Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

● ● Yaşamayı sadece biyolojik (yeme – içme - cinsellik) olarak algılayanlar, olaylar karşısında “bana ne” veya “sana ne” diyerek kolaycılığa kaçarlar…

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "● ● Yaşamayı sadece biyolojik (yeme – içme - cinsellik) olarak algılayanlar, olaylar karşısında “bana ne” veya “sana ne” diyerek kolaycılığa kaçarlar…"— Sunum transkripti:

1

2 ● ● Yaşamayı sadece biyolojik (yeme – içme - cinsellik) olarak algılayanlar, olaylar karşısında “bana ne” veya “sana ne” diyerek kolaycılığa kaçarlar… ● ● “Bana ne” kaçışının arka planında “Karışırsam bana zarar verebilirler” korkusu vardır. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” sözleri, bu korkunun bir ifadesidir… ● ● Birine “sana ne” demek, “Sen taraf olma ki yaptıklarım yanıma kâr kalsın” demektir… Kısacası “ön kesmek”tir… ● ● Günlük hayatımızda küçük ayrıntılar gibi görünen “bana ne/sana ne” davranışlarının temelinde cahillik; arkasında, insanlığın daimi düşmanı şeytanın gayreti vardır. Çünkü; O, “insan yanlış yapsın” istemektedir.

3 Y Yaşadığım şehirde; “Çayırbağı Suyu” denilen memba suyu, özel döşenmiş borularla “Tatlı Su Çeşmesi” denilen sokak çeşmelerine taşınır. Vatandaş bu suyu bidonlarla evine taşır ve içme / çay suyu olarak kullanır. Kaynağı itibariyle debisi çok az olan bu su kıymetlidir ve her mahallede yoktur. Bir gün 18 yaşlarında üç gencin çeşmeye hortum takarak otomobillerini yıkadıklarını gördüm. “Bana ne” diyemezdim... Yanlışlığı dile getirdiğimde “sana ne” dediler. Israrım sonunda “haydi öbür çeşmeye gidelim” dediler ve gittiler. Bu milletin çocukları ne hale gelmiş? Namazın ön şartı abdestli olmaktır. Abdest alırken bile “Abdest alırken bile suyun israfını yasaklayan yasaklayan” bir dinin müntesipleri (mensupları) nasıl olur da tatlı su çeşmesinde araç yıkar? ● ● Tatlı su çeşmesindeki suyu amacı dışında tüketmek (örnek olarak araba yıkamak) bu su üzerinde hakkı olanların haklarını çalmaktır. Yani bir tür “ kul hakkı”nı gasptır... ● ● Tatlı su çeşmesinde araba yıkayanlar, şehirdeki tüm insanlarla tek tek helâlleşmelidir. 1

4 ● ● Fidan dikeceğimiz yerde mevcutları yok edersek çevremizde ağaç kalmaz. ● ● Yeşilliğin olmadığı yerde “ekolojik denge” bozulur. ● ● Başkalarının faydalanacağı yeşili yok etmek, onların hayat haklarına tecavüzdür. Yani bir tür “ kul hakkı”nı gasptır... 2 Şehrin içinde otomobilimle hareket halinde iken belediye işçilerinin yol kenarlarına “ağaç fidanları” dikmekte olduğunu gördüm. “Fırça sapı kalınlığındaki bu fidanların belim kalınlığında ağaç olduklarını görebilecek miyim” diye düşünürken, yolun uç taraflarında bir gencin fidanın birini kırdığını gördüm. “Belli ki kendine oyun için sopa yapacak, sonra da atacak...” “Bana ne” demedim, durdum. Gence yaptığı işin yanlış olduğunu anlatmak isterken, pişkince “sana ne” dedi. “Bu ağaç hepimizin malı” deyince de “Sen belediye misin?” dedi ve koşarak uzaklaştı… Kıyametin koptuğunu görüyor olsanız dahi, elinizdeki fidanı dikin “Kıyametin koptuğunu görüyor olsanız dahi, elinizdeki fidanı dikin” diyen bir peygamberin ümmetinin çocukları, nasıl olur da dikilmiş fidanı kırar?

5 ● ● Beton, yapısı gereği (bilhassa sıcak havalarda) priz süresince suya ihtiyaç duyar. Beton sulanmazsa “yanar” ( bozulur). ● ● Bozuk betonun aşınmaya karşı direnci azdır; yani, kullanma ömrü kısadır. Bu da milli servetin boşa gitmesi, “hakların gasbı” demektir. 3 Bizim sitenin bahçe duvarları ile yol arasında kalan bölüm (kaldırım), site tarafından yıllar önce beton ile kaplanmıştı. Karşımızdaki site ise, kaldırımlarını toprak dolgu olarak bıraktı... O kaldırım, yıllarca tozun ve çamurun kaynağı oldu... Bu durum belediye tarafından beton dökülünceye kadar devam etti... Dökülmüş (taze) betonu sulamak için gelen olmadı... “Beton bu sıcakta yanacak, bozulacak. Bahçe hortumum da karşı kaldırıma yetişmez ki... ” diye düşünürken karşı sitede oturan biri evinden hortum çekip özel otosunu yıkamaya başladı. “Bana ne” demeden sokağa çıktım. O şahsa kendimi tanıttıktan sonra “Arabanı yıkadıktan sonra evinin önündeki betonu” sular mısın?” dedim. Bana “sana ne” der gibi baktı ve “belediye sulasın” dedi. “Masraf olmasın, nasılsa bir gün belediye yapar” kurnazlığını gösterip betona para vermeyenler, belediyece dökülmüş betonu da sulamıyor... Sonra da “Bu beton bozuk” diye şikayet edecek, gıybet yapacak…

6 ● ● Yağ, sanayi tipi ilkel sobalarda yakılırsa yeterince yanmaz ve karbonunun önemli kısmını parçacıklar halinde havaya verir; yani, havayı kirletir. ● ● Havada asılı kalan bu kimyasal parçacıklar teneffüs edenlerin ciğerine girer ve orada kalır. ● ● Havayı kirletenlere müdahale edenlere, kimsenin “sana ne” deme hakkı olamaz... Çünkü, havayı kirletmek bir tür “ kul hakkı”nı gasptır... 4 Otomobilimin motor yağını değiştirtmek için sanayideyim... Sıramı bekliyorum... Tamirhanenin içinde olmama rağmen hava oldukça soğuk... Isınmak için sobanın yanına gidiyorum... Tamirhanenin çırağı elindeki teneke kova ile yanıma geldi ve “Abi biraz çekil, sobayı güçlendireceğim” dedi ve sobanın üst kapağını açıp içine kullanılmış motor yağı döktü. Soba bir anda “harladı” ve içerdeki yağ kokusuna bir de yoğun duman kokusu eklendi... Yağın bedava olması veya herkesin “yağ yakması” yapılan hatayı meşrulaştırmaz. “Bana ne” demeden tamirhane sahibine yapılan işin yanlışlığını dile getirdim. Müşterisini kaybetmemek için olmalı ki “sana ne” demedi. Pişkince “Yağ bedava, sanayide herkes yağ yakar” dedi...

7 ● ● Camiyi “buzhane”ye çevirmek, fazladan elektrik enerjisi tüketmek demektir ki, bu tüketim israftır ve “israf haramdır”. Camide yapılması onu meşrulaştırmaz. ● ● Bedelini başkalarının da ödediği enerjiyi israf etmek, bir tür “ kul hakkı”nı gasptır... 5 Emekli olmanın getirdiği serbestlikle, vaktimin bir kısmını eşimin doğum yeri olan Ege’deki bir sahil köyünde (yazlıkta) geçiriyorum... Küçük de olsa köyde bir caminin ve kadrolu imamın olması büyük avantaj. Cami küçük olmasına rağmen; üç adet kliması, bir tavan vantilatörü ve ön safa yönlendirilmiş üç adet ayaklı vantilatörü var ve teravih namazı boyunca tüm hızlarıyla çalışıyorlar… Cami değil sanki buzhane… Fahri müezzin, uzaktan kumanda yanında olmasına rağmen, klimayı daha düşük seviyeye indirmeyi düşünmüyor… İmam cemaatin lideridir. Lider, yanlışlığın peşinden gitmediği gibi, yanlış yapanları uyaran, sorunlara çözüm üreten kişidir. Aksi durum söz konusu ise; imam konumunu, cemaat ise Müslümanlığını sorgulamalıdır. Namazdan sonra “bana ne” demeden genç imama yaklaştım ve “çözüm” bulmasını istedim… Cevap: “Cemaat böyle istiyor.”

8 ● ● Atıklar çöp bidonu gibi yerlerde toplanırsa, belediyenin atıkları alıp götürmesi daha ekonomik olur. ● ● Atıklarını yola atarak, Belediyenin atık toplama işini pahalandıranlar, kentin ortak parasını israf etmiş olurlar. Bu bir tür “hemşehri hakkı”nı gasptır… 6 Arabamla şehir içinde hareket halindeyim. Yeni tanıştığım birini bir adrese götürüyorum… Yolcum kullandığı kağıt mendili dışarı atmak için camı açmamı isteyince “Paspasın üzerine atıver” dedim. Kağıdı yere atarken paspasın üzerindeki diğer kağıt parçalarını görmüş olmalı ki “Arabanın içi çöplük olmuş” dedi… sana ne Kendisine “Araçta oluşan atıkları dışarı değil içeri atar ve arada bir çöp bidonu önünde durup temizlik yaparım. Böylece sokağı kirletmiyorum” dediğimde; “Sokağın temizliğinden sana ne” dedi… İnsanımız dışarıya çöp atmadığı gibi, çöp atanlara müdahale etse, çevremiz bu kadar pis olmazdı. “Bana ne” diyenler çevrenin pisliğinden şikayetçi olmamalı… Çöp içinde yaşamayı kabul edenler ise, insanlıktan bahsetmemeli… Bunları söyleyen yetişkin biri olunca insan ister istemez üzülüyor. Yine de “bana ne” demeden “Temizlik imanın yarısıymış” diyerek nasihate başladım…

9 ● ● Doğrunun, yanlışın ne olduğu öğretilmemiş bir çocuğun ahlâk dışı davranışları, bize olmasa bile çocuklara zarar verir. ● ● Komşu çocuğunun küfür öğrenerek uğrayacağı zarar (komşuluk hukuku açısından) bizi ilgilendirir “bana ne” denilemez. 7 Bir Pazar günü evimin açık penceresinden sokağı seyrediyorum. Mahallenin çocukları tatil gününü fırsat bilip toplanmışlar ve top oynuyorlar. Çocuktur, oyunu sever… Bazıları top oynamakta daha başarılı. İlerleyen zaman içinde takımın biri açık sayı farkıyla öne geçti… Yenik takım “oyunu bırakır artık” diye düşünürken, birden kavga etmeye başladılar… “Çocuklar yapmayın” demeye kalmadan biri diğerlerine “küfretmeye” başladı… Komşunun çocuğunun yaramazlığı, haylazlığı müdahale gerektirmez, çocuktur zamanla geçer… Ancak, aynı çocuğun hırsızlığı, küfürbazlığı karşısında “bana ne” denilemez, müdahale gerekir… Çocuğun ailesi de “sana ne” diyemez… “Bana ne” demeyip küfreden çocuğu muhatap alarak seslendim. Çocuk bana dönerek “sana ne” demez mi… Demek ki aileyi bütün olarak ele almak gerekiyor…

10 ● ● Sözlere, tavırlara, davranışlara, eylemlere karşı “doğruysa doğru” diyerek desteklemek, “yanlışa yanlış” diyerek düzeltmeye çalışmak “insani bir davranış”tır… ● ● Komşu evdeki yangına “bana ne” dersek, ateş bize de ulaşabilir… Yangın küçükken söndürülmezse büyüyünce daha da kontrol dışı kalır ve bize de zarar verir… Not: Zamanı doğru kullanmak adına bu kadar örnekle yetiniyorum.

11 Müslüman ebedi ikinci hayatını bu kısa dünya hayatı için feda etmemeli. Bunun için: “Ne yapması gerekiyorsa yapmalı ve ne yapmaması gerekiyorsa yapmamalıdır.”

12 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle...


"● ● Yaşamayı sadece biyolojik (yeme – içme - cinsellik) olarak algılayanlar, olaylar karşısında “bana ne” veya “sana ne” diyerek kolaycılığa kaçarlar…" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları