Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Aykut Eliçora 1, Şerife Tuba Liman 1, Betul Arıca Yeğin 2, Aslı Gül Akgül 1, Hakan Eroğlu 2, Kürşat Yıldız 3, Salih Topçu 1, Cüneyt Özer 4 1-) Göğüs Cerrahisi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Aykut Eliçora 1, Şerife Tuba Liman 1, Betul Arıca Yeğin 2, Aslı Gül Akgül 1, Hakan Eroğlu 2, Kürşat Yıldız 3, Salih Topçu 1, Cüneyt Özer 4 1-) Göğüs Cerrahisi."— Sunum transkripti:

1 Aykut Eliçora 1, Şerife Tuba Liman 1, Betul Arıca Yeğin 2, Aslı Gül Akgül 1, Hakan Eroğlu 2, Kürşat Yıldız 3, Salih Topçu 1, Cüneyt Özer 4 1-) Göğüs Cerrahisi AD, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi 2-) Farmasötik Teknoloji AD, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 3-) Patoloji AD, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi 4-) Deneysel Araştırmalar Birimi, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi

2 GİRİŞ VE AMAÇ Trakea cerrahisi toraks cerrahisinin en zor alanlarından biridir ve başarısızlık oranı oldukça yüksektir. Bunun da en büyük nedeni stenoz gelişmesidir. Cerrahi tedavinin etkinliğini arttırmak için çeşitli ilave yöntemler kullanılmaktadır. Bu amaçla cerrahiye ek olarak; kortikosteroidler 5-florourasil triamsinolon bileşiği mitomisin-C hiperbarik oksijen karnitin Halofuginon vb uygulanmıştır

3 GİRİŞ VE AMAÇ Yara iyileşmesini düzenleyici çeşitli ajanlar için arayışlar devam etmektedir. Son yıllarda TGF-β1, β2 ve β3’ün yara iyileşmesi üzerine olan etkisini araştırmak için bir çok çalışma yapılmaktadır. TGF-β3’ün ise hayvan çalışmalarında skar dokusunu azaltabileceği öne sürülmüştür. Bu çalışmada TGF-β3’ün trakea cerrahisi sonrasında trakea stenozunu önlemedeki rolünün belirlenmesi amaçlandı. Çalışmamızda ratlarda deneysel olarak trakea cerrahisi yapıldı. Trakea insizyonun yapıldığı bölgeye lokal olarak kitosan içerisinde jel formuna getirilmiş ve yavaş salınım yapan TGF-β3 preperatı, yerleştirilerek yara yeri epitelizasyon, fibroblast, inflamasyon, angiogenez ve kollajen düzeyleri değerlendirildi.

4 TRANSFORMİNG GROWTH FAKTOR-BETA Memelilerde TGF-β’nın üç farklı isoformu saptanmıştır. TGF-β1, TGF-β2 ve TGF-β3 TGF-β ağırlıklı olarak T-hücreleri tarafından üretilen ekstrasellüler bir proteindir. TGF-β süperfamilyası epitelyal hücrelerin büyümesini, farklılaşmasını, motilite, apopitoz ve tümörgenezisini regüle eder. TGF-β farklı moleküler mekanizmalarla hipertrofik skar ve keloid patogenezinde önemli bir rol oynar.

5 TGF-β1 ve TGF-β2 Keloid fibroblast kültürlerinde TGF- β1 ve TGF-β2 protein konsantrasyonlarının yüksek olduğu görülür. Bu bilgi TGF-β1 ve TGF-β2’nin fibrozise neden olan sitokinler olduğu görüşünü desteklemektedir

6 TGF-β3 TGF-β3’ün ise yara iyileşmesini olumlu yönde etkilediğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Cox ve arkadaşları TGF-β3’ün yanıklarda ve insizyonel yaralarda reepitelizasyonu yaşlı ratlarda hızlandırdığını göstermişlerdir. Wut ve arkadaşları tavşanların kulaklarında yara iyileşmesini skar dokusu oluşturmadan hızlandırdığını bulmuşlardır. TGF-β3’ün TGF-β1 ve β2’ye karşı avantajlı olmasının diğerlerine göre yapısal farklılık gösteren N-terminal kısımdan kaynaklandığını söylenmektedir.

7 KİTOSAN (İlaç taşıyıcı baz madde)  Farmasötik formülasyonlarda selülozdan sonra en sık kullanılan polisakkarit yapıda bir polimerdir.  Yara iyileşmesini hızlandırıcı özelliğe sahiptir.  Mikroküre, nanopartikül, mikrokapsül, film ve tablet formülasyonları gibi çeşitli dozaj şekillerinin hazırlanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır

8 NORMAL YARA İYİLEŞMESİ 1-) İnflamasyon İnflamatuar fazda hemostaz sağlanır ve bunu inflamatuar maddenin bölgeye göçü izler 2-) Proliferasyon Yaralanmadan yaklaşık 4 gün sonra Geçici ekstrasellüler matriks granülasyon dokusuyla yer değiştirmeye başlar Bu değişim aynı zamanda hücresel seviyede dermisin kalıcı elemanlarının bölgede oluşmasını sağlar. Bunlar, fibroblastlar ve fibroblastlar tarafından oluşturulan kollajen ve kan damarlarıdır 3) Matürasyon Matürasyon fazı, yara iyileşmesinin en uzun süren aşamasıdır

9 GEREÇ VE YÖNTEM Bu çalışma Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hayvan Deneyleri Etik Kurulu’nun tarih ve 2/ nolu onayı alınarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Deneysel Tıp Araştırma ve Uygulama biriminde gerçekleştirildi Çalışmada gram ağırlıktaki (ortalama ağırlık 280 gram), erkek cins 30 adet “Wistar Albino” tipi rat kullanıldı. Çalışmada ratlar A, B, C olmak üzere üç gruba ayrıldı. Gruplar 10 ’ar rattan oluşturuldu. Gruplar A grubu; Kontrol, B grubu; Baz madde ( Kitosan) C gurubu ; Etken madde + baz madde

10 CERRAHİ İŞLEM  İntramusküler anestezi uygulandıktan on dakika sonra ratlar supin pozisyonda yatırıldı. Boyun ön bölümü traş edildi, povidon-iodin (Poviiodeks® 1000 ml antiseptik solüsyon, KİM-PA) ile silindi

11 CERRAHİ İŞLEM  Orta hatta çene altında tiroid kıkırdak üst sınırından insisura jugularise uzanan yaklaşık 3 cm uzunluğunda vertikal cilt insizyonu yapıldı. Cilt ve cilt altı geçildi, kaslar laterale ekarte edilerek larengotrakeal yapıya ulaşıldı

12 CERRAHİ İŞLEM  Tüm ratların 2 ve 5. trakeal halkalarının ön bölgesine 3 kıkırdağı içine alacak şekilde yaklaşık 0.5 cm’lik tam kat vertikal insizyon yapıldı

13 CERRAHİ İŞLEM  Trakeal insizyon 4/0 polyglagtin 910 (Vicryl, Ethicon, Belçika) ile sütüre edildi

14 CERRAHİ İŞLEM  Kitosan içerisinde eritilerek oluşturulan yavaş salınımlı film tabaka haline getirilmiş 5mm X 5mm boyutlarında 1µ TGF-β3 taşıyan HÜEF tarafından hazırlanan preperat yerleştirildi

15

16 Çalışmanın 30 günlük süresi içerisinde ; TGF-β3 uyguladığımız gruptan (C Grubu) 3 rat, K itosan uygulanan gruptan (B grubu) 2 rat Kontrol grubundan ( A grubu) 1 rat öldü. İstatiksel açıdan yeterli denek olması nedeni ile yerlerine yeni denekler eklenmedi. Tüm gruplardaki ratlar 30. günde inhalasyon anestezi cihazı ile yüksek doz izofluran ( İsofludem®, Dem) verilerek sakrifiye edildi. Bütün ratların trakeaları üstte tiroid kıkırdağın üst kenarından altta 6. trakeal halkanın altından kesilerek özefagus ile birlikte çıkarıldı

17 BULGULAR TGF-β3/kitosan kombinasyon grubundaki (C grubu) 4 denekte ve kitosan grubundaki (B grubu) 5 denekte trakeal insizyon bölgesinde, paratrakeal yerleşim gösteren boyutları değişkenlik gösteren kitlesel lezyonlar palpe edildi

18 BULGULAR Histopatolojik incelemesinde her iki gruptaki lezyonların benzer özellikte olduğu görüldü. Lezyonlar histopatolojik inceleme sonucu apse olarak değerlendirildi. Apse ve trakeanın kesitsel görünümü. (Siyah ok: apse, kırmızı ok : trakeal insizyon bölgesi)

19 BULGULAR Apse ve trakeanın mikroskobik incelemedeki görünümü (HE x40), ( Siyah ok: apse, kırmızı ok : trakeal insizyon bölgesi )

20 BULGULAR Histopatolojik incelemede; epitelizasyon, inflamasyon, anjiogenez, fibroblast ve kollojen parametreleri değerlendirildi. Tüm parametrelerde; yok (-), hafif (+), orta (++), fazla (+++) ve çok fazla (++++) şeklinde nitelendirildi ve parametreler istatistiksel değerlendirme için 0, 1, 2, 3 ve 4 olacak şekilde nümerik hale getirildi. İstatistiksel olarak incelenmesinde Pearson Ki-kare Test ve Trend Ki-kare Test kullanıldı.

21 SONUÇ Gruplar arasında komplikasyon düzeyleri açısından anlamlı istatiksel fark bulundu. Gruplar arasında epitelizasyon, inflamasyon, anjiogenez, fibroblast ve kollojen parametreleri arasında anlamlı istatiksel fark bulunamadı. Literatür ile uyumlu olmayan bu sonucun kitason nedeniyle oluşan apseye bağlı olduğunu düşündük. Plan: Oluşan komplikasyonun kitosan baz maddesine bağlı geliştiği görüldüğünden baz madde olarak “ Poli(laktik/glikolik)asit (PLGA)50:50” kullanılarak TGF Beta 3 ile yeniden yapılması planlanmıştır.


"Aykut Eliçora 1, Şerife Tuba Liman 1, Betul Arıca Yeğin 2, Aslı Gül Akgül 1, Hakan Eroğlu 2, Kürşat Yıldız 3, Salih Topçu 1, Cüneyt Özer 4 1-) Göğüs Cerrahisi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları