Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

MANZUME VE ŞİİR ÖRNEKLERİNİ İNCELEME. GAZEL Cem'in tamama irüp devri câm kalmışdur O câmdan da bu meclisde nâm kalmışdur Rüsûm-ı lütf u kerem halk içinde.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "MANZUME VE ŞİİR ÖRNEKLERİNİ İNCELEME. GAZEL Cem'in tamama irüp devri câm kalmışdur O câmdan da bu meclisde nâm kalmışdur Rüsûm-ı lütf u kerem halk içinde."— Sunum transkripti:

1 MANZUME VE ŞİİR ÖRNEKLERİNİ İNCELEME

2 GAZEL Cem'in tamama irüp devri câm kalmışdur O câmdan da bu meclisde nâm kalmışdur Rüsûm-ı lütf u kerem halk içinde mensidür Fakat alıp virilür bir selâm kalmışdur Rakip sâye-i lütfunda oldi perverde, Aninçûn ey gül-i ter böyle ham kalmışdur. Cihan içinde mûradun ne ise virdi kazâ, Hemân bir almadığım intikam kalmışdur. Ümid kâtip-i takdirden müsadedür, Ceride-i emelüm nâ-tamam kalmışdır (Nabi)

3 TÜRKÇE AÇIKLAMASI 1. beytinde artık eğlence meclislerinde eski eğlencenin kalmadığı anlatılmaktadır. 2.Beytinde halk arasında cömertlik ve iyiliğin unutulduğunu sadece selamlaşmanın kaldığını belirtir. 3. Beytinde sevgiliye seslenir rakibin, onun iyilikleri yüzünden ham kaldığını belirtir. 4. Beytinde her şeye kavuşulduğu ama kötülerden intikam alınamadığı belirtilir. 5. Beytinde Cenab-ı Allah'tan yapamadıklarını yapmak için izin istediğini belirtir.

4 NABİ Nâbi Osmanlı'nın duraklama devrinde yaşamış bir şairdi, yönetim ve toplumdaki dejenerasyona ve bozukluklara şahit oldu. Çevresindeki bu negatif olgular onu didaktik şiir yazmaya itmiş, eserlerinde devleti, toplumu ve sosyal hayatı eleştirmesine neden olmuştur. Ona göre şiir hayatın, karşılaşılan sorunların ve günlük yaşamın içinde olmalı, hayattan, insandan ve insanî konulardan izole edilmemelidir. Bu yüzden şiirleri hayat ile alâkalı, çözümler üretmeye çalışan, yer yer nasihatta bulunan bir yapıdadır. Eserlerinin herkes tarafından anlaşılması ve hayatla iç içe olmasını istemesindendir belki de, kullandığı dil yalın ve süssüzdür.Osmanlıdidaktik şiir

5 Gazelde ritim aruzla sağlanmıştır. Gazel, aruz un "mefâîlün/ feilâtün/ mefâîlün/ feilün" kalıbına göre yazılmış aruz kafiye şemasının aa/ ba/ ca/ da şeklindedir. kafiye nazım biriminin beyit ve nazım şekli nin gazel olduğu belirtilir. nazım şekli

6 1. beyitte telmih, 3. beyitte nidâ sanatı vardır. telmih

7 KOŞMA Ela gözlerine kurban oldugum Yüzüne bakmaga doyamadim ben Ibret için gelmis derler cihana Noktadir benlerin sayamadim ben Askin atesidir sinemi yakan Lütfuna irer mi çevrini çeken Kollarin boynuma dolanmis iken Seni öpmelere kiyamadim ben Terk eyledim agalarim beylerim Bozbulanik seller gibi çaglarim Anin içün ben ah idüp aglarim Ayrilik oduna doyamadim ben Kaldi deli gönül kaldi hep yasta Mevla' m erdir beni murada kasda Asik Ömer eydür sevgili dosta Allah' a ismarladik diyemedim ben ( Âşık Ömer ) Âşık Ömer

8 AŞIK ÖMER Ömer 20 yaşına kadar bölgede kalır askere gittikten sonra uzun bir süre yıl asker şairi olarak, Avrupa ve Rusya sınırlarında dolaşır. Bu nedenle şiirlerinin çoğunda vatan hasretiyle yanıp tutuştuğu görülür. Ömer aruz ve hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Divan şairlerinden oldukça etkilenmiştir. Şiirlerinde ilk başta divan şairlerine özenerek "Adli" mahlasını kullanmış daha sonrasında ise "Ömer" mahlasını tercih etmiştir.Heceyle yazdığı şiirleri aruzla yazdıklarına nazaran daha başarılı olduğundan dolayı hece şiirleriyle tanınmıştır.Bu alanda çağdaşı Kayıkçı Kul Mustafa'dan etkilendiği görülür. Ayrıca binin üzerinde şiir yazmış olup, aşık edebiyatının en fazla eser bırakan sanatçısıdır.Divan

9 Kafiye şeması abcb, dddb, eeeb, fffb şeklindedir. Nazım birimi dörtlüktür. Dili sadedir. Yarım kafiyeler kullanılmıştır. 11'li hece ile söylenmiştir. hece Demek ki şiirin nazım şekli koşmadır. Koşmada: "Noktadır benlerini sayamadım ben"; "Aşkın ateşidir sinemi yakan"; "Boz bulanık seller gibi çağlarım"; "Ayrılık oduna doyamadım ben" dizelerinde teşbih vardır. teşbih Şiirin teması aşktır.

10 İSTİKLAL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl… Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, “Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

11 Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın… Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ. Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli. Bu ezanlar-ki şahâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

12 O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Mehmet Âkif ERSOY

13 MEHMET AKİF ERSOY Mehmet Âkif, şiir yazmaya Baytar Mektebi'nde öğrenci olduğu yıllarda başladı. Yayımlanan ilk şiiri Kur'an'a Hitap başlığını taşır. 1908'den itibaren aruz ölçüsü kullanarak manzum hikâyeler yazdı. Hikâyelerinde halkın dert ve sıkıntılarını anlattı. Balkan Savaşı yıllarından itibaren destansı şiirler yazmaya başladı. İlk büyük destanı, “Çanakkale Şehitleri'ne“ başlıklı şiiridir. İkinci büyük destanı ise Bursa'nın işgali üzerine yazdığı “Bülbül“ adlı şiiridir. Üçüncü olarak da İstiklâl Marşı'nı yazarak İstiklâl Savaşı'nı anlatmıştır. "Sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkan Mehmet Âkif, dinî yönü ağırlıkta bir edebiyat tarzı benimsemişti. Edebiyat dili olarak Millî Edebiyat akımına karşı çıktı ve edebiyatta batılılaşma konusunda Tevfik Fikret ile çatışmıştır.Millî EdebiyatTevfik Fikret

14 Ölçü aruzun 3 fâilâtün 1 fâilün kalıbına göredir. Nazım birimi dörtlüktür. Halk şiirindeki koşma, semai ve ilâhi ye benzer; ölçüsünün aruz olması sebebiyledir ki divan şiirindeki şarkı, gazel, kaside ye benzer. semai ilâhi şarkı kaside İstiklâl marşı bu bakımdan serbest nazma dahil edilebilir.

15 Şiirde al sancak Türk milletini sembolize eder. Çünkü milletten tek bir fert kalıncaya kadar bayrak dalgalanacaktır. Şiirde şafak, sancak ve ocak kelimeleri arasında tenasüp vardır. tenasüp "Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım" dizesinde telmih sanatı vardır. "Korkma" sözcüğünde nidâ sanatı vardır. "Yüzen" sözcüğünde kapalı istiâre vardır. "Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak" dizesinde mecâz-ı mürsel vardır. "O benimdir, o benim." dizesinde tekrîr vardır. tekrîr "O benim milletimin yıldızıdır parlayacak" dizesinde açık istiâre vardır. "Çatma, kurban olayım." dizesinde teşhis ve "ey nazlı hilâl"de nidâ, "hilâl" kelimesinde mecâz-ı mürsel vardır.. mecâz-ı mürsel

16 İstiklâl Marşı'nda Âkif'in sanat anlayışı görülür.(*Millî Edebiyat döneminin dili ile söylenmiş. *Anlamın okuyucunun ruh hâline değil de metne bağlı olması. *Şiirlerine yansıyan toplumsal sorumluluk ve gerçek samimiyet. *Sanat için sanat anlayışı yerine sanatta faydayı gözetmesi, bu nedenle süslü bir anlatımdan kaçınması. Demek ki eser şiirden çok manzûme niteliği taşır.)

17 OK Yavuz Sultan Selim Han'ın önünde Ok atan ihtiyar Bektaş Subaşı, Bu yüksek tepeye dikti bu taşı O gazi hünkarın mutlu gününde.. Vezir, molla, ağa, bey, takım takım Güneşli bir nisan günü ok attı. Kimi yayı öptü, kimi fırlattı, En er kemankese yetti uç atım. En son Bektaş Ağa çöktü diz üstü. Titrek elleriyle gererken yayı, Her yandan bir merak sardı alayı. Ok uçtu hedefin kalbine düştü. Hünkar dedi 'Koca, pek yaman saldın, Eğerci bellisin benim katımda, Bir sır olsa gerek bu ilk atımda. Bu sihirli oku nereden aldın? ' İhtiyar elini bağrına soktu, Dedi İstanbul muhasarası, Başlarken aldığım gaza yarası, İçinden çektiğim bu altın oktur. ( Yahya Kemal Beyatlı ) Yahya Kemal Beyatlı

18 YAHYA KEMAL BEYATLI CumhuriyetCumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Bakî'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.Türk Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri "Dört Aruzcular" olarak adlandırılanlar içinde Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Ahmet Haşim'in bulunduğu kavram ayrımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da, 11'lik hece vezniyle yazdığı Ok şiiridir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur.Tevfik FikretMehmet Âkif ErsoyAhmet HaşimOk

19 Bu metin bir manzûmedir. Çünkü burada olay, yer, zaman ve kişiler mevcuttur. Manzûme hecenin 11'li kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye şeması abba, cddc,effe,şeklindedir. Nazım birimi dörtlüktür. Şiirde tema kahramanlıktır. Şiirde tarihi bir olay anlatılmaktadır. Nazım şekli koşmadır. Şiirin konusu bakımından çeşidi epiktir.

20 ŞEHİRLERİN DIŞINDAN Kalk, arkadaş, gidelim! Dereler yoldaşımız, Dağlar omuzdaşımız, Dünyayı seyredelim, Şehirlerin dışından. Esmerden, sarışından Kaçalım, kurtulalım! Haydi yürü, bulalım; Kat kat çıkmış evlerin, O cam gözlü devlerin Gizlediği âlemi! ; Bir tüy gibi yel alsın, Bir dal gibi sel alsın, Bizden menhus elemi. Attığımız naralar, Yol açsın karanlıkta. Çeksin bizi mağralar, Bir derin ormanlıkta; Öttürüp sert bir ıslık, Yılanları çağralım. Peşinden çığlık çığlık, Çakallara bağralım, ötelim baykuşlarla. Kızıl akşamüstleri, Hicret eden kuşlarla. Sema, deniz ve yeri, Çepçevre, iklim iklim, Dolaşalım, gezelim!

21 Yollar bizden bir izdir, Ne duysak sesimizdir. Ne görsek benzer bize. Hiç şaşmayan bir saat Gibi işler tabiat, Uyarak kalbimize. Mevsimler boğum boğum, Zamanın ipliğinde. Başı görünmez doğum, Sonu ölçülmez hayat... Hayvan, nebat ve cemat, Hepsi ilk gençliğinde. Ölen ölür, yıpranmaz; Giden, gider, aranmaz. Böyle geçer ömrümüz, Bir gün gelir ölürüz, Haberimiz olmadan. Ve o zaman, o zaman, Hayat neymiş görürsün! Bırak, keyfini sürsün, Şehirlerin, köleler! ;; Yeter bizi tuttuğu! Tükensin velveleler! Kalk arkadaş, gidelim! İnsanın unuttuğu Allahı zikredelim; Gül ve sümbül hırkamız, Sular, kuşlar, halkamız... ( Necip Fazıl Kısakürek /1926) Necip Fazıl Kısakürek

22 NECİP FAZIL KISAKÜREK Necip Fazıl, 1943 yılında bu kez, dinsel ve siyasal kimliği de olan Büyük Doğu adlı dergiyi çıkarmış, 1978 yılına kadar aralıklarla haftalık, günlük ve aylık olarak çıkardığı Büyük Doğu'da iktidarlara cephe almış, yazı ve yayınları yüzünden mahkemelere düşmüş, dergi birçok kez kapatılmıştır. Özellikle laikliğe karşı çıkan, Sultan Abbdülhamit'i savunan Necip Fazıl giderek İslamcı kesimin önderlerinden biri olmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, Ağaç'ta olduğu gibi Büyük Doğu'nun ilk sayılarında da yazar kadrosu haylı kozmopolittir. Bedri Rahmi'nin Sait Faik'e yeni edebiyatın bir çok imzası dergi sayfalarında görülmektedir.

23 Şiir 7'li hece ile yazılmıştır. Serbest nazım Serbest nazım la yazılmıştır. Nazım birimi yoktur. Tema doğadır. Şehrin bunaltıcılığından kaçıp doğaya ve Yaradan'a sığınma söz konusudur. Konusu bakımından pastoral bir şiirdir. Bu şiirde tasavvufî bazı unsurlar yer almaktadır. Aynı zamanda şiirde mağara, orman, ıslık, yılan, çakal gibi doğal gerçeklikle ilgili unsurları kişisel duyguları ifadede kullanmıştır. "Mevsimler boğum boğum/ zamanın ipliğinde" dizelerinde imge vardır. tasavvufî imge

24 "Haydi yürü, bulalım" dizesinde ise nidâ sanatı vardır. "Kat kat çıkmış evlerin/ O cam gözlü devlerin/ gizlediği âlemi" dizelerinde ise teşbih vardır. "Dereler yoldaşımız" dizesinde kişileştirme vardır. kişileştirme Metinle okuyucuya, bilinçsiz şehirleşmenin sahip olduğumuz bazı güzellikleri yok edişi, mesajı iletilmektedir.

25 DAVET Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim.... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim... ( Nazım Hikmet Ran ) Nazım Hikmet Ran

26 NAZIM HİKMET RAN BoluBolu'ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924'te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar, ne var ki dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince tekrar Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye'ye döner. Bu defa Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle 1950 yılında Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği'ne giden Nazım, 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca Türkiye vatandaşlığından çıkarılır.3 Haziran 1963 tarihine gelindiğinde ise, Nazım Hikmet geçirdiği bir kalp krizi neticesinde hayata gözlerini yummuştur. 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye vatandaşlığı iade edilmiştir.öğretmenBatum MoskovaDoğu Emekçileri Komünist Üniversitesisiyasal bilimleriktisat1921 komünizm StalinSovyetler Birliği3 Haziran1963kalp krizi5 Ocak2009Bakanlar Kurulu

27 Şiirde ahenk ses tekrarları ile sağlanıyor. Nazım şekli halk şiirindeki türkü veya divan şiirindeki müstezat benziyor. Şâir şiirinin 1. biriminde Türk medeniyetinin yolculuğundan bahseder. 2. birimde bu vatanın tamamen Türk milletine ait olduğunu belirtir. 3. birimde herkesin kendi ayakları üzerinde durmasını ve sosyal eşitliğin sağlanmasını ister. 4. birimde ise insanlar eşit olduğunu ve kardeşçe yaşanması gerektiğini belirtir. Şiirde tema evrensel kardeşliktir.

28 BURSA’DA ZAMAN Bursa'da eski bir cami avlusu, Küçük sadirvanda şakırdayan su. Orhan zamanından kalma bir duvar... Onunla bir yasta ihtiyar çınar Eliyor dört yana sakin bir günü. Bir rüyadan arta kalmanın hüznü İçinde gülüyor bana derinden. Yüzlerce çesmenin serinliğinden Ovanın yeşili göğün mavisi Ve mimarilerin en ilahisi. Bir zafer müjdesi burda her isim: Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim Yaşiyor sihrini geçmis zamanın Hala bu taşlarda gülen rüyanin Güvercin bakışlı sesszilik bile Çinliyor bir sonsuz devam vehmiyle. Gümüşlü bir fecrin zafer aynası, Muradiye, sabrın acı meyvası, Ömrünün timsali beyaz Nilüfer, Türbeler, camileri eski bahçeler, Şanlı hikayesi binlerce erin Sesi nabzim olmuş hengamelerin Nakleder yadini gelen geçene.

29 Bu hayalde uyur Bursa her gece, Her şafak onunla uyanır, güler Gümüş aydınlıkta serviler, güller Serin hülyasıyla çesmelerinin. Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtısından Billur bir avize Bursa'da zaman, Yeşil Türbesini gezdik dün akşam, Duyduk Bir musikî gibi zamandan Çinilere sinmiş Kur'an sesini. Fetih günlerinin saf nesesini Aydınlanmış buldum tebessümünle. İsterdim bu eski yerde seninle Başbaşa uyumak son uykumuzu, Bu hayal içinde... ve ufkumuzu Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk, Havayı dolduran uhrevi ahenk. Bir ilah uykusu olur elbette Ölüm bu tılsımlı ebediyette Belki de rüyası büyük cetlerin, Beyaz bahçesinde su seslerinin. Ahmet Hamdi Tanpınar

30 AHMET HAMDİ TANPINAR Gençlik yıllarında Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'in talebesi ve dostu olmuş, Batı edebiyatından Paul Valéry ile Marcel Proust'u kendisine üstad olarak seçmiştir. Bu yazarlar edebiyatta güzellik ve mükemmeliyete önplanda yer verirler. Onlara göre edebiyat, tıpkı resim ve musiki gibi "güzel sanat"tır. Onlardan farkı, boya ve ses yerine, insanı ve hayatı anlatmada bu iki vasıtadan çok daha zengin olan dili kullanmasıdır.Yahya KemalAhmet HaşimPaul ValéryMarcel Proust Tanpınar şiiri hayatının en büyük ihtirası haline getirmiş, fakat asıl kabiliyetini şiir estetiğine göre yazdığı mensur eserlerde göstermiştirmensur

31 Bu şiirin 11'li hece ile yazıldığı belirtilir. Şiir serbest nazımla yazılmıştır. Çünkü nazım birimi dizedir. Tema Bursa'da zamandır. Şair "Güvercin bakışlı sessizlik" ifadesinde nesnel gerçekliği duygularını ifadede kullanmıştır. Tarih ve tabiat zaman kavramı üzerinde birleşir. Burada tarih, mimarî, felsefe gibi bilim dallarından yararlanılmıştır.

32 Tanpınar'ın genel olarak eserlerinde işlediği; rüya, zaman, musiki ve sağlam bir tarih bilinci bu şiirde de vardır. Şiirde Orhan zamanına telmih vardır. "Onunla bir yaşta ihtiyar çınar" gibi dizelerde de kişileştirme sanatı vardır. "Güvercin bakışlı sessizlik bile" dizesinde teşbih vadır. "Bursa'da eski bir cami avlusu/Küçük şadırvanda şakırdayan su."gibi dizelerde de tenasüp sanatı vardır.

33 SEVGİLİNİN YAKINLIĞI Seni düşünüyorum, güneşin ışıkları denizden aksedince Seni düşünüyorum, ayın pırıltıları kaynaklara vurunca. Seni düşünüyorum, uzak bir yol üstünde tozlar havalanırken, Karanlık bir gecede, dar bir tahta köprüde bir yolcu ürperirken. Seni düşünüyorum, boğuk uğultularla orda yükselirken dalgalar. Kulak kesilmek için koruluktayım, sık sık her şeyin sustuğu anlar. Uzakta olsan bile ben senin yanındayım, sen de yakınımdasın. Güneş batıyor, biraz sonra, beni ışıtacak yıldızlar Ne olurdu burda Yanımda olsaydın ( Johann Wolfgang von Goethe ) Johann Wolfgang von Goethe

34 J OHANN W OLFGANG VON G OETHE Alman edebiyatının ve klasizmin en büyük yazarlarından olan Goethe, 28 ağustos 1749’da Frankfurt’da doğdu. Varlıklı bir aileden gelen babası tarafından Aydınlanma düşüncesinin ideallerine göre yetiştirildi. Küçük yaşta Fransızca, Latince ve Eski Yunanca öğrendi, güzel sanatlar ve tiyatroyu tanıdı. 1765’de hukuk eğitimine başladı ancak hastalanıp evine döndü. Din ve mistisizmle tanışması bu dönemdedir. İyileşince, hukuk eğitimini Strasbourg’da tamamladı. Dil üzerine araştırmalar yapan Herder’le dostluk kurdu. Parlak bir gençti Goethe. 1775’de Weimar Dükü tarafından elçilik danışmanlığına atandı ve 1782’de “von” unvanını aldı.

35 11'li ve 5'li hece ölçüsü ile ritim sağlanmıştır. Şiir serbest nazımla yazılmıştır. Divan şiirindeki müstezat lara benzer. müstezat Nazım birimi dizedir. Şiir dilinde imgelere yer verilmiştir. (Derin geceler) Şiirin teması özlemdir. "Kırda sessizliği dinlerim gece/her şey susunca" dizelerinde tezat vardır.


"MANZUME VE ŞİİR ÖRNEKLERİNİ İNCELEME. GAZEL Cem'in tamama irüp devri câm kalmışdur O câmdan da bu meclisde nâm kalmışdur Rüsûm-ı lütf u kerem halk içinde." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları