Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DUYGU DURUMLARINI DEĞİŞTİRMEDE VEYA BÜTÜNLEŞTİRMEDE DANIŞANA YARDIM ETME.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DUYGU DURUMLARINI DEĞİŞTİRMEDE VEYA BÜTÜNLEŞTİRMEDE DANIŞANA YARDIM ETME."— Sunum transkripti:

1 DUYGU DURUMLARINI DEĞİŞTİRMEDE VEYA BÜTÜNLEŞTİRMEDE DANIŞANA YARDIM ETME

2 Bir kişi zamanında travmatik durumlardan kaynaklanan çok yönlü tepkiler yaşadığı zaman bazen duyguları ile arasına psikolojik bir mesafe koyarak başa çıkma yolunu seçebilir. Bir kişi güçlü fakat kabul edilemez bir duygu yaşadığı zaman da bu durum meydana gelebilir. Bu duygu uzaklığının neden olduğu sonuç, duyguya gösterilecek anlık tepki gereksiniminin ertelenmesidir. (acı çekme- yas gibi) fakat uyum sağlamaya yönelik bir gereksinimi ertelemek uzun süreli bir çözüm değildir. Bu yüzden acı çeken birey en sonunda kayıpla yüzleşmeli ve kaybın gerektirdiği şekilde algılarını değiştirmelidir.

3 Duygu durumlarını bütünleştirme veya uygun olduğunda onları değiştirme süreci, özellikle danışan duygusal sorunlara karşı duyarsız veya duygusal sorunlarda deneyimsiz olduğu zaman profesyonel yardım gerektirir. (HACKNEY, Harold & CORMIER, Sherry (2008) Psikolojik Danışma İlke Ve Teknikleri Psikolojik Yardım Süreci El Kitabı)

4 PSİKODİNAMİK PSİKOTERAPİ Sigmund Freud, Carl Gustav Jung, Alfred Adler, Otto Rank, Karen Horney

5 KLASİK PSİKANALİZDE TERAPİ TEKNİKLERİ 1- TRANSFERANS 2- DİRENÇ 3- SERBEST ÇAĞRIŞIM 4- YORUMLAMA 5- RÜYALARIN ANALİZİ

6 A. Transferans Hastanın çocukluk yıllarında kendisi için önemli olan kişilere özellikle anne-babaya karşı beslediği bilinçdışı negatif veya pozitif duyguların analiste aktarılması olgusudur. Analist hastada beliren bu olumsuz duygulara aldırmadan hasta ile hoşgörülü, sıcak ve anlayışlı bir ilişkiye girmeye yönelir. Sonunda hasta, duygularında ve davranışlarında gerçeğe uymayan öğeleri görmeye yani içgörü geliştirmeye başlar. Analist analiz sürecinde transferansı yararlanılması gereken bir araç olarak görmelidir. (KARAHAN, T. Fikret & SARDOĞAN, Mehmet E. (2004) Psikolojik Danışma ve Psikoterapide Kuramlar)

7 B.Direnç Hasta birden duraklayabilir, söylediği bir sözü düzeltmeye çalışabilir,dili sürçebilir, uzun süre sessiz kalabilir, giysisinin bir parçasıyla oynayabilir, konu dışı sorular sorabilir, duygularını düşünceye dönüştürme eğilimi gösterebilir, randevusuna geç gelebilir ya da özürler göstererek bazı randevularına gelmeyebilir, tedavi yöntemini eleştirici konuşmalar yapabilir, söyleyecek bir şey bulamayabilir ya da konuşmaya değer bulmadığı ve konu dışı olduğu gibi gerekçelerle düşüncelerine sansür uygulayabilir. Özetle; tedavinin ilerlemesini engelleyen her türlü tepki direnç belirtisidir. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası)

8 Direnç belirtileri ortaya çıktıkça analist onları hastasına gösterir ve belirtilerin gerisindeki nedenleri ona açıklar. Hastanın ilk tepkisi, kendisine açıklanan direnç belirtisini kabul etmek istememe biçiminde olur. Zamanla direndiği için anksiyete yaşar ve direncin varlığını reddedemez duruma gelir ve bu tür tepkilerini kendisi de görmeye başlar. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası) Direncin azalmasıyla birlikte, hasta ile işbirliği ve hastanın içgörü kazanması kolaylaşmaktadır. (KARAHAN, T. Fikret & SARDOĞAN, Mehmet E. (2004) Psikolojik Danışma ve Psikoterapide Kuramlar)

9 C. Serbest Çağrışım Bu süreçte hasta bir divana uzanır ve ne kadar utandırıcı, önemsiz veya saçma görünüyor olduğunu dikkate almadan her fikre tam bir açıklama vermesi, açık ve içinden geldiği gibi (spontan) konuşması teşvik edilir. Freud’un psikanalizin metodu olarak geliştirdiği bu metodun amacı muhtemelen hastanın anormal davranışlarının sebebi olan bastırılmış hatıra veya düşünceleri bilince getirmek, hastanın bunların farkına varmasını sağlamaktır. Freud serbest çağrışım süresince ortaya çıkarılan hiçbir şeyin gelişigüzel, rastlantısal olmadığına ve hastanın bilinçli seçimine tabi olmadığına inanmıştı. Hastalar tarafından serbest çağrışım süresince açığa çıkarılan bilgiler, yaşadıkları iç çatışmaların özelliği sayesinde önceden belirlenmişti. Serbest çağrışım tekniği yoluyla Freud hastalarının hafızalarının çocukluk yaşantılarına doğru geri gittiğini ve bastırılmış hatıraların çoğunun cinsel konularla ilgili olduğunu bulmuştu. (SCHULTZ, Duane P.& SCHULTZ, Sydney Ellen (2002) Modern Psikoloji Tarihi)

10 D. Yorumlama Yorumlama; bilinçdışına bastırılmış yaşantı duygu ve düşüncelerin bilinç düzeyine çıkarılması amacıyla kullanılan bir tekniktir. Başka bir deyişle hastanın anlattığı herhangi bir olayın bilinmeyen anlamını kaynağını ya da hasta için taşıdığı önem hastaya yorumlama olarak tanımlanabilir. Yorum hastanın yaşantılarında özellikle geçmiş yaşantılarına dayalıdır ve sade bir geri bildirimden farklıdır. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası) İçgörü kazandırma Zamanlama Hasta yargılanmamalı- eleştirilmemeli

11 E. Rüyaların Analizi Psikanalistler rüyaları bilinçdışının uyku sırasındaki sembolik dışavurumları olarak tanımlamaktadır. Freud rüyaların bireylerin en derin ihtiyaçlarını isteklerini ve bunlarla ilgili doyum yaşantılarını ifade ettiğini ileri sürmektedir. Ancak bu istek ve ihtiyaçlar kaygı uyandırıcı ya da yasak oluşundan dolayı bilinçdışına bastırılmıştır. Yoğunlaşma yer değiştirme ve dönüştürme işlemleri sayesinde bilinçdışı tanınmaz bir hal alır. Rüya analizinin temel amacı da bu gizli öğelerin açığa çıkartılmasıdır. Rüyada görülen sembolleri açığa çıkartmak çok önemlidir. Freud’ a göre bastırılan ve bilinçdışına itilen istek ve dürtüler rüyada dışavurum ararken sansürle karşılanır ve sansürden kurtulmak için çeşitli çarpıtmalara kılık değiştirmelere yoğunlaşmalara ve sembolik temsillere yönelmektedir. Böylece rüya oluşmaktadır. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası)

12 (SCHULTZ, Duane P.& SCHULTZ, Sydney Ellen (2002) Modern Psikoloji tarihi)

13 Carl Gustav Jung (Psikanalitik Psikoterapi) KELİME ÇAĞRIŞIM TESTİ Jung hastalarının kişilik komplekslerini açığa çıkartmak amacıyla bir terapi ve teşhis aracı olarak kelime çağrışım testi (word-association test) geliştirmiştir. Jung’un kelime çağrışımı işleminde hastaya bir kelime listesi okunur ve hasta her bir kelimeye, aklına gelen ilk kelime ile karşılık verir. Jung eğer belirli bir kelimeye verilen tepki süresi uzunsa, nefes almada düzensizlik ve deri iletkenliğinde bir değişiklik varsa, bilinçaltında bu uyarıcı kelimeyle veya karşılığıyla birleşen duygusal bir problem olduğu sonucuna varmıştır. (SCHULTZ, Duane P.& SCHULTZ, Sydney Ellen (2002) Modern Psikoloji tarihi)

14 Jung kelime çağrışımı testini ayrıca bir yalan detektörü şeklinde de kullanmış ve iki defa hırsızlık yapan kişiyi teşhis etmiştir. Uzun yıllar boyunca bu tekniği suçluların belirlenmesinde kullanan ilk kişinin Jung olduğu düşünülmüştü. Oysa yeni tarih verileri Gestalt psikologlarından Max Wertheimer’ın Jung’un bunu yapmasından birkaç hafta önce benzer bulgular yayınladığı gerçeğini ortaya çıkarmıştır. (Wertheimer, King, Peckler, Raney & Schaef, 1992).

15 Rüyalar Jung’a göre; rüyalar genellikle ödünleyici bir özellik taşırlar. Psişenin ihmal edilmiş ve gelişememiş yönlerini ödünleyerek denge sağlamaya çalışırlar. Jung tek bir rüyanın yorumuna pek önem vermez. Ona göre belirli bir süre içinde ve art arda görülen dizi rüyalar anlam taşır. Dizi rüyalar bir kitabın bölümleri gibidir. Her bir bölüm bütüne bir şeyler katar. Dizi rüyaların incelenmesi, bunları gören kişinin zihnini en çok kurcalayan konuların belirlenmesini sağlar. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası)

16 Uyku üzerine yapılan yeni araştırmalar; bilim adamlarına “uykunun adeta sırf rüya görmek için uyunduğunu” düşündürmektedir. İngiltere milli Fizik Labaratuvarı Bilgisayar Bilimleri Bölümünde Psikolog Araştırmacı Dr. Evans’a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için, zemin oluşturmasıdır. Satanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr. William Dument’e göre ise; rüya görmek fiziki denge için çok önemlidir. Günümüzde uyku araştırmaları büyük ilerleme kaydetmiştir. Araştırmalar sırasında REM uykusu sırasında uyandırılarak rüya görmesi engellenen deneklerin ertesi gün rüya eksiğini daha fazla rüya görerek kapattıkları görüşmüştür. Hatta bir müddet rüya görmesi engellenen deneklerin gün içinde halüsinasyon gördükleri kaydedilmiştir. Bunlar rüya görmenin çok önemli bir ihtiyaç olduğunu düşündürmektedir.

17 Alfred Adler Adlerian Terapi a. Rüyalar: Freud, rüyaları kişinin geçmişteki sorunlara çözüm arama çabası olarak yorumlamıştır. Buna karşılık Adler, Rüyaları geleceğe yönelik bir sorun çözme etkinliği olarak değerlendirir. Adlercilere göre rüya, gelecekte girişilmesi tasarlanan eylemlerin provasıdır.örneğin belirli bir eylemden vazgeçme eğilimindeysek konuya ilişkin korkulu rüya görerek kendimizi ürkütürüz. Tasarladığımız bir yaşantıyı düşlerimizde önceden tasarlamak olayı gerçekten yaşadığımızda duyacağımız gerilimi azaltır. Bu nedenle Adler rüyaları duygu fabrikası olarak nitelemiştir. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası)

18 b. Yorumlama tekniği: İç görü kazanılması yorumlama tekniği ile gerçekleştirilir. Terapist dinlediği ve gözlemlediği her şeyin hastanın günlük ilişkilerinin, rüyalarının, düşlerinin, davranışlarının ve hasta terapist ilişkilerinin yorumunu yapar. Tüm bu verilerin nedenlerinden çok amaçları yorumlanır. Yorumlar tanımlamaya değil eyleme, bilgi edinmeye değil uygulamaya yöneliktir. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası)

19 Yorum tekniği, danışanın iç gözlem yapmasına fırsat yaratmakta ve danışan kendini anlama doğrultusunda değişmeye başlamaktadır. Terapist tarafından yapılan yorumun, danışanda direnç oluşturmaması için esnek ve olasılıklı ifadeler kullanılmalıdır. Örneğin; “Bana öyle geliyor ki….şöyle olabilir mi?”, “sizin bu probleminizle ilgili bir şey fark ettim, bunu sizinle paylaşmamı ister misiniz?” gibi. (KARAHAN, T. Fikret & SARDOĞAN, Mehmet E. (2004) Psikolojik Danışma ve Psikoterapide Kuramlar)

20 c. Cesaretlendirme tekniği: Bireyler cesaretsizlikleri ve kendilerine olan güvensizlikleri yüzünden, yapabilecekleri davranışları yapamaz duruma gelmektedirler. O halde en iyi çare bireyleri bir şeyleri yapabilecekleri ya da başarabilecekleri doğrultusunda cesaretlendirmektir. (KARAHAN, T. Fikret & SARDOĞAN, Mehmet E. (2004) Psikolojik Danışma ve Psikoterapide Kuramlar)

21 d. Mizah: terapist zaman zaman danışandan; yaptığı yanlış ya da aptalca davranışlara yeri geldiğinde gülmesini istemektedir. Mizahın terapötik amaçla kullanılması, danışanın problemi ifade ediş biçimiyle ilgilidir ve içgörü geliştirmeye dönüktür.

22 e. Otomatik düğme: Tedavide kimi hasta olumsuz duyguların tutsağı olduğundan ve bu duyguları zihninden uzaklaştırmanın elinde olmadığından yakınır. Böyle bir durumda terapist, hastadan, geçmişteki hoş bir anısını zihninde canlandırmasını ve bu anıya ilişkin duygularını tanımlamasını ister. Sonra hastadan, kendisini üzmüş, küçük düşürmüş ya da kızdırmış olan geçmiş bir yaşantısını çağrıştırmasını ve bu olaya ilişkin duygularını değerlendirmesini ister. Bundan sonra birinci anıyı yeniden canlandırır. Bu tekniğe “otomatik düğme” denir ve amacı hastaya dilediği duygu ve düşünceyi oluşturmanın kendi isteminde olduğunu, duyguların tutsağı değil yaratıcısı olduğunu göstermektir. İnsan kendisini çöküntüde hissediyorsa çöküntüde olmayı kendisi seçmiş demektir. (GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası)

23 f. Rol oynama: Terapi sürecinde danışanlar “keşke şunu yapabilseydim” “eğer şöyle olabilseydim” gibi ifadeler kullanabilirler. Böyle durumlarda terapist rol oynama ortamı oluşturarak danışanın olmayı istediği şeyi ya da yapmayı istediği şeyi oynamasını isteyebilir. Böylece danışan, olmayı ya da yapmayı istediği şeyin nasıl olduğunu görerek, buna uygun planlar yapabilir. (KARAHAN, T. Fikret & SARDOĞAN, Mehmet E. (2004) Psikolojik Danışma ve Psikoterapide Kuramlar)

24 GESTALD TERAPİ FREDERIC PERLS Perls’e göre insan yaşamına bir bütün olarak başlamakta, ama büyürken, gelişirken geçirdiği rahatsız edici yaşantılar yüzünden bazı parçaları ile bağlantıları zayıflamakta ya da kopmaktadır. Terapinin amacı bu parçalanmışlığı bütünlüğe dönüştürmektir. (KUZGUN, Yıldız (2000), Rehberlik ve Psikolojik Danışma)

25 Boş sandalye tekniği Boş sandalye çalışmaları sırasında danışanın günlük yaşamında, yakın geçmişinde veya çocukluğunda olumsuz duygular yaşamasına yol açmış kişi ya da kişilerle monolog ve/veya diyaloglar oluşturması, onlara duygu ve düşüncelerini ifade etmesi sağlanır. Bunun için önce danışandan olumsuz duygular yaşamasına yol açmış bir kişiyi belirlemesi ve onun karşısındaki boş sandalyede oturduğunu hayal etmesi, sonra da ona onunla ilgili kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmesi istenir. Bazı durumlarda ise çift sandalye uygulaması daha yararlıdır. Böyle durumlarda danışan boş sandalyedeki kişiye kendi duygu ve düşüncelerini ifade ettikten sonra, o boş sandalyeye kendisi geçerek o kişinin yerini alır ve biraz önce kendisi olarak söylediklerine o kişi olarak cevap verir. Tek ve çift sandalye uygulamaları danışana hem kendini çok daha iyi ifade etme, hem de tüm duygularını yaşayarak boşaltma imkanı verir.

26 Boş sandalye ve çift sandalye teknikleri kişinin ölmüş, uzakta yaşayan veya karşılaşmak istemediği kişilerle olan tamamlanmamış işlerini tamamlamasını sağlaması açısından çok yararlıdır. (DAŞ, Ceylan (2006), Bütünleşmek ve Büyümek Gestalt Terapi Yaklaşımı) Syf 195 örnek

27 Diyalog Oyunları Danışanlar kişiliklerindeki farklı roller ve kutuplar arasında bir diyalog gerçekleştirirler. (KARAHAN, T. Fikret & SARDOĞAN, Mehmet E. (2004) Psikolojik Danışma ve Psikoterapide Kuramlar) (Syf 248)

28 Kullanılan Dil / Sorumluluk Alma Dil çalışmalarının amaçlarından biri kişinin “ben” zamiri kullanarak sorumluluğu kendi üzerine almasına yardımcı olmaktır. Bu amaçla örneğin kişi “o beni anlamıyor” dediğinde, terapist danışandan “ben onu anlamıyorum” a çevirmesini isteyebilir. Dil çalışmalarını kullanıldığı alanlardan bir diğeri de bedene yapılan yansıtmalardır. Örneğin “başım ağrıyor” dediğinde terapist danışanın bu ifadeyi “ben başımı ağrıtıyorum” a çevirmesini isteyebilir. Bu çalışmanın amacı ben ile bedeni ya da başka bir deyişle beden ile zihni bütünleştirmektir.

29 Ben dili ile ilgili diğer örnekler;213 “Sen böyle davranarak beni çok sinirlendiriyorsun.” “Ben senin böyle davranmana sinirleniyorum”

30 Beden farkındalığıyla ilgili Gastalt teknikleri Gestalt yaklaşımında beden çalışmalarının geliştirilmesinde Reich’in beden zırhı kavramının büyük etkisi olmuştur. Perls’ün Reich’in bakış açısından en fazla etkilendiği kısım “kişinin bedeninde fiziksel olarak gözlenebilen özelliklerin onun içsel yaşantılarının bir göstergesi olduğu” görüşüdür.

31 Diyalog oluşturma: Bu uygulama danışanın bedeninin çeşitli kısımlarıyla diyalog oluşturması şeklinde olabileceği gibi bedenin çeşitli kısımlarının birbiriyle diyalog oluşturmaları şeklinde yapılabilir. (syf 262)

32 Bedeni sahiplenme: Bu uygulamaya danışanın yaşadığı bedensel rahatsızlıkları sahiplenebilmesi için, bedeninde ortaya çıkan rahatsızlıklar ile ilgili ifadeleri “ben dili” ne çevirmesi istenerek başlanır. Örneğin danışan “başım ağrıyor” dediğinde “ben ağrıyorum”, “kulaklarım duymuyor” dediğinde “ben duymuyorum” ifade etmesi söylenir. Bu ifadeler yoluyla danışan bu rahatsızlıkların kendisinden bağımsız olarak ortaya çıkmadığını anlamaya ve bunların sorumluluğunu üstlenmeye başlamış olur. (syf 263)

33 Rahatsızlığı arttırma: bu uygulamada danışanın bedeninde ortaya çıkan rahatsızlı kendisinin arttırması, tamamen hissetmesi ve seslendirmesi istenir. Böyle bir uygulama, özellikle danışanın yaşadığı rahatsızlıkla, örneğin sırtının ağrısıyla bağlantılı olan duygularının, sözgelimi öfkesinin, üzüntüsünün, suçluluk duygularının veya kaygısının farkına varmasına ve bu duygularla ilgili anılarını hatırlamasına yardımcı olur. (syf 264)

34 RÜYA ÇALIŞMALARI Gestalt yaklaşımı rüyalarını analizi ve yorumlamasını yapmaz. Bunun yerine rüyayı gören kendi rüyasının bir parçası haline gelir.

35 Rüyadaki farklı kısımların seslendirilmesi ve oynanması Bu çalışma sırasında öncelikle rüyada yer alan her kişi, obje, durum, duygu vb. belirlenir ve kişi bunların her birini “ben” diliyle anlatır ve canlandırır. Kişinin rüyasındaki kendini yansıtan tüm öğeleri sadece konuşarak, yani zihinsel düzeyde değil, aynı zamanda yaşayarak ve hissederek fark etmesi amaçlanır. (syf )

36 Rüyanın tamamlanması Özellikle aniden uyanılan, yarım kalmış rüyalarla çalışırken başvurulabilecek yöntemlerden biri de rüyanın tamamlanması çalışmalarıdır. Bu çalışmalar sırasında kişiden rüyanın görülen kısmını sanki o anda yaşıyor gibi canlandırması ve yarım kalan rüyayı istediği biçimde tamamlaması istenir. Bu tür bir uygulama kişinin ihtiyaçlarının farkına varması ve bu ihtiyaçlarını karşılayabilme yollarını bulabilmesi açısından oldukça yararlıdır. (syf 285) (DAŞ, Ceylan (2006), Bütünleşmek ve Büyümek Gestalt Terapi Yaklaşımı)

37 Rüyalarla çalışırken yol gösterici ilkeler: 1. İlk olarak danışana başından sonuna kadar rüyayı anlattırın ve müdahale ettirmeyin. 2. Rüyanın canlandırılmasına ilişkin süreci anlatın. 3. Eğer danışan süreç hakkında şüpheli görünüyorsa bir örnek verin. 4. Rol yapmanın yönetmeni olun. Danışanda rüyanın belli başlı bölümlerinin her birisi olmasını isteyin. 5. Rüyaların oluş sırasıyla rüyanın farklı bölümlerine ilerleyin. 6. Kendinizin rüyanın unsurlarını yorumlamasına izin vermeyin. Sadece danışan bunu yapabilir. Danışana herhangi bir ilişki bulup bulamadığını sorun. (HACKNEY, Harold & CORMIER, Sherry (2008) Psikolojik Danışma İlke Ve Teknikleri Psikolojik Yardım Süreci El Kitabı)

38 ROL DEĞİŞİMİ Danışan bir değer yargısı duygu veya benlik imgesi çatışması yaşıyorsa ve çatışmanın doğasını kavramaktan uzaksa yararlı bir alıştırmadır. Amacı; danışanın fikirler, tutumlar ve inançlara ilişkin paradoksal bir inceleme yapmasını sağlamaktır. Başlangıçta dirençle karşılaşılabilir. Çünkü danışandan bilindik, güvenli rolleri ve davranışları yermesi ve sorgulaması istenir. Sonuç olarak danışan adeta şeytanın avukatlığını yapmaya özendirilir. Danışan bir meselenin her iki yüzünü de tartışabileceğini ortaya koyabildiğinde alıştırmadan istenen sonuç elde edilmiş sayılır. Psikolojik danışman rol değişimi alıştırmasına etkin biçimde katılır. Danışanın yaşadığı farklı rolleri belirleyebilmelidir.

39 SAKLI BEN Bu alıştırma bir ölçüde “rol değişimi” ne benzer. Sözlüklerde saklı ben teriminin karşılığı olarak “benliğin başka bir yanı, başka bir benlik” gibi anlatımlar görebilirsiniz. Bu kavramla anlatılmak istenen her bireyin kişiliğinin belli bir yönü vardır ki kişisel güdülerinin, değer yargılarının ve gizli gündeminin daha çok ayrımındadır. İnsan ödevini yerine getirmediği veya sorumluluklarını savsaksadığı zaman işte bu saklı ben kendisini uyarır. Yani, saklı ben kişinin içindeki güdüleri bilir ve bunlar hakkında daha dürüsttür.

40 Bu alıştırmada danışandan saklı beninin yerine geçmesi istenir. Psikolojik danışman da danışanın bilinen beninin yerine geçer. Bu alıştırma danışma sürecinin erken aşamalarında kullanılmaz. Çünkü danışman danışanın bilinen benini doğru bir şekilde canlandırmalıdır ve danışan, psikolojik danışmanın yanında saklı benini ortaya çıkarmasına izin verecek kadar kendisini güvende hissetmelidir. Bu alıştırma etkili olduğunda, danışanın kendisiyle dürüstçe yüzleşmesine olanak tanınmış olur. Bu şekilde yapılan yüzleşme, psikolojik danışman tarafından sağlanan yüzleşmeye nazaran çok daha etkili olur. Danışan bu yolla sorunları ortaya koyabilir, kendisiyle ilgili akla uygun hale getirmelerin önünü kesebilir, benliğiyle terapötik bir yüzleşme ortamında güdülerini sorgulayabilir. HACKNEY, Harold & CORMIER, Sherry (2008) Psikolojik Danışma İlke Ve Teknikleri Psikolojik Yardım Süreci El Kitabı)

41 Diğer psikoterapi teknikleri Meditasyon: Bir sözcük ya da bir renk üzerinde odaklaşarak zihnimizi onu oyalayan çeşitli düşüncelerden sıyırıp sakinleştirmektir. Biyo geri bildirim: Elektronik bir aygıtla beyin dalgalarını, kas hücrelerini ya da kan basıncını izlemektir. Amaç, bedensel tepkileri bazı sinyaller aracılıyla görmemiz ya da uymamızı sağlamaktır.

42 DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKKÜRLER YASEMİN ŞENGÖR ELİF AVAR ELİF CAN SÜNBÜL

43 KAYNAKÇA 1. HACKNEY, Harold & CORMIER, Sherry (2008) Psikolojik Danışma İlke Ve Teknikleri Psikolojik Yardım Süreci El Kitabı 2. KARAHAN, T. Fikret & SARDOĞAN, Mehmet E. (2004) Psikolojik Danışma ve Psikoterapide Kuramlar 3. GEÇTAN, Engin (2002) Psikanaliz ve Sonrası 4. SCHULTZ, Duane P.& SCHULTZ, Sydney Ellen (2002) Modern Psikoloji Tarihi 5. KUZGUN, Yıldız (2000), Rehberlik ve Psikolojik Danışma 6. DAŞ, Ceylan (2006), Bütünleşmek ve Büyümek Gestalt Terapi Yaklaşımı 7. uyuyoruz.html uyuyoruz.html 8. m m 9.


"DUYGU DURUMLARINI DEĞİŞTİRMEDE VEYA BÜTÜNLEŞTİRMEDE DANIŞANA YARDIM ETME." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları