Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ANNE ÇOCUK İLİŞKİSİ. Annenin çocukla ilişkisinin en önemli evresi doğumdan hemen önce başlayıp, doğumdan sonraki aylarda süregelen ilişkidir. Anne çocuk.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ANNE ÇOCUK İLİŞKİSİ. Annenin çocukla ilişkisinin en önemli evresi doğumdan hemen önce başlayıp, doğumdan sonraki aylarda süregelen ilişkidir. Anne çocuk."— Sunum transkripti:

1 ANNE ÇOCUK İLİŞKİSİ

2 Annenin çocukla ilişkisinin en önemli evresi doğumdan hemen önce başlayıp, doğumdan sonraki aylarda süregelen ilişkidir. Anne çocuk ilişkisinde fizik temas büyük önem taşır.özellikle 0-3 yaş arasında olması gereken bu ilişkinin yoksunluğunda birtakım davranış problemleri oluşur. Erikson’a göre yaş evresi temel güven duygusuna karşılık güvensizlik evresidir

3 Temel güven duygusunun oluşumunda annenin dengeli ve kararlı tutumu büyük önem taşır. Bunun temelleri ise bebeklik döneminde beslenme,uyku ve temizlik ihtiyaçlarının belirli bir düzen içinde karşılanmasıyla atılır.

4 Sağlıklı bir anne çocuk ilişkisinin oluşumunda annenin ruh sağlığı da büyük önem taşır.(mutsuz bir evlilik,annenin eşinden ilgi görmemesi,babanın doğumu isteksiz karşılaması vs)

5 İlk 18 aylık dönem içinde çocuğun temel bağımlılık ihtiyaçları karşılanmışsa,kendini kişilik gelişimi açısından özerklik dönemi olan ikinci evreye hazır hisseder. Anne çocuk ilişkisinde annenin aşırı koruyucu tavrı,çocuğun kendi başına yapması gereken kendine ait işleri bile yapmasına imkan vermez

6 ÖR VAKA 14 yaşındaki tek kızını 1 yıl öncesine kadar elleriyle besleyen banyosunu yaptıran anne,çocuğunun tembelliğinden ve sınıftaki derslere karşı ilgisizliğinden şikayet etmektedir.genç kız ise ‘bütün bunlar için iyi oldu diyemem.Daha küçük yaştan bıraksaydı daha iyi olur daha çabuk alışır işlerimi yapardım.Çabuk sıkılıyorum ödev verildiğinde bildiğim halde bazen yapmıyorum.bildiğim şeyleri tekrarlamak sıkıcı geliyor bazen.okulda ders dinlemiyorum bana alınacak ayakkabıyı düşünüyorum diyen genç kız bu yıla kadar köklü bir arkadaşlık kuramamaktan şikayetçi

7 BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ Özdeşim Modeli Olarak Baba: okulöncesi dönemde çocuk,kendini özdeş tutacağı model olarak, anne ve babasını alır.hareket,konuşma,tutum değer yargılarını taklit etmeye uğraşır.kızlar anneleriyle erkekler babalarıyla özdeşim kurarlar. Güçlü,kuvvetli bir babayla kendisini özdeş tutması çocuk için önemli bir güven kaynağıdır

8 Öte yandan kendini yetersiz bir modelle özdeşleştiren bir çocuk endişeli ve güvensiz olur Yapılan araştırmalar baba-çocuk ilişkisinin çocuğun bilişsel gelişimi ve okul başarısını büyük ölçüde etkilediğini vurgulamaktadır. Yine babanın yokluğu,pasifliği ya da ilgisizliği çocuğun kişilik yapısını ruh ve beden sağlığını büyük ölçüde etkileyebilir bazı uyum ve davranış problemlerine neden olabilir

9 ÖR VAKA: ‘A’, hiperkinesis ve okula uyumsuzluk gibi uyum ve davranış bozuklukları gösteren ilkokul 3. sınıfta okuyan ailenin tek çocuğudur.Babasından sözlerine ‘mutlak itaat’ dışında hiçbir yakınlık görmemiş ve aile içindeki mutsuzluğunu sınıf içinde arkadaşlarına saldırganlık biçiminde ifade etmiştir

10 Babanın pasif olduğu aile ortamları sadece çocuğun sosyal gelişimini etkilemekle kalmamakta özellikle erkek çocuklarda çeşitli cinsel kimlik karmaşalarına sebep olabilmektedir. Çocuğun sürekli anneyle birlikte olması zaman içinde onunla bütünleşmesine ve özdeşim modeli olarak anneyi almasına sebep olabileceğinden, erkek çocuk anne gibi olmak girişiminde bulunabilmektedir

11 Farklı anne baba tutumları Anne babanın çocuklarından bekledikleri davranış modeline uygun bir davranış içinde olmaları gerekir Uyumlu ve özgür bir aile ortamı içinde tutarlı ve sağlıklı ilişkiler içinde yetişen çocuk özerk bir birey olarak yetişkin yaşamına ulaşabilir

12 Bu nedenle anne babanın tutumu,gelişmekte olan bu çocuğa örnek model oluşturacağından kişiliğini etkiler ve özdeşim modellerinden edindiğini, benzer tutumları sergilemesiyle ortaya koyar Ör: yalan söyleme; akşam eve geç geldiğimizi babana söyleme diyorsa o çocuktan bir gün karne notunu düzeltme gibi yanlış bir davranışı bekleyebilmelidir

13 Anne baba çocuk üçgenindeki sorunların başlangıç noktası çoğu zaman anne babada düğümlenmektedir. Anne babanın çocuklarına yönelttikleri tutumların sağlıklı olması büyük ölçüde onların kendi içlerinde barışık dengeli huzurlu ve birbirlerine karşı sevgi ve saygılı olmalarına bağlıdır.

14 Bu ortamı olumsuz etkileyen faktörler arasında anne babanın kendi çocukluk yıllarında baskılı veya aşırı gevşek bir eğitim içinde büyümeleri eşleriyle mutlu bir yaşam içinde olamamaları,geç yaşta çocuk sahibi olmaları ve ailenin sosyo- ekonomik koşullarının iyi olmaması sayılabilir

15 Kendi çocukluk yıllarında engellenmiş bireyler, anne babalarından gördükleri yöntemlerle çocuklarını dizginleme,suçlama,aşağılama yollarını denerler. Bazı durumlarda da çocuklarına karşı aşırı gevşek ve yumuşak tutum içinde davranmalarına sebep olur ki böyle bir ortamda yetişen çocuklarda saldırgan ve isyankar davranışlara rastlanır

16 Araştırmalar Ana babaların destekleyici tutum ve davranışlarıyla ikna yoluyla denetim kurmalarının olumlu etkilerini vurgulamışlardır. Bu araştırmalara göre anne babaların denetimde ikna etme yolunu kullanmaları ve aynı zamanda destekleyici tutum ve davranışlar göstermeleri ile çocukların sağlıklı psikososyal gelişimi,ana babanın ahlak görüşünü benimseyerek

17 Onlarla özdeşleşmeleri ve ebeveynlerinin beklentilerine cevap vermeleri arasında olumlu ilişkiler bulunmuştur. Anne baba davranışları destekleyici ve denetleyici olarak özetlenebilir.

18 Destek sınıfı içine giren anne baba davranışları yakınlık ve ilgi göstermek sözle ve ya dokunarak sevgi belirtmek ve ortak faaliyetlerde bulunmak gibi çocuğun benliğini onaylayıcı davranışlardır. Denetleme sınıfında yer alan anne baba davranışlarının ortak niteliği çocuk ve gencin tutum ve davranışlarını değiştirmek amacıyla yapılan hareketler olmalarıdır

19 Bu sınıfa giren davranışlar 3 ayrı boyutta toplanır. Zor yoluyla denetleme Sevgi esirgeyerek denetleme İkna ederek denetleme

20 Farklı anne baba tutumları 1-Baskılı ve otoriter tutum 2-Gevşek tutum(çocuk merkezci) 3-Dengesiz ve kararsız tutum 4-Koruyucu tutum 5-İlgisiz ve kayıtsız tutum 6-Güven verici destekleyici ve hoşgörülü tutum

21 Baskılı ve otoriter tutum Aşırı baskılı ve otoriter tutum çocuğun kendine olan güvenini ortadan kaldıran,onun kişiliğini hiçe sayan bir tutumdur. Bu tutumda ebeveyn katı disiplin uygular Çocuk her kurala uymak zorunda bırakılır

22 Anne babadan birisi ya da her ikisinin baskısı altında olan çocuk sessiz,uslu,nazik,dürüst ve dikkatli olmasına karşılık,küskün silik çekingen,başkasının etkisinde kolay kalabilen aşırı hassas bir yapıya sahip olabilir

23 Zor yoluyla denetleme ve sevgi esirgeyerek denetleme boyutlarının egemen olduğu aşırı baskılı otoriter aile ortamında denetlenen çocuk hangi davranışın hangi tepkiyi alacağı hakkında bir fikre sahip değildir.dolayısıyla çocuğun kaygılı bir belirsizlik içinde aşırı isyankar veya aşırı boyun eğici olması mümkündür.

24 Suçlayan cezalandıran ve sürekli karışan anne babaların çocuklarının kolayca ağlayan çocuklar olduğu görülür. İsyankarlıkla birlikte aşağılık duygusu da gelişebilir.çünkü içinden geldiği gibi davranmak yerine olması gerektiği gibi davranmak şeklinde koşullandırılır.Dıştan denetimli bir kişilik oluşturur.

25 ÖR VAKA: Baba baskısının egemen olduğu evde yetişen 10 yaş erkek çocuğu, akşamları içkili olarak gelen babasının kapıdan içeri girdiğini duyunca yorganı başına çekip,kan ter içinde uyumaya çalışmaktadır.Arkadaşlarına karşı saldırgan olduğu için ilişkileri kötü olan,okulda başarısız,aşırı çekingen,çalma,yalan söyleme,tik gibi uyum ve davranış bozuklukları olan bir çocuktur.

26 Gevşek tutum(çocuk merkezci) Çocuk merkezci aileye genellikle orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde ya da çocuğun kalabalık yetişkinler grubu içinde yetişen tek çocuk olması halinde sıklıkla rastlanır. Böyle bir ortamda çocuk ailede inisiyatif sahibi tek kişidir ve onun isteklerine diğer aile bireyleri kayıtsız şartsız uyar

27 Anne baba ile çocuk arasında sağlıklı bir iletişimin bulunmaması onun doyumsuz bir birey olmasına neden olur( ör:pahalı oyuncaklar) O halde önemli olan,duygusal doyumdur.önemli olan anne baba ve çocuğun,rollerine,hak ve sorumluluklarına fırsat veren bir ortam içinde yaşamalarıdır. Evde ve dışarıda hüküm sürmek isterler

28 Aşırı şımartılmış bu çocuklar daha yaşamlarının ilk günlerinden itibaren her türlü ihtiyaçlarının karşılanacağı ve isteklerinin buyruk niteliği taşıdığı beklentisini geliştirmişlerdir. Bu çocuklar yetişkin olduklarında da toplumun vermediği hakları kendilerine tanımaya kalkışırlar Okul kurumundaki kurallar karşısında hayal kırıklığına uğrarlar ve kolay uyum sağlayamazlar

29 Dengesiz ve kararsız tutum Anne babanın dengesiz ve kararsız tutumu çocuğun eğitim ve gelişimini olumsuz etkiler. Buradaki dengesizlik ve tutarsızlık anne baba arasındaki görüş ayrılığında olabildiği gibi anne ve babanın gösterdiği davranış biçiminde de olabilir.

30 Annenin evet dediğine babanın hayır demesi gibi Bir diğer dengesizlik ve kararsızlık örneği anne veya babanın şahsında yaşanabilir. Böyle bir durumda çocuğa sözünü dinletmek için çaba sarf eden annenin önce yumuşak tonda konuştuğu sonra sesini yükselttiği,istediğini yapmadığı takdirde dövdüğü ardından diz çöküp özür dilediği görülür

31 Böyle bir durumda çocuk nasıl davranması gerektiğini bilemediğinden bazı iç çatışmaların,huzursuzlukların ardından dengesiz ve tutarsız olabilir

32 Koruyucu tutum Anne babanın aşırı koruması çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamına gelir.Bunun sonucunda çocuk diğer kimselere aşırı bağımlı,güvensiz,duygusal kırıklıkları olan bir kişi olabilir Bu bağımlılık yaşamı boyunca sürebilir ve aynı koruyucu tutumu eşinden de bekleyebilir

33 Daha çok anne çocuk ilişkisinde ortaya çıkan bu aşırı koruyuculuğun altında,annenin duygusal yalnızlığı yatmaktadır.anne bu şekilde kendi yalnızlığını ve mutsuzluğunu telafi etmektedir. Aşırı koruyucu yaklaşım çocuğun otonom(kendi kendini yöneten) bir birey olmasını engeller.

34 Çocuk kendini gruba kabul ettirmek için zaman zaman toplum dışı ve isyankar davranışlara başvurabilir. *Çocuğun yeterli kas gelişimine sahip olduktan sonra tuvaletini kendi *kendisine yapmasına *Kendi başına yemek yemesine *Kendi başına giyinip soyunmasına *Arkadaşlarının evine gitmesine ve davet etmesine fırsat vermeli

35 Bu onun kendine olan güvenini sağlayacak,psiko-sosyal olgunluğunun gelişimine yardımcı olacak ve otonom bir birey olarak gelecekte girişimci ve sosyal bir kişi olmasına imkan hazırlayacaktır.

36 İlgisiz ve kayıtsız tutum İlgisiz ve kayıtsız tutum,ana babanın,çocuğu yalnız bırakma,görmezlikten gelme şeklinde dışlaması anlamına gelir. Duygusal istismara yol açan böyle bir ortamda ana-baba-çocuk üçgeni arasında iletişim kopukluğu gözlenir. Ana-babanın ilgisizliğiyle çocuğun öğretmenine,arkadaşlarına ve yakın çevresindeki eşyalara verdiği zarar

37 ve suçluluk davranışı arasında yakın bir ilişki bulunmuştur. Yapılan araştırmalara göre ilgisiz ve kayıtsız ana baba tutumu çocuğun saldırganlık eğilimini güçlendirmektedir.

38 Güven verici destekleyici ve hoşgörülü tutum Ana babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları,onları desteklemeleri,çocukların bazı kısıtlamalar dışında,arzularını diledikleri biçimde gerçekleştirmelerine izin vermeleri anlamına gelir. Çocuk kabul edilmek ve onaylanmak ister.

39 Eğer aile ortamı ona kendi benliğini tanımlama özgürlüğü veriyorsa sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yönünde gelişir. Ana-babanın hoşgörüsünün normal bir düzeyde gerçekleşmesi,çocuğun kendine güvenen,yaratıcı,toplumsal bir birey olmasına yardım eder.

40 Böyle bir tutumda evde kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir.Bu sınırlar içinde çocuk özgürdür. Söz hakkı vardır. Duygu ve görüşlerine saygı duyulur. Sevgi ve teşvik görür. Yetişkinler tarafından dinlenir.Böyle bir ortamda çocuk gelişim yeteneğine sahip olur.Özgüven kazanır.Kendi kendine karar verip sorumluluk alır.

41 Sonuç olarak; Anne-babanın tutumları çocuğun kişiliğinin oluşumunda büyük önem taşır. Anne-baba-çocuk üçgeni,sevgi temeline dayanmalıdır. Özdeşim modeli olan anne-baba bilmelidir ki,çocuğa nasıl davranış türü uygularsa,benzer davranışı da onda görecektir.

42 İkna ederek denetlemeyi seçen anne-babanın çocuğu onların duygu,düşünce,değer ve beklentileri hakkında sebepleri ve sonuçlarıyla birlikte bilgi sahibidir. Anlaşılır ve tutarlı tepkilerin birikimi hangi davranışın sonuçlarının ne olacağını belirlemiştir.

43 .Dolayısıyla çocuk ve genç hem davranış seçimlerinde kendini özgür görebilir,hem de seçimleri hakkında kısıtlanacağından çekinmeden ana- babasına danışabilecek bir durumdadır.

44 Eğer Bir Çocuk; Hoşgörü ile yetiştirilmişse, sabırlı olmayı öğrenir. Desteklenip yüreklendirilmişse, kendine güven duymayı öğrenir. Övülmüş ve beğenilmişse, takdir etmeyi öğrenir. Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, adil olmayı öğrenir

45 Kabul ve onay görmüşse, kendini sevmeyi öğrenir. Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

46 Bunlar yerine eğer bir çocuk ! Sürekli eleştirilmişse, kınamayı ve ayıplamayı öğrenir. Kin ortamında büyümüşse, kavga etmeyi öğrenir

47 Alay edilip aşağılanmışsa,sıkılıp utanmayı öğrenir. Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse, kendini suçlamayı öğrenir

48 HAZIRLAYAN VE SUNAN MÜNİFER ABİÇ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMAN Kaynakça: Prof. Dr. Haluk Yavuzer ANA-BABA VE ÇOCUK


"ANNE ÇOCUK İLİŞKİSİ. Annenin çocukla ilişkisinin en önemli evresi doğumdan hemen önce başlayıp, doğumdan sonraki aylarda süregelen ilişkidir. Anne çocuk." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları