Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

POST KEYNESYEN YAKLAŞIM YENİ KEYNESYEN YAKLAŞIM ÇAĞDAŞ KEYNESYEN YAKLAŞIM.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "POST KEYNESYEN YAKLAŞIM YENİ KEYNESYEN YAKLAŞIM ÇAĞDAŞ KEYNESYEN YAKLAŞIM."— Sunum transkripti:

1 POST KEYNESYEN YAKLAŞIM YENİ KEYNESYEN YAKLAŞIM ÇAĞDAŞ KEYNESYEN YAKLAŞIM

2 POST KEYNESYEN YAKLAŞIM 1970’li yıllarda Keynesyen görüş içinde debirbirinden farklı akımların doğmasına neden olmuştur. Daha önce Keynesyen görüş olarak neredeyse tek bir anlayış hakim iken bugün Post Keynesyen olarak isimlendirilen yaklaşımda, Keynes’in düşüncelerinin farklı yönleri ele alınmakta ve Keynesyen görüşün ne olduğu ile ilgili farklı yorumlar getirilmektedir. Post Keynesyen ekonomistlerin piyasanın işleyiş bozukluklarına ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sonuçlara bakış açılarının farklı olmasından kaynaklanmakta,doğaldır ki,bu da, devlet tarafından farklı önlemlerin alınması önerilerini doğurmaktadır.

3 Örneğin,Michall paraslal ekonomik bir sistemde,zaman içinde tam bir üretim analizi için gerekli temel öğeler olan yatırım ve tasarrufun dağıtımsal ve diğer etkilerini incelemektedir.Davidson’a göre beklentiler çoğu kez kısa süreli ekonomik davranışlara hakim olduğu için öenmlidir. Çünkü beklentiler belirsizlik nedeni ile dalgalanmakta,bu nedenle de gelir ve istihdam düzeyinde dalgalanmalar meydana gelmektedir. Post Keynesyen kuramın Avrupa’daki öncülerinden en iyi bilineni olan Joan Rabinson’a ve diğerlerine göre ise,geleneksel ekonomistler gelir dağılımına ilişkin bir kurama sahip değillerdir.

4 Post Keynesyen yaklaşım neo klasik kuramdan farklı olarak,gerçek hayatın belirsizliği,oligopolistik piyasa durumu,yeni ürün ve teknolojilerin etkisi gibi konuları analşz içine katarak gerçek dünyada karşılaştığımız sorunların çözümlerinin sağlanabileceğini ileri sürmektedir. Post Keynesyen kuram,birbiri ile doğrudan ilişkili olan ekonomik büyüme ve gelir dağılımı kavramları konusunda bir açıklama getirmektedir. Onlara göre; bu iki kavram için de temel belirleyici yatırım oranıdır. Diğer bir deyişle bu kurama göre talepteki değişikliler,nispi fiyatlardaki değişikliklerden daha çok gelirdeki değişiklikler ile ilgilidir.

5 Post Keynesyen ekonomistlere göre, kısa dönemde temel olan gelir etkisidir. Anacak daha uzun bir zaman sürecinde de bu etki ikame etkisinden daha az önemli değildir. Ayrıca,toplam talep politikalarının stagflasyonu önlemede tek başına yeterli olamayacağı bu nedenle bu politikalar yanında mutlaka gelirler politikaları gibi başka politikaların da kullanılması gerektiği düşüncesini paylaşırlar. Post Keynesyen ekonomistlerin enflasyonu,yalnızca mallara olna aşırı talep nedeniyle değil onun yerine mevcut gelir ve çıktı miktarlarının dağılımındaki çatışma nedeniyle açıklamalarından kaynaklanmaktadır.

6 YENİ KEYNESYEN YAKLAŞIM Başlıca temsilcileri G.Mankiw,A. Okun,J. Stiglitz,J. Yellen,A. Blinder gibi ekonomistler olan Yeni Keynesyen Yaklaşım 1980’li yıllardan bu yana Keynesyen öğreti içinde yerini almıştır. Yeni Keynesyen ekonomistler mikro ekonomik düzeyde firmaların karlarını,tüketicilerin ise refahlarını maksimize etme çabalarının makro ekonomik düzeyde nasıl ters sonuçlara yol açtığını göstermeye çalışmaktadırlar. Yeni Keynesyenler, Keynes’in sabit nominal ücret varsayımını içeren temiz olmayan piyasa modeline benzer şekilde modellerini fiyatların çok yavaş ayarlanacağı varsayımı üzerine oturtmakta ve ücret ile fiyatlardaki yavaş ayarlanmanın mikro ekonomik temellerini açıklamaya çalışmaktadırlar.

7 Neo Klasik sentez ile Yeni Keyenesyenler arasındaki temel fark ise makro yaklaşımların mikro ilişkilerinde ortaya çıkmaktadır. Yeni Keynesyenler ortaya çıkan makro sorunların hangi mikro davranışların sonucu olduğunu belirlemeye çalışmakta diğer bir deyişle makro dengesizliklerin mikro uzantılarını araştırmaktadır. Yeni Keynesyenlerin çoğu bekleyişlerin rasyonel olduğunu varsaymaktadırlar. Bu varsayım Yeni Klasiklerin makro ekonomistler üzerindeki en önemli etkisidir.

8 Yeni Keynesyen yaklaşıma temiz olmayan piyasa modeli denilmektedir. Yeni Keynesyenlere göre,piyasaların temiz olmamasının en önemli nedeni ücret ve fiyatların yapışkanlığıdır. Ücretlerin yapışkanlığını sağlayan nedenler örneğin zımni sözleşmeler,etkin ücretler,içerdekiler-dışındıkiler vb. durumlardır. Zımni sözleşme durumunda işçi ve işveren arasında zımni anlaşmalar önemlidir. Bu durumda ücret hem emeğin bedeli hem de gelir dalgalanmalarını önleyecek bir miktar olarak belirlenmekte ve böylece işçiler çalıştıkları süre içinde temiz piyasa oranının üstünde reel ücret elde etmektedir.

9 Fiyat yapışkanlıklarının da birçok nedeni vardır. En ünlüsü katalog maliyetleridir. Katalog maliyetleri birçok fiyatın niçin anında ayarlanmadığını açıklamaktadır. Katalog maliyetlerine göre fiyatların değiştirilmesi ve tüketicilerin yapılan değişiklikler konusunda bilgilendirilmesi belli miktarda harcama yapılmasını gerektirmektedir. Bu durumda katalog liste ve etiket değişikliklerinin marjinal getirisi.marjinal maliyetini aşana kadar değişiklil yapılmayacak,böylece işlemler dengesizlik fiyatında yapılmış olacak ve sonuçta aşırı mal ve hizmet arzı ya da eksik istihdam meydana gelecektir. Burada firma,kataloglarını değiştirirken rakip firmaların davranışlarını oyun teorisi çerçevesinde öngörmektedir.

10 Yeni Keynesyen yaklaşım makro ekonomik politikaları yeniden ön plana çıkarmaya çalışmaktadır. Çünkü,Yeni Keynesyenler gerçek dünyada genel olarak temiz piyasa yaklaşımının mutlaka rasyonel bir durum olmadığını ileri sürmektedir. Piyasaların temiz olmadığı bir durumda ise sürekli bir eksik istihdam durumu mümkündür. Bu nedenle de genişletici makro politikaların reel çıktı ve istihdam üzerinde etkileri söz konusu olacaktır.

11 ÇAĞDAŞ KEYNES YAKLAŞIMI Çağdaş Keynesyenler,günümüzde Keynesyen görüşü simgeleyen temel görüşleri benimsemekle birlikte genel olarak hem para hem de maliye politikasının etkinliği üzerinde durmaktadırlar.Ancak bu ekonomistler para politikasının önemini ifade etmekle birlikte milli gelir üzerinde maliye politikasındaki değişikliklerin etkisinin daha açık ve genellikle daha doğrudan olduğunu vurgulamaktadırlar. Son yıllarda Keynesyen düşüncedeki bu değişşikliği etkileyen temel öğeler olarak şunlar belirtilebilir;ilk Keynesyenlerin ekonomik durgunluk hipotezleri,ikinci dünya savaşını izleyen dönemde karşılaşılan refah dönemine uymamıştır. Zira birçok Keyenesyen ekonomist savaş sona erdiği zaman ekonomide durgunluğun söz konusu olacağını ileri sürmüşlerdir.

12 Ancak savaş sonrası dönemde ekonomide refah ve büyüme devam etmiştir. Ayrıca savaş sonrası dönemde milli gelirin hızla artmasına karşın tasarruf gelir oranı nispi olarak sabit kalmıştır. Bu durum ilk Keynesyenlerin gelir arttığı zaman aşırı tasarruftan kaynaklanacak durgunluk hipotezlerine uymamaktadır. İkinci olarak,savaş sonrası dönemde örneğin monetaristler tarafından gerçekleştirilen birçok çalışmada Keynesyen düşünceyi etkilemiştir.

13 Bir ekonomideki toplam talep dalgalanmalarının çoğunun özle sektörün harcama isteğindeki değişmelerden kaynaklandığını,bu talep dalgalanmalarının para arzında da dalgalanmalara neden olduğunu ileri sürmüşlerdir.Eğer bir ekonomide ekonomik bir durgunluk dönemi yaşanıyorsa bu takdirde bütçe açığı programı ile birlikte bir parasal genişleme programının uygulanması gerekmektedir. Böylece devletin piyasada ödünç alınabilir fonlara olan talebindeki artışa tepki olarak faiz oranlarındaki yükselme eğilimi azaltılabilecektir. Para politikasının önemini belirtmelerine karşın Çağdaş Keynesyenler ekonomiyi istikrara kavuşturma konusunda maliye politikası araçlarına daha fazla önem vermektedirler.

14 1960’lı yıllar özellikle Keynesyen görüşün makro ekonomiye hakim olduğu ve bu yaklaşımın kesin başarısına tanık olduğu yıllardır.Daha sonra !970’li yıllara kadar benimsenen bu görüş o yıllarda üstünlüğünü yitirmiştir. Keynesyen düşünceye karşı olan bu güvenin sarsılması o dönemde yaşanan bir takım olaylara bağlanabilir. Örneğin,Vietnam Savaşı doların devalüasyonu OPEC şokları gibi.


"POST KEYNESYEN YAKLAŞIM YENİ KEYNESYEN YAKLAŞIM ÇAĞDAŞ KEYNESYEN YAKLAŞIM." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları