Avrupa Enerji Güvenliği ve Türkiye

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Presentation of the 21 ETCF II Partnerships ETCF-II is co-funded by the European Union and the Republic of Turkey TOBB.
Advertisements

TÜRKİYE’DE LOJİSTİK: MEVCUT DURUM VE STRATEJİLER Prof. Dr. Okan TUNA
Enerji Kaynakları ve Türkiye
Avrupa Birliği Ortak Taşımacılık Politikası Semineri Michael Schmidt ICCR Viyana 17 Nisan 2007 AB Bilgi Köprüleri Programı Türkiye’ye Köprü Projesi.
ENERJİ GÜVENLİĞİ ve ENERJİ ARZI
© OECD A joint initiative of the OECD and the European Union, principally financed by the EU Vaka Çalışması Su ve Atık Su Altyapısı Kuzey İrlanda Martin.
Charts Other colours IRAK / KUZEY IRAK DOĞAL GAZ POTANSİYELİ.
Ayhan TOZER Telekomünikasyon Uzmanı Telekomünikasyon Sektöründe Hizmet Seviyesi Taahhütleri; AB ve Türkiye Uygulamaları Habtekus 2008, Yıldız Teknik Üniversitesi,
Avrupa Birliği Enerji Politikaları ve Türkiye
Uluslararası İşbirliği Faaliyetleri
Hayatboyu Öğrenme Programı Leonardo da Vinci Mesleki Eğitim Programı Leonardo da Vinci Genel Tanıtım.
E Y L E M 5. 1 Gençlerin ve Gençlik Politikalarından Sorumlu Olanların Toplantıları PROGRAMI.
TAYYAR KUZ Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Serdar Yegül & Soner Tümüklü
Türkiye’nin Ekonomik Güvenliği: Fırsatlar ve Tehditler
TÜRKİYE’DE BORU TAŞIMACILIĞI VE PROJELER
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket YETİŞ’in Takdimi , İstanbul.
HAYAT BOYU ÖĞRENME (LLP) Leonardo da Vinci Mesleki Eğitim Programı
Avrasya’da Ekonomik İşbirliği İmkanları: Riskler ve Fırsatların Konsolidasyonu Mustafa Aydın Ankara, 30 Mayıs 2006 TOBB – Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi.
T.C. ORMAN GENEL MÜDÜRLÜ Ğ Ü E Ğİ T İ M DA İ RES İ BAŞKANLI Ğ I “ULUSLARARASI VE BÖLGESEL KURULUŞLARLA İ L İ ŞK İ LER Eylül-Ekim 2010” Gülşen DURSUN Bilgisayar.
BORU HATTI TAŞIMACILIĞI
Enerji Sektöründe Lojistiğin Yeri ve Önemi
Küresel Ekonomik Kriz Sonrası Enerji Piyasalarındaki Oluşum ve Gelişmeler Yavuz Aydın Direktör GE Energy Services Türkiye/Israil 13 Mayıs 2010 GE Energy.
Capacity Building for Sustainable Management of Mountain Watershed in Central Asia and the Caucasus- GCP /SEC/002/TUR under FAO-Turkey Partnership Program.
ENERJİ POLİTİKALARI 5.GRUP SUNUMU.
Ülke Sohbet Toplantıları 5 Haziran 2009 İZMİR. GÜNEY VE KUZEY KORE ARASINDA VAKİ SAVAŞ NİHAYETLENMEMİŞ OLUP, HALEN BİR ATEŞKES ANLAŞMASI MEVCUTTUR. BU.
Amerikan Ticaret Müsteşarlığı 2013
TÜRKİYE’DE BORU TAŞIMACILIĞI VE PROJELER
1 YASED BAROMETRE 18 MART 2008 İSTANBUL.
AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ORTADOĞU POLİTİKASI
TÜRKİYE-AB KATILIM SÜRECİ VE KADIN İSTİHDAMI I
«Akıllı Şebeke: Tercih Değil; Zorunluluk»
GLOBAL EKONOMİK KRİZİN ENERJİ SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
ENERJİDE VERİMLİLİK AHMET SEFEROĞLU KAYSERİ OSB ELEKTRİK DANIŞMANI
TÜRKİYE’NİN DOĞAL GAZ STRATEJİSİ NASIL OLMALIDIR? H.Caner ÖZDEMİR Makine Yüksek Mühendisi TMMOB-MMO Enerji Komisyonu Üyesi /INGAS/İSTANBUL.
İdris Küpeli 26 Nisan Taşıtanlar Forum
AVRUPA BİRLİĞİ’NİN BALKANLAR POLİTİKASI
Doç. Dr. Atilla SANDIKLI & Bilgehan EMEKLİER
Avrupa Enerji Güvenliği ve Türkiye
DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ SONRASINDA TÜRK DIŞ POLİTİKASI
ENERJİ POLİTİKALARI 5. GRUP SUNUMU
KÜRESEL EKONOMİK YENİDEN YAPILANMA SÜRECİNDE TÜRKİYE EKONOMİSİ Türkiye’nin Stratejik Sektörlerinde Temel Politikalar Paneli - Enerji Sektörü - Necmiddin.
FAALİYETLER 24 MAYIS 2013 – 15 KASIM 2013
Doç. Dr. Atilla SANDIKLI BİLGESAM Başkanı
TÜRKİYE’DEKİ PETROL VE DOĞALGAZ BORU HATLARI
Türkiye Bölgesinde ve Avrupa’da Enerji ve Enerji Politikaları
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE
BOSCH ‘’ Yaşam İçin Teknoloji ‘’. Dünyanın üçüncü büyük beyaz eşya üreticisi ve Avrupa’da beyaz eşya pazarı lideri olan BSH Grubu, 700 milyon Euro yatırımla.
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük KÖRFEZ SAVAŞLARI ve DOĞAL KAYNAKLARIMIZ
1)-Enerji Arz Güvenliği ve Talep Güvenliği - Anıl Köroğlu
ETKİNLİKLER Orta Doğu ve Türkiye Paneli: BİLGESAM ve Haliç Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan panel, 25 Aralık 2014 tarihinde Haliç Üniversitesi Kâğıthane.
7. büyük tekstil ve hammaddeleri 6. büyük hazır giyim ve konfeksiyon
Uluslararası Ukrayna ÇalıştayıSuriye’nin Yeniden Yapılandırılması: Devlet İnşası Çalıştayı II ETKİNLİKLER.
TALEP KATILIMI VE TALEP TARAFI YÖNETİMİ Prof. Dr. Ramazan BAYINDIR
TÜRKİYE BORU HATTI ANALİZİ
TÜRKİYE BORU HATTI ANALİZİ
Soru; Türkiye’nin üyeliğinin muhtemel etkileri neler olabilir?
Soru 7 Gümrük Birliğinin Türkiye’nin ekonomisi üzerinde etkilerini Türkiye’nin beklentileri ve gerçekleşenler üzerinden tartışınız?
KUZEYDOĞU ASYA’DA GÜVENLİK
Tükiyenin Dış Ticareti. Ülkelere, bölgelere ve mal grupuna göre dağılımı.
Tarıma verilen destek 90'lı yıllara kadar o zamanki Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun yıllık bütçesinin %60'ı kadardır. Tarım desteği bugünkü Avrupa Birliği'nin.
YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARININ FİNANSMANI ve TÜRKİYE UYGULAMASI
YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARININ FİNANSMANI ve TÜRKİYE UYGULAMASI
Berlin Hür Üniversitesi Otto-Suhr Siyaset Bilimi Enstitüsü
Türkiye petrol ve doğalgaz rezervlerinin dörtte üçüne sahip bölge ülkeleriyle, Avrupa'daki tüketici pazarları arasında jeo-stratejik bir konuma sahiptir.
TÜRKİYE’DE ULAŞIM SİSTEMLERİ. A.DOĞAL FAKTÖRLER 1.COĞRAFİ KONUM  Ülkemiz konumu itibariyle üç kıta arasında köprü konumundadır.  Bu özelliği ile Kafkaslar,
Türkmen «Mavi Altınının» Asya Enerji Haritasına Etkileri
SİBER GÜVENLİK BÖLÜM 6.
Sunum transkripti:

Avrupa Enerji Güvenliği ve Türkiye BİLGESAM BEYİN FIRTINASI SUNUM 4 TARİH:29.07.2010 SİNA KISACIK

ENERJİ VE ENERJİ GÜVENLİĞİ Ulaştırma, elektrik, ısınma, yiyecek koruma ve yemek pişirme, aydınlatma, iletişim, ticari ve sınai süreçleri gibi yaşamımızın kalitesini artıran ve ekonomik ve sosyal gelişmeyi mümkün kılan birçok hayati hizmetin temel muhteviyatı enerjidir. Sürdürülebilir kalkınma için bir öncelik olan enerjinin güvenli bir biçimde temin edilmesinin bazı gereklilikleri bulunmaktadır. Bunlar; Yeterli Maliyeti karşılanabilir Güvenli Zamanında Temiz Kesintisiz

Enerji hizmetlerinin tesliminde birtakım kesintiler yaşanabilmektedir Enerji hizmetlerinin tesliminde birtakım kesintiler yaşanabilmektedir. Bunların sebepleri; Siyasi müdahaleler (yaptırımlar, işgaller) Terörist saldırıları (sabotajlar) Yatırım eksiklikleri (arama, üretim ve arıtma gibi) , yatırımlardaki gecikmeler Ekonomik sorunlar (ödeme sıkıntısı gibi) Yetersiz oluşturulmuş pazarlar Kazalar Fırtınalar, kasırgalar Diğer

Enerji güvenliği için göz önünde bulundurulması gereken temel hususlar ise şunlardır, Kaynak esası (kaynaklar yeterli mi?) Kaynakların dağılımı (coğrafi olarak kime ait?) Fosil kaynakların hakimiyeti Yatırım, arıtma ve taşıma maliyetleri Büyük yatırım ihtiyacı Jeopolitik boyut, güç mücadelesi Tıkama noktaları, korkunç boğazlar Arz çeşitliliği Arz-Talep senaryoları

Alternatif kaynaklar Yeni ve yenilebilir kaynaklar için maliyet/fiyat Yeni teknolojiler Enerji muhafaza etme, enerji verimliliği Enerji politikaları Enerji güvenliğinin çok boyutlu bir bakış açısına ve uluslararası işbirliğine gereksinimi vardır. Enerji güvenliği, ulusal sınırlarda da durmamalı ve doğrudan doğruya nihai müşteriye gitmelidir (sağlayıcıdan aracılar aracılığıyla müşteriye). Enerji güvenliğinin dış (jeopolitik), iç (operasyonlar ve yatırım) ve geçici (kısa ve uzun dönem) parçaları enerji sistem kesintilerinden korunmak için çok boyutlu (ve uluslararası) bir politika yaklaşımını gerektirmektedir.

Enerji güvenliğini kısa vadede sağlamak için aşağıdaki koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir; Acil önlemler ( enerji stoklarının ortak kullanımı, geçici kesintiler, yeniden yönlendirilen arz akışları en çok ihtiyaç duyulan yerlere tahsis ederek ekonomik kesintileri azaltabilir. Orta ve uzun vadede ise yapılması gerekenler aşağıda yer almaktadır; Enerji verimliliğini artıracak politikalar geliştirmek Yakıtları ve kaynakları çeşitlendirmek Kesintilere genel olarak maruz kalmayı sınırlandıracak şekilde yeterli rezerv marjinlerini sağlamak ve esnekliği artırmak

Tehlikeli bir dünyada enerji güvenliğine bakıldığında aşağıdaki şu tespitleri yapmak mümkündür; Enerji yoğunluğu düşmeye devam edecektir. Küresel enerji talebindeki artışın üçte ikisi gelişmekte olan ülkelerden gelecektir. Talep ve ticaret büyüdükçe petrol arz modelleri değişiklik gösterecektir. Petrol fiyatlarındaki gelecek eğilimler, ekonomiler için belirsizliğin ve kırılganlığın ana kaynağını oluşturmaktadır. Konvansiyonel enerji kullanımının daha etkin ve çevresel açıdan gelişmiş yolları uygulanmaya devam edecektir.

Enerji güvenliği ulusal güvenlik ve ekonomik güvenlikle çok yakından alakalıdır. AB Enerji Yeşil Kitabı’ndaki öncelikler ve Javier Solana’nın hazırladığı ilgili rapor Avrupa Komisyonu tarafından 8 Mart 2006 tarihinde “Sürdürülebilir, Rekabetçi ve Güvenli Enerji için Bir Avrupa Stratejisi” adlı bir Yeşil Kitap yayımlanmıştır. Bu Yeşil Kitap’ta; Avrupa’nın enerji politikasının üç tane temel hedefi olması gerektiği belirtilmiştir. Bu hedefler; sürdürülebilirlik, rekabetçilik ve arz güvenliğidir. Yeşil Kitap; bu üç hedefe ulaşılabilmesi için birtakım somut teklifler ortaya koymuştur. Bunlar; Avrupa Birliği’nin gaz ve elektrik iç pazarlarını tamamlamaya ihtiyacının olması, Avrupa Birliği’nin kendi enerji iç pazarının arz güvenliğini ve üye devletler arasında dayanışmayı sağladığına emin olmasına gerekliliği, Topluluğun, iklim değişikliğine olan maliyetleri ve katkıları kapsayan ve genelde hepimizin AB’nin enerji birleşiminin arz güvenliği, rekabetçilik ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini yerine getirmeye emin olunmasına olanak tanıyan, farklı enerji kaynakları üzerine gerçek bir Topluluk çapında tartışma ihtiyacı,

Avrupa’nın kendi Lizbon Stratejisi’ne uygun olarak iklim değişikliğinin getirmiş olduğu zorluklarla ilgilenmeye yönelik bir strateji ortaya koyması gerekliliği, Stratejik bir enerji teknoloji planı Ortak bir dış enerji politikası AB Komisyonu’nun Avrupa Konseyi için hazırladığı ve 15 Haziran 2006 tarihinde yayınlanan “Avrupa’nın Enerji Çıkarlarına Hizmet Etmek için Bir Dış Politika Oluşturulması” adlı belgede, AB’nin ve dünyanın güvenli, maliyetine sürdürülebilir enerji akışlarına ihtiyacı olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca bunun ekonomik gelişme ve Lizbon hedeflerinin gerçekleştirilmesi için temel bir unsur olduğu da ifade edilmiştir. Enerji güvenliği, sürdürülebilirlik ve rekabetçilik arasında kesin bir bağlantı olduğu tespitine de yer verilmiştir.

Bu belgede yer alan “Temel Prensipler” başlığı adı altında AB’nin dış enerji kaynak güvenliğinin sağlanması amacıyla aşağıdaki hedefleri sürdüren ortak bir bakış açısının öneminden söz edilmiştir. Karşılıklı faydaya, açık, şeffaf, ayrımcı olamayan ve enerji yatırımı ve ticareti istikrarlı yasal şartlara dayanan bir ortam oluşturmayı hedefleyerek üçüncü ülkelerle enerji sektöründe ortaklık kurmak yoluyla enerji sektöründe şeffaflığı sağlamak ve yönetişimi artırmak Üretici ülkelerdeki üretim ve ihracat kapasitelerini geliştirmek ve üretici ve transit ülkelerdeki enerji taşıma altyapısını geliştirmek ve seviyesini yükseltmek 3. Üçüncü ülkelerde Avrupa firmalarının yatırımları için ortamı geliştirmek ve enerji kaynaklarının üretimini ve ihracatını AB sanayisine açmak 4. Ayrımcı olmayan geçiş ve ihracat boru hattı altyapısına üçüncü tarafların erişimini sağlamak yoluyla enerji ticareti için koşulları geliştirmek 5. Enerji altyapı güvenliğinin yanı sıra fiziksel ve çevresel güvenliği de geliştirmek

Enerji verimliliğini, bioyakıtların kullanılmasını da içeren yenilenebilir enerjilerin kullanılmasını, düşük karbon teknolojisi ve dünya çapında enerjinin rasyonel kullanılmasını teşvik etmek İlgili Kyoto Protokolü mekanizmalarını yerine getirmek Enerji ithalatlarını ürün ve ülke olarak çeşitlendirmek Silahsızlanma taahhütleri çerçevesinde ve EURATOM Antlaşması’nın şartlarını göz önünde bulundurarak, nükleer seçeneği seçen ülkelerle zenginleştirilmiş uranyum sağlamak için uluslararası bir rejim kurmak 10. Stratejik rezerv stokları düzenlemek ve ortak ülkelerle ortak stok holdingi oluşturmayı teşvik etmek Avrupa Birliği günümüzde enerji konusunda birtakım problemler yaşamaktadır. Bunlar enerji arzının güvenliği ve kaynak çeşitliliği yaratılmasıdır. Burada öncelikle AB’nin enerji tüketim profiline bakmak yararlı olacaktır.

Avrupa Birliği, kullandığı enerjinin %40 Avrupa Birliği, kullandığı enerjinin %40.8’ini petrolden, %24,7’sini gazdan, %17’sini kömürden ve %6,1’ini ise yenilenebilir kaynaklardan sağlamaktadır. Bu verilerden anlaşılabileceği gibi AB, tükettiği enerjinin büyük bir kısmını dışarıdan karşılamaktadır. Çünkü petrol ve doğalgaz kaynakları kendi bulunduğu coğrafya içerisinde sadece Norveç’te bulunmaktadır. Bu bağımlılığın önümüzdeki yıllarda daha da artacağı öngörülmektedir. Avrupa Birliği’nin gaz ithal ettiği bölgeler Rusya, Afrika, Ortadoğu ve Hazar’dır. Petrol ithal ettiği bölgeler ise; Rusya: %27, Norveç: %16, Ortadoğu: %19, Kuzey Afrika:%12, Diğer bölgeler: %5 ve %21’ini yerli kaynaklardan karşılamaktadır. Avrupa Birliği’nin artmakta olan enerji ihtiyacını şu grafikten anlamak mümkündür;

Çeşitlendirme: AB enerji güvenliği, transit rotaların çeşitlendirilmesi kadar enerji kaynaklarının ve coğrafi orijinin de çeşitlendirilmesi yoluyla artırabilir. AB, yeni altyapıların geliştirilmesinin yanı sıra AB için hayati öneme sahip komşu ülkelerdeki var olan enerji altyapılarının da korunmasını ve geliştirilmesini kolaylaştırmalıdır. Şu anda ya kararlaştırılmış ya da planlamanın ileri bir aşamasında olan çok sayıda yeni gaz projeleri bulunmaktadır (Kuzey Afrika, Orta Doğu, Hazar Bölgesi, Rusya ve Norveç). Eğer bunlar bitirilirse, AB için yeni gaz koridorları oluşturmasının yanı sıra AB’nin mevcut gaz tüketiminin önemli bir miktarına tekabül edecek oranda bir ithalat kapasitesinin oluşmasına da neden olacaktır. Buna ilaveten, LNG terminalleri arz güvenliğine önemli bir katkı sunmaktadırlar. Burada hayati olan başka bir konu da Hazar bölgesi ve Orta Asya’dan AB’ye petrol sevk etmek için ana uluslararası petrol boru hatlarının geliştirilmesidir. Bu çerçevede, bölgesel seviyede ve çok taraflı inisiyatifler geliştirilmelidir. Bu belgede, ikili seviyede inisiyatifler çerçevesinde Türkiye ile ilgili olan değerlendirmede Türkiye’nin önemli bir enerji transit geçiş noktası olması potansiyelinin tam olarak kullanılmasının sağlanması ve özellikle Enerji Topluluğu Antlaşması’na hemen uyumunun sağlanması hususu da yer almaktadır. Avrupa Birliği bu çerçevede, var olan bağımlılığını azaltmanın ve enerji kaynaklarını ve de enerji temin ettiği rotalarını çeşitlendirme çalışmalarına hız vermiştir. Bu bağlamda enerji kaynaklarının yoğun olarak bulunduğu yerler ve bunların geçiş güzergâhları üzerinde olan ülkelerle ilişkilerine ayrı bir önem vermiştir. Burada, en fazla önem verilen ülke Türkiye olmuştur. Türkiye’nin enerji kaynaklarının yoğun olarak toplandığı bölgelerle olan yakın ilişkileri ve buralarla olan coğrafi yakınlığı Avrupa Birliği’nin gözünden kaçmamıştır.

TÜRKİYE’NİN ENERJİ STRATEJİSİ Bu stratejinin ayrıntılarına girilmeden önce Türkiye’nin enerji konusundaki önceliklerine yer verilecektir. Bu öncelikler; İyi dengelenmiş bir kaynak çeşitleme yoluyla ithalat bağımlılığının olumsuz etkilerini azaltarak enerji temin güvenliği faaliyetlerine öncelik vermek; Üretimi ve verimliği artırmak ve de şeffaflığı sağlamak suretiyle enerji sektörünü reforme etmek ve serbestleştirmek; Çevresel endişeleri göz önünde bulundurarak enerji kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını sağlamak ve enerji zincirinin bütün aşamalarına yatırımda bulunmak; “Enerji Koridoru” konsepti çerçevesinde hidrokarbon kaynakların taşımasında önemli bir rota ve ticaret merkezi rolünü üstlenmek; Enerji teknolojilerinde araştırma ve geliştirmeyi yoğunlaştırmak.

Türkiye, başta Orta Doğu ve Hazar Havzası olmak üzere, dünyanın ispatlanmış gaz rezervlerinin % 71,8’inin ve ispatlanmış petrol rezervlerinin %72,7’sinin bulunduğu bir bölgede yer almaktadır. Bu nedenle, Türkiye, kaynak ülkeler ile tüketici pazarları arasında doğal bir köprü işlevi görmekte ve kaynak ve güzergâh çeşitlendirilmesi yoluyla enerji güvenliğinin sağlanmasında önemli bir ülke olarak ön plana çıkmaktadır. Bu hususlar günümüzde Avrupa’da daha da önem kazanmıştır. Avrupa’nın enerji arzı güvenliğine katkı sağlayacak olan tamamlanmış ve halen gerçekleştirilmekte olan önemli boru hattı projeleri, Avrasya enerji ekseninde önemli bir transit ülke ve bölgedeki enerji merkezi olarak Türkiye’nin oynamakta olduğu rolün önemini arttırmaktadır. Bu hedeften hareketle, Türkiye, geniş Hazar Havzası hidrokarbon kaynaklarının doğrudan Batı pazarlarına ulaştırılmasını öngören ve 21. Yüzyılın İpek Yolu olarak sunulan Doğu-Batı Enerji Koridoru’nun gerçekleştirilmesine ön ayak olmuştur. Kafkasya ve Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan boru hattı projeleri, bölgenin Batı ile entegrasyonu açısından yararlı olacaktır. Güvenli ve ticari açıdan kârlı boru hatları, bölgeye istikrar ve refahın getirilmesine katkı sağlayacaktır.

Operasyonel ve Proje Halindeki Petrol ve Doğalgaz Boru Hattı Projeleri Türkiye’nin anılan projeler aracılığıyla Norveç, Rusya ve Cezayir’den sonra Avrupa’nın doğal gaz tedarikinde dördüncü ana arter olma hedefi, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir işbirliği alanının ortaya çıkmasına neden olacak ve Avrupa’nın Asya ile bağlantılarını daha da güçlendirecektir. Kuzey-Güney ekseninde ise, Mavi Akım Doğal Gaz Boru Hattının ardından Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattı ile Türkiye-İsrail Enerji Koridoru projelerine yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Yukarıda bahsedilen projelerin ve diğerlerinin tamamlanmasıyla, 2012 yılı itibariyle, dünya petrol arzının % 6 ila 7’sinin Türkiye üzerinden geçeceği ve Ceyhan’ın önemli bir enerji dağıtım merkezi ve Doğu Akdeniz’in en büyük petrol satış terminali olacağı tahmin edilmektedir. Bu gelişmeler, dünyanın ekonomik merkezleri ve enerji kaynakları arasında Türkiye’nin önemli bir geçiş yolu olma iddiası doğrultusunda artan stratejik önemini doğrulamaktadır. Operasyonel ve Proje Halindeki Petrol ve Doğalgaz Boru Hattı Projeleri Avrasya ülkelerinden Batı’ya petrol aktarımında öncellikle kullanılan yollardan biri Türk Boğazlarıdır. Türk Boğazları aracılığıyla yıllık 150 milyon ton petrol taşınmaktadır. Fakat bu trafiğin artması ve yıldan yıla bu taşımanın çeşitli faktörlere (kazalar) bağlı olarak tehlikeli bir hale gelmesi Türkiye’yi ve doğal olarak çevresindeki ülkeleri yeni taşıma güzergâhları oluşturmaya yöneltmiştir.

Avrasya’da Petrol Rezervleri ve Üretimi

Avrasya’da Doğalgaz Üretimi ve Rezervleri

Türkiye’nin Çevresindeki Petrol ve Doğalgaz Boru Hattı Projeleri

Doğu-Batı Enerji Koridorunun en önemli bileşenini oluşturan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı, Azeri-Çırak-Güneşli (AÇG) sahasından başlayarak, Azerbaycan Gürcistan üzerinden, çevresel açıdan hassas Karadeniz ve Türk Boğazlarını by-pass ederek, Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan’daki terminale ulaşmaktadır. Günde 1 milyon varil (yaklaşık olarak dünya petrol arzının % 1,5’i) petrol ihraç kapasitesine sahip boru hattı, 1760 km ile en uzun ikinci boru hattı olmak özelliğini taşımaktadır. BTC boru hattından ilk petrol 4 Haziran 2006 tarihinde, Ceyhan’da tankere yüklenmiştir. 5 Ocak 2009 tarihi itibariyle BTC üzerinden 653 tankere yaklaşık toplam 520 milyon varil petrol yüklemesi yapılmıştır. 16 Haziran 2006 tarihinde, Kazakistan BTC petrol boru hattı projesine resmi olarak katılmıştır. Bu amaçla, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev arasında anılan tarihte, Almatı’da Ev Sahibi Ülke Anlaşması imzalanmıştır. Kazak ham petrolü, Hazar Denizi’nden tankerlerle Bakü’ye getirilerek, BTC boru hattıyla Ceyhan’a 2008 Kasım’dan itibaren pompalanmaya başlanmıştır.

Bakü – Tiflis – Ceyhan Petrol Boru Hattı

Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı ise Doğu-Batı Enerji Koridoru’nun ikinci bileşeni olup 3 Temmuz 2007 itibariyle faaliyete geçmiştir. Hazar Denizi’nin Azerbaycan’a ait kesiminde yer alan Şahdeniz sahasında üretilecek doğal gazı Gürcistan üzerinden Gürcistan-Türkiye sınırına ulaştıracak olan boru hattından yılda 6,6 milyar m3 doğal gaz ihraç edilmesi öngörülmektedir. BTE Doğal Gaz Boru Hattı aynı zamanda, Türkmenistan ve Kazakistan’da yer alan dünyanın dördüncü büyük doğal gaz rezervlerine erişecek olan Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’nin ilk ayağı olarak değerlendirilmektedir. Güzergâh ve kaynak çeşitlendirmesine ilave katkılarda bulunacak olması nedeniyle Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı Projesi özel bir ivedilik kazanmıştır. Arz güvenliği perspektifinden, Kazakistan ve Türkmenistan’ın doğal gaz ve petrollerini Batı pazarlarına ihraçlarında tek bir ülke veya güzergâha bağımlı kalmamaları da önem taşımaktadır.

Güneydoğu Avrupa Gaz Ringi Projesi çerçevesinde Türk, Yunan ve İtalyan doğal gaz boru hatları şebekelerinin enterkoneksiyonu gibi projelerle Hazar petrol ve doğal gaz kaynaklarının çoklu boru hatları ile Avrupa’ya taşınması, Avrupa’nın enerji çeşitlendirme çabalarının da temel bileşenlerinden birini teşkil edecektir. Projeye ilişkin “Türkiye Yunanistan–İtalya Doğal Gaz Ulaştırma Koridorunun Geliştirilmesine İlişkin Anlaşma” üç ülkenin Enerji Bakanları tarafından Roma’da 26 Temmuz 2007 tarihinde imzalanmıştır. Türkiye’nin enerji şebekesinin AB ile bütünleşmesi Şubat 2003’te imzalanan Türkiye Yunanistan Enterkonektörü Hükümetlerarası Anlaşması ve Aralık 2003 tarihinde BOTAŞ ile DEPA arasında imzalanan Alım-Satım Anlaşması ile sağlanmıştır. “Türkiye- Yunanistan-İtalya Doğal Gaz Ulaştırma Koridorunun Geliştirilmesine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma” ise üç ülkenin Enerji Bakanları tarafından Roma’da 26 Temmuz 2007 tarihinde imzalanmıştır. Türkiye üzerinden Yunanistan’a 3 milyar m3, İtalya’ya ise 8 milyar m3’e doğal gazın ulaştırılması beklenmektedir. Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattı, 18 Kasım 2007 tarihinde İpsala’da iki ülke başbakanlarının katılımıyla düzenlenen açılış töreniyle hizmete girmiştir. 2012 yılında devreye alınması hedeflenen Yunanistan-İtalya bağlantısıyla projenin tamamlanması, AB enerji arz güvenliğine ve AB’nin enerji kaynak ve güzergâh çeşitliliğinin sağlanması hedefine katkıda bulunacaktır.

Hazar havzasındaki doğalgaz kaynaklarını Avrupa’ya ulaştırmayı amaçlayan Türkiye Yunanistan-İtalya Doğal Gaz Boru Hattı (ITGI) için mutabakat zaptı, BOTAŞ, Edison ve Depa tarafından 18.06.2010 tarihinde imzalandı. Hazar havzasındaki doğalgaz kaynaklarını Avrupa’ya ulaştırmayı amaçlayan Türkiye Yunanistan-İtalya Doğal Gaz Boru Hattı (ITGI) ITGI projesinin tamamlanmasını hızlandıracak anlaşma ile üç şirket arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve transit konuların tanımlanması amaçlandı. Türkiye-Yunanistan-İtalya Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (Interconnector Turkey-Greece Italy-ITGI), AB’nin öncelikli projeleri içerisinde yer alan ve kısa zamanda gerçekleştirilebilmesi için teşvik edilen Dördüncü Doğal Gaz Arz Koridoru’nun en önemli unsurlarından biri olarak gösteriliyor. Projeye en son katılan ülke Bulgaristan olurken, Bulgaristan’la birlikte  Sırbistan ve Romanya’nın da dolaylı ve doğrudan projeye entegre olabileceği de ifade ediliyor. Projenin 2015’te tamamlanmasının planlandığını bildiren Edison Türkiye Temsilcisi Akın Özkan şu bilgileri verdi: “Toplam 2-2,5 milyar Euro’ya mal olacak projenin 1-1,5 milyar Euro’luk kısmı Türkiye’de bulunacak. Azerilerle gaz konusunda anlaşma sağlandığı anda inşaat başlayacak. Azeriler bu yıl karar vereceklerini açıkladılar. Bu proje şu anda en hızlı ilerleyen boru hattı projesi. Türkiye’nin transit ülke olma hedefinde ilk adım.”

Doğal gazın Türkiye–Bulgaristan-Romanya ve Macaristan üzerinden Avusturya’ya taşınmasını öngören Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’ne ilişkin çalışmalar ise devam etmektedir. Burada özellikle, Nabucco projesinden bahsetmek yerinde olacaktır. Bu proje Haziran 2006’da tüm dâhil taraflarca onaylanmıştır. Bu hat şu ülkeler üzerinde olacaktır: Türkiye-Bulgaristan-Romanya-Macaristan Avusturya. Bu projede ayrıca Maşrık ülkeleriyle de işbirliğinde bulunularak Mısır’dan, Irak’tan ve İran’dan Avrupa Birliği’ne doğalgaz getirilmesi de öngörülmektedir. Bu proje bu kaynaklara güvenli erişimi sağlamanın yanında bunların Avrupa Birliği Tek Pazarı’na güvenli bir şekilde taşınmasına da yardımcı olacaktır. Nabucco, 13 Temmuz 2009 günü Ankara’da imzalanan anlaşma hayat bulmuştur. ABD ve AB tarafından desteklenmekte olan bu projenin büyük kısmı Türkiye’den geçecek olan 3300 km uzunluğunda boru hatları ağından oluşmaktadır. Yapılan hesaplamalara göre taşınacak gaz miktarı 31bcm/yıl, tahmini harcama miktarı da 7,9 milyar Euro olarak planlanmıştır. Projenin ortakları şu şirketlerden oluşmaktadır; BOTAŞ A.Ş. Bulgarian Energy Holding EAD, MOL Plc, OMV Gas & Power GmbH, RWE AG ve TRANSGAZ SA

Nabucco’nun Ocak 2009’daki Bükreş Deklarasyonu’na bakıldığında, kaynak çeşitlendirilmesi temel hedef olarak belirlenmiştir. Kaynak çeşitlendirilmesinin sebepleri olarak aşağıdaki hususlar ortaya konulmuştur. Enerji piyasalarının, Daha güvenli hale gelmesi, Şeffaflaştırılması, daha öngörülebilir olması, sürdürülebilirliği, piyasa ekonomisi şartlarının daha kolay oluşması. Deklarasyon ile projenin hem üretici hem tüketici hem de transit ülkelerin faydasına olacağı hususu belirtilmiştir. Projeye üye ülkeler, projenin AB’nin son dönemdeki enerji konusundaki temel prensip ve politikaları ile de uyumlu olduğunu ifade ederek AB’nin Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu’ya yeni bir enerji koridoru açmayı amaçladığını vurgulamışlardır. Proje, gazı Kazakistan, Irak, İran, Mısır ve Türkmenistan’dan almayı hedeflemektedir. Burada esas problem, ilk aşamada hattın bağlanacağı Azerbaycan’ın boruları doldurup dolduramayacağı konusudur. Özellikle Türkmenistan gazında ciddi şüpheler göz önünde bulundurulduğunda Azeri gazının kapasitenin çok altında olacağı belirtilmektedir.

AB yetkilileri, Türkmenistan’da şu andaki verilerin çok ötesinde gaz olduğunu tahmin etmekte ve çalışmalarını da buna göre sürdürmektedirler. Öte yandan Türkiye projede Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan’ın özel bir yere sahip arzu etse de sadece bu ülkelere güvenerek yola çıkmak istememekte, boruları dolduracak gaz için Katar, İran, Irak ve diğer Ortadoğu ülkelerini de devreye sokma çalışmalarında bulunmaktadır. Bu çerçevedeki önemli bir gelişme ise 7 Haziran 2010 tarihinde iki yıldır süren Azeri gazı müzakereleri dün atılan imzalarla sona erdi. Türkiye, Azeri gazına eskisi gibi düşük tarife ödemeyecek ancak Avrupa’ya Azeri gazını ihraç edebilecek. Azeri gazının Türkiye'ye maliyetinin yılda 1,1 milyar dolar civarında arttığı öne sürülmektedir. Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini hedefleyen protokoller nedeniyle sekteye uğrayan Azeri gazı pazarlığının uzlaşmayla sonuçlanması, Nabucco gibi Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz taşıyacak boru hattı projelerinin de hayata geçmesini kolaylaştıracaktır. Enerji Bakanları Taner Yıldız ve Natık Aliyev ile BOTAŞ Genel Müdürü Fazıl Şenel ve Socar Başkanı Rövnag Abdullayev’in imzaladığı belgelerle Türkiye’nin Şah deniz I’den aldığı doğalgazın fiyatı artırıldı, 2016-2017’de devreye girmesi beklenen Şah deniz II’ den alınacak gazın yılda 6 milyar metreküp olacağı kesinleşti. Ayrıca Şah deniz II gazı Türkiye’den Avrupa’ya taşıma tarifesi de netleşti.  Bu bağlamda, Rus gazından ucuz olacaktır.

2008’de Azerbaycan, petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle Türkiye’ye bin metreküpünü 120 dolara sattığı doğalgazın fiyatının yukarı revize edilmesini talep etmişti. Yetkililer, yeni tarifenin ne olduğunu açıklamazken Yıldız, “Gizlilik anlaşması olduğu için fiyatları açıklayamayacağım... Alınacak gazın fiyatı Rusya’dan dan daha makul olacak” dedi. Uzmanlar, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı gaza bin metreküp başına yaklaşık 330 dolar ödediğini belirtiyor. Nabucco Uluslararası Doğalgaz Boru Hattı Limited Şirketi Genel Müdürü Reinhard Mitschek, Türkiye ile Azerbaycan arasında Avrupa’ya doğalgaz taşınmasıyla ilgili şartların belirlendiği anlaşmanın imzalanmasını memnuniyetle karşıladıklarını, Nabucco projesinin inşaatının 2011’de başlamasını beklediklerini söyledi. Mitschek yaptığı yazılı açıklamada,  “Nabucco, Güney Koridor’un amiral  projesidir. Projenin inşasının 2011 yılında başlaması beklenmekte” dedi.

NABUCCO PROJESİ

İran ile Türkiye arasında yıllık kapasitesi 10 milyar m3 olan bir doğal gaz boru hattı bulunmakta olup, İran’la mevcut işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da devam etmektedir. İran devlet televizyonu, Güney Pars havzasındaki doğalgazı Türkiye ve Avrupa’ya ulaştıracak 1850 kilometre uzunluğundaki doğalgaz boru hattının yapımına başlandığını duyurdu. Üç yılda tamamlanması planlanan ve 1,3 milyar Euro’ya mal olması beklenen boru hattının günlük 110 milyon metreküp doğalgaz aktarabilecek kapasitede olduğu kaydedildi. Öte yandan, Mısır doğal gazını Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya ulaştıracak olan yıllık 10 milyar metreküp kapasiteli bir hat olan Arap Doğal Gaz Boru Hattı’nın 2009 yılında yapımının tamamlanması ve işler hale getirilmesi planlanmaktadır. Planlanan bir diğer proje ise Mısır gazının Türkiye’ye ulaştırılmasını ve bunun Nabucco’ya bağlanarak Avrupa pazarlarına ulaştırılmasını hedefleyen bir projedir. Mavi Akım: Rusya’dan Türkiye’ye Karadeniz geçişli 1200 km uzunluğunda olan doğalgaz boru hattı, Rus ve İtalyan (Gazprom ve ENİ) ortaklığıdır. 17 Kasım 2005 tarihinde faaliyete geçmiştir. Mavi Akım projesi, Ankara ile Moskova arasında 1997 yılında imzalanan anlaşma çerçevesinde 25 yıl süreyle Türkiye’nin Rusya’dan yılda 16 milyar metreküp doğalgaz satın almasını öngörmektedir.

Mavi Akım 2 Hattı’yla Rus gazını getirmekte olan Mavi Akım Hattı’nın yanına yeni bir hattın yapılması planlanmaktadır. Batı Doğalgaz Hattı: Rusya’dan başlayan Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan üzerinden Türkiye’nin Trakya bölgesine ulaşan ve 8 milyar metreküp doğalgaz taşıyan bir hattır. Trans Anadolu Ham Petrol Boru Hattı Projesi olarak da bilinen Samsun- Ceyhan Hattı ile Orta Asya ve Hazar Havzası petrollerinin Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması amaçlanmaktadır. Çeşitli bypass projeleri arasında Türk Hükümeti Trans- Anadolu (Samsun-Ceyhan) Bypass Petrol Boru Hattı’nı desteklemeye karar vermiştir. Trans-Anadolu Boru Hattı’nın temel atma töreni 24 Nisan 2007 tarihinde Ceyhan’da gerçekleştirilmiştir. Bu projenin alternatiflerine göre avantajları şu şekilde özetlenebilir: Samsun’un Karadeniz’in doğusundaki petrol çıkış noktalarına olan yakınlığını, Karadeniz’de denizyolu ile petrol taşımacılığını en aza indirgeyecektir. 2. Ceyhan’da hâlihazırda mevcut enerji altyapısı, yeni ve maliyetli altyapı yatırımları yapılması zorunluluğunu ortadan kaldıracaktır. 3. Çevresel olarak en yönetilebilir by-pass seçeneğini oluşturmaktadır.

Son olarak da, Trans Adriyatik Boru Hattı projesi olarak adlandırılan bir projeyle İran gazının Avrupa taşınması planlanmaktadır. Arnavutluk üzerinden Adriyatik Denizi’ni alttan geçerek İtalya’dan İsviçre’ye ulaşacak olan proje, Türkiye’nin de ilgilendiği projeler arasında yer almaktadır. Şimdi ise Türkiye’nin Avrupa enerji güvenliği oynadığı ve oynayabileceği rollerle ilgili yapılan bir değerlendirmeye yer verilecektir. Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun Eylül 2009’da hazırlamış olduğu, “Avrupa’da Türkiye: Kısırdöngüyü Kırmak” başlıklı raporda şu tespitlere yer verilmektedir; “Türkiye’nin coğrafyası, ana enerji hatlarının geçtiği ülke olarak Türkiye’yi Avrupa’nın enerji güvenliği için zaten çok önemli bir ülke yapmaktadır. Bu hatlar arasında boğazlardan geçen tankerler, Irak ve Azerbaycan’dan Akdeniz’e giden petrol boru hatları ve Rusya, Azerbaycan ve İran’dan gelen doğalgaz boru hatları yer almaktadır. Doğalgaz batıda Yunanistan’a bağlanmıştır ve devamında İtalya’ya bir bağlantı yapılması planlanmaktadır. Başlangıçta bu boru hatlarını birer hayal olarak görenler vardı ama bağlantılar hızla gelişmektedir.

Avrupa tarafında da Nabucco konusunda bir niyet eksikliği söz konusudur. Hükümetler arası anlaşmanın Temmuz ayında imzalanması ileriye dönük atılmış önemli bir adımdır. Türkiye’nin enerji merkezi olarak oynayabileceği rol göz önüne alındığında, Kıbrıs’ın katılım müzakerelerinde AB’yi Enerji başlığının açılmasını bloke etmeye zorlaması anlaşılmazdır. Hem Türkiye hem de AB, Rusya’nın çok miktardaki petrol ve gaz rezervlerine açıkça muhtaç olmaya devam edeceklerdir ama Avrupalı liderler bu tip projelerin fonlaşmasına ve Türkiye ile olan ilişkilerinde tutarlılığa daha çok önem vermeye hazır olurlarsa Ankara enerji açısından AB için kilit bir ortak olabilir. Bugüne kadar bu konudaki isteksizlik sadece Rusya’nın işine yaramıştır”.

SONUÇ Benim düşünceme göre; Türkiye’nin Avrupa Enerji Güvenliğine yapacağı katkı ve oynayacağı rolün yadsınamaz olduğu aşikârdır. Avrupa Birliği, kullanmış olduğu enerji kaynaklarının neredeyse tamamını Rusya ve Ortadoğu gibi istikrar konusunda sorunları olan yerlerden temin etmektedir. Bu aşırı bağımlılığın önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceği öngörülmektedir. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan Rusya-Ukrayna, Rusya-Moldova, Rusya-Gürcistan, Rusya-Azerbaycan, Rusya-Beyaz Rusya (Belarus), Gaz OPEC’inin kurulmasına yönelik girişimler, Türkmenistan’da yaşananlar, İran ile ilgili yaşanan kriz ve Irak’taki mevcut durum Avrupa Birliği’nin eğer ortak bir enerji politikası oluşturamazsa bu türden sıkıntıları yaşayacağını ortaya koymuştur. Buradaki başka bir sorun da Rus devlet şirketi Gazprom’un piyasadaki tekel konumunun sağladığı avantajları sonuna kadar kullanmasıdır. Yaşanan bu sıkıntılar Avrupa Birliği’ni ortak bir enerji politikası oluşturma çabalarına hız vermesini de beraberinde getirmiştir. Avrupa Birliği, bu politikasının oluşturulmasında yeni ortaklar aramaya başlamıştır.

SONUÇ (DEVAM) Türkiye, Avrupa Birliği’nin enerji kaynaklarını temin ettiği ve gelecekte temin etmeyi planladığı bölgelere coğrafi açıdan bir yakınlığa sahip olup bu bölgelerdeki ülkelerin büyük çoğunluğuyla da her açıdan iyi ilişkilere sahiptir. Bu da Türkiye’nin önemini Avrupa Birliği açısından bir kat daha arttırmıştır. Hatta bunu Avrupa Birliği’nin Enerji ve Ulaştırmadan sorumlu Komiseri’nin yardımcısı Loyola de Palacio şu şekilde ifade etmiştir “Türkiye Avrupa Birliği’nin Enerji Köprüsü rolünü alabilir”. Son olarak şunu belirtmek istiyorum; eğer AB kendi enerji temin güvenliğini gerçekleştirmek istiyorsa diğer avantajlarının yanı sıra yukarıdaki veriler ışığında Türkiye’nin üyeliğinin önemini kavramalıdır.

KAYNAKÇA Amanov, Şatlık, Dr. (2007), “ABD’nin Orta Asya Politikaları”, İstanbul: Bilim Basımevi Yayın, Gökkubbe. Kasım, Kamer (2009), “Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya”, Ankara: USAK Yayınları. Lesser, Ian O. (2007), “Beyond Suspicion. Rethinking US-Turkish Relations”, Washington: Woodrow Wilson International Center for Scholars. Özcan, Mehmet, Elmas, Fatma Y., Kutlay, Mustafa and Mutuş, Ceren (2009), “Bundan Sonrası? Senaryo Analizleriyle Türkiye-AB İlişkileri”, Ankara: USAK Yayınları. Uğurlu, Örgen (2009), “Çevresel Güvenlik ve Türkiye’de Enerji Politikaları”, İstanbul: Örgün Yayınevi.

Kısacık, Sina (2010) “AB Enerji Politikasının Etkin Olarak Uygulanmasında Türkiye’nin Önemi” içinde Burak Küntay (ed.), ‘Hükümet ve Liderlik Okulu Düşünce Grubu’. İstanbul: Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları: 306-336. Laçiner, Sedat, Ekinci, Arzu Celalifer and Kılıç, Gülay (2010) “AB-Türkiye İlişkileri ve Avrupa’nın Enerji Güvenliği” içinde Osman Bahadır Dinçer, Habibe Özdal and Hacali Necefoğlu (eds.), ‘Yeni Dönemde Türk Dış Politikası, Uluslararası IV. Türk Dış Politikası Sempozyumu Tebliğleri’. Ankara: USAK Yayınları: 137-157. Laçiner, Sedat, Özertem, Hasan Selim (2008) “Hazar Energy Kaynakları: Enerji-Siyaset İlişkisi ve Türkiye”, içinde Turgut Demirtepe (ed.), ‘Orta Asya & Kafkasya Güç Politikası’. Ankara: Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu: 63-119. Barsych, Katinka. “Turkey’s Role in European energy security”, http://www.cer.org.uk/pdf/essay_turkey_energy_12dec07.pdf. (Erişim Tarihi: 22 Nisan 2010). Fink, Daniel. “Assessing Turkey’s Future As an Energy Transit Country”, www.washingtoninstitute.org/ResearchNote11.pdf, (Erişim Tarihi: 10 Nisan (2010).

Republic of Turkey Ministry of Foreign Affairs Deputy Directorate General for Energy, Water and Environment: “Turkey’s Energy Strategy January 2009” at http://www.mfa.gov.tr/data/DISPOLITIKA/EnerjiPolitikasi/Turkey's%20Energy% 0Strategy%20 (Ocak%202009).pdf, ( Erişim Tarihi: 3 Mart 2010). Larrabee, Stephen R. “Troubled Partnership U.S.-Turkish Relations in an Era of Global Geopolitical Change” at http://www.rand.org/pubs/monographs/2009/RAND_MG899.pdf (Erişim Tarihi: 2 Mayıs 2010). http://ec.europa.eu/dgs/energy_transport/international/doc/paper_solana_sg_energy_en.pdf, AN EXTERNAL POLICY TO SERVE EUROPE’S ENERGY INTERESTS Paper from Commission/SG/HR for the European Council FACING EXTERNAL ENERGY RISKS S160/06 ( Erişim Tarihi: 22 Aralık 2009). http://ec.europa.eu/energy/green-paper energy/doc/2006_03_08_gp_document.pdf. GREEN PAPER A European Strategy for Sustainable, Competitive and Secure Energy ( Erişim Tarihi: 23.05.2006). http://www.euractiv.com.tr/enerji/article/trkiye-italya-ve-yunanistan-gazda- bulutu-010789 19.06.2010 ( Erişim Tarihi: 27.07.2010).

“Azeri gazı 1. 1 milyar dolar pahalılaştı, Nabucco’ nun önü açıldı” “Azeri gazı 1.1 milyar dolar pahalılaştı, Nabucco’ nun önü açıldı”. içinde http://www.euractiv.com.tr/enerji/article/azeri-gaz-pahalilasti-nabucconun-onu-acildi-010582 (Erişim Tarihi: 12 Temmuz 2010). Bağımsız Türkiye Komisyonu İkinci Raporu, “Avrupa’da Türkiye: Kısırdöngüyü Kırmak’ içinde http://www.independentcommissiononturkey.org/pdfs/2009_english.pdf (Erişim Tarihi: 17.10.2009). Enerji Uzmanı Arzu Yorkan ile 22 Temmuz 2009 tarihinde Nabucco Projesi üzerine Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan mülakat içinde http://www.bilgesam.org/tr/images/documents/bilgesoylesi2.pdf (Erişim Tarihi: 5 Mart 2010). Necdet Pamir (Board Member, World Energy Council Turkish National Committee) tarafından 30 Eylül 2009’da Ankara’da bulunan Hollanda Yüksek Öğrenim Enstitüsü’nde “ Türkiye ve Avrasya: Enerji ve Uluslararası Boyutları” konusunda yapılan sunum.

Tartışma Konuları 1. Türkiye, Avrupa enerji güvenliği çerçevesinde artan rolünü AB ile olan ilişkilerinde stratejik bir koz olarak kullanabilir mi? Avrupa Birliği, kendi enerji güvenliğini sağlama konusunda Türkiye ile işbirliği yapmaya gerçekten istekli midir? Türkiye ve Rusya arasında gelişen ilişkiler, Avrupa enerji güvenliği açısından bir fırsat mı ya da bir tehdit mi oluşturmaktadır? Türkiye’nin; Rusya, Nijerya ve Cezayir’den sonra Avrupa’nın dördüncü büyük ana gaz arteri olma hedefi Türkiye’nin mevcut enerji politikaları düşünüldüğünde gerçekçi bir hedef midir? 5. Rusya, sahip olduğu petrol ve doğalgazı dış siyasette bir baskı aracı kullanmaktadır? Gelecekte de bu politikasını devam ettirebilir mi?