Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KAMU HARCAMA HUKUKU ORTA GELİR TUZAĞI VE ÇÖZÜMÜNDE BÜTÇE POLİTİKALARI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KAMU HARCAMA HUKUKU ORTA GELİR TUZAĞI VE ÇÖZÜMÜNDE BÜTÇE POLİTİKALARI."— Sunum transkripti:

1 KAMU HARCAMA HUKUKU ORTA GELİR TUZAĞI VE ÇÖZÜMÜNDE BÜTÇE POLİTİKALARI

2 ORTA GELİR TUZAĞI NEDİR? Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir düzeyine ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalması haline orta gelir tuzağı denir. Orta gelir tuzağı bir ekonomide kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi halini ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra durgunluk içine girilmesi durumunu özetleyen bir yaklaşımdır.

3 MİLLİ GELİR Bir ülkede belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin net parasal değeridir. Milli gelir bir ülkenin ekonomik gücünü gösterir. GSYİH : Bir ülkenin sınırları içerisinde hem o ülkenin yurttaşları hem de yabancılar tarafından elde edilen gelir. GSMH : Bir ülkenin yurttaşları tarafından o ülkenin sınırları içerisinde ve sınırları dışında elde edilen gelir. Örneğin uluslararası bir işletmenizin olduğunu düşünelim. Sizin Türkiye de elde ettiğiniz gelir GSYİH de hesaplanırken işletmenizin uzantısı olan Almanya’daki şubenizden elde ettiğiniz gelir GSMH de hesaplanır.

4 ORTA GELİR DÜZEYİ Bu tanımda açık olmayan konu hangi gelir düzeyinin orta gelir düzeyi olarak kabul edilmesi gerektiği meselesidir. Orta gelir tuzağı yaklaşımı ilk kez ortaya atıldığında ABD’de kişi başına düşen gelirin yüzde 20’si ekonomiler açısından orta gelir düzeyi olarak kabul ediliyordu. Bugünkü ölçülere göre ABD’de kişi başına gelir kabaca dolar düzeyinde olduğuna ve bunun yüzde 20’si dolar ettiğine göre orta gelir düzeyinin karşılığı dolar / yıl olarak ortaya çıkmaktadır.

5 O RTA GELIRIN ÖLÇÜSÜ NEDIR ? Orta gelir düzeyi ölçüsü olarak bugün ABD’nin kişi başına GSYH’sına dayanan bu ilk tanımın yerini Dünya Bankası’nın kişi başına gelire göre yaptığı sınıflandırma almış bulunmaktadır. Dünya Bankası’nın 2012 yılı Dünya Kalkınma Raporu’nda ekonomiler şu şekilde sınıflandırılmaktadır (Kaynak: Dünya Bankası, Dünya Kalkınma Raporu – 2012, sayfa 389):

6 TÜRKİYE’NİN YERİ Türkiye, 2012 yılı için beklenen dolarlık (Orta vadeli program tahmini) kişi başına ortalama yıllık geliriyle üst orta gelirli ekonomiler arasında bulunmaktadır. Bu grupta Türkiye ile birlikte bulunan ekonomilerden bazıları şunlardır: Çin, Malezya, Arnavutluk, Azerbaycan, Romanya, Rusya, Brezilya, Arjantin, Meksika, Cezayir, Tunus, Güney Afrika.

7 O RTA GELIR TUZAĞıNA DÜŞEN EKONOMILERDE NELER OLUR ? Orta gelir tuzağına düşen, bir başka ifadeyle bulunduğu grupta sıkışıp kalan ve üst gruba çıkamayan ekonomilerde görülen hastalıklar şunlardır: (1) Tasarruflar ve dolayısıyla yatırımlar düşük düzeyde kalır. (2) İmalat sanayisinde gelişme yavaş yürür. (3) Sanayide çeşitlenme ortaya çıkmaz. (4) Emek piyasasında koşullar zayıf kalır. Bu hastalıkların hepsinin birden görünmesi söz konusu olabileceği gibi bir kaçının ortaya çıkması halinde de ekonomi orta gelir tuzağına düşebilir.

8 T ÜRKIYE ORTA GELIR TUZAĞıNDA Mı ? Orta gelir tuzağı olarak kullanılan tanımlardan birisi ABD GSYH’sının yüzde 20’sinde takılıp kalmak olduğu için konuyu Türkiye açısından test etmeye çalışalım.

9 YıllarTürkiye KBGSYH (USD)ABD KBGSYH (USD)TR / ABD x 100 % , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,00

10 T ABLOYU YORUMLAYALıM 1980 yılında Türkiye’de kişi başına GSYH ABD’nin kişi başına GSYH’sının % 18’inden fazlaymış. Yani Türkiye aşağı yukarı orta gelir düzeyinde bulunuyormuş. Sonraki yıllarda bu oranın hızla düşmesinin temel nedeni Türkiye’nin sabit döviz kuru rejiminden müdahaleli dalgalı döviz kuru rejimine geçmiş olmasıdır. Bu rejimde Türkiye’nin kura müdahalesi sürekli olarak TL’nin değerini düşük tutmak ve bu yolla ihracatı desteklemek yönünde olmuştur. Öyle olunca da GSYH’nın dolar karşılığı sürekli düşüş içine girmiştir ve 2002 yıllarında oran dip yapmış görünüyor. Bunun nedeni 2001 krizi ve TL’nin değer kaybıdır. Sonraki yıllarda TL’nin de değer kazanmasına bağlı olarak oran yukarı gitmiş ve yüzde 20’nin üzerine yerleşmiştir. Bu gelişmede Türkiye’de uygulanan sistemin katkısı kadar ABD büyümesindeki düşüşün de etkisi olmuştur yılında küresel krizin Türkiye açısından yarattığı olumsuz etkiyi bir yana bırakıp da bakarsak Türkiye’nin son 6 yılda yüzde 20 – 21 oranı arasında takılı kaldığını görebiliriz. Bu görünüm, bu aşamada henüz Türkiye’nin orta gelir tuzağına düştüğünün bir kanıtı olmasa da bu tuzağa düşmeye yakın olduğunun göstergesidir.

11 D ÜNYA BANKASı SıNıFLANDıRMASıNA GÖRE Aşağıdaki tablo orta gelir tuzağı açısından ikinci tanımı esas alarak Dünya Bankası sınıflandırmasına göre düzenlenmiştir (Kaynak: Jesus Felipe, Tracking the Middle Income Trap, Asian Development Bank, No: 306, sayfa 16, March, 2012.)

12 T ABLOYU YORUMLAYALıM Bu tablodaki ekonomiler bugünkü görünümleriyle orta gelir tuzağında kabul edilmiyorlar. Bu ekonomilerden Çin ve Tayland dışındakiler 50 yıldan fazla alt orta gelir grubunda yer alsa da buradan çıkıp üst orta gelir grubuna geçmeyi başarmış bulunuyor. Ne var ki bu ekonomilerin hepsi oldukça uzun süre alt orta gelir grubunda takılıp kaldıkları için o dönemde orta gelir tuzağında kabul edilmeleri mümkündür. Şimdi de üst orta gelir grubunda uzun süre kalırlar ve yüksek gelir grubuna geçemezlerse yeniden orta gelir tuzağına düşmeleri söz konusu olabilir.

13 O RTA GELIR TUZAĞıNA DÜŞMEMEK IÇIN NE YAPMAK GEREKIR ? Yukarıda orta gelir tuzağına düşen ekonomilerde neler olduğu kısaca anlatılmıştı. Bunları bir kez daha sayalım: (1) Tasarruflar ve dolayısıyla yatırımlar düşük düzeyde kalır. (2) İmalat sanayisinde gelişme yavaş yürür. (3) Sanayide çeşitlenme ortaya çıkmaz. (4) Emek piyasasında koşullar zayıf kalır. Demek ki bu tuzağa düşmemek için bunları tersine çevirmek gerekiyor. (1) Tasarruf oranını artırmak ve bu yolla yatırımlara iç finansman sağlamak orta gelir tuzağına düşmemenin ya da düşülmesi bu tuzaktan kurtulmanın en önemli gereklerinden birisini oluşturuyor. Oysa Türkiye’de tasarruflarla yatırımlar arasındaki fark giderek açılıyor.

14 (2) İmalat sanayisinin gelişimini hızlandırmak gerekir. McKinsy’in araştırmasının (Manufacturing the Future: The Next Era of Global Growth and Innovation, McKinsey, 2012.) sonuçları bu açıdan çok çarpıcıdır. Türkiye, dünyada yaratılan imalat sanayisi katma değerindeki pay açısından 1990 yılında 13’üncü sırada, 2000’lerde 15’nci sırada yer alırken 2010’da liste dışına çıkmış bulunuyor. Beklenenin tam tersine bir gelişme. Yani Türkiye en hızlı büyüdüğü on yılda, ondan önceki yirmi yılda olduğu kadar bir imalat sanayisi katma değer payı yaratamamış. Bu durum Türkiye açısından orta gelir tuzağına düşmenin tehlike çanı demektir.

15 (3) Sanayide çeşitlenme açısından Türkiye’nin durumu iyi görünüyor. Her ne kadar imalat sanayisinde dünya çapında bir yer edinememiş olsa da sanayisini son elli yılda oldukça çeşitlendirmiş, bir kaç mala dayalı üretimle sınırlı kalmamıştır. (4) Emek piyasasında koşulların değerlendirilmesini yaptığımızda Türkiye’nin burada birçok iyileştirme yapmasının zorunlu olduğunu söylememiz mümkündür. Bu piyasadaki temel konu piyasa koşullarının esnek hale getirilmesidir. Bu düzenlemenin önünde oldukça güçlü bir direnç vardır ve bu direncin kırılması kolay değildir.

16 Özetle söylemek gerekirse Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşmemek için alması gereken birçok önlem vardır. Türkiye 2010 – 2020 arasındaki on yılı 2000 – 2010 arasındaki on yıldan farklı olarak yapısal önlemlere hız vererek geçirmek zorundadır. Bireysel emeklilik sisteminin harekete geçirilmiş ve devletçe desteklenmiş olması tasarrufları artırmak için önemli bir hamledir ama yeterli değildir. İmalat sanayisinin gelişimini hızlandırmak, katma değeri artırmak için girişilen yeni teşvik modeli iyi niyetli bir girişim olmakla birlikte çok daha fazlasına ihtiyaç vardır. Sanayide çeşitlenmeyi gerçekleştirebilmek için her şeyden önce üzerinde çok konuşulan ama bir türlü gerçekleştirilemeyen sanayi envanteri çalışmasının tamamlanması gereklidir. Emek piyasasında gerekli esnekliği sağlamadan önce kayıt dışılık başta olmak üzere altyapı sorunlarını öncelikle çözmek gereklidir.

17 T UZAĞA BIR DE BAŞKA BIR AÇıDAN BAKALıM Bir ekonominin büyümesi 3 ana kaynaktan doğabilir : sermaye birikimi, nüfus artışı ve teknolojik ilerleme. Bunlardan ilk ikisi göreceli olarak ‘kolay’; ancak uzun dönemde sürdürülemez niteliktedir.200 yıla dayanan iktisat yazını, eğitim yoluyla beşeri sermayenin ve Ar-Ge yoluyla teknoloji ve yönetişim kurumlarının ilerlemesine dayanmayan hiçbir büyüme sürecinin uzun erimli olamayacağını dile getirmektedir. Tarihten elde edilen gözlemlere göre, ekonomik büyümenin ilk evreleri hızlı ve kolay aşılmaktadır. Geleneksel tarımdan hafif tüketim malı sermayelerine geçiş göreceli olarak hızlı büyüme sağlamaktadır. Bu süreçte kırsal ekonomideki ‘iş gücü fazlası’ kentlerde neredeyse ‘sınırsız’ bir kaynak transferi anlamına gelmekte; kentlerdeki yüksek karlar sermaye birikimini özendirmekte; sermaye yoğunlaştıkça büyüme temposu ivmelenmektedir. Ekonomiler ‘orta gelir’ düzeyine yaklaştıkça artık tarımdan kente işgücü transferlerine ve sermaye yatırımlarının uyardığı yüksek karlara dayanan görece ‘kolay’ büyüme kaynakları gücünü yitirmekte; teknolojiler olgunlaşmakta, giderek eskimektedir. İktisatçılar bu düzeyi ‘orta gelir eşiği’ olarak tanımlamakta ve bu noktadan sonra büyümenin kaynaklarının artık sermayenin yeni yatırımlarından değil, üretkenlik kazanımlarından elde edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

18 İktisat yazını söz konusu eşiğe takılıp kalan ve üretkenlik artırıcı reformları hayata geçiremeyen ülkeler için ‘orta gelir tuzağı’ kavramını kullanmaktadır. Üretkenliğin artırılması ise beşeri sermayenin eğitim, Ar-Ge yatırımlarıyla ve kurumsal reformlarla olasıdır. Türkiye’nin üretim yapısı aşırı sermaye-yoğun teknolojilere dayalıdır. İthal edilen sermaye, makine, teçhizat ve teknoloji ihtiyacı, enerji açığı ile birleşince Türkiye ekonomisinin büyümesinin aşırı ithalata bağımlı ve emek yerine aşırı sermaye kullanımına dayalı bir üretim yapısı sergilemekte olduğu görülmektedir. Yani Türkiye ithalatını finanse edebildiği ölçüde büyüyebilen, aksi halde krize sürüklenen; aşırı dalgalı ve oynak bir büyüme patikasına bağımlıdır

19 G ÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE TÜRKIYE GITTIKÇE SANAYISIZLEŞMEKTEDIR

20 T UZAĞıN ÇÖZÜMÜNDE BÜTÇE POLITIKASı Bölgeler arası eşitsizlikler ise orta gelir tuzağının diğer bir nedenidir. Belirli alanlara kaynak transferi sağlanması için çeşitli vergi istisnaları ve indirimleri uygulanarak bölgeler arasındaki eşitsizlik azaltılabilir. (bütçenin kaynak dağılımı üzerindeki etkisi) Ekonomideki toplam tasarruflar bütçe politikasından etkilenmektedir; yapılan kamu harcamaları veya vergiler özel kesimin tasarruflarını etkiler. Eğer vergiler artarsa kullanılabilir gelir düşer ve böylelikle tasarruflara dönüşebilecek kaynaklar da azalır. Aynı zamanda vergi artışları toplam talebi düşüreceği için girişimcilerin karı düşecek ve yatırımlar olumsuz etkilenecektir. Orta gelir tuzagının sonuçlarından birisi tasarrufların ve yatırımların düşük düzeyde kalmasıdır. Bunun için vergiler azami dikkatle uygulanmalı ve tasarruf ve yatırımları olumsuz etkilememelidir.(bütçenin üretim üzerindeki etkileri)

21 Yatırım artışı talebin artmasına, talep artışı üretimi arttırmak için yeni yatırımlara girişilmesini sağlar. İktisadi gelişmenin temel koşulu sermaye birikimi ve bu birikimi sağlayan yatırımlar olduğundan devlet, bütçede kamu yatırımlarına ağırlık vermeli, yatırım harcamalarının finansmanında kullanılan vergiler ise özel yatırımları engelleyici nitelikte olmaması gerekir. ( bütçenin iktisadi büyüme üzerindeki etkileri/Harrod-Domar modeli) Ayrıca kamu harcamaları Ar-Ge yoluyla teknolojik gelişmeyi sağlayacak şekilde olması da bu tuzaktan kurtulmanın en önemli yollarından birisidir.

22 İ DRIS KAZANKAYA ( ) ASLAN ALBAŞ ( ) BİZİ DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER… FİNALLERDE HERKESE BAŞARILAR


"KAMU HARCAMA HUKUKU ORTA GELİR TUZAĞI VE ÇÖZÜMÜNDE BÜTÇE POLİTİKALARI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları