Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

5 AİLE VE YAŞLANMA HAZIRLAYAN Tuba YAZICIOĞLU. -Yaş Ayırımcılığı, yaşlının, cinsiyetsiz, çirkin, güçsüz, depresif olduğu yönündeki önyargıları oluşturmaktadır.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "5 AİLE VE YAŞLANMA HAZIRLAYAN Tuba YAZICIOĞLU. -Yaş Ayırımcılığı, yaşlının, cinsiyetsiz, çirkin, güçsüz, depresif olduğu yönündeki önyargıları oluşturmaktadır."— Sunum transkripti:

1 5 AİLE VE YAŞLANMA HAZIRLAYAN Tuba YAZICIOĞLU

2

3 -Yaş Ayırımcılığı, yaşlının, cinsiyetsiz, çirkin, güçsüz, depresif olduğu yönündeki önyargıları oluşturmaktadır. Bu ön yargı yaşlı kimsenin kimlik bakımından ötekileştirilmesine de yol açmaktadır. Önyargılar, sosyal pratikler aracılığı ile yeniden üretilmektedir. -İnsanların, yaşlanmaktan ve ölümden korkmalarına GERONTOFOBİ denir. -Yaş ayırımcılığı tıpkı cinsel ayırımcılık gibi bir ideolojik durumu ifade eder. -Bireylerin yaşlılığı kabullenmeme durumu ile karşılaşılmaktadır. Bu duruma yaşlanmayan benlik (the ageless self) adı verilmektedir. Sürekli kendini bulunduğu yaştan daha genç hissetme halidir. -Dünya nüfusunun bir ‘yaşlı patlaması’ yaşadığını vurgulayan Giddens, doğum ve ölüm oranının düşmesi karşısında giderek yaşlandığı belirtilmektedir. Bu da demografik anlamda dünyanın grileşmesi anlamına gelmektedir.

4 YAŞLILIK / YAŞLANMA NEDİR? KRONOLOJİK PERSPEKTİFTEN YAŞLANMA -Yaşlılık homojen olmadığından 65 ile 105 arası ortalama 40 yılı kapsayacak bir süredir. -Yaşlılığın en kolay ölçüsüdür ve doğum günü sayıları hesaplanarak bulunur. Doğuştan gelen bir anlam taşımamakta, içinde bulunduğu toplumsal ve tarihsel bağlamdan türemektedir. -Yaşlılık tanımı ile ilgili diğer yaklaşım yaşam döngüsü ya da yaşam akışı akışı kavramı ile ilgili olandır. Yaşam akışı çocukluktan ölüme kadar giden süreçte doğası gereği biyolojik olduğu oranda toplumsaldır. Kültürel ve ekonomik koşullardan etkilenir. -Yaşam döngüsü içerisinde birbirinden farklı yaşam alt döngüleri vardır, aile ve iş gibi. Aile boyutu bile çeşitli dönüşümler içerir. Bu aşamaları herkes yaşamadığı gibi bu dönüşümleri yaşama zamanı da değişir.

5 BİYOLOJİK PERSPEKTİFTEN YAŞLANMA Fizyolojik sistemlerin geçen zamandan nasıl etkilendiğiyle ilgilenir. Biyologlar yaşlanmayı (ageing) ‘ihtiyarlık’ olarak kabul ederler. Bu da bir organizmanın, patoloji ve hastalık olmaksızın doğal süreçlerin sonucu olarak etkili işlevselliğindeki düşüşü tanımlar. Özetle yaşlanma, biyolojik açıdan organizmanın gelişiminde, uyum sağlama kapasitesinde azalmaya ve sonunda ölüme neden olan istem dışı bir safha olarak kabul edilir.

6 FİZYOLOJİK PERSPEKTİFTEN YAŞLANMA Fizyolojik yaşlanma, yaşın ilerlemesi ile birlikte bedende sinir sisteminin işlevinin zayıflaması, sinirin geçirgenlik özelliğinin zayıflaması ve nöronların kaybı ile nörolojik kontrolde değişikliklerin olmasıdır. Strehler, ‘yaşlanmayı’ diğer biyolojik süreçlerden ve hastalıktan ayırmak için dört kıstas geliştirir. 1- Evrensellik 2- İçsellik 3- İlerleyicilik 4- Zararlılık

7 PSİKOLOJİK PERSPEKTİFTEN YAŞLANMA Kişilik, akılsal işlev, benlik ve kimlik kavramlarına odaklanır. Yaşın ilerlemesine bağlı olarak bireyin algılama, öğrenme, problem çözme gibi bellek kapasitesi ile kişilik kazanma özellikleri arasında uyum sağlama konusundaki değişmelerle ilgilidir. ‘Birey hissettiği yaştadır’ anlayışı da bu perspektif için önem taşır.

8 EKONOMİK PERSPEKTİFTEN YAŞLANMA Ekonomik yaklaşım bireyin yaşlanması ile birlikte meydana gelen ekonomik gelir düzeyindeki kayıplardır. Emeklilik döneminin başlaması ile maaş düşmekte buna bağlı olarak toplumsal statü düşmektedir.

9 SOSYOLOJİK VE SOSYAL GERONTOLOJİK PERSPEKTİFTEN YAŞLANMA Sosyolojik yaşlanma, bireyin statü ve rol kayıpları çerçevesinde, içinde bulunduğu toplumun yaşa ilişkin olarak geliştirdiği normlar ve değerler bağlamındaki yargılarıdır, değerlendirmeleridir. Yaşlanma sosyolojisi, yaşlanmayı sosyolojik perspektif kullanarak açıklar. Sosyal gerontoloji, sosyolojik teori ve kavrayış geliştirmek yerine, yaşlanmaya sosyal bilimler perspektifinden yaklaşarak yaşlanmayı ve yaşlılık dönemini açıklamaya çalışır. Sosyal gerontoloji üç farklı perspektifi birey, sosyal, toplumsal konunun karmaşıklığını ortaya seren mikro ve makro ölçekli iki analiz seviyesini birleştir. Burada hem bireyin statüsel, sınıfsal, cinsiyet kategorileri ve etnik grup içindeki sosyal ilişkilerini hem de toplumsal kurumlar ve demografik dönüşümler bağlamındaki ilişkilerini birleştirmeye çalışır.

10 Mikro ölçekli ilk yaklaşım; yaş kimliği ve bireysel süreçler gibi konuları araştırarak yaşlılığı bireysel bir deneyim olarak açıklar. Günümüz toplumunda yaşlı olmanın nasıl bir şey olduğunu açıklamaya çalışır. Makro ölçekli ikinci yaklaşım; yaşlanmayı tanımlayan toplumsal bağlamı inceler ve yaşlı insanların toplum içindeki konum ve deneyimleri ile bunların, sınıf, cinsiyet ve etnisite gibi temel yapısal faktörlerce nasıl şekillendirildiğini anlamaya çalışır.

11 Yaşlanma sosyolojisi, mikro ve makro düzeyde bir fail olarak yaşlı bireyi ve ilişkileri ile yapısal olarak kurum ve ilişkileri çerçevesinde yaşlanma olgusunu araştırır ve politikalar üretir.

12 YAŞLILIĞA TARİHSEL BİR BAKIŞ Harris, geçmişten bugüne yaşlıların toplumsal konularının yaşadığı dönüşüme bakıldığında hem sürekliliklerin hem de önemli kesintilerin olduğunu belirtmektedir. Süreklilikler; 1- Öncelikle yaşlılığın erişilmek istenilen bir statü olmasına rağmen, kimsenin yaşlı olmak istememesi gerçeğinin eskiden bugüne kadar geçerli olduğu kabul edilebilir. 2- Antik çağlardan bugüne yaklaşık 60 yaş ve üstünün yaşlı olarak kabul edilmesi 3- Yaşlıların bakım işlerinin dönem dönem değişimler olmakla beraber genellikle cemaat ve aile tarafından ağırlıklı olarak üstlenildiği söylenebilir.

13 İse Kesintilere odaklanıldığında ise; 1- İlk göze çarpanın, kapitalizmin yaygınlaşmasından itibaren en önemli değişimin, yaşlıların genel nüfusa oranının hiç olmadığı kadar artmasıdır. 2- ayrıca yaşlıların sağlık durumlarının ve yaşam koşullarının özellikle gelişmiş ülkeler göz önünde tutulduğunda tarihte olmadığı kadar iyi durumda olduğuna bu duruma eklenebilir 3- son olarak yaşlılar için kamusal sağlık ve sosyal harcamaların tarihteki en üst düzeyde olduğu gerçeğini görmek gerekmektedir.

14 YAŞLANMA TEORİLERİ YAPISAL İŞLEVSELCİ TEORİLER VE YAŞLANMA Toplumun yapısını ele alan makro ölçekli bir teoridir. Toplumun bir düzen içinde nasıl oluşup geliştiğini inceler. Beden analojisi kurar toplumu incelemek içinde aynı yolu kullanırlar. Toplumun bir sistem olduğu ve alt sistemlerden oluştuğunu söylerler. Alt sistemlerin birbiri ile uyumu esastır. Toplum açık bir sistemdir ve her parça uyum sağlar ve işlev görür. İşlevsel örüntüler bütünleşme ve devamlılığı sağlar, işlevsel olmayanlar ise çözülmeye neden olur. Toplumda toplumsal düzeni koruyan evrensel değerlerdir. Toplumsal düzen uzlaşım aracı ile sağlanır. sosyalizasyon toplumda uyumu sağlayan temel sosyal kontrol aracılığıyla korunur ve devamı sağlanır. Buna göre yaşlılar nüfusun bir parçası olarak toplumla uyum içinde olmalıdır. Bu uyum toplumsal sistem denilen bütünün yaşlı bireylere sağladığı olanak ve hizmetlerle Yakından ilgilidir. Bu bağlamada toplum göreli bir denge halindedir. Yaşlılığa kişisel ve toplumsal uyumu, toplumsal rollerdeki değişikliği açıklamada faydalıdır.

15

16 Gerontolojiyi etkilemiş başlıca işlevselci teoriler şunlardır: 1.Çözülme Teorisi 2.Aktivite Teorisi 3.Devamlılık ya da Süreklilik Teorisi 4.Toplumsal Rol Teorisi 5.Modernleşme Teorisi 6.Çatışma Teorisi ve Yaşlanma a. Yapısal Bağımlılık Teorisi ve Politik İktisat Yaklaşımı b. Yaş Tabakalaşması Teorisi 7. Yorumsamacı Teori ve Yaşlanma a. Sembolik Etkileşim b. Etiketleme Teorisi c. Sosyal Alışveriş Teorisi

17 1.ÇÖZÜLME TEORİSİ Yaşamdan geri çekilme anlamına da gelir. Yaşlanmayı ilk kez net bir şekilde ele alan sosyal teoridir. Makro ve mikro teorileri birleştirir. Bu teoriye göre; sağlığı bozuk ya da yoksulluk gibi diğer bağımsız etmenlerden bağımsız olarak yaşlanma, birey ve onun toplumsal bağlamda olan bağının tedricen fakat kaçınılmaz olarak ÇÖZÜLMESİNİ içerir. Çözülme üçlü bir kaybı temsil eder; rollerin kaybı, toplumsal çevrenin küçülmesi ve toplumsal norm ve değerlere olan yükümlülük ve bağlılığın azalması. İlk temel gerontoloji teorisidir. Nitelikli yaşlanmanın yollarına dikkat çekmiştir. Teorinin ampirik gelişimi üç temel öğeye işaret eder; 1- çözülme yaşam boyu devam eden bir süreçtir 2- çözülmenin kaçınılmaz olduğuna dair içkin bir ifade vardır. 3- çözülme hem toplum ve birey için uyarlanabilir olarak kabul edilir.

18 2. AKTİVİTE TEORİSİ Çözülme teorisine tepki olarak geliştirilmiştir. Toplumdaki dengeyi gözetir. Nitelikli yaşlanma konusunda, toplumsal sisteme uyum ve bütünlüğe odaklanır. Havighurst tarafından geliştirilen bu perspektif, orta yaştaki davranışların olabildiğince sürdürülmesini içerir. Burada orta yaş başarının nirvanasıdır ve her zaman onu geri kazanmaya çalışırız. Yaşlılıkta kaybedilen şeylerin yerini doldurulması gerekir. Faaliyet ve uğraşıların nitelikli yaşlanmaya olanak sağladığını savunur.

19 3.DEVAMLILIK YADA SÜREKLİLİK TEORİSİ Bu teoriye göre birey, yaşamı boyunca sahip olduğu istikrarı korumak ister. Yaşlanmayla başa çıkmada diğer teorilere oranla daha elverişlidir. Bireyin hangi rollerden vaz geçip hangilerini sürdüreceğine karar vermesinde gelir ve sağlık gibi yapısal etmenlerce şekillenen bireyin geçmişi ve tercih ettiği yaşam tarzı etkilidir.

20 4.Toplumsal Rol Teorisi Antropolojiden etkilenmiştir. Belirli kural, düzenleme ve rollerin var olduğu ön kabullünden hareket eder ve yaşlandıkça bireylerin rollerinin sayısında bir değişme yaşanır. Tek bir birey birden fazla role sahip olabilir ve roller üç açıdan farklılaşır; birincisi çeşitli niteliktedirler; ikincisi karşılığında alınan ödüller farklıdır; üçüncüsü toplumun değerlerine göre değişirler. Yaşamın ileriki dönemlerini anlamak için yaşlı insanların oynadığı rolleri ve bu rollerin kendileri için ne ifade ettiğini anlamlıyız.

21 5.Modernleşme Teorisi Başlıca tezi, toplumlar kırsaldan kentsele dönüştükçe yaşlı insanların konumu gerilemekte ve kötüleşmektedir. Çekirdek aile yaşlılar toplumdan ve aileden izole olurlar. Modernleşme dört parametre tarafında belirlenir. 1- Tıp teknolojisindeki gelişmeler 2- Bilim ve teknolojideki uygulamalar 3- Örgün eğitim 4- Kentleşme

22 6.Çatışma Teorisi ve Yaşlanma Uyumsuzluk ve çatışmaya vurgu yapar. Makro ölçekli bir teoridir. Toplum belirli grup ve sınıflar halinde tabakalaşmış ve toplum bu farklı gruplar arasındaki çatışma sonucu meydana gelmiştir. Neo-marksistler, çatışmayı ekonomik eşitsizliklere dayandırır. Güç ve iktidar ilişkileri, sınıf çatışmaları ve ideolojisini inceler. Neo- Weberyenler ise daha geniş bir bakış açısıyla sadece ekonomik değil, toplumsal statü ve siyasal grupları ele alır. Çatışma teorisi başlığı altında Yapısal Bağımlılık Teorisi ve Politik İktisat Yaklaşımı ile Yaş Tabakalaşması Teorisi ele alınmaktadır.

23 a.Yapısal Bağımlılık Teorisi ve Politik İktisat Yaklaşımı Towsend tarafından ortaya atılmıştır. Toplumdaki güç ilişkileri ve eşitsizlikleri biçimlendiren ve yeniden üreten ekonomik ve siyasal yapılara odaklanır. Y.B ve P.E., yaşlıların bağımlı toplumsal konumları ve karşılaştıkları sorunlar toplumsal olarak yapılandırılır yaşlanma ve sağlık kavramlarından türer. P.E yaklaşımı yaşlılığı kronoloji ya da biyoloji ile değil yaşlı insanlar arasındaki ilişkilerle ve genelde üretim araçları ve özelde de sosyal siyasal- politika ile tanımlar.

24 b- Yaş Tabakalaşması Teorisi Grupların adaptasyonunu ele alır. Toplumsal uyuma odaklanır ve yaş bazlı gruplardan hareket eder. İşlevselci bir teori olmaktan çok gruplardaki eşitliksizlikleri temel aldığı için çatışmacı teori için değerlendirilir. Kaynağı ne olursa olsun yaşla bağlantılı yetenek ve kısıtlamalar hakkındaki varsayımlara dayanır. Yaş farklılıkları ve eşitsizlikleri yaratır. Karmaşık ve dinamiktir. Sınıf ya da etnisite gibi diğer tabakalaşma sistemleri il ilintilidir.

25 7-Yorumsamacı Teori ve Yaşlanma Bu yaklaşımlar bireye vurgu yaparak yapısalcı perspektifte farklı teori oluşturma yolları sunarlar. Bu perspektife göre, toplumsal hayat toplumsal eylem ve toplumsal süreçler, dışsal faktörlerce değil, tabandan tavana doğru gelişir ve pek çok bireyin eylemlerinin birleşiminden türer. Toplum, dışsal bir güç olarak değil, birbiri üstüne binen gruplar serisi olarak görülür. Özellikle ‘hayat hikayesi’ yolu ile yaşlıların geçirmiş oldukları deneyimler ve yaşam koşullarının neler olduğunun ortaya konması önem taşır.

26 1-Sembolik Etkileşimcilik Yaşlanmayı yapısal ve normatif bağlama ve bireysel kapasite ve kabullere duyarlı dinamik bir süreç olarak görür. Mikro ölçekli bir yaşlanma perspektifidir.Bireysel seviyede, yaşlanmanın doğası ve etkisini anlamak gerektiğini vurgular. Bunu yapabilme içinse yaşlılığın beraberinde getirdiği deneyimlerine ilişkin anlamının yorumunu gerektirir. Yaşlanmaya ilişkin tavır ve davranışlarımız geçmişteki yaşantımızda edindiğimiz bilgi ve deneyimlerimizle yakından ilgilidir. Mead’ın, zihin, toplumsal sürecin bireysel ithalatıdır’ ifadesi, bireyin

27 1-Sembolik Etkileşimcilik Toplumdan öğrendiklerini yeniden toplumda oynamaya ve üretmeye başlaması anlamına gelir. Yaşlanma alanında, birey etrafındaki sosyal ortam arasındaki karşılıklı ilişkiyi ele alır. Yaşlılar da diğer faktörler gibi kendi sosyal gerçekliklerini inşa ederler. Grubun kültürel kodlarının önemli olduğunu vurgular. Bu teori yaşlı bireyler olarak, kendilerini, başkalarını ve genel olarak yaşamlarını algılama ve anlamlandırma temelinde yorumlar. İlişkilere dayalı sosyal psikolojik bir teoridir.

28 2-Etiketleme Teorisi Yaşlanmanın bu teori ile kavramsallaştırılabileceği savunulmuştur. Diğer grupların bireylere ve / veya grupları damgalanma ya da sapkın davranışı pekiştirmek için negatif yönde etiketleyerek onlara sosyal statü atfettiklerini öne sürer. Olumlu etiketlemenin yaşlının yaşam kalitesini artıracağı ve sosyal ilişkilerini geliştireceği açıktır. Emekli olanların yaşlı olarak etiketlenir ve yaşlı rolünü oynamaları, emekli maaşlarını kabullenmeleri ve iş aramamaları gerekir. Olumsuz etiketlemenin en belirgin özelliği ise yaş ayrımcılığıdır.

29 3-Sosyal Alışveriş Teorisi Mauss’a göre, maddi ve maddi olmayan ürün ve hizmetin alışverişinden oluşur. Bu teorik duruşun dört anahtar varsayımı 1- bireyler faydası maksimuma, zararı minumuma getiren etkileşimleri seçerler, 2- bireyler geleceği ön görmek için geçmiş deneyimleri kullanırlar 3- Etkileşim, eğer karlı ise sürdürülür, 4- güç, sosyal etkileşimdeki dengesizlikten ortaya çıkar. Yaşlı bireyler, yetişkin çocukları, akrabaları, ve arkadaşlarıyla sosyal alışverişe girişirler.

30 Bu üç teori insan davranışının ve etkileşiminin detaylarına odaklanır. Makro ölçekli analizle hiçbir ilişkisi yoktur. Yapısal teoriler gibi, bu yaklaşımda tarih dışıdır. Yaşam deneyimlerinin etkisini göz ardı eder, ve biyografik ve yaşam süreci perspektiflerinden yoksundur ve cinsiyet konularına değinmez.

31 BAŞARILI YAŞLANMA MODELİ Birçok başarılı yaşlanma modeli bulunmaktadır. Başarılı yaşlanmayı ‘bireyin kendini yaşlılığa hazırlama sürecinde sosyal çevresini ve ilişkilerini canlı tutmak, sağlık sorunlarını en aza indirmek iiçin koruyucu önlemler almak, bellek ve fiziksel işlevlerini geliştirici çabalar içinde olmak ve yaşama pozitif bakmasını becerebilmek’ biçiminde tanımlamak mümkündür. Rowe ve Kahn tarafından geliştirilen Model I’e göre başarılı yaşlanmada; sağlık boyutunda hastalıktan korunma ve hastalıkla ilgili güçsüzlüksüzleri asgariye indirme yollarını öğrenme bulunmaktadır. Sosyal boyutta, yaşama aktif katılmanın hem bireyler arası ilişkileri canlı tutma hem de yararlı aktivitede bulunma yer almaktadır. Fizyolojik boyutta, ise yaşın ilerlemesine bağlı olarak öğrenme ve bellek kapasitesi, öz bakım gereksinmelerini karşılayabilmesi ve bağımsız hareket edebilmesi ifade edilmektedir.

32 Bu modelin temel noktaları ise 1.Yaşlanmadan önce sağlıkla ilgili önlemler almak 2.Bedeni ve beyni aktif tutacak etkinliklerde bulunmak 3.Sosyal ilişkilerde aktif katılımı sağlamak 4.Bu üç değişken arasında uyumu gerçekleştirmeye, dönüştürmeye çalışmak

33 YAŞLILIKTA SOSYAL DESTEK VE AKRABALIK Aile üyelerinin ekonomik, duygusal ve araçsal olarak birbirlerine yardımcı olmaları ‘sosyal destek’ terimiyle ifadelendirilmektedir. Evlat desteği en çok olandır. Sosyal Destekte Karşılıklılık Yaşlı kimse alıcı olarak kabul edilir. Yetişkin çocuklar yaşlılarına bakım verirken aynı zamanda kendi işlerini, evlerini, çocuklarını ve eşlerini ihmal etmemek için yoğun çaba göstermektedirler. Yetişkin çocukların yaşadıkları bu problematik durumu, iki nesil arasındaki sıkışıklığı vurgulamak için sandviç nesil (the sandwich generation) olarak kavramsallaştırmışlardır.

34 Sosyal Destekte Cinsiyet Farklılıkları Kız çocukları ailelerinin bakımını sağlamada erkek çocuklarına nazaran daha aktif olsalar da erkeklerin bu tür destek olma rollerinden uzak kaldıkları söylenemez. Ailenin nesiller arası yapısal birleşiminde meydana gelen yapısal değişimler, erkek evlatlar üzerinde fazladan bir baskı yaratma ihtimali taşımaktadır, özellikle kendisine de kendisine yardımcı olabilecek bir kız kardeşi ya da eşi olmayan erkekler açısından. Fiziksel engelli eşe destek olmada yaşlı kadınlar yaşlı kocalara daha fazla destek olmaktadır.

35 Daha Geniş Sosyal Destek Ağı İki tür sosyal destek türü vardır. Birincisi; telafi edici hiyerarşik destek modelidir. bu modele göre yaşlı insanlar destek kaynağını (sırasıyla eş, çocuklar, diğer akrabalar, arkadaşlar ve komşular) seçmek için bir tercih hiyerarşisi kullanırlar ve gerekli olan ihtiyaca göre hiyerarşinin en üstündeki kaynak kişiden en altındakine doğru bir başvuru sırası izlerler. İkincisi ise; eyleme özgü modeldir. Bu modele göre sosyal gruplar bir iş bölümü içerisinde kendi grup yaşlarına uygun olan hizmetleri sağlayanlarla ilişki kurarlar.

36 TÜRKİYE’DE YAŞLANMA VE SOSYAL GÜVENLİK Türkiye genç bir nüfusa sahip bir ülkedir fakat nüfusu giderek yaşlanmaktadır. Bu nüfusun %75’i kentlerde yaşamaktadır. Bu oran nüfusun demografik yapısında önemli bir değişimin olduğunu göstermekte ve uygun sosyal politikaların oluşturulmasının kaçınılmazlığını vurgulamaktadır.

37 TÜİK 2010 verilerine göre yaşlı nüfus oranı %7,1’dir. Türkiye’ninküresel gelişmelerden etkilendiği dikkatte alınır ise neoliberal politikalar gereği devletin desteğinden çok özel sektör aracılığı ile bireysel emeklilik ve sağlık sigortası uygulamaları ağırlık kazanmaktadır. Bugün SGK hizmetlerini, emeklilik aylığı, sağlık desteği ve sosyal yardımlar biçiminde oluşturmaktadır. Yaşlılara bakım hizmetlerini devlet tarafından görevlendirilen kuruluş SHÇEK’tir.


"5 AİLE VE YAŞLANMA HAZIRLAYAN Tuba YAZICIOĞLU. -Yaş Ayırımcılığı, yaşlının, cinsiyetsiz, çirkin, güçsüz, depresif olduğu yönündeki önyargıları oluşturmaktadır." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları