Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

XII. BÖLÜM ZARFLARIN VE EDATLARIN TÜRKÇEDE KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "XII. BÖLÜM ZARFLARIN VE EDATLARIN TÜRKÇEDE KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ"— Sunum transkripti:

1 XII. BÖLÜM ZARFLARIN VE EDATLARIN TÜRKÇEDE KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ
TÜRK DİLİ I XII. BÖLÜM ZARFLARIN VE EDATLARIN TÜRKÇEDE KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ

2 ZARFLARIN VE EDATLARIN TÜRKÇEDE KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ
1. ZARF (BELİRTEÇ) 1.1. ZARF ÇEŞİTLERİ ZAMAN ZARFLARI YER-YÖN ZARFLARI AZLIK-ÇOKLUK ZARFLARI DURUM ZARFLARI SORU ZARFLARI 1.2. ZARFLARIN (BELİRTEÇLERİN) YAPILARI 2. EDAT (İLGEÇ) 2.1. EDAT (İLGEÇ) ÇEŞİTLERİ ÇEKİM EDATLARI (ASIL EDATLAR) BAĞLAMA EDATLARI (BAĞLAÇLAR) ÜNLEM EDATLARI (ÜNLEMLER) 3. BÖLÜM SONU SORULARI ZARFLARIN VE EDATLARIN TÜRKÇEDE KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ

3 1. ZARF (BELİRTEÇ) Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların veya kendi türünden bir başka kelimelerin anlamını yer-yön, zaman, miktar, nitelik ve soru bakımından belirten veya sınırlayan kelimelere zarf (belirteç) denir. Zarflar anlamlarını belirttikleri ya da sınırlandırdıkları kelimelere bağlanırken çekim eki almazlar. İsimler ve sıfatlar zarf görevinde kullanılabilirler. Şimdi, hemen, en, çabuk, pek çok, önce, sonra, biraz, ileri, geri… gibi kelimeler zarf olarak kullanılabilen sözcüklerden bazılarıdır. Zarflar beş bölümde ele alınabilir.

4 1.1. ZARF ÇEŞİTLERİ Zarflar (Belirteçler) görevleri bakımından gruplara ayrılır: 1. Zaman Zarfları 2. Yer-Yön Zarfları 3. Durum Zarfları 4. Azlık-çokluk Zarfları 5. Soru Zarfları

5 ZAMAN ZARFLARI Zaman, başlangıcı ve sonu olmayan; hatta başlangıcı ve sonu düşünülemeyen bir akıştır. Bu başsız ve sonsuz soyut akışı içinde olup biten işlerin, eylemlerin anlatılışı bakımından kısaca, dil bakımından ayırabiliriz: Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman. Bu ayrımları gerektiren ve belirten kavramlar şunlardır: İş, yani eylem İşin anlatılması Bu iki kavramın birbirinden önce ya da sonra oluşlarına göre üç zaman şu şekilde kullanılır: İş önce, anlatış sonra: Geçmiş zaman Anlatış önce, iş sonra: Gelecek zaman İşle anlatılış birlikte: Şimdiki zaman Dün, geçmiş zamanlı eylemleri ve eylemsileri bir gün önce yapıldıklarını göstererek sınırlar: Dün gördüm. Dün gelmiş. Yarın, geçmiş zamanlı olmayan bütün eylemlerle eylemsileri bir gün sonra yapılacaklarını belirterek sınırlar: Yarın gelecek. Yarın gider. Bugün, bütün kiplerin ve eylemsilerin, içinde bulunduğumuz yirmi dört saatte yapıldığını ya da yapılacağını gösterir: Bugün geldi. Bugün gelmiş.

6 Şimdi, zamanı en çok kısan belirteçtir
Şimdi, zamanı en çok kısan belirteçtir. Eylemlerin, anlatışa en yakın zamanda yapıldıklarını ya da yapılacaklarını belirtmek için kullanılır: Şimdi geldi. Şimdi gelecek. Hemen, zamanı kısıtlamada şimdi ile görevdeş gibidir; eyleme “ hiç vakit geçirmeden” anlamını katar: Onları duyunca hemen yola çıktı. Demin, eylemin az önce yapıldığını bildirir: Orhan demin buradaydı. Çabuk, çabucak, çarçabuk, derhal sözcükleri de eylemin zamanını tezlik ayrıntısıyla sınırlandırıp belirtir: Niyetim derhal İstanbul’a gitmek. Biraz sözcüğü sonra, önce belirteçleriyle öbekleşerek eylemlerdeki ve eylemsilerdeki zaman anlamını “azlık” ayırımıyla belirtir: Biraz sonra gel. Biraz bekleyiniz. Sonra, eylemin belirtilmeyen bir gelecekte yapılacağını ya da düşünüldüğünü anlatmak için kullanılır: Sonra söylerim.

7 Kahvaltıdan sonra odasına çekildi.
Fiilin anlamını zaman açısından sınırlandıran ya da belirten akşam, akşamleyin, artık, bazen, daha, dün, er, erken, henüz, hiçbir zaman, gece, geç, gündüz, güzün, öğleyin, önce, sabah,şimdi, sonra, beri, kadar, yarın… gibi isimler zaman zarfı olarak kullanılabilir. Yükleme sorulan “ne zaman” sorusunun karşılığını veren kelime veya kelime grupları cümlede zaman bildiren zarf tümleci olarak kullanılırlar: Kahvaltıdan sonra odasına çekildi. Patron toplantı biter bitmez onu yanına yanına çağırdı. Otobüs şoför gelince kalkacak.

8 YER-YÖN ZARFLARI Yer-yön zarfları, yer ifade eden aşağı, beri, dışarı, geri, içeri, ileri, karşı, öte, yukarı… gibi yer isimleridir. Bunların hemen hepsinde bir yön ifadesi olduğu için zarf olarak fiilin yönünü gösterirler: Lütfen içeri buyrunuz. Sizi aşağı çağırıyorlar. Hızlı adımlarla yukarı çıktı.

9 1.1.3. AZLIK-ÇOKLUK ZARFLARI
Azlık-çokluk zarfları bir fiilin, sıfatın veya bir zarfın miktarını, ölçüsünü, derecesini bildiren zarflardır. Sıfatları, eylemler ve kendi türünden olan nicelik- azlık-çokluk bakımından kısan ya da pekiştiren sözcükler olarak da tanımlayabiliriz. Bu zarflara az, az çok, çok, aşağı yukarı, en, gayet, kadar, fazla, fazlasıyla, son derece, pek…gibi örnekler verilebilir: Sen gittin gideli buralar pek değişmedi. Babam bana her zaman çok güvenmiştir. Çok az ama öz konuşurdu. Azlık-çokluk zarflarının türleri: 1. Eşitlik Zarfı: Kadar zarfı, kendinden önce gelen sözcüklerle öbekleşerek sıfatlara eşitlik anlamı katarak zarf göreviyle kullanılır: Melek kadar uslu çocuk 2. Üstünlük Zarfı: Daha, sıfatları ve zarfları üstünlük derecesine çıkarır: Ondan daha iyi bir insan bulunmaz. Daha uyanmadı. 3. En üstünlük zarfı: En, sıfatları en üstünlük derecesine yükseltir: en şerefli millet, en yakın arkadaş 4. Aşırılık Zarfları: Aşırılık, gereğinden fazlalık anlamı veren zarflardır: Çok, gayet, pek… Pek sevimli bir kuzu aldım.

10 DURUM ZARFLARI Bir fiili, sıfatı veya bir başka zarfı nasıllık-nicelik bakımından etkileyen, belirten zarflardır. Bu zarflar "Nasıl, Ne şekilde?" gibi sorulara karşılık olurlar: Kapıda birden bir ışık belirdi. Arkasına baka baka evine döndü. Yangın alarmını duyan çocuklar çığlık çığlığa kendilerini dışarı attılar. Uzun bir müddet yan yana yürüdüler. Evden sessizce çıktı ve sokağa doğru yöneldi. Eylemin nasıl yapıldığını, ne durumda olduğunu belirten durum zarfları çok ve çeşitlidirler:

11 Aradığımız ev işte karşıdadır.
Anlam Ayrımlarına göre başlıca durum zarfları aşağıda verilmektedir: 1. Niteleme Zarfları: Bir sözcük sıfatı, daha çok da eylemi niteleyince; yani “nasıl, ne durumda, ne biçimde” sorularını yanıtlayınca niteleme zarfı olur: Erken kalkan yol alır. 2. Gösterme ve Tanıtma Zarfı: İşte zarfı. Aradığımız ev işte karşıdadır. Bak işte yazıyorum. 3. Kesinlik Zarfları: Elbet, elbette, mutlaka, şüphesiz, asla, hiç, gerçekten, ne olursa olsun. 4. Dilek Zarfları: Keşke, bari, tek 5. Umma Zarfları: Umarım ki, umulur ki, inşallah, Allah kerim… 6. Olasılık Zarfları: Belki, olabilir, umulur, ihtimal ki, galiba 7.Yineleme Zarfları: Yine, gene, tekrar, bir daha, bir kez, daha, beş defa, bin defa, çok kez, kere. 8. Yanıt (Cevap) Zarfları: Evet, elbette, elbet, pekiyi, şüphesiz, kuşkusuz, hay hay, olur, hayır, yok, asla 9. Üleştirme Zarfları: Yinelenen, ikileşen ya da ikizleşen üleştirme sayıları da eylemlerden önce gelirse nitelik anlamlı durum zarfı olur: Arabalara üçer üçer bindiler. 10. Koşul Zarfları: Eğer sözcüğü koşullu yüklemleri pekiştirir. Konuşma dilinde “şayet” sözcüğünün de bu anlamda kullanıldığı görülür:

12 SORU ZARFLARI Fiilleri, sıfatları ve zarfları soru yoluyla ifade eden nasıl, neden, ne kadar, niçin, niye gibi zarflardır: Ne zaman geldin? Neden sürekli konuşuyor? Sen buralara kadar niye geldin? Ne uğraşırsın böyle işlerle?

13 1.2. ZARFLARIN (BELİRTEÇLERİN) YAPILARI
Yapılarına göre zarflar (belirteçler) şunlardır: 1.Yalın zarflar: dün, yarın, geç, az, çok, en, hep… 2.Türemiş zarflar: önce, ansızın, akşamleyin, öğleyin… 3.Birleşik zarflar: bugün, ilk önce, biraz, bıldır… 4.Öbekleşmiş zarflar: hemen şimdi, güzel güzel… Durum eki almış adların ilgeçlerle öbekleşmesinden oluşan söz kalıpları da vardır: Sabaha karşı uyandım. Akşama değin bekledik. Gece yarısına doğru geldi.

14 Edatların cümle içindeki görevleri şunlardır:
2. EDAT (İLGEÇ) Tek başlarına anlamı olmayan, isim ve isim soylu kelime veya kelime gruplarından sonra gelerek bunlarla cümlenin öteki kelimeleri arasında birtakım anlam ilişkileri (benzerlik, yer, yön, tarz, zaman gibi) kuran görevli kelimelerdir. Edatlar sözcükler arasında anlam ilgisi kurmaya yarar ve ancak bu görevleri için kullanılan sözcüklere ilgeç (edat) denir. dolayı, göre, gibi, için, rağmen, ile, öte, yana, başka, doğru, itibaren, kadar, beri…gibi kelimeler edat olarak kullanılırlar. Edatların cümle içindeki görevleri şunlardır: Sözcükler arasında çeşitli yönlerden ilgiler kurar. Zarf tümleçleri yapar. Ek eylem yaparak yüklem olur.

15 2.1. EDAT (İLGEÇ) ÇEŞİTLERİ
Edatları: Çekim edatları (asıl edatlar) Bağlama edatları (bağlaçlar) Ünlem edatları (ünlemler) olmak üzere üç grupta inceleyebiliriz.

16 1.2.1.1. ÇEKİM EDATLARI (ASIL EDATLAR)
Kendisinden sonra geldiği isimle cümledeki diğer kelimeler arasında başkalık, benzerlik, zaman, yer gibi bakımlardan çeşitli anlam ilgileri kuran edatlardır: ait, ara, başka, beri, böyle, dair,değin, dek, dışarı, diye, doğru, dolayı, evvel, geri, gayri, gibi,göre, için, ileri, ile, kadar, kadarınca, karşı, nazaran, önce, öte, ötürü, özge, rağmen, sıra, sonra, taraf, tek, üzere, üzerine vb. gibi. Çekim edatlarını işlevlerine göre şu şekilde gruplandırabiliriz: Aitlik Edatları: ait, dair, ilişkin Yer-yön Edatları: aşağı, değin, dek, doğru, içeri, kadar, karşı, öte, taraf, yana, sıra Zaman Edatları: beri, böyle, evvel, geri, önce, sonra, itibaren, başlayarak Benzerlik Edatları: gibi, misali, denli Karşılaştırma, Zıtlık Edatları: karşı, karşılık, rağmen, karşın Sebep Edatları: diye, dolayı, için, ötürü, üzere, dolayısıyla Vasıta ve Beraberlik Edatları: birlikte, ile, beraber, yanı sıra Başkalık Edatları: başka, gayri, özge Miktar Edatları: kadar, derece, aşkın Uygunluk, Denklik Edatları: göre, nazaran, oranla

17 Acısı, tatlısıyla otuz yıl geride kalmıştı.
Yalnız güler yüz ile bunlar olmaz. Senin gül hatırın için bunu yaptım. Bütün bunları bazı insanların  mutluluğu için yapıyorlar. Koşmak için iyi bir gün. Gerçeği olduğu gibi söylemeyi düşündü. Tilki gibi kurnaz olması doğaldı.

18 Öteden beri kulağıma geldiğine göre pek iyi şeyler olmuyor.
Tenine göre daha koyu giysiler giymeliydi. Geldiğine göre artık gidebiliriz. Bu kadar uzun yol nasıl yürünecek? Avuç içi kadar küçük bir yerde yaşamak kolay mı? Gördüğüm kadarıyla bu işler bozulacak.            İşe gitmek üzere evden çıktım.

19 2.1.2. BAĞLAMA EDATLARI (BAĞLAÇLAR)
Kelimeleri, kelime gruplarını ya da cümleleri biçim ve anlam bakımından birbirine bağlayan edatlardır: ama, ancak, belki, çünkü, da (de), eğer, hâlbuki, hiç değilse, ile, ise, ki, lâkin, meğer, nasıl ki, öyle, öyle ki, sanki, şu var ki, tâ, üstelik, ve, veya, yahut, yalnız, yani, yoksa, zira gibi. Bağlama edatlarını işlevlerine göre beş grupta toplayabiliriz: Sıralama Edatları: dahi, ile, ilâ, ve Denkleştirme Edatları: veya, veyahut, ya, ya da, yahut Karşılaştırma Edatları: ama....ama, da (de)....da (de), gerek....gerek, ha....ha, hem....hem, ister....ister, ne....ne, ya....ya Cümle Başı Edatları: âdeta, ama, ancak, bari, belki, çünkü, eğer, fakat, gerçi, güya, hâlbuki, hatta, hele, illâ, illâ ki, kaldı ki, keşke, lâkin, madem, mademki, meğer ki, nasıl ki, nitekim, oysa ki, öyle ki, sanki, şayet, şöyle ki, tâ ki, üstelik, yalnız, yani, yeter ki, yoksa, zaten Sona Gelen Edatlar: bile, da (de), dahi, değil, ise, ki, ya

20 Bağlama edatları biçim bakımından değişik özellikler gösterir
Bağlama edatları biçim bakımından değişik özellikler gösterir. Bu sözcüklerin çoğu Arapçadan ve Farsçadan dilimize geçmiştir. Bu nedenle bağlama edatlarının yapı bakımından değişik şekillerinin  olduğunu görmekteyiz.         1. Yalın Bağlama Edatları: ve, de, ama, ile, bile, eğer, lakin, yani, hem gibi... 2. Türemiş Bağlama Edatları: örneğin, üstelik, ancak, açıkçası, kısacası, anlaşılan gibi... 3. Birleşik Bağlama Edatları: oysa, öyleyse, yoksa, neyse, kim bilir, halbuki, veyahut gibi... 4. Öbekleşmiş Bağlama Edatları : Türlü sözcük öbeklerinin bağlama edatı görevi yapmak üzere öbekleştikleri görülür. Kimi bağlama edatları yan yana kullanılan sözcüklerle de oluşur. İki ya  da  daha çok sözcüğün kalıplaşmış biçimi ya da tamlamalar bağlama edatı olarak kullanılır: şöyle ki, demek ki, tut ki, zorla değil ya, ne de olsa, ne bileyim, gel gelelim gibi...

21 ve: Görevdeş ögeleri birbirine bağlar. ya, ya
ve: Görevdeş ögeleri birbirine bağlar. ya, ya...ya: Yeğleme, oranlama, üstün tutma anlamlarıyla bağlama kurar. ya da: Olasılık belirtir. ki: Genellikle cümleleri birbirine bağlar. Türkçe'nin yapısına aykırılık da taşır. fakat: Cümleleri aykırılık, neden-sonuç, karşıtlık ilgisiyle bağlar. lakin: Fakat, ama bağlama edatlarının işleviyle aynı işlevdedir. ama: Cümleleri karşıtlık, uyumsuzluk, aykırılık ilgileri kurarak birbirine bağlar. çünkü: Cümleleri bir neden belirtme, açıklama anlamı katarak birbirine bağlar.

22 hatta: Cümleleri üstelik, bile, hem de anlamlarıyla pekiştirerek bağlar.
hem... hem, hem de: Görevdeş sözcükleri eşitlik, birlikte olma karşıtlık ile bağlar. meğer, meğerse, meğer ki: Cümleye olasılık anlamı katar. Beklenmeyen, umulmayanı belirtir. kâh... kâh: Kimi zaman, kimi kez anlamıyla cümleleri ve sözcükleri bağlar.     yani: Cümleleri, sözcükleri, sözcük öbeklerini açıklama anlamı katarak bağlar.

23 Bu adam ne ana bilir, ne baba bilir
Bu adam ne ana bilir, ne baba bilir. Bunları alırım ancak senin işine yararsa. Küçük olsun büyük olsun herkes çalışmalı. Öyle bir şey söylemedim yalnız sonuç olarak bu da olabilir. Çok kez beni bile yanıltmıştır. Yanımızda olsa bile ben bu işte yokum. İnsanlar ne kadar umarsız oysa herkesin duyarlı olması gereken bir konu. Gerek tutarsızlığın gerek bilgisizliğin seni buraya getirmiş olabilir.

24 İster al, ister alma; ister gel, ister gelme beni bağlamaz
İster al, ister alma; ister gel, ister gelme beni bağlamaz. Bunu biliyordum. Nitekim daha önce de benzer bir durum yaşadık. Dersleri iyi değil üstelik çok da ukala. Demek ki yola çıkamamış.

25 2.1.3. ÜNLEM EDATLARI (ÜNLEMLER)
Her türlü duyguyu, heyecanı, isteği, düşünceyi anlatan ve doğadaki sesleri ifade eden edatlardır. Ünlem edatları; ünlemler, seslenme edatları, sorma edatları, gösterme edatları ve cevap edatları olmak üzere beş grupta incelenebilir: Ünlemler: ah, ay, çat, eyvah, hoşt, küt, mırıl mırıl, of, oh, pat,püf, vah, vay, yuh Seslenme Edatları: a, ay, be, bre, ey, hey, hu, le, ulan,ya, yahu gibi seslenme sözleridir. Sorma Edatları: acaba, acep, hani, niçin Gösterme Edatları: işte, aha, daha, ta Cevap Edatları: değil, evet, hay hay, hayır, peki, yok, elbette, oldu, olur, tabiî, tamam

26 1. Doğrudan doğruya ünlem olarak kullanılan sözcükler
Ünlem edatları her dilde olan sözcüklerdir. Kimi ünlem edatları, kimi dillerde ortaktır. Ünlem edatlarını görev ve anlam açısından şöyle sınıflamak doğru olacaktır: 1. Doğrudan doğruya ünlem olarak kullanılan sözcükler 2. Ünlem olmuş sözcükler 3. Yansıma sözcükler

27 Ya! (yaa!): Acıma, şaşma, beğenme bildirir.
Hah!: Onaylama, isteme, şaşma, sevinci belirtir. O! Oo! Ooo!: Sevinç, beğenme, şaşma, acıma gibi duyguları belirtir. Vah! Vaah!: Derin bir üzüntü ve acıma belirtir. Oh! Oooh!: Sevinç, beğenme anlatır. Oha!: Kaba ünlemdir. Hay hay!: Onaylama, evet anlamında kullanılır. Hey! Heyy!: Anımsama, üzüntü yanı sıra seslenme olarak da kullanılır. Vay! Vayy! Vaay!: Şaşma, sevinme, üzüntü, acıma, kızma, azarlama belirtir. Of! Oof! Ooff! Öf! Öff!: Usanma, sıkılma, üzülme, hoşlanma belirtir. Uf!  Üf!: Of gibi kullanılır. Pöh!: Beğenilmeyen bir davranış karşısında söylenir. Tu! : Yazık gibi kızma, acıma bildirir. Tuh! (tüh!): Vah gibi üzüntü belirtir. Aman! : Şaşma, sevinme, yardım dileme, bıkma gibi durumlarda söylenir. Eyvah!: Beklenmedik bir olay, üzücü bir durum karşısında söylenir. Haydi!: Çağrı, seslenme, alay belirtir.

28 Hişt!: Seslenme ve çağrı belirtir. Yazık!: Acıma, üzüntü belirtir.
Bravo!: Övgü, beğenme belirtir. Kimi zaman alay etmek için de kullanılır. Hişt!: Seslenme ve çağrı belirtir. Yazık!: Acıma, üzüntü belirtir. Yahu!: Kızma, şaşma, azarlama için senli benli konuşmalarda geçer. Hu! (huu!) : Seslenmelerde kullanılır. Be!: Kızma, şaşma ve azarlama için senli benli konuşmalarda kullanılır. Sakın!: Olmaması istenen bir şeyde dilek belirtir. Yaşa! Yaşşa!: Büyük bir sevinç, coşkunluk belirten ünlemdir. Allah!: Şaşma, üzüntü, sıkıntı belirtir. Tanrım!: Yakarış, şaşma anlamı verir. Yarabbi!: Yardım dilemek, yakarış  için kullanılır. Hoppala!: Şaşma ve alay belirtir. Hop! Hoop!: Ansızın yapılan bir şeyi anlatmak için kullanılır. Ayol!: İlgi çekmek için senli benli konuşmalarda kullanılır. Ulan!: Kaba ve senli benli konuşmalarda kullanılır. Yuh! Yuha!: Kaba ve senli benli konuşmalarda öfke, beğenmeme belirtir.

29 A. Aklıma geldi. Aaa. çocuklar koşun. Eee
A... Aklıma geldi! Aaa!.. çocuklar koşun! Eee! Fazla eşeledin adamın yarasını. Ee, anlat bakalım. Ha, bak onu bilmiyordum. Ay, çok merak ettim! Ah bu kalp kimler için çarptı... Aaah! Yandım! Eh, hayırlısı neyse o olsun! Ey, Türk Gençliği!

30 3. BÖLÜM SONU SORULARI 1. “Karşı” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat görevinde kullanılmıştır? a. Benim sözlerime karşı çıkma. b. Sabaha karşı sarsıntıyla uyandık. c. Karşı tarafı çağırma d. Evin karşısına açılan dükkan güzel mi? e. Adamlar bize, karşı dava açacak. 2. “Böyle” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde ilgeç görevinde kullanılmıştır? a. Sen, böyle soruları çözemezsin. b. Sen de böyle gitme. c. Adamın böylesi düşman başına d. Hayatım boyunca böyle gülmemiştim. e. Bana, bundan böyle sen laf söyleyemezsin. 3. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi edat görevinde kullanılmamıştır? a. Bu şehre özgü bir koku var. b. Dün sabahtan beri kar yağıyor. c. Buradan çıkınca doğru göle git. d. Öğleden sonra onun evine gideceğim. e. Okuldan çıkınca eve doğru yürüdüm. 4. Aşağıdaki tümcelerin hangisinde azlık-çokluk belirteci vardır? a. Uçak hemen şimdi kalkacak. b. Hemen gün aşırı giderim. c. Senin bugün cennet kadar güzel vatanın var. d. Bugün gelmişler. e. Dün aldığı kitabı satacak.

31 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı bir zarf kullanılmıştır. a
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı bir zarf kullanılmıştır? a. O adam buralarda ne dolaşıp duruyor? b. Ne bakıyorsun? c. Nasıl düştün bu titreşimli boğuntuya. d. Yiğit Mehmetçikler ileri atıldı. e. Bu binayı nasıl gördüler. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, soru anlamı bir soru zarfıyla sağlanmıştır? a. Eskişehir’e en son ne zaman geldin? b. Olayın nedenini biliyor musun? c. Toplantıda kaç kişi vardı? d. Kaçınız onun söylediklerine inandı? e. Sence bu ev güzel mi? 7. Aşağıda altı çizili sözcüklerden hangisine “yön bildiren zarf” vardır? a. Çocuklar hemen ileriye atıldı. b. İçeriye kısa boylu bir kız girdi. c. Herkes aşağıya baktı. d. Hızlıca yukarıya çıktı. e. Başını kaldırıp yukarı baktı. 8. ‘Ortalık aydınlanınca erkenden yuvasından çıktı.’ Yukarıda verilen cümlede “erkenden” sözcüğünün görevi aşağıdakilerden hangisidir? a. Sıfat b. İlgeç c. Nesne d. Zarf e. Dolaylı tümleç

32 9. Aşağıdakilerden hangisinde “çok” sözcüğü zarf görevinde kullanılmamıştır? a. Bana sorarsan çok çalışmalısın. b. Şiiri çok hızlı okudun. c. Sınıfta çok öğrenci var. d. Zeynep’le okulda çok kez karşılaşıyoruz. e. Çok seslendim ama duymadı. 10. “Cengiz geçen sene okula umutla başlamıştı.” Yukarıdaki cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur? a. Özel ad b. Zaman zarfı c. Yer-yön zarfı d. Durum belirteci e. Sıfat CEVAPLAR 1. B 2. E 3. C 4. C 5. D 6. A 7. E 8. D 9. C 10. C

33 Muharrem Ergin, Türk Dilbilgisi, Bayrak Yayınları, İstanbul, 1998.
KAYNAKLAR Muharrem Ergin, Türk Dilbilgisi, Bayrak Yayınları, İstanbul, 1998. Nurettin Demir, Emine Yılmaz, Türkçe Ses Bilgisi, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir, 2011. Şükrü Halûk Akalın, Türk Dili I, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir, 2012.


"XII. BÖLÜM ZARFLARIN VE EDATLARIN TÜRKÇEDE KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları