Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

NURULLAH ATAÇ. İÇİNDEKİLER  Hayatı  Edebi kişiliği  Şiir anlayışı  Denemeci yönü  Eserleri ve özetleri.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "NURULLAH ATAÇ. İÇİNDEKİLER  Hayatı  Edebi kişiliği  Şiir anlayışı  Denemeci yönü  Eserleri ve özetleri."— Sunum transkripti:

1 NURULLAH ATAÇ

2 İÇİNDEKİLER  Hayatı  Edebi kişiliği  Şiir anlayışı  Denemeci yönü  Eserleri ve özetleri

3 HAYATI  21 Ağustos 1898’de İstanbul Beylerbeyi'de doğdu.  Asıl ismi Ali Nurullah Ata’dır.Öğretmen Mehmet Ata Bey'in oğlu.  Türk edebiyatında modern anlamda deneme türünde ürün veren ilk yazardır.  İlkokuldan sonra 4 yıl Mekteb-i Sultani'de öğrenim gördü.

4  Öğrenimini tamamlamak ve Fransızca öğrenmek için İsviçre'ye gitti.  1919'da Türkiye'ye döndü. Sınava girerek Darülfünun öğretmeni oldu.  İstanbul'da Nişantaşı, Vefa, Üsküdar liseleri ile Adana Lisesi'nde Fransızca dersleri verdi.  Yazmaya Yahya Kemal Beyatlı'nın yönettiği Dergâh dergisinde yayınlanan şiir ve yazılarıyla başladı.

5  Daha sonra yalnızca deneme ve eleştiri türünde ürünler verdi ve çeviriler yaptı.  Eski Türk edebiyatı ile çağdaş Batı edebiyatını inceledi.  Yeni bir kültür, edebiyat ve dil arayışı içinde oldu.  Türkiye'de ulusal benliği koruyan bir Batılılaşma modeli uygulanmasını önerdi.

6  Kendi türettiği sözcükleri, devrik tümceleri ve kendine özgü biçemiyle dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı.  Batılılaşma, Divan şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda, kişisel yönü ağır basan yazılarındaki kuşkucu ve cesur tavrıyla pek çok genç yazarı etkiledi.  1957’de Ankara'da yaşamını yitirdi.

7 EDEBİ KİŞİLİĞİ  Dilde sadeleştirme ve özleştirme hareketinin savunucularındandır.  Türkçe'deki yabancı kelimeleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu vurgulamıştır.  Somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır.

8 • •Bu yol da, Ataç'a göre, Latince, Grekçe, Farsça, Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan kelimelerin Türkçeleştirilmesinden geçer:

9   Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar.   Söyleyim ben size; Bu uydurma sözünü, Türkçecilik akımına karşı bir silah diye kullanmaya kalkanlardan ne dediğini bilen, şöyle gerçekten düşünerek konuşan bir tek kişi tanımıyorum.   Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak.”

10  Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir.  Onu eleştirenler arasında Attila İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.  Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçeyi ve devrik cümleyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşakları da etkilemiştir.

11  “Oysaki ben, öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım.  Hepsi de ne dediklerini bilmez, kafalarına düşüncenin gölgesi bile girmemiş birer alıktır bana deli diyenler.  Öz Türkçeye özenişim de duygularımın etkisiyle değildir.  Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (akla uygun) yolun öz dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için o yolu buldum.”

12 ŞİİR ANLAYIŞI  Nurullah Ataç’ın şiir anlayışı hakkında bilgi sahibi olmamız için onun “Şiir ve Anlam” adlı yazmış olduğu denemesine bakmamız gerekir.  Nurullah Ataç bu denemesinde şu ifadeleri kullanmıştır.

13  Şiir üzerine tartışmalar, çekişmeler sürüp gidiyor. Bir bakımdan iyi bir şey; doğru, yanlış, hepsi de ilgiye değer birtakım düşünceler üzerinde durmamıza, kendimizin hangi yandan olduğumuzu, ne demek istediğimizi daha açıkça anlayıp anlatmağa çalışmamıza sebep oluyor.

14  Bir bakımdan araştırmamız ne olduğumuzu bilmediğimizden gelmez mi? İyice bilseydik, şiir dediğimiz zaman hepimizin anladığı bir şey olsaydı bu kadar çekişmezdik.  Hatta kendimizce şiirin ne olduğunu iyi bilsek gene bu kadar çekişmeyiz: karşımızdakilerin araştırdıkları bizim anladığımızdan büsbütün başka bir şeydir der geçeriz.

15  Şiiri sevmiyoruz demiyorum; seviyoruz, ama sevdiğimizin ne olduğunu pek bilmiyoruz. Şiiri seviyoruz; ama niçin sevdiğimizi söylemek, sevgimize sanki bir özür bulmak istiyoruz.  "Şiiri seviyorum da onun için seviyorum" deyip kesemiyoruz. Montaigne: "Ben onu severdim, çünkü o idi, ben de bendim" der... Biz şiiri öyle sevmiyoruz.

16  Doğrusu bu tartışmalarda bir kavga havası var: her söyleyen karşısındakileri yermek, kötülemek, dediklerini ille bozmak; hatta anlamamak istiyor.  Şiir sözü üzerinde anlaşamadığımız gibi tartışmaya karışılan öteki sözler üzerinde de, meselâ mana sözü üzerinde de anlaşamıyoruz. Mâna ne demektir? Onu bir çözümlemeğe, açıklamağa çalışmalıyız.

17  Şiiri, herhangi bir sanat eserini belki mânası için seviyoruz; belki bizim şekil dediğimiz mânadan başka bir şey değildir, ama o mâna, sanat eserinin sanat mânası, bizim her gün kullandığımız mâna sözünden büsbütün başkadır.

18  Nurullah Ataç şiir hakkında ne düşündüğünü kullandığı bu ifadelerle ortaya koymuştur.  Kısaca Nurullah Ataç’a göre şiir, mânası için sevdiğimiz, mâna olarak görülen, ama mânadan kasıt tercüme edilebilecek, başka kelimelerle anlatılabilecek bir şey değildir.

19 DENEMECİ YÖNÜ  Ataç, deneme denince hep ilk akla gelen isimlerden biri olmuştur.  Zevkle okunan hemen her denemesinde dikkatli, titiz, afacan ve asabi özelliklerle çıkar okurunun karşısına.  Savunduğunu çekinmeden, sonuna kadar götüren, kendisine takılmayı da seven, hatır gönül için doğruyu eğip bükmeyen bir yazar…

20  Hep güzeli arar ve basmakalıba hiç rağbet etmez.  Yeninin peşinde koşan, kültürlü bir denemedir.  Nurullah Ataç’ın deneme hakkında düşündükleri bu şekildedir.  Ancak bazı hususlarda takınmış olduğu birtakım tavırlar bazı yazarlar tarafından eleştirilmektedir.  Nurullah Ataç’ın eleştirildiği yön Türkçenin arılaştırılması konusundaki inadıdır.

21  Tanpınar, Ataç’ın ölümü üzerine “Edebiyat Üzerine Makaleler” adlı söyleşisinde kaleme almış olduğu bir yazıda şu ifadelere yer vermiştir:  “…en hâlis Türkçe kelimeleri dilden atmağa kalkması bir türlü anlayamadığım şeydir.  O, milletimizin dilini en iyi konuşan adamdı; bir klan dili ile konuşmağa kalkıştı.” der.  Tanpınar, kullandığı bu ifadelerle Ataç’ı eleştirmektedir ve Ataç’ın Türkçe kelimeleri daha da sadeleştirmeye çalışmıştır der.

22  Mustafa Mihman da Nurullah Ataç’ bu yönünden dolayı eleştirmektedir.  Ancak, Mustafa Mihman Ataç’ı eleştirmesine rağmen onun çok iyi bir denemeci olduğunu söyler.  Ataç’ın denemeleri için zevkle okuduğum titiz bir şekilde kaleme alınmış yazılardır der.  Ataç’ın denemelerini okumayan kişilerin fazla zaman kaybetmeden okumalarını tavsiye ediyor.

23 ESERLERİ VE ÖZETLERİ  Günlerin Getirdiği/Sözden Söze  Karalama Defteri  Ararken  Diyelim/Söz Arasında  Okuruma Mektuplar

24  Prospero ile Caliban  Söyleşiler  Günce I -II  Dergilerde

25 GÜNLERİN GETİRDİĞİ/SÖZDEN SÖZE  Nurullah Ataç'ın zevkle okuyacağınız bu denemeleri kırk yılı aşkın bir süre önce yazılmış, ama yine de tazeliklerini, diriliklerini yitirmemişlerdir.  "Günlerin Getirdiği" ile "Sözden Söze“ de Ataç'ın coşkuyla ve inançla kaleme aldığı, sorgulamayı hiç bırakmadığı konular, eleştiri oklarını sakınmadan yönelttiği edebiyatçılar var.

26 OKURUMA MEKTUPLAR  Yazar bu eserinde niçin bu başlığı kullandığı ile ilgili bilgiler vermektedir.  Hoşuna gittiği için bu ismi verdiğini belirtiyor.  Başlıktaki “okuruma” kelimesini niçin okurlarıma diye kullanmadığını açıklıyor.  Yazılarını herkesin tek kaldığı bir zamanda yahut kalabalık içinde de olsa insanların öznel bir şekilde yazılarını okuduğunu belirterek bu eserine bu ismi verdiğini söylüyor.

27  Yazar bu yazısında her türün aslında bir mektup olduğunu ileri sürüyor. Bunu da şu ifadeleri ile ortaya koymaktadır:  “Bir kere her yazı mektuptur. Şiir, hikaye olsun, deneme, eleştirme olsun, hepsi birer mektuptur.  Her yazı bir mektup olduğu gibi her resim, her ezgi, her yapı da birer mektuptur.  Kısacası yazar bu eserinde kullandığı başlık ve diğer türlerin aslında bir mektuptan ibaret olduğunu belirtmektedir.

28 GÜNCE 1-2  Ataç, bu yazısında yazarlara seslenmektedir.  Yazarların, öldükten sonra hakkında hemen yazı yazmalarını istemiyor.  Öldükten sonra hemen yazılmış olan yazıların yalan olduğunu belirtiyor.Bunu da şu ifadeleri ile dile getirmektedir:  “Öldüğümün ertesi günü yazı yazmasınlar benim için.

29  Hani 'X'i de kaybettik, şöyle yüksekti, böyle değerliydi.' diye ağıtlar yok mu? o sözlerin yalan olduğunu hepimiz biliriz.” diyor Ataç.  Bu yüzden öldükten 2 yıl sonra hakkında yazı yazılmasını söylüyor.  Bu zamanda yazılan yazıların geçek olduğunu yalan ifadelerden arındığını belirtiyor.

30  Prospero ile Caliban'da, aydınların (mutlu azınlığın) toplumdaki görevi, yazar ve toplum ilişkisi, gelenek, uygarlık gibi konularda bizi çerçevenin dışına çıkarak düşünmeye çağırıyor. PROSPERO İLE CALİBAN

31 DERGİLERDE  Nurullah Ataç'ın yılları arasında, o dönemde yayımlanan altmış dört dergide yer alan yazıları eleştirmek amacıyla yazdığı elli bir yazısı bulunmaktadır.  Yazılar bir yandan Nurullah Ataç'ın düşünce ufkunu sergilerken diğer yandan da dönemin edebiyat sorularını, sorunlarını, tartışmalarını ve ortamını gözler önüne sermektedir.

32 SÖYLEŞİLER  Edebiyatımızın huysuz oldu kadar “öğreten” kalemi Nurullah Ataç’ın 1941’den 1953’e kadar gazetelerde yazdığı doksan yazısı bulunmaktadır.  Hayatını Türk dilinin yabancı sözcüklerden arınmasına gelişmesine adayan Ataç, bu kitap da toplanan yazılarında yine sözünü sakınmadan sivri mi sivri diliyle bazen kendi kendine, bazen de yarattığı düşsel kişilerle konuşuyor.  Edebiyatın ve hayatın her alanında basmakalıp düşüncelere, tekdüzeliğe, mantıktan yoksun düşünme biçimine karşı çıkan Ataç, bu tavrını söyleşilerde de sürdürüyor.

33  Söyleşilerinin birinde şu ifadeleri kullanıyor Ataç:  “Bence halk da, yarı aydınlar gibi, ancak öteden beri bellediği güzellikleri, yani eski bir güzelin taklitlerini anlar.  Bunların büsbütün değersiz şeyler olduklarını söyleyemeyiz, onları ortaya koyanlar da bir ustalık gösterirler.

34  Ama bunlar eskiden beri var olan güzelliklerdir, gerçek sanatın amacı ise baba mirasına, geleneğe yeni değerler katmak, güzellik sınırlarını geliştirmektir.  İşte bu türlü eserleri, yarı aydınlar gibi, kalabalık kitleler, okurların çoğunluğu gibi, halk da hemen anlayıp alkışlayamaz.

35 ARARKEN  Nurullah Ataç üslup hakkındaki düşüncelerini bu eserinde şu sözlerle dile getirmiştir:  “Kaleminden çıkanı bir yol okumayan bir iki yerini düzeltmeyen yazarı pek sevmem: kendini beğenmiş bir adamdır; yanılabileceğini aklına getirmiyor demektir.  Öyle yazarların okurlarına da saygıları yoktur. Ama bir yazdıklarını bir daha, bir daha okuyan, bir türlü ellerinden bırakamayan, boyuna düzeltmek isteyen yazarlardan da hoşlanmam.

36  Yazdıklarını öyle uzun uzun çalışmakla güzelleştireceklerini sanırlar.  Oysaki üslûp, kişinin ta kendisi olduğuna göre, sonradan düzeltilemez, güzelleştirilemez, kalemden nasıl çıktıysa öyle kalır.  Eser, onun dilinde güzel olan, ölmiyecek yazı demekti. Kendisi daha sağdır, çoktandır sustu, belki gene yazar; ama onun o pek övdüğü eser'lerini artık okuyan kalmadı.

37  "Üslûp" diyorum, ama hiç sevmiyorum bu kelimeyi. Hem dilimize uymuyor, hem de bir ukalâlık hatıra getiriyor.  Yerine başka bir kelime bulamadım. Yakında o da çıkar gider dilimizden.”

38 DİYELİM/SÖZ ARASINDA  Nurullah Ataç bu eserinde:” Bugün de, öyle buyurdu gönlüm, kendimden açacağım. Önemimi söyleyeceğim. Ya! önemli bir kişiyim ben.  Divan şairlerimiz överler kendilerini, "fahriye" yazarlar överler, kasidelerine, gazellerine birer ikişer beyit sıkıştırıp överler.

39  Ben, ölümümden az sonra, belki de öldüğüm yıl içinde, unutuluveririm.  Olur, üç beş arkadaş, gönüldeş aralarında konuşurken anarlar beni, o başka, ama bir yazar olarak anılmam, öğretmenler öğrencilerine benim kitaplarımı okumalarını öğütlemezler.” diyerek düşüncelerini ifade etmiştir.


"NURULLAH ATAÇ. İÇİNDEKİLER  Hayatı  Edebi kişiliği  Şiir anlayışı  Denemeci yönü  Eserleri ve özetleri." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları