Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Gençlerle Sosyal Hizmet Dersi. Gençlik, bütün sosyolojik kurumların (Eğitim, Aile, Din, Ekonomi, Siyaset ) üzerinde durduğu ve ilgi alanı oluşturduğu.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Gençlerle Sosyal Hizmet Dersi. Gençlik, bütün sosyolojik kurumların (Eğitim, Aile, Din, Ekonomi, Siyaset ) üzerinde durduğu ve ilgi alanı oluşturduğu."— Sunum transkripti:

1 Gençlerle Sosyal Hizmet Dersi

2 Gençlik, bütün sosyolojik kurumların (Eğitim, Aile, Din, Ekonomi, Siyaset ) üzerinde durduğu ve ilgi alanı oluşturduğu bir popülasyondur.

3 Gençlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında bir geçiş dönemini kapsayan; yas grupları arasındaki ergenlik gelişmesi ve ilk gençlik donemi olarak devam eden biyolojik olarak genç denilen yas dilimindeki insanlardan olusmaktadır. Ancak gencliği sadece belli yaslar arasında kalan bir kitle olarak belirtemeyiz. Gençliği anlamak, tanımlamak ve gençlik sorunları ile ilgili çözümlemeler üretmek; bu tanımlamalara yeni, biyolojik referansların dışında bakmamızı gerekli kılmaktadır.

4 Sinanoğlu ve Turan'a göre genç; "toplumsal olarak kimlik edinme surecini yasayan ve henüz toplumsal rolü belirlenme aşamasındaki bireydir” "Gençlik cağı ergenlikle eriksin arasında yer alan cinsel olgunlaşma ve bedensel gelişme donemidir. Ruhsal bakımından çalkantılı, duygusal, iniş çıkışları çok, davranışların çelişkili olduğu bir çağdır.

5 Bazı psikologlar (Holl l904, Freud l936, Ericson l968) tarafından kabul gördüğü gibi, "gençlik; bocalama ve fırtınalar içinde gecen bir donemdir“ denilerek; insan ömrünün tümü içinde en önemli, hareketli ve enerjik bir donemi olduğu belirtilmektedir.

6 Toplumda kategorik bir ayırımı ifade eden gençlik, belki de en çok öğrenci statüsüyle karsımıza çıkmakta; bundan dolayı önemini belirginleştirmektedir. Aslında isçi, esnaf, koylu ve öğrenci gibi birçok öğeyi içinde taşıyan gençlik terimi; aynı zamanda kendine özgü sorunlar içermekte, bunlara da aile yapıları, cevre ve eğitim düzeylerinden kaynaklanan yetişme ve yetiştirilme bicim ve tarzları etki etmektedir.

7 Gençlik döneminde ruhsal acıdan sosyalizasyon (toplumsallaşma) sureci dışında kalındığı taktirde; gençlik yüksek idealler yerine, insanlara karışmaktan hoşlanmayan, çaresizlik içindeki psikolojik-ruhsal yapılarıyla kırıcılık, agresiflik, şiddet ve vahşet gibi örüntüler geliştirmekte siyasal ve sosyal entegrasyon patolojik mantık kurgularıyla cağın hastalığı biçimine dönüşebilmektedir.

8 gençliğin yetiştirilmesinde sadece okul ve aile kurumu eğitimi yetmemekte; onun çevresiyle birlikte eğitimi ve yaygın sosyalleştirilme surecini içermektedir. Örneğin; koy, mahalle, sokak gibi mekanlar ile kendiliğinden oluşan arkadaş grupları, kitap, gazete, televizyon, dergi gibi araçlar iletişim ve etkileşim boyutunu etkileyerek belli bir noktada eğitimlerine katkıda bulunmaktadır.

9 Günümüz toplumlarını etkileyen en önemli güçlerden birisini medya oluşturur (Giddens,2000; Çetinkaya,2005; Karacoşkun,2002). Sosyolojik açıdan medya dinleyici/izleyici üzerinde zihinsel, tutumsal ve davranışsal etkiler yaratmaktadır.

10 Medyanın önemli bir formu olan televizyon bireylerin davranışlarını şekillendirme, onlara çeşitli konularda model sunma, bilgi ve bilinç sağlama gibi konularda en çok dikkati çeken bir iletişim aracıdır (Dönmezer,1978; Batmaz ve Aksoy,1995;Giddens,2000; Çetinkaya,2005).

11 çağdaş toplumun yaygın bir kültürel formu olan popüler kültür ve kitle kültürü genelde medya vasıtasıyla, özelde de onun en yaygın şekli olan televizyon vasıtasıyla üretilip topluma yayılmaktadır. Günümüzde televizyonun toplum ve birey üzerindeki etkilerini araştırmayla ilgili bir başka konu da model alma veya modelleme davranışıdır. Modelleme, sosyal öğrenme kuramı içerisinde yer alan önemli bir öğrenme ilkesini oluşturur.

12 Sosyal öğrenme kuramı Albert Bandura (1977) tarafından ortaya atılmış ve geliştirilmiştir. Bandura’nın temel önermesi, “ biz diğerlerini gözlemleyerek öğreniriz” şeklinde ifade edilebilir. Sosyal öğrenme kuramına göre, insan kendi tecrübelerinden değil, başkalarının bilgi ve tecrübelerinden faydalanarak, onları taklit ederek öğrenir. Konuşmada, cinsiyet rollerinde, giyinmede, yemede-içmede ve başka birçok konuda örnek kişi ve davranışlar taklit edilir. Bu taklitlerde ödül ve ceza, takdir ve yerme önemli rol oynar.

13 İnsan davranışlarını açıklamaya yönelik olarak geliştirilen sosyal öğrenme kuramı özellikle kitle iletişim araçlarının izleyiciler üzerindeki etkisini açıklamada önemli olmuştur. Bandura (1977), çocukların ve yetişkinlerin televizyon filmlerinden ve bu filmlerdeki modellerden tutumlar, duygusal tepkiler ve yeni davran ış biçimleri elde ettiklerine dikkat çekmiştir.

14 Medya ve özellikle televizyon bağlamında modelleme, televizyon programlarında, özellikle dizi ve filmlerde başrol oyuncusu gibi önemli rolleri oynayan kişilik ve karakterlerin izleyiciler tarafından örnek alınması, o modele uygun davranış ve tutumların sergilenmesi ve modele benzeme çabası olarak tanımlanabilir. Modelleme, çocuk ve gençlerin sosyalleşmesi açısından önemlidir. Öğretici ve eğitici etkisi göz önüne alındığında televizyon sosyolojik açıdan bir sosyalleşme ajanı olarak kabul edilebilir.

15 Televizyon içerdiği çeşitli türden programlarla toplum üyeleri üzerinde ve özellikle çocuk ve gençler üzerinde daha güçlü bir sosyalleştirici etkide bulunmaktadır. Çocuk ve gençlerin sosyalleşmenin kritik evrelerinde bulunması bu konuda televizyonun etkisini daha artırmaktadır.

16 Yapılan araştırmalara göre (Uberos vd, 1998; Gidwani vd, 2002; Çetinkaya, 2005; Pellettieri, , çevrimiçi, Televizyon gençlerin sigara içme davranışını edinmelerinde, cinsellik konusunda olumlu ve olumsuz bilgilenmelerinde, suç ve şiddete yönelmelerinde etkilidir.

17 Gençlerin televizyon dizilerindeki kahramanları modellemeleri; davranış, düşünce ve biçim olarak bu kahramanlara benzemeye çalışmaları dikkat çekmektedir. Ülkemizde gençler televizyona yoğun ilgi göstermektedir. Özellikle ‘popstar’ türü yarışma ve eğlence programları, aksiyon filmleri, birbirine benzeyen dizi filmler, gençlerimizin ilgiyle izledikleri program türleridir

18 Bu programların sosyalleşme ve kişilik gelişimi sürecinin kritik döneminde bulunan gençleri birçok açıdan (tutum ve değerler edinme, davranış örüntüleri kazanma, rol modellerini gözlemleme, taklit etme… gibi) etkilediği ileri sürülebilir.

19 Model alma davranışı açısından konu değerlendirildiğinde, gençlerin %72’sinin (yaklaşık her üç gençten ikisinin) televizyon dizilerindeki belli karakterleri model aldıkları anlaşılmaktadır. Yerli dizilerdeki bu karakterler araştırma verilerine göre, liseli gençler için birer rol modeli oluşturmaktadır. Gençlerin daha çok olumlu özelliklere sahip (genel olarak fiziksel ve kişilik olarak) karakterleri modelledikleri ortaya çıkmıştır. Bu bulgu oldukça anlamlıdır. Televizyonun sosyalleştirici etkisi göz önüne alındığında ‘iyi’ karakterlerin örnek alınması ve beğenilmesi pedagojik ve istenilen bir davranıştır.

20 Ancak, karakterlerin ‘iyi’ olarak tanımlanmaları görelidir. Örneğin, Deli Yürek’teki Yusuf karakteri ve Yılan Hikayesi’ndeki Memoli karakteri cesaret, dürüstlük, doğruluk ve yurtseverlik gibi öğeler içermektedir. Bununla birlikte her iki karakter de silah kullanmaktadır. Sıra dışı bir polis olan Memoli’nin silah kullanması yasal ve meşrudur. Ama Yusuf’un silah kullanması yasa dışıdır. Yusuf’un silah kullanmasını meşrulaştıran mafya ile mücadelesidir. Ama sonuç olarak Yusuf kanun adamı değildir. Ortaya çıkan bu sonuç, medyanın sorun çözmede veya yaşam mücadelesinde silahı etkili bir araç olarak göstermesi açısından olumsuz bir etki olarak da değerlendirilebilir.

21 Genel olarak; erkek öğrenciler kız öğrencilere göre; ailede üye sayısı fazla olanlar az olanlara göre; aile gelir düzeyi düşük olan yüksek olanlara göre; ebeveyn eğitimi düşük olanlar yüksek olanlara göre ve kent çevresi okullarında yer alanlar kent merkezindekilere göre daha fazla oranlarda televizyondan model alma davranışında bulunmaktadırlar.

22 Zig Ziglar, “Olumsuz Bir Dünyada Olumlu Çocuklar Yetiştirmek” adlı eserinde; çocukla-gençle kurulması gerekli ilişkinin önemine değinmekte; motivasyonda kullanılan dilin secimi ve etkileşim boyutunda önemli bir rolünün olduğunu ileri sürmektedir. Bu nedenle basta aile, okul, medya ve tüm sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir. Konuya bu acıdan bakıldığında gençliğin yetiştirilmesi ve toplumsallaştırılması surecinde aile-okul-öğrenci işbirliğini sağlayabilecek önceliklerin belirlenmesi gerekmektedir.


"Gençlerle Sosyal Hizmet Dersi. Gençlik, bütün sosyolojik kurumların (Eğitim, Aile, Din, Ekonomi, Siyaset ) üzerinde durduğu ve ilgi alanı oluşturduğu." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları