Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

29 1 MAJOR DEPRESYON. 2 29 DEPRESYON BELİRTİLERİ Duyuşsal Belirtiler: Depresyonda olan birey yoğunlukla kendisini üzgün ve kederli hisseder. Kendilerini.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "29 1 MAJOR DEPRESYON. 2 29 DEPRESYON BELİRTİLERİ Duyuşsal Belirtiler: Depresyonda olan birey yoğunlukla kendisini üzgün ve kederli hisseder. Kendilerini."— Sunum transkripti:

1 29 1 MAJOR DEPRESYON

2 2 29 DEPRESYON BELİRTİLERİ Duyuşsal Belirtiler: Depresyonda olan birey yoğunlukla kendisini üzgün ve kederli hisseder. Kendilerini aşağılama eğilimindedirler. Herhangi bir şeyden memnun olduklarını çok az ifade etmektedirler. Mizah duygularını kaybetmişlerdir. Depresyonda olan bazı kişilerde öfke, kaygı ve ajitasyon vardır (Comer,1995:181). Umutsuz ve mutsuz olan depresyonlu kişilerde intihar eğilimleri söz konusudur (Comer,1995:182; Hagen,1999:326). Kadınlarda intihar teşebbüsleri daha fazlayken erkeklerde intihar teşebbüslerinin ölümle sonuçlanması daha fazladır. Çünkü erkekler intihar girişimlerinde daha ölümcül olan silah ve kendilerini asmak gibi yöntemleri kullanmaktadırlar. Yüksek intihar riski yaratan olaylar arasında boşanma ve dul olma yer alırken evli olanlarda ve bekar olanlarda ise intihar olayları en düşük seviyededir. Kırsal kesimde yaşamaktansa, kentte ve yalnız yaşamakta risk faktörü olarak değerlendirilmektedir (Leahy ve Holland,2000:13).

3 3 29 Bilişsel Belirtiler Depresif kişilerin kendilerine bakış açıları negatiftir. Kendilerini yetersiz, istenmeyen, kötü ve değersiz olarak algılamaktadırlar. Yaşanan her olumsuz olayda kendilerini suçlama eğilimindedirler ve nadiren olumlu davranışlarını beğenmektedirler. Bir diğer belirti ise geleceğe yönelik bakış açısının olumsuz olmasıdır. (Comer,1995:181;Hagen,1999:326). Willner’a (1984) göre depresyondaki kişiler sıklıkla zihinsel yeterliliklerinin kötüye gittiğinden yakınırlar. Hisleri de karmakarışıktır, hatta basit konularda bile karar verememe, herhangi bir şeyi hatırlayamama söz konusudur (Akt: Comer,1995:182).

4 4 29 Davranışsal Belirtiler: Depresyonda olan bireylerin davranışlarında çarpıcı bir şeklide yavaşlama olmaktadır. Bireylerin üretkenlikleri azalmıştır. Bireyler tek başlarına daha çok zaman geçirmektedirler ve uzun periyotlarda yatak da kalma eğilimi göstermektedirler. Bu insanların hareketleri ve konuşmaları da yavaşlamış, enerjileri düşmüş ve ilgisiz görünmektedirler (Comer, 1995:181). Kişi gece uykusunda sık sık uyanır, ve genellikle daha az uyur. Uyku ve dinlenme arttığı zaman da rahatlayamama ve yorgunluğu oluşturan yakınmalar gibi uyku ve iştahsızlık problemleri yaşanan genel özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır Depresyondaki kişi sık sık baş ağrısı, baş dönmesi ve genel ağrılardan yakınmaktadır. Aslında çoğu zaman depresyon, medical bir problem olarak başlangıçta yanlış teşhis edilmektedir (Comer, 1995:182).

5 5 29 DSM-IV’e göre major depresyon tanı kriterleri söyledir; İki haftalık bir dönem sırasında daha önceki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik olması ile birlikte belirtilerden en az biri “depressif duygudurum” ya da ilgi kaybı-zevk alamama olmak kaydıyla aşağıdakilerden en az 5’nin bulunması gerekir. 1.Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren depresif duygudurum 2.Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm etkinliklere karşı ilgi kaybı ya da artı zevk alamama 3.Önemli derecede kilo kaybı ya da kilo alımı 4.Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyku 5.Hemen her gün psikomotor ajitasyon ya da retardasyon 6.Hemen her gün yorgunluk, bitkinlik ya da enerji kaybı 7.Hemen her gün aşırı ya da uygunsuz değersizlik -suçluluk duyguları (sanrısal olabilir) 8.Hemen her gün düşüncelerini belli bir konuya konsantre etme yetisinde azalma ya da kararsızlık 9.Yineleyen olumsuz düşünceler ya da girişimler (Karadağ, 2008:15).

6 6 29 Majör Depresif Bozukluk (MDB) belki de dünyanın en önemli sağlık sorunudur. Ortalama beş kişiden birinin hayat boyu bu hastalığa yakalandığı bilinmektedir. Bu tabloya rağmen gelişmiş ülkelerde dahi MDB vakalarının sadece % 15 kadarı psikiyatra gitmekte ve doğru tedavi görebilmektedir; ülkemiz için bu oranın çok daha düşüktür (Doksat, 1999,s:75). Major Depresyonda genetik yatkınlık, zorlu yaşam olayları, sosyal desteğin düşük olması, daha önceden major depresyon öyküsünün olması, travmatik olaylar, kişilik, ebeveyn kaybı ve cinsiyet önemli etkenler arasında yer almaktadır (Kendler ve arkadaşları, 1993:1139). Önemli bir hastalık olan major depresyon sıklıkla başka rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkan bir hastalıktır. Major Depresif Bozukluk tanısı alan hastaların % 65.2’sinde en az bir tanı daha bulunmaktadır (Sorias,2009:16). Bunlar panik atak, agorafobi, sosyal fobi, anksiyete, post travmatik stres bozukluğu ve madde kullanımının kötüye kullanımıdır (Leahy ve Holland,2003:13

7 7 29 Majör depresyon en sık görülen depresyon türüdür. Major Depresyon bozukluğunun yaşam boyunca ki yaygınlığı erkekler için % 5 ile % 12, kadınlar için ise % 10 ile % 25 arasındadır (Leahy ve Holland,2000:12; Karadağ,2008:12; Doğan, 2006:24). Erkeklerle karşılaştırıldığı zaman kadınlarda major depresyon gelişmesi riski iki kat daha fazladır. Puberta ve menapoz döneminden sonra erkeklerde ve kadınlarda major depresyon gelişmesi riski eşitlenmektedir (Armitage and Hoffmann, 2001:237)

8 8 29 Major depresyon için yaşlarındaki bireyler risk grubunda yer almaktadır. 65 yaş ve üstündeki bireylerde ise major depresyon riski en düşük düzeydedir (Leahy ve Holland,2000:12). Major Depresif Bozuklukta kalıtımın % 39 oranda etkili olduğunu tahmin edilmektedir (Leahy ve Holland, 2000:13). Ergenlik öncesi ve ergenlik dönemini ele alan araştırmalar depresyon oranının yaş ile arttığı desteklenmektedir. Major depresyonun 9 yaş öncesinde görülme sıklığı oldukça düşükken, 9-19 yaşlar arasında hızla artmaktadır ve bu durum özellikle kızlarda daha belirgindir. Epidemiyolojik araştırmalarda depresyon sıklığı okul öncesi % 0.9, okul döneminde % 1.9 ve ergenlerde % 4 olarak belirtilmektedir (Ekşi, 1999:336).

9 9 29 ERGENLİKTE YAŞANAN DEPRESYONUN SEBEBLERİ: Ergenin yaşantısında değişimlerin olması. Yakınlarından çok sevdiği birinin ölümü Başka bir şehre taşınma Aile içinde yaşanan olumsuzluklar Anne baba arasındaki iletişimsizlik Aile içi şiddet Anne yada babanın alkol bağımlısı olması Aileden birinin uzun süren rahatsızlığı Çevresel ve sosyal sebepler Ergene zarar veren arkadaş grupları Ailenin ekonomik durumunun yetersiz olması Ergenin boş zamanını değerlendirecek alanlarının olmaması (Nar, 2006:43).

10 10 29 Amerika Birleşik Devletinde ergenlerde % 5 ile % 8 arasında, ilkokul çocuklarında % 2, okulöncesi dönemdeki çocuklarda % 1 oranında major depresyon bozukluğu vardır. Cinsiyet açısından oranlara bakıldığında kızlarda erkeklere oranla iki kat daha fazladır. Risk oluşturan faktörlere bakıldığında ailede depresyon öyküsünün olması, aile içi çatışmalar, akademik başarının düşük olması, anksiyete bozukluğu gibi olaylar ergenlerde depresyonun oluşmasında etkilidir. İlkokul çocukları için kendini aşrı suçlama ve özsaygı düzeyinin düşük olması, aile içi çatışmalar, eleştiri ve akademik başarının düşük olması çevresel stresörlerdir (Son and Kırchner,2000:2299).

11 11 29 DEPRESYON YAŞAYAN OKUL ÇAĞI ÇOCUK VE ERGENLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Sosyal ilişkilerden uzaklaşma Günlük faaliyetlerde ilginin azalması Karamsarlık, yoğun kaygılar ve üzüntü yaşanması Kimsenin kendisiyle ilgilenmediği düşüncesi Tekrarlayan ölüm ve intihar düşüncesi Alkol ve madde kullanmaya başlama Konsantrasyon güçlüğünün yaşanması Ders notlarında ani düşüşler Uyku ve yemekte düzensizlik Arkadaş ilişkilerinde içine kapanık davranma Eğer bu belirtilerden dört yada beş tanesi, üç aylık sürelerde ergende devam ediyorsa bir an önce ergenin destek alması gerekmektedir (Nar, 2006:44; Ekşi, 1999:337).

12 12 29 TEDAVİ Altı yaş öncesi çocuklarda tedavi genelde oyun terapisidir. Altı yaş öncesi çocuklarda antidepresanların kullanımı önerilmemektedir. Oyun tedavisinde, çocuğun etkilendiği stres etkeni olayla baş etmesine yardımcı olunurken, özdeşleşebileceği iyi bir örnek olmak, bilişsel yönden yanlış algılamalarını düzeltmek, göremediği değişik seçenekleri sunmak, umutlandırmak başlıca hedeflerdir. Oyun çağında oyun tedavisinin yanı sıra aile işbirliği de önemlidir. Tedavide çocuğun, yaşamına girerek, ona özel zaman ayırmalı ve kendisine değer verildiği gösterilmelidir. Duygularını tanımasına, belirtmesine, olumsuz duyguların üstesinden gelmesine destek olmalı, okul ve arkadaş ilişkilerine yönlenmesi sağlanmalı ve cesaretlendirilmelidir. Okul döneminde bu tedavilere ilaçlarda eklenebilir. Ergenlerde psikoterapinin çok önemli bir yeri vardır. Psikoterapide, sık görüşmelerle ergeni dinlemek, anlamaya çalışmak, paylaşmak, açıklayıcı bilgiler sunmak, yeti ve özelliklerinin farkında olmasına yardımcı olmak temel amaçlardandır (Ekşi, 1999:342).

13 13 29 AİLELERİN YAPMASI GEREKENLER Aile içinde problemler var ise öncelikle bunların ortadan kaldırılması için profesyonel yardımın alınması gerekmektedir. Aile içinde yaşanan çatışmanın azalması ile ergende görülen depresyon belirtileri ortadan kalkacaktır. Ergenin davranışlarına yönelik olarak yapılan azarlama,hor görme ve nasihatlerde bulunma, onu düzeltmek yerine biraz daha depresyona sürükler. Anne –babalar, ergenle sağlıklı iletişim kurmalı, empati yapmalı, üzüntü ve sevinçlerini paylaşmalıdırlar. Ergeni çevresindeki yaşıtlarıyla ve kardeşleriyle kıyaslamamalıdır. Ergeni kayıtsız, şartsız sevdiğinizi gösterin ve bunu ona hissettirin Aile içinde alınacak kararlarla ilgili olarak, ailenin ergen ferdinin de fikirlerini alın. Böylelikle ergen, aileye ait olma duygusunu pekiştirecektir. Boş zamanlarını değerlendirme konusunda ergeni sosyal, kültürel, sportif faaliyetlere yönlendirebilirsiniz. Tiyatro, satranç, yüzme gibi.. (Nar, 2006:44-45).

14 14 29 OKULDA YAPILMASI GEREKENLER: Sınıf öğretmenin yapacakları: Depresif bir çocuğa müdahale etmenin birçok yolu bulunmaktadır. Yapılabilecekler şunlardır; Devamsızlık ve gecikme sorunları için, çocuğa her gün okula başlamadan önce, yapabileceği düzeyde, belirli bir görev ve ödev verilmesi yararlı olabilir. Çocuk, aile ve okul arasında bir anlaşma yapılmalı ve bu anlaşma, sabah kalkış saatini, okula gitmeden önce neler yapılması gerektiğini ve okulda yapılacakları düzenlemelidir Eğer çocukta sosyal çekingenliğe dayalı olarak grup çalışmalarına katılma isteksizliği varsa, hangi konuda ve kimlerle grup çalışması yapacağı konusunda serbest bırakılmalı ve teşvik edilmelidir. Çocuğa seçenekler sunmak, zorlamanın yaratacağı stresi azaltacaktır. Eğer çocuk sürekli olarak kendini aşırı derecede suçlama eğiliminde ise, başarısız olduğu zamanlarda, suçu olmadığı ona hatırlatılmalı ve kendini aşırı derecede sorumlu hissetmesi engellenmelidir. Ayrıca durumu sürekli olarak kaydedilmeli ve doğal gelişim süreci izlenmelidir. Çocuğun önünde diğer çocukların durumu da değerlendirilmeye alınmalı ve çocuk sorunları olanın bir tek kendisi olmadığını bu yolla öğrenmelidir.

15 15 29 Eğer çocuk kendisini kimsenin sevmediğini düşünüyorsa, ona kendinden daha iyi bir öğrenciye, iyi bildiği bir konuda yardımcı olmasını isteyin veya arkadaşlarına karşı olumlu hareketlerde ve olumlu sözlerde bulunan çocuğu yoğun olarak takdir edin. Çocuğa arkadaşlarıyla nasıl daha iyi ilişkiler kurabileceği konusunda sürekli eğitme ve destek olma yapılabilir. Bazen depresif çocuklar dış görünüşlerine ve kişisel hijyenlerine, uyuşukluklarına da bağlı olarak dikkat etmezler. Bu durumda yapılması gereken, temizliğin önemi doğru bir şekilde çocuğa anlatılmalı ancak gereken yerde çocuk renjide edilmeden özel olarak bu konu ele alınmalıdır. Eğer çocuk yapıcı eleştirilerde dahi kendini olumsuz hissediyorsa, o halde eleştiriyi, övgünün içinde öğüterek vermeyi deneyin. Örneğin “bu ödevde gerçekten çok iyi çalıştın ama artık bu durumda daha iyiye gidebilmek için bazı değişiklikler yapman gerekiyor. Yaptıkların için çok teşekkür ederim” gibi cümleler kurabilirsiniz. Bu şekilde öğrenci kontrol altında tutulup, denetlenebilmekte ve aynı zamanda kendine olan güveni zedelemeden olumlu yönlendirme de yapılmaktadır. Öfke depresif bir çocuk için en önemli ve en genel problemlerden biridir. Okullarda, çocuğu neyin olumsuz etkilediği belirlenmeli ve çocuğa öfkelenip kendini kaybettiği anlarda molalar vermesi söylenerek nasıl kendine geleceği öğretilmelidir (Miller, 2002: ).

16 16 29 KAYNAKÇA Akman, C. (2006). Postpartum Başlangıçlı Depresyonun Sosyodemografik Özellikleri ve Kişilik Bozuklukları İle İlişkisi. Uzmanlık Tezi, Selçuk Üniversitesi, Psikiyatri Ana Bilim Dalı Armitage, R. and Hoffmann, R. (2001). Sleep EEG, depression and gender. Sleep Medicine Reviews, 5 (3): 237–246 Bahar, A. (2005). Huzurevinde Yaşayan Yaşlıların Depresyon ve Anksiyete Düzeylerinin Belirlenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doğan, T. (2006). Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Zeka Düzeylerinin Depresyon ve Bazı Değişkenlerle İlişkisinin İncelenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimleri Enstitüsü Doksat, M.K. (1999).Dirençli Depresyonda Tedavi. Depresyon, Somatizasyon ve Psikiyatrik Aciller Sempozyumu: Aralık-İstanbul Ekşi, A. (1999). Ben Hasta Değilim. İstanbul. Nobel Tıp Yayınları Hagen, E. (1999). The Functions of Postpartum Depression. Evolution and Human Behavior 20: 325–359.

17 17 29 Karadağ, M. (2008). Elazığ İl Merkezinde Yaşayan Yaşlılarda Depresyon Belirtilerinin Yaygınlığı ve Etkileyen Faktörler. Uzmanlık Tezi. Fırat Üniversitesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Kendler, K., Kessler. R., Neale, M., Heath, A., Eaves. L. (1993). The Prediction of Major Depression in Women: Toward an Integrated Etilojic Model. Am. Journal Psychiatry. 150:8 Köknel, Ö. (1992 ). Depresyon. İstanbul, 3. Basım. Altın Kitaplar Yayınevi. Leahy, R. And Holland, S. (2000). Treatmant Plans and İnterventions for Depression and Anxiety Disorders tarihinde internetten ulaşılmıştır. Miller, J. (2002 ). Çocuklarda Depresyon (Çev: Müjde Işık). Özgür Yayınları. Birinci Basım. İstanbul Nar, E. (2006). Kimse Beni Anlamıyor. Gençlik ve Ergenlik Psikolojisi Adına Merak Edilen Her Şey. İstanbul. Birinci Baskı. Babıali Kültür Yayıncılığı. O’Conner, L., Berry, J., Weiss, J., Gilbert, P. (2002). Guilt, Fear, Submission and Empaty İn Depression. Journal of Affective Disorder. 71:19-27 Son, S. And Kırchner J. (2000). Depression in Children and Adolescents. American Family Physician.15: Sorias, S. (2009). Depresyon ve Çoğul Tanılar Sorunu. Başka (Psikiyatri ve Düşünce Dergisi). Uyar, S. (2005). Postpartum Depresyon Oluşumunu Etkileyen Faktörlerin Araştırılması. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Afyon Kocatepe Üniversitesi. Sağlık Bilimleri Enstitüsü.


"29 1 MAJOR DEPRESYON. 2 29 DEPRESYON BELİRTİLERİ Duyuşsal Belirtiler: Depresyonda olan birey yoğunlukla kendisini üzgün ve kederli hisseder. Kendilerini." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları