(kalplere hayat veren iksir)

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Hüsn-ü Zan Su-i Zan.
Advertisements

İNSANI HAM MADDE OLARAK ELE ALMAK
İÇİNDEKİ FEYİZ VE BEREKET
BAKARA SÛRESİNDEN SON İKİ AYETİ
BERÂT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
BAHÇELİEVLER MÜFTÜLÜĞÜ KUTLU DOĞUM PROGRAMINA HOŞ GELDİNİZ
İLMİHAL Bir müslümanın dinini en güzel şekilde yaşaması için öğrenmesi.
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyet olunduğuna göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki: “Cum’a gününde.
ERKEĞİN HANIMI ÜSTÜNDEKİ HAKLARI
Kadir Suresi "Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede,
Sevdiklerinizle ve sevenlerinizle Sıhhat ve afiyet içinde elemsiz-kedersiz, huzurlu bir bayram idrak etmenizi ve nice bayramlara kavuşmanızı, Ve idrak.
RAHMAN'IN HAS KULLARINDAN
KOLAYLAŞTIRINIZ, GÜÇLEŞTİRMEYİNİZ. MÜJDELEYİNİZ, NEFRET ETTİRMEYİNİZ.
HASED-GIYBET.
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ
ÜÇÜNDEN KAÇALIM : 3Ş ÜÇÜNE KOŞALIM : 3S.
MÜMİNLERİN BİRBİRLERİNE OLAN SEVGİLERİ
ADALET.
İlköğretim DKAB Dersi 4. Sınıf 5. Ünite Sunusu
İSLAM ESASLARI (İSLAMIN ŞARTLARI)
KADİR GECESİ.
NAMAZ Görmedin mi? göklerde ve yerde bulunan herşey; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğu Allah´a hakikaten secde ediyorlar.
DEĞERLER EĞİTİMİ HAKSIZ KAZANÇ
DEĞERLER EĞİTİMİ MART HAKSIZ KAZANÇTAN UZAK DURMAK.
Sevgili Peygamberimiz
GÜZEL SÖZ VE DAVRANIŞLAR İLE İLGİLİ HADİS VE AYETLER
KUTLU DOĞUM HAFTASI Nisan 2015
CEYHUN YILDIZ 7/C&955 KONU:VARLIKLAR ALEMİ.
İBADET KONUSUNDA BİLGİLENELİM
Dedim: Çok yalnızım. Dedin:. فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım
ALLAH’I ANMAK UNUTMAMAK
Kur’an’a Göre Cin ve Şeytan
KUR’AN’ IN ANA KONULARI
Sorumluluk Bilinci.
Cemaatle Namaz ..
2. Çocukların Anne Babaya Karşı Sorumlulukları
Nafile namazlar 1. Teheccüd Namazı (Gece Namazı) 2. İşrak Namazı 3
4. İbadetlere Devamlılığı
2. Nimete Şükür (Besmele ve Hamd)
2. Nezaket.
2. İnanca Bağlılığı.
Şeytanın kötülüğünden korunma konusunda Kur'an'ın öğütleri
Rasulullah (sav) buyurdular ki ;
NEVEVÎ. الحديث الأول عن أمير المؤمنين أبي حفص عمر بن الخطاب رضي الله تعالى عنه قال : سمعت رسول الله صلى الله تعالى عليه وعلى آله وسلم يقول : « إنَّما.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Hazırlayan: İsmail TÜRKMENOĞLU
4. Kendimize Karşı Sorumluluklarımız :
IV.ÜNİTE HADİS ÇEŞİTLERİ.
SÛRELER : CÛZ : 29 Mülk Sûresi (1 – 30)
1. Hz. Muhammed’in İbadet Anlayışı
1. Allah Sevgisi.
KAYNARCA TEŞVİKİYE CAMİİ İMAM HATİBİ
1 1.ÜNİTE KUR’AN’A GÖRE HZ. MUHAMMED’(sav)İN KONUMU SAYFA:
İslamda kutsal sayılan gecelere verilen isimdir. Bu gecelerin dinimizde ayrı bir önemi vardır. Coşku ve sevgi ile kutlanır. Allaha bol dua edilir.
Kur'ân-ı Kerim'in inmeye başladığı Ramazan ayı'nın yirmi yedinci gecesi. İslâm'da en kutsal ve faziletli gece Kadir gecesidir.
Cuma günü ve önemi. Müslümanlar için Cuma niçin önemlidir?  Toplanma ve cemaat olma anlamına gelen cuma, Müslümanların haftalık bayramıdır.  Cuma günü.
REGAİP KANDİLİ HAZIRLAYAN:
Tereddütsüz İman ve Allah’a tam Güven
Bünyamin yIldIz Riyazus Salihin dersleri 7 bölüm
İBADET VE NAMAZIN MANASI
ALLAH RASULÜNE SALAVAT
NAMAZ ALLAH İLE BULUŞMADIR
ALLAH’IN KULLARINI KONTROL ve DENETİMİ
GÖZÜMÜZÜN NURU NAMAZIN ÖNEMİ
İMÂNLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER عن عبدالله بن عمرو رَضِيَ اللّهُ عَنْهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ
TEFEKKÜR يَتَفَكَّرُونَ أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ. “HERHANGİ BİR MESELE HAKKINDA DÜŞÜNME, ZİHNİ YORMA, DERİN DÜŞÜNME VE İŞİN ŞUURUNA VARMA.”
KOLAYLAŞTIRINIZ, GÜÇLEŞTİRMEYİNİZ. MÜJDELEYİNİZ, NEFRET ETTİRMEYİNİZ. Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.
5. Sınıf 2. Ünite: Ramazan ve Oruç
RIYAZU’S SALIHIN BUNYAMIN YILDIZ
Sunum transkripti:

(kalplere hayat veren iksir) ZİKİR (kalplere hayat veren iksir) ALLAH’I DAİMA ZİKRETMEK KALBİN; TATMİN NOKTASI eminyavuzyigit@hotmail.com Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI

وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ اُتْلُ مَا اُوحِىَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ «(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.»(Ankebut,Suresi,45)

فَاذْكُرُونٖى اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لٖى وَلَا تَكْفُرُونِ «Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.»(Bakara,Suresi,152)

Bizi yaratan, yaşatan, nimetlendiren Yüce Rabbimizi, her zaman hatırlamak, zikretmek, şükretmek lazımdır. Bu en başta gelen kulluk borcudur.

ZİKİR ? Sözlükte "anmak, hatırlamak, yad etmek" anlamına gelen zikir, ıstılahta, Allah'ı anmak ve hatırlamak, O'nu unutmamak ve gaflet halinde olmamak, Allah kelimesini ve tekbir, tehlil, tesbih, tahmid cümlelerini tekrarlamak demektir.

Zikir, Allah'ın yüceliğini dile getirmek ve manevî yetkinliğe ulaşmak amacıyla yapılır. Zikrin çoğulu ezkâr ve zükûrdür. Zikir, aynı kökten gelen kelimelerle birlikte, Kur'ân'da üç yüze yakın yerde geçmektedir.

Bu âyetlerde "Allah'ı zikir" emredilmiş (Bakara, 152), Allah'ı zikreden müminlerden övgüyle söz edilmiş ve kendileri için mağfiret ve büyük mükâfatlar bulunduğu müjdesi verilmiştir (Ahzâb,35). Hz. Peygamber de zikrin en faziletlisinin lâ ilâhe illallâh olduğunu (İbn Mâce, Edeb, 25) söyleyerek tevhid kelimesi ile zikirde bulunmanın önemine dikkat çekmiştir

Zikir, dil, kalp ve beden ile olmak üzere üç çeşittir. 1) Dil ile zikir, Allah'ı güzel isimleri ile anmak, O'na hamdetmek, tesbihte bulunmak, dua etmek ve Kur'ân okumaktır. 2) Beden ile zikir, bütün organların Allah'ın emirlerine uyması ve yasaklarından kaçınması ile olur. 3) Kalp ile zikir ise Allah'ı gönülden çıkarmamaktır. (Dini kavramlar sözlüğü,Diyanet)

Hz.Peygamber Efendimize : Zikir cihaddan üstün müdür?diye soruldu Peygamber (s.a.) : -Evet, cevabını vermiştir. Zikir, değişik hadis-i şeriflerde “zikreden kimseyle zikretmeyen, diri ile ölüye teşbih edilmiştir.” (Buhari, Deavât:67) Bu konudaki hadislerden birkaçı şöyledir: “Size amellerinizin en hayırlısını haber vereyim mi? Allah’ı zikretmektir.” (Buhari, Deavât:6) «Bir topluluk oturup Allah’ı zikrederse melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar…» (Müslim, Deavât:8)

Geçmişte yaşamış velilerin muhtelif zikirleri vardı Geçmişte yaşamış velilerin muhtelif zikirleri vardı. Meselâ, “Lâilahe illallah”, “Hû, hû”, “Lâ havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil azîm”, “Sübahanallah”, “Sübhanallah-ilazîmi ve bihamdih” gibi. Siz efendimizin zikri nedir? Mevlâna cevap verdi: Bizim zikrimiz “Allah, Allah, Allah ”tır. Çünkü biz Allah’a aitiz. O’ndan geliyor ve yine O’na gidiyoruz.

Mevlâna şu duâları sık sık okuyun demiştir: 1- Her korku için, “Lâilahe illallah” 2- Bütün elem ve kederler için “Maşallah” 3- Her niyet için “Elhamdülillah” 4- Her nimet bolluğu için “Eş-şükrü lillah” 5- Her şaşılacak şey için “Sübhanallah”

6- Her günah için “Estağfurullah” 7- Her darlık için “Hasbiy’allah” 8- Her kaza ve kader için “Tevekkültü al Allah” 9- Her musibet için “İnna Lillahi ve inna ileyhi raciûn” 10- Her günah için “Lâ havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil azim”

Allah Rasulü (s.a.) bir gün ashab-ı kirâma hitâben : “Amellerinizin Allah katında en temizini, dereceklerinizin en yükseğini, altın ve gümüş sadaka vermenizden daha hayırlısını, düşmanlarınızla karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boynunuzu vurmasından daha hayırlısını haber vereyim mi?” diye sordu. Onlar da, “Haber ver, ey Allah’ın rasulü” dediler. Bunun üzerine hazret-i Peygamber (s.a.) : “Allah’ı zikretmektir.” buyurdu. (Tırmizi, Deavât:6)

Peygamberimiz : “Allah’ı zikir kalblerin şifasıdır” demiştir. ZİKRİN FAYDALARI Zikrin pek çok faydaları vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz : Peygamberimiz : “Allah’ı zikir kalblerin şifasıdır” demiştir. Zikir, insanın derecesini yükseltir; şehitler, salihler derecesine ulaştırır. “İnsanı kabir azabından kurtaracak, Allah’ı zikretmekten daha üstün bir ameli olmaz.”

Zikir, şeytanın gücünü kırar, Allah’ın rızasına neden olur, kalbten üzüntüyü siler, kalpte huzur, sükun meydana getirir, kalbi ve yüzü nurlandırır. Zikir, sahibine sevimlilik kazandırır, Allah’ın sevgisini kazandırır. Zikir, insanı hatta etmek, günah işlemekten uzaklaştırır. Zikir, azabtan kurtarır.

Zikir, insanın kalp gözünü açar, İnsanı Allah’a yaklaştırır. Zikir, insanı sıkıntıdan kurtarır, şeytanı defeder. Zikir, rızkın artmasına da neden olur. Zikir, gaflete düşmekten alıkoyar, Zikir, vaktin boşa gitmesini önler, Zikir,kötü şeyler düşünmekten alıkor, Zikir, gıybet iftira gibi günahların işlenmesini önler.

Zikir, bir bakıma tevbedir, şükürdür, Hamd’tir, ibadettir. Allah’a zikirle yaklaşılır, zikirle ulaşılır. Zikir,kulun azabtan kurtulup affedilmesine neden olur.

Zikirden yüz çevirenler için ise Kur’an’da şöyle buyurur: اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَاِذَا قَامُوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰى يُرَاؤُنَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَلٖيلًا «Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.» (Nisa,142)

وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْرٖى فَاِنَّ لَهُ مَعٖيشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى «Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.» (Taha,Suresi,124)

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرٖينٌ «Kim, Rahmân'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.»

Hz. Peygamberimizin (SAV) ifadesiyle 1- «Zikretmek, cihaddan da üstündür. Zikir Kur’an okumaktan da üstündür» (Kütübü Sitte,6,208) 2- «Kulun Allah’ın azabından kendini kurtarmada zikirden müessir bir amel yoktur.» (KütübüSitte,6,1947) 3- «Sabah akşam Allah’ı zikretmek Allah yolunda kılıç kırmaktan hayırlıdır.» (Ramuz,346,12) 4- «Cihadda kılıç kırılsa da, zikir daha hayırlıdır.» (Ramuz ,376/8) 5- «Allah’ı zikreden bir kavim yoktur ki, melekler onları sarmasın ve rahmet kaplamasın, onlara sekinet inmesin ve Allah onları meleklerin arasında yâd etmesin, olmaz.» (Ramuz,386/9)

6- «Hiçbir kavim yoktur ki, Allah rızasını talep ederek, Aziz ve Celil olan Allah’ı zikretsinler de, semadan bir münâdi onlara şöyle nidâ etmesin:Mağfur olarak kalkınız, seyyiatınız hasenata tebdil edilmiştir.»(Ramuz,386/10) 7- «Zikrin en faziletlisi (Lâilâhe illallah) demektir.»(İbn-i Mace ,Edep:55) 8- «Son sözü (Lâ ilâhe illâllah) olan kimse cennete girer.» (Buhâri, Cenaiz:1) Bir müslüman için Allah’ı zikredebilmek en büyük ibadettir, mükafatı da büyüktür. 9- «Allah’ın zikredenleri araştıran özel melekleri vardır.»(K.Sitte,6,195) 10- «Günde yüz defa (Sübhanallah) diyene bin iyilik yazılır. Bin günahı bağışlanır.» (Müslim, Zikir:37)

Görülüyor ki; zikir, nefsin ve şeytanın gücünü kırar Görülüyor ki; zikir, nefsin ve şeytanın gücünü kırar. İnsana huzur verir ve insanı Allah’ın sevgili kulu haline getirir. kalbi ve gönlü uyanık ve diri tutar. Allah’ın gazabını söndürür. Kalbin pasını siler, kalbi güzelleştirir, yüzü nurlandırır. Zikredenin ölümü kolay olur. İmanla gitmesine neden olur. Ölüm anında Kelime-i Şehadeti ve Kelime-i Tevhidi söylemekte zorluk çekmez.

KUTSİ HADİSİ ŞERİF: 1450- وعنْ أَبي هُريرةَ رضي اللَّه عنهُ قال : قالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « إِنَّ للَّهِ تَعالى ملائِكَةً يَطُوفُونَ في الطُّرُق يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ ، فإِذا وَجدُوا قَوْماً يذكُرُونَ اللَّه عَزَّ وَجلَّ، تَـنَادَوْا : هَلُمُّوا إِلى حاجتِكُمْ ، فَيَحُفُّونَهم بِأَجْنِحَتِهم إِلى السَّمَاء الدُّنْيَا ، فَيَسأَلهُم رَبُّهُم ­ وَهُوَ أَعْلم ­ : ما يقولُ عِبَادِي ؟ قال : يَقُولُونَ : يُسبِّحُونَكَ وَيُكَبِّرونَكَ ، ويحْمَدُونَكَ ، ويُمَجِّدُونَكَ ، فيقولُ : هل رأَوْني ؟ فيقولون : لا واللَّهِ ما رأَوْكَ ، فَيَقُولُ : كَيْفَ لو رَأَوْني؟، قال : يقُولُون لو رَأَوْكَ كانُوا أَشَدَّ لكَ عِبادَةً ، وأَشَدَّ لكَ تمْجِيداً ، وأَكثرَ لكَ تَسْبِيحاً . فَيَقُولُ : فماذا يَسأَلُونَ ؟ قال : يَقُولونَ : يسأَلُونَكَ الجنَّةَ . قالَ : يقولُ : وَهل رَأَوْهَا ؟ قالَ : يَقُولُونَ : لا وَاللَّه ياربِّ مَا رأَوْهَا . قَالَ : يَقُولُ : فَكَيْفَ لو رَأَوْهَا ؟، قال: يَقُولُونَ : لو أَنَّهُم رأَوْها كَانُوا أَشَدَّ علَيْهَا حِرْصاً ، وَأَشَدَّ لهَا طَلَباً ، وَأَعْظَم فِيها رغْبة. قَالَ : فَمِمَّ يَتَعَوَّذُونَ ؟ قَالَ : يقولُون يَتعَوَّذُونَ مِنَ النَّارِ ، قال : فَيقُولُ : وهَل رَأَوْهَا ؟ قالَ: يقولونَ: لا واللَّهِ ما رأَوْهَا . فَيقُولُ : كَيْف لو رَأوْها ؟، قال : يقُولُون : لو رَأَوْهَا كانوا أَشَدَّ منها فِراراً ، وأَشَدَّ لها مَخَافَة . قَالَ : فيقُولُ : فَأُشْهدُكم أَنِّي قَد غَفَرْتُ لهم ، قَالَ : يقُولُ مَلَكٌ مِنَ الملائِكَةِ : فِيهم فُلانٌ لَيْس مِنهم ، إِنَّمَا جاءَ لِحاجَةٍ، قال : هُمُ الجُلَسَاءُ لا يَشْقَى بِهم جلِيسهُم » متفقٌ عليه .

وفي روايةٍ لمسلِمٍ عنْ أَبي هُريرةَ رضِي اللَّه عنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « إِنَّ للَّهِ مَلائِكَةً سَيَّارةً فُضًلاءَ يتَتَبَّعُونَ مجالِس الذِّكرِ ، فَإِذا وجدُوا مَجلِساً فِيهِ ذِكْرٌ ، قَعدُوا معهُم ، وحفَّ بعْضُهُم بعْضاً بِأَجْنِحَتِهِم حتَّى يَمْلأُوا ما بيْنَهُمْ وَبَيْنَ السَّماءِ الدُّنْيَا ، فَإِذا تَفَرَّقُوا عَرجُوا وصعِدوا إِلى السَّماءِ ، فَيسْأَلهُمُ اللَّهُ عَزَّ وجلَّ ­ وهُوَ أَعْلَمُ ­ : مِنْ أَيْنَ جِئْتُمْ ؟ فَيَقُولُون: جِئْنَا مِنْ عِندِ عِبادٍ لَكَ في الأَرْضِ : يُسبحُونَكَ، ويُكَبِّرُونَكَ ، وَيُهَلِّلُونَكَ ، وَيحْمَدُونَكَ ، وَيَسْأَلُونَكَ . قال : وماذا يسْأَلُوني ؟ قَالُوا : يَسْأَلُونَكَ جنَّتَكَ . قال : وهَلْ رَأَوْا جنَّتي ؟ قالُوا : لا ، أَيْ ربِّ : قال : فكَيْفَ لو رأَوْا جنَّتي ؟ قالُوا : ويسْتَجِيرُونَكَ قال : ومِمَّ يسْتَجِيرُوني ؟ قالوا : منْ نَارِكَ ياربِّ . قال : وَهَلْ رَأَوْا نَارِي ؟ قالوا : لا ، قال : فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْا نَارِي ؟، قالُوا : ويسْتَغْفِرونَكَ ، فيقول : قَدْ غفَرْتُ لهُمْ ، وأَعطَيْتُهُمْ ما سَأَلُوا ، وأَجرْتُهم مِمَّا اسْتَجارُوا . قال : فَيقُولونَ : ربِّ فيهمْ فُلانٌ عبْدٌ خَطَّاءٌ إِنَّمَا مَرَّ ، فَجلَس معهُمْ ، فيقول : ولهُ غفَرْتُ ، هُمْ القَوْمُ لا يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ » .

ALLAH’I ANANLARA BÜYÜK MÜKAFATLAR VARDIR Rabbimiz Kur’an’da : «Allah’ı zikreden erkeklere ve kadınlara büyük mükafat hazırladık.» (Ahzab,Suresi,35) buyurur. Ebu Hureyre (ra.) anlatıyor: Rasulallah (s.a.) buyurdu ki : “Allah’ın yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. Allah’ı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini : (Aradığınıza gelin, buradalar) diye çağırırlar. Hepsi gelip onları kanatları ile kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar.” Allah herşeyi en iyi bildiği halde meleklere sorar: - Kullarım ne diyorlar? Melekler: - Seni tesbih ediyorlar,sana tekbir okuyorlar, derler. - Onlar beni gördüler mi? - Hayır!

- Ya görselerdi ne yaparlardı? - Eğer seni görselerdi ibadette çok daha ileri giderlerdi. Çok daha fazla tesbihde bulunurlardı. - Onlar ne istiyorlar? - Cennet istiyorlar. - Peki onlar Cenneti gördüler mi? - Hayır, Ey Rabbimiz. - Eğer görselerdi cennet için daha çok hırslanırlardı. - Neden kaçınıyorlar? - Cehennemden Ya Rabbi!

- Onu gördüler mi? - Hayır görmediler. - Ya görselerdi ne yaparlardı? - Eğer cehennemi görselerdi daha çok kaçarlardı. Bunun üzerine Cenab-ı Allah Meleklere: - Sizi şahit kılıyorum, onları affettim, buyurur. Peygamberimiz devamla : - Bir melek der ki : “Bunların arasında falanca günahkâr kimse var. Bu onlardan değil. Başka bir maksatla uğramıştı?” Cenab-ı Allah : - Onu da affettim. Onlar öyle bir cemaat ki, onlarla oturanlarda kurtulurlar, buyurur.

Peygamber Aleyhisselâm bir gün Ashabına : “Cennet bahçesine uğradığınızda ondan faydalanın” der. Ashab : “Cennet bahçesinden muradınız nedir?” Ya Rasulallah derler : Peygamber : “Ehl-i zikrin toplandığı zikir meclisidir.” cevabını verir. Bir gün Peygamber Ashabı ile mescid de otururken : Üç kişi gelir. Biri döner gider, biri arka tarafa oturur, biri de halkayı yarar, aralarına oturur. Peygamber : “Bu üç kişi hakkında size haber vereyim mi?” der. - Biri Allah’a iltica etti, Allah da onu barındırdı. - Biri eza vermekten utandı, Allah da ondan utandı. - Üçüncü de meclisimizden yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi. (Riyazus Salihin,1449) Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)

Hadisten Çıkaracağımız sonuçlar: 1. Allah Teâlâ kendisini anan kullarından hoşnut olur ve onları meleklerinin yanında anar. 2. Bazı meleklerin vazifesi Allah’ı anıp zikredenleri tesbit etmektir. 3. Melekler Allah’ı zikreden insanları sever ve onları himâye ederler. 4. Allah’ın anıldığı zikir meclislerinde bulunmak insana mânevî faydalar sağlar. 5. Cenâb-ı Hak kendisinden samimiyetle bağışlanma dileyen kullarını bağışlar ve onları korktuklarından emin kılar (Riyazussalihin )

- وعنهُ عنْ أَبي سعيدٍ رضِي اللَّه عنْهُمَا قالا : قَالَ رسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « لا يَقْعُدُ قَوْمٌ يذْكُرُونَ اللَّهَ إِلاَّ حفَّتْهُمُ الملائِكة ، وغشِيتهُمُ الرَّحْمةُ ونَزَلَتْ علَيْهِمْ السَّكِينَة ، وذكَرَهُم اللَّه فِيمن عِنْدَهُ » رواه مسلم . Yine Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över.» (Müslim, Zikr 39)

وعن أَبي واقِدٍ الحارِثِ بن عَوْفٍ رضيَ اللَّه عنْهُ أَنَّ رسُولِ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم بيْنَما هُو جَالِسٌ في المسْجِدِ ، والنَّاسُ معهُ ، إِذ أَقْبلَ ثَلاثَةُ نَفَرٍ ، فأَقْبَل اثْنَانِ إِلى رسولِ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم وذَهَب واحدٌ، فَوقَفَا على رسول اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم . فَأَمَّا أَحدُهُما فرأَى فُرْجَةً في الحلْقَةِ ، فجَلَسَ فيها وأَمَّا الآخَرُ ، فَجَلَس خَلْفَهُمْ ، وأَمَّا الثالثُ فَأَدبر ذاهباً . فَلمَّا فَرَغَ رسُول اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال: أَلا أُخبِرُكم عن النَّفَرِ الثَّلاثَةِ ، أَمَّا أَحدُهم ، فَأَوى إِلى اللَّهِ فآواه اللَّه وأَمَّا الآخرُ فَاسْتَحْيي فاستحيي اللَّهُ مِنْهُ وَأَمَّا الآخرُ ، فأَعْرضَ ، فأَعْرض اللَّهُ عنْهُ » متفقٌ عليه .

Ebû Vâkıd Hâris İbni Avf radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mescid-i Nebevî’de oturmuş, sahâbîler de onun etrafını almışken karşıdan üç kişi çıkageldi. İkisi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e doğru yöneldi, diğeri gitti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına gelenlerden biri cemaatin arasında bir boşluk görüp oraya oturdu. Öteki ise cemaatin arkasına gidip oturdu. Üçüncü adam da çekip gitti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sözünü bitirince (bunlar hakkında) şöyle buyurdu: “Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan hayâ etti. Ötekine gelince, o (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.” ( Buhârî, İlim 8)

MESCİDE GELEN ÜÇ KİŞİNİN HALİ: Mescid-i Nebevî’nin yanından geçmekte olan, fakat kim oldukları bilinmeyen üç kişi içeri şöyle bir gözattılar. Resûl-i Ekrem Efendimiz’in ashâb-ı kirâmın arasına oturmuş onlarla sohbet etmekte olduğunu gördüler. Onlardan ikisi böyle bir fırsatın kaçırılmayacağını düşünerek hemen içeri girdiler. Bazı rivayetlerden öğrendiğimize göre selâm verip oturacak yer aradılar. Biri sohbet halkasının bir yerinde boşluk görüp oraya çöktü. Öteki sahâbî cemaatin arasına sıkışarak onları rahatsız etmekten çekindiği için en arkaya gidip oturdu. Bazı âlimlerin münâfıklardan biri olabileceğini düşündüğü üçüncü kişi ise, bu zikir meclisine önem vermeyip yoluna devam etti.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu üç kişi mescide geldiğinde devam etmekte olan sohbetini bitirince, onların davranış tarzlarını ashâbına açıklamak istedi. Sohbet halkasında bulduğu boşluğa oturan kimsenin halini Allah’a sığınmak diye değerlendirdi. Allah’ın da onu rahmetiyle ve hoşnutluğuyla barındıracağını belirtti. Oturanların arasına sıkışmak suretiyle onlara sıkıntı verebileceğini veya Resûl-i Ekrem’in dikkatini dağıtarak onu rahatsız edebileceğini düşünerek en arkaya gidip oturan sahâbînin bu nezâketini pek beğenen Efendimiz, onun bu tavrını utanmak diye değerlendirdi; Cenâb-ı Hakk’ın da ona merhamet buyuracağını ve onu günahlarından dolayı hesaba çekerek utandırmayacağını bildirdi. Üçüncü kişinin hiçbir işi ve mâzereti olmadığı halde o zikir meclisinden yüz çevirdiğini belirten Peygamber aleyhisselâm, Allah’ın da ondan yüz çevirdiğini haber verdi veya bunu bir temenni olarak söyledi. Bir başka rivayette bu üçüncü şahıstan söz ederken Resûlullah Efendimiz’in “O iltifat etmedi, Allah da ona iltifat etmedi” buyurduğu belirtildiğine göre, onun bu sözü bir temenni maksadıyla söylemediği, adamın halini haber verdiği anlaşılmaktadır.

وعن أبي سعيد الخُدْريِّ رضي اللَّه عنْهُ قال : خَرج معاوِيَة رضي اللَّه عَنْهُ علَى حَلْقَةٍ في المسْجِدِ ، فقال : ما أَجْلَسكُمْ ؟ قالُوا : جلَسْنَا نَذْكُرُ اللَّه . قَالَ : آللَّهِ ما أَجْلَسكُم إِلاَّ ذَاكَ ؟ قالوا : ما أَجْلَسنَا إِلاَّ ذَاكَ ، قال : أَما إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُم تُهْمةً لَكُم وما كانَ أَحدٌ بمنْزِلَتي مِنْ رسُولِ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم أقلَّ عنْهُ حَدِيثاً مِنِّي : إِنَّ رسُول اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم خرَج علَى حَلْقَةٍ مِن أَصحابِه فقال : « ما أَجْلَسكُمْ ؟ » قالوا : جلَسْنَا نَذكُرُ اللَّه ، ونحْمدُهُ علَى ماهَدَانَا لِلإِسْلامِ ، ومنَّ بِهِ عليْنا . قَال : « آللَّهِ ما أَجْلَسكُمْ إِلاَّ ذَاكَ ؟ قالوا : واللَّه ما أَجْلَسنا إِلاَّ ذَاكَ . قالَ : « أَما إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ تُهمةً لكُمْ ، ولِكنَّهُ أَتانِي جبرِيلُ فَأَخْبرني أَنَّ اللَّه يُباهِي بِكُمُ الملائكَةَ » رواهُ مسلمٌ .

- Burada niçin böyle toplandınız? diye sordu. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh şöyle dedi: Muâviye radıyallahu anh mescidde halka halinde oturan bir cemaatin yanına geldi ve: - Burada niçin böyle toplandınız? diye sordu. - Allah’ı zikretmek için toplandık, diye cevap verdiler. O tekrar: - Allah aşkına doğru söyleyin. Siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz? diye sordu. - Evet, sadece bu maksatla oturduk, dediler. Bunun üzerine Muâviye: - Ben sizin sözünüze inanmadığım için yemin vermiş değilim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e benim kadar yakın olup da benden daha az hadis rivayet eden yoktur. Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir ilim halkasında oturan sahâbîlerinin yanına geldi de onlara:

“Burada niçin oturuyorsunuz?” diye sordu. - Bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lutufta bulunması sebebiyle Allah’ı zikretmek ve ona hamdetmek için oturuyoruz, diye cevap verdiler. Resûl-i Ekrem: - “Gerçekten siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?” diye sordu. - Evet, vallahi sadece bu maksatla oturduk, dediler. Bunun üzerine Allah'ın Resûlü: - “Ben size inanmadığım için yemin vermiş değilim. Fakat bana Cebrâil gelerek Allah Teâlâ’nın meleklere sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim” buyurdu. (Müslim, Zikir, 40)

KALBLER ALLAH’I ZİKİRLE HUZURA KAVUŞUR; TATMİN OLUR Allah’ı çok anmak, her işte Allah’ı hatırlamak kalbin feyz almasına, ruhun gıdalanmasına vesile olur. Cuma Sûresinde :وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ «Allah’ı çok anın ki, kurtuluşa eresiniz» (Cuma,Suresi,10) buyurmuştur. Kalbler ancak zikrullah ile temizlenir ve huzur bulur. Ehli sünnet çizgisinde olmadan zikir tesir etmez, kalbi temizlemez. Bid’at ehline tesiri zayıf olur ve dünyalık olur tesiri.

اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ «İnanmış olanlar, kalbleri Allah’ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalbler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur» (Rad Suresi,28)

HZ Muhammed (sav) efendimiz; «Allah’ın zikri şifadır» buyurmuştur. (Ramuz,122/7) «Üzüntüsü, kederi bol olan (Lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim) desin» (Müslim, Zikir:13) buyurmuştur.

Temiz kalbe sahip olabilmek için dikkat edilmesi gereken hususlar 1) Helâl gıda ile beslenmek. 2) Çok İstiğfar etmek 3) Kur’an okumak ve emrine uymak. Kur’an okumanın insan beynini ve kalbini zinde tutuğu, hafıza kaybını önlediği, Kuran kalbin ölmesini önlediği ifade edilmiştir. 4) İbadetleri huşu(samimiyetle) ile yapmak. 5) Gece ibadetlerine ehemmiyet göstermek

6) Her an Allah’ı zikretmek 6) Her an Allah’ı zikretmek. Devamlı zikir halinde olmak, Allah zikrini dilinden ve kalbinden düşürmemek 7) Hz. Peygambere çokça salavat getirmek . 8) Ölümü düşünmek, Kabri, Sıratı, Cenneti ve Cehennemi düşünmek ve bir gün bende yargılanacağım huzuru mahşerde bunun farkında olmak 9) Allah’ın salih kulları ile beraber olmaya gayret göstermek 10) Ahlâkını güzelleştirmek. 11) Haya ve edep sahibi olmaya gayret göstermek 12) Çok dua etmek.

اَلَمْ يَاْنِ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثٖيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ « İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.»(Hadid,Suresi,16)

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذٖينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ اٖيمَانًا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ «Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.»(Enfal,Suresi,2)

فَاذْكُرُونٖى اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لٖى وَلَا تَكْفُرُونِ ZİKİR, MÜMİNİ ALLAH’A YAKINLAŞTIRIR Allah hiçbir yere sığmadığı halde o, kendisini seven zikreden kulun kalbine sığar. فَاذْكُرُونٖى اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لٖى وَلَا تَكْفُرُونِ «Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.» (Bakara,Suresi,152)

Kutsi hadiste şöyle buyrulur : «Kulum beni nasıl sanıyorsa, ben öyleyim ve onunla beraberim» (Müslim, Zikir,6) «Kulum beni andıkça ve dudakları beni anmak için kıpırdadıkça ben onunla beraberim»!!!!!! «Ben kulumun zannına göreyim; kulum beni anınca, ben onunla beraberim. O, beni anarsa, bende onu anarım. O beni bir toplulukta anarsa, bende onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana bir kulaç yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.» (Müslim)

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذٖينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰیهُمْ اَنْفُسَهُمْ اُولٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ «Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.» (Haşir,Suresi,19)

Bir gün peygambere dedim ki : Hz.Enes B. Malik (ra.)’ın annesi şöyle demiştir: Bir gün peygambere dedim ki : -Ey Allah’ın Rasulü! Bana bir vasiyette bulun.” Bana (Efendimiz SAV): «Günahları terk et. Günahı terk, en faziletli hicrettir. Farzları terk etme. Farzları yerine getirmek, en faziletli cihattır. Allah’ı çok zikret,. Allah’ı zikretmek kadar Allah’ın hoşuna giden başka bir iş yoktur.»

HER ŞEY ALLAH’I ZİKREDİYOR, YA SEN ZİKREDİYORMUSUN? GÖKTE VE YERDE NE VARSA ALLAH’I ZİKREDER VE GAFLETTEN UZAKTIRLAR تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبٖيحَهُمْ اِنَّهُ كَانَ حَلٖيمًا غَفُورًا «Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.»(İsra,Suresi,44)

يُسَبِّحُونَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ «Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.» (Enbiya,Suresi,20)

Kadı Mahmûd edeple başını önüne indirerek cevap verdi : Aziz Mahmûd Hüdâyi Hazretleri’nin şu kıssası, bitkiler âleminde de zikrullah ile meşgul bulunduklarını ne güzel ifade eder : Bir gün Üftâde Hazretleri, müridleriyle beraber bir kır sohbetine çıkmıştı. Emri üzerine bütün dervişler kırın en güzel yerlerini dolaşarak hocalarına bir demet çiçek getirdiler.ancak Kadı Mahmud Efendi’nin elinde sapı kırılmış, solgun bir çiçek vardı sadece… Diğerlerinin neşeyle elindekileri hocalarına takdiminden sonra Kadı Mahmûd, boynunu bükerek bu kırık ve solmuş çiçeği Üftâde Hazretleri’ne takdim etti. Üftâde Hazretleri diğer müridanın meraklı bakışları arasında sordu :” Evladım Mahmûd! Herkes demet demet çiçek getirdikleri halde sen niçin sapı kırık,solgun bir çiçek getirdin? Kadı Mahmûd edeple başını önüne indirerek cevap verdi : Efendim! Size ne takdim etsem azdır. Ancak hangi çiçeği koparmak için elimi uzattıysam, onu (Allah, Allah) diyerek Rabbini tesbih eder bir halde buldum. Gönlüm onların bu zikirlerine mani olmaya razı olmadı. Çaresiz ben de elimdeki, tesbihine devam edemeyen şu çiçeği getirmek zorunda kaldım.

KURAN-I KERİM BİZLERE ŞÖYLE HİTAP EDER: Allah’ı zikretmekle ilgili 5AYET 1) وَاذْكُرْ رَبَّكَ فٖى نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخٖيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلٖينَ «Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.»(Araf,Suresi,205)

2)يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَثٖيرًا «Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin.» (Ahzab,Suresi,41) وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا «O'nu sabah akşam tespih edin.» (Ahzab,Suresi,42)

3)اَلَّذٖينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فٖى خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ «Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.» (Ali imran,Suresi,191)

4)اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰیهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِ اُولٰئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ اَلَا اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ «Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir»(Mücadele,Suresi,19)

5) يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُولٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ «Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir» (Muhafikun,Suresi,9)

KURANIN DİKKAT ÇEKTİĞİ NOKTALAR: وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْرٖى فَاِنَّ لَهُ مَعٖيشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى «Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.»(Taha,Suresi,124)

وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُولٰئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقٖيرًا «Mü'min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.»(Nisa,Suresi,124)

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُولٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ «Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.»(Munafikun,Suresi,9)

Sevgili Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur : 1- «Bir kimse bir yerde oturur da Allah’ı zikretmeden kalkarsa, Allah’a karşı eksik iş yapmış olur. Bir kimse yatağa yatarda orada Allah’ı zikretmezse, yine eksik iş yapmış olur.» (R.Salihın,822) 2- «Herhangi bir toplulukta bir mecliste oturup da Allah’ı zikretmez, peygambere salavat getirmezse, bu meclis onlar için bir eksiklik olur. Allah dilerse onları azab eder, dilerse mağrifet eder.” (R. Salihın,839)

EVLERİMİZİN HALİ ZİKİRLİMİ YOK ZİKİRSİZ Mİ? Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur : 1- «İçinde Allah zikredilen evlerin misali ile, içlerinde Allah zikredilmeyen evlerin misali, diri ile ölünün misali gibidir.» (Buhari Deavat,66) 2- Bir hadislerinde Peygamberimiz : «Cennet bahçelerini gördüğünüz zaman onlardan istifade ediniz. Cennet bahçeleri, zikir meclisleridir.» (Tırmizi, Deâvat,82)

3- «Bir cemaat, oturup Allah’ı zikrederse mutlaka melekler etrafını sarar, Allah’ın rahmeti iner, Allah onları melekleri yanında anar.»(K. Sitte,1943) 4- «Gafiller arasında Allah’ı zikreden kimse, cephede arkadaşları kaçtığı halde sebat eden gibidir.» (Ramuz,285/4) 5- «Rabbinizi zikredenle etmeyenin hali ölü ile diri arasındaki fark gibidir.» (R. Salihın,1463

HER ZAMAN ZİKİR HER YERDE ZİKİR DAİMA ZİKİR ,HEP ZİKİR 1- اَلَّذٖينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فٖى خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ «Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.» (Âl-i İmranSuresi,191)

2) قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لٖى اٰيَةً قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزًا وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَثٖيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِىِّ وَالْاِبْكَارِ «Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.» (Ali imran,Suresi,41)

3)يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِذَا لَقٖيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ «Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.» (Enfal,Suresi,45)

4)وَاذْكُرْ رَبَّكَ فٖى نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخٖيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ ,بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلٖينَ «Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma» (Araf,Suresi,205)

5)فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِى الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ «Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.» (Cuma,Suresi,10)

6)اِنَّ الْمُسْلِمٖينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتٖينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقٖينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرٖينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعٖينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقٖينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمٖينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظٖينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرٖينَ اللّٰهَ كَثٖيرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظٖيمًا «Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.»(Ahzab,Suresi,35)

«Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin.» 7) يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَثٖيرًا «Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin.» (Ahzab,Suresi,41)

«O'nu sabah akşam tespih edin.» 8) وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا «O'nu sabah akşam tespih edin.» (Azhab,Suresi,42)

KURANDA ZİKRİN AZLIĞI NE ANLAMA GELDİĞİNE BİR BAKALIM…!!! اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَاِذَا قَامُوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰى يُرَاؤُنَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَلٖيلًا «Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.» (Nisa,Suresi,142)

قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغٖى لَنَا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا «Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular" derler.» (Furkan,Suresi,18)

قُلْ مَا يَعْبَٶُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا «(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.» (Furkan,Suresi,77)

وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا «Gecenin bir kısmında O'na secde et; geceleyin de O'nu uzun uzadıya tespih et.» (İnsan,Suresi,26)

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذٖينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِىِّ يُرٖيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرٖيدُ زٖينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰیهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا «Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.» (Kehf,Suresi,28)

ALLAH’I ANMAKTAN ALIKOYAN SEBEPLER; اُتْلُ مَا اُوحِىَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ «(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.» (Ankebut,Suresi,45)

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُولٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ «Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.» (Münafikun,Suresi,9)

اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهٖ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِ اُولٰئِكَ فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ «Allah'ın, göğsünü İslâm'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.» (Zümer,Suresi,22)

اِنَّمَا يُرٖيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ فِى الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ «Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?» (Maide,Suresi,91)

فٖى بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فٖيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فٖيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ رِجَالٌ لَا تُلْهٖيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَاٖيتَاءِ الزَّكٰوةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فٖيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُ «Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar» (Nur,Suresi,36,37)

Peygamber bir gün evime geldi. Ben : Ebu Talibin kızı şöyle anlatır : Peygamber bir gün evime geldi. Ben : - “Ey Allah’ın elçisi! Artık yaşlandım, zayıfladım, bana oturduğum yerden yapabileceğim bir amel tavsiye etseniz” dedim. Şöyle buyurdu : - “100 kere Sübhanellah, 100 kere Elhamdülillah, 100 kere Lâ ilâhe İllallah” de. (Müsned:6/344) 100’er defa : - Estağfirullah - Ya Allah - Lâ ilâhe illallah Sıkıntı anlarında : - La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim - Hasbünellahü ve niğmel vekil niğmel mevlâ ve niğmen nasır. - Sübhanellahi vebihamdihi Sübhanellahi esteğfurullah el azim. Peygamberimiz : - “Allah yanında en sevimli zikir” (R.Salihin,1412) buyurur. - “Günde yüz defa diyen günahları dökülür velev ki deniz köpüğü kadar da olsa” (R. Salihın:1410) - “Günde yüz defa diyene ahirette bir hurma ağacı dikilir.“ (R.Salihin,1439)

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz Marifetnamesin de zikirle ilgili konu maddeler halinde şöyle geçmektedir: 1)Kim ki, Allah'ı zikretmenin sevgisine kavuşmuştur. Allah da onu sevgisine mazhar kılmıştır. 2)Mevlanın kuluna bağışı ona zikrini ilham etmesidir. 3)Her şeyin bir parlatıcısı vardır. Gönlün parlatıcısıda Allah'ı zikirdir. 4)Hakk Tealanın<ve elbette Allahı zikir en büyüktür> dediği o zikirdir ki, <Beni zikredin, Bende sizi anarak, size lütufta bulunayım,> ifadesiyle, onu size vaadetmiştir. Zira, Onun sizi anması, sizin Onu zikretmenizden daha büyük, daha güzel, daha tam ve daha mükemmeldir.

5)Gerçekte şeytan burnunu insanın yüreğine koyar 5)Gerçekte şeytan burnunu insanın yüreğine koyar. Eğer o yürek Mevlayı zikrediyorsa hemen ters yüz olup kaçar. Eğer o yürek Mevlayı unutmuşsa, onu parça parça çiğneyip yutar. 6)Öyle zikrediniz ki, halk görüp size mecnun desin. 7)Allahı zikirden daha üstün bir sadaka olamaz.

8)Altın ve gümüş bağışlamaktan, düşmanlarının boyunlarını vurmaktan ve bütün güzel amellerden size daha yararlı olan, derecenizi en yükseğe çıkaran Allahı Zikretmektir. 9)Rabbini zikredenle etmeyenin hali, diri ile ölü gibidir. 10)Bir kimse Allahı zikirden daha fazla kendisini kurtuluşa erdirecek iyi bir amel işleyemez. 11)Bir kimse kucağını paralarla doldurup fakirlere dağıtsa ve bir diğeride Allahı zikirle meşgul olsa, Allah katında, o zikreden, o bağı yapandan daha üstündür. 12)Sizden kim bir cennet bahçesine rast gelirse, ondan payını alsın. O cennet bahçeleri Zikir meclisleridir.

13)Bir topluluk aynı mecliste oturup, Allahı zikretmeyip ondan ayrı kalsalar, sevimsiz bir şeyden ayrı kalır gibi, o meclis için onlar kıyamet gününde hasret çekerler. 14)Cennet ehli asla hasret çekmez. Ancak, Allahı zikretmeyip boş geçirdikleri saatlere yanarlar. 15)Mevlayı zikreden, düşmanı tarafından öldürülmek üzere peşine düşülen ve tam ele geçecekken sağlam bir kale bulup hemen oraya sığınarak, düşmanından kurtulan kişi gibidir ki, o mü'min kul, kendini şeytandan ancak Allah‘ı zikirle korur.

فَاذْكُرُونٖى اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لٖى وَلَا تَكْفُرُونِ «Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.» (Bakara,Suresi,152)

«Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir.» وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُ «Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir.» (Ankebut,Suresi,45)

YA RAB! BİZE ZİKRİNLE TAŞMAYI İHSAN EYLE DUAMIZ; YA RAB! BİZE ZİKRİNLE TAŞMAYI İHSAN EYLE YA RAB! BİZİ DOĞRU YOLA ERİŞTİRTİKTEN SONRA KALPLERİMİZ KAYDIRMA, LÜTFUNLA MUAMELE EYLE YA REBBELALEMİN, YA RAB BİZE DAİMA SENİ ZİKRETMEYİ DAİMA SANA YAKINLAŞTIRACAK AMELLERİ İHLAS İLE YAPMAYI NASİP KIL YA RAB GECE GÜNDÜZ SENİ ZİKRETMEYİ NANKÖRLERDEN OLMAMAYI İHSAN EYLE YA RAB GAZABINDAN RAHMETİNE SIĞINIYORUZ DÜNYADA VE AHİRETTE BİZLERE RAHMETİNLE MUAMELE EYLE YA RABBELALEMİİN. (Not:bu vaaz Diyanet, Kuran meali, dini kavramlar sözlüğü, bir cok kitap ve vaaz örneklerinden, ayrıca M. öselmiş’in makalesinden faydalanılarak hazırlanmıştır.)