Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

PROF. DR. HÜSEYIN GAZI TOPDEMİR Osmanlı Rönesans’ının Mimarlarından Piri Reis.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "PROF. DR. HÜSEYIN GAZI TOPDEMİR Osmanlı Rönesans’ının Mimarlarından Piri Reis."— Sunum transkripti:

1 PROF. DR. HÜSEYIN GAZI TOPDEMİR Osmanlı Rönesans’ının Mimarlarından Piri Reis

2 Piri Muhyiddin Reis Tam adı Piri Muhyiddîn İbn Hacı Mehmed olan, Piri Reis ( ) eşsiz bir kartograf, deniz bilimci ve Osmanlı Devleti’nin denizcilik tarihinde izler bırakmış bir kaptandır. 15. yüzyılda Osmanlıların Akdeniz’i bir Türk gölü haline getirmelerini sağlayanlardan biri olması dikkate değerdir. Dönemin gemicilik bakımından önemli olan ve Osmanlıların deniz üslerinden biri konumunda bulunan Gelibolu’da doğan Piri Reis, Kaptan-ı Derya olan amcası Kemal Reis ile daha çocuk denecek yaşta, birçok denizi dolaşma fırsatı buldu. Bu yüzden çocukluğu su içinde geçen Piri Reis, İspanya’nın baskısından kaçan Müslümanların Endülüs’ten Kuzey Afrika sahillerine taşınması başta olmak üzere çok sayıda sefere katıldı. Bu seferler Piri Reis için sadece yerine getirilmesi gereken birer görev olmanın yanında, aynı zamanda ileride yazacağı kitap ve çizeceği haritalar için de eşine az rastlanır bilgi kaynakları niteliğindeydi. Denizcilik ve denizler hakkında eşsiz bilgiler kazandığı bu dönemden sonra hayat bulan yapıtlarıyla hem denizcileri hem de Dünyanın henüz keşfedilmemiş bölgeleri hakkında Osmanlı yöneticilerini bilgilendirmiş ve denizlerdeki Osmanlı varlığını kalıcı hale getirmiştir.

3 Piri Reis’in Hayatı 1511’de amcasının vefatı üzerine iki yıl boyunca denizlerden uzak duran Piri Reis, bu süreyi denizcilik tarihinin seçkinleri arasına girecek olan yapıtlarını hazırlamakla geçirmiştir. Gelibolu’da bulunduğu sıralarda, Yavuz Sultan Selim, Mısır’a sefer düzenlemiş, sefere denizden takviye sağlamak için İskenderiye’ye giden filoya kadırgasıyla Piri Reis de katılmıştır. Özellikle kadim bilgeliğin önemli merkezlerinden biri olan İskenderiye’yi ele geçirmek için büyük yararlılık gösterince, Sultanın dikkatini çekmiş ve bu yakınlaşmanın sağladığı fırsatla önceden hazırlamış olduğu bir haritayı Sultana sunmuştur. Bugün elimizde sadece bir parçası bulunan haritanın diğer yarısını Yavuz Sultan Selim’in parçaladığı sanılmaktadır. Muhtemelen Yavuz, dünya haritasının sadece İslam ülkelerinin yer aldığı kısmını kullanmış, Amerika kıtasının yer aldığı ve elimizde bulunan diğer kısmını ciddiye almamıştır.

4 Birinci Dünya Haritası Piri Reis bu seferin ardından tekrar Gelibolu’ya dönmüş ve Akdeniz’de gemicilerin seyahatlerini kolaylaştıracak bilgilerin yer aldığı Denizcilik Kitabı’nı (Kitab-ı Bahriye) hazırlamıştır. Denizcilerin başucu kitabı olan Kitâb-ı Bahriye’nin asıl tanınır hale gelmesi Piri Reis’in 1524’te İbrahim Paşa ile tanışmasıyla olmuştur. Bu tarihlerde Mısır’da çıkan isyanı bastırmak üzere İbrahim Paşa görevlendiriliyor. İbrahim Paşa’nın emrinde Piri Reis de var. Yolda fırtınaya yakalanıyorlar ve Rodos’a sığınmak zorunda kalıyorlar. Uzun süren bekleyiş sırasında İbrahim Paşa ile Piri Reis arasında dostluk kuruluyor. Yolculuk sırasında Piri Reis’in sürekli bazı notlara baktığını fark eden İbrahim Paşa, bunların ne olduğunu soruyor. O da denizlerde rahat yolculuk yapabilmek için tuttuğu notlar olduğunu söylüyor. İbrahim Paşa’nın teşviki ve desteğiyle, Piri Reis, kitabını gözden geçirerek yeniden düzenliyor ve Kanunî Sultan Süleyman’a sunuyor.

5 Birinci Dünya Haritası Dünya haritasının ve Kitâb-ı Bahriye’nin devletçe kabul edilmesi doğal olarak Piri Reis’in devlet adamları nazarında önemli hale gelmesine yol açmıştır. Gördüğü takdir Piri Reis’in bir coğrafya bilgini, büyük bir denizci olarak tanınmasına ve nihayet Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryası olmasına yol açtı. Böylece başlayan devlet görevi, 1554’te büyük ölçüde siyasi bir komplo niteliği taşıyan Mısır valisinin Kanuni’yi kışkırtmasıyla, idam edilene kadar sürdü. İdam edildiğinde Hint Donanması Kaptanlığı görevindeydi. Piri Reis’in denizcilik tarihi bakımından önemli üç yapıtı vardır:

6 Birinci Dünya Haritası 1929 yılında Topkapı Sarayı'nda bulunan bir harita parçası üzerindeki notlar okunduğunda, bunun Piri Reis’in 1513 yılında çizdiği ve 1517’de Mısır’da Sultan Selim’e ( ) sunduğu haritanın bir parçası olduğu anlaşılmıştır. Piri Reis haritasının elimizdeki bu mevcut kısmında, Atlas Okyanusu’nun iki yakasını ihtiva edecek şekilde, Batı Afrika kıyıları, Asor, Kanarya ve Yeşilburun takımadaları; Atlas Okyanusu, Güney Amerika ile Orta Amerika’nın bilinen kısımları, Florida ve Antiller yer almaktadır. Piri Reis haritasına çizimler yanında, başta kendi ismi olmak üzere ilgili yerlerin özelliklerini, ne zaman kim tarafından keşfedildiğini, kimlerden faydalandığını gösterecek şekilde çeşitli açıklamalar da eklemiştir.

7 Burada kimisi gerçek kimisi hayalî muhtelif insan ve hayvan resimleri de görülmektedir. Parşömen üzerine renkli çizilen harita, çeşitli bölgelere ayrılmış, her bölge ile ilgili bilgi verilmiş ve o bölgede yaşayan ve yetişen ilginç hayvan ve bitkilerin resimleri de çizilmiştir. Dağlar, nehirler, denizler, denizlerin kumlu sığ yerleri, görülmeyen kayalık yerleri gösterilmiştir. Bu notların en dikkat çekeni ise Amerika’nın keşfine ve kıyılarına ilişkin bilgilerin verildiği beşinci bölgedir. Birinci Dünya Haritası

8 Burada şunlar belirtilmektedir: “Burayı Kolomb adlı bir kâşif bulmuştur. Kolomb’un eline bir kitap geçmiş ve bu kitapta “eğer bir kimse Avrupa sahillerinden Batı’ya doğru giderse, zengin madenleri ve kıymetli taşları olan bir bölgeye ulaşır” denilmekteymiş. Kolomb bu kitabı alıp Cenevizlere gidiyor. Cenevizler dikkate almıyorlar. O zaman İspanya kralına baş vuruyor ve “bana iki gemi verirseniz, oraya gider ve size zengin madenler getiririm” diyor. İspanya kralı kabul ediyor. Kolomb o sahilleri buluyor ve geri dönüyor.” Birinci Dünya Haritası

9 Harita 87 cm boyunda, üst kısmı 63 cm, alt kısmı ise 41 cm genişliğindedir. Dokuz renk kullanılan ve o dönemde henüz keşfedilmemiş yerlerin boş bırakıldığı haritada enlem ve boylam çizgileri yoktur. Mesafeler Kuzey ve Güneydeki ikisi büyük beş pusula gülüyle ve milleri gösteren Yengeç ve Oğlak dönencelerine yakın olarak düzenlenmiş iki adet mesafe ölçeği yardımıyla belirlenmiştir. Ayrıca haritada dokuz gemi resmi ile sahillerdeki ve karadaki şehirleri, burçları, hayvanları ve yerli halkları gösteren çizimler yer almaktadır. Birinci Dünya Haritası Piri Reis haritayı yaparken 33 haritadan yararlanmıştır, ancak bunların 20’sinin kaynağı belli değildir. Belli olanlardan 8 tanesi Abbasi Halifesi Ebû Cafer Mansûr’un adıyla anılan Caferi haritalardır. 4’ü Portekizlilerin çizdiği haritalar, biri de Kolomb’un haritasıdır.

10 Birinci Dünya Haritası Kolomb’un çizdiği ilk Amerika haritası bugün kayıptır. Dolayısıyla Piri Reis’in bu haritası, bugün elde bulunan, Amerika’nın ilk haritasından yararlanılarak çizilmiş tek haritadır. Özellikle Amerika’ya yılları arasında dört seferi bulunan Kolomb’un haritasını kullanmış, onun üçüncü seferine katılıp daha sonra Kemal Reis’e esir düşmüş olan bir yardımcısının anlattıklarından faydalanmıştır. Hatta bu seyahatlerden öncesine ait bilgilere de ulaştığı anlaşılmaktadır. Nitekim Antilya’nın 1465 yılında keşfedildiğini bildirmektedir. Harita birçok açıdan mükemmel olmakla birlikte, çeşitli hatalar da içermektedir. Güney Amerika bir adalar topluluğu olarak gösterilmiştir. Antiller ve Küba ise kıta olarak gösterilmiştir.

11 Piri Reis 15 yıl sonra yine bir Dünya haritası çizmiştir. Bugün elimizde bulunan parçası Grönland, Kuzey ve Orta Amerika sahillerini gösteren kısmıdır. Ceylan derisi üzerine sekiz renkli hazırlanmış harita 68x69 boyutlarında olup, birinci haritaya göre daha özenli çizilmiştir. İncelemelerden tamamı 8 pafta olan bir haritanın bir paftası olduğu sonucuna varılmıştır. İkinci Dünya Haritası

12 Haritada dört rüzgârgülü ve iki adet mil ölçeği bulunmaktadır ve birinci haritadan daha büyük ölçekli hazırlanmıştır. Mevcut paftada Yengeç dönencesinin yer alması diğer paftalarda Ekvator çizgisinin ve Oğlak dönencesinin de çizilmiş olduğunu düşündürtmektedir. Bu haritada anlaşıldığı kadarıyla Piri Reis 15 yıl içerisindeki bütün keşifleri izlemiş, önceki haritasında bulunan hataları düzeltmiş ve boş bıraktığı yerleri tamamlamıştır. Birinci haritada kıta olarak belirtilen Küba ve Antiller artık ada olarak gösterilmiştir. İkinci Dünya Haritası

13 İki harita karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, Dünyada olup bitenlerin izlendiği görülmektedir. Piri Reis’in ve dolayısıyla da Osmanlı Devleti’nin o dönemde kendi içine kapalı olmadığının, sürekli Batı’da olup bitenlerin izlendiği açıkça anlaşılmaktadır. Piri Reis’in bu tutumu Osmanlı Devleti’nin güçlü bir devlet olmak için bilgiyi önemsediğinin ve Devlet büyürken bilginin ışığında büyümesine özen gösterildiğinin açık kanıtıdır. Dolayısıyla Piri Reis’in çalışmaları 16. yüzyılın seçkin çalışmalarıdır. Dünyayla eş zamanlı olması önemlidir. Çünkü Kolomb Amerika’ya vardığında, yeni bir kıta bulduğunu anlamamıştı. Doğu Asya sahillerine ulaştığını sanıyordu. Daha sonra Amerigo Vespuci gittiğinde oranın yeni bir kıta olduğunu anlıyor. Bir mektup yazarak durumu açıklıyor. Kıtaya da o yüzden Amerika deniliyor. Yeni kıtanın keşfedilmesi, dönemin Avrupa düşünce dünyasında yeni ve heyecan dolu bir süreci başlatmıştır. Denizcilik coğrafyası çok sık çalışılan bir alan haline gelmiştir. Piri Reis’in çalışmaları bu bakımdan da Avrupa ile eş zamanlı olarak ortaya çıkmış ve orada yapılanlara eşdeğer olması bakımından dikkat çekicidir. İkinci Dünya Haritası Amerigo Vespuci

14 Düzyazı ve kısmen şiir tarzında yazılmış iki nüshası bulunan Kitâb-ı Bahriye, Ege ve Akdeniz’in tam bir portulanıdır. İçerdiği haritalar gemicilere kolay kullanım sağlayan kitap ilk defa 1521’de yazılmıştır. Piri Reis bu çalışmayı Kemal Reis ve onun arkadaşlarıyla çıktıkları seferlerde edindiği deneyim ve duyduklarını değerlendirmek için yazdığını belirtmektedir. Yine kitapta yer alan açıklamalardan kitabın yazılış yöntemi hakkında da bilgi edinmek olanaklı olmaktadır. Buna göre önce açıklamalar yazılmış, daha sonra açıklamanın ait olduğu yerin planı ve haritası çizilmiştir. Kitaptaki betimlemeler ve açıklamalar Bozcaada’dan başlayarak yer almaktadır. Kitâb-ı Bahriye

15 Kitap İbrahim Paşa’nın tavsiyesiyle 1525’de genişletilerek yeniden hazırlanmış ve Kanuni’ye sunulmuştur. Manzum bir önsözle başlayıp, manzum bir sonuçla biten kitapta Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Çin deniziyle ilgili çok ayrıntılı bilgiler verilmiş, böylece denizcilerin rehber almadan seyahat etmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Kitâb-ı Bahriye Rodos Adası

16 Piri Reis, amcası Kemal Reis ve arkadaşlarıyla Akdeniz'de katıldığı seferlerde gördüğü yerleri bizzat kaydetmiş, ancak elde ettiği bu bilgileri, tek bir haritada göstermek imkânsız olduğu için, bir kitap haline getirme ihtiyacını duymuştur. Bir harita ve coğrafya kitabı olarak nitelendirilen yapıt, “derya âleminden ve mellâhlar (denizci) sanatından bir yadigâr” olmak üzere Gelibolu'da kaleme alınmıştır. Kitâb-ı Bahriye

17 Kitabın, her biri 84 sayfadan oluşan 23 bölüme ayrılmış, 972 beyitlik bir girişi vardır. Kitabın 209 bölümden oluşan düzyazı kısmında ise Sultaniye ve Kilitbahir kalelerinden başlayarak kuzey sahil boyunca Ege Denizi, Yunanistan, Adriyatik kıyıları, İtalya, Fransa ve İspanya’nın Akdeniz kıyıları, Kuzey Afrika, Mısır, Doğu Akdeniz kıyıları, Kıbrıs, Ege Denizi’nin Anadolu sahillerindeki ada, körfez ve limanlar ayrıntılı olarak tanıtılmaktadır. Ayrıca liman ve kıyıların su derinlikleri, demir atılacak yerleri, kıyı bitki örtüsü, içme suyu ve gemi inşaatına ait imkânlar ile insanlar, dinler ve hükümetler de etraflıca ele alınmıştır. Şehirlerin haritaları verilirken, önemli binaların resimlerine de yer verilmiştir. Kitâb-ı Bahriye

18 İçinde yer alan gemi çeşitleri ve denizcilik terminolojisi açısından da değerli olan Kitâb-ı Bahriye’nin kaynakları konusunda da çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Buna göre Akdeniz’de elden ele dolaşan bazı İtalyan, Katalan ve Portekiz portulanlarıyla 15. yüzyıl ortalarına ait İtalyan ada kitaplarının kullanılmış olabileceği ileri sürülmüştür. Böyle olsa bile kuşkusuz ki kitabın temel kaynağını Piri Reis’in kişisel ve başta amcası olmak üzere diğer denizcilerin deneyimleri oluşturmaktadır. Başta Kolomb’un haritası olmak üzere, yeni keşiflere ilişkin harita ve kitaplarla birlikte, eski kaynakları da kullanmış ve onları güncellemiştir. Piri Reis, bu kitabıyla henüz fethedilmemiş adalar hakkında da devleti bilgilendirmiş, Akdeniz’deki Osmanlı varlığının sürmesini kolaylaştırmış ve kalıcı hale getirmiştir. Kitâb-ı Bahriye

19 Osmanlılarda coğrafya çalışmaları, 19. yüzyıla kadar genelde iki ekol çerçevesinde yürütülmüştür: 1) Medresede yetişen bilginlerin temsil ettiği Doğu tarzı coğrafya ekolü. 2) Denizcilerin ve medrese çevresi dışındaki kişilerin temsil ettiği Batı Avrupa’daki kartoğrafya çalışmalarına ve keşiflere dayanan coğrafya ekolü. Bunlardan Doğu tarzı coğrafya ekolünün temelini İslam coğrafya geleneğine dayanan çalışmalar oluşturmakla birlikte, geniş kitlelere hitap eden eğlendirici ve edebî türdeki çeviri çalışmaları da yer almaktadır. Helenistik bilim mirasından etkilenen İslam coğrafya geleneğinin en önemli örneği Fatih’in emriyle Trabzonlu Amirutsez (öl. 1475) tarafından yapılan Ptolemaios’un Coğrafya’sının çevirisidir. Fatih ayrıca klasik İslam coğrafyacılarının eserlerinin de çoğaltılmasını sağlamıştır. 16. Yüzyılda Osmanlılarda Coğrafya

20 Osmanlılarda Batı tarzı coğrafyacılığın öncüsü ise Piri Reis’tir. Onun dışında Seydî Ali Reis ( ) ve Ali Macar Reis (16. yüzyıl) de bu ekolün temsilcilerindendir. Bununla birlikte 16. yüzyıl Doğu ve Batı coğrafya geleneklerinin yan yana bulunduğu bir dönemdir yıllarındaki Girit savaşları sırasında ise Batı tarzı coğrafya anlayışı ağırlık kazanmıştır. 17. yüzyılda Kâtip Çelebi, Doğu’da coğrafya konusunda yazılanların yetersiz olduğunu görmüş ve Batı haritacılık ve coğrafya kaynaklarını incelemiştir. Avrupalıların coğrafî bilgileri sayesinde dünya denizlerine hâkim olduklarını fark ederek Mercator’un ( ) Atlas Minor’unu Mehmed İhlâsî’nin yardımlarıyla Levâmî’ el-Nûr adıyla Türkçeye çevirmiş ve Doğu ve Batı kaynaklarından yararlanarak Cihannüma’yı yazmıştır. 16. Yüzyılda Osmanlılarda Coğrafya

21 15. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Avrupa ülkelerinin zenginliği deniz ticaretine dayanmıştı. Hatta Portekiz ve İspanya çoktan birer deniz imparatorluğu haline gelmeye başlamışlardı bile. Portekizli denizcilerin gayretleri sayesinde baharat ticaretindeki Venedik tekelini kırabilecek yeni bir deniz hattı oluşturulabilmişti. Portekizliler, denizlerde sağladıkları üstünlüğün yarattığı zenginliğin devam etmesi için gerekli teorik alt yapı çalışmalarını da ihmal etmemişlerdi. Denizciliğin kalbi olan haritacılığın geliştirilmesi için kraliyet destekli haritacılık akademileri kurmuşlardı. Osmanlı Rönesans’ı ve Piri Reis

22 Batı’da ortaya çıkan bu gelişmeleri Osmanlı Devleti’nde denizci, kaptan ve deniz coğrafyacısı Piri Reis’in yakından izlediği anlaşılmaktadır. Suda geçen hayatında aldığı riskleri sadece kahraman olmak için yapmış gözükmemektedir. Bilginin peşine düştüğü, bilginin ancak daha fazla bilgiyle doyurulacağını bilmektedir. O yüzden ilk haritada hakkında bilgi bulunmayan veya var olan bilgilerin güvenilir olmadığı yerleri imgesel, hayali anlatımlarla doldurmak yerine boş bırakmış, buna karşılık edindiği bilgiler ışığında İkinci Dünya Haritasında bu boş bırakılan yerleri doldurmuştur. Bu tam anlamıyla yenilikçi, aydınlanmacı ve bilimsellik boyutu yüksek bir tutumdur ve Piri Reis’e bu açıdan ayrıcalık kazandırmaktadır. Osmanlı Rönesans’ı ve Piri Reis

23 Yukarıda değinildiği üzere, Piri Reis’in yaşadığı dönem, deniz ticaretinin gözde olduğu bir dönemdi. Deniz yollarını ellerinde tutan ülkeler, başkalarının bilmedikleri deniz yollarını bilenler, Avrupa’nın en zengin ülkeleri olmuşlardı. Bu nedenle Kolomb ve diğer önemli seyyahların haritaları saklanmış ve kopya edilmelerine izin verilmemişti. Giderek denizin, coğrafyanın, yön bulmanın ve harita kullanmanın bilgisi değerli hale gelmişti. Akdeniz’i karış karış gezmiş olan Piri Reis, gemiciliği ve denizi yakından tanırken, aynı zamanda döneminin her türlü silahını kullanmayı, denizde çıkan savaşlarda gemilere komuta etmeyi ve taktik oluşturmayı da hakkıyla öğrenmişti. Kuşkusuz bir denizcinin ilk öğrenmesi gereken ise yön tayiniydi ve bu işin gerektirdiği trigonometri ve astronomi bilgisine de sahipti. Kısacası teorisi ve pratiği gelişmiş bir denizciydi. Osmanlı Rönesans’ı ve Piri Reis

24 Sonu ç Hayatı ve yukarıda değinilen çalışmaları dikkatle incelendiğinde, Navigasyon ve gemi hakimiyetinin olağanüstü olduğu görülen Piri Reis, geleneksel bilgiyle yetinmeyen, deneyime, gözleme ve araştırmaya meraklı bir denizciydi. Mısır seferinde Nil üzerinden giderken İskenderiye-Kahire arasını dikkatle incelediği, Kitâb-ı Bahriye’ye ayrıntılı bir Nil nehrinin ve kollarının haritasını çizmesi de bu durumun açık bir göstergesidir.

25 Sonu ç Piri Reis’in enlem ve boylam çizgilerine yer vermediği söylenen haritasında aslında Dünya’nın ölçeklendirilmiş olması dikkat çekicidir. Bir diğer nokta da çeşitli ölçeklerdeki haritaları tek ölçeğe indirgemesi ve karşılaştırma yoluyla tek bir eksiksiz harita oluşturabilmesidir. Piri Reis, açıkça efsanelerin, dogmaların ve boş inançların resmedildiği bir haritacılıktan, gözlemin, deneyimin ve geçmişin yaşanılmış gerçeklerine dayandırılmış bir haritacılığın kurulmasına ön ayak olmuştur. Yalnızca o tarihlerde bilinen yerleri tasvir etmesi, keşfedilmemiş yerleri boş bırakması ve daha da önemlisi bu yerler için efsaneler üretmek yerine, “bundan ötesi bilinmediğinden bu kadarı çizildi” demesi gerçek bir bilim ve düşün insanı olduğunun açık kanıtlarıdır.

26 Sonu ç Bir diğer nokta da şudur: 1517 yılında Mısır’ın fethi ve ardından Cezayir hâkimi Barbaros Hayreddin Paşa’nın Osmanlı tabiiyetine geçmesi, Cebelitarık’a kadar uzanan yerlerde Osmanlı kontrolünü sağlamıştı. Durum böyle olduğuna göre, o zamana kadar deniz kuvvetlerini sadece bir ikmal ve kara ordusunun yardımcı unsuru olarak kullanabilen Osmanlı Devleti bir anda nasıl kuvvetli ve kendisinden çekinilen bir deniz gücü haline gelebilmiştir? İşte bunu sağlayan unsurlardan biri Piri Reis’in haritacılığı ve denizciliğidir. Çünkü Akdeniz hâkimiyeti için sadece donanma hazırlamanın kâfi gelmediği, her kıyı ve bucağın sığınma, ikmal ve demirleme imkânlarının bilinmesi gerektiği açıktır. Piri Reis, Kitâb-ı Bahriye'de Osmanlı donan­masının nerede ikmal yapabileceği­ni, nereden su alıp hangi mevkilerde fırtınalardan saklanabileceğini, kıyıları ve bu yerlerin durumu hakkında stratejik bilgilere de yer vermektedir. Hangi limanın ne tür gemilerin yanaşabileceği nitelikte olduğunu ayrıntılı olarak vermiş olmasından dolayı, Osmanlı donanması mahallî faaliyetler yerine tüm Akdeniz’de dolaşmaya başlamıştır.

27 Sonu ç Piri Reis’in çalışmalarında gözlemlenen bir diğer dikkat çekici yön de geleneksel bilgilerden yararlanmasına karşın, eğer bir kıyı, liman, kent veya bir bölgeye ilişkin doğrudan bilgisi varsa, kaynaklarda yer alan bilgileri değil, gözlemlerini kullanmasıdır. Böylece otoriteye değil, aklına, duyularına ve araştırma merakına dayanmaktadır ve bu tutum bütünüyle Rönesans anlayışının bir sonucudur.

28 Teşekkür ederim…


"PROF. DR. HÜSEYIN GAZI TOPDEMİR Osmanlı Rönesans’ının Mimarlarından Piri Reis." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları