerinizle ihya buyurduğunuz bizler büyük şükranlarımızı sunarak önümüzdeki pazara Kadıköy Kuşdili Palangasında verilecek "Gülme Komşuna Gelir Başına" isimli oyunumuzun fevkaladeliğini arz ederek teşriflerinizi rica ederim. ÖRNEK

12 ÜSLUP Tiyatroda iki temel üslup vardır : 1-Göstermeci ya da yanıltmasız üslup 2-Benzetmeci ya da yanıltmalı üslup.

13 GÖSTERMECİ TİYATRO Göstermeci/yanıltmasız" tiyatroda, gösterilen oyunun bir oyun, oyuncunun oyuncu, oyun yerinin de oyun yeri olduğu; bunların, herhangi bir yanıltma ile, gerçek sanılmaması gerektiği sezdirilir. Sözgelimi, oyun yeri olarak seçilen avlu, meydan, sokak herhangi bir dekorla kapatılıp başka bir kılığa sokulmaz; işi biten oyuncular seyircinin gözünden saklanmazlar, oyun yerinin bir yanına çekilip otururlar. Oyun sırasında, zaman zaman seyirciye de seslenirler; yani, bu yoldaki tiyatroda seyirciyi yanıltma yoluna gidilmez. Oyuncular, temsil ettikleri kişilere benzemeye, bir takım duyguları yaşatmaya çalışmaz, o kişileri ve duyguları "gösterir"ler.

14 BENZETMECİ TİYATRO Gösterilen oyunun oyun, oyuncunun oyuncu, sahnenin sahne olmayıp gerçek olduğu sanısı uyandırılmaya çalışılır. Sözgelimi, sahneler dekor, ışık vb. ile gerçeğe benzetilir; oyuncular, karşılarında seyirci yokmuş gibi davranırlar, işleri bitince sahneden çekilir ve seyircide uyandırdıkları hayali bozmamaya uğraşırlar. Yani, bu yoldaki tiyatroda her şey gerçeğe benzetilerek seyirciyi yanıltma yoluna gidilir.

15 Öyleyse orta oyunu Göstermeci tiyatro çeşididir.

16 KOSTÜM Pişekar’ın kostümü Dört dilimli (kırmızı, mavi,sarı ve siyah renkli) bir başlık, mavi ya da sarı çuhadan, siyah kürkle süslü bir cübbe ve çakşır giyer.

17 Kavuklu’nun kostümü Dilimli ve sarıklı bir kavuk,kırmızı çuhadan bir kaftan giyer. KOSTÜM

18 DEKOR Ortaoyununda dekor yoktur. Bunun yerine dükkan adı verilen 68 cm. yüksekliğindeki iki kanatlı kafes bir paravana ile yeni dünya adı verilen ortalama 1.5 m yüksekliğinde 2,3 veya 4 kanatlı bir paravana vardır. Dükkan Kavuklu’nun Pişekar’ın aracılığıyla tuttuğu iş yerini temsil eder. Yeni dünya ise kiralanacak ev, hamam vb. binaları simgeler.

19 SAHNE Ortaoyunu, çevresine daire ya da oval biçimde ve aralıklı olarak çakılan kazıklara ip gerilerek seyirciden ayrılmış palanga adı verilen bir meydanda oynanır.

20 DİL Metinler; söylenilen sözlerin yanlış anlaşılması ile komik bir anlatımın oluşmasına bağlıdır. Ters anlama "Ters anlama", bir tarafın söylediği bir söze onun kastettiği anlama en uzak taraftan yanıt verme tekniğidir. Aslında bu teknik büyük ölçüde sözcüklerin çok anlamlılığı üzerine kurulmuştur. İzleyici, ters anlamanın, o kişinin anlayışsızlığından değil, aksine zekasından, doğru anlamanın pek de işine gelmediğinden kaynaklandığını bilir.

21 DİL Anlamadan anlamış gibi görünme tekniği Anlamadan anlamış gibi görünme tekniği: Karagöz ya da Kavuklu gibi halkı temsil eden ve toplumca kaba-saba, cahil gibi görünen tiplerin bu görüntülerini yüzeyde onaylar gibi yaparak alttan alta diğerleriyle alay etmelerini sağlayan bir kelime oyunu yöntemidir. Bu yöntem, ya bir kelimeye başka bir anlam yüklemeye ya da sözcüklerin ses benzerliklerinden yararlanmaya dayanmaktadır.Bu söz oyunlarının bir söyleşmede üst üste kullanılması o diyalogu içinden çıkılmaz bir hale getirirken gülmeceyi artıran bir unsura dönüşür.

22 Hacivat : Yürük Beste, Aksak Semai bilir misin? Karagöz : Ha! Sağır saka, topal bekçiyi bilirim, onlar bizim mahallededir. Havicat : Değil efendim, yani muradım : Türk aksağı, Nev-zemin. Karagöz : Ahbabımdır Hacivat. Hacivat : Kim? Karagöz : Galata'daki Kürkçü Emin. ÖRNEK

23 MÜZİK Her orta oyunu tipinin kendisine has, belli bir makamda bir bestesi vardır ve oyuncu meydana gelmeden önce o beste çalınır. Örnek: Pişekar müziği

24 TOPLUMDAKİ İŞLERİ Oyuncuların çoğunlukla ortaoyunundan farklı olarak işleri vardır.

25 METİN VE GELENEK İLİŞKİSİ Masallardaki tekerleme geleneğine uygun olarak ortaoyununun başında ve sonunda tekerleme vardır. Belirli bir metne bağlı olunmadığından sözlü edebiyat döneminin özelliklerini gösterir.Yani doğaçlama(tuluat) olarak oynanır. Halk dili kullanıldığından halk edebiyatının özelliğini gösterir. Halk tiyatrosu geleneğine bağlıdır.

26 ÜNLÜ ORTAOYUNU YAZARLARI Hayali MEMDUH - Karagöz’ün Divaneliği Mustafa RENA – Çifte Cadılar 1945 S. Nusret GERÇEK – Türk Teması Hayali Küçük Ali – Karagöz Fuat KÖPRÜLÜ – Türkçelerde Halk Hikayeciliğine ait bazı meddahlar 1925 Türkiyat Mecmuası

27 TİPLER

28 PİŞEKÂR ar bütün aktörlerle muhavere halindedir. Oyunun sonuna kadar bütün aktörlerle muhavere halindedir. Pişekar Karagöz Oyunu’ndaki Hacivat’ın karşılığıdır. Pişekar Karagöz Oyunu’ndaki Hacivat’ın karşılığıdır. Pişekar, orta oyunu temsillerinde, saz heyetinin Pişekar havası çalmasından sonra ve bütün oyunculardan önce meydana gelir. Pişekar, orta oyunu temsillerinde, saz heyetinin Pişekar havası çalmasından sonra ve bütün oyunculardan önce meydana gelir. Hali vakti yerinde,bilgili orta sınıfın temsilcisidir.Alaycı bir İstanbullu olarak yansır. Hali vakti yerinde,bilgili orta sınıfın temsilcisidir.Alaycı bir İstanbullu olarak yansır. Herkesin huyuna göre konuşmasını, yüze gülmesini bilen, içten pazarlıklı, arabulucu, kavgaları yatıştıran, dargınları buluşturan, ölçülü, ağırbaşlı, her kalıba girebilen, işine gelince dilini tutmasını bilen esnek bir kişiliğe sahiptir. Herkesin huyuna göre konuşmasını, yüze gülmesini bilen, içten pazarlıklı, arabulucu, kavgaları yatıştıran, dargınları buluşturan, ölçülü, ağırbaşlı, her kalıba girebilen, işine gelince dilini tutmasını bilen esnek bir kişiliğe sahiptir.

29 KAVUKLU Kavuklu Karagöz Oyunu’ndaki Karagöz’ün karşılığıdır. Kavuklu, dobra ve patavatsız bir tip olduğu ve sıra ile meydana gelen taklitlere gereği gibi davranmasını bilmediğinden, çok defa bunlarla arasında, tartışma, kavga ve hatta dövüş bile olur. Dışa dönük, iç tepkilerini hemen açığa vuran, olduğundan başka gözükmeye çalışmayan bir karakter özelliğine sahiptir. Ters anlama,anlamamazlıktan gelme,anlamadan anlamış görünme, benzetme gibi söz oyunlarında ustadır.

30 KAVUKLU Çedik pabuç üzerine giyilen arkasız terliği sektirmek, düşecekken toparlanmak, kavuğu düşürmeden oynatmak ve sonra başı süratle hareket ettirerek eski haline getirmek ve benzeri hareket ustalıkları ile bu ana rol büyük bir irtical kabiliyeti, nüktedanlık, vücuda ait hareketler bakımından çeviklik gerektirir.

31 ARNAVUT Bu taklit, orta oyunundaki asli tiplerden biridir. Adı genellikle "Bayram Ağa"dır. Genellikle celep, bazen de bahçıvan olur. Kendisine iyi davranıldığı zaman uysaldır. Öfkelendiği kazan ise, hemen silahına sarılır, çok olağan bir şeyden bahsediyormuş gibi, karşısındakine kendisini öldüreceğini söyler. Cahil fakat dürüsttür.

32 ÇELEBİ Daima son derece terbiyeli, nazik, ince zevk sahibi ve şıktır. Epeyce okumuşluğu vardır ve güzel bir İstanbul Türkçesi ile konuşur. Çelebi tipi, mirasyediliği, kişizadeliği, züppeliği ve çapkınlığı ile ticari bir "zamane" tipi olarak, yaşadığı devrin gençliğinden bir zümrenin temsilcisidir.

33 YAHUDİ Yahudi; elinde bir mukaddes kitap, Tevrat olduğu halde meydana gelir. Bir süre okur, üfler sallanır. Yahudi; daima eskici, kuyumcu, veya sarraf olur. " denilmekle Yahudi, sessiz sedasız geldiği meydanda, Kavuklu ile karşılaşınca birdenbire sinsi bir saldırganlık takınır; Kavuklu'ya, "nasıl olup da, adam gibi lakırdı söyleyebildiğini" sorar. Kavuklu; "Ben adam değil miyim?!" cevabını verince, "Nerde bu bolluk be kuzun?!" diyerek alay eder. Güya dili dönmediği için Kavuklu'ya, "kabuklu" demekte direnir.

34 CÜCE VEYA KAMBUR Bu aktör, Kavuklu ile beraber ve onun arkasından yürüyerek meydana geldiği için kendisine "Kavuklu arkası" denir. Bazen "Kavuklu'nun oğlu", bazen Kavuklu'nun yardımı ile çarşıdan alış veriş etmek üzere onunla birlikte sokağa çıkmış "bir komşu" hüviyetindedir. Kavuklu arkası, sadece dış görünüşü itibariyle sakat değil, aynı zamanda ilerlemiş yaşına rağmen çocuk kalmış, geri zekalı bir tip olarak tasvir olunur.

35 KAYSERİLİ "Kayserili" daima bir tüccardır; yağcı, yumurtacı, pastırma tüccarı, bakkal olur. Kayserili, etrafına karşı nazik olmak için hiçbir gayret göstermez, aksine en ufak sebepten hiddetlenip, ağzına geleni söyler. Taklitlerin meydandaki daimi muhatabı olduğundan Kavuklu, sık sık Kayserilinin hışmına uğrar.

36 ERMENİ Ermeni orta oyununda çok az rastlanan bir taklittir. Ermeni, bir asalet, bir görmüş geçirmişlik iddiası ile, bunu gizlemeye lüzum görmeksizin, etrafına tepeden bakan bir yaradılışta,kendini beğenmiş biri olarak tasavvur ediliyor.

37 DENYO Denyo, bir İstanbul mahallesinde halkın merhametine sığınmış, bunun karşılığında onlara küçük hizmetlerde bulunan bir meczup tipinden çok, mahallelinin acıma duygusu ve hoşgörürlüğü karşısında bu hisleri istismar edecek kadar şımarmış ve yüzsüzleşmiş, küfürbaz, küstah ve arsız bir mahalle çocuğudur.

38 ZENNE Zenneler kadın kılığına girmiş erkek oyunculardır.

39 RUMELİLİ Rumeliliye "muhacir" de denilir. Bir Rumeli türküsü söyleyerek meydana çıkar. Daima "pehlivan" ve nadiren de "arabacı" olur.

40 KÜLHANBEYİ Kabadayılığa özenen bir "Tulumbacı" tipinin taklididir. Mani okuyarak meydana gelir. Oyun içinde de aklına estikçe mani okur.

41 RUM Karagöz ve orta oyuncularının argosunda, Rum-Frenk taklidine Balama denir. Balama, "polka" oynayarak oyuna girer. Bir müddet yalnız dans eder, sonra Kavuklu ile oynar.

42 HAZIRLAYAN DÜZENLEYEN VE DENETLEYEN EMİNE GÜL TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ

43


"TANIMI Meydanda oynanmasından dolayı bu adı almıştır. Çevresinde seyircilerin oturduğu bir alanda oyuncuların belli bir metne dayanmadan doğaçlama oynandığı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları