Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Güneş sisteminin merkezinde yer alan, en yakın yıldız, Dünya’dan ortalama 149.591.000 km uzaklıkta, 1,39 milyon km çapında, ışık saçan dev bir gaz küresi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Güneş sisteminin merkezinde yer alan, en yakın yıldız, Dünya’dan ortalama 149.591.000 km uzaklıkta, 1,39 milyon km çapında, ışık saçan dev bir gaz küresi."— Sunum transkripti:

1

2 Güneş sisteminin merkezinde yer alan, en yakın yıldız, Dünya’dan ortalama km uzaklıkta, 1,39 milyon km çapında, ışık saçan dev bir gaz küresi olan Güneş’in en önemli bileşeni hidrojendir yaklaşık % 5 oranında helyum ve daha ağır elementleri içerir. 1,99x10(33) erg/saniye hızıyla enerji üretir. Bu enerji, en çok, görünür ışın ve kızılaltı ışınım olarak uzaya yayılır ve Dünya’da yaşamın sürmesinin başlıca nedenidir

3 Güneş sisteminde, güneşe 58 milyon km mesafeyle en yakın ve km çap ile Plüton’dan sonraki en küçük gezegendir. Güneş çevresindeki dolanımını 48 km/sn hızla 88 günde tamamlayarak en hızlı dolanan gezegen konumundadır. Kendi ekseni çevresindeki dönme hızı son derece düşüktür ve Merkür’ün 1 günü yaklaşık 180 dünya gününe eşittir.

4 Venüs kütlesi ve boyutları bakımından neredeyse dünyanın ikizidir. Venüs’e dünyanın kız kardeşi de denir. Ünlü İngiliz fizikçi Maxell’in adının verildiği m yükseklikteki dağ hariç olmak üzere Venüs’ün tüm yüzey şekillerine bayan ismi verilmiştir. Güneşe 108 milyon km mesafeyle ikinci sırada yer alır ve güneş etrafındaki dolanımını 224 günde tamamlar. Çapı yaklaşık km (dünyanın km) ve kütlesi de dünyanın 0.81 katıdır.

5 Güneş sistemindeki en büyük gezegendir. Yaklaşık km çapa sahip olan Jüpiter’in kütlesi Yer’inkinin (Dünya) 318 katı, hacmi ise katıdır. Jüpiter’in bu devasa kütlesinin oluşturduğu kütle çekimi etkisi, güneş sistemindeki diğer gezegenler üzerinde önemli tedirginliklere yol açar. 4 tanesi 1610’da Galileo tarafından bulunmuş en az 16 uyduya sahip olan Jüpiter, güneş sisteminin küçük bir modeli gibidir.

6 Demir oksit nedeniyle kırmızı gezegen olarak adlandırılan Mars’a aynı zamanda dünyanın erkek kardeşi de denilmektedir. 228 milyon km mesafesi ile güneşe olan uzaklığı bakımından 4. Sırada yer alan Mars kırmızımsı görünümdedir. Güneşin etrafında eliptik bir eksende dolanan Mars, bir turunu 657 günde tamamlarken, kendi çevresini 24.5 saatte döner km çap ile dünyanın yarısı kadar bir büyüklüğe sahip olan Mars’ın ortalama yüzey sıcaklığı (- 40 oC) dir.

7 Satürn güneş sisteminde Jüpiter’den sonra en büyük gezegendir. Kütlesi Yer’inkinin 95 katı, hacmi ise yaklaşık 750 katıdır. En büyüğü Titan olmak üzere tümü buz yapılı 22 uydusu vardır ve Güneş sisteminde en fazla uyduya sahip olan gezegendir. Güneş sisteminde yoğunluğu sudan az olan tek gezegendir. Eğer Satürn’ü okyanus üzerine bırakabilseydik suya batmaz, yüzerdi. Gezegenin ekvator düzlemi, yörünge düzlemine göre 27o yatıktır. Bu nedenle gezegenin üzerinde mevsimsel değişiklikler olduğu düşünülmektedir. Gezegenin çevresinde ince, yassı ve birbirinden ayrı 7 halkadan oluşan bir dış halka sistemi vardır. Halkalar ancak birkaç yüz metre kalınlığındadır ve ekvator düzleminde sabit bir konumdadır. Halkalar değişik boyutlarda, birbirinden ayrı sayısız cisimden oluşur. Bu cisimlerin büyüklüğü ince toz zerresinden onlarca km çapındaki kütlelere kadar değişir.

8 Güneş sistemi'nin Güneş'e uzaklık açısından üçüncü sıradaki gezegeni. Üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek doğal gök cismidir. Katı ya da 'kaya' ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler grubuna adını vermiştir. Bu gezegen grubunun kütle ve hacim açısından en büyük üyesidir. Büyüklükte, Güneş sistemi'nin 9 gezegeni arasında gaz devlerinin büyük farkla arkasından gelerek beşinci sıraya yerleşir. Tek doğal uydusu Ay' dır.

9 Uranüs’ün kütlesi Yer’inkinin 15 katı, hacmi ise 67 katıdır. Uranüs’ün çevresinde ince, keskin hatlı ve koyu renkli 10 halkanın olduğu tespit edilmiştir. Halkaların tümü, yaklaşık 1 m çapında koyu renkli kaya benzeri parçalardan oluşmaktadır. Bunların yapısı henüz belirlenememiştir. Uranüs, kutbu güneşe bakacak şekilde tekerlek gibi döner. Böylece etrafındaki halkalarda dik olarak onunla birlikte döner. Uranüs’ün 21 uydusu bulunmaktadır. Satürn’den sonra en fazla uyduya sahip olan gezegendir. Beş büyük uydusunun (Miranda, Umbriel, Ariel, Oberon ve Titania) çapı 310 – 1600 km arasında değişir.

10 Neptün, varlığı keşfedilmeden önce matematiksel yöntemlerle orada olması gerektiği hesaplanan bir gezegendir. Neptün’ün kütlesi Yer’inkinin 17 katı, hacmi ise 57 katıdır. Yüzeyinde büyük bir kara leke vardır. 8 uyduya sahip olan Neptün, kendi ekseni etrafındaki bir dönüşünü 16 saate yapmaktadır. Yapılan çalışmalar çevresinde 5 halkanın bulunduğunu ve gezegenin manyetik alana sahip olduğunu göstermiştir. Jupiter ve Satürn gibi önemli bir iç ısıya sahip olduğu düşünülmektedir.

11 Güneş’den milyon km mesafesi ile en uzak gezegendir. Çapı yaklaşık 2,300 km olan Plüton, Dünya’nın uydusu olan Ay’dan bile küçüktür. Yoğunluğu çok düşük olan gezegenin yüzeyi metan donu ve buzundan oluşmuştur. Sıcaklığın –220 oC kadar olduğu gezegende atmosfer ya çok ince bir tabaka halindedir ya da hiç yoktur. Plüton’un farklı fiziksel özelikleri (kütlesi, büyüklüğü, eksenel dönme, yörünge dışmerkezliği ve eğiklik gibi) farklı bir evrim geçirdiğinin göstergesidir. Araştırmalar gezegenin eskiden Neptün’ün bir uydusu olduğunu ve sonradan bu sistemden ayrıldığını gösterir. Plüton’un Charon adında, kendisinin yarısı büyüklüğünde ve onda biri ağırlığında bir uydusu vardır.

12 Ay, Dünya’nın tek doğal uydusudur ve bazı özellikleri nedeniyle Güneş sisteminin değişik bir üyesidir km’lik çapıyla Dünya’nın dörtte biri büyüklüğündedir ve 81,3 kat daha hafiftir. Güneş sisteminde Ay’dan hem daha büyük, hem de daha ağır uydular bulunmasına karşın, Pluton’un yeni keşfedilen uydusu dışında hiçbiri, uydusu oldukları gezegenlerden yoğunluk ve hacim bakımından fazla farklı değildir. Dünya-Ay sistemi tam anlamıyla çift gezegen oluşturmaktadır.

13 Phobos Mars'ın iki uydusundan biridir.Mars'ın diğer uydusu Deimos'dan hem daha büyüktür, hem de Mars'a daha yakındır. Güneş Sistemi'ndeki tüm diğer uydular içinde gezegenine en yakın konumlanmış uydudur. Yörüngesi Mars yüzeyinden sadece 6000 km yüksekliktedir ve Güneş Sisteminin en küçük uydularından biridir

14 Deimos Mars gezegeninin bir uydusudur. İsim Yunanca "dehşet" anlamına gelmektedir yılında Asaph Hall tarafından keşfedilmiştir. Muhtemelen Mars'ın yörüngesi tarafından yakalanmış bir asteroiddir. Mars'a olan uzaklığı 20 bin km'dir ve gezegenin çevresinde bir turu yaklaşık 30 saatte tamamlar. Ortalama 13 km olan çapıyla Güneş Sistemi’nin en küçük uydularından biridir.

15 Jüpiter'in bilinen 63 adet doğal uydusu vardır. Bu uydular yörüngeleri, boyut ve fiziksel özellikleri, ve bu verilere göre tahmin edilebilecek oluşum mekanizmaları ile çok büyük çeşitlilik göstermektedir. Jüpiter'in, halkaları, manyetik alanı ve uyduları ile birlikte oluşturduğu ve küçük bir güneş sistemini andıran bu karmaşık yapı, Güneş sistemi'nin evrimini aydınlatabilecek çok sayıda ipuçları barındırmaktadır.

16 1787 yılında herschell tarafından bulgulanan Titania km.‘lik çapıyla Uranüs’ün en büyük uydusudur. Yüzeyi buz ve kayaçlarla kaplı olup yüzlerce kilometre uzunluğundaki çatlakların sıcak çekirdeğin aniden soğuması nedeniyle oluşturduğu sanılmaktadır. Gezegene olan uzaklığı km.’dir yılında lassel tarafından bulgulanılan Umbriel diğer Uranüs uyduları gibi yarı yarıya buz ve sert kayaçlardan oluşmuştur. Çok kraterli yüzeyi büyük bir olasılıkla oluşumundan bu yana hiç değişmemiştir. Umbriel’in yüzeyinde ariel ve titania’dan daha çok kratere rastlanır. Çapı km. olup gezegene uzaklığı km. ‘dir. Uranüs ün beş büyük uydusunun en küçüğü ve gezegene en yakın olanıdır yılında Kuiper tarafından bulgulanan Miranda yarı buz ve yarı sert kayaçlardan oluşmuştur. Çapı 500 km. kadardır. Yüzeyi krater ve derin yarıklarla doludur. Gezegene uzaklığı km dir yılında herschell tarafından bulgulanılan Oberon Uranüs’ün ikinci büyük uydusudur. Diğer uyduları gibi yüzeyi buz ve kayaçlarla kaplıdır. Yüzeyinde yüzlerce kilometre uzunluğundaki çatlakların dibinde bulunan koyu sıvıların kaynağı volkan aktiviteleridir. Çapı km. olup gezegenden uzaklığı km. ‘dir. Meteorik yapısı titana’ya çok benzemektedir. Uranüs un beş büyük uydusunun en parlak ve genç olanı olan Ariel 1851 yılında lassel tarafından bulgulanmıştır.diğer uydular gibi yarı yarıya buz ve sert kayaçlardan oluşmuştur. Yüzeyde yüzlerce km uzunluğunda derin vadiler bulunur.bu vadilerin dibi amonyak gibi sıvılarla düzleşmiştir.çapı km olup gezegene uzaklığı km kadardır

17 William Lassell, 1846 Ekim'inde yeni keşfedilen gezegen Neptün'ü gözlemliyordu. Neptün'ün bir halkası olduğu yolunda, daha geçen hafta yaptığı bir gözlemi doğrulamaya çalışıyordu. Ancak, bu sefer de Neptün'ün bir uydusu olduğunu keşfetti. Kısa zaman sonra Lassell, halkanın yeni teleskopundaki kırılma bozukluğunun bir sonucu olduğunu buldu, fakat yeni uydu Triton yerini korudu. Triton'un yukarıdaki görüntüsü, şimdiye kadar Triton'un yanından geçen tek uzay aracı olan Voyager 2 tarafından, 1989 yılında çekildi. Voyager 2, tuhaf bir yörüngesi ve dönüşü olan bu dünyada, büyüleyici bir yüzey, ince bir havayuvarı ve hatta buz yanardağlarına ait kanıtlar buldu. Alaycı bir biçimde, Voyager 2 de Neptün'ün etrafındaki ince ve eksiksiz halkaların varlığını doğruladı. Ancak bu halkalar, Lassell için oldukça görünmez olacaklardı!

18 Satürnün bilinen 47 doğal uydusu vardır. Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından doğrulanan uydulardan oluşan bu gruba ek olarak bir kez gözlendiği bildirilen ancak varlığı doğrulanmamış küçük uydular bulunmaktadır. Satürn'ün uyduları, yörüngeleri, boyut ve fiziksel özellikleri ve bu verilere göre tahmin edilebilecek oluşum mekanizmaları ve yaşam öyküleri açısından büyük bir çeşitlilik gösterirler. Satürn‘ün halkaları ve uyduları arasındaki karmaşık ilişki aydınlatılması gereken birçok ilginç noktayı barındırmaktadır.

19 Plüton ve uydusu Charon'un sanatçı gözünden çizimi. 76 yıl boyunca gezegen olarak tanımlanmış olan Plüton, 2006 yılında cüce gezegen olarak yeniden sınıflandırılmıştır. Cüce gezegen, Uluslararası Astronomi Birliği'nce (UAB) gezegenler konusunda, 24 Ağustos 2006 tarihinde yapılan yeni tanımlamada getirilmiş bir gökcismi kategorisidir. Bu tanım, şu an için yalnızca Güneş sistemi için geçerlidir. İngilizcesi Dwarf planet olan terim diğer dillerdeki terminolojiye göre uyarlanabilir. UAB'nin kabul ettiği kullanıma göre "cüce gezegen" kategorisi, "gezegen" kategorisinden ve bir diğer yeni kategori olan "küçük güneş sistemi cisimlerinden" (Small Solar-System Body - SSSB) farklıdır. Alınan karara göre bir cüce gezegen: Güneş çevresindeki bir yörüngede dolaşır. Sabit bir şekle sahip olmasına engel olabilecek güçleri alt edebilecek yeterlilikte bir kütle çekimine sahip olmasını sağlayacak bir kütle ve bundan ötürü hidrostatik denge (dairesele yakın) şekline sahip olmalıdır. Yörüngesinin çevresindeki "civarı temizlememiş" olmalıdır. Bir gezegenin veya başka bir yıldız harici cismin uydusu durumunda bulunmamalıdır. Gezegen tanımını cüce gezegen tanımından ayıran nokta, cüce gezegenlerin yörüngesinin civarını temizlememiş olmasıdır. Bu tanım Plüton'un gezegen yerine cüce gezegen olarak yeniden sınıflandırılmasına neden olmuştur, çünkü Plüton yörüngesinin civarını temizlememiştir (Kuiper kuşağı). Cüce gezegenler, geleneksel olarak diğer daha küçük gökcisimleriyle birlikte küçük gezegen olarak bilinirlerdi.

20 Ceres, Güneş Sisteminde en küçük cüce gezegendir. Ana asteroit kuşağında yer alır, Mars ile Jüpiter arasında en büyük cisimdir yılında İtalyan gökbilimci Giuseppe Piazzi tarafından bulunmuştur. Asteroitler arasında ilk keşfedilen olduğu için 1 numara ile adlandırılmıştır.

21 Palomar Gözlemevi merkezli keşif ekibi, NASA ve bazı basın organları tarafından Güneş sisteminin onuncu gezegeni olarak tanımlanmaktaydı. Uluslararası Astronomi Birliği, Ağustos 2006'da, Eris'in de durumunu netleştirecek olan, "gezegen" teriminin tanımını yayınladıktan sonra, gezegen olmadığına karar verildi. Onun yerine Plüton, uydusu Charon ve Sedna gibi gökcisimleriyle birlikte cüce gezegen sıfatını aldı. Basın tarafından Zeyna (Xena) adı yakıştırılan gökcismine bilim adamları "Eris" adını verdi. Kaliforniya Teknoloji Üniversitesi'nden Mike Brown başkanlığındaki ekip, Hubble uzay teleskopu ile Temmuz 2005'te Dünya'dan 15 milyar km ötede bir gezegen tespit ettiğini açıklamış ve gezegene gayriresmi olarak "Xena" (Zeyna) adını vermişti. Teleskop Zeyna'nın çapını km olarak ölçmüştür. Son gözlemlere göre Eris'in bir de uydusu bulunmaktadır. Eris'in yörüngesi, Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin yörüngesel düzlemine 45 derece eğik konumda bulunuyor. Bu eğim yüzünden 2005 yılına kadar gözlerden uzak kaldığı düşünülen Eris, Güneş'in çevresindeki turunu 560 yılda tamamlıyor.

22 Plato’nun bilinen tek uydusudur. 1978'de Jim Christy tarafından keşfedilene dek, Pluto ile bir arada verdikleri bulanık görüntünün tümüyle Pluto'ya ait olduğu sanılmış ve Pluto'nun boyutları hakkında yanlış tahminlerde bulunulmuştur. Charon mitolojide, ölüleri Acheron ırmağından geçirerek, yeraltı dünyasına (Hades'e) taşıyan kişidir. Charon ve Plato’nun Rotas Gezegenine oranla en büyük uydu olması nedeniyle, uydudan çok Pluto'yla birlikte, birbirleri etrafında dönen çift gezegen olarak değerlendirilirler. Çapı Pluto'nun yarısı kadar olmakla birlikte kütlesi ve çapı tam olarak bilinmemektedir.yonları bire bir senkrondur. Charon'un daima aynı yüzü Pluto'ya dönüktür. İlginç olan, Pluto'nun da her zaman aynı yüzünün Charon'a dönük olmasıdır. Bu konuda Güneş sistemindeki tek örnekdirler. Charonun bileşimi bilinmemekle birlikte, yoğunluğunun (2gm/cm3) düşük olması Satürn'ün buzlu uydularına benzediği, yüzeyinin su buzuyla kaplı olduğu sanılmaktadır. Bu yönüyle Pluto'dan farklıdır. Charon'un ay gibi, büyük bir çarpışma sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Bir atmosferi olduğu oldukça şüphelidir.

23 Yıldız yoğun ve ışık saçan bir plazma küresidir. Biraraya toplanan yıldızların oluşturduğu gökadalar görünür evrenin hâkimidir. Günışığı dahil olmak üzere Dünya üzerindeki erkenin (enerji) çoğunun kaynağı, bize en yakın yıldız olan Güneştir. Diğer yıldızlar, Güneş’in ışığı altında kalmadıkları zaman yani geceleri gökyüzünde görünürler. Yıldızların parlamasının nedeni çekirdeklerinde meydana gelen çekirdek kaynaşması (füzyon) tepkimelerinde açığa çıkan erkenin yıldızın içinden geçtikten sonra dış uzaya ışınım (radyasyon) ile yayılmasıdır. Yıldızlar olmasaydı, ne yaşam ne de öğelerin (element) büyük bir kısmı varolabilirdi. Yıldız gelişiminin ilk halkası, hidrojen, bir miktar helyum ve çok az miktarda daha ağır öğelerden oluşan ve içe doğru çökmeye başlayan bir madde bulutudur. Yıldız çekirdeği yeteri kadar yoğunlaştıktan sonra içinde bulunan hidrojenin bir kısmı sürekli olarak nükleer çekirdek kaynaşması tepkimesiyle helyuma çevrilir. Yıldızın geri kalan kısmı, açığa çıkan erkeyi, ışınım ve ısıyayım (konveksiyon) birleşimiyle çekirdekten uzağa taşır. Bu süreçler yıldızın kendi içine doğru çökmesini engeller ve erke, yıldız yüzeyinde bir yıldız rüzgârı yaratarak dış uzaya doğru ışınım yoluyla yayılır Çekirdekteki hidrojen yakıtı bittikten sonra, en azından Güneş’in kütlesinin beşte ikisi kadar bir kütleye sahip olan yıldız genişleyerek, daha ağır olan öğeler çekirdekte ya da çekirdeğin etrafında kabuk hâlinde kaynaşarak kırmızı dev hâline gelir. Daha sonra maddenin bir kısmı yıldızlararası ortama salınarak, ağır öğelerin daha yoğun olacağı yeni bir yıldız nesli yaratacak şekle dönüşür.

24 Güneş sisteminin diğer küçük cisimlerinin aksine, kuyrukluyıldızlar antik çağlardan beri bilinmektedir. Çin kayıtlarına göre Halley kuyrukluyıldızı MÖ 240 yılından beri tanınmaktadır yılı itibariyle 875 kuyrukluyıldız kataloglanmış ve yörüngeleri (kabaca da olsa) hesaplanmıştır. Bunlardan 184'ü periyodik kuyruklu yıldızdır (yörünge dönemleri 200 seneden azdır.) Mutlaka bunların dışında kalan pek çoğu da periyodik kuyrukluyıldızdır, ancak yörüngeleri yeterli hassasiyetle tanımlanamadığından kesinleştirmek mümkün olmamaktadır. Kuyruklu yıldızlar "kirli kartopu" ya da "buzlu çamur topu" olarak anılırlar. Buz (su ve donmuş gazlar) ve (bir nedenle güneş sisteminin oluşumu sırasında gezegenlerde yoğunlaşamamış) kozmik toz karışımından oluşurlar.

25 Kuiper kuşağı Neptün gezegeninin yörüngesi ile Plüton gezegeninden daha uzakta kalan gezegenimsilerin varolduğu bilinen alandır. Edgeworth-Kuiper Kuşağı adıyla da anılmaktadır. Hawaii'deki gökbilimciler 1992 yılında bu bölgede sayıları 1000'i bulan buzlu cisimlerin ilkini keşfetmişlerdir. Bu cisimlerin bir bölümü çok yığışık olup, çapları da yüzlerce kilometreyi bulabilmektedir. Kuiper kuşağı ile oort bulutunun da üst üste bindiği bugünkü varsayımlar arasında yer almaktadır. Kuiper kuşağında bulunan gök cisimlerinin birer gezegen olup olmadığı yönünde de büyük tartışmalar bulunmaktadır. Kuiper kuşağında şimdiye kadar 400 gezegensi göktaşı bulunmuştur. Bu kuşakta, çapı 100 km. ‘den büyük en az gökcismi olduğu varsayılmaktadır. Bu bölgeye Kuiper uçurumu adıda verilmektedir. Bu ismin verilmesinde ki neden ise kaya yoğunluğunun bu bölgede birdenbire azalmasından dolayıdır. NASA'nın Kuiper kuşağı ve Plüton'a doğru yol alacak olan New Horizon uzay aracı da 2006 yılının Ocak ayında fırlatılması planlanmıştır yılından önce Plüton'a ulaşamayacak olan uzay aracından gelecek bilgiler doğrultusunda bu bölge hakkında daha detaylı bilgileri ulaşılabileceği tahmin edilmektedir.

26 Oort bulutu güneşin etrafında dönen kuyrukluyıldızlar kümesidir. Bu kuyrukluyıldızların enberi ölçeği 5–50 AB (Astronomi birimi) ve enöte ölçeği ise – AB'dir (bu uzaklıkların hepsi güneş merkezlidir). Unutulmamalıdır ki enöte yörüngeleri Plüton’un yörüngesinin (ortalama 39 AB) çok ötesindedir. Güneşe en yakın yıldız Proxima Centauri AB uzakta olduğundan, bu kuyrukluyıldızların yörüngeleri yakınından geçtikleri yıldızlarla değiştirilebilirler. Bunun sonucu ya Güneş Dizgesi'ne doğru ya da yörüngeyi değiştiren yıldıza doğru yönelirler. Doğal olarak bu tür kuyrukluyıldızların yörüngeleri 'lerce yıl olabilir. Bu özelliklerinden dolayı Oort Bulutu, dönmüş kuyrukluyıldızların deposu olarak ta anılır. İlk 1932'de Ernst Opik böyle bir şeyin varlığından söz etmiştir. 1950'de Jan Hendrik Oort çok uzak bir gezegenden gelen kuyrukluyıldızlardan söz eder.

27


"Güneş sisteminin merkezinde yer alan, en yakın yıldız, Dünya’dan ortalama 149.591.000 km uzaklıkta, 1,39 milyon km çapında, ışık saçan dev bir gaz küresi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları