Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kimyanın tarihsel gelişimi ve Bilim 23.09.2014 Yrd. Doç. Dr. Betül DEMİRDÖĞEN.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kimyanın tarihsel gelişimi ve Bilim 23.09.2014 Yrd. Doç. Dr. Betül DEMİRDÖĞEN."— Sunum transkripti:

1 Kimyanın tarihsel gelişimi ve Bilim Yrd. Doç. Dr. Betül DEMİRDÖĞEN

2 KİMYA  Kimya nedir?  Bir bilim dalı olarak kimya nasıl gelişmiştir?  Bilim ve bilimsel yöntem nedir?

3 KİMYA  Kimya; maddenin  yapısı,  bileşimi,  özellikleri ve  maddede meydana gelen de ğ işimleri inceleyen bir bilim dalıdır.

4 KİMYANIN GELİŞİMİ  İ nsanlar ilk ça ğ lardan beri etraflarındaki maddelerle etkileşim içinde olmuştur.  Avlanmak, vahşi hayvanlardan korunmak, barınmak ve sıcaktan- so ğ uktan korunmak için ne yapardınız?

5 KİMYANIN GELİŞİMİ  Sert taşları kullanarak av aletleri; hayvanların derilerini kurutarak kendilerine çadır, giyecek ve ayakkabı yapmış; daha sonra ateş yakmayı ö ğ renerek yiyeceklerini pişirdi ğ i gibi hayvanlardan korunmak için de ateşi kullanmıştır.  Bu etkileşimler sonucunda insanlar zamanla maddeler hakkında önemli miktarda bilgi birikimine sahip olmuşlardır.  Bu bilgiler nasıl elde ediliyordu?

6 KİMYANIN GELİŞİMİ  Bu bilgi birikimi deneme-yanılmaya dayanıyordu.  Deneme-yanılma yoluyla elde edilen bilgiler maddenin özelliklerini açıklamak için yeterli mi?  İ nsanların hayatta kalması için yeterlidir.  Maddeleri nasıl kullanılaca ğ ı hakkında bilgi verir.

7 KİMYANIN GELİŞİMİ  Maddenin özelliklerinin açıklanması için yetersiz.  Maddelerin özelliklerini açıklamaya yönelik modeller ve teoriler geliştirilmiyordu.  Bu model ve teoriler gözlem ve deneylerle sistematik bir şekilde sorgulanmıyordu.  Modern bilim ve yöntemleri madde hakkında 200 yıl gibi kısa sürede o güne kadar elde edilen bilgilerden çok daha fazlasına ulaşmamızı sa ğ lamıştır.

8 KİMYANIN GELİŞİMİ  İ lk zamanlarda deneme-yanılma yoluyla elde edilen bilgiler sınırlı da olsa bilimin gelişmesinde bir ara basamak oluşturur.  Bu bilgilerin bazıları hâlen kullanılmaktadır.  Örne ğ in, insanlar 1600’lü yıllarda madenlerden oksitleri hâlinde çıkarılan demir metalinin (örn., Fe 2 O 3 (hematit) ve Fe 3 O 4 (magnetit) )kömürde ısıtılması sonucunda saf demir metalinin elde edildi ğ ini keşfetmiştir ve bu yöntem günümüzde halâ uygulanmaktadır.  Not: Fe 3 O 4,, FeO ve Fe 2 O 3 ’ün bir araya gelmesi ile oluşan bileşik bir oksittir.

9 KİMYANIN GELİŞİMİ-SİMYA  Beslenme, barınma ve korunma gibi temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra insanlar neyin peşine düşerler?  Ölümsüzlük ve de ğ ersiz metalleri altına dönüştürme  De ğ ersiz madenleri altına dönüştürme veya ölümsüzlük sa ğ layacak bir iksir bulma gibi u ğ raşlara simya (alşimi), bu u ğ raşları yapanlara ise simyacı (alşimist) adı verilir.

10 KİMYANIN GELİŞİMİ-SİMYA  Deneme-yanılmaya dayanmaktaydı.  Teorik temelleri olmayan çalışmalardı.  Simyada teorik düşünceler eleştirel olarak sorgulanmadı ğ ı; gözlem ve deneylerle sistematik bir şekilde test edilmedi ğ i için simya bir bilim de ğ ildir.  Deneme-yanılma yoluyla elde edilen bilgi birikimi daha sonraları kimya biliminin gelişmesinde faydalı olmuştur.

11 KİMYANIN GELİŞİMİ-SİMYA  Simya döneminde elde dilen çalışmalar  madenlerin işlenmesi,  metallerle ilgili çalışmalar,  barut, boya, seramik, cam ve esans üretimi  madde elde etme ve ayırma  Karışımların ayrılmasında önemli olan ve damıtmada kullanılan imbik, Arap âlimleri tarafından daha da geliştirilmiş ve çeşitli esansların damıtılmasında kullanılmıştır

12 MADDENİN YAPISI HAKKINDA İLK DÜŞÜNCELER – ANTİK YUNAN  Antik ça ğ filozofları maddenin yapısını anlamaya çalışmışlardır.  Farklı teoriler öne sürülmüş fakat bu teoriler daha çok düşünce olarak kalmış, bilimde oldu ğ u gibi gözlem ve deneylerle test edilmemiştir.

13 MADDENİN YAPISI HAKKINDA İLK DÜŞÜNCELER– ANTİK YUNAN  İ Ö yılları arasında yaşayan Yunan filozoflardan Democritus (Demokrit) atom düşüncesini açıkça ifade etmiştir.  Madde sonsuza kadar bölünebilir mi?  Democritus, tüm maddelerin özelliklerinin maddeyi oluşturan atomların özelliklerinden kaynaklandı ğ ına inanmıştır.  katıları oluşturan atomların pürüzlü ve çentikli oldu ğ u; bu nedenle atomların birbirine tutundu ğ u ve maddenin katı hâlde oldu ğ u düşünülmüştür.  suyu oluşturan atomların yüzeyinin pürüzsüz oldu ğ u ve bu nedenle birbiri üstünden kayabildi ğ i düşünülmüştür

14 MADDENİN YAPISI HAKKINDA İLK DÜŞÜNCELER– ANTİK YUNAN  İ Ö yılları arasında yaşayan bazı Yunan filozofları ise maddeyi tüm maddelerin bir tek temel maddeden veya elementten oluştu ğ unu düşünmüş ve bu temel elementi belirlemeye ve tanımlamaya çalışmışlardır.  Miletli Tales temel elementin sıvı, buz ve buhar olarak bulunabilen su oldu ğ unu düşünmüştür. Ona göre suyun farklı hâllerde bulunabilmesi farklı maddelere de dönüşebilece ğ ini gösteriyordu.  Empedokles ise dört temel element, toprak, hava, su ve ateş. Tüm maddeler bu dört temel elementin çeşitli oranlarda birleşmesiyle oluşmuştur.

15 MADDENİN YAPISI HAKKINDA İLK DÜŞÜNCELER– ANTİK YUNAN  Aristo’ya göre tüm maddeler dört temel elementten oluşmuştu ve ayrıca dört temel özellik vardı: sıcak, so ğ uk, ıslak ve kuru.  Aristo, e ğ er özellikleri de ğ iştirilirse bir elementin başka bir elemente dönüşebilece ğ ini düşünmüştü  Ona göre her elementin iki temel özelli ğ i olabilirdi.  Örne ğ in, su elementi ıslak ve so ğ uk; hava elementi ıslak ve sıcaktı.  Aristo, e ğ er özellikleri de ğ iştirilirse bir elementin başka bir elemente dönüşebilece ğ ini düşünmüştü

16 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Aristo’nun düşünceleri 2000 yıldan daha uzun bir süre maddenin yapısı hakkındaki baskın düşünce olarak kalmıştır.  Aristo’nun düşünceleri ve antik ça ğ larda ortaya atılan di ğ er düşünceler bilimsel süreçlere de ğ il, sadece felsefi argümanlara dayanıyordu.  Bu düşünceler bilimde oldu ğ u gibi gözlem ve deneylerle sistematik bir şekilde test edilerek sorgulanmamıştı

17 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Yanma olayı ilk ça ğ lardan beri insanların merakını uyandırmıştır.  İ nsanlar ateşi çok çeşitli amaçlarla kullanmış, maddeleri ateşte yakarak dönüştürmüş veya farklı maddeler elde etmiştir.  O dönemin kimyacıları yanma sırasında gözlemlenen bu de ğ işimleri açıklamak için filojiston (ateş ruhu) teorisini geliştirmiştir.  Filojiston teorisine göre, yanabilen maddeler filojiston içermekteydi ve madde yandı ğ ında filojiston, ısı ve ışık şeklinde açı ğ a çıkmaktaydı

18 SORU??  Cam bir kavanozla kapatılan mumun bir süre sonra sönmesini filojiston teorisi ile nasıl açıklarsınız?

19 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Filojiston teorisi  Filojiston içeren maddeler yanabilir ancak maddenin yanması için maddedeki filojistonun açı ğ a çıkması gerekir.  Bir madde yandı ğ ında açı ğ a çıkan filojiston havaya karışır ancak havanın belirli miktar filojiston alma kapasitesi vardır.  Alabilece ğ i maksimum miktarda filojistonu alan hava, filojistona doyar ve daha fazla filojiston alamaz.  Filojistona doyan hava daha fazla filojiston alamadı ğ ı için bu hava içinde yanan maddeden filojiston çıkamaz ve yanma sona erer.

20 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Filojiston teorisinin birçok gözlemi başarılı bir şekilde açıkladı ğ ı düşünülüyordu.  1772’de Daniel Rutherford (Denyıl Radırford) kapalı bir kaptaki farenin bir süre sonra öldü ğ ünü buldu ve bu gözlemlerini filojiston teorisi ile açıkladı.  Rutherford’a göre tıpkı yanan mum gibi fare solunum yaptı ğ ında filojiston açı ğ a çıkmaktaydı. Kap içindeki hava filojistonla doldu ğ unda fare ölüyordu. Rutherford kap içindeki havaya filojistonlanmış hava dedi.

21 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Birkaç yıl sonra Joseph Priestley, civa metalini havada ısıttı ğ ında kırmızı toz hâlinde bir katı elde etti.  Priestley, elde etti ğ i kırmızı katının filojistonu uzaklaştırılmış civa oldu ğ unu düşündü.  Fakat kırmızı tozu ısıttı ğ ında beklenmedik bir şey gözlemledi.

22 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Kırmızı katı ısıtıldı ğ ında tekrar cıva metali oluştu ve bir gaz açı ğ a çıktı (Açı ğ a çıkan gaz oksijen gazıydı.).  Priestley bu gaz içinde mumun çok iyi yandı ğ ını ve farelerin daha uzun süre hayatta kaldı ğ ını buldu.  Bu gözlemlerini filojiston teorisiyle yorumlayan Priestley, elde etti ğ i gazın filojistonsuz hava oldu ğ unu öne sürdü.

23 MODERN BİLİME GEÇİŞ  O dönemde yaşayan Antoine-Laurent de Lavoisier çok titiz ve dikkatli bir kimyacı idi.  Rutherford ve Priestley’in deneylerini dikkatli bir şekilde yaptıklarını ve ayrıntılı olarak tanımladıklarını fakat hiçbir şeyin kütlesini ölçmediklerini fark etti.  Birçok deneyde dikkatli bir şekilde reaksiyona giren maddelerin ve oluşan ürünlerin kütlesini ölçtü.  Tüm ölçümlerinde reaksiyona girenlerin toplam kütlesinin ürünlerin toplam kütlesine eşit oldu ğ unu gözlemledi.  Lavoisier, bu gözlemlerine dayanarak kütlenin korunumu kanununu ortaya koydu  “Kütle yoktan var edilemez, var olan ise yok edilemez.”

24 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Lavoisier, kapalı bir kaba bir miktar kalay koydu ve kabın kütlesini ölçtü.  Sonra kap içindeki kalayı yaktı.  Lavoisier, daha sonra yanan metalin kütlesini ölçtü ve kütlenin metalin başlangıçtaki kütlesinden daha büyük oldu ğ unu gözlemledi.  Bu durum filojiston ile açıklanabilir mi? Filojistona inanan biri olarak bu durumu nasıl açıklarsınız?

25 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Yanan metalin kütlesinin artması yanan maddelerden filojiston çıktı ğ ı düşüncesini desteklemiyordu.  Lavoisier’in deneyleri yanma sırasında havanın bir kısmının kalayla birleşti ğ ini gösteriyordu  Lavoisier, bu gözlemlerine dayanarak havanın tek bir element olmadı ğ ı başlıca iki gazdan oluşan bir karışım oldu ğ u sonucuna vardı.  Havayı oluşturan bu iki gaz;  Priestley’in filojistonsuz hava dedi ğ i gaz (Lavoisier bu gaza oksijen demiştir)  Rutherford’un filojistonlanmış hava dedi ğ i gazdı (bu gaz azottan ve havada bulunan di ğ er az miktardaki yakıcı olmayan gazlardan oluşuyordu).  Lavoisier, dikkatli deneyleri sonucunda maddelerin yanarken oksijenle birleşti ğ ini gösterdi ve yanma sonucunda oluşan maddeleri oksit olarak adlandırdı.

26 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Lavoisier, deneylerde dikkatli ölçümler yapmayı vurgulayarak kimyanın bir bilim dalı olmasına katkıda bulunmuştur.  Lavoisier ayrıca ilk kimya kitaplarından birisini yazmış ve bu kitapta elementlerin ve bileşiklerin adlandırılması için ortak bir sistem ortaya koymuştur.  Lavoisier, modern kimya biliminin kurucusu olarak anılmaktadır.  Lavoisier’in oksijenli yanma teorisi, bileşik ve element tanımlamaları ve adlandırma sistemi zamanla dünya genelinde kimyacılar tarafından desteklenmiş ve kimyada bir devrim yaşanmıştır.

27 MODERN BİLİME GEÇİŞ  Lavoisier’in etkisiyle kimya çalışmalarında gözlemleri açıklamak için geliştirilen kuramların deneylerle test edilerek sorgulanması, deneylerde dikkatli gözlemlerin yanı sıra ölçümlerin yapılması vurgulanmaya başlanmıştır.  Bu gelişmelerin etkisiyle daha önceki simya çalışmalarından veya filozofların argümanlarından farklı olarak kimya, hem kuramsal açıklamaların geliştirildi ğ i hem de bu kuramların dikkatli deney, gözlem ve ölçümlerle test edildi ğ i bir bilim dalı olarak ortaya çıkmıştır.  Günümüzde kimya; maddenin yapısını, maddede meydana gelen de ğ işimleri, maddelerin di ğ er maddelerle ve enerji ile etkileşimlerini inceleyen önemli bir bilim dalıdır.

28 HAYATIMIZDA KİMYA

29 BİLİM NEDİR?  Bilim nedir?  Amacı nedir?  Bilimi di ğ er insan u ğ raşlarından (örn., felsefe) ayıran şeyler nelerdir?  Bilimsel bilgi ile düşünce arasındaki fark nedir?  Bilimsel bilgi elde edilirken nasıl bir yöntem kullanılır?

30 BİLİM NEDİR?  Bilim,  bir bilgi bütünü ve  bilmenin bir yoludur.  Bilimsel girişimi,  gözlem ve deneylerle do ğ al dünyayı inceleme/tanıma,  gözlenen olguların temelindeki nedenleri açıklamak için akıl yürüterek çıkarımlarda bulunma  ve oluşturulan açıklamaları sürekli gözlem ve deneylerle test etme süreci olarak tanımlayabiliriz. (ampirik)

31 BİLİM NEDİR?  Deney, bir sistemdeki bazı faktörleri manipüle ederek sonucu nasıl etkiledi ğ ini incelemektir.  Bir topu farklı e ğ imli rampalardan bırakarak e ğ im açısının topun hızını nasıl etkiledi ğ ini inceledi ğ imizde bir deney ya ğ mış oluruz.  Deney sonucu ile manipüle edilen faktör arasında bir sebep- sonuç ilişkisi kurabilmek için (deney sonucunun nedenlerini belirleyebilmek için) manipüle edilen faktör dışındaki di ğ er faktörler kontrol edilmeli/sabit tutulmalıdır.

32 BİLİM NEDİR?  Gözlem, nesneleri ya da olayları inceleyerek özelliklerini belirleme olarak tanımlanabilir.  Gözlemler olgular hakkında tanımlayıcı ifadeler olup, sadece “görmek” demek de ğ ildir. Gözlemi beş duyumuzla veya çeşitli araçları kullanarak yapabiliriz.  Termometre, mikroskop, teleskop, terazi ve cetvel gibi araçlar gözlem yapmak için sıklıkla kullanılan bazı araçlardır.  Gözlem yaparken nesnelerin özelliklerine, davranışlarına veya yapılarındaki de ğ işime dikkat ederiz. Gözlemlerimiz nitel ya da nicel olabilir.  Örne ğ in, bir reaksiyonda sıcaklık artışı oldu ğ unu söyledi ğ imizde nitel bir gözlemi; reaksiyonda sıcaklı ğ ın 5 o C arttı ğ ını söyledi ğ imizde nicel bir gözlemi ifade etmiş oluruz.

33 BİLİM NEDİR?

34  Veri ile delil birbirinden farklıdır.  Gözlem veya deney sonuçlarını do ğ rudan delil olarak düşünülebilir (ampirik verileri delile eşde ğ er görebilirler).  Bazı durumlarda bir bilimsel iddianın geçerli olup olmadı ğ ını test etmek için gözlem veya deney yoluyla elde etti ğ imiz veriler do ğ rudan delil olabilir.  Örne ğ in, canlı organizmalarda temel yapı taşının hücre oldu ğ u düşüncesini ele alalım. Mikroskopla farklı canlı dokularını inceleyerek hücre içerip içermedi ğ ini gözlemleyebiliriz. Mikroskopla elde etti ğ imiz veriler do ğ rudan canlılarda temel yapı taşının hücre oldu ğ unu destekleyen veya çürüten delil olarak kullanılabilir.

35 BİLİM NEDİR?  Pek çok durumda gözlem veya deney sonuçları aslında ham verilerdir,  Ham verilerin delil olabilmesi için bu verilerin analiz edilmesi ve yorumlanması gerekir. Veriler ancak bir bilimsel düşüncenin geçerli ğ i hakkında de ğ erlendirme yapılabilecek şekilde yorumlandı ğ ında delil olur.

36 BİLİM NEDİR?  Örne ğ in, böcekler, kabuklular ve örümcekler arasındaki evrimsel ilişkilerle ilgili bir araştırma sonucunda her organizmada belirli bir genin dizilimi açı ğ a çıkarılabilir. A, T, G ve S’lerden oluşan uzun genetik dizilimler ham veridir, bu haliyle ham veriler bize böceklerin örümceklerle de ğ il kabuklularla daha yakından ilişkili oldu ğ unu göstermez.  Böyle bir de ğ erlendirmenin yapılabilmesi için, bir biyolog organizmaların genetik dizilimlerini hizalayarak benzerlik ve farklılıkları karşılaştırabilir, verileri istatistiksel hesaplamalarla analiz edebilir.  Ancak bu şekilde sonuçlar yorumlanabilir ve elde edilen verilerin böceklerin örümceklerle de ğ il kabuklularla daha yakından ilişkili oldu ğ u düşüncesini destekleyip desteklemedi ğ ini de ğ erlendirilebilir.

37 BİLİM NEDİR?  Bilimsel açıklamalar genellikle, do ğ rudan gözlenemeyen nesne, süreç ve ilişkileri içerir.  Atom, ısı ve kimyasal ba ğ bu tür düşüncelere birkaç örnek olarak verilebilir.  Do ğ rudan gözlemleme şansımız olmadı ğ ından bu düşünceleri do ğ rudan test edemeyiz.

38 BİLİM NEDİR?  Peki o zaman, bu düşüncelerin geçerli olup olmadı ğ ını de ğ erlendirebilece ğ imiz ampirik delilleri nasıl elde edebiliriz? Örne ğ in, do ğ rudan gözlemleyemedi ğ imiz halde bir atomun atom altı parçacıklardan oluştu ğ unu, genetik kodların DNA ile taşındı ğ ını, bir zamanlar dinozorların yaşadı ğ ını, yıldızlarda nükleer reaksiyonlar oldu ğ unu nasıl bilebiliyoruz?  Do ğ rudan delil elde edemedi ğ imiz durumlarda bilim insanları de ğ erlendirmelerini rasyonel argümanlarla yaptıkları çıkarımlara, dolaylı delillere dayandırırlar.

39 BİLİM NEDİR?  Yıldızların enerjisinin kayna ğ ı ile ilgili düşünce bir di ğ er örnek olarak verilebilir. Bu konuda en çok kabul gören teori yıldızlarda açı ğ a çıkan muazzam enerjinin nükleer füzyondan kaynaklandı ğ ıdır.  Bu düşünceye göre, yıldızlarda yüksek sıcaklık ve basınç altında hidrojen çekirdekleri birleşerek helyum çekirde ğ ini oluşturmakta ve enerji açı ğ a çıkmaktadır.  Bu olay, güneşin merkezinde gerçekleşti ğ i ve atom altı parçacıkları içerdi ğ i için gözlenemez.  Bu nedenle, nükleer füzyonun gözlenebilir bir sonucu belirlenerek teori dolaylı olarak test edilmelidir.

40 BİLİM NEDİR?  Nükleer füzyon reaksiyonunda nötronlar oluşur, nötronlar hafif ve elektriksel olarak nötral oldu ğ undan güneşten çıkan nötronlar dünyaya ulaşacaktır.  Güneşte açı ğ a çıkan enerjinin miktarı düşünüldü ğ ünde dünyaya ne kadar nötron ulaşaca ğ ı belirlenebilir. Ve bu de ğ er gözlem sonuçlarıyla test edilebilecek gözlenebilir bir beklentidir.  Nötron dedektörleri ile yapılan gözlemler bu beklenti ile uyumlu oldu ğ undan bu teori ampirik delillerle desteklenmiştir.  Bilimsel düşünceden gözlenebilir beklentiler oluşturma, bu beklentileri gerçek gözlemlerle karşılaştırma ve düşüncenin geçerli olup olmadı ğ ına ilişkin argümanlar oluşturma şeklinde özetlenebilecek bu bilimsel akıl yürütme süreci rol oynamaktadır.

41 BİLİMSEL ÖLÇÜMLERDE BELİRSİZLİK  Tüm ölçümlerde hata olabilir. (hata: gerçek de ğ er ile ölçülen de ğ er arasındaki fark)  analizci, analiz yöntemi, kullanılan ölçüm aletleri veya cihazlar olabilmektedir.  Sistematik hata: Tekrarlanan ölçüm serisindeki sonuçların hepsinin yüksek veya hepsinin düşük olmasına yol açar.  Belirli bir de ğ eri ve bilinen bir sebebi vardır.  Rastgele hata: Kontrol edilemeyen pek çok de ğ işkenden kaynaklanır ve tam olarak belirlenemez.  Ölçümün kesinli ğ ine etki ederler.  Verilerin ortalama de ğ er etrafında çok veya az simetrik da ğ ılmasına sebep olurlar

42 BİLİMSEL ÖLÇÜMLERDE BELİRSİZLİK

43  Kesinlik, tamamen aynı yolla elde edilen deneysel sonuçların birbirine olan yakınlı ğ ını ifade eder.  Kesinlik tekrarlanabilirli ğ in ölçüsüdür.  Do ğ ruluk, ölçümlerin gerçek veya kabul edilen de ğ ere yakınlı ğ ını ifade eder.

44 BİLİMSEL ÖLÇÜMLERDE BELİRSİZLİK

45 VERİLERİN RAPOR EDİLMESİ –Anlamlı Rakamlar  Verilerin kalitesinin bir göstergesi anlamlı rakam kavramıdır.  Do ğ ru bir şekilde yapılan bir ölçümü ifade etmek için kullanılan rakamlara anlamlı rakamlar denir.  Anlamlı rakam, kesin rakamların tamamı ile ilk belirsiz rakamdır.  Örne ğ in, 12,3 gram olarak tartılan bir cismin kütlesini ele alalım. Burada, virgülden sonraki 3 sayısı bir miktar belirsizlik taşır. Cismin gerçek kütlesinin tam olarak 12.3 g olması çok küçük bir olasılıktır. Bu, 12,26 veya 12,34 olabilir. Burada dört anlamlı rakamla ifade edilen bu de ğ erler 12,3 şeklinde üç anlamlı rakamla ifade edilebilir.

46 VERİLERİN RAPOR EDİLMESİ –Anlamlı Rakamlar  Anlamlı rakam sayısını bulmak için kurallar  Baştaki sıfırlar göz önüne alınmaz.  Sıfır olmayan iki rakam arasındaki sıfır dahil tüm rakamlar anlamlıdır.  023,47 23, , ,407  Virgülün yerini belirleyen sıfırlar anlamsızdır. 0,03024  7500 sayısı gibi sıfırlar içeren bir sayının anlamlı rakam sayısını bulmak için bilimsel bilimsel gösterim kullanmak daha uygundur.

47 Sayısal Hesaplamalarda Anlamlı Rakamlar  Toplama ve çıkarmada sonuçtaki ondalık rakam sayısı işleme giren sayılar arasında en az ondalık basama ğ ı bulunan sayıdaki kadar olur.  Çarpma ve bölmede en az anlamlı rakam içeren sayınınkine eşit sayıda anlamlı rakam içerecek şekilde sonuçlar yuvarlanır.  Sonuçların yuvarlanması  Hesaplama tamamlanıncaya kadar yuvarlama yapılmaz.  Sondaki rakam 5’ten küçükse bir önceki rakam aynı kalır.  Sondaki rakam 5 ve büyükse bir önceki rakam bir üst rakama yuvarlanır.

48 Sayısal Hesaplamalarda Anlamlı Rakamlar  15, ,0+3,518=  14,79 X 12,11 X 5,05 =

49 Kaynaklar  Petrucci, R.H., Herring, F.G, Madura, J. D., & Bisonnette, C. (2012). Genel Kimya I: İ lkeler ve Modern Uygulamalar, 10. Baskıdan Çeviri (Çeviri Editörleri: Tahsin Uyar, Serpil Aksoy, Recai İ nam), Ankara: Palme yayıncılık  Chang, R. (2011). Genel Kimya: Temel Kavramlar, Dördüncü Baskıdan Çeviri (Çeviri Editörleri: Tahsin Uyar, Serpil Aksoy, Recai İ nam), Ankara: Palme yayıncılık  Altun, Y. ve Tümay, H., Ortaö ğ retim Kimya 9 Ders Kitabı, Sözcü Yayıncılık, 2013


"Kimyanın tarihsel gelişimi ve Bilim 23.09.2014 Yrd. Doç. Dr. Betül DEMİRDÖĞEN." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları