Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

endokrin sistem 2hormonal iletişim Kontrol sistemleri Sinir sistemi Sinir sistemi Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Endokrin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "endokrin sistem 2hormonal iletişim Kontrol sistemleri Sinir sistemi Sinir sistemi Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Endokrin."— Sunum transkripti:

1

2 endokrin sistem 2hormonal iletişim Kontrol sistemleri Sinir sistemi Sinir sistemi Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Endokrin sistem Endokrin sistem Saniyelerden aylara kadar süren etki ve yanıt Saniyelerden aylara kadar süren etki ve yanıt

3 Endokrin Sistem Endokrin sistem, hormon adı verilen kimyasal aracıları salgılar. Hormon: İç salgı bezleri tarafından üretilen, kan dolaşımına salgılanan ve sadece hedef hücrelere etki yapabilen bileşiklere denir. Belirli doku hücrelerindeki biyokimyasal reaksiyonları, iç ve dış değişime göre düzenlemek için mesajcı denilen etkin kimyasalları sentezleyen ve bunları kan dolaşımına veren bez veya beze şeklindeki kimi organ ve dokuların tümüne endokrin sistem denir.

4 endokrin sistem 4hormonal iletişim Endokrin sistem Vücudun değişik bölümlerine dağılmış Vücudun değişik bölümlerine dağılmış Özelleşmiş hücrelerden oluşan Özelleşmiş hücrelerden oluşan Birden çok madde salgılayabilen Birden çok madde salgılayabilen Kendi içinde farklı bölümleri olan Kendi içinde farklı bölümleri olan Genellikle ürettikleri maddeleri kan dolaşımına veren Genellikle ürettikleri maddeleri kan dolaşımına veren

5 endokrin sistem 5hormonal iletişim Endokrin faaliyet alanları Büyüme gelişme Büyüme gelişme Üreme Üreme Davranış Davranış Enerji üretiminin kontrolü Enerji üretiminin kontrolü Metabolizma Metabolizma Çevreye adaptasyon Çevreye adaptasyon Vücut sıvılarının hacim ve bileşimlerinin kontrolü Vücut sıvılarının hacim ve bileşimlerinin kontrolü Sindirimin kontrolü Sindirimin kontrolü

6

7 Endokrin bezler Hipofiz bezi Tiroid bezi Paratiroid bezi Adrenal Bez Pankreasın Langerhans adacıkları Testis ve ovaryum cinsellik bezleri

8 Hormonların Sınıflandırılması Kimyasal yapıları bakımından; Steroid Hormonlar Aminler Polipeptide ve proteinler Etki biçimleri bakımından; Kinetik etkili hormonlar Metabolik etkili hormonlar Morfogenetik etkili hormonlar

9 endokrin sistem 9hormonal iletişim Steroid (lipid) hormonlar Kortizol Kortizol Aldosteron Aldosteron Östrojen Östrojen Progesteron Progesteron Testosteron Testosteron Depo edilmezler Depo edilmezler Sentezlendikleri molekül Sentezlendikleri molekül Kolesterol Kolesterol Reseptörleri Reseptörleri Sitoplazmada Sitoplazmada Etkileri Etkileri Çekirdekte Çekirdekte

10 endokrin sistem 10hormonal iletişim Protein ve polipeptid hormonlar Peptid ve polipeptid hormonlar Peptid ve polipeptid hormonlar GH GH ACTH ACTH TSH TSH Prolaktin Prolaktin FSH, LH FSH, LH ADH ADH Oksitosin Oksitosin Renin Renin İnsulin, glukagon İnsulin, glukagon Parathormon Parathormon Gastrin, sekretin Gastrin, sekretin Taşınmaları Taşınmaları Plazma, suda çözünürler Plazma, suda çözünürler Reseptörleri Reseptörleri Hücre zarında Hücre zarında

11 Hormon biosentezi ve salgısının kontrolü Hedef hücre ile endokrin bezi arasındaki iletişim sonucu ile sentezlenir. Bu iletişime geri bildirim (feedback) mekanızması adı verilir, Bu etki pozitif olabileceği gibi negatifte olabilir.

12 12 Hedef hücre… Endokrin hücre olabilir Endokrin hücre olabilir Yanıt olarak hormon salgılar Yanıt olarak hormon salgılar Salgı düzeyini değiştirir Salgı düzeyini değiştirir Doku hücresi olabilir Doku hücresi olabilir Metabolik olarak yanıt verir Metabolik olarak yanıt verir Enzim düzeyi Enzim düzeyi Protein sentez hızı Protein sentez hızı Enerji depolama- üretim düzeyi Enerji depolama- üretim düzeyi

13 Hormonların hücrede depo edilmesi ve salınması Hormonların çoğu hücre içinde membranla çevrilmiş ve kesecikler (veziküller) içine alınmıştır. Bazıları moleküler formda salınırlar.(steroidler) Peptid ve protein hormonlar, mRNA (mesajcı RNA) yoluyla ribozomlu endoplazmik retikulumda sentezlenir ve golgi kompleksine gelirler. Steroid hormonlar hücre menbranından difuzyon yoluyla salınırlar.

14 Hormon reseptörleri Reseptör, özel bir hücre ögesidir.sadece kendine özgü hormon bağlanabilir. Hormon reseptöre bağlandığı zaman etkisini gösterir. Hormon reseptörleri, hormonların bağlanacağı özel bölgeleri içeren proteindir.

15 Hipofiz bezi Birçok hormonun salgısını idare eden bir bezdir. Salgılarıyla diğer endokrin bezlerin çalışmasını düzenler. Hipatalamus ön ve arka lob olmak üzere iki bölümdür. Ön loba “adenohipofiz” arka loba ise “nörohipofiz” adı verilir.

16 Hipofiz Ön Lob Hormonları Büyüme Hormonu (Growth hormone): -Egzersiz büyüme hormonu salınımını arttırır, -Protein sentezinde, -Anabolik faaliyetlerde, -Kas-kemik-tendon-ligament gelişiminde, -Lipoliz'in uyarılmasında, -Glikolizis'in inhibisyonunda görev alır, -Antrene kimselerde artış çok değildir

17 Hipofiz Ön Lob Hormonları Prolaktin:Meme dokusunu süt yapımı için uyarır. -Egzersizin prolaktin düzeyine etkisi belirgin değildir, -Baskılandığı veya değişmediği şeklinde görüşler vardır, -Sporcunun sempatik aktivitesindeki değişiklikler ve diğer hormonların etkileri nedeniyle PRL inhibe olmaktadır, -Antrene kimselerde PRL düzeyleri sedanterlere göre daha düşük bulunmuştur, -Egzersizle indüklenen PRL bayan sporcuların ovarium fonksiyonlarının inhibisyonuna neden olarak menstruasyonda değişikliklere neden olur, -Egzersiz esnasında etkilenen PRL, egzersiz sonunu takip eden 45 dk içinde eski düzeylerine döner

18 Hipofiz Ön Lob Hormonları -Adrenokortikotropik Hormon (ACTH): Görevi, adrenal ve sürrenal bezler adı verilen böbrek üstü bazlerinin kortikal kısımlarından salgılanan hormonlarının salınımı ve kontrolü. -Egzersiz kortikotropin düzeylerini arttırır, -Yağ mobilizasyonunun artmasında, -Kortizol düzeylerinin artmasında, -Glukoz kullanımının arttırılmasında, -Mukavemetin artmasında görev alır, -Egzersiz boyunca antrene kişilerde ACTH düzeyleri artar.

19 Hipofiz Ön Lob Hormonları TSH (Tiroid Stimulan Hormon): Tiroid hormonlarının salgılanmasını kontrol eder, tiroit bezinin çalışmasını düzenler. -Egzersiz tiroid hormonları üzerine etkilidir, -Uzun süreli submaksimal egzersizlerde yağ asidi oksidasyununu arttırır, Sporcularda tiroid hormonlarının hem salgısı hem de artmıştır, -Hipertiroidi tablosu varmış gibi görünmesine rağmen bazal metabolizma hızı değişmez

20 Hipofiz Ön Lob Hormonları Testosteron, FSH (folikul stimulan hormon), LH(Luteinizan hormon): -FSH, ovum ve sperm hücrelerinin olgunlaşması ve gonadlarda seks hormonlarının üretimini düzenlerler. -LH;FSH ile aynı görevi üstlenir. LH,FSH ve prolaktin’e “gonadotropinler” denir. -Egzersizin bu hormonlar üzerine etkileri farklılık göstermektedir, -Erkeklerde mukavemet sporları bu hormonları kronik olarak etkiler, -Kişilere göre farklılık göstermesine rağmen iki yıldan daha fazla düzenli egzersiz yapan sporcularda bu hormonların serum düzeyleri artar, -Uzun süreli egzersiz yapan bayanlarda bu hormonların düzeylerinin değişmesi sikluslarının bozulmasına neden olur, -Bu hormonların değişiklikleri mestruel disfonksiyondan sorumludur

21 Hipofiz arka lop (Nörohipofi)hormonları Oksitosin: Meme dokusuna etki ederek süt salgısını uyarır, Süt üretimi için prolaktine, salınması için oksitosine ihtiyaç duyulur. Rahim(uterus) kaslarını uyararak kasılmaları sağlayarak doğumu kolaylaştırır. -Egzersizin akut yada kronik etkisi konusunda bir bilgiye rastlanılmamıştır

22 Hipofiz arka lop (Nörohipofi)hormonları ADH(Antidiüretik hormon):idrarla atılan su miktarını azaltarak vücutta suyun tutulumunu sağlar. -Vücut suyu az ( dehidrasyon)ise ADH salınımı artar, tersi durumda( hipertonik)ise azalır. -Antrene ve non-antrene kimselerin plazma düzeylerinde pek fark bulunmaz, -Anaerobik bitim(egzost) veya %65 yoğunluktaki egzersizlerde kan düzeyi değişmez, -Uzun süreli egzersizlerin kronik bir sonucu olarakADH düzeyleri azabilir, -Egzersiz genel olarak miktarını arttırır, -Antrene kimselerde bu artış daha azdır,

23 Tiroid Bezi Hormonları Boyunda bulunan iki parçalı bir bezdir. Tüm vücut hücrelerinin metabolizmasını etkileyerek enerji üretiminin ve metabolizmasının hızını ayarlar. En önemli hormonlar, Tiroksin (T4) ve tiriyodotrinin (T3)’dir.çocukların fiziksel ve mental gelişimleri için bu hormonlara ihtiyaç duyulur.

24 Adrenal Bez Hormonları I -Bu hormonlar sürrenal medulla ve korteks hormonlarıdır, Adrenal Korteks Hormonları 1)Minaralokortikoidler - Aldosteron (su tutar) 2)Glukortikoidler Kortizon - Hidrokortizon (kortizol) - kortikosteron Adrenal Medulla hormonları 1)epinefrin(adrenalin) 2)Norepinefrin (noradrenalin)

25 Adrenal bezi hormonları II Hafif egzersizlerde glukokortikoidler, duysal stres miktarını artırırken fizik stres azaltır, -Ağır egzersizler non-antrene kimselerin glukokortikoid düzeylerini arttırır, -Bitim(egzost) oluşturan egzersizler hem sedanter hem de sporcularda glukokortikoidlerin plazma düzeyleri yüksek miktarlara ulaşır, -Katekolaminler genel olarak kardiovasküler sistem ve metabolizma üzerinde farklı etkilere neden olurlar, -Antrene kimselerde adrenalin ve noradrenalin düzeyleri uzun süreli eforlar esnasında daha az artarlar, -Adrenalin düzeyi şiddetli egzersizlerde artar, -Noradrenalin miktarı ise, egzersizin süre ve yoğunluğu arttıkça artar,

26 Pankreas Hormonları Bu hormonlar insülin ve glukagondur Egzersiz esnasında insülin miktarı azalır Egzersiz insülin etkinliğini artırır, Kandan fazla glukozu uzaklaştırmak için daha az insüline ihtiyaç duyulur, Egzersizde insülin sekresyonu da azalır, Egzersizde glukagon düzeyi artar, Karaciğerden glukoz mobilizasyonu için gereklidir Egzersiz glukoz toleransını arttırır, Uzun süreli yatak istirahati glukoza toleransı azaltır,

27 Cinsiyet (seks) hormonları -Androjenler erkeklik özelliğini, östrojen ise kadınlık özelliğini kazandıran hormonlardır. -Egzersiz androjenlerin (testosteron ve androstenedion) sekresyonunu da etkiler, -Anabolizan etkiye sahiptirler, -Anabolizan etkileri nedeniyle doping maddesi olarak kullanılır, -Submaksimal egzersizler androjen düzeyini değiştirmez, -Uzamış yorucu egzersizlerde miktarı azalır, -Antrene kimselerde akut cevap yüksektir, -Antrenmansız kişilerde akut cevap düşüktür, -Over hormonlarından estradiol ve progesteron egzersize aynı testosteron gibi cevap verir, -Estrojen ve progesteron miktarları mens fazına ve egzersiz yoğunluğuna bağlı olarak artar,

28 Renin, Angiotensin, Aldosteron, Endorfin, Prostoglandinler: Hepsi de egzersiz yoğunluğuna bağlı olarak kan düzeyleri değişi -Renin ve angiotensin kardiovasküler hemostaz her durumda kan düzeyleri etkilenir -Beta endorfin düzeyleri, uzamış ve yoğun egzersizlerde plazma miktarları artar, -Egzersiz esnasında istirahat kan endorfin düzeylerinin beş misli kadar artabilir,

29 Renin, Angiotensin, Aldosteron, Endorfin, Prostoglandinler: -Eföri meydana getirirler, -Endorfinler egzersiz havasına da(execise high) neden olur, -Yorgunluk ağrı ve kararsızlığı azaltır, -Egzersize bağlı olarak amenore'ye neden olabilir, -Prostaglandinlerin bazı formları egzersiz ile artar, -Deri ve kas kan akımını arttırırlar, -Kalp debisini arttırır, -Yağ mobilizasyonunu azaltır, -İyon geçişini değiştirir,

30 SİNİR SİSTEMİ

31 Sinir sistemi; Hareket etme, konuşma ve vücudumuzdaki milyonlarca hücrenin koordineli bir şekilde çalışmasını sağlayan iç haberleşme yoludur Bu nedenle, sinir sistemi hemostasizin (iç denge) devam ettirilmesinde kritik bir rol oynar. Endokrin sistemle birlikte homeostasizi sağlamak Sinir uyarıları ile iç (organlar) ve dış (iskelet kasları) ortamda meydana gelen değişikliklere akut tepkinin oluşturulması

32 Reaksiyon sağlayan sistemlerin temel özellikleri Uyarılabilme Uyarılma sonucu oluşan sinyalin iletimi Canlının kendisi ile uyaran arasında ilişki kurması Uyarılmaya cevap verilmesi

33 SİNİR SİSTEMİNİN TEMEL FONKSİYONLARI 1. Vücut içi kosulların kontrol edilmesi (endokrin sistem ile birlikte), 2. İstemli hareketlerin kontrolü, 3. Omurilik (spinal kord) reflekslerinin programlanması, 4. Hafıza ve öğrenme için gerekli olan deneyimlerin özümsenmesi.

34

35 MSS Kontrol merkezidir Beyin ve omurilik Reseptörler aracılığı ile algılanan değişiklikler işlenir ve tepkiler oluşturulur

36 Parasempatik Sinir Sistemi AFFERENT : duyu sinirleri Reseptörler tarafından algılanan değişikliklerin MSS götüren hücrelerdir. EFFERENT : Motor sinirler MSS den çıkan uyarıları hedef dokuya götüren hücrelerdir.(motor Sinirler - Somatik: istemli iskelet kaslarını uyarır - Otonom: istem dışı. Düz kaslar, kalp kası ve salgı bezlerini uyarır. Sempatik Parasempatik Birbirine karşıt etki yapan iki bölüme ayrılırlar: Örneğin, sempatik beta sinirleri bronşları açar, parasempatik sinirlerse daraltır; sempatik sistem kalbi hızlandırır, parasempatik yavaşlatır vb.

37 İnsan sinir sistemi yaklaşık 1 trilyon sinir hücresi ve 15 katı kadar glia hücrelerinden oluşur Beynin yaklaşık %50 glia hücrelerinden oluşur. Miyelinli -miyelinsiz Hem dendritlere hem de aksona sinir lifi adı verilir, Miyelin kılıfı buyuk oranda lipid (yağ) ve proteinden olusur. Ranvier boğumlarında gerçekleşen iletiye “sıcrayıcı tarzda ileti” adı

38 Nöronların Sınıflandırması Tek kutuplu Nöronlar Hücre gövdesinden bir uzantı çıkaran nöronlar İki kutuplu nöronlar Bir dentrit ve bir akson çıkaran nöronlardır.

39 SİNAPS BAĞLANTILARI Bir sinir hücresinin aksonunun, diğer sinir hücresinin gövdesi veya dendritleriyle veya her hangi bir başka hücre membranı ile (özellikle kas hücresi) birleştiği yere sinaps denir. Sinaptik düğümler sinirle ilgili bir bilginin bir nörondan diğerine tasınmasını sağlar. Uyarıyı sinapsa getiren ilk noron presinaptik noron, diğeri ise postsinaptik noron adını alır.

40

41

42 BAZAL METABOLİZMA Hücrelerin canlı kalabilmesi için gerekli enerji miktarı

43 UYKUDAKİ METABOLİK HIZ UYANIKKEN BESİNLERİN ISI ETKİSİ GÜNLÜ.KİLOKALORİGÜNLÜ.KİLOKALORİ

44

45

46

47 ENERJİ SİSTEMLERİ Anaerobik Sistem/Yol/Oksijensiz Sistem – ATP-Kreatin fosfat sistemi=Fosfojen sistem ATP ADP + Enerji ADP+Kreatin fosfat ATP+Kreatin – Glikolitik sistem=Laktik asit sistemi Glikojen Laktik asit + ATP Aerobik Sistem/Yol/Oksijenli sistem – Aerobik glikoliz Glikoz(karbonhidrat)+Yag+Protein+O2 ATP

48 Enerji sistemlerinin

49

50

51 Dinlenme ve egzersiz sırasında aerobik ve anaerobik enerji kaynaklarının kullanımı neye baglıdır ? Dinlenimde karbonhidrat, yag ve protein enerji kaynagı olarak kullanılır. Egzersizde enerji kaynaklarının kullanımı egzersizin siddeti, süresi tipi v.b.faktörlere baglı olarak gerçeklesir. Dinlenimde ve egzersizde aerobik ve anaerobik mekanizmaların belirlenmesi 3 faktöre bagımlıdır: – Egzersizde kullanılan enerji kaynakları – Her sistemin egzersizdeki oransal rolü ve düzeyi – Egzersizde kanda laktik asit varlıgı ve birikmesi

52 Dinlenimde enerji metabolizması 2/3 yaglardan 1/3 ise glikozdan elde edilir. Proteinin katkısı önemsenmeyecek kadar azdır. Sadece aerobik sistem

53 DİNLENMEDE ENERJİ METABOLİZMASI

54

55 OKSİJEN EKSİKLİĞİ Hücrelerin yaşamlarını sürdüre bilmeleri için yeterli oksijenle beslenmeleri gerekir. Dolaşım sisteminde herhangi bir nedenle ortaya çıkabilecek yetersizlikler hücrelerde yeni fizyolojik düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır. Hücrelere yeterli oksijen gitmemesi durumuna hipoksi hiç oksijen gitmemesi durumuna da anoksi denmektedir., Hipoksiyi oluşturan nedenler 1- hipoksik hipoksi 2- anemik hipoksi 3- histotostik hipoksi 4- İskemik hipoksi

56 HİPOKSİK HİPOKSİ Kanın oksijenle disasosiye olmasının yetersiz kaldığı bir hipoksi çeşididir. Solunan havada yada akciğer alveollerinde oksijen parsiyel basıncının (PO2) düşmesi, oksijenin alveollerden kana difüzyonunun engellenmesi durumunda ortaya çıkar. Sebepleri : a- Dış ortamdaki PO2 düşüklüğü (yüksek rakım) b-Yavaşlayan veya tamamen duran solunum faaliyetleri solunum merkezinin felç (paralize) olması, toraksın (göğüs kafesinin) yüksek basınca maruz kalması. c- Alveol ventilasyonun azalması. Solunum yollarına su ve benzeri yabancı cisimlerin kaçması. Ölü boşluğun büyümesi.

57 ANEMİK HİPOKSİA Hemoglobin (Hb) eksikliği nedeniyle dokulara taşınan oksijen miktarının azalmasıdır. Normal olarak kişilerde ortalama 100 ml. Arteryel kanda 15gr. Hemoglobin bulunur. Herhangi bir nedenle bu oranın düşmesi dokulara iletilen oksijen miktarının azalmasına neden olmakta, buda performansı olumsuz yönde etkilemektedir. Anemik hipoksi özellikle egzersiz gibi aktivite artışlarında belirginleşir. Normal istirahat durumlarında önemsizdir. Anemik hipoksi oluşumunun nedenleri a- Kan kaybı, eritrosit azalması durumlarında b- Eritrosit yapımının azalması durumunda (kemik iliği harabiyeti, B12 vitaminin eksikliği) c- Eritrosit yıkımının artması durumunda d- Yeterli eritrosit sayısına rağmen Hb eksikliği durumunda (hipokrom anemi) e-Kapiller kan akımının azalması (Fe ekisikliğianemisi)

58 HİSTOTOKSİK HİPOKSİ Toksik etkenlerle hücre oksidasyon mekanizmasının bozulması nedeniyle, dokuların arteryel kanda normal oranlarda bulunan oksijeni kullanamaması durumunda ortaya çıkar.

59 STAGNANT HİPOKSİ Sirkülasyon bozukluğu nedeniyle vücudun herhangi bir bölgesine giden kan akımının azalmasıyla oluşur. Kan dolaşımındaki durgunluk nedeniyle ortayaçıkar. Nedenleri: a- Kalp yetmezliği b- Venöz dönüş azalmasında c- Şok durumunda d- Lokal kan akımı bozuklukları, genel tansiyon düşüklükleri, damar daralması, tıkanması

60 YÜKSEKLİK FİZYOLOJİSİ 1000m. ve üzeri genel olarak yükselti olarak kabul edilir. Yükseğe çıkıldıkça barometrik basınçla birlikte oksijen parsiyel basıncı (PO2) da düşer. Özellikle metreden sonraki yüksekliklerde, düşük PO2 nedeniyle alveollerde oksijenin disasosiyasyonu güçleşmekte bu nedenle fizyolojik olarak bir zorlama ortaya çıkmaktadır. Ayrıca her 1000m de sıcaklık ortalama olarak 2 C düşmekte, ortamda rüzgarda varsa bu sıcaklık düşüşüdaha da hızlanmaktadır. Özellikle 3000 metreden sonra hipotermi sorunu büyür ve önlem alınması gerekir.

61

62 AKLİMATİZASYON

63

64 YÜKSEKLİK ANTRENMANI Genel olarak yükseltide kalınan süreye, yapılan antrenman şiddetine bazı bireysel özelliklere bağlı olmakla birlikte 2700m yükseltilerde en az iki hafta optimum 27 gün kalınmalıdır. Bununla birlikte yükseklik antrenmanının aerobik enerji gerektiren dayanıklılık sporlarında yararlı olabileceği ispatlanmıştır.

65 YÜKSEKLİK ANTRENMANI Yükseltide meydana gelen aklimatizasyonu takiben deniz seviyesine inildiğinde organizmada oluşan reaklimatizasyon (yeniden uyum) süresini spor hekimleri gün olarak saptamışlardır. Futbol kulüpleri arasında özellikle sezon başı çalışmalarında yükseklik antrenmanı yaptıkları gözlenmektedir. Ancak yükseltide kalış sürelerinin fizyolojik değişiklikleri yaratacak uzunlukta olmaması yapılan antrenmanların kapsam ve kalitesinin yetersiz kalması nedeniyle bu tür çalışmalar daha çok psikolojik yönden yararlı olabilmektedir.

66 SU ALTI (DALMA) FİZYOLOJİSİ Suya dalan bir kimse hem suyun hem de su üzerinde kalan atmosfer basıncının baskısı altında kalmaktadır. Su yüzeyinde basınç 1 atmosferdir. Derinlere inildikçe her 10m de 1 atmosfer basınç artışı olur. Diğer bir değişle yaklaşık 30m derinlikte 4 atmosferlik bir basınç vardır.

67 Boyle yasasına göre Basınçla hacim arasında ters bir orantı mevcuttur,basınç iki kat arttığında hacim yarıya düşmektedir. Örneğin yüzeyde 6 litrelik akciğer total kapasitesine sahip bir şahsın akciğer kapasitesi 10m de (2 atmosfer basınçta) 3 litreye, 20m ise (3 atmosfer basınçta) 2 litreye düşmektedir. 30m den daha derinlere inmek tehlikelidir. Çünkü kemik yapılar özellikle göğüs kafesi dış su basıncına direnç gösterirken içteki hava basıncı aynı kalacak, kan basıncının artması nedeniyle kan, damar dışına sızacak, akciğerde ödem ve kanamaya yol açabilecektir.

68 Yrd.Doç.Dr.Serkan HAZAR

69 Derinlere inildikçe solunum kaslarının gücü su basıncını aşmaya yetmediğinden solunan havanın basınçlı olması gerekir. Bu nedenle yeteri kadar uzun bir boru yada snorkel aracılığıyla suyun altında kalıp nefes alıp verebilmek olası değildir. Bu amaçla SCUBA (self- ontained underwater breathing apparatus) adı verilen tüp sistemleri geliştirilmiştir. SCUBA sisteminde dipteki su basıncını yenebilecek güçte basınçlı hava gerektirmektedir. Örneğin 20m derinlikte 3 atmosferlik bir basınçlı (3 x 760 = 2280mmHg) hava gerekir.

70 Derinliklere inerken veya çıkarken belli prensiplere uyulması gerekmektedir, aksi takdirde hava embolisi, akciğerleri kollobs olması, dekompresyon (vurgun) vb.. patolojiler oluşabilmektedir. Dekompresyon derinliklerde kanda erimiş olarak bulunan nitrojenin kurallara uyulmaksızın ani yüzeye çıkılması durumlarında hacmin genişlemesi nedeniyle venöz ve arteryel kan damarlarının tıkanması nedeniyle oluşur. Belirtileri baş ağrısı sersemlik bilinç kaybı, kaslarda uyuşma, felç ve ölümdür. Tedavi için kişi yeniden aynı derinlik seviyelerine indirilerek uygun basınç koşullarında bekletilerek yavaş yavaş yüzeye çıkartılır. Yada vurgun yiyen şahıs rekomprasyon (basınç) odasında tutularak hacmi genişleyen nitrojen kabarcıklarının yeniden erimiş nitrojen duruma geçmesi sağlanır Bu sayede tıkanan

71 ŞNORKEL Snorkel denilen bir boru yardımıyla yüzeydeki havanın solunması yöntemi soluk borusunun uzamasını, dolayısıyla ‘ölü boşluk’ hacmini arttırmaktadır. Buda CO2 Birikimine neden olmaktadır. Bu nedenle ara sıra kuvvetli nefes verme (inspirasyonla) ile ölü boşluktaki hava dışarı atılıp oksijenle zengin atmosfer havası solunmaya çalışılmalıdır. Su soğukluğu derinliklere inildikçe artar, bu nedenle vücut ısısı düşer, kalbin atım sayısı düşer, bradikardi oluşur.

72 Ayrıca derinlerde orta kulak basıncı dengelemesi kulak zarında çökme ve yırtılmalar görüle bilir. Hiperventilasyonla suda kalış süresini arttırmak olasıdır. Hızlı nefes alıp vermekle CO2 atılımı artar. Solunumsal alkoloz oluşur. Su altında CO2 yavaş yükselmesi ve O2 azalması nedeniyle solunum merkezinin uyarılması gecikir. Buda bilinç kaybı nedeniyle boğulmalara yol açabileceğinden denenmemelidir

73 NEFES TUTMA İLE DALMA 10 m kolay m deneyimli 100 m rekor Artan Pco2

74 SCUBA İLE DALMA HAVA EMBOLİSİ Suya dalan kişi, nefesini tutarak ve aniden yüzeye çıkarsa görülür. O nedenle tüple dalan kişi derinde soluduğu havayı yukarı çıkarken dışarı vermelidir. İniş sırasında akciğerler basınç nedeniyle büzüşür (rezidüel hacme kadar). Denizin derinliğindeki basıncın etkisiyle, alveollerde sıkışmış halde bulunan hava, yüzeye birden bire çıkıldığında, basıncın da birden bire azalmasıyla genleşir. Birden bire genleşen bu hava, akciğer dokusunda yırtılmalara neden olur

75 Yırtılan akciğer dokusundan çıkan hava Plevra boşluğuna geçtiğinde, Pnömotoraksa Mediastinuma geçtiğinde, Pnömomediastinuma Kan dolaşımına karıştığında, damar içinde kabarcıklar oluşturarak Hava Embolisine Pulmoner dolaşımdan aracılığıyla beyne ulaşarak herhangi bir damarı tıkadığında beyin embolisine, neden olur, bunlara bağlı belirti ve bulgular ortaya çıkar

76 Dekompresyon Hastalığı- Vurgun + 30 m + 30 dak Kanda erimiş N artışı Ani basınç azalması–hava embolileri Belirtiler: Kol ve bacaklarda ağrı Solunum güçlüğü, pulmoner ödem Şuur kaybı

77 Derinlik Sarhoşluğu Azot Narkozu 40m → neşe, boşverme 50-60m → uyuşukluk, sarhoşluk 65-80m → güç kaybı, çıkmaya isteksizlik >80m → hareketlerin durması

78 HAVACILIK VE UZAY FİZYOLOJİSİ “G”etkisi Negatif G(düşme, aşağıya hızlanma) Beyin ödemi, psişik bozukluklar, beyin kanamaları, retinal kanamalar, geçici körlük. Pozitif G(yükselme, yukarıfırlama) Kalp debisinde düşüş, bayılma, kemik (vertebra) kırıkları…

79 Ağırlıksızlık hastalığı Hareket hastalığı Hidrostatik basınç ve Sıvı dağılımı değişiklikleri Fiziksel aktivite azlığı Kemik erimesi

80


"endokrin sistem 2hormonal iletişim Kontrol sistemleri Sinir sistemi Sinir sistemi Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Endokrin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları