Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Aldığımız besinlerin kana geçecek şekilde küçük moleküllere dönüşmesine sindirim denir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Aldığımız besinlerin kana geçecek şekilde küçük moleküllere dönüşmesine sindirim denir."— Sunum transkripti:

1

2 Aldığımız besinlerin kana geçecek şekilde küçük moleküllere dönüşmesine sindirim denir.

3

4 SİNDİRİM ÇEŞİTLERİ Mekanik sindirim: Besinlerin molekül yapısının bozulmadan küçük parçalara ayrılmasına mekanik sindirim denir. Kimyasal Sindirim: Alınan besinlerin enzimler yardımı ile kana geçecek şekilde küçük moleküllere dönüşmesine kimyasal sindirim denir.

5 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI SİNDİRİM SİSTEMİ YARDIMCI ORGANLARI  AĞIZ  YUTAK  YEMEK BORUSU  MİDE  İNCE BAĞIRSAK  KALIN BAĞIRSAK  ANÜS  KARACİĞER  PANKREAS

6 AĞIZ  Ağızda dilimiz, dişlerimiz ve tükürük bezlerimiz vardır.  Dil ile besinlerin tadını algıladığımız gibi besinlerin ağızda karıştırılmasını ve yutağa itilmesini sağlarız.  Dişler besinleri parçalayarak mekanik sindirimini gerçekleştirir.  Tükürük bezleri salgıladığı tükürük içerisinde bulunan enzim ile karbonhidratların kimyasal sindirimini başlatır.

7 YUTAK YEMEK BORUSU  Besinlerin ağızdan yemek borusuna geçiş yeridir.  Küçük dil yutaktaki besinlerin soluk borusuna kaçmasını önler.  Yutak ile mide arasındaki bağlantı yeridir. Yirmi beş cm. Uzunluğu vardır.  Yemek borusunda hiçbir sindirim olayı olmaz.

8 MİDE  Sindirim sisteminin en geniş organıdır.  Kasılıp gevşeme hareketi yaparak mekanik sindirimi gerçekleştirir.  Salgıladığı mide öz suyu içinde bulunan asitler ve enzimler proteinlerin kimyasal sindirimini başlatır.

9 İNCE BAĞIRSAK  Mide ile kalın bağırsak arasında kalan kısımdır..  Yedi- sekiz metre uzunluğundadır.  Tüm besinlerin kimyasal sindirimi ince bağırsaklarda tamamlanır.

10 KALIN BAĞIRSAK  Kalın bağırsaklarda ince bağırsaklar tarafından emilemeyen su emilir.  Besin atıkları (posa) anüsten atılır.

11 SİNDİRİME YARDIMCI ORGANLAR KARACİĞER PANKREAS  Safra üreterek yağların mekanik sindirimine yardımcı olur.  Kanda bulunan zararlı maddeleri zararsız hale getirir.  Karbonhidratları glikojen şeklinde depolar.  Ürettiği pankreas özsuyu içinde bulunan enzimlerle tüm besinlerin sindirimini gerçekleştirir.  Ürettiği hormonlar ile kan şekerini düzenler.  Pankreas kimyasal sindirimin oluşmasını sağlayan birçok enzimi üretir.

12

13 Hormon İç salgı bezleri tarafından üretilen, kan dolaşımına salgılanan ve sadece hedef hücrelere etki yapabilen bileşiklere denir. Endokrin sistem Hormon adı verilen kimyasal aracıları salgılar. Belirli doku hücrelerindeki biyokimyasal reaksiyonları, iç ve dış değişime göre düzenlemek için mesajcı denilen etkin kimyasalları sentezleyen ve bunları kan dolaşımına veren bez veya beze şeklindeki kimi organ ve dokuların tümüne endokrin sistem denir..

14 Endokrin faaliyet alanları  Büyüme gelişme  Üreme  Davranış  Enerji üretiminin kontrolü  Metabolizma  Çevreye adaptasyon  Vücut sıvılarının hacim ve bileşimlerinin kontrolü  Sindirimin kontrolü

15 ENDOKRİN BEZLER ENDOKRİN BEZLER  Hipofiz bezi  Tiroid bezi  Paratiroid bezi  Adrenal Bez (Böbrek Üstü Bezleri)  Pankreasın Langerhans adacıkları  Testis ve ovaryum cinsellik bezleri

16 1) Hipofiz Bezi  Birçok hormonun salgısını idare eden bir bezdir.  Salgılarıyla diğer endokrin bezlerin çalışmasını düzenler.  Hipatalamus ön ve arka lob olmak üzere iki bölümdür.  Ön loba “adenohipofiz” arka loba ise “nörohipofiz” adı verilir.

17 2) Tiroid Bezi 2) Tiroid Bezi  Boyunda bulunan iki parçalı bir bezdir.  Tüm vücut hücrelerinin metabolizmasını etkileyerek enerji üretiminin ve metabolizmasının hızını ayarlar.  En önemli hormonlar, Tiroksin (T4) ve tiriyodotrinin (T3)’dir. Çocukların fiziksel ve mental gelişimleri için bu hormonlara ihtiyaç duyulur.

18 3) Paratiroid Bezleri  Tiroid çevresinde bulunan 4 adet bezdir. Parathormon: Kemik rezorbsiyonunu uyarır. Plazma Ca ++ seviyesini arttırır. PTH eksikliğinde hipokalsemi olur. Tetaniye dek varan kramplar gelişir. Genelde tiroid cerrahisinin komplikasyonudur.

19 4) Adrenal Bezler (Böbrek Üstü Bezleri)  Korteks ve Medulla denen iki kısmı var.  Korteksten steroid hormonlar (Mineralokortikoidler, Glükokortikoidler, Adrenokortikal androjenler),  Medulladan adrenalin ve noradrenalin salınır. Korteks Hormonlar Medulla Hormonları  Mineralokortikoidler Adrenalin (Epinefrin) Aldosteron Noradrenalin (Norepinefrin) Dezoksikortikosteron  Glükokortikoidler Kortizol (Hidrokortizon) Kortizon  Adrenokortikal androjenler

20 5) Pankreas Hormonları İnsülin:  Langerhans adacıklarından salınır.  Karaciğerde glükoz depolanmasını uyarır.  Glükozun hücreler tarafından kullanılmasını sağlar.  Kan şekerini düşürür.  Eksikliğinde Diyabetes MellitusGlukagon:  Karaciğerden glükoz salınımını arttırır.  Kan şekerini yükseltir.

21 6) 1.TESTİS HORMONLARI 2.OVER HORMONLARI  Testosteron: Androjendir. Testis leydig (interstisiel) hücrelerinden, az miktarda BÜB, çok az overlerden salınır. Erkekte sekonder seks karakterlerini geliştirir, sperm üretimi sağlar Kadında klitoris ve labium büyümesi.  Östrojenler: FSH ve LH etkisiyle salınır. Adet döngüsünün ilk yarısında ovumdan, 2. yarısında korpus lutheumdan salınır.  Estrodiol:  Estrodiol: Kadınlarda dişi seks karakterlerinin gelişimi,Oogenezin uyarılması, Gebelikte, progesteronla birlikte uterus ve meme bezi gelişimi... Süt salınımının baskılanması  Progesteron: Korpus lutheum ve gebelikte plasentadan salınır. Adet döngüsünün sekretuar fazında etkilidir.Vücudu gebeliğe hazırlar ve gebeliğin devamını sağlar.

22

23 Dolaşım sistemi: a) Kan, b) Kalp, c) Damarlardan oluşur.

24 KANIN YAPISI  Kan hücreleri a) Alyuvar b) Akyuvar c) Kan pulcukları  Kan plazması

25 KAN HÜCRELERİ 1) ALYUVARLAR (ERİTROSİTLER): Kırmızı kemik iliğinde üretilir.Yapısındaki hemoglobin kanın kırmızı rengini verir.Oksijeni hücrelere, hücrelerde oluşan karbondioksiti akciğere taşır. 1 milimetre küp kanda yaklaşık 4-5 milyon tanedir. Çekirdeksizdir. Yaklaşık 120 gün yaşar. Dalak ve karaciğerde parçalanır.

26 2) AKYUVAR (LÖKOSİT) Beyaz renkli,çekirdekli hücrelerdir. Sarı kemik iliği, karaciğer, dalak ve lenf düğümlerinde üretilir. Vücudu mikroplara karşı korur. Yaklaşık 1 mm kanda 8-10 bin tane olur. Mikrop vücuda girince sayıları artar.

27 3) KAN PULCUKLARI (TROMBOSİTLER) Alyuvar ve akyuvar hücrelerinden daha küçüktür. Kanın pıhtılaşmasını sağlar. 1mm kanda bin kadar bulunur. kırmızı kemik iliğinde büyük hücrelerin parçalanması ile oluşur.

28 KAN PLAZMASI (SERUM) Kan hücrelerinin içinde bulundukları,sıvı kan plazması(serum)dır.Kan plazmasının %90 ı su,%10 u ise protein,yağ ve karbonhidrattan içeren sarı renkli bir sıvıdır. Kan plazması, kanın sıvı kısmıdır. Plazma hafif sarı renklidir. İçinde su, kan proteinleri, tuzlar (elektrolitler), glukoz, hormonlar, çeşitli metabolizma artıkları, lipitler bulunur. Oksijen ve karbon dioksit alyuvarlardaki hemoglobin tarafından taşınır ama az miktarda plazmada da bulunurlar.

29 KANIN GÖREVLERİ Sindirilmiş besinleri ve oksijeni vücut hücrelerine taşır. besinlerin yanması sonucu oluşan CO 2 yi akciğere, azotlu atıkları karaciğer ve böbreklere taşır. Dokuların su dengesini korur ve vücut ısısını düzenler. Vücudu mikroplara karşı korur. Vücut sıvılarının asit-baz dengesini düzenler. Hormonları üretildikleri yerlerden görev yerlerine taşırlar.

30 KAN GRUPLARI Sıfır(0) grubu - A grubu - B grubu - AB grubu olmak üzere dört kan grubu vardır. Kan hastalıkları Lösemi (kan kanseri) hemofili, kanın pıhtılaşmaması, anemi (kansızlık) Alyuvar azlığı kan yolu ile bulaşan hastalıklar: AİDS -tetanos-sıtma-kuduz-tifüs- veba-hepatit b ve c

31 KALP Kalp insanın göğüs boşluğunda iki akciğer arasında ve göğüs kemiğinin arkasında yer alır. Ergin kadında ortalama 230 – 280 gr, erkekte gr ağırlığındadır. İnsan kalbi herkesin kendi yumruğu büyüklüğündedir

32 Kalp kırmızı kas dokusundan yapılmıştır.Kalbin sol tarafında temiz kan, sağ tarafında kirli kan bulunur.Üstte sol kulakçık, sağ kulakçık; altta sol karıncık, sağ karıncık yer alır. Kulakçıklarla karıncılar arasında tek yönlü geçişe izin veren kapakçılar vardır. Kalbe kan getiren damarlar kulakçıklara açılırlar. Kulakçıklar, kalbe gelen kanın toplandığı odacıklardır. Kulakçıklara kan getiren damarlar toplardamarlardır. Kalpten vücuda kan götüren damarlar karıncıklardan çıkarlar. Vücuda kan götüren bu damarlar atardamarlardır.Temiz kan: Besin ve oksijen bakımından zengin olan kana denir. Kirli kan: Besin ve oksijen bakımından fakir olan kana kirli kan denir.

33 KALBİN ÇALIŞMASI Kalbimiz yaşadığımız sürece sürekli kasılıp gevşeyerek çalışır. Kulakçık ve karıncıkların kasılıp gevşemesi birbirine zıttır. Kulakçıkların her ikisi aynı anda kasılırken karıncıklar gevşeme durumuna geçer.Kalbin her odacığı kasılma sırasında içindeki kanı pompalar. Gevşeme sırasında ise kanla dolar. Kirli kan akciğerlere, temiz kan ise vücuda pompalanır.

34 KALBİN GENEL YAPISI

35

36 KAN DOLAŞIMI  Besin maddelerini ve oksijeni dokulara taşır.  Metabolizma sonucu oluşan artık madde ve CO2’i dokulardan uzaklaştırır.  Hormonları taşır.  İç dengeyi (Homeostasi) sağlar.  Su ve tuz dengesini ayarlar.  Vücut direncini sağlar.  Sindirim ürünlerini taşır.  Vücut sıvılarının PH’ını düzenler.  Boşaltım ürünlerini taşır.  Pıhtılaşmayı sağlayarak kan kaybını önler.  Vücut ısısını düzenler.  Bağışıklığı sağlar. Kan dolaşımı ikiye ayrılır:

37 1-BÜYÜK KAN DOLAŞIMI: Sol ventrikül kasılıp içindeki temiz kanı aortaya pompalar. Aorta ve ondan kaynaklanan pek çok yan ve uç dal, bu kanın dokular düzeyindeki kılcal damarlara ulaşmasını sağlar. Kılcal damarlar düzeyinde doku ile temiz kan arasında madde alışverişi gerçekleştikten sonra, kan kılcalları terk edip toplardamarlara girer.

38 Toplardamarlardaki kan halk arasında “Pis kan” olarak bilinmektedir. Pis sözcüğünün bilimsel bir yanı olmadığı gerçektir. Bu nedenle toplardamar kanı için, pis deyimi yerine karbondioksit ve hücre metabolizması artıkları yönünden zenginleşmiş kan dersek, konuyu daha bilimsel bir açıdan ele almış oluruz. Vücuttaki bütün toplardamarlar, sonunda “Vena kava süperior” ya da “Vena kava inferior” a boşalırlar. Vücudun bütün toplardamar kanını toplayan bu iki büyük toplardamar sonunda kalbin sağ atrium denilen odacığına açılır. Böylece büyük kan dolaşımı tamamlanmış olur.  Sol karıncık → AORT → Vücut damarları → Kirli kan → Alt ve üst ana toplardamar → Sağ kulakçık

39 2-KÜÇÜK KAN DOLAŞIMI : Sağ ventrikül kasılarak içindeki pis kanı pulmoner delikten geçirerek, trunkus pulmonalise pompalar. Bilindiği gibi trunkus pulmonalis, biraz yukarıda sağ ve sol akciğerlere giden iki dala ayrılır. Böylece sağ ventriküldeki pis kan, özellikle karbondioksit yönünden temizlenip oksijen yönünden zenginleşmesi için akciğerlere ulaşmış olur.

40 Akciğerlere gelen kan, buradaki hava keseciklerinin duvarlarındaki (alveol septumları) kılcal damarlara yayılır. Bu düzeyde akciğer have keseciklerindeki temiz hava ile kılcallardaki kan arasında büyük bir hızla gaz alışverişi gerçekleşir. Kan karbondioksidini akciğer havasına verirken, ondan oksijeni alır. Böylece vücudun karbondioksitten zengin toplardamar kanı, akciğerlerde karbondioksitini azaltıp oksijenden zenginleşerek, atardamar kanma, yani temiz kana dönüşmüş olur. Akciğerlerde atardamar kanı haline gelmiş olan kan, daha sonra pulmoner venalar denilen dört toplardamar aracılığıyla kalbin sol atrium denilen odacığına taşınır. Böylece küçük dolaşım da son bulmuş olur.  Sağ karıncık → Akciğer atardamar → Akciğerler → Temiz kan → Akciğer toplardamarı → Sol kulakçık

41 LENF DOLAŞIMI : Vücuttan toplanan lenf iki yoldan dolaşıma katılır. 1.Yol: Bacaklardan ve bağırsaklardan toplanan lenf damarı kilüs borusuna oradan Peke sarnıcı denilen keseye gelir. Buradan en büyük lenf damarı olan Göğüs kanalı lenf damarına açılır.Göğüs lenf kanalından Sol köprücük altı toplardamarına buradan Üst ana toplardamarına açılır. Ve buradan da kalbin sağ kulakçığına gelerek lenf kalbe gelir.

42 2. Yol: Sağ kol, başın sağ yarısı ve göğüs bölgesinin sağ yarısından toplanan lenf damarları, boyun bölgesindeki büyük lenf damarına açılır. Buradan sağ köprücük altı toplar damarına bağlanır ve bu bölgelerden toplanan lenf, üst ana toplardamar yoluyla kalbin sağ kulakçığına açılır.

43 A) İSKELET SİSTEMİ B) KAS SİSTEMİ

44 A.İSKELET SİSTEMİ Vücuda destek olup koruyan, kaslarla bağlanarak hareketi sağlayan yapıya iskelet denir. İskeletin görevleri şunlardır;  Kaslara ve iç organlara bağlanma yüzeyi sağlar  İç organları dış etkenlere karşı korur.  İhtiyaç duyulan bazı inorganik maddeleri depolar.  Kemiklerin içindeki ilik dokusu, alyuvar ile bazı akyuvarı üretir.  Vücudun dik durmasını sağlar.

45 İskeletimizi oluşturan kemikler, dış görünüşleri bakımından; a) Uzun Kemik: Kol- bacak, parmak kemikleri b) Yassı Kemik: Kafatası, kürek, kaburga, kalça kemikleri c) Kısa Kemik: Omurlar olmak üzere üç çeşittir. Tüm kemiklerde; Sıkı(dolgun) kemik, gevşek (süngerimsi) kemik olmak üzere iki çeşit doku vardır.

46 Kemiğin Yapısı Yapısında organik ve inorganik maddeler bulundurur. Organik maddeler sinirler ve kan damarlarıdır. İnorganik maddeler ise kalsiyum, potasyum, ve sodyum tuzlarıdır. Bu maddeler kemiğe sertlik vermektedir. Kemiğin dış kısmında kalınlaşmasını ve onarılmasını sağlayan kemik zarı (Periost) bulunur. Gövde kısmı ile kemik uçlarının dış kısmı sıkı kemiktir. Kemik uçlarının içi süngerimsi kemiktir. Süngerimsi kemik dokusunda kırmızı ilik bulunur. Kemik gövdesinin ortasındaki kanalda sarı kemik iliği bulunur.

47 İskeletin Kısımları İnsan iskeleti yaklaşık kemikten oluşmuştur. 1. Baş 2. Gövde 3. Üyeler iskeleti olmak üzere üç grupta incelenir.

48 1. Baş İskeleti Beyin ve iç kulağı örten kafatası iskeleti ve çene, burun, gözde bulunan yüz iskeleti olmak üzere ikiye ayrılır. Kafatası iskeletinde bulunan kemikler birbirine oynamaz eklemlerle bağlanarak, beyini tamamen kapatarak korurlar. Yalnız omurilik ve sinirlerin giriş- çıkışını sağlayan delikler vardır. Baş iskeletinde yalnızca alt çene kemiği hareketli eklemlerle şakak kemiğine bağlı olarak hareket edebilir. Kemik zarı altında ince bir tabaka halinde sıkı kemik dokusu bulunur. Sarı kemik iliği ve diğer kanallar bulunmaz. Ortası süngerimsi kemik dokudur.

49 2. Gövde İskeleti Omurga, kaburga, göğüs, omuz ve kalça kemiklerinden Oluşmuştur. Omurga; boyundan başlayıp kuyruk sokumuna kadar devam eder. Hafif "S" şeklindedir. Üst üste gelen 33 omurdan oluşmuştur. Boyun (7 omur), sırt (12 omur), bel (5 omur), sağrı (5 omur), kuyruk sokumu (4 omur) olmak üzere beş bölgeye ayrılır. Omurların omur delikleri birleşerek omurga kanalını oluştururlar. Omurga kanalında omurilik bulunur. Göğüs kemiği; vücudun göğüs bölgesinde yer alan yassı bir kemiktir. 12 çift olan kaburgaların ilk yedi çifti kıkırdak uçları ile göğüs kemiğine bağlanırlar. 8., 9. ve 10. kaburgalar ise önce birbirlerine sonra 7. çift kaburgaya bağlanırlar. 11. ve 12. kaburga kemiklerinin uçları boştadır. Bunlara "yüzücü kaburgalar" denir. Omuz kemeri; iki köprücük kemiği ve iki kürek kemiğinden oluşmuştur.Kalça kemiği; kalça, omurga ve çatı kemiklerinden oluşur. Kalça kemikleri omurganın sağrı bölgesindeki omurlarla birleşerek "leğen" denilen yapıyı oluştururlar.

50 3. Üyeler İskeleti  Kol ve bacaklardaki kemiklerin tümüne "üyeler iskeleti" denir.  Kollarda yukarıdan aşağıya doğru;  Uyluk kemiği (1)  Dizkapağı kemiği (1)  Baldır- kaval kemiği (2)  Bilek kemiği (7)  Tarak kemiği (5)  Parmak kemiği (14)  olmak üzere toplam 30 adet kemik bulunur.

51 EKLEMLER Kemikleri birbirlerine bağlayan yapılara EKLEM adı verilir.Bacağımızı her büktüğümüzde ya da yumruğumuzu her sıktığımızda eklemlerimiz çalışır. Eklemlerimiz,kemiklerin birleştiği yerlerde bulunur. Onlar olmadan,vücudumuz hareket edemez ve dimdik dururdu.Eklemlerin çoğu kapı menteşesinin kapıyı açıp kapaması gibi,kemiklerin serbestçe hareket etmesini sağlarlar.

52

53 Eklem Çeşitleri 1. Oynar ( hareketli) eklemler 2. Yarı oynar yarı hareketli )eklemler 3. Oynamaz ( hareketsiz) eklemler

54

55

56

57 2) KAS SİSTEMİ Kaslar insanın vücut ağırlığının %40-50'sini oluştururlar. Vücut şeklinin korunmasını, desteklenmesini, sindirim, dolaşım, boşaltım sistemlerinin çalışması faaliyetleri bu organları oluşturan kaslar sayesinde gerçekleştirilir. Kaslar, kas hücrelerinden oluşur. Kas hücreleri birleşerek kas liflerini, kas lifleri de kasları oluştururlar. Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.

58 İnsanda yapı ve çalışma bakımından üç çeşit kas bulunur: 1) Düz kaslar (beyaz kaslar) 2) Çizgili (iskelet) kaslar (kırmızı kaslar) 3) Kalp kasları

59 1. Düz Kaslar Mekik şeklindeki hücrelerden oluşurlar. Sarkolemma denilen hücre zarları vardır. Sarkoplazma denilen sitoplazmalarında kasılmayı sağlayan ve boyuna uzanan, miyofibril denilen iplikçikler bulunur.Hücreleri yanyana gelerek demetler meydana getirirler. Düz kaslar, isteğimiz dışında (istemsiz) çalışırlar. Bu nedenle çalışmaları yavaş, düzenli ve uzun sürelidir. Sindirim, dolaşım, solunum ve üreme organlarının yapısında bulunur. Organın görevine göre uzunlamasına, halka ve çapraz şeklinde düzenlenerek organların peristaltik hareketlerini sağlar.

60 2. Çizgili Kaslar Birden fazla çekirdekleri vardır. Çekirdekleri hücrenin zarına yakın yerlerde bulunur. Çizgili kaslar, isteğimizle (istemli) çalışırlar. Düz kaslara göre daha hızlı çalışırlar fakat çabuk yorulurlar. Çizgili kas hücrelerinin sitoplazmalarındaki miyofibriller düz kaslardan farklı olarak açık ve koyu renkli bantlar şeklinde dizilmişlerdir. Bunlar aktin ve miyozin ipliklerinin oluşturdukları bantlardır. Miyofibrillerin oluşturdukları kas telleri birbirlerine bağlanarak kas demetlerini meydana getirirler.

61 Çizgili kas kasıldığında; o "Z" bantları birbirine yaklaşır. o "I" bandı kasılır. o "A" bandı değişmez. o "H" bandı yok olur. o Kasın boyu kısalırken, hacmi değişmez. İskelet kaslarının çoğu çiftler halinde ve birbirlerine zıt olarak çalışırlar. Bu tür kaslara antagonist kaslar denir. Antagonist kaslarda biri kasılırken diğeri gevşer. Bacağın, kolun, omuzun hareketleri antagonist kaslarla sağlanır. Sırt ve karın kasları aynı yönde kasılır ve gevşer.

62 3. Kalp Kası İsteğimiz dışında çalışan çizgili kastır. İskelet kaslarından farklı olarak kalp kası hücreleri tek çekirdeklidir. İskelet kaslarından daha yavaş kasılır. Ritmik kasılır, yorulmaz.

63 KAS ÇEŞİTLERİ

64 Hücrede besinlerin oksijenle parçalanarak enerji üretilmesi olayına solunum denir. Besin + oksijen karbondioksit + su + enerji Kısaca canlılar yaşayabilmek için oksijen alıp karbondioksit verirler. Bu olaya solunum, solunumu gerçekleştiren sisteme de solunum sistemi denir.

65 Solunum sistemi organları  Burun  Yutak  Gırtlak  Soluk borusu  Akciğer  Diyafram  Göğüs kasları

66

67 BURUN İnsanda solunum sistemi burunla başlar. Burnun yapısında kıllar, mukuslu yüzey yüzeye yakın kılcal damarlar bulunur. YUTAK Ağız ve burun boşluğunun birleştiği yerdir.Alınan havanın soluk borusuna, besinlerinde yemek borusuna geçmesini sağlar. GIRTLAK Yutaktan gelen havayı soluk borusuna iletir. Kıkırdak yapıdadır ve ses telleri burada bulunur.

68 Soluk borusu (trake) Yutak ile akciğer arasında bulunur. Akciğere hava iletimini sağlar. Kıkırdak halkalı yapıdadır.

69 Soluk borusu akciğerin üzerinde ikiye ayrılarak bronşları oluşturur. Bronşlarda akciğer içinde dallanarak bronşçukları oluşturur.

70 AKCİĞERLER Solunum sisteminde gaz değişiminin yapıldığı organdır. Üzerinde alveol adı verilen hava kesecikleri bulunur. ALVEOL

71 DİYAFRAM VE GÖĞÜS KASLARI Diyafram kası, göğüs boşluğuyla karın boşluğunu birbirinden ayırır.Akciğere hava giriş çıkışını kolaylaştırırlar. diyafram

72 Soluk alma  Göğüs kasları ve diyafram kasılır.  Göğüs boşluğunun hacmi artar.  Akciğer genişler.  Oksijence zengin hava içeri girer.  Oksijen kana, karbondioksit hava keseciklerine geçer.

73 Soluk verme  Göğüs ve diyafram kasları gevşer.  Göğüs boşluğunun hacmi azalır.  Akciğer küçülür.  Kirli hava dışarı atılır.

74

75 Hücrelerde metabolizma sonucu oluşan artıkların dışarı atılmasına boşaltım denir.

76 İNSANDA BOŞALTIM SİSTEMİ İNSANDA BOŞALTIM SİSTEMİ İnsan boşaltım sisteminin başlıca organları böbrekler, idrar kanalları ve idrar torbasıdır. Her böbrekten çıkan birer adet idrar kanalı (üreter), idrar torbasına (mesane) bağlanır. İdrar torbası da idrar kanalı (üretra) ile dışarı bağlanır. Böbrek, dıştan içe doğru kabuk (=korteks), bunun altında yer alan öz (=medulla) bölgesi ve havuzcuktan (pelvis) meydana gelmiştir. Böbrekte görev yapan temel birim nefrondur. Bir böbrekte yaklaşık 2- 2,5 milyon nefron bulunur.

77 1. Nefronlardan Kanın Süzülmesi Böbreklere gelen kanın süzülmesi boşaltım kanalcığının başlangıcındaki kılcal damar ağından süzülür. Bu süzülme tamamen fizikseldir. Kılcal damarlardaki yüksek kan basıncı, kan plazmasının bir kısmının boşaltım kanalcığına geçmesine sebep olur. Bu geçiş olayına süzülme denir. Boşluğa geçen sıvıda inorganik tuzlar, glikoz, üre ve su gibi maddeler bulunur. Sağlıklı bir insanda yaklaşık bir günde 180 lt lik sıvı süzülür. Bu kan basıncına bağlı olarak değişir.

78 2. Geri Emilim ve İdrar Oluşumu Eğer boşaltım kanalcığına süzülen sıvı aynen dışarı atılsaydı vücut çok miktarda su ile birlikte glikoz, amino asit, ve inorganik tuzlar gibi faydalı maddeleri de kaybetmiş olurdu.

79 Fakat durum böyle değildir. Süzülen sıvı içindeki faydalı maddeler ve suyun büyük bir bölümü kanalcık hücreleri tarafından emilerek tekrar kana geri verilir. Su dışındaki diğer maddeler çoğunlukla aktif taşımayla geri emilir. Emilen su miktarı vücudun o sıradaki ihtiyacına bağlı olup hipofizden salgılanan “antidiüretik”(vazopressin) hormon tarafından ayarlanır. Süzülme ile bütün maddeler Bowman kapsülüne geçemezler kanalcık hücrelerini saran kılcal damarlardaki bu maddeler (H+ ve NH+4) aktif taşıma ile kanalcığa geçirilerek idrar oluşturulur. Bu olaya salgılama veya aktif boşaltım denir.

80 Belirli bir pH’ta olan idrarda su, üre, ürik asit vardır. İdrar öz bölgesindeki toplama kanallarından havuzcuğa boşalarak idrar kanalı ile idrar torbasında biriktirilir ve zaman zaman idrar torbası düz kaslarının otonom çalışmasıyla dışarı atılır.

81 3. Böbreğin Düzenleyici Rolü Böbrekler, kanın bileşimini, pH derecesini, ve vücuttaki su, sodyum ve potasyum gibi maddelerin miktarını düzenlemede görev yaparlar. Ayrıca doku sıvısındaki su ve tuz miktarını düzenler. Böbreklerin bu düzenlemede görevini yapmasında böbrek üstü bezlerinden salgılanan “aldosteron” ve hipofiz bezinin salgıladığı “antidiüretik” hormonun etkisi büyüktür.

82 4. Böbreğin Görevleri  Metabolizma artıkları ve zehirli maddeleri atmak.  Organizmanın su dengesini ayarlamak.  İç ortamın iyon dengesini düzenlemek.  Kan plazmasının osmotik basıncını düzenlemek.  Organizmanın asit – baz dengesini düzenleyerek kan PH sının 7,4 te kalmasını sağlamak.

83 Boşaltımda Kullanılan Hormonlar  ADH (Antidiüretik Hormon :Vücudun su ihtiyacına bağ­lı olarak, idrarla fazla su atımını önler.  Aldosteron : Atılacak mineral miktarını düzenler.

84 İnsan sinir sistemi, insan vücudundaki en karmaşık yapıdır ve 100 milyondan fazla sinir hücresinin bir araya gelerek oluşturduğu bir sistemdir.

85 Yapısal olarak, sinir dokusu sinir hücreleri (nöron) ile nöronları destekleyip besleyen, nöronların etrafındaki örtüleri oluşturan glial (nöroglia) hücrelerden oluşmuştur. Yapısal olarak, sinir dokusu sinir hücreleri (nöron) ile nöronları destekleyip besleyen, nöronların etrafındaki örtüleri oluşturan glial (nöroglia) hücrelerden oluşmuştur.

86 Nöronlar, karmaşık morfolojik özelliklere sahip olan fonksiyonal birimlerdir. Nöronlar, karmaşık morfolojik özelliklere sahip olan fonksiyonal birimlerdir. Bireyin vücudunun iç ve dışından gelen uyarıları (bilgileri) alarak ilgili organa (kas, bez vs.) taşır, nörotransmitterler ve haberleşmeyi sağlayan diğer molekülleri sentezler. Bireyin vücudunun iç ve dışından gelen uyarıları (bilgileri) alarak ilgili organa (kas, bez vs.) taşır, nörotransmitterler ve haberleşmeyi sağlayan diğer molekülleri sentezler. Nöronların çoğu 3 bölümden oluşur: Çevreden gelen uyarıları alan, çok sayıda ve kısa olan, özelleşmiş uzantılar (dendrit); hücreye gelen uyarıları başka bir hücreye taşıyan, tek ve uzun olan (akson-eksen) ve hücre gövdesidir (perikaryon; peri-çevre, karyon-nukleus). Nöronların çoğu 3 bölümden oluşur: Çevreden gelen uyarıları alan, çok sayıda ve kısa olan, özelleşmiş uzantılar (dendrit); hücreye gelen uyarıları başka bir hücreye taşıyan, tek ve uzun olan (akson-eksen) ve hücre gövdesidir (perikaryon; peri-çevre, karyon-nukleus). Akson, nöronların çoğunda gözlenen tek bir uzantıdır, sinir uyarılmasını başka bir sinir hücresine-kas hücresine-bez hücresine iletmek için özelleşmiştir. Bütün aksonlar, perikaryondaki akson tepeciği adı verilen ve piramit şeklindeki bir bölgeden çıkar. Akson, nöronların çoğunda gözlenen tek bir uzantıdır, sinir uyarılmasını başka bir sinir hücresine-kas hücresine-bez hücresine iletmek için özelleşmiştir. Bütün aksonlar, perikaryondaki akson tepeciği adı verilen ve piramit şeklindeki bir bölgeden çıkar.

87 Aksonun plazma zarına aksolemma, içini dolduran sitoplazmaya aksoplazma adı verilir.Aksoplazmada birkaç mitokondri,mikrotübül, nörofilamentler, granülsüz endoplazmik retikulum (DER) bulunur, poliribozom ve granüllü endoplazmik retikulum (RER) bulunmaz.Bu durum, aksonun bazı ihtiyaçları açısından hücre gövdesine bağımlı olduğunu gösterir.Büyük moleküller ve organeller hücre gövdesinde sentezlenerek akson boyunca ileriye doğru iletilir. Vakuoller çift yönlü iletilirler.Bu olayda ATPaz aktivitesi olan 2 protein rol oynar; dinein (geriye akım ile ilgili) ve ileriye akımı uyaran kinezin.

88 Aksonların çoğunun üzerinde miyelin kılıf denilen bir örtü vardır. Miyelin kılıf, uyarının hızlı taşınmasını sağlar ve Schwann hücreleri denilen bir çeşit nöroglia hücresi tarafından oluşturulur.Schwann hücreleri miyelin kılıf üzerinde sürekli olmayan Schwann kılıfını oluştururlar. Miyelin tabakanın devam etmediği yerler Ranvier boğumları adını alır. Akson, perikaryondan uzak bölgelerde genellikle dallanır ve uçlarda düğme şeklinde genişlemiş bölgeleri vardır. Bu bölgeler, başka sinir hücreleri ya da sinir hücresi olmayan hücrelerle etkileştikleri, bilgiyi aktardıkları sinaps bölgeleridir.

89 Nöronlar ve uzantıları büyüklüklerine, şekillerine ve işlevlerine göre sınıflandırılırlar. Çok kutuplu (multipolar) nöronlar, bir aksonu ve çok sayıda dendritleri olan sinir hücreleridir. Çift kutuplu (bipolar) nöronların bir akson ve bir dendriti vardır. Yalancı çok kutuplu (pseudounipolar) nöronlarda, hücreden tek bir uzantı çıkar, sonra T harfi şeklinde 2 kola ayrılır.

90 Nöronlar, fonksiyonel rollerine göre de sınıflandırılırlar: Motor (efferent-götürücü) nöronlar, kas fibrili, eksokrin ve endokrin bezleri kontrol ederler. Duysal (afferent-getirici) nöronlar, vücuttan ve çevreden gelen uyarıları alırlar. İnternöronlar (ara nöronlar), nöronlar arasındaki bağlantıyı sağlarlar.

91 Sinir sistemi anatomik olarak ikiye ayrılır; beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemi ile sinir fibrilleri ve küçük sinir hücrelerinin gruplarından oluşan periferik sinir sistemi.

92 MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ Merkezi sinir sistemi 100 Merkezi sinir sistemi 100 milyondan fazla nörondan milyondan fazla nörondan oluşmuştur. Gelen sinyaller oluşmuştur. Gelen sinyaller dendritlerdeki veya hücre dendritlerdeki veya hücre gövdesindeki sinapslar aracılığı ile gövdesindeki sinapslar aracılığı ile nörona girer. nörona girer. Tüm sinir sistemindeki yapısal ve Tüm sinir sistemindeki yapısal ve fonksiyonel merkezleri ifade eder. fonksiyonel merkezleri ifade eder. Beyin, beyincik ve omurilikten Beyin, beyincik ve omurilikten oluşur. oluşur. Histolojik kesitlerde beyin Histolojik kesitlerde beyin (serebrum), beyincik (serebellum) (serebrum), beyincik (serebellum) ve omurilikte (medulla spinalis), ve omurilikte (medulla spinalis), beyaz (ak madde) ve gri (boz beyaz (ak madde) ve gri (boz madde) renkli bölgeler görülür. Bu madde) renkli bölgeler görülür. Bu durum miyelinin farklı dağılımından durum miyelinin farklı dağılımından ileri gelir. ileri gelir.

93 BEYİN Ön beyin, beyincik, omurilik soğanı olmak üzere üç kısımda incelenir. ÖN BEYİN Yapısı: Kafatası kemiklerinin içindedir.İki yarım küreden meydana gelmiştir.Çok sağlam üç katlı zarla örtülüdür.Dış kısmı girintili çıkıntılıdır.Çıkıntılar beyin yüzeyinin genişlemesini sağlar.Sinir hücreleri bu geniş yüzeye yayılmıştır.Dış kısmında boz madde, iç kısmında ise ak madde görülür.Kütlesi, ortalama gramdır.

94 Görevleri: 1.Duyu organlarından gelen uyarıları alır ve cevaplandırır. 2.Organların istemli hareketlerini yönetir; Sağ yarım küre sol yanımızdaki organları, Sol yarım küre de sağ yanımızdaki organlarımızı yönetmektedir. 3.Konuşma, yazma, anlama, hatırlama ve zeka merkezidir. 4.Ayrıca alışkanlık hareketleri (yüzme, araba kullanma …) önce beyin tarafından denetlenir.İyice öğrenildikten sonra omuriliğin denetimine geçer.Vücut sıcaklığını, su dengesini, kan basıncını, uyku ve iştahı ayarlayan merkezler de beyindedir.

95 BEYİNCİK Yapısı: Beyinin arka tarafında, beyin ile omurilik soğanı arasında yer alır.Üzeri, kıvrımlı bir zarla kaplıdır. Görevleri: Kulaktaki yarım daire kanallarından aldığı mesajlara göre vücudun dengesini sağlar.Kasların düzenli hareketleri de beyincik tarafından kontrol edilir.

96 OMURİLİK SOĞANI Yapısı: Beyin ile omurilik arasında bulunur.Omuriliğin devamıdır.Üstü düzdür. Görevleri: Omurilikten gelen sinirler, omurilik soğanından geçerek beyne ulaşırlar.Omurilik soğanında refleksler (kalp atışı, öksürme, emme, solunum, sidik çıkarma vb.) kontrol edilir. Omurilik soğanı

97 OMURİLİK Yapısı: Omurga kanalının içinde uzanır.Düz ve beyaz renkli sinir tellerinden oluşmuştur.Omurilikten sağ ve sol tarafa doğru ve çapraz olarak 31 çift sinir çıkar. Görevleri: 1.Refleks hareketlerini düzenler. 2.Omurilik, alışkanlık hareketleri ile de ilgilidir. 3.Beyinden gelen istemli hareket emirlerini organlara, vücuttan gelen uyartıları da beyne iletir. Refleks: İsteğimiz dışında, ani olarak yapılan hareketlere denir. Göz bebeğinin ışık şiddetine göre büyüyüp, küçülmesi, göz kapağının kırpılması, öksürme, aksırma gibi refleksler doğuştan vardır.Beyin tarafından yönetilen refleksler, bilinçli reflekslerdir. Omurilik

98 ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ Beyin ve omurilikten çıkan ve onları vücuttaki tüm alıcı ve uyarılan dokulara bağlayan sinirlere çevresel sinir sistemi denir.Kafatası ve omur sinirleri hücre gövdesi,dentrit ve aksondan oluşur. Hücre gövdesi omurilik ve beynin kenarında kümelenerek ganglionlar oluşturulur

99 Sempatik Sistem: Sempatik sistemin hücre gövdesi omuriliğin içerisinde bulunur.Buradan çıkan sinir lifleri omurilik çevresinde sempatik gangliona girer ve buradan sinaps oluşturarak yeniden bir akson aracılığıyla gideceği organa ayrılır.Otonom sistemin sempatik lifleri ter bezlerine, tüyleri dikleştiren kaslara,tükrük bezlerine ve gözün irisine giderler. Parasempatik Sistem: Parasempatik liflerin ganglionları sinir verdiği organın yanında bulunur. Sempatik lifler gibi otonom olarak çalışanorganlara lif verir.Nervus Vagus`ta parasempatik bir lifin parçasıdır.

100

101


"Aldığımız besinlerin kana geçecek şekilde küçük moleküllere dönüşmesine sindirim denir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları