Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÖGRENME VE HAFIZA DR.SONER ÇAKMAK. ÖGRENME  Deneyim ve tekrarın davranışta kalıcı iz oluşturmasıdır.  Öğrenme bu anlamda bir gelişmedir.  Gelişme,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÖGRENME VE HAFIZA DR.SONER ÇAKMAK. ÖGRENME  Deneyim ve tekrarın davranışta kalıcı iz oluşturmasıdır.  Öğrenme bu anlamda bir gelişmedir.  Gelişme,"— Sunum transkripti:

1 ÖGRENME VE HAFIZA DR.SONER ÇAKMAK

2 ÖGRENME  Deneyim ve tekrarın davranışta kalıcı iz oluşturmasıdır.  Öğrenme bu anlamda bir gelişmedir.  Gelişme, kişinin yaşamında yıllar boyunca gösterdiği, yavaş ama sürekli bir değişim halidir.

3 OLGUNLAŞMA  İnsanın yaşam boyu gösterdiği fizyolojik değişim ve büyümedir.  Olgunlaşmayı öğrenmeden ayıran şey, olgunlaşmanın, bazı olağanüstü koşullar dışında, insan yaşamının doğal bir süreci olarak herkeste görülmesidir.  Olgunlaşma, çocukluktan itibaren bazı şeyleri öğrenmemizi ve yapmamızı kolaylaştırmaktadır.  Ama öğrenmenin yerine geçemez.

4 PERFORMANS  Performans öğrenilenin ortaya konulması, yani öğrenilen davranışın ya da kazanılan bilginin sergilenmesidir.

5 Klasik Koşullama Yoluyla Öğrenme KOŞULLAMA ÖNCESİNDE Koşulsuz Uyaran Koşulsuz Tepki (Yiyecek) (Salya) KOŞULLAMA ÖNCESİNDE Nötr Uyaran Tepki Yok (Zil Sesi) KOŞULLAMA SONRASINDA Koşulsuz Uyaran Koşulsuz Tepki (Yiyecek) (Salya) + Nötr Uyaran (Zil Sesi) KOŞULLAMA SONRASINDA Koşullu Uyaran Koşullu Tepki (Zil Sesi) (Salya)

6 Klasik Koşullama Yoluyla Öğrenme  Klasik koşullama, başlangıçta hiç tepki uyandırmayan nötr bir uyaranın koşulsuz uyaranla eşleşmesi durumunda koşullu uyarana dönüşmesi ve koşullu tepkiye yol açmasıdır.  Koşulsuz uyaran, bir canlının değişmez şekilde belirli bir tepki vermesine sebep olan uyarandır.(örn. Yiyecek)  Koşulsuz tepki, koşulsuz uyaranın her seferinde canlıda uyandırdığı tepkidir.(yiyecek gördüğünde ağzın sulanması)  Koşullu uyaran, başlangıçta nötr olduğu halde, bir koşulsuz uyarıcı ile eşleştirilen ve daha sonra tek başına istenen tepkiye yol açan uyarandır.  Koşullu tepki sadece koşullu uyarıcı olduğu halde verilen tepkidir.

7 Klasik Koşullama ve İnsan Davranışı  Bazı duygusal tepkilerimiz ve korkularımız bu şekilde öğrenilir.  Köpek, böcek, fare korkuları ve fobiler klasik koşullama yoluyla öğrenilmiş duygusal ve fiziksel tepkilerdir.  Zararsız olan bir nesne ya da olay, korku veren bir uyaranla birleştirilmektedir. Daha sonra da, bu nesne korkulacak bir şey olarak algılanmaktadır.

8 Klasik Koşullama ve İnsan Davranışı  John Watson ve Rosalie Rayner deneyleri:  Küçük Albert olarak adlandırılan 11 aylık bir erkek çocuğuna zararsız bir beyaz fareden korkması öğretilmiştir.

9 SÖNME  Sönmenin oluşması için koşulu ve koşulsuz uyaranlar arasındaki bağın çözülmesi gerekir.(özellikle fobilerin tedavisinde kullanılır.)  Sistematik duyarsızlaştırma: Kişi korku duyduğu koşullu uyarana aşamalı olarak maruz bırakılır, ancak kişide korku ve kaygı yaratan nesne ile korku tepkisi arasındaki ilişki koparılır ve kişideki korku tepkisi azaltılır.

10 Klasik Koşullama ve İnsan Davranışı  Kendiliğinden geri gelme; bazen koşullu tepki, uzun süre koşullu uyaranla karşılaşmadığı için sönmüş bile olsa geri gelebilir.  Genelleme; orijinal koşullu uyarıcıya benzeyen tüm diğer uyaranlara aynı tepkiyi, koşullu tepkiyi vermesidir.  Ayırt etme; Uyaranların benzerliği azaldıkça, genelleme de azalmakta, tam tersine uyaranları ayırt etme, yani bazı uyaranlara koşullu tepkiyi verirken diğerlerine bu tepkiyi vermeme ortaya çıkmaktadır

11 Üst Düzey Koşullama  Organizmalar bir koşullu uyarıcıya tepki vermeye başladıktan sonra, yine koşullama ve birlikte sunulma yoluyla, diğer koşullu uyaranlara da aynı tepkiyi vermeyi öğrenirler.

12 Klasik Koşullamanın Değerlendirilmesi  Basit bir koşulsuz ve koşullu uyaranın birleştirilmesinden öte, iki uyaran arasındaki bağa ilişkin bir fikir ya da beklenti geliştirilir.  Klasik koşullamada öğrenmenin oluşması için koşulsuz uyaran ile koşullu uyaranın birbiri ardından verilmesi gerekmektedir.

13 Edimsel Koşullama Yoluyla Öğrenme  Edimsel koşullama, herhangi bir davranışın ya da tepkinin ödüllendirilmesi sonucu daha güçlenmesi ya da ödüllendirilmemesi durumunda zayıflamasıdır.  Klasik koşullamadaki uyaranlara verilen doğal tepkilerden çok, organizmanın bir şey elde edebilmek için bir şeyler yapmasını(edimde bulunmasını) gerektirmektedir.

14 Edimsel Koşullamanın Temelleri  ABD’li psikolog ve eğitimci Edward Lee Thorndike (aç kedi kafes ve yiyecek deneyi)  Thorndike’ın etki kanununa göre sonuca ulaştıran tepkiler tekrarlanır ve pekiştirilir, sonuca ulaştırmayan tepkiler ise pekiştirilmediği ve tekrarlanmadığı için kaybolur. Buna pekiştirme kanunu da denir.  Thorndike’ın çalışmaları sonra Davranışçı Yaklaşımın kurucusu olarak bilinen psikolog B.F. Skinner’ın çalışmalarına da temel oluşturmuştur.

15 Edimsel Koşullama İçin  Organizmanın öğrenmeye hazır olması gerekir.  Sonuca ulaştıran ve ulaştırmayan değişik davranışların denenmesi gerekir.  İşe yarayan, sonuca ulaştıran davranış pekiştirilir.  Amaca uygun olan ve pekiştirilen davranış tekrarlanır.

16 PEKİŞTİREÇLER  Birincil pekiştireçler: Yiyecek, su, cinsellik gibi organizmanın temel gereksinimlerinin karşılanması anlamına gelen ve kendiliklerinden ödüllendirici olan pekiştireçlerdir.  İkincil pekiştireçler: Kendiliğinden değerleri olmayan, ama birincil derecedeki pekiştireçlerle birleştirildiklerinde değer kazanan pekiştireçlerdir.

17 PEKİŞTİREÇLER  Olumlu pekiştirme, davranışı artırmak amacıyla koşullara olumlu bir pekiştireç eklemektir.  Olumsuz pekiştirme, yine davranışı artırmak için koşullardan bir olumsuz pekiştireç çıkarılır.

18 PEKİŞTİREÇLER  Olumsuz pekiştirme iki tür davranışın daha temelinde yatan önemli süreçtir.  Kaçma: Kişinin hoşa gitmeyen ya da acı veren uyarana tepki vermesi anlamına gelir.  Kaçınma: Hoşa gitmeyen, acı veren uyarandan uzak durmak için kişinin bir şey yapmasıdır.  Ögrenilmiş çaresizlik (learned helplessness), Seligman tarafından ortaya atılmış ve kaçınmayı açıklayan bir kavramdır(depreyon gelişimi).

19 CEZA  Ceza davranışın tekrarlanma olasılığını azaltan, acı veren, olumsuz duygu ve düşünceler uyandıran uyarıcı anlamına gelmektedir.  Ceza, etkili olması için her olumsuz davranıştan hemen sonra ve her seferinde aynen tutarlı bir biçimde uygulanmalıdır.  Olumlu ve olumsuz pekiştireçlerin amacı, davranışın tekrarlanmasını ve öğrenilmesini sağlamak iken, cezanın amacı davranışı tekrarlama olasılığını azaltmak, hatta ortadan kaldırmaktır.

20 Ceza mı? Pekiştirme mi?  Davranışın kazanılması ve bu kazanımın kalıcı olabilmesi için olumlu pekiştirme daha etkili görülmektedir.  Ceza olumsuz davranışı tamamen ortadan kaldırmadığı gibi daha olumlu bir davranışı da öğretmez.  Kişiler için genelde olumlu pekiştirme yolu ile öğrenme daha zevkli ve kalıcıdır.  Olumlu pekiştirme özellikle çocuklarda yaratıcılığı geliştirmektedir.  Olumlu pekiştirme yaşamı her aşamasında, herkese, her yerde verilebilir, yeter ki abartılmış ve yapmacık olmasın.

21 Pekiştireç Programları  İstenilen davranışın tekrarlanması ve kazanılması için pekiştirmenin zamanlaması ve verilme sıklığı önemlidir.  Sürekli pekiştirme: Davranışın her yapıldığında ödüllendirilmesi anlamına gelir. Bu tür pekiştirme davranışın öğrenilmesi için en uygun yol gibi görünse de, bir süre sonra davranış sadece ödül almak için yapılır ve pekiştireç zamanla pekiştirme özelliğini kaybeder.  Aralıklı pekiştirme: Davranışın her seferinde değil de arada bir pekiştirilmesi anlamına gelir. İki türlü olabilir. 1) Sabit aralıklı pekiştirme, 2) Değişken aralıklı pekiştirme

22 EDİMSEL KOŞULLAMA VE İNSAN DAVRANIŞI  Sönme: Edimsel koşullamada öğrenilen davranışın sönmesi için pekiştirecin kesilmesi gerekmektedir.  Ayırt etme: Edimsel öğrenmede benzer uyaranlara gösterilen davranışlar arasında istenilen davranışlar pekiştirilip, istenmeyen davranışlar aynı pekiştirmeyle karşılaşmadığında aradaki fark ortaya çıkar ve öğrenilir.  Genelleme: Uyaranlar arasında benzerlik arttıkça aslında farklı olup benzerlik gösteren uyaranlara organizma aynı tepkiyi verir(örneğin önyargılar).

23 EDİMSEL KOŞULLAMA VE İNSAN DAVRANIŞI  Şekillendirme; Önceden var olmayan karmaşık bir davranışın, gitgide istenen davranışa daha yakın olan tepkilerin pekiştirilmesiyle kazanılmasıdır. Bu davranışlar kazanıldıktan sonra asıl davranışa daha çok benzeyen davranışların pekiştirilmesine geçilir.

24 Edimsel Koşullamanın Değerlendirilmesi  Her canlı türünün her şeyi edimsel koşullama yoluyla öğrenemeyeceğinin söylemek gerekir.  Seligman bunu hazırlıklı olmak kavramıyla açıklamaktadır.  Her türden canlının biyolojik olarak çabucak öğrendiği tepkilerin var olması gibi, insanlarda da bazı tepkileri otomatik olarak öğrenmeye daha yatkın olma eğilimi vardır.

25 Klasik ve Edimsel Koşullamaların Karşılaştırılması  Her iki kuramda bir uyaran ile davranış arasındaki bağı açıklamaktadır.  Her ikisinde de sönme, genelleme, ayırt etme ve kendiliğinden geri gelme vardır.  Klasik koşullamada öğrenen organizma pasif, koşullanan davranış istemsizdir. Edimsel de ise organizma daha aktif ve davranış istemlidir.  İki koşullama sadece aynı tür öğrenmeyi ortaya çıkaran iki farklı yol olarak kabul edilir.

26 Klasik ve Edimsel Koşullamaların Karşılaştırılması  Her ikisinde de açık ve gözlenebilen davranışların öğrenilmesi söz konusudur.  Davranış değiştirme(behavior modification) düşünce, duygu ve davranışların yönlendirilmesi için davranış ilkelerinin sistematik biçimde kullanılmasıdır.  Bütün öğrenmeyi bu iki kuramla açıklamak yeterli olamamaktadır. Özellikle insanlarda daha farklı öğrenme yolları da vardır.

27 Bilişsel Yaklaşım  Bilişsel öğrenme kuramlarına göre insanlar, hatta hayvanlar, bir tepki verince pekiştireç alacaklarına ilişkin bir beklenti geliştirmektedirler ki, beklenti burada bilişsel bir süreçtir.

28 Gizil Öğrenme  Örn. İnsanlar bir yeri bulmaya çalışırken çoğu kez fark etmeden bazı işaretleri öğrenirler, yani kafalarında bilişsel bir harita oluştururlar.  Anadilin öğrenilmesi bir başka örnektir.

29 Gözleyerek Öğrenme  Günlük yaşamımızda öğrenmemizin büyük bir kısmını oluşturan süreç, gözlem yoluyla öğrenmedir.  Model alarak öğrenme  Sosyal bilişsel kuram: Sadece gözlemlemek yetmez modelin ödüllendirilmesi ya da cezalandırılması da önemlidir.  Ödüllendirilen davranış cezalandırılan davranıştan daha çabuk öğrenilmektedir.  Bazı durumlarda ilginç olan modelin cezalandırılmasının davranışın öğrenilmesine mani olmamasıdır. Sadece onları öğrendikleri davranışı sergilemekten alıkoymaktadır.

30 BELLEK (Hafıza)  Kişinin hemen şimdiki anda, yakın ve uzak geçmişte yaşadığı deneyimlerini, bellediklerini doğru olarak yeniden aklına getirme, anımsayabilme yetisidir.

31 BELLEK (Hafıza)  Hipokampus,Amigdale,Parahipokampal Gyrus :  Bellekle ilgili en önemli iki yapı hipokampus ve amigdaladır.  Öğrenme ve öğrenileni bellekte saklama süreçlerinin ana merkezleridir  Alzheimer hastalığında en belirgin hücre yitimi temporal bölgenin bu alanlarında olmaktadır.

32 Beyin Yarım Küreleri  Sol beyin daha çok bilişsel işlevlerde (algılama, düşünme, düşündüklerini ifade etme, anlama, matematiksel yetenekler, mantıklı olma, konuşma) görev alır.  Sağ beyin daha çok; duygulanım, duygulanımın dışa vurulması, yüzleri tanıma, sözel olmayan iletişimi izleyebilme, sanatsal yetenekler ile ilgilidir.

33 Asetil kolin Dizgesi  Globus Pallidus’un ön ve orta bölgelerindeki Mynert’in bazal nücleusu içinde yer alır.  Brocanın çarpraz şeridi ve septal çekirdekten çıkarak, hipokampus ve Gyrus Cingularis ulaşır.  Bazal çekirdekler arasında  Asetil kolin bellekte tutma ve saklama işlevleri ile ilgilidir.

34 BELLEK (Hafıza)  Beyindeki plastik yapı sayesinde işlevsel yoğrulabilirlik de kazanılır. İşlevsel yoğrulabilirlik(plastisite) aynı zamanda uzun süreli uyarılmalarla sinapslardaki iletişimin güçlenmesi ve duyarlılık kazanması, özgül işlevler yüklenmesi, sinapsların özgül transmitterler ve reseptörler ile özgül görevler görecek biçimde uzmanlaşmaları sağlanır.  Öğrenme sinaptik aşırım hızını etkiler, sinaptik aralıktaki yapıyı değiştirebilir

35 BELLEK (Hafıza)  Kısa süreli bellek için sinaptik aşırımın güçlendirilmesi gerekir.  Uzun süreli bellek içinse nöronal gen açılımı, protein sentezi ve yeni sinapsların oluşumu ile sağlanır.  Genler de çevreden gelen uyaranlara göre kendilerini açma-kapama yetisi gösterebilir.  Yaşamın erken evrelerinde etkinliğe bağımlı öğrenme olur. Bu da beyinde hücresel düzeyde değişiklikler yapar(sinaptik aralıktaki bağlantıların çoğalması, yeni sinaps oluşumu, transmitter ve reseptör yoğunluğunda artma).


"ÖGRENME VE HAFIZA DR.SONER ÇAKMAK. ÖGRENME  Deneyim ve tekrarın davranışta kalıcı iz oluşturmasıdır.  Öğrenme bu anlamda bir gelişmedir.  Gelişme," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları