Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI AİLE SOSYAL DESTEK PROGRAMI EĞİTİCİLERİN EĞİTİMİ 6-22 Nisan 2016 Ankara Yrd. Doç. Dr. Melahat DEMİRBİLEK Ankara Üniversitesi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI AİLE SOSYAL DESTEK PROGRAMI EĞİTİCİLERİN EĞİTİMİ 6-22 Nisan 2016 Ankara Yrd. Doç. Dr. Melahat DEMİRBİLEK Ankara Üniversitesi."— Sunum transkripti:

1 AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI AİLE SOSYAL DESTEK PROGRAMI EĞİTİCİLERİN EĞİTİMİ 6-22 Nisan 2016 Ankara Yrd. Doç. Dr. Melahat DEMİRBİLEK Ankara Üniversitesi

2 RUH SAĞLIĞI SORUNLARI VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI Sağlık "sadece hastalık, ruhsal hastalık ya da engelliliğin olmaması değil, bir bütün olarak bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali”dir. (DSÖ).

3 RUH SAĞLIĞI Ruh sağlığı, ruhsal açıdan iyi olma halini etkileyen doğrudan ya da dolaylı aktiviteleri içeren geniş bir alanı ifade eder. İyilik halini geliştirme, ruhsal bozuklukları önleme, tedavi ve rehabilitasyonla ilgilidir.

4 RUHSAL HASTALIKLAR Kişide bulunan mevcut sorunlara, engelliliğe, ağrılara, kişisel özgürlük kaybına bağlı olarak oluşan davranışsal veya psikolojik hastalık belirtileridir.

5 RUHSAL HASTALIKLARA BAĞLI ŞİKAYETLER Kişilerde tekrarlayan rahatsız edici düşünceler gibi zihinsel Agresif olmak gibi davranışsal Başkalarının göremediklerini görmek gibi algısal Yorgunluk ve ağrılar gibi fiziksel belirtiler görülür.

6 Psikolojik hastalıklar sınıflandırılması yapılırken medikal model kullanılır. Diğer fiziksel hastalıkların tanımıyla aynı yöntem kullanılır. Kişinin şikayetleri dinlenerek uygun tanı konulur.

7 Bazı normal dışı davranış türleri olağandışı görünümde olmasına karşılık, bazısı yalnızca kişinin karşılaştığı güçlüklerle etkin biçimde baş edebilmesini sağlar. Bilimsel açıdan psikolojik düzeyde ölçüt kabul edilebilecek bir «normal» modeli mevcut değildir.

8 Bu konuda iki görüş vardır. Birinci Görüş: Toplumsal normlara uyma oranı normali, bu kurallardan sapma ise normal dışı davranışı belirler. İkinci Görüş: Gerçek normallik ölçütünün toplumun onayı değil, kişinin kendisini iyi hissedebilmesidir. Kendini iyi hissedebilme yalnızca yaşamın sürdürülmesi değil, potansiyelin ve isteklerin gerçekleştirilmesini kapsar.

9 Normallik kavramı kültürden kültüre farklılık gösterebilir. Modern yaşam (anksiyete çağı), savaşlar, çatışmalar, ekonomik dalgalanmalar, işsizlik, yoksulluk, aşırı nüfus artışı, aşırı kentleşme, çevre kirliliği, tekdüze yaşam, bilişim ve teknolojideki yenilikler, iş yaşamındaki rekabet, bürokrasinin bunaltıcı etkileri insanların anksiyetesini artıran etkenler arasındadır.

10 Hızlı toplumsal değişim insanların uyum sağlama çabalarını etkilemektedir. Yaşam canlıların sürekli olarak çevresine uyum sağlama çabasını içermektedir. Uyum bireyin kişisel özellikleri ve çevresinde karşılaştığı durumların etkisiyle belirlenir.

11 Çocukluk döneminde engellerle karşılaşan insan, yetişkinlik için gerekli yetenekleri geliştirmekte zorlanır ve baş etme yöntemleri yetersiz kalır. Bu durumda yaşanan duygu anksiyetedir. Anksiyete hafif bir kaygıdan, yoğun panik durumuna değin değişebilen bir duygudur. Normal koşullarda tehlikelere karşı insanı uyaran ve uyum sağlamasına katkıda bulunan bu duygu, yoğun yaşandığında kişinin uyum mekanizmalarını kullanmasına ve normal dışı davranışların ortaya çıkmasına neden i.

12 Normal ve normal dışı davranışlar insanın dünyayı anlayış biçimine göre yaşamını sürdürebilme çabasıdır. Bireyin ruhsal sorunları çevresiyle etkileşimi sonucu oluşur (kalıtsal, biyokimyasal faktörler, engellilik gibi durumlar hariç). Kişinin yaşı ile çevre etkisinin derinliği ters orantılı olduğundan çocukluğun ilk dönemlerindeki sarsıntılar daha kalıcı olur ve etkileri yaşam boyunca sürer.

13 Davranışa yön veren sinir sistemi bağlantıları bir kez oluştuktan sonra temel örüntüleri çok değişmez. Yeni edinilen davranışlar bu örüntünün çevresinde oluşur. Dolayısıyla bir insan yetişkinlik dönemine eriştiğinde yaşam biçimi de büyük ölçüde şekillenmiş olur. İnsanın doğuşundan itibaren yaşadıkları ve duyguları beyin hücrelerinin bellek moleküllerinde arşiv gibi saklanır. Beyin işlevlerini ekonomik olarak sürdürmek durumunda olduğundan yaşanan olayların ve duyguların tümünü hatırlamak zordur. Ancak bu izlenimler davranışları etkilemeye devam etmektedir.

14 Bir insan çocukluk döneminde geçirdiği sarsıcı yaşantıların ilişkin anksiyetesini bastırmış olsa bile yetişkin döneminde bu yaşantıları çağrıştıran bir olayla karşılaştığında çocukluktaki duygularını yeniden yaşayabilir. Ancak çoğu zaman geçmişle şimdiki zaman arasındaki ilişkiyi fark edemez.

15 Sistem Kuramı Sistem birbiriyle etkileşim içinde olan birimler topluluğudur. İş Oku l Ko mşu Akr aba Aile

16 Her bir birim bir diğer birimi etkiler ve ondan etkilenir. Her bir sistem kendisi bir alt sistemdir ve üst sistemin bir parçasıdır. Sistemler kendi dengelerini sağlamaya (homoestasiz) çalışır. Sistemler varlıklarını sürdürme amacı taşırlar.

17 İnsan da bir sistemdir. Toplumsal ve fiziksel çevredeki sistemler tarafından etkilenir ve onları etkiler. Normal dışı davranışlar hücre, organ, organizma, grup ve kurumsal yapıdan kaynaklanabilir. Bedensel ve psikolojik süreçlerin temel amacı insanı belirli bir denge durumunda tutabilmektir (Meninger, 1963).

18 İnsan sürekli olarak belirsizliğin yarattığı kaygıdan kaçmaya çalışır ve insanı güdüleyen temel etmen budur. Yaptığı her davranış ve söylediği her söz bu duygudan kaynaklanan gerilimi giderme amacı taşır (Ali İbni Hazım, ).

19 İnsanın İçinden Kaynaklanan Normal Dışı Bilgi Üretimi Aşamaları 1) Gerginlik ve uyum sağlama becerisinde hafif düzeyde bozulma 2) Ankisyete ve diğer nevrotik belirtiler 3) Belirli hedeflere yönelik şiddet ve saldırganlık 4) Düzenin bozulması 5) Denetimin yitirilmesiyle birlikte yaşanan anksiyete ve depresyon

20 Psiko Somatik Hastalıklar Dıştan gelen psikolojik zorlanma durumuna karşı bedensel tepkiler verilmesidir. Örneğin baş ağrısı, ülser, tansiyon yükselmesi, fibro miyalji, deri döküntüleri vb.

21 Uyum Bozukluklarını Etkileyen Uyaran Düzeyleri İnsana gelen bilgilerin yetersizliği (uyaran eksikliği) uyum sorunlarına neden olabilir. Uzun süre tek başına yolculuk eden ağır vasıta sürücüleri, hücre cezası almış hükümlüler vb. uzun süre diğer insanlardan soyutlanan insanlarda «soyutlanma sendromu» belirtileri görülebilir. Başlangıçta kişi zamanını düşünerek geçirebilir. Zaman geçtikçe düşüncelerinde bulanıklaşma, huzursuzluk, hırçınlık görülür. Uyaran boşluğunu düş kurarak gidermeye çalışır, çocuklaşır. Bunu görme ve işitme sanrıları izler. Sonunda kendini dışarıda bir yerde algılar. Bu durum sona erdiğinde topluma uyum zaman alır.

22 İnsana ulaşan bilgilerin fazla sayıda olması da (uyaran fazlalığı) uyum sorunlarına yol açabilir. Toplumsal baskılar kişiyi seçenekler arasında seçim yapmaya zorlar. Günümüz insanının anksiyetesi çoğu kez bu fazla uyaran arasında karar verme güçlüğünün yarattığı çatışmalardan kaynaklanmaktadır. İnsanlar seçeneklerin bir bölümünü algılamayarak, kaçınarak ya da saldırma davranışı sergileyerek uyum sağlamaya çalışırlar.

23 Yöneticilerde görülen «aşırı rol yüklenmesi» de uyaran fazlalığına örnek olarak verilebilir. Yöneticilik düzeyi yükseldikçe zorlanma derecesi de büyür. Astlardan ve kurumdan beklentiler arttıkça yönetici beklentileri karşılayacak zamanı bulmakta güçlük çeker. Bu durum uyum sağlamayı güçleştirir.

24 Psikolojik Olgunluk Olgun insan gerçekleri net biçimde algılar, diğer insanlarla karşılıklı güven ve içtenliğe dayanan ilişkiler kurmaya çalışır ve bu ilişkilerin sorumluluğunu üstlenir. Kendini kabul eder, başkalarının ihtiyaçlarıyla ilgilenir, neşe ve sıkıntılarını paylaşır. Üretken olmaktan hoşlanır, becerilerini sürekli geliştirir.

25 Psikolojik Olgunlukla İlgili Faktörler Yeterli bir zihinsel gelişme sağlar. Ekonomik sıkıntıların en az düzeyde olması İyi bir iş Sosyal imkanların çok olması Bedensel sağlığın yerinde olması

26 Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

27 Maslow’un Kendini Gerçekleştiren İnsan Özellikleri Kendilerini, başkalarını ve doğayı olduğu gibi kabul ederler. Kuvvetli ve zayıf yönleriyle kendilerini ve başka insanların farklı duygu ve düşüncelerini hoşgörü ile karşılayıp oldukları gibi kabul ederler. Gerçeği olduğu gibi algılayıp, içinde bulundukları ortama kolay uyum sağlarlar. Eksik ve hatalardan aşırı düzeyde rahatsız olmazlar. Daha derin ilişki kurabilirler. Kendilerine güveni tam olan bu insanlar herkese karşı sevgi ve saygı duyarlar. Yaşamdan büyük zevk alırlar. Yapılacak işler onlar için birer “oyun” gibidir.

28 Özerk bir yapıları vardır; çevrelerinden bağımsızdırlar. Düşünce ve davranışlarında özgürdürler: neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendi özerk değerler sistemine uygun olarak karar verirler. Demokratik bir kişilik yapısına sahiptirler. Herkesten bir şeyler öğrenebileceklerine inanırlar. Doğal, içlerinden geldiği gibi davranırlar; yapmacık davranma gereği hissetmezler. Amaçlar ve araçlar arasında uygun ayırımı yapabilirler. Yalnız kalabilme gücüne sahiptirler. Güçlü bir mizah anlayışına sahiptirler. Ancak, yaptıkları espriler başkalarını küçültücü değildir.

29 Psikolojik olarak olgunlaşmış kişilerdeki en belirgin ortak özellik yaşadıkları zorlanmalı durumlardan sonra toparlanmalarıdır. Bunda bireyin kimliğini sürdürme kararlılığı zorlanma sonrası toparlanmasında yardımcı olmaktadır.

30 EGO SAVUNMA MEKANİZMALARI Her insan psikolojik bütünlüğünü ve benlik değerini korumak amacıyla çeşitli savunma mekanizmaları kullanır. Savunma mekanizmaları zorlanmalı durumla baş edebilmek için abartılı olarak kullanılırsa sağlıksız nitelik kazanır. Bu durumda nevrotik savunma mekanizmaları söz konusu olur.

31 Nevrotik insan sürekli kendi duyguları ve sorunlarıyla ilgilidir. Kendini merkezde görür. Yetersizlik duygularından kurtulabilmek için güçlü bir eş arar. Kendi yetersizliği sonucu düş kırıklığı yaşar. Kendi varlığında bulamadığı güveni çevresinden sağlayabilmek için başkalarının onay ve desteğini sağlayacak tutumlar geliştirir. Bu davranışlar diğer insanlar üzerinde yük yarattığından insanlar uzaklaşmaya başlar. Güvensizlik duyguları daha da artar.

32 Çocukluğunda karşılanmayan sevgi ihtiyacı, yetişkin yaşamda ebeveynine karşı düşmanca duygulara yol açabilir. Düşmanca duygunun kendisinden kaynaklandığını göremeyen ve çevresindekilerden kendine yöneldiğini düşünen insan gerçek sevgiyle karşılaştığına bocalar. Düşmanlık duymakta haklı olduğu yönündeki inancı sarsılır ve suçluluk duymaya başlar. Bu suçluluk duygusundan kurtulmak için insanlar tarafından reddedildiğini kanıtlayacak belirtilere odaklanır. Böyle belirtiler yoksa bile yaratır.

33 Bastırma (Represyon) İçgüdüsel dürtülerin insanın isteği dışında “bilinçdışında” tutulması ve bilinç düzeyine çıkmasının engellenmesine baskı, uygun görülmeyen istek ve beklentilerin bilinçten uzaklaştırma mekanizmasına ise “bastırma” denir.

34 Yadsıma (İnkar) Çevredeki tehlikenin varlığını inkar etme amacı taşır. Kişi tehlikeyle baş edemez ya da kaçınamazsa tehlikeyi yok sayar. En çok can sıkıcı duyguların algılanmasına karşı kullanılır. Sıkıntıları yok sayarak her şey yolundaymış gibi davranma eğilimindedir.

35 Mantığa Büründürme (Neden Bulma) Davranışı haklı göstermeye yardımcı olmak Ulaşılamayan amaçlara ilişkin hayal kırıklığını etkisini yumuşatmak amacıyla kullanılır. Hemen herkes kullanır. Davranışlara mantıklı ve toplumun onayladığı açıklamalar getirme biçiminde işler.

36 Yansıtma (Projeksiyon) Bu mekanizma kişiyi iki biçimde koruyabilir. 1. Kişi kendi eksikliklerinin ve yenilgilerinin sorumluluğunu başkalarına yükler. 2. Suçluluk duygusu uyandıracak düşüncelerini ve isteklerini diğer insanlara mal eder. Sınavda yüksek not alamayan öğrencinin öğretmeni suçlaması gibi.

37 Özdeşleşme Normal gelişim süreci içinde çocuk ya da ergenin benliğine diğer kişileri seçip onlara benzemeye çalışmasıdır. Yetişkin dönemde kişinin değerini koruma ve artırma amacı güder. Bu dönemde işleriyle, evleriyle, çocuklarının başarılarıyla, içinde yer aldığı bir grupla özdeşleşirler. Özdeşleşmelerinin yetersiz kaldığı zorlanmalı durumlarda kendine olan saygısını kolayca yitirebilir.

38 Yön Değiştirme Bir uyaranın neden olduğu tepkinin açığa vurulması tehlikeli olduğunda, tepkinin o uyarandan bir başkasına yöneltilmesine denir. Amirinin eleştirdiği bir çalışan, bir neden yaratarak tepkisini ev halkına yöneltebilir. Öfkesini gizlemek amacıyla gülümseyebilir.

39 Karşıt Tepki Oluşturma Suçluluk duygusu yaratan tehlikeli istekler yoğun olduğunda bunların baskı altında tutulması da güçleştiğinden, kişi bu isteklerin tam karşıtı olan bilinçli tutum ve davranışlar geliştirerek kendini korumaya çalışır. Düşmanca duygular sevgi gösterileriyle, saldırgan istekler sevecen tutumla maskelenir. Bu savunma mekanizmasını kullananlar kendi yaşamlarını olduğu gibi yakın çevresindekilerin de davranışlarını baskı altında tutuma eğilimindedirler. Bu mekanizmanın aşırı kullanılması obsesif-kompülsif bozukluğun (takınıtı/saplantı) ortaya çıkmasına neden olabilir.

40 ERİKSON’UN PSİKO SOSYAL GELİŞİM DÖNEMLERİ Erikson yaşamı sekiz gelişim dönemine ayırır. Bu bölümlerin her biri kendine özgü bunalımlarıyla belirlenir ve toplumdaki kültürel yapıdan etkilenir. Kişilik bu sekiz dönemin tümünde gelişimini sürdürür. Bir dönemde olumsuz yaşanan ego dengesi, bir sonraki dönemde olumlu yöne çevrilebilir. Çevresine güvenemeyen bir bebeğe, sonraki dönemde ilgi ve bakım sağlanırsa çocuk insanlara karşı güven geliştirebilir.

41 1) Güvene karşı güvensizlik/Bebeklik (0-1yaş): Bu evrede bağlanma ve duygusal yakınlık önem taşımaktadır. Bağlanmanın temeli burada atılır. Bağlanma ilk olarak fizyolojiktir. Anne, çocuğu karşılık beklemeden besler, çocukta bağlanma gerçekleşir. Aynı zamanda güvenin temeli de bu dönemde atılır. Güven için en önemli unsurlar; tutarlılık ve kestirilebilirliktir. Annenin davranışları kestirilebilirse çocuk dünyaya güvenle bakar. Fakat anne tutarsızsa ve davranışları kestirilebilir değilse çocuk tedirgin, her şeyden korkan ve zarar görme endişesi oluşan bir çocuk haline gelir. Çocuk, diğer insanlarla nasıl ilişki içinde olacağını, anneye bakarak öğrenir.Baba ile olan ilişkisini bile anneye bakarak öğrenir.

42 2) Özerkliğe karşı kuşku ve utanç/Erken Çocukluk (1-3 yaş): Çocuk kendi davranışlarının kendine ait olduğunu fark etmeye başlar. Çocuk iç işlerinde bağımsız olmak isterken, bir yandan da dışarıdan birinin onu denetlemesini, onaylamasını, izlemesini ve geri bildirim vermesini ister. Eylemlerini kendi yapmak ister. Bu duygu ise “özerklik” olarak adlandırılır. Çocuk birey olduğunu hisseder. Kimliğinin sınırlarını çizer. Ebeveynler güvenli ortamda çocuklarına özerkliğini yaşatma fırsatı vermelidirler. Çocuk bireyselleşmenin verdiği duyguyu yaşamalıdır. Bunu yaşamazsa ilk defa bu dönemde çocuğun içinde utanç duygusu belirir. Çocuk, acaba yapamaz mıyım?şeklinde kendi iradesinden kuşkulanır. Sürekli başka birinin onayını bekler, kendi fikirlerine güvenmez.

43 3) Girişimciliğe karşı suçluluk(3-6yaş): Bu evrede çocuk kendi başına girişimlerde bulunur. Merakla sorular sorar. Çocuğun sorduğu bu sorulara basit ve sade şekilde, mutlaka cevap verilmelidir. Eğer çocuğun soru sorması engellenirse ileride hiçbir şeyi merak etmez. Çocuğun ileri ki dönemdeki akademik başarısı buna bağlıdır. Ayrıca bu dönem çocukta, sorumluluk, merhamet,acıma duygusunun oluştuğu dönemdir. Empatinin ilk tohumları atılır. Çocuk için hayvan beslemek bu dönemde faydalıdır.

44 4-) Başarıya karşı aşağılık duygusu(7-11yaş): Çocuğun başarıyı tattığı dönemdir. Bu başarı sadece okul başarısından ibaret değildir. Herhangi bir alanda olabilir.(örn: sanat,spor…) Çocuğa verilecek görev, çocuğun yeteneklerine uygun olmalı, gerekirse parçalara bölünerek verilmelidir. Anne- baba çocuğa olumlu geri bildirimlerde bulunmalıdır. Çocuğun kendi varlığını hissedebileceği alan oluşturulmalıdır. Çocuk başkalarıyla kıyaslanmamalıdır. Akademik öz güven bu dönemde gelişir. Plan yapma, ekip ruhu bu dönemde gelişir. Dönemin belirgin özelliklerinden birisi, kendisini başkalarıyla kıyaslamaktan kaynaklanan yetersizlik ve aşağılık duygusudur.

45 5) Kimlik kazanımına karşı rol karmaşası/Ergenlik(11- 17yaş): Bireyde hızlı fiziksel değişimler meydana gelir.Bireyin bu değişikliklere ayak uydurabilmesi gerekir. Kimlik karmaşasından kurtulup sağlıklı bir kimlik kazanması gerekmektedir. Birey bu dönemde kendine “ben kimim” sorusunu sorar ve bu soruyu yanıtlarsa bir sonraki dönem sağlıklı geçer. Ergen bu dönemde karşı cinsin fiziksel ve zihinsel onayını almak ister. Fiziksel olarak çekici bulunmak, zihinsel olarak da fikirlerinin önemsenmesini isterler. Genç bu dönemde üzerinde otorite hissettiği her şeye isyan eder. Her konuda tartışma çıkarması kimliğinin sınırlarını oluşturmasından kaynaklanmaktadır.

46 6)Yakınlığa karşı yalıtılmışlık (Genç yetişkinlik yaş): Bu dönemde başarılı olabilmek, daha önceki dönemde anne-babanın vermiş olduklarına ve genç yetişkinin çevresiyle etkileşimine bağlıdır. Kimlik karmaşasını başarılı biçimde çözümlemiş olan genç yetişkin kendi kimliğini yitirmekten korkmaksızın insanlarla yakınlık kurabilir. Rol kargaşası yaşayan genç yetişkin ise yakın dostluklardan, karşı cinsle iletişim kurmaktan ve bir yere bağlanmaktan korkar. Giderek kendine döner ve soyutlanma duygusu artar.

47 7-Üretkenliğe karşı durgunluk (Orta yetişkinlik yaş): Yetişkin bu dönemde üretken, verimli ve yaratıcıdır. Üretkenlik, sadece çocuk yapma ve büyütme anlamını içermemektedir. Birey için çocukları yoluyla neslini devam ettirmek önemli olduğu gibi evi dışında da gelecek nesillerin yetişmesine rehberlik ederek üretkenlik gerçekleştirilebilir. Hayatın en derin sorgulandığı dönemdir.Bunlar çözülemezse durgunluk oluşur. Bu evrede İş sahibi olamayan ya da evlenmemiş bireyler kendilerinin verimsiz oldukları duygusuna kapılabilirler. Bu dönemin olumlu bir şekilde atlatabilmesi için bireyin evini, işini paylaştığı kişilere önemli sorumluluklar düşmektedir.

48 8)Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk (60+ yaş): Bu döneme kadarki yaşanılan hayat değerlendirilir. Yaşlılık yıllarını kapsayan bu dönemde birey ya önceki yedi dönemin olumlu birikimi sonucu benliğini tam olarak bulmuştur ya da önceki dönemlerde yaşadığı çatışma tecrübeleri sağlıklı olarak geçirmeme sonucu umutsuzluklar içinde bulunmaktadır. 60’lı yaşlarda kişinin hala yapmak istediği çok şey var fakat fiziksel olarak çökkünlük olduğu için kişi bunu gerçekleştiremez, enerjisi yoktur. Eğer kişi iyi ki de böyle yaşamışım der, yaşantılarını kabul ederse benlik bütünlüğüne ulaşır. Fakat kabul etmezse umutsuzluk, ölüm korkusu yaşar. Kişide değersizlik ortaya çıkar.

49 RUHSAL BOZUKLUKLAR ŞİZOFRENİ Genellikle ergenlik dönemi sonunda ya da genç yetişkinlik döneminde görülür. Davranışsal ve zihinsel bozuklukların eşlik ettiği, gerçeklik ilişkilerinde derin bozuklukların olduğu bir hastalıktır. Düşüncelerde olağandışı sapmalar, önceki gelişim dönemlerine geri dönme eğilimleri, hezeyanlar görülür. Katatonik şizofreni Paranoid şizofreni

50 PANİK ATAK Birden ve yoğun olarak ortaya çıkan panik atak nöbetlerinde çarpıntı, nefes alma güçlüğü, aşırı terleme, bayılma duygusu, baş dönmesi, göğüs ve mide bölgelerinde yoğun bir ağırlık ve ölüme yaklaşıyormuş duygu yaşanır.

51 FOBİLER Normal insanlar tarafından tehlikeli sayılmayan obje ya da durumlar karşısında duyulan olağandışı güçlü bir korkudur. Fobik korkular gerçek bir tehlike karşısında duyulan korkudan ayrılır. Klostrofobi (Kapalı yerde kalma korkusu) Agorafobi (Açık alanda olma korkusu) Zoofobi (Hayvan korkusu)

52 TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU Deprem, sel gibi doğal afetler, yangınlar, trafik kazaları, saldırıya uğrama gibi olaylar “şok tepkisi” de denilen geçici bozukluklara yol açar. Bazı insanlarda bu tür olayların izleri kalıcı ve sürekli ruhsal durum bozukluklarına neden olabilir.

53 PSİKO SOMATİK RAHATSIZLIKLAR Anksiyete yaratabilecek bilinçdışı duyguların bilinç düzeyine ulaşmasını engellemeye dönük olarak gerçek bir organik nedeni olmayan bedensel hastalık belirtileri göstermesidir.

54 YEME BOZUKLUKLARI Anoreksiya Nervoza: Ergenlik veya genç yetişkinlik döneminde daha çok kızlarda görülen bir yeme bozukluğudur. Şişmanlamaktan aşırı korkma sonucu zayıflamak/zayıf kalmak için sürekli çaba gösterilir. Yaş ve boy için normal olan asgari beden ağırlığının %85’in altına inmesi ile tanı konulur. Anne-kız ilişkisinde anneni kendi ihtiyaçlarını ön planda tutmasından kaynaklanır.

55 Blumia Nervoza: Yeme krizleri ve bunu izleyen mideyi boşaltma çabaları vardır. Beden ağırlıkları normale yakındır. Çocuk ve annede ayrılma ile ilgili yoğun güçlükler yaşanmaktadır. Psikolojik nedenlerine bakıldığında blumik gençlerin anneleri çocuklarını kendi uzantıları olarak yaşayan kişilerdir.

56 KİŞİLİK BOZUKLUKLARI PARANOİD KİŞİLİK İlk yetişkinlik yıllarından başlayarak çevresindeki insanların kasıtlı olarak kendisini küçük düşürücü veya tehdit edici davranışlarda bulunduğuna inanır. Genellikle yanlış yorumlarından ve ithamlarından aile üyeleri, iş arkadaşları bıkar. Dayanağı olmayan başkalarının kendisine zarar vereceği korkusu yaşar. Arkadaşlarının, eşinin sadakatinden sürekli kuşku duyar. Kendisine yönelik bir olay olduğunda derhal saldırıyla karşılık verir ve bunu asla affetmez.

57 ŞİZOİD KİŞİLİK Yetişkinliğin ilk dönemlerinden başlayarak insanlara ilgisizlik ve duygularda küntlük görülür. Genellikle tek başına olmayı tercih eder. İnsanlarla olmaktan zevk almaz. Öfke ya da neşe gibi güçlü duyguları yokmuş izlenimi verir. Başkalarının övgü ya da eleştirilerine karşı duyarsızdır. Yüz ifadesi donuktur, mimiklerini ender kullanır.

58 Narsist Kişilik Kendini beğenmişlik, ben merkezcilik, başkalarının yaşadıklarına duyarsızlık görülür. İnsanın kendini sevmesi ve değerli bulması sağlıklı ve gereklidir. Bu duyguların aşırı abartılması kişilik bozukluğuna dönüşebilir.

59 Antisosyal Kişilik Bazı insanlar toplum inançlarına ve değerlerine ters düşen davranışlarda bulunurlar. Bu davranışların önemli bir bölümü kişinin içsel çatışmalarından, biyolojik zeminli ruhsal bozukluklardan kaynaklanır. Evden kaçma, kavga çıkarma, insan ve hayvanlara zalimce davranma, başkalarının malına kasıtlı olarak zarar verme, yangın çıkarma, sürekli yalan söyleme, bir işte sürekli çalışamama, borçları ödememe, karısına, çocuklarına saldırma, pişmanlık ve suçluluk duymama, başkalarını incitme vb. davranışlar sergiler. Psikopat, sosyopat, karakter bozukluğu olarak ta adlandırılır.

60 Histrionik Kişilik Yetişkin yaşamdan itibaren süreklilik gösteren aşırı duyarlılık ve ilgi çekme çabaları görülür. Çekici görünmek çok önemlidir. Görünümü ve davranışı abartılı biçimde baştan çıkarıcıdır. Çevresinden sürekli olarak ilgi ve övgü bekler. Duyguları abartılı olarak iniş çıkış gösterir. İlgi merkezi olmadığında tedirgin olur. Benmerkezcidir. Konuşmalarının içeriği ayrıntıdan yoksundur.

61 Bağımlı Kişilik Başkalarının yakınlığı, desteği ve beğenisi insanın var oluşuna anlam veren önemli bir faktördür. Bazı kişilerde aşırı yaşanarak patolojik bir durum kazanır. Bağımlı kişi günlük kararlarını başkalarının desteği olmadan veremez. Nerede yaşayacağı, hangi işte çalışacağı konularını başkalarına bırakır. Başkalarının görüşlerine içtenlikle katılmasa bile kendi görüşünü açıklamaz.

62 Kendileriyle ilgili işlere başlamakta güçlük çekerler. Hoşlanmasalar bile başkalarının işlerine koşarlar. Yalnızlıktan çok korkarlar ve yalnız kalmamak için her şeye katlanırlar. Sürekli terk edilme korkusu içindedirler. Eleştirildiklerinde kolayca yıkılırlar. Genellikle bağımsızlığın kötü sonuçlar vereceğini savunan, çocuklarının yaşamına fazla müdahale eden ebeveynlerin etkisi vardır.

63 Pasif Saldırgan Kişilik Sosyal ve mesleki durumlarda yerine getirilmesine karşı sürekli bir pasif direniş gösterirler. Yapacaklarını sürekli ertelediklerinden işlerini zamanında bitiremezler. İstemediği işler yapılması istendiğinde surat asar veya olay çıkarır. Bazen kasıtlı olarak hata yapar y da işlerini yavaşlatır. Unuttuğunu ileri sürerek sorumluluklarını yerine getirmez. Kendisinden çok şey beklendiğini ileri sürerek çevresindekileri haksız yere suçlar. İşlerini başkalarından daha iyi yaptığına inanır.

64 Otorite konumundaki insanları haksızca eleştiri veya küçümser. Bu kişiler benliklerini saldırgan bir şekilde ortaya koymayı kabul edemezler. Benliklerinin bu bölümünü tümden yadsıyarak çevrelerine yansıttıkları saldırgan içeriği onlara karşı direnerek boşaltmış olur. Bu tepkiler bilinç dışı oluştuğundan hiç kızgınlık yaşamadığına ve haksız yere kendisiyle uğraşıldığına inanır.

65 Obsesif Kompülsif Kişilik Erken yetişkinlikten itibaren süreklilik gösteren katı ve kusursuzluğa yönelik davranış sergiler. Kusursuzluk çabası içindedir. Bu nedenle beklenti düzeyine bir türlü ulaşılamadığı için yapılan işi de bitiremez. Kurallara, düzenliliğe, organizasyona, zamanlamaya öyle çok odaklanır ki yapılan işin amacından uzaklaşır. Ayrıntılarda boğularak asıl sorunları göremez.

66 Başkalarının ona uyarak her şeyi kendi yaptığı gibi yapmaları ya da yanlış yapacakları konusunda mantık dışı bir beklenti içindedir. Dinlenme ihtiyacından ve sosyal hayattan yoksun kalma pahasına kendilerini çalışmaya adar. Karar vermekten kaçınır, değişikliklerden rahatsız olur. Bu kişinin ben merkezciliği ebeveyn-çocuk rollerinin yer değiştirmesine neden olur ve bir döngü ortaya çıkar.

67 Çocukluk yaşlarında yetişkinlerin görevleri yüklenirse, yaşamını yerine getirilmesi gereken görevler dizisi şeklinde algı ortay çıkar. Yaşamak değil bazı görevleri tamamlamak önemlidir. Tatil günlerinde huzursuz olur. Yaşamın anlamı yaşama görevini tamamlamaktır.

68 Kaçınan Kişilik Çok istedikleri halde başkalarına yakınlık kurmaktan korkarlar. Yenilginin getireceği küçük düşmenin acısını yaşama korkusu yakın ilişkilerden ve topluluklardan uzak durmalarına neden olur. Sosyal ilişkilerin artması ihtimaliyle terfi ettiklerinde tedirginlik yaşarlar ve verilen görevleri reddederler. Utangaç ve silik görünümleri nedeniyle insanlara yaklaşma isteklerini ilk bakışta anlamak zordur. İnsanlara ancak kendilerinden hoşlanıldığı belli edildiğinde yaklaşabilirler. Başkalarının önünde yüzlerinin kızaracağından, ağlayacaklarından korkarlar. Birinci derecede akrabaları dışında yakın arkadaşları yoktur.

69 TEŞEKKÜRLER

70 KAYNAKÇA Geçtan, E. (1994). Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar. İstanbul: Remzi Kitabevi. =who&client=_en_r&proxystylesheet=_en_r&output=xml_no_dtd&oe= utf8&getfields=doctype =who&client=_en_r&proxystylesheet=_en_r&output=xml_no_dtd&oe= utf8&getfields=doctype ozellikleri-1352h.htm ihtiyaclar-hiyerarsisi/


"AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI AİLE SOSYAL DESTEK PROGRAMI EĞİTİCİLERİN EĞİTİMİ 6-22 Nisan 2016 Ankara Yrd. Doç. Dr. Melahat DEMİRBİLEK Ankara Üniversitesi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları