Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DAVRANIŞÇI TERAPİ. Davranış Terapisinin Tarihçesi Bilişsel davranış ilkelerine dayanan davranış terapisi 1950 lerin sonlarında başlamıştır. İlk terapötik.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DAVRANIŞÇI TERAPİ. Davranış Terapisinin Tarihçesi Bilişsel davranış ilkelerine dayanan davranış terapisi 1950 lerin sonlarında başlamıştır. İlk terapötik."— Sunum transkripti:

1 DAVRANIŞÇI TERAPİ

2 Davranış Terapisinin Tarihçesi Bilişsel davranış ilkelerine dayanan davranış terapisi 1950 lerin sonlarında başlamıştır. İlk terapötik yaklaşımlar skinner ve pavlovun çalışmalarına dayanmaktadır. Davranışçılık daha çok psikomotor ve duygusal davranışlarla ilgilenir ancak son zamanlarda doğrudan gözlenemeyen davranışlara yönelmede görülmektedir, bunun temel nedeni ise davranışçılıkla bilişsel yaklaşımın birleştirilmesidir.

3 Davranışçılık terapisi kökeninin insan ve hayvanların öğrenme süreçlerinden ve deneysel psikolojiden alır. Pavlov köpeğin salya akıtmasının kullanarak nötr uyarıcıyı koşullu uyarıcı haline getirmiştir.(klasik koşullanma) Watson Pavlov un koşullanma deneyimlerinden etkilenerek bu çalışmaları insanlar üzerinde uygulamıştır. Skinner ise çevresel koşulların davranış üzerindeki etkilerini ortaya koyan operant koşullanma çalışmalarını geliştirmiştir. Albert Bandura ise bu teorilerin aksine içsel ve dışsal süreçlerle ilgilenir, gözlemler yoluyla öğrenme üzerine çalışır.

4

5 Watson Pavlov un çalışmalarından etkilenerek duygusal davranış üzerine 11 aylık Albert le korku koşullanması çalışması yapmıştır. Bu deney sonuncunda davranışçı çalışmaların nesnelliği pek çok psikoloğu etkilemiştir.

6 Edimsel Koşullanma Operant Koşullanma davranışın öncüllerine ve sonuçlarına odaklanır. Thorndike ve skinner, Pavlov gibi refleksif davranışları incelemek yerine davranışların öğrenilmesiyle ilgilenmiştir. Thorndike kedileri denek olarak kullanmıştır. Kediyi dışında yemek olan bir kafese koyar ve kafesten nasıl kurtulup yemeği alacağını inceler. Kedi ilk önce deneme yanılma yoluyla mandala basarak kafesten çıkar ancak daha sonra daha hızlı çıkar. Thorndike bu deneyden yola çıkarak Etki yasasını geliştirir. Yani davranışı takip eden sonuçlar öğrenmeye yardım eder. Yani doğru tepki olan mandala basma davranışı güçlenmiş, yanlış tepki olan kafesin parmaklarını ısırma davranışı azalmıştır.

7 Operant koşullanmayla en çok ilgilenen ve anılan isim skinner’dır. Skinner rastlantısal davranışlar sonucu ödül alındığında davranış sıklığının arttığını gözlemler. Yani klasik koşullanmadan farklarından davranışın uyarıcıdan önce olmasıdır. ( GÜVERCİN ÇALIŞMASI).

8 Sosyal Bilişsel Kuram Klasik ve edimsel koşullanma doğrudan gözlemlenen davranışlara odaklanırken; sosyal bilişsel kuram içsel geçekleşen(düşünme, hayal etme, kan basıncı) gibi kolay gözlenemeyen ya da hiç gözlenemeyen davranışlara odaklanır. Bunula ilgili tavşandan korkan bir çocuk üzerinde çalışılmıştır. Çocuk diğer çocukların tavşanla oynayarak eğlendiklerinin fark etmiş ve tavşandan korkmamak gerektiğini öğrenmiştir. Buradan sonuçla iki önemli özellik vurgulanır. Gözlem ve model alma.

9 Albert Banduranın kuramı düşüncelerin ve imgelerin önemini vurgular. Bandura kişisel faktörler(inançlar, tutumlar, öngörüler…), benlik algıları ve davranışsal eylemler arasındaki karşılıklı bir etkileşim sisteminden bahseder ve bu üçlü birbirini etkiler der.

10 Davranışçı Terapinin Günümüzdeki Durumu 1960 lardan sonra oldukça yaygın bir şekilde endüstri, spor ve bakım alanlarında kullanılmaya başlanmışıtır.

11 Davranışçı Kişilik Kuramı Davranışçı terapi kapsamlı bir kişilik kuramına sahip değildir. Kişiliği anlamak için öğrenme kuramları geliştirilmiş ancak terapi uygulamaları ile bütünleştirilememiştir. Davranışçılar daha çok probleme çözüm bulma, inançlara dayanma, içe-dışa dönüklük, tutarlılık, dengesizlik kavramları üzerinde durur. Bandura’ nın sosyal öğrenme kuramı model alma, gözlemleme kavramlarıyla davranışçı terapi üzerinde oldukça etkili olmuştur.

12 Olumlu Pekiştirme Davranış sonucunda pozitif bir olay olumlu pekiştirme olarak adlandırılır. Ödülle karıştırılmamalıdır. Ödül istenen davranışın ardından verilir ama olumlu pekiştirmede davranışın devamlılığını sağlatma söz konusudur.

13 Olumsuz Pekiştirme Olumlu pekiştirme gibi davranışın sıklığını arttırır. Davranışı olumsuz etkileyen durumun ortadan kaldırılmasıdır. Gözü bozuk olan birinin araba kullanırken gözlük kullanması olumsuz durumu ortadan kaldırır ve bir daha ki araba sürme sırasında gözlük kullanma ihtimalini arttırır.

14 Sönme Pekiştirecin sunulmaması nedeni ile davranışın ortadan kalkmasıdır. Derste sürekli parmak kaldıran bir çocuğa bir süre sonra söz hakkı vermemek parmak kaldırma davranışını söndürebilir. Genelleme Davranış pekiştirildikten sonra diğer davranışlara genellenmesidir.

15 Ayırt Etme Sunulan uyarıcı durumuna bağlı olarak farklı şekilde tepki göstermedir. Örneğin renk körü sürücünün yanan ışığın rengine değil pozisyonuna bakması gibi. Fiziğin çok güzel görünüyor cümlesi farklı ses tonu ve söyleyiş şekline göre farklı tepkilere neden olabilir.

16 Biçimlendirme Biçimlendirme istenen davranışa en yakın olan davranışların pekiştirilerek istendik davranışa ulaşmadır. Böylece hatalı davranış istenen davranışa uygun biçim alır.

17 Gözlemsel Öğrenme Öğrenmenin gözlem ve model alma yoluyla öğrenilmesidir. 4 ögesi bulunur; Dikkat Hatırda tutma (hayali kodlama, sözel kodlama) Devimsel taklit( davranış üretme) Güdülenme (dolaylı pekiştirme, öz pekiştirme)

18 Öz Yetkinlik Farklı tipteki durumların üstesinden gelmede bireyin kendi yeteneklerinin farkında olmasıdır. Öz yetkinlik 4 temel kaynaktan gelir. PERFORMANS BAŞARILARI DOLAYLI YAŞANTILAR SÖZEL İKNA DUYGUSAL UYARILMAYI AZALTMA

19 TERAPÖTİK BECERİLER Davranışçı terapi danışmanlığında çeşitli teknikler kullanılır. Bu tekniklerin çoğu gözlenen davranış üzerine odaklanır. Bazıları da belli bir dereceye kadar biliş gibi içsel olaylara odaklanır.

20 Gevşeme Eğitimi Goldfried ve Davinson 2 tip gevşeme eğitimi tanımlamışlardır. İlk yaklaşım belirli kas gruplarının sırasıyla kasılması ve gevşetilmesini kapsamaktadır. Örneğin danışman danışanın sağ elini gerdirerek sonrada gevşeterek aradaki farkı gösterip başlayabilir.

21 İkincisi yaklaşım germe-gevşeme işleminin gerçekte ileri bir formu olan gevşemeyle rahatlamaktır. Danışanlar ilk uyarlamanın nasıl yapıldığını öğrendikten sonra ya kendi kendilerine ya da teşvik edilerek aşamalı şekilde kas gruplarını gerdirmeden sadece gevşetirler.

22 Taşırma Korkulan ya da kaçınılan bir uyarana uzun süreli maruz kalmayı içerir. Amaç hoşa gitmeyen uyaranla ilişkili gerilimi azaltmak ya da ortadan kaldırmaktır. Örneğin, ev temizliği hakkında obsesyonu olan bir danışan, kirli bir evde olmaya maruz bırakılabilir.

23 Maruz Bırakma Terapisi Terapiye alınan danışanların rahatsız olduğu durumlarla yüzleştirme tekniğidir. Bu teknik geniş çapta fobiler, korkular ve kompulsif davranışlar için kullanılır. Örneğin elektrik düğmesini kontrol etme kompülsiyonu olan bir danışan kendini bundan maruz bırakmaya başladı. Kaygı duymasına rağmen evindeki lamba düğmelerine dokunmayı bırakmıştır. Bu şekilde kendini maruz bırakmayı yönetti ve tepkiyi yönetmiş oldu.

24 Sistematik Duyarsızlaştırma Belli bir uyaranla sürekli ve sistemli karşılaşma sonucu tepkinin azalmasını ifade eder. Sistematik duyarsızlaştırma uygulandığında bir durumun ortadan kalkması söz konusudur.

25 Caydırıcı Teknikler Zararlı bazı uyarıcılarla istenmeyen bir duygusal tepkinin eşleşmesinden oluşur. En yaygın kullanılan elektrik şoku ve bulantı veren ilaçlardır. Caydırıcı teknikler alkolizm tedavisinde, kendine zarar verme davranışında kullanılmıştır. Davranışsal terapide son çare olarak görülür.

26 Elinde Patlatma Tekniği ve Paradoksal Niyet Bu teknik danışanların belirtilerini aktif olarak yaşadıkları hatta ayrıntılı olarak açıklamaya teşvik edildikleri bir teknik olarak tanımlanır. Özellikle obsesif düşüncelerden şikayetçi olan danışanlar için yararlı olduğu söylenir.

27 Biçimlendirme Yeni bir davranış öğretme süreci biçimlendirme olarak adlandırılır. Danışman genellikle sözel yönergeler kullanarak danışanın belli bir şekilde tepki vermesini sağlar. Başlangıçta bir tepki oluşturulduktan sonra terapist istenen davranışa bir adım daha yaklaştıran tepkileri pekiştirecektir.

28 Pekiştirme İstenen bir davranışın ortaya çıkmasını artırmak için olumlu ve olumsuz pekiştireçler kullanılabilir. Örneğin danışanı ev ödevini yaptığı için ödüllendirmek bu davranışta artışa neden olacaktır.

29 Ayırt Edici Pekiştireç İstenen bir davranışın pekiştirilmesini ve aynı anda istenmeyen davranışında söndürülmesini içerir. Örneğin, annesi Hilal’in daha az TV izlemesini istiyorsa kitap okumasını evin dışında oynamasını pekiştirebilir.

30 Söndürme Bir davranışı sürdüren bir pekiştirecin ortadan kaldırılmasını içerir. Ebeveyn çocuğun hırçın davranışına tepki vermeyince çocuğun davranışının azalması bu duruma örnektir.

31 Ceza Bir davranışın ortadan kalkması ya da azaltılması için kullanılır. 2 tür ceza vardır. İlki istenmeyen davranışı caydırıcı bir durum uygulanmasıdır. İkincisi istenmeyen davranış ortaya çıktığında hoşlanılan bir şeyden mahrum bırakmaktır. Örneğin Leyla kardeşini döverse babası da Leyla’nın en sevdiği çizgi filmi izletmez.

32 Girişkenlik(Atılganlık) Eğitimi Girişken davranış danışan için modellenir veya sözel olarak o davranış yapmaya teşvik edilebilir. Daha sonra danışman, danışanın davranışını biçimlendirir. Giderek daha iyi hale gelen girişkenlik tepkilerini pekiştirir.

33 Uyaran Kontrolü Çoğu davranışımız bir dizi uyaranın kontrolü altındadır. Bu uyaranlara ayırt edici uyaranlar denir. Bir davranışla ilgili olan ayırt edici uyaran açıkça belirlenirse, çevre davranışın üretilmesini, artırılmasını ya da azaltılmasını kontrol edebilir. Tipik olarak danışmanlar, danışana bu sürecin nasıl işlediğini öğretirler. Danışana ayırt edici uyaranı ya da onun eksikliğini belirlemesi için yardım ederler.

34 Model Olma En temel şekli danışanın hedef davranışı yapan bir modeli izlediği basit gözlemdir. Model genellikle daha da zor görevlere doğru ilerler. Örneğin yükseklik korkusu olan bir danışan için bu işlem bir tabure üzerinde duran modeli gözlemlemeden yirmi katlı bir binanın balkonundan dışarı bakan modeli gözlemlemeye kadar devam eder.

35 Kendi Davranışlarını Kontrol Etme Burada danışana davranışsal teknikleri kendisine nasıl uygulayacağı öğretilmektedir. Bu yaklaşımın uygulanmasında danışanın gerçekten sürece bağlı olması ve amaçlarını belirtmesi gerektiğine dikkat çekerler.

36 Davranış Terapisi Kuramları Davranışçı Terapinin Amacı Davranışçı terapinin amacı davranışları değiştirmek ve neden davranışta ısrar edildiğini anlamaktır. Bunun için davranışın öncüllerine ve sonuçlarına odaklanılır ve değerlendirilir.(Fonksiyonel analiz). Fonksiyonel analiz sonucu davranışın neresine müdahale edileceğine odaklanılır.

37 Davranışçı Değerlendirme Danışanın kapsamlı ya da kişilik olarak değil özgül olarak değerlendirilmesidir. Bir gün boyunca yaptıklarının listesi gibi. Danışanın sorununun ayırt edici özellikleri bulunmaya çalışılır.

38 Davranış Görüşmeleri Davranışları davranışçı terimler içine almak amaçtır. Ne, ne zaman, ne kadar sıklıkla, nasıl, nerede gibi sorular sorulur. Bu sorgulamalar sonucu hedef davranış değerlendirilir.

39 Davranış bildirimleri ve derecelendirme Bireyin var olan davranışlarının kedisi açısından derecelendirmesi. Davranışçı Gözlemler Bireyin davranışının doğrudan gözlenmesi ve kaydedilmesidir.. Bunu danışan yaptığı zaman danışan durumun farkında olduğu için davranışında doğal olmayabilir. Buna Tepkisellik denir.

40 Fizyolojik ölçümler Terapistler korku ve stresin ölçümünü yapabilirler(kan basıncı, solunum, kalp atımı).Çünkü bazen yüksek kan basıncını düşürmek tedavinin amacı olabilir.

41 SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA Sistematik duyarsızlaştırma, Joseph Wolpe tarafından 1958 yılında geliştirilmiştir. Belirli olaylara, insanlara ya da nesnelere karşı aşırı kaygı ve korku eğilimi gösteren ya da korkuları genelleştiren hastaları tedavi etmek için tasarlanmıştır.

42 Sistematik duyarsızlaştırmanın gevşeme, hiyerarşik yapı ve duyarsızlaştırma olmak üzere 3 temel yöntemi vardır. Gevşeme: Temelde gevşemenin daha derin seviyelerine ulaşmak için kol, yüz, boyun, omuz, göğüs, mide ve bacakları içeren kas gruplarını germe ve gevşemeyi kapsar.

43 Kaygı Hiyerarşileri: Danışanın endişeli olmasına neden olan olaylar hakkında ayrıntılı ve oldukça özel bilgi elde etme, kaygı hiyerarşisinin yapılandırmasının temelidir. Kaygıya yol açan olayları tanımladıktan sonra danışanlar en az kaygıyı çağrıştırandan en çok kaygıyı çağrıştıran bir sırada kaygıya yol açan olayları listelerler.

44 Bu sıklıkla her bir olayı 0’dan 100’e kadar bir sayıda değerlendirilir. Bu yolla 0’ın toplam gevşemeyi 100’ün ise oldukça yüksek düzeyde kaygıyı temsil etmesiyle öznel rahatsızlık birimleri ölçeği geliştirilmiştir. Bu birimler özneldir ve sadece bireye uygulanır.

45 Duyarsızlaştırma: Gevşeme süreci tamamen gerçekleşmemesine rağmen duyarsızlaştırma süreci başlayabilir. İlk duyarsızlaştırma oturumu süresince terapist danışanlar gevşetildikten sonra onlardan yaşadıkları ne kadar öznel rahatsızlık birimleri olduğunu sorar. Eğer düzey 25’in üstündeyse gevşemeye devam edilir.

46 Duyarsızlaştırma kaygı ile yaygın bir şekilde kullanılmasına rağmen öfke, astım atakları, uykusuzluk, gece kabusları, alkol problemi, konuşma bozukluğu ve diğer çalışmalarda kullanılır. Wolpe, klasik koşullama ve duyarsızlaştırma arasında bir paralellik kurarak sistematik duyarsızlaştırmanın uygulanmasını açıklar.

47 Sistematik duyarsızlaştırmada kaygıyı ortaya çıkaran durumlara aşamalı bir şekilde maruz bırakma, hayal edilmiş sahnelerin kullanımı yoluyla gerçekleştirilir. Diğer teknikler kaygıyı ortaya çıkaran durumların dramatik senaryolarının kullanımı sağlar.

48 İmgesel (Hayali) Taşırma Terapileri Sistematik duyarsızlaştırma sürecinin aşamalı olarak gerçekleştirilmesine karşın taşırma aşamalı değildir. Hayali taşırmada danışan korkutucu ya da kaygı üreten bir objenin zihinsel hayaline maruz bırakılır. Kaygı aşamalı bir şekilde azalıncaya kadar olayın hayalini yaşamaya, danışan devam eder.

49 İmgesel taşırmada temel yöntem korkutan ya da kaygıya neden olan sahneleri geliştirmek ve sonra danışanın sahneyi tam olarak hayal etmesini ve öznel rahatsızlık birimlerini belirtmesini sağlar. Sürekli maruz bırakma ile öznel rahatsızlık birimlerinin rahatsızlığın artık yaşanmayacağı bir noktaya inmiş olması gerekir.

50 Yerinde (In Vivo) Terapiler Yerinde (in vivo) kavramı danışanın gerçek çevresinde meydana gelen yöntemlere işaret eder. Temel olarak yerinde terapinin danışanın korkulan uyarana yavaş yavaş yaklaşması ve danışanın korku durumuyla doğrudan çalışması olmak üzere 2 tipi vardır.

51 Sanal Gerçeklik Terapisi İlk olarak 1980’lerde ve 1990’larda başlayan sanal gerçeklik terapisi bilgisayarla oluşturulan bir çevrede uygulanan bir terapidir. Tipik olarak danışan bir oyun kolu, başa takılan bir bant ve fizyolojik sensörlü bir eldiven ya da benzer bir alet kullanarak bu çevre ile etkileşime girebilir.

52 Bu aletler bilgisayara danışan hakkında bilgi verir. Bu yöntemde danışan yürüyebilir ya da simule edilmiş bir biçimde araba kullanabilir. Tipik olarak sanal gerçeklik terapisi kaygı bozukluklarının özellikle fobilerin tedavisi için kullanılır.

53 Model Alma Teknikleri Model almanın terapötik kullanımı, başlıca Bandura’nın çalışmalarına dayanır. Terapötik bir teknik olarak model alma, danışan başka bir kimsenin davranışını gözlediğinde ve gözlenen davranışı yaptığında ortaya çıkar.

54 Davranışçı terapide model almanın 5 temel işlevi; öğretme, telkin, güdüleme, kaygıyı azaltma ve vazgeçirmedir. Canlı model alma: Temel olarak canlı model alma bazen özgül davranışta bulunan bir modeli izleme anlamına gelir.

55 Sembolik model alma: Çoğu kez canlı bir model müsait olmayabilir ya da uygun olmayabilir, bu yüzden sembolik model alma kullanılır. Örneğin ameliyat olmak için hastaneye giden bir çocuğu anlatan çocuk kitabı sembolik bir model olarak hizmet edebilir ve ameliyat konusunda çocuğun kaygısını azaltabilir.

56 Öz Model Alma: Örneğin diğer çocuklarla uygun bir şekilde sosyal etkileşimde bulunan bir çocuk filme alınır. Daha sonra çocuğa bu film gösterilir. Bu şekilde çocuk kendi kendisini gözlemleyebilir. Uygun olmayan davranışın yerine yeni öğrenilen sosyal becerileri koyabilir.

57 Katılımcı model alma: Örneğin, danışan merdivenleri tırmanmaktan korkuyor ise terapist ilk basamağı tırmanarak davranış modeli olabilir. Örtük model alma: Bazen bir model gözlenemediğinde danışana bir modelin davranışı canlandırılarak yardım edebilirler. Bu örtük model alma sürecinde terapist hastanın hayal etmesi için bir durumu tanımlar.

58 Kendi Kendini Eğitme/Kendini Eğitme Eğitimi Bilişsel Davranışçı Yaklaşım Kendi kendini eğitme, öz yönetimin çeşitli yöntemlerinden biridir. Daha önce zorluk yaşanmasına sebep olan durumlarla nasıl etkili bir biçimde baş edilebileceğini öğretmek için kullanılan bir yöntemdir.

59 Temel süreç şu şekilde işler; terapist uygun davranış için modeldir. Danışan davranışı uygular ve daha sonra yönergeyi tekrar eder. Kendi kendini eğitme, kaygı, kızgınlık, yeme bozuklukları gibi çeşitli davranışlarda uygulanabilir.

60 Stres Aşılama: Bilişsel Davranışsal Yaklaşım Stres aşılama eğitimi programı, bilgi vermeyi, gevşeme eğitimini, yeniden bilişsel yapılamayı, problem çözmeyi, davranışın prova edilmesini ve diğer biliş ve davranış teknikleri içeren, geniş kapsamlı bir programdır.

61 3 aşamalı stres aşılama eğitimi Kavramsal evre: İlk evrede bilgi toplanır ve danışan problemle ilgili olarak nasıl düşüneceği konusunda eğitilir. Beceri edinme evresi: Korku ve stresle başa çıkmak için gevşeme eğitimi, yeniden bilişsel yapılama, problem çözme becerisi ve öz pekiştirme gibi çeşitli bilişsel ve davranışçı beceriler öğretilir.

62 Uygulama evresi: Danışanlar baş etme becerilerini öğrendiklerinde, bu becerileri gerçek durumlarda kullanmaya hazır hale gelirler.

63 Psikolojik Bozukluklar

64 Davranışçı yaklaşımlarla terapi davranışçı yaklaşımları değerlendirme, araştırma ve danışan tercihi gibi bir takım etmenlere bağlıdır.

65 Mümkün olduğunda gözlemlemeyi ve dereceleme araçlarını kapsayan ayrıntılı bir değerlendirme, sıklıkla, kullanılacak teknikleri etkiler.

66 Çeşitli yöntemlerin aynı derecede etkili olabileceği durumlarda terapist, danışana seçim fırsatı verir, kademeli ya da yoğun maruz kalma gibi. Terapistler bu davranışçı teknikleri kullanarak danışanların hayatlarında olumlu değişiklikler sunarlar.

67 Genelleştirilmiş Kaygı Bozukluğu Diğer araştırmacıların yanı sıra, Brown, O’Leary ve Barlow (2001) araştırmaları gözden geçirip analiz ettikten sonra genelleştirilmiş kaygı tedavisi için bir klavuz geliştirmiştir. Bu yaklaşım, bilişsel terapiyi davranışçı terapinin çeşitli bileşenleriyle birleştirir. Bu yöntem 12 ila 15 görüşmeden oluşur. Görüşmeler haftalık olarak gerçekleştirilir.

68 Depresyon Genellikle davranış terapistleri hastaların etkinliklerini ve sosyal etkileşimlerini pekiştirmeye çalışırlar. Depresyondaki hastalar genellikle pasif oldukları için davranışçı müdahalelerle, terapistler hastalara kontrol hissi ve olumlu değişim için seçenek vermeyi denerler.

69 Davranışa odaklanan terapistler hastalarının, daha fazla sosyal iletişimi kapsayan günlük aktivitelerinin artmasına yardımcı olurlar.

70 Obsesif-Kompülsif Bozukluk Daha önce belirtildiği gibi davranış terapisinin ayırt edici özelliği, terapi yöntemleri sonuçlarının etkinliğinin ölçülmesine bağlı olmasıdır. Bu durum özellikle, maruz bırakma ve zorunlu törenleri ya da uyumsuz davranış tepkilerini önleme anlamına gelen tören önleme için geçerlidir.

71 Fobik Bozukluk Hayvanlardan, uçmaktan, kandan, tıbbi işlemlerden korkmayı ve sosyal fobileri kapsayan çeşitli fobik bozukluklar üzerine geniş araştırmalar bulunmaktadır.

72 Antony ve Swinson(2000) maruz bırakmanın sık, tahmin edilebilir ve uzun olmasını önermiştir. Mükünse maruz bırakma hayali olmak yerine gerçek hayatta uygulanmalıdır. Ayrıca hastayı korkulan nesneye sürüklemek yerine kademeli olarak maruz bırakmak gerekir.

73 Kısa Terapi Pek çok davranışçı terapi yaklaşımı, davranış değiştirmeye odaklandıkları için nispeten kısadır; fakat terapinin uzunluğunu çok sayıda faktör etkiler. Her bireyin problemi kendine özgü özellikler taşır ve zamanla değişebilir, bu da tedavinin süresini öngörmeyi zorlaştırır.

74 Güncel Eğilimler Davranışçı terapi çocuklardan yaşlılara kadar tüm yaş gruplarına uygulanabildiği için çok sayıda farklı problem ele alır.

75 Araştırmalardaki ve uygulamalardaki gelişmeler yeni fikirler ortaya çıkarmıştır. Göz hareketi duyarsızlaştırma, kabul ve kararlılık terapisi ve diyalektik davranış terapisi gibi uygulamalar geliştirilmiştir.

76 Göz hareketi duyarsızlaştırma ve yeniden süreçleme: Nispeten yeni olan GHDYS Francin Shapiro tarafından 1987’de geliştirilmiştir. İlk olarak travma sonrası stres bozukluğu olan hastalar için tasarlanmış, fakat o zamandan beri daha geniş biçimde uygulanmıştır. Bu yöntem bilişsel ve davranışçı tekniklerin karışımını kullanır.

77 Shapiro GHDYS’yi açıklarken sekiz evreden söz eder. İlk üç aşama hikayesini alır ve danışanın GHDYS’nin sebep olabileceği strese tahammül edip edemeyeceğini belirlemeye çalışır. İkinci aşamada terapist GHDYS’nin nasıl işlediğini ve bunun sonucu olarak oturumlar arasında nasıl hissedebileceğini açıklar.

78 Kabul ve bağlılık terapisi KBT, danışanın stresini azaltmak için danışanın dil kullanımına odaklanmanın yanı sıra davranışçı teknikler de kullanır. Pek çok duygusal problem, danışan duygularını kontrol etmek amacıyla kaçınma gibi etkili olmayan yöntemler kullandığında ortaya çıkar.

79 Terapistler danışanların bir duygudan kaçınmalarına odaklanmalarından daha ziyade onların duyguyu, olayı ya da durumu kabullenmelerine yardımcı olurlar. Böylece danışanlar daha çok kendi duygu ve düşüncelerine bakarlar. Terapistler danışanların değerlerini açıklamalarına, davranışlara bağlılıklarına ve bu değerlerle uyumlarına yardım ederler.

80 Diyalektik davranış terapisi DDT 1980’lerde Marcha Linehan tarafından intihar eğilimi olan hastalarla çalışmaları sonucunda geliştirilmiştir.

81 Diyalektik davranış terapisi en iyi şekilde diyalektik ve davranış kelimeleriyle açıklanabilir. Diyalektik, bir tartışmada bir iddia ve bu iddiaya karşı çıkan bir görüş olması gerçeğini ifade eder.

82 Davranış, kendine zarar veren davranışları değiştirmek için davranışçı yöntemler kullanmaya duyulan ihtiyacı niteler. Bireysel terapide ve grup terapisinde farklı yöntemler uygulanır. Ayrıca kriz anında bireylere telefonla psikolojik danışma yapılır.

83 Bireysel terapi: DDT’de bireysel terapinin ilk bölümü danışanların problemlerini ve görüşmelerde terapi amaçlarını izleme becerisini değerlendirmektir. Hem terapist hem de danışan; amaçlar, hedef davranışlar ve kullanılacak teknikler konusunda aynı fikirde olmalıdır.

84 Terapötik beceriler: Bu beceriler doğrulama ve kabul stratejilerini, problem çözme değişim stratejilerini ve diyalektik iknayı içerir.

85 doğrulama ve kabul stratejileri: Terapist davranışın zararlarını vurgulamaktan çok danışana yönelik empatik bir iletişim kurmalıdır. Terapist davranış başka problemlere neden olsa bile davranışın stresi azaltma ya da bir şekilde yardımcı olma işlevi gördüğünü danışana iletebilir.

86 problem çözme değişim stratejileri: Sınır kişilik bozukluğu olan hastaların yaşam amaçlarına müdahale eden davranışı değiştirebilmeleri amacıyla birçok farklı davranışçı ve problem çözme teknikleri kullanılabilir.

87 Diyalektik ikna: Diyalektik ikna kullanılarak terapist danışanı kabul eder ancak değişimi gerçekleştirmek için daha etkili bir yöntem kullanmada danışanı nazik bir şekilde ikna etmeye çalışır. Bu ikna eylem, inanç ve değerlerdeki tutarsızlıklar vurgulanarak olur.

88 Etik Konular Davranışçı terapistler sıklıkla terapötik değişime açık olmayan ya da olmayacak danışanlarla sıklıkla çalışır. Ciddi öğrenme güçlüğü olan bireyler ve psikotik hastalarla bilgilendirilmiş onam belgesini düzenlemek ve imzalatmak genellikle mümkün değildir. Fakat kısmi onam belgesi bazen şizofrenler gibi hastalara zihinlerinin açık olduğu bir oturumda imzalattırılabilir.

89 Kurumlarda tedaviye gönülsüz olanların tedavisini onaylamak için etik kurul kurulur. Hem yasal hemde etikle ilgili konulara duyarlılık40 yılı aşkın bir zamandan beri davranışçı terapinin uygulanma özelliğidir.

90 Davranışçı Terapinin Diğer Kuramlarla Kullanılması Yılanlardan korkma gibi tek bir korku tepkisi gösteren hastalar için maruz bırakma gibi tedaviler özellikle kullanılabilir. Ancak davranış bozuklukları, depresyon, kaygı ve yeme bozuklukları gibi diğer bir çok problemlerde davranışçı terapistler genelde bilişsel stratejileride kullanır. Miller tarafından kaleme alınan ilk etkili kitap Kişilik ve Psikoterapi, nevrozları çocuklukta öğrenilmiş davranışlar olarak gören, pekiştirme öğrenme teorisinin görüş açısından psikanalizi açıklar.

91 Adlerci psikoterapistler terapi yaklaşımlarında çoğu kez davranışçı teknikleri birleştirirler. Albert Ellis çalışmasında davranışçı tekniklerin önemini kabul ederek akılcı duygusal terapinin adını akılcı duygusal davranışçı terapiye dönüştürmüştür.

92 Terapist danışanın sözel davranışlarını gülümseyerek, başını sallayarak ve sözel tepki vererek pekiştirir. Birçok terapötik yaklaşımda danışan terapötik süreçte yaptıklarını anlattığında terapist danışana övgüler ve öneriler sunar. Bu da danışana olumlu pekiştireç verilmesidir.

93 Araştırma KANIT İNCELEME Davranışçı terapilerin etkililiği ile diğer terapilerin etkililiği arasında çok büyük bir fark bulunmamıştır. Genelde davranışçı ve bilişsel terapiler için psikodinamik terapilerden daha fazla gelişme bulmuşlardır. Fakat aynı zamanda bilişsel terapilerle sistematik duyarsızlaştırmadan daha fazla gelişme görülmüştür.

94 Obsesif- Kompulsif Bozukluk Obsesif kompulsif bozuklukların davranışçı terapisi ile ilgili çoğu araştırmada maruz bırakmanın etkililiği ve ritüel engelleme yaklaşımlarının etkililiği çalışılmıştır. Obsesif kompulsif bozuklukların tedavisi ile ilgili terapist eşliğinde maruz bırakmanın terapist yardımlı öz maruz bırakmadan daha iyi olduğu gösterilmiştir. Omsesif kompulsif bozuklukta iki haftalık oturumların günlük oturumlar kadar etkili olduğu gösterilmiştir.

95 Genelleştirilmiş Kaygı Bozukluğu Genelleştirilmiş kaygı bozukluğu için bilişsel davranışçı terapiyi inceleyen çalışmanın meta-analizi geç yetişkimlerle karşılaştırıldığında genç yetişkinler için bilişsel davranışçı terapinin anlamlı bir şekilde endişeyi azalttığını göstermiştir. Danışanlar olası en kötü sonuçlara alternatif ürettikten sonra endişe, maruz bırakma, temel endişeleri tanımlama ve dakika boyunca canlı bir şekilde onlaarı imgeleştirmeyi uygulamanın etkili tedavi olabileceğini önermişleridr.

96 Ayrıca zaman yönetimi ve problem çözme genelleştirilmiş kaygı için etkili tedavilerdir. Geç yetişkinler için güdülenme ve eğitim, gevşeme, maruz bırakma ve uyku yönetimini içeren genelleştirilmiş kaygı bozukluğu tedavisi yararlı bulunmuştur. Genelleştirilmiş kaygı bozukluğunun çoğu tedavisi bireysel terapiye odaklanmasına rağmen grup tedavisi alarak iki yıllık bir süre içinde gelişme göstermiştir. Grup tedavisi kaygı hakkındaki pozitif inançları yeniden değerlendirmeye, problem çözmeye ve bilişsel maruz bırakmaya odaklanmıştır.

97 Fobiler Araştırmalar, sosyal fobiler ve örümcek fobileri gibi özgül fobilerin yanı sıra grup olarak çeşitli fobilerin tedavisi için davranışçı terapinin etkililiğini incelemiştir. Fobiler için maruz bırakma tedavisinin hiç terapi olmamasından daha etkili olduğunu bulmuştur. 295 hasta sadece grupla bilişsel davranışçı terapi, terapi ile birlikte ilaç tedavisi, sadece ilaç tedavisi ve plasebo grubu olarak karşılaştırılmıştır. 14 haftalık tedaviden sonra bütün yaklaşımlar plasebo tedavisinden daha iyi bulunmuş, ancak sosyal fobi için bu tedaviler arasında bir fark çıkmamıştır.

98 325 hastanın yer aldığı bir diğer çalışmada maruz bırakma terapisi, ilaçla birlikte maruz bırakma terapisi ve sadece ilaçla tedavi ile karşılaştırılmıştır. Bir yıllık izlemenin sonunda diğer tedaviler zamanla etkililiğini kaybetme eğilimi gösterirken sadece maruz bırakma terapisi ile tedavi edilen hastalar ilerleme göstermiştir.

99 Toplumsal Cinsiyet Bütün terapilerde terapistlerin yaptıkları gibi davranışçılarda da kavram ve teknikler toplumsal cinsiyetten arınıktır. Çeşitli terapiler arasında danışanın saçmesine izin vermek terapist ile danışan arasındaki eşitliği vurgular. Davranışçı terapinin iki önemli ilkesi edimsel koşullanma ve gözlemsel öğrenme bireyler üzerinde cinsiyete bağlı dışsal faktörlerin etkisini görme yolu sağlar.

100 Edimsel koşullanma, bireyin davranışlarını etkileyen dışsal faktörleri göz önüne almayı sağlar. Bandura’nın gözlemsel öğrenmenin betimlemesi bireyin yaşamını etkilediği için cinsiyet konularını değerlendirme yolu olarak sunulmuştur.

101 Çok Kültürlülük Konuları Kültürlerarası davranışçı terapistler bir kültürde yaygın bir şekilde kullanılabilen ve davranışsal terimlerde özelleştirilmiş olan anlaşılmaz sıkıntı ifadelerini almışlardır. Bunu yapmada terapist danışandan problemini ifade etmesini isteyebilir, sonra terapist ona problemin modelini gösterebilir. Daha sonra terapist ve danışan davranışın öncüllerini ve sonuçları olan değişkenleri tanımlarlar. Kültürlerarası bilgi davranışı anlamada yararlıdır. Farklı kültürlerden gelen danışanlarla strateji seçmede iş birliği yapmak çok önemlidir.

102 Grup Terapi Bazen gruplar bireysel terapiye yardımcıdır bazen ise gruplar sadece tedavidir. Davranışsal grup terapilerinin her bir tipinde önemli olan şey danışanların paylaşım dereceleri ve uyumlu hedef davranışlardır. Bu bölümde davranışçı grup terapinin sosyal beceri grupları ve güvengenlik grupları olarak olmak üzere iki özel tipi tanımlanmıştır.

103 Sosyal Beceri Eğitimi Farklı sosyal beceri eğitim programları çocuklar ve yeni psikoz başlangıcı teşhisi almış bireyler gibi geniş çeşitlilikteki popülasyonlara uygulanmıştır. Genel yaklaşım grup üyelerini sosyal becerilere alıştırmada ve rol oynama becerilerini öğreterek onları eğitmedir. Daha sonra grup üyeleri kenidi işini danışana yaptırmaya çalışan bir iş arkadaşının hakkından gelmek gibi rol oynayacakları spesifik problem durumları geliştirirler.

104 Grup kendi problem durumunu geliştirdiğinde ve tartıştığında her bireyden hafta boyunca durumun ne zaman ortaya çıktığı ve neler olduğu ile ilgili günlük tutması istenir. Grupta üyeler kendi durularıyla başa çıkmak için amaçlar geliştirirler ve onlar ve diğer üyeler bu amaçları nasıl karşılayacaklarını önerirler. Grup üyeleri için özel davranışsal amaçlar geliştirildiğinde daha sonra grup üyeleri değişimi uygulamaya başlarlar.

105 Terapistin ya da diğer bir grup üyesinin problem durumuyla etkili bir şekilde başa çıkma yolunun oynanmasıyla model alma davranış değişiminde önemli bir adımdır. Diğerleri durumda nasıl davranacaklarını gözlemledikten sonra, danışan sonrasında durumu uygular ve iyi yapılanlar hakkında alınan geribildirimler kadar ne kadar farklı yapılabileceğine ilişkin de diğer grup üyelerinden geribildirimler gelir. Eğer danışan durumu uygulamada güçlük yaşarsa terapist yada diğer bir grup üyesi rol oynama sırasında öneriler sunarak duruma alıştırabilir.

106 Ev ödevleri bireyin öğrendiklerini kullanabilmesi ve onu gerçek bir durumda uygulayabilmesi amacıyla verilir.

107 Güvengenlik Eğitimi Güvengenlik eğitim grupları istedikleri şeyi istemede ya da öfke ve anlaşmazlık gibi olumsuz duyguları ifade etmede güçlük yaşayan bireyler için tasarlanmıştır. Güvengenlik eğitiminde ilk amaçlardan biri güvengen, saldırgan ve pasif davranışların nasıl tanımlanacağını ve ayırt edilebileceğini öğrenerek rol oynama ya da göstererek bu davranışların arasındaki farklılıkları öğretim yoluyla ele almaktır.

108 Bir diğer amaç başkalarının haklarına saygı gösterirken aynı zamanda kendilerini ifade etme hakkına sahip olduklarını biraylare öğretmektir. Öğretme, gösterme ve model alma bireya uygulanabildiği kadar grubada kolayca uygulanabilen davranışçı stratejiler olduğu için sosyal beceri ve güvengenlik konularına grup terapisinin kullanımı özellikle uygundur.

109 Gruplar üyelere farklı grup üyeleri ile birlikte durumları uygulama fırsatı ve bir kişiden ziyade bir kaç kişiden geribildirim alma fırsatı sağlar. Grup liderinin yanısıra akranlardan alınan pekiştireç çoğu kez oldukça güçlü olabilir.

110 Stan Olgusuna Davranışçı Terapi Uygulaması Davanışçı terapist, tedavi planını oluşturmadan önce Stan’in davranışının amacını anlamasına yardımcı oluyor. Daha sonra terapi oturumlarının hedeflerine ulaşmasına nasıl yardımcı olacağı konusunda onu bilgilendiriyor. Tedavinin başlarında terapist Stan’ın bazı genel hedeflerini somut ve ölçülebilir hedeflere dönüştürmesine yardımcı oluyor.bu şeklide Stan kendimi daha iyi hissetmek istiyorum dediğinde terapist daha dar kapsamlı hedefler tanımlamasına yardımcı oluyor.

111 Stan aşağılık duygumdan kurtulmak istiyorum dediğinde, terapist hangi durumlarda aşağılık duygusu yaşıyorsun? Diye soruyor. Stan’in somut amaçları arasında uyuşturucu ve alkol almadan yaşamını sürdürmek var. Terapist içtiği zamanları ve hangi durumların içmesine neden olduğunu yazmasını istiyor. Stan, sürekli mahcup bir tavır içinde olmak istemediğini belirtiyor. Stan, patronuyla ve iş arkadaşlarıyla konuşmakta güçlük yaşadığı için terapist davranışçı beceri eğitimi uyguluyor.

112 Onlara daha doğrudan ve daha güvenli yaklaşabilmek için kullanabileceği bazı becerileri gösteriyor. Bu süreçte model olma, rol oynama ve davranışın prova edilmesi yöntemleri kullanılıyor. Daha sonra Stan patronu rolüne bürünen terapist karşısında daha etkili davranışlar sergilemeyi deniyor ve ne kadar güçlü ne kadar mahcup göründüğü hakkında terapistten geribildirim alıyor.

113 Stan’ın kadınlar hakkındaki kaygısı da davranış provası yöntemiyle araştırılabilir. Sistematik duyarsızlaştırma Stan’ın başarısızlık korkusunun üstesinden gelmek için uygun bir yöntemdir.


"DAVRANIŞÇI TERAPİ. Davranış Terapisinin Tarihçesi Bilişsel davranış ilkelerine dayanan davranış terapisi 1950 lerin sonlarında başlamıştır. İlk terapötik." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları