Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÜNİTE 2: KÜLTÜR. Kültür İnsanoğlu diğer canlılardan farklı olarak sahip olduğu gelişmiş bir beyin yapısı sayesinde hayatta canlı olarak kalabilmektedir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÜNİTE 2: KÜLTÜR. Kültür İnsanoğlu diğer canlılardan farklı olarak sahip olduğu gelişmiş bir beyin yapısı sayesinde hayatta canlı olarak kalabilmektedir."— Sunum transkripti:

1 ÜNİTE 2: KÜLTÜR

2 Kültür İnsanoğlu diğer canlılardan farklı olarak sahip olduğu gelişmiş bir beyin yapısı sayesinde hayatta canlı olarak kalabilmektedir. Esasında insan en ilkel, gelişmemiş olarak doğan bir canlıdır. Doğduğunda iyi bir biçimde korunması gerekir. Halbuki diğer canlılar daha gelişmiş olarak doğarlar. İnsanlar bu zayıflıklarına rağmen hayatta kalabilmeyi becerebilmişler, hatta çeşitli yerleşme biçimleri ile kendilerini dışardan gelecek tehlikelere karşı koruyabilmişlerdir. İşte bunun nedeni insanların bir kültür kurabilme, yaratabilme yetenekleridir.

3 Kültür nedir? Sosyologlar, kültürü bir toplumun genel yaşam biçimi olarak ifade ederler. Dünyaya gelen her canlı zamanla kültürleşmektedir. Kültür, toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Davranış bilimlerinin incelendiği hemen her şey kültür tarafından biçimlendirilmiştir.

4 Kültür İnsanoğlu hayatta bazı değer, inanç ve sosyal ilişkileri öğrenerek toplumsal bir varlık haline gelmekte, bunlar da hep basit şekilde kültürü oluşturmaktadır. Kültürün koyduğu kurallar bizim parçamız haline gelir. Kültür, bir toplumda ilerlemenin üretimin, eğitimin, bilimin, güzel sanatların, insan ve toplum anlayışının gelişim düzeyini gösterir.

5 Kültürün özellikleri İnsanoğlu sahip olduğu dili sayesinde kültürü açıklayabilir ve gelecek nesillere aktarır. Kültür toplumsal bir üründür. Topluma her yeni katılan üye bunu öğrenerek geliştirir ve bunlar duygu yüklüdür. Kültürün bir diğer özelliği de öğrenilen davranışlardan oluşmasıdır. Doğuştan edinilmez. Kültür genetik bir faktör değildir, yani babadan oğula kalıtsal olarak geçmez. Biyolojik katılımla da kuşaktan kuşağa geçmez. Kültür öğrenilerek kazanılır. Her toplumun kültürü kendine özgüdür.

6 Kültürel birleşme Kültürel birleşme Kültürün bütün parçalarının herhangi bir biçimde birbirlerine bağlanmasına kültürel birleşme (integrasyon) adı verilir. Ganj kıyılarında hem ölüme, hem de yaşama yer var. Ganj nehri burada hayatın merkezi. Varanasi’deki hemen hemen her şey hiç akmıyormuş gibi görünen bu sularla ilişkili. Sabahları güneş doğarken yerel halk ve hacılar vücutlarını bu sulara bırakıyor, yeni günü selamlıyor arınma arıyorlar. Gün içinde kadınlar çamaşırlarını, bulaşıklarını burada yıkıyor. Sıcaktan bunalanlar Ganj’da serinliyor, limonatacı bardaklarını burada çalkalıyor. Akşam üstleri yanan mumlar bu suların üzerine bırakılıyor. Danslar Ganj’a karşı yapılıyor ve ölülerin külleri bu sularda kutsanıyor.

7 Kültürün maddi ve manevi öğeleri Maddi Öğeler: Toplumun ya da grubun herhangi bir gelişim aşamasındaki teknolojik ilerlemesini, üretim, teknik, hüner ve becerilerini ifade eder. Manevi Öğeler: Bunlar toplumun yaşamını düzenleyen değer, inanç, yasa, gelenek, görenek ve ahlak kurallarından oluşur. Hindistan resmi Taç Mahal Hintli bir genç kız

8 Kültürel norm ve değerler Her kültürde toplumsal düzeni sağlayan, bireylere yol gösteren, doğru ve yanlışı olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirler bulunur. Bütün bunlara norm adı verilir. Norm yaptırımı olan kurallar sistemidir. Normlar, bireylerin toplumsallaşma süreci içerisinde öğrenilir ve birer alışkanlık halini alırlar. Her toplumun sahip olduğu normların önem dereceleri de farklılık gösterir. Bazı normlar bir toplumun devamlılığı için daha önemliyken bazıları bu kadar önemli olmayabilir. Normları geçerli kılan ceza ve ödüllendirmedir.

9 Değerler Değerler hangi toplumsal davranışın iyi, doğru ve arzulanan olduğunu belirten, paylaşılan ölçüt veya fikirlerdir. Norm ve değer arasındaki en temel farklılık değerlerin soyut ve genel kavramlardan meydana gelmesi, normların ise belirgin ve yol gösterici oluşlarıdır. Bir toplumun değerleri, normları etkilemesi açısından büyük önem taşır. Değerler zamanla değişebilir, yerlerine yenileri gelebilir, eskiyen birtakım değerler atılabilir. Ancak değerler konusunda önemli bir olgu her toplumun kendine has değerleri olmasıdır. Her toplumda değer sistemleri isteyerek veya istemeyerek bozulabilir veya bireyler her zaman değerlere uygun davranmayabilir. O zaman ortaya değer çatışmaları çıkar. Kuşak çatışmaları bunun en güzel örnekleridir.

10 Günümüzün değerleri üzerine yapılan çalışmalar Robin Williams (1970) Amerika’da yaptığı çalışmada on beş temel kültürel değerin varlığını vurgulamaktadır. Bunlar: –Başarı –Disiplinli bir iş ve çok çalışma –Ahlaki değerlere bağlılık –İnsancıl olma –Pratiklik ve yeterlilik –Kendini geliştirme –İyi bir hayat biçimi –Eşitlik –Özgürlük –Uyumlu olmak –Bilime olan inanç ve akılcılık –Milliyetçilik ve vatanseverlik –Demokrasi –Kendine ve başkalarına saygı –Grupla birlikte çalışmaya ve grup başarısına inanç.

11 Günümüzde yukarıda sayılan değerlerin yanına; *Boş zaman etkinlikleri, *Vücut sağlığı veya sağlıklı yaşam *Kendi kendine yardımcı olma veya kendini gerçekleştirme *Çevreye saygılı olma değerleri eklenebilir.

12 TÜSİAD’ın yayınladığı “Türk toplumunun Değerleri Araştırması”na (1991) göre, Türkiye’deki sosyoekonomik değer ve tutumlar şunlardır: *Riskten ve kişisel girişimden kaçınmak, *Yakın çevre dışındakilere güvensizlik, *Kadercilik, *Çalışmanın bir zorunluluk olarak görülmesi, *Çalışma süresini yoğun olmayan ve kısa tempoda tutmak, *Kanaatkarlık, *Rekabetten kaçınmak, *Piyasa üzerinde sıkı devlet denetimi, *Mükemmel ve adil olduğu kabul edilen ilahi bir düzeni sürdürmek, *Aile işletmeleri dışındaki işletme türlerinin benimsenmemesi, *Günlük yaşayıp, ileriyi planlamayı gereksiz bulmak.

13 Kültür içindeki farklılıklar Kültür içindeki farklılıklar geleneksel, endüstrileşmemiş toplumlarda daha az, endüstrileşmiş, gelişmiş toplumlarda daha çoktur. Gerçek kültür/ideal kültür Yüksek kültür/yaygın kültür Alt kültür Karşıt kültür

14 Gerçek kültür/ideal kültür Kültür içindeki bir farklılık gerçek ve ideal kültür olarak belirlenen bir uyumsuzluktur. İdeal kültür toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olmasıdır. Gerçek kültür ise bu norm ve değerlerin pratikteki, günlük yaşamdaki uygulanış veya bulunuş biçimidir. –Örneğin, eşitlik değeri üzerinde özellikle duran bir toplumda eğer milyonlarca insan gerçekte açlık ve sefalet içersinde yaşıyorsa ideal ve gerçek kültür arasında farklılık var demektir. –Veya benzer bir biçimde demokratik hak ve özgürlükler üzerinde özellikle duran bir toplumda, bireylerin seçme ve seçilme özgürlükleri yoksa burada da ideal ve gerçek kültür farklılığını görebiliriz.

15 Yüksek kültür Kültür içindeki bir farklılık da aynı toplum içinde yaşayan elitler ile geniş halk tabakalarının sahip olduğu norm ve değerlerdeki ayrılıklarda yatar. Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri, alışkanlıkları olan küçük bir elit grubun sahip olduğu kültüre yüksek kültür denilir. –Örneğin, üst sınıfların yaşantı biçimleri, klasik müziğe düşkünlükleri, resim ve heykel sanatıyla ilgilenmeleri yüksek kültürün temel değerleri olarak betimlenir.

16 Yaygın kültür Büyük halk kitlelerinin benimsediği yaşam biçimi, zevkler, farklı değerler yer alır ki buna da yaygın kültür denilmektedir. –Örneğin, televizyon seyretmek, maça gitmek, aile aktivitelerine katılıp birlikte gezmek, macera filmleri seyretmek, sokaktaki köfteciden köfte ekmek yemek gibi.

17 Alt kültür Alt kültür toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimleri olan gruplardır. –Örneğin, dünyanın birçok ülkesinde gençliğin, ırkların, etnik grupların oluşturdukları çeşitli alt kültürler mevcuttur. Daha küçük alt kültürler, üniversite kampüslerinde veya uyuşturucu madde kullanan insanlar arasında görülebilir. Alt kültür üyelerinin diğer alt kültürlere etnosentrik tutumları vardır. Yani kendi alt kültürünü üstün görüp diğerlerini aşağılarlar. Alt kültürler arasındaki farklılıklar büyüdükçe bu gruplar arasındaki sosyal çatışmaların derecesi de artar.

18 Alt kültürler

19 Karşıt kültür Karşıt kültür (counter culture) ise bir alt kültür olup değer, norm ve yaşam biçimleri açısından içinde yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içerir. Bu gruplar toplumun sahip olduğu hatta gurur duyduğu norm ve değerleri reddederek, karşıt tutum ve davranışlara sahiptirler. Karşıt kültürler özellikle gençler arasında yaygın olarak görülür. Çünkü, yirmi yaşında bir gencin yeni kültürel standartlara uyumu daha kolayken, altmış yaşında bir insanın yeniliklere uyumu kolay değildir. Yaşlılar içinde yaşadığı baskın kültüre artık etnosentrik duygularla bağlanmışlardır.

20 Bir karşıt kültür örneği

21 Bir başka karşıt kültür örneği; 1960’lardaki hippiler ya da çiçek çocuklar

22 Etnosentrizm ya da ben merkeziyetçilik Kültür taassubu veya ben merkeziyetçilik diye bilinen etnosentrizm kişinin kendi kültürünü temel olarak alması ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesi demektir. Bir toplumda ise süt içilmez ve dana eti yenmez ise bize göre bir akılsızlık örneğidir. Bu bir etnosentrik görüştür. Bu görüş karşılıklı anlayış ve hoşgörüyü reddeder. Hemen hepimiz içinde yaşadığımız grubun doğru, uygun hatta diğer gruplara üstün olan niteliklere sahip olduğunu öğretilerek yetiştiriliriz.

23 Etnosentrik bakış açısıyla; boğa güreşi ya da kurban kesmek bir vahşet olarak nitelenir.

24 Etnosentrik görüşün olumlu ve olumsuz yönleri Etnosentrizm’in hem olumlu hem de olumsuz yönleri vardır. –Olumlu yönü grup üyeleri arasındaki grup bağlılığını arttırmasıdır. –Olumsuz yönünde ise zararlı ayırımcılıklara neden olup, onları küçümsemeye ve dışlamaya iten davranışlara yol açmasıdır.

25 Kültürel relativizm Kültürü yine o kültürün yapısı içinde, değer yargılarını kullanmadan tanımaya ve anlamaya kültürel relativizm denir. Kültürel relativist görüş böylelikle kültürü oluşturan parçaların nasıl uyumlu hale geldiğini o parçaları aşağı veya yüksek olarak görmeden yani değer yargılarımızı kullanmadan anlamak demektir. Çoğumuz bu tür bir anlayışı tam olarak uygulayamıyoruz. Çünkü kültürü anlamak için taktığımız gözlük bize hep kendi doğrularımızın haklılığını göstermektedir. Bu şekilde kültürel relativizm bu gözlüğü değiştirmemizi, her zaman haklı olmadığımızı, başkalarının kültürlerine de saygılı olmamızı işaret etmektedir.

26 Kültürel relativist bakış açısıyla Boğa güreşi kültürel relativist bakış açısıyla İspanya’ya özgü bir gelenek ya da spor olarak görülür ve bir vahşet olarak nitelendirilmez. Yüzlerce kişi arenada bu gösteriyi büyük bir heyecan ve zevkle izler. Kurban kesmek ise Müslümanların Kurban Bayramı’nda yerine getirdikleri dini gerekliliktir. Kurban etinin yoksul kimselere dağıtılmasının da sosyal adaleti sağlama açısından bir fonksiyonu vardır.

27 Popüler kültür Popüler kültür yaşadığımız günlük hayattır. Bu kültür sporu, müziği, hobilerimizi, televizyonu, sinemayı, kitapları, dergileri kapsar. Çünkü günlük yaşantımızı anlamlandıran gerçekte bu saydıklarımızdır. Popüler kültür aynı zamanda bizi geçmişe bağlayan bir araçtır. Her toplumun popüler kültürü kendine özgüdür. Örneğin, Japon’ların popüler kültürünü Manga denilen komik el kitapçıkları oluştururken, Rusya’da vatandaşların en sevdiği şey televizyon dizileridir. Popüler kültür, kitlesel tüketimin bir aracıdır. Popüler kültür yolu ile geçmişi yeniden yorumluyor, şimdiki zamanı değerlendiriyor ve gelecek hakkında spekülasyon yapıyoruz.

28 Popüler kültür ürünleri

29 Fakirlik kültürü tezi Fakirlik kültürü Antropolog Oscar Lewis (1966) tarafından ileri sürülmüş bir tezdir. Lewis fakirlerin sahip olduğu değerlerin ekonomik yönden başarılı olan kişilerin değerlerinden farklı olduğunu ileri sürmüştür. Bu değerler bir nesilden, bir nesile aktarılarak fakirliğin dairesel bir biçimde kaçınılmazlığını ve devamlılığını sağlamaktadır. Lewis fakirlerde başarılı olmak için gerekli olan istek, arzu ve disiplinin olmadığını ileri sürmektedir. Hatta fakirlerin sahip olduğu davranışların toplumun çoğunluğu tarafından sapkın olarak nitelendirildiğini savunmaktadır.

30 Fakirlik kültürüne tezine eleştiriler Fakirlik kültürü tezine bir çok sosyolog tarafından çeşitli eleştiriler yöneltilmiştir. Özellikle Hyman Rodman (1963) bunu reddederek aşağı statüdeki insanların toplumun temel başarı değerlerini reddetmeden alternatif bir değer dizini geliştirdiklerini öne sürmektedir. Her ne kadar temel değerler bir toplumda tamamen yok olmasa da bunlar modifiye olabilmekte veya değişebilmektedir. Fakirlik kültürü de bu tür bir değeri ifade etmektedir. Çünkü fakirlerin devamlı fakir kalacağına ilişkin değerler değişebilmektedir.

31 MARLO MORGAN/ BİR ÇİFT YÜREK Bir çift yürek, Amerikalı bir kadının Avustralya’da yaşadığı ruhsal yolculuğun bir öyküsüdür. Nomadik kültürden Aborijinler eşliğinde, kabilenin kendilerini adlandırdıkları şekliyle, “gerçek insanlarla” birlikte 4 ay süren ve çölü boydan boya katettikleri uzun bir yürüyüşe çıkar. Bu süre boyunca, çölün çorak coğrafyasında bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir. Olağandışı insanlardan oluşan bu toplulukla birlikte yaptığı bu yolculukta Morgan, bu insanların yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliğiyle tanışır.

32 Kültür şoku Yeni bir olgu ve olay karşısında hazırlıksız olmanın getirdiği psikolojik ve toplumsal “şok”, korku, heyecan ve panik halidir. Toffler bu durumu şöyle açıklar: Kültür şoku hazırlıksız bir ziyaretçinin yabancı bir kültüre dalması sonucu karşılaştığı etkidir. Marco Polo Çin’de bu deneyimi yaşamıştır. Cumhuriyet öncesinde gerileme döneminin Osmanlı aydınları batıyla ilgili ilk temaslarında başlayarak uzunca devam eden süreçte benzer bir şoku yaşamışlardır. Otobüs filmi de kendi ülkelerinde kent ve kasaba görmeyen taşralı insanların Almanya’da metropol içindeki şaşkınlıklarıyla böyle bir şoku konu edinmektedir.

33 Küreselleşme ve kültür Bugün tarihin hiçbir döneminde görülmemiş ölçüde, yeryüzünde insanlar arasında ekonomik ve kültürel etkileşimin artışına tanık oluyoruz. Örneğin bir ülkede çıkan ürün kısa bir süre sonra dünyanın başka ülkelerinde de tüketilmeye başlanmıştır. Hollywood’da çevrilen bir film, aynı zamanda birçok ülkede birden vizyona girerken, ikinci bir dil olarak İngilizce öğrenenlerin sayısı hızla artmaktadır. Bunlara bakarak bazı sosyologlar küresel bir kültüre doğru mu gidiyoruz sorusunu sormaktadır. Bugün dünya, 200 devlet ve binlerce farklı kültüre bölünmüştür. Birçok ülkede, başka kültürlerin mensuplarına karşı düşmanlık artmaktadır. Ancak buna rağmen, dünyada insanlar arasında iletişim ve işbirliği de gelişmektedir. Küresel kültür, bir düzenden çok bir kaostur. Küreselleşme, homojenleştirdiği kadar, farklılaştırmaktadır da. Küreselleşme, merkezi çevreye, çevreyi de merkeze getirmektedir.

34 Küresel kültürün önündeki engeller Öte yandan, küresel kültürün önünde 3 engel vardır. Bunları; bazı sosyologlar şu şekilde sıralamaktadır: –Malların, enformasyonun ve insanların akışı pürüzsüz bir şekilde olmamaktadır. Kentsel alanların aksine kırsal alanlar daha kenarda kalmaktadır. Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’nın ekonomik ve askeri gücü, dünyanın geriye kalanını etkilemektedir. –Küresel kültür tezi, her yerde insanların yeni ürünler ve hizmetler üretmek için çaba içinde olduğunu varsayar. Dünyanın birçok bölgesindeki yoksulluk, insanları temel gereksinimlerini dahi karşılamaktan mahrum bırakmaktadır. –Birçok kültürel özelliğin dünya ölçeğine yayılmış olmasına rağmen, bütün ülkelerde insanlar onlara aynı anlamları yüklememektedir. Örneğin Tokyo’da rap dinleyen gencin New York’taki ile aynı şeyi anladığını iddia etmek güçtür. Hepimiz dünyayı kendi kültürel merceklerimizle görürüz. 1980’li yıllardan itibaren dışa açılma sürecinin bir parçası olarak küresel kültür Türkiye’de de etkisini hissettirmeye başlamıştır. Türkiye, modern toplumun üretim kültürünü içselleştiremeden, postmodern çağın tüketim kültürünün etkisi altına girmiştir. Bu etkiyi gençler üzerine yapılan çalışmalarda çok net bir biçimde görebiliyoruz.

35 JAPON ADETLERİ – BİR JAPONLA EVLENİP JAPONYA’DA YASAYAN BİR TÜRK KIZININ GÖZLEMLERİ!

36 JAPON ADETLERİ Bir Japon'un sizi evine davet etmesi çok büyük bir olaydır,genellikle bizdeki gibi misafirlik yoktur, görüşmek isteyen aileler dışarıda bir restoranda görüşür. Nadiren bir Japon'un evine davet edildiyseniz bu sizin için büyük bir onurdur, ama sakin ayakkabılarınızla içeri girmeye kalkmayın, bir çuval inciri berbat edersiniz. Japonya'da eve kimse pabuçla girmez, zaten kapıdan girince önünüzde Çin Seddi gibi bir terlik ordusu ile karşılaşırsınız. Ev sahibi size çay ikram ettiyse, bu artık gitme vaktinizin geldiğini gösterir, çayı içip hemen kalkmanız lazımdır. Genellikle genç kızlar evlenir evlenmez işi bırakır ve evinin hanımı olur. Yalnızca evin erkeğinin kazancı ailenin geçimi için yeterlidir. Hanımlar, çocukları ve ev işleri ile ilgilenir, ailenin bütün parası hanımdadır, tüm harcamaları hanımlar yapar, restoranlarda bile hanımlar ücreti öder. Hanımlar arta kalan zamanlarında spor yapar, arkadaşları ile dışarıda buluşur, mağaza gezer.

37 Japon adetleri Gündüz saatlerinde kafelerde, restoranlarda yaşın altında erkek görmek imkansızdır, çünkü erkekler gündüz saatlerinde istedir. Bu sefer İstanbul'a geldiğimde bir gün arkadaşlarımla dışarıda buluştum, oturduğumuz surece ben şaşkın şaşkın, a erkekler var diye üst üste farkında olmadan söylendim, arkadaşlarım sonunda ne var bunda rahatsız mı oldun dediler. Aslında rahatsız olmamıştım ama gündüz saatinde erkeklerin iş harici bir yerde olmaları bana çok acayip gelmişti. Japonya'da kimse kimseye karışmaz, isterseniz en olmadık bir kıyafeti giyin ve ortada dolaşın. Yalnızca çaktırmadan bir kere bakarlar ve kafalarını çevirirler. Gözünü dikip bakmak çok ayıptır, bu nedenle trenlerde uyumasalar bile herkes gözünü kapatır, uyuyor gibi davranır. En kalabalık trende bile kimse sizi rahatsız etmez, hırsızlık olayı yoktur. Bir hanım gece çok saatte bile yalnız başına dolaşabilir, içki içmeye veya yemek yemeğe bir yere gidebilir kimse rahatsız etmez. Bisikletinize bıraktığınız bir çanta aksama kadar kimse ellemeden ayni yerinde durur.

38 Japon adetleri Japonlar rüzgar sörfü yapanlar hariç denize girmeyi fazla sevmez ama kaplıcalar onlar için en büyük zevk kaynağıdır. Volkanik dağlar çok olduğu için, hemen hemen her yerde kaplıcalar vardır. Japonlar yalnız duş almaz, her gece evde bizdekilerden daha derin olan özel küvetleri su ile doldurulur ve bütün aile tek tek bu suya girip keyif yaparlar. Kışın bizdeki gibi evlerde bütün odalar ısıtılmaz, evler küçük olduğu ve fazla pahalı olmadığı halde bunu israf sayarlar, yalnız oturdukları odayı ısıtırlar. Iş yeri evin erkeği ve aile için her şeydir, hanımlar eşlerinin en verimli şekilde çalışabilmesi için ellerinden geleni yapar, erkeğin işten geç gelmesi hiçbir zaman problem edilmez. Karı koca arasındaki en büyük kavga belki kapıyı biraz kuvvetli kapatmak seklinde olur. Sözle kavga yoktur. Toplum hayatında sözden ziyade, bakışlarla kızgınlık anlatılır. Evde de iş yerinde de bu böyledir. Fazla konuşulmaz ama hareket ve bakışlar her şeyi ifade eder. Iş yerinde bir toplantıda konuşanlar genellikle gençlerdir, yüksek rütbeliler yalnızca dinler ve sonunda karar verir.

39 Japon adetleri Torpil diye bir şey yoktur, yaşı ve tecrübesi ustun olan ileridedir hep. Tokalaşma, sarılma, öpüşme yoktur. Hafifçe eğilerek selam verilir. El teması yoktur. Bir çocuğun bile başını severseniz size çok kızar, bu onu aşağılamak demektir. Kadınlar maddi olarak çok kuvvetli oldukları halde eşlerine karşı çok saygılıdır. Kadının ve erkeğin arkadaşları farklı olabilir, bizdeki gibi karı koca beraber toplantılara gidecek diye bir olay yoktur, çünkü birinin sevip diğerinin sevmediği bir insanla, ikisinin de görüşmesine neden yoktur. Esler arasında hürriyet oldukça fazladır. Evin kadını gece arkadaşları ile buluşmaya esi olmadan gidip, istediği saatte dönebilir. Saygı her şeydir, evde, işte, toplumda herkes birbirine saygılıdır, ülkesine saygılıdır. Elbiselerinden kopan bir ip parçasını bile yere atmazlar, başkalarının hakları kendi haklarından önce gelir Grup psikolojisi ile yasarlar, bu yüzden hiç yalnız değillerdir. İşte bunlar hemen aklıma gelen bazı Japon adetleri. Petek Kitamura ©

40 Sadece Avustralya’da

41 Sadece Tahran’da

42 Sadece Hindistan’da

43

44 Sadece İran’da

45 Sadece Japonya’da

46 Sadece Pakistan’da

47 Sadece Tayvan’da

48 Sadece Türkiye’de

49 KÜLTÜR ÜZERİNE VEYA HALİS BİR AMERİKALI Bizim halis Amerikalı vatandaş, sabah olduğunda, ilk defa Yakın Doğu’da kullanılmış Kuzey Avrupa’da bugünkü şekline sokulmuş ve Amerika’ya oradan geçmiş bulunan yatakta uyanır. Kalkmaya davrandığında üzerinden attığı yatak örtüsü ilk defa Hindistan’da kullanıldığını bildiğimiz pamuktan veya yine ilk defa Çin’de kullanılmış olan ipekten veya ilk defa oralarda kullanılıp sonradan bize intikal ettirilen yündendir. Üstelik bütün maddelerin işleme teknikleri de yine ilk defa yakın doğudaki kızıl derililerin buluşudur. Terlikleri giyip girdiği banyo, Avrupa-Amerika karışımı bir şekle sahiptir. Banyoda kullandığı sabun Galyalılardan kalmadır. Bizim halis Amerikalı bundan sonra tıraş olmaya başlar. Bu da muhtemelen eski Sümerlerden veya Mısırlılardan kalma insanların kendilerine gündelik olarak eziyet etme şeklidir dersek herhalde pek yanlış olmaz. Tekrar yatak odasına dönen bizim halis Amerikalı vatandaşın elbisesini üzerinden aldığı sandalye, Güney Avrupa’nın günlük hayatımıza soktuğu bir eşyadır. Giyindiği elbise ilk orijinal şekliyle Orta Asya göçebelerinden bize geçmedir. Giydiği ayakkabılar ilk defa Mısırlıların geliştirdiği dericilik tekniği ile yapılabilmiş, Akdenizliler ise o tekniği bugünkü şekle getirmiştir.

50 Dışarı çıkmadan önce şöyle bakar bizim vatandaş, penceredeki o cam eski mısırlıların buluşudur. Yağmur yağıyorsa ya muşamba bir yağmurluk giyer ya da yanına bir şemsiye alır. Bunların ilki Orta Amerika Kızılderililerinin, ikincisi ise Güneydoğu Asyalılarının buluşudur. Başına geçirdiği keçeden yapılmış şapka mı? o da Asya steplerinden gelmedir. Kahvaltıyı dışarıda yapacaktır bizim halis Amerikalı vatandaş, giderken bir gazete alır. Gazete için ödediği madeni para ilk defa Lidyalılarca kullanılmıştır. Oturduğu masaya, garsonun koyduğu porselen tabak Çin buluşudur. Kullanacağı bıçak ilk defa alaşımı güney Hindistan’da bulunmuş çelikten yapılmıştır. Çatal ortaçağ İtalya’sından kalmadır. Kaşık ise Romalılardan. Kahvaltısına portakalla başlar veya karpuzla. Portakal Ortadoğu’dandır; karpuz ise Afrika’dan. İçtiği kahve ise ilk defa Habeşistan’da kullanılmıştır. Kahvesi sütlü ve şekerlimi? Unutmayalım. Sütü elde etmek için ilk defa Yakındoğuluların marifeti olmuştur. Şeker de Hindistan’ın. Eh sırada bir de bir parça kek vardır herhalde. Hani şu Küçük Asya’da keşfedilen buğdayı İskandınavlar’ın değişik şekilde kullanmasıyla keşfedilen bildiğimiz kek.

51 Vatandaşımızın iştahı yerindeyse eğer, Hindi-Çin’de ehlileştirilen kümes hayvanlarının birisinin yumurtasından yiyecektir belki de. Belki de yumurta yerine Doğu Asyalılar’ın buluşu olan ve Kuzey Avrupalıların geliştirdiği ince kıyılmış et parçalarından yemek isteyecektir. Kahvaltı bittimi? Öyleyse yak bir sigara. Hani canım şu Kızılderililerin Amerika’ya gelenlere öğrettikleri tiryakilik. Ha sahi yolda gelirken aldığı gazeteyi okuyabilir şimdi. Hani canım şu Çin’den Almanya’ya kadar uzanan teknik buluşlar sonucu basılması mümkün olan gazete. Eh eğer bizim halis Amerikalı’nın Allah’a az buçuk inancı varsa okuduğu karanlık dünya haberleri karşısında halis bir Amerikalı olarak yaratıldığı için Allah’a şükredecektir. Elbette ki Hint-Avrupa dillerinden gelen İngilizce’siyle. Kaynak: Ralp Linton, The Study of Man, 1936’dan George Foster, Traditional Cultures, Harper andd Row, 1962, s ; Türkçesi, İhsan Sezal, 1983, s. XI-XII

52 1. Bir toplumda erkeklerin selamlaşırken dudaktan birbirlerini öpmelerinin yadırganması ya da yanlış olarak değerlendirilmesi kültürle ilgili kavramlardan hangisine bir örnek olarak verilebilir? a) Etnosentrizm b) Alt kültür c) Kültürel birleşme d) Kültürel relativizm e) İdeal kültür Ünite 2

53 2. Değerlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru değildir? a) Normları şekillendiren şey toplumun önem verdiği değerlerdir. b) Eskiyen değerler atılabilir. c) Bireyler her zaman değerlere uygun davranmayabilir. d) Her toplumda değer sistemleri aynıdır. e) Değerler zamanla değiştiği için kuşak çatışmaları yaşanabilir. Ünite 2

54 3. İçinde yaşadığımız grubun, herşeyin merkezi olduğunu, diğer grupların ise kendimizi değerlendirdiğimiz referans gruplarını oluşturduğunu ileri süren kuramcı aşağıdakilerden hangisidir? a) B. Whorf b) G. Sumner c) O. Lewis d) H. Rodman e) R. Williams Ünite 2

55 4. Müslümanların domuz eti, Hinduların ise sığır eti yememelerini, söz konusu kültürlerin kendi koşulları içinde değerlendirmek aşağıdaki kültürel kavramlardan hangisine karşılık gelen bir örnektir? a) Etnosentrizm b) Alt kültür c) Kültürel relativizm d) Karşıt kültür e) Popüler kültür Ünite 2

56 5. Değer, norm ve yaşam biçimi açısından içinde yaşandığı kültüre ters düşen tutum ve davranışları içeren alt kültürlere ne ad verilir? a) Popüler kültür b) Fakirlik kültürü c) Yüksek kültür d) Karşıt kültür e) Gerçek kültür Ünite 2


"ÜNİTE 2: KÜLTÜR. Kültür İnsanoğlu diğer canlılardan farklı olarak sahip olduğu gelişmiş bir beyin yapısı sayesinde hayatta canlı olarak kalabilmektedir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları