Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ YAZI GİRİŞ GELİŞME SONUÇ KELİME CÜMLE PARAGRAF Yazılı Anlatım Dersi Okt. Aysel Ferah Özcan.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ YAZI GİRİŞ GELİŞME SONUÇ KELİME CÜMLE PARAGRAF Yazılı Anlatım Dersi Okt. Aysel Ferah Özcan."— Sunum transkripti:

1 T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ YAZI GİRİŞ GELİŞME SONUÇ KELİME CÜMLE PARAGRAF Yazılı Anlatım Dersi Okt. Aysel Ferah Özcan

2  DİLİN ÖNEMİ “Konfüçyüs’e sordular: Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu? Büyük filozof şöyle cevap verdi : Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Ve dinleyicilerin hayret dolu bakışları karşısında sözlerini sürdürdü : - Dil düzensiz olursa, sözler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, adetler ve kültür bozulur. Adetler ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.” Konfüçyüs’ün yukarıdaki sözleriyle yoruma ihtiyaç duyurmayacak kadar açık olarak dilin önemini vurgulamaktadır. Herkes için önemli olan dil hukukçu için çok çok önemlidir

3  ANLATIMI VERİMLİ KILMAK “Güçlü bir anlatım özelliğine, yerleşmiş bir Üslûba sahip olmak kolay değildir. Zamana, birikimlere ve uzun çalışmalara bağlıdır. İlk çırpıda buna zorlanmak itici ve suni olmak gibi tehlikeli sonuçlar verir. Üslûp, özünde iyi niyet, azim ve çalışma olması gereken bir sabır işidir. Edinilen kültür ve bilgi birikimleri, gözlem ve hayat tecrübeleri, parlak zeka, edinilen dünya görüşü, dile hakimiyet sağlam bir üslûba zemin hazırlar.”

4  Yazıda güzel bir üslûp sağlamak için – aşağı yukarı bütün kompozisyon kitaplarında sıralanan- aşağıdaki özellikler hakkında fikir sahibi olmalıyız:

5  Açıklık; Yazının amacının rahatça anlaşılır düzeyde bulunması, sözcüklerin iyi değerlendirilip yerinde kullanılması, cümlelerin düzenli dolantısız sıralanmasıdır. Duruluk; Sözün gereksiz sözcüklere yer verilmeden amacı uygun anlatabilmesidir. Akıcılık ; Sözün ve yazının, hiçbir ses pürüzü taşımaksızın, hiçbir takınaklığı olmaksızın, rahat bir kayışla söylenmesidir. Akıcılık taşıyan bir yazıda ve sözde, iki anlamlı sözcüklere ve sözcük tekrarlarına, takınaklı seslere rastlanmaz. Yalınlık; Cümleyi gereksiz süs öğelerine başvurmadan kurma niteliğidir. Yalınlığı sağlamak için özellikle sıfatların kullanışında özenli olmalıdır. Samimilik; Kişinin kendi duygu ve düşüncelerini, inandığı ve benimsediği fikirleri olduğu gibi yapmacıksız, zorlamasız anlatmasıdır

6  Bunlardan başka sözlü ve yazılı anlatımlarda belginlik, canlılık, özlülük ve denge gibi nitelikler de bulunmaktadır. Belginlik, düşüncenin belirli, eksiksiz ve sınırlı olarak anlatılmasıdır. Belgin anlatımda kesinlik vardır. Canlılık, anlatımın hareketli, konunun gözler önüne serilmişçesine özellik taşımasıdır. Özlülük ise, söz ve yazının az sözcük ile isteneni verebilmesidir. Denge de, yazının ya da sözün tümündeki öğelerin ana fikrin çevresinde orantılı olarak bulunmasıdır.

7 YAZIDA İÇ YAPI PARAGRAF  Aynı ana fikri, ana duyguyu değişik yönlerden açıklayan cümle ya da cümle öbeğine paragraf denir.  Bir yazının paragraflara bölünmeden yazılması hem gözü, hem de zihni yorar.  Bir yazıda, fikirlerin dönüm noktası diye bileceğimiz paragraf başlarını belirtmemek, ne kadar gereksiz ise aynı paragraf içinde söylenebilecek sözleri öteki paragraflarla atmak da o kadar gereksizdir.  Rasgele paragraf yapmak da yapmamak kadar okuyanı yorar.

8  Her paragrafın iç bünyesinde kendine özgü bir plan vardır. Ancak bu planı yazı bütünlüğündeki planla karıştırmamalıdır.  Paragrafta ele alınan yardımcı fikrin açıklanması tıpkı yazıda olduğu gibi giriş, gelişme ve sonuç gibi bir sıralama gösterir.  Yazı yazmağa ve düşünce disiplinine alışan bir kimse bu sıralamayı doğal bağlantılarla ustaca yapar. Paragraflar konularına ve kullanıldıkları yazı türlerine göre açıklama, anlatma, tasvir paragrafı olmak üzere başlıca üç gruba ayrılır

9  CÜMLE Anlatımın temel birimi cümledir. Bu bakımdan anlatımdaki başarımızla, cümlelerimizdeki sağlamlık arasında bir özdeşlik vardır. (12) Sağlam Bir Cümlenin Nitelikleri Şunlardır : Dilbilgisi kurallarına uygunluk, Mantık ve bilgi yönünden doğruluk, Duruluk, Yalınlık, Açıklık, Çeşitlilik. *

10  Yapılarına göre cümleler basit, birleşik ve sıralı ve bağlı cümleler olmak üzere üç çeşittir. İçinde tek bir çekimli fiil bulunan tek yargı bildiren basit cümleler tercih edilmelidir. Anlamlarına göre cümleler, olumlu, olumsuz, soru ve ünlem olmak üzere başlıca dörde ayrılır. Bir eylemin yapıldığını bildiren olumlu cümleler tercih edilmelidir. Öğelerin dizilişine göre cümleler kurallı ve devrik olmak üzere ikiye ayrılır. Yüklemi sonda olan kurallı cümleler tercih edilmelidir. Yüklemi bakımından cümleler fiil ve isim cümleleri olmak üzere ikiye ayrılır. Yüklemi çekimlenebilir bir fiil olan cümleler tercih edilmelidir

11 KELİMELER  İyi konuşmanın ve yazmanın sırrı, kelimelerin gerçek değerlerini bilmek ve onları bilinçle, özenle kullanmaktır.  Yazımızın anlatım gücünü daha etkili bir hale geçirmek için onu paragraf ve cümle açısından değerlendirdiğimiz gibi sözcükler yönünden de değerlendirmeliyiz. Çünkü paragraf bir düşünce, cümle bir yargı, sözcük ise bir kavram birimidir.  Kompozisyonda önemli olan, bu birimler arasındaki dengeyi kurmaktır.

12  Yazma dili açısından kelimelerin başlıca türlerini tanıyalım:  Genel ve Özel Anlamlı Kelimeler Kelimelerin bir bölüğü, varlıkları, kavram ya da nesneleri topluca adlandırılır.  Örneğin bitki, insan, besin gibi. Bu tür sözcüklere genel anlamlı diyoruz.  Anlam genelliği aşamalı bir nitelik taşır. Çok genelden özele doğru bir iniş gösterir. Aşağıda olduğu gibi: (genel) basın – gazete – dergi – edebiyat dergisi –  “Varlık” ( özel ) (genel) insan – yazar – edebiyatçı – Romancı –  Ataç ( özel ) O halde özel anlamlı kelimeler belli bir türü, topluluğu değil de, tek bir varlığı, kavramı ya da nesneyi belirler. Yazılarımızı genellemelerden kurtarmanın yolu, genel anlamlı kelimeler yerine özel anlamlılarını kullanmaktır.

13  Somut – soyut kelimeler Gerçekte, sözcükler birer göstergedir. Dış dünyadaki varlık ve kavramları yansıtırlar. Yansıtılan varlıklar, görülebilen, tutulabilen yani nesnel bir niteliği olan şeylerse, bu tür sözcüklere somut sözcükler denir.  Örneğin taş, su, toprak, ağaç... gibi. Soyut kelimeler duyguların, tutkuların, düşünce ve coşkuların dildeki karşılıklarıdır. Örneğin duygu, rüya, sevgi, acı, korku.... gibi. Gerçek anlamlı sözcükler-Mecaz anlamlı sözcükler. Gerçek anlamlı sözcükler sözcükteki gerçek anlamında kullanılan sözcüklerdir. Sözcüklerin gerçek anlamları dışında özel durumlarda kullanılan bir de mecaz anlamları vardır. Söz gelimi ; iğnelemek gerçek anlamda, iğne batırmak, mecazi anlamda dokunur söz söylemektir ***

14 Deyimler Kendi sözlük anlamları dışında az çok ayrı anlam taşıyan, en az iki kelimeden oluşan kalıplaşmış sözlere deyim denir. Örneğin: karnı zil çalmak (çok acıkmak), tahtalı köyü boylamak (ölmek)...vd. Eskiden tabir adıyla anılan deyimler çok iyi bilinmeli ancak adli yazılarda kullanılmamalı. Terimler Bilim, sanat veya meslek dallarında özel ve belirli kavramı olan kelimelerdir. Örneğin, ön alım (şufa), paydaşlığın giderilmesi (izale-i şüyu), eser yapım (istisna)... Argo Kelimeler Halkın belirli kesimlerinde veya bazı meslek gruplarında kullanılan ve sık sık değişme özelliği gösteren kelimeler ve kelimeler gurubudur. Senli benli ve kaba bir anlatım şeklidir. Bunak, keriz,... Eşanlamlı (anlamdaş) kelimeler Anlam bakımından birbirine eşit olan, yani aynı şeyleri anlatan kelimelerdir. Anlatmak, demek, söylenmek gibi. Ancak bunlar kullanıldıkları yerlere göre ince anlam farkları gösterirler. Söz gelimi kara kelimesi siyaha göre daha dolu ve anlam yüklüdür. Anlatıma renk ve zenginlik kazandırmak için, kelimelerin bu ince anlam farklarını çok iyi kavramak ve ona göre kullanmak gerekir. Eşanlamlı kelimelere bazı örnekler: ozan-şair, ad-isim, sene-yıl, kelime-sözcük,...

15 Zıt (karşıt) Anlamlı Kelimeler Anlamca birbirlerinin zıddı olan kelimelerdir. Sert-yumuşak, güzel-çirkin, acı-tatlı,... örneklerinde olduğu gibi. Sesteş (Eş Sesli) Kelimeler Yazılışları ve söylenişleri aynı fakat anlamları ayrı olan kelimelerdir. Sözgelimi, yüz kelimesi hem sayı, hem fiil kökü, hem bir şeyin dış yüzeyi, hem de çehre anlamına gelir. Öte yandan, ad-at, öğle-öyle gibi söylenişleri birbirine yakın kelimeler de vardır. Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi bir kelimeyi hatta bir harfi yanlış yazmak, yerinde kullanmamak telafisi imkansız kayıplara sebep olabilir. *** ***

16 Kontrol ve Düzeltme Kontrol için çeşitli ölçütler kullanılabilir. Aşağıda iki yazardan verilen örneklerden yararlanılabilir. Yazacağınız kompozisyon beş ayrı yönden değerlendirilebilir. Bunlar;

17  1.Şekil: Dilbilgisi, noktalama ve imlâ kurallarını doğru olarak kullanmaktaki yeteneğiniz.  2.Anlatım: Düşüncelerinizi, konuya uygun bir dille, doğru, açık ve etkili olarak anlatmaktaki yeteneğiniz,  3.Plan: Görüp, düşünüş ve maksadınız, en iyi bir şekilde anlatabilmek amacıyla yazının ayrıntılarını, uygun olarak düzenlemekteki beceriniz.  4.Düşünüş: Düşüncelerinizi belirtişinizdeki mantıklılık derecesi: Düşüncelerinizi ve vardığınız sonuçları sağlam kanıtlarla desteklemekteki ve inandırıcı olmaktaki yeteneğiniz.  5.Muhteva: İleri sürülen düşüncelerdeki olgunluk ve uygunluk derecesi Your logo here

18 Giriş Cümlesi Giriş Cümlesi:  Kısa ve ilgi çekici bir cümledir.  Bağlayıcı öğelerle başlanmaz. (Çünkü, Mesela gibi...)  Yazıda ele alınacak konuyu tanıtır; yazarın konuya nasıl bir yaklaşım getireceğini sezdirir.  Genelden özele (tümden gelim) yazılmış paragraflarda, paragrafın giriş cümlesi aynı zamanda paragrafın ana düşüncesidir.  Tanımlama, açıklama, soru cümlesi biçiminde kurulabilir. Kompozisyon giriş cümlelerine örnek:  Herhangi bir halk şiiri antolojisini başından sonuna okumayı hiç denediniz mi?...  Şiir, ne söylediğinden çok, nasıl söylendiği ile çekiciliğe ulaşır...  Softalık, bir düşünce, bir bilgi kanseri diye anlatılabilir...

19 Gelişme Bölümü Gelişme Bölümü : Gelişme Bölümünün Özellikleri :  Gelişme bölümü; konuyu açıklayan, ana düşüncenin ortaya çıkmasına katkıda bulunan yardımcı düşünceleri içerir.  Konu, bu bölümde açılır. Bunun için de örneklerden benzerliklerden, karşıtlıklardan, tanık göstermelerden yararlanılır.  Ayrıntılar, gelişme cümlelerinde birbirini tamamlayarak, birbirine, bağlayıcı öğelerle bağlanarak sıralanır.  Gelişme bölümündeki paragraflardan her biri, dil ve düşünce yönünden kendisinden önceki ve sonraki paragrafa bağlıdır.  Tümevarım yöntemiyle yazılan yazılarda ana düşünce, gelişme cümlelerinden biri olabilir.

20 Gelişme Bölümüne Örnek: Kompozisyon gelişme bölümlerine örnek 1: Yazarken, kitapları bir yana bırakır, aklımdan çıkarırım; kendi gidişimi aksatır diye. (giriş cümlesi) Gerçekten de iyi yazarlar üstüme fena abanır, yüreksiz ederler beni. Hani bir ressam varmış, kötü horoz resimleri yapar ve uşaklarına, dükkana hiç canlı horoz sokmamalarını sıkı sıkı tembih edermiş, ben de öyle... Hatta çalgıcı Antigenides'in bulduğu çare benim daha çok işime gelirdi Antigenides bir şey çalacağı zaman, kendinden önce ve sonra halka uzun süre kötü şarkılar dinletirmiş... (gelişme bölümü)

21 Gelişme Bölümüne Örnek Kompozisyon gelişme bölümlerine örnek 2: Tiyatronun görevi yeni kelimeleri tanıtmak ve dile yerleştirmek değildir... (giriş bölümü) Bu görev televizyon gibi yayın araçlarına düşer. Özellikle gerçekçi oyunlarda yeni türetilen ve halkın henüz kullanmadığı kelimelerin kullanılmasına karşıyım. Şinasi : Tiyatroda kişilerin, kişiliklerine göre konuşması gerektiğini söylerken en doğru ilkeyi göstermişti. Alışılmamış kelimeler sahnede kullanıldığında halkta tepki yaratıyor. Bugün Türkçe'yi çok iyi kullanan yazarların yanı sıra, aşırı ve öz Türkçe kelimelerle dolu eserlerle de karşılaşıyoruz. Tiyatro eserlerinde bunu yapamazsınız. Tiyatroda rol alan her oyuncu, kahramanın mensup olduğu toplum kesimine uygun biçimde konuşur... (gelişme bölümü)

22 Sonuç Bölümü Sonuç Bölümü : Sonuç bölümü, belli bir bakış açısı doğrultusunda geliştirilen konunun açıklandığı, amaçlanan sonuca ulaştırıldığı, konunun bir yargıya bağlandığı bölümdür. Sonuç Bölümünün Özellikleri :  Dil ve düşünce yönünden kendinden önceki paragrafa bağlıdır.  Kısa bir biçimde kurulan bu bölüm, toparlayıcı ve özet niteliğinde olan bağlayıcı öğelerle (kısaca, özetle, denilebilir ki) başlayabilir.  Tüme varım yöntemiyle yazılmış yazılarda, ana düşünce bu bölümdedir.  Öykü, roman, anı gibi türlerde anlatılan olayın bitiş durumunu içerir.

23 Sonuç Bölümüne Örnek: Bir Kurban bayramı daha 'lar çok çok gerilerde kaldı. O günlerin çocuğu da öldü gitti. Sanılır ki, kişi bir kez ölür. Öyle değil oysa! Kişi, yaşam boyunca pek çok kez ölür. Bakarım zaman zaman eski resimlere: İşte Phobus Fotoğrafhanesi'nde çekilmiş resimler. Golf pantolonlu, ya da kısa pantolonlu bir çocuk... Ne oldu ona? Öldü gitti. Daha sonra ilkokul, ortaokul, lise sıralarındaki çocuklar, gençler... Hepsi yok oldular. Yok olmak değil mi ölmek? Öyle ise boyuna ölüyoruz, biçimden biçime giriyoruz, bambaşka bir insan oluyoruz zamanla. Altmışındaki kişiyle sekiz, on, on beş yaşların kişisi nasıl olur da aynı insan olur, olabilir? Zamanın bir oyunu bu bize. Hep ölüyoruz, öle öle büyüyor, değişiyoruz, son ölüme doğru gidiyoruz.

24 Yazıda başlık Bir yazıya verilen ada başlık denir. Başlık, bir yazının neyi anlattığını, ya da bu yazının yazılma gerekçesini sezdirecek bir özellik gösterir. Kısaca konuyu tanıtan, ana düşünceyi birkaç sözcükle yansıtan sözdür. Başka bir deyişle başlık; konu - ana düşünce uyumunu yansıtan bir özellik gösterir. "Bu yazıya en uygun başlık hangisi olabilir?" Şeklindeki sorularda, bu açıklamalar dikkate alınarak başlık saptanmalıdır.

25 BİLİM DÜŞMANLIĞININ ZAFERİ Prof. Dr. Ali Osman Özcan Görgü, bilimin somutlaşmış, biçimlenmiş halidir. Ancak bilim değerli bir şey olduğu için gözgüsüzlerin saldırısına da uğramaktadır. Âlimlik, bilginlik, bilgelik, bilgiçlik vb. sıfatlar yerine bilimle ister gönüllü ister gönülsüz olarak uğraşan kişiler; kendilerine profesör, doçent, yardımcı doçent, araştırma görevlisi, asistan vb. sıfatlarla hitap edilmesini bir marifet saymaktadırlar. Bilime dost görünen bu düşmanlar, birbirleriyle de kıskançlık ve hasedin doruklarında mücadele etmektedirler.

26 Tanzimat’tan bu yana devlet memurlarından bilim adamı yetiştirme çabası boşa gitmiştir. Memur, amirin verdiği emri yerine getirendir. Bilgelik ve bilginlik emir alarak kazanılacak sıfatlar değildir. Bilimsel çalışmaları emirle yaptıracaklarını zannedenler, bilimselmiş gibi görünen ürünlerle karşılaşmak durumundadırlar. Bilimselmiş gibi görünen çalışmalar bilime dost olanların yapacağı çalışmalar değildir. Maalesef Tanzimat’tan bu yana ya kopya ya aşırma ya intihal ya da paralel bilimsel çalışmalarla milletimiz oyalanmıştır.

27 Türkiye’nin dünyanın bilim ve teknoloji adası olması mümkün iken birinci sınıf bilim adamları yerine birinci sınıfmış izlenimi veren bilim adamlarına inanılıp güvenilmiştir. Ücretleri standartlaştırılan bilim adamları ücretin verdiği refah düzeyine kanaat ederek bilginlikten ziyade bilgiçliğe soyunmuşlar, kendilerinden aşağıdaki unvana sahip olanlara bir hiçmiş gibi davranmışlar, onların yaşadığı acı deneyimlerle özdeşleşmekten kaçınmışlardır.

28 Spor alanında birinci sınıf yeteneği olan sporcularla beşinci, onuncu derece yeteneği olan sporcular birbirinden ayırt edilir. Aynı olgu bilim ve teknoloji alanında da geçerlidir. Spor kulüpleri nasıl dünyanın birinci sınıf sporcularının transfer ederek başarı kazanma peşine düşüyorsa Türkiye de birinci sınıf bilim adamlarının peşine düşüp ülkemizde çalışmalarını sağlamayı bir amaç olarak belirlemek zorundadır. Bilimsel ve teknolojik çalışmalarda ahlaki disiplin eksikliği yüzünden sözde bilimsel çalışma ortaya koyanlar, birinci sınıf bilim adamlarının karşısında ezilecek ve onları gözden düşürmeye çalışırken bilim düşmanlığının zaferini kazanmış olmanın mutluluğunu tatma yolunu tercih edecektir.

29 Bilim adamlığı, çarşı pazar faresi olmaktan geçmez. Her şey, kısa vadeli olmak zorunda değildir. Bazen bilimsel çalışmalar yıllar sürebilir. Yıllar süren bu çalışmaları destekleyici ahlaki ve yasal düzenlemeler, bilim düşmanlarına yaptırılmamalıdır. Birinci sınıf bilim adamlarına musallat olan bilim asalaklarının kıskançlık ve hasetlerine prim verilmemelidir. Beşinci, onuncu sınıf bilim adamlarının öfkeleri “Delinin sözü kaleme gelmez” deyişi gereği onların saldırılarını engelleyecek yapılanmalara ihtiyaç vardır.

30 Bilim ve teknoloji alanında ahlak kurallarının süzgecinden geçmemiş davranışları yüceltme yanlıları, yüzeysel gerekçelerle bilimsel ve teknolojik gelişme yanlısı olduklarını gösterme gayreti içine girebilirler. Bilimi ve teknolojiyi önemseme zahmetine katlanmadan bilimsel ahlak ve aklın yürüyen merdiveniyle tırmanmaya çalışanlara karşı da dikkatli olmak gerekir. Eğer unvanla bilim adamı olunsaydı, milletimiz şu anda çok daha başka refah düzeyine ulaşmış olurdu. Nasrettin Hoca’nın “Hocalık külah ile olsaydı, al bu külahı giy, cemaate hoca ol” sözünü söylemesi gerekmezdi. Bilim ve teknoloji alanında birinci sınıf olanlar, zaten bilimsel gösterişe düşkün de değillerdir. Bilim ve teknoloji alanında yetersiz olanlar, elbette “yeterliymiş” izlenimi vermeye çalışacaklardır. Öğrenci özgürlüğü safsatasıyla birinci sınıf bilim adamı yetiştirmemiz de mümkün değildir.

31 BAŞLIK GÖVDE METNİ YAZIDA DIŞ YAPI Your logo here

32 DERSİN SONU..!


"T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ YAZI GİRİŞ GELİŞME SONUÇ KELİME CÜMLE PARAGRAF Yazılı Anlatım Dersi Okt. Aysel Ferah Özcan." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları