Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

YENİ TCK’NUN HAZIRLANMASINDA ESAS ALINAN SUÇ TEORİSİ İzzet ÖZGENÇ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "YENİ TCK’NUN HAZIRLANMASINDA ESAS ALINAN SUÇ TEORİSİ İzzet ÖZGENÇ."— Sunum transkripti:

1

2 YENİ TCK’NUN HAZIRLANMASINDA ESAS ALINAN SUÇ TEORİSİ İzzet ÖZGENÇ

3 SUÇ Suç, bir haksızlıktır. Her suç, bir haksızlık teşkil eder. Ancak, her haksızlık, suç oluşturmaz.

4 Suç, bir hukuki değer ihlalini ifade eder. Temelinde hukuki değer koruması olmayan bir suç tanımı olamaz. Hukuki değer, bir hukuk toplumunda geçerli olan değerleri ifade eder ve dayanağını, davranış normları oluşturur. Belli bir kişiden soyut olan hukuki değer, a) ceza kanununda suçların tasnifi açısından Kanun koyucuya yol gösterir; b) uygulamacı açısından, suç tanımının yorumunda baş vurulacak en önemli enstrümanı oluşturur.

5 SUÇUN UNSURLARI Haksızlık olarak suçun; a) maddi unsurları, b) manevi unsurları, c) hukuka aykırılık unsuru, bulunmaktadır.

6 SUÇUN MADDİ UNSURLARI Fiil Netice Nedensellik bağı Fail Konu Mağdur

7 Fiil Fiil; - icrai davranışla, - ihmali davranışla, işlenebilir. Fiil, ancak bir insan tarafından gerçekleştirilebilen bir davranıştır. Ancak, her insan davranışı, fiil niteliğini taşımamaktadır.

8 Tek bir fiille işlenebilen suçlar. Fiilin doğal anlamda tekliği ve hukuki anlamda tekliği kavramları. Birden fazla fiille işlenebilen suçlar. - çok hareketli suçlar. - seçimlik hareketli suçlar. - mütemadi suçlar.

9 Çok hareketli suç Örnekler: - yağma (m. 148), - dolandırıcılık (m. 157), - özel belgede sahtecilik (m. 207)

10 Seçimlik hareketli suç Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (m. 165), Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal, ithal veya ihraç edilmesi (m. 188, f. 1), Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satılması, nakledilmesi, depolanması, satın alınması, … (m. 188, f. 3), Parayı sahte olarak üretmek, ülkeye sokmak, nakletmek, muhafaza etmek, tedavüle koymak (m. 197, f. 1).

11 Mütemadi suç Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109, f. 1), Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütü yönetmek, bu örgüte üye olmak (m. 220, f. 1, 2), İşkence veya eziyet (m. 94, 96), Girilen konuttan çıkmamak suretiyle işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu (m. 116, f. 1), Elektrik enerjisine yönelik hırsızlık suçunun işlenmesi (m. 141, f. 2; m. 142, f. 1, bent f), Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imali, nakledilmesi, depolanması (m. 188, f. 3).

12 Netice Suçun kanuni tanımında belirtilen netice. Netice, fiilin bir alt unsurunu değil; fiilden ayrı olarak, suçun maddi unsurlarından birini oluşturur. “Neticesi harekete bitişik suç” ifadesi doğru değildir.

13 Nedensellik (illiyet) bağı Nedensellik bağı, icra edilen fiil ile meydana gelen netice arasındaki sebep – sonuç ilişkisini ifade eder. Nedensellik bağı, doğal bir olgudur. Nedensellik bağı, sorumluluk alanında değerlendirilebilecek davranışların belirlenmesini sağlar (sınırlama fonksiyonu).

14 Nedensellik bağı sadece icrai davranışlarla işlenen fiiller açısından söz konusu olabilir. Sorumluluğun belirlenmesinde fiilin neticenin oluşumu üzerindeki nedensellik etkisi bakımından bir ayırım yapılamaz (765 s. TCK, m. 451). Nedensellik bağının kesilmesi sorunu.

15 Fail Ancak gerçek kişiler, suçun faili olabilir. Suç tanımında, fail olan kişide insan olmanın dışında başka özel nitelikler de aranabilir. Özel faillik vasfı: - Kamu görevlisi - Sağlık mesleği mensubu gibi. Özgü (mahsus) suç.

16 Özel faillik vasfı; a) Suçun temel şekli bakımından bir unsur, b) Suçun nitelikli şekli bakımından bir unsur, olabilir. Özel faillik vasfı, suça iştirakte sorumluluk statülerinin belirlenmesinde büyük bir önem taşımaktadır (Bağlılık kuralı, m. 40).

17 Konu Her suçun mutlaka bir konusu vardır. Bazı suç tanımlarından, konuyu bir nesnenin oluşturduğu, açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Örneğin, - hırsızlık suçunda “taşınır bir mal”, - mala zarar verme suçunda “taşınır veya taşınmaz mal”, - güveni kötüye kullanma ve zimmet suçunda “mal” gibi.

18 Bazı suçlarda, konu ile mağdur, iç içe olmakla birlikte, aynı şeyler değildir. Örnek: - Kasten yaralama suçunda, mağdur, yaralanan kişidir; konu ise, bu kişinin vücududur. - Hakaret suçunda, mağdur, hakaret edilen kişidir; konu ise, bu kişinin şerefidir.

19 Korunan hukuki değerle, suçun konusunu birbirine karıştırmamak gerekir. Hukuki değer, belli bir kişiden soyut bir kavramdır. Konu ise, somut bir şeydir ve bazı suçlarda belli bir kişi ile irtibatlıdır. Örnekler: - Kasten yaralama suçunun konusu, yaralanan kişinin vücududur; bu suça ilişkin tanımla korunan hukuki değer ise, kişilerin vücut dokunulmazlığıdır.

20 - Hakaret suçunun konusu, hakaret edilen kişinin şerefidir; bu suça ilişkin tanımla korunan hukuki değer ise, kişilerin şerefli, onurlu ve saygın olmasıdır. - Çevreyi kirletme suçlarının konusu, çevreyi oluşturan toprak, su ve havadır. Buna karşılık, bu suçlarla korunan hukuki değer, kişilerin sağlıklı, ekolojik dengesi bozulmamış bir çevrede yaşama hakkıdır.

21 Korunan hukuki değer, suçun işlenmesiyle ihlal edilmektedir. Buna karşılık, suçun işlenmesiyle, suçun konusuna zarar verilmekte veya tehlikeye maruz bırakılmaktadır. Zarar suçu – tehlike suçu ayırımı. Soyut tehlike suçu – somut tehlike suçu ayırımı. Soyut tehlike suçları - Terk (m. 97), - Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (m. 98), - Suç işlemeye alenen tahrik (m. 214), - Suçu ve suçluyu övme (m. 215),

22 - Somut tehlike suçlarında failin cezalandırılabilmesi için, suçun kanuni tanımındaki fiilin yanı sıra, somut tehlikenin gerçekleşmesi gerekir. Örnekler: m. 170, 171, 172, 173, 175, 176, 177, 178, 179, 216, 217, 220, 319. Objektif cezalandırılabilme şartı olarak, somut tehlike kavramı.

23 Mağdur Her suçun mutlaka bir mağduru vardır; mağdursuz suç olmaz. Ancak gerçek kişiler suçun mağduru olabilir. Tüzel kişiler, bir suçtan ancak zarar gören olabilir. Mağdur ile suçtan zarar gören kavramları, aynı şeyler değildir. Bu bakımdan, örneğin devlet, bir suçtan zarar gören olabilir; ancak, mağdur olamaz. Mağdur ile suçun konusu da, aynı şeyler değildir.

24 Suç tanımında, mağdur olan kişide insan olmanın dışında başka özel nitelikler de aranabilir. Suçun mağduru; - kamu görevlisi, - çocuk, - kadın, - yargı görevini yapan, - faille belli bir akrabalık ilişkisi içinde bulunan kimse, olabilir.

25 Bazı suçlarda mağdur, belli bir kişi veya kişilerdir. Ancak, bazı suçlarda mağdur, belli bir kişi değil, toplumu oluşturan herkestir. Örneğin; - rüşvet suçunda, - çevre suçlarında, - genel tehlike suçlarında, mağdur, toplumu oluşturan herkestir.

26 Nitelikli unsurlar Kanunda önce bir suçun temel şekli tanımlanmaktadır. Kanunda ayrıca, suçun bu temel şekline nazaran cezanın artırılmasını veya azaltılmasını gerektiren nitelikli unsurlara da yer verilmektedir.

27 Bu unsurlar; a) Fiilin işleniş tarzı bakımından, b) Fiilin işlendiği yer veya zaman bakımından, c) Failin vasfı bakımından, d) Mağdurun vasfı bakımından, e) Fail ile mağdur arasındaki ilişki bakımından, f) Suçun konusu bakımından, g) Fiilin işlenişiyle güdülen amaç bakımından, nitelikli unsurlar olarak tasnife tabi tutulabilir. Bu sistemde, “ağırlatıcı sebepler” ve “hafifletici sebepler” kavramları terkedilmiştir.

28 SUÇUN MANEVİ UNSURLARI Kast Taksir Kast – taksir kombinasyonu (Netice sebebiyle ağırlaşmış suç) Amaç veya saik

29 Kast Suçlar, kural olarak ancak kasten işlenebilir. Kast, bir haksızlığın bir gerçekleştiriliş biçimidir (haksızlık şekli olarak, kast). Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (m. 21, f. 1).

30 Kast, - suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların somut olayda gerçekleşmekte olduğunun, - somut olayda, bir hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarının gerçekleştiğinin, bilinmesini ifade etmektedir. Kast, suçun icrası sırasında var olmalıdır.

31 Kast, aynı zamanda suçun unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi yönündeki iradeyi de gerektirmektedir. Ancak, bu irade, kusurluluk bağlamında aranan “kişinin davranışlarını hukukun icaplarına göre yönlendirme yeteneği”nin varlığını gerektirmez. Kast kapsamında aranan irade, insan davranışının mutlak kuvvetin (vis absoluta) etkisinde gerçekleşmemesini gerektirmektedir. Kast, doğrudan kast ve olası kast olarak ikiye ayrılmaktadır.

32 Doğrudan kast, bir suçun kanuni tanımındaki unsurların somut olayda gerçekleşmekte olduğunun muhakkak addedildiği hallerde söz konusudur. Olası (muhtemel, gayrimuayyen) kast, bir suçun kanuni tanımındaki unsurların somut olayda gerçekleşmekte olduğunun muhtemel addedildiği hallerde söz konusudur (m. 21, f. 2). Kişi, örneğin neticenin gerçekleşmesini muhtemel addetmekle birlikte, bunun gerçekleşmemesi için özel bir çaba göstermemektedir. Fail, örneğin neticenin gerçekleşmesine katlanmaktadır. Olası kast, sadece netice açısından değil, suçun diğer unsurları bakımından da söz konusu olabilir.

33 Bir suç, kural olarak, hem doğrudan kastla hem de olası kastla işlenebilir. Bir suçun kanuni tanımında, maddi unsurlardan bir kısmı ile ilgili olarak, “bilerek”, “bildiği halde”, “bilmesine rağmen” gibi ifadelere yer verilmişse; bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Yeni TCK’nun sisteminde, suçun olası kastla işlenmesi halinde; temel cezada belli bir oranda indirim yapılmaktadır (m. 21, f. 2; m. 61, f. 1, 2).

34 Taksir Taksir de, kast gibi, haksızlığın bir gerçekleştiriliş biçimidir (bir haksızlık şekli olarak, taksir). Kanunda açıkça hüküm bulunduğu takdirde, taksirle işlenen haksızlıklar suç oluşturabilir (m. 22, f. 1). Taksirli suçun haksızlık unsurunu, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali oluşturmaktadır (m. 22, f. 2).

35 Dikkat ve özen yükümlülüğü, belli bir faaliyetin icrasıyla ilgili olarak, kişilerden soyut bir gereklilik yargısını ifade etmektedir. Taksirli davranış, bir yükümlülük ihlalini gerektirmektedir. Kişinin hayatına ve vücut dokunulmazlığına ilişkin davranış normları, bu yükümlülüğün kaynağını oluşturmaktadır.

36 Dikkat ve özen yükümlülüğüne ilişkin kurallar, örneğin, - trafik düzeni açısından, t. ve 2918 s. “Karayolları Trafik Kanunu”nda, - iş güvenliği açısından, t. ve 7/7583 s. Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü”nde, - tıbbi müdahale ve operasyonlar açısından, t.ve 1219 s. “Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun”, Bakanlar Kurulu’nun t. ve 4/12578 s. Kararı ile kabul edilen “Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi”, Sağlık Bakanlığı “Hasta Hakları Yönetmeliği”, Türk Tabipler Birliği’nin 47. Genel Kurulunda Ekim 1998 tarihinde kabul edilen “Hekimlik Meslek Etiği Kuralları”nda, - aile bireyleri arasındaki ilişkiler açısından, Türk Medeni Kanununda, belirlenmiştir.

37 Taksirli haksızlıktan dolayı sorumluluk için, failin, kendi bilgi ve yetenekleri itibarıyla, dikkat ve özen yükümlülüğünün gereklerini yerine getirebilecek durumda olması gerekir. (taksirli haksızlıklarda kusurluluk) Fail, suçun kanuni tanımındaki neticenin gerçekleşmesini öngörmemiştir (m. 22, f. 2). Ancak, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmemiş olsaydı, bu neticeyi öngörebilirdi” şeklinde bir yargıya varmamız durumunda, kusurunun varlığı sonucuna ulaşmaktayız.

38 Taksirli suçtan dolayı cezanın miktarının belirlenmesinde de kişinin kusuru göz önünde bulundurulur (m. 22, f. 4). Taksirli suçtan dolayı temel ceza, suçun kanuni tanımındaki cezanın alt ve üst sınırı arasında belirlenecektir. Temel cezanın belirlenmesinde, cezanın alt sınırının altına inilemeyecektir.

39 Meydana gelen neticeden sorumluluk için, buna dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışla sebebiyet verilmelidir. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın olmadığı hallerde, meydana gelen neticeden dolayı ceza hukuku sorumluluğu söz konusu değildir. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın varlığı halinde, bu yükümlülüğe uygun davranılsaydı dahi netice gerçekleşecekti şeklinde bir mantıkla sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir.

40 Failin gerçekleştirdiği taksirli davranışa bir başkasının taksirli davranışı eklenmiş olabilir. Bu gibi durumlarda, herkes kendi taksirli fiilinden dolayı, kusurunun ağırlığına göre sorumlu tutulacaktır (m. 22, f. 5; m. 61, f. 1, bent f). TCK’nun suça iştirake ilişkin kuralları, taksirli suçlar açısından uygulanmaz. Taksirli suçlarda şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep (m. 22, f. 6).

41 Bilinçli taksir sorunu Yeni TCK’nda bilinçli taksirle ilgili tanıma yer verilmiştir: “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır” (m. 22, f. 3). Olası kastla bilinçli taksirin ortak özelliği; neticenin öngörülmüş olmasıdır.

42 Olası kastan farkı ise, öngörülen neticenin gerçekleşmesinin istenmemesidir. Olası kastta ise, netice istenmemiş değildir; yani neticenin gerçekleşmesine katlanılmıştır. Yeni TCK’nun sisteminde, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde; taksirli suçun cezasında belli bir oranda artırma yapılarak, temel ceza belirlenmektedir (m. 22, f. 3; m. 61, f. 1, 2).

43 Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar Temel suç, kasten işlenir. Ancak, kastedilenden daha ağır veya başka bir netice gerçekleşir. Kişinin, meydana gelen neticeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için, bu netice açısından en azından taksire dayalı kusurunun varlığı gereklidir (m. 23). Bu sistemde, - nedensellik bağı temelli sorumluluk izahından, - objektif sorumluluktan, vazgeçilmiştir.

44 Örnek: - A, B’yi yaralamak kastıyla hareket eder; ancak, işlenen fiil neticesinde B ölür. - Oğlu tarafından kendi haline terk edilen yaşlı ve hasta baba, bakımsızlıktan dolayı ölür. - Annesi tarafından cami avlusuna bırakılan bebek, havanın soğuk olması nedeniyle, akciğerlerini üşütür ve kalıcı bir hastalığa yakalanır. Meydana gelen ağır veya başka netice açısından fail çoğu zaman olası kastla hareket eder. Bu durumda, failin olası kastla gerçekleştirdiği ağır neticeden dolayı sorumlu tutulması gerekir. - Üzerinde deney yapılan kişinin ölmesi (m. 90, f. 5), - İşkence yapılan kişinin ölmesi (m. 95, f. 4), - Kasten yaralama fiilinin mağdurun vücudunda ağır etkiler bırakması (m. 87, f. 1 – 3).

45 Yeni TCK’nun sisteminde kasten yaralama sonucunda mağdurun ölmesi dolayısıyla netice sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre sorumluluk için (m. 87, f. 4); fiilin, kasten yaralama suçunun temel şeklini oluşturacak ağırlıkta (m. 86) olması gerekir. Hafif yaralama (m. 88, f. 1) sonucunda (örneğin karın boşluğuna vurulan bir yumruğun etkisiyle) mağdurun ölmesi halinde, meydana gelen ölüm neticesinden ancak taksirle öldürme suçuna göre (m. 85, f. 1) sorumluluk söz konusu olabilir.

46 Amaç veya saik Bazı suç tanımlarında, suçun unsurlarına ilişkin kastın yanı sıra, failin belli bir amaç doğrultusunda veya belli bir saikle hareket etmesi, bir manevî unsur olarak aranmaktadır. Amaç veya saik, kastla özdeş veya kastın bir türü değildir. Bu sistemde, “genel kast” – “özel kast” ayırımı terkedilmiştir.

47 Amaç veya saik, bazı tanımlarda, suçun temel şekli açısından aranan bir manevî unsurdur. Örneğin, - “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt” kurmak veya yönetmek (m. 220, f. 1; ayrıca bkz. m. 78, f. 1; m. 314, f. 1), - İnsanlığa karşı suçlar açısından, belli fiillerin “siyasal, felsefî, ırkî veya dinî saiklerle” (m. 77, f. 1) işlenmesi, - Göçmen kaçakçılığı suçu açısından, “maddî menfaat elde etmek maksadı” (m. 79, f. 1), - Hırsızlık suçu açısından “yarar sağlamak maksadı” (m. 141, f. 1), - Tefecilik suçu açısından, “kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para” verilmesi (m. 241),

48 - Rüşvet suçu açısından, “bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için … bir yarar sağlaması” (m. 252, f. 3), - Görevi yaptırmamak için direnme suçu açısından, “kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit” kullanılması (m. 265, f. 1), - Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu açısından “gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacı” (m. 281, f. 1), - Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu açısından, bu değerlerin “gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla” hareket edilmesi (m. 282, f. 1).

49 Amaç veya saik, bazı suçlarda, suçun nitelikli şekli açısından aranan bir manevî unsurdur. Örnek: - Kasten öldürme suçunun “bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla” veya “kan gütme saikiyle” ya da “töre saikiyle” (m. 82, bent h, i, j), - Hırsızlık, yağma ve dolandırıcılık suçlarının “bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla” (m. 144, bent b; m. 150, f. 1; m. 159), - Mala zarar verme suçunun “sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak” (m. 152, f. 1, bent g), - Belgede sahtecilik suçunun “bir hukukî ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla” (m. 211), işlenmesi.

50 HUKUKA AYKIRILIK UNSURU Bir haksızlık olarak suçun bir unsuru da, hukuka aykırı olmasıdır. Hukuka aykırılık, işlenen fiilin hukuk düzenince tecviz edilmediğinin, mubah sayılmadığının bir ifadesidir. Bir fiilin hukuka aykırı olması, bunun bütün hukuk sistemine aykırı olmasını ifade etmektedir. Hukuka aykırılık, aynı zamanda ahlaka da aykırı olmayı ifade eder. Bu bakımdan, ahlâkla hukuk arasında bir genellik – özellik ilişkisi mevcuttur.

51 Hukuka aykırılık, suç teşkil eden fiilin bir vasfıdır. Fakat, haksızlık ise, suç teşkil eden fiilin bizatihî kendisini oluşturmaktadır. Bir fiil ya hukuka aykırıdır veya değildir. Bir fiil hukuka aykırı olduktan sonra, bu aykırılığın azlığından veya çokluğundan bahsedilemez. Ancak, hukuka aykırı olan fiillerin ifade ettikleri haksızlık muhtevaları birbirlerine nazaran farklılık arzedebilir.

52 Bir fiilin kanunda muayyen suç tanımlarından birine uygun olması, işlenen fiilin aynı zamanda hukuka aykırı olduğu hususunda bir karine teşkil etmektedir. Kişi, işlediği fiilin hukuka aykırılık teşkil ettiğinin bilincinde olmalıdır.

53 Yeni TCK’ndaki bazı suç tanımlarında örneğin, - “hukuka aykırı olarak”, - “hukuka aykırı başka bir davranışla”, - “hukuka aykırı diğer davranışlarla”, - “hukuka aykırı yolla”, - “hukuka aykırı yollarla” gibi ifadelere yer verilmiştir. Bu suçlarda failin, işlediği fiilin hukuka aykırı olduğunu bilmesi, yani işlediği fiilin hukuka aykırı olduğu hususunda ancak doğrudan kastla hareket etmesi gerekmektedir.

54 Hukuka uygunluk nedenleri Yeni TCK’nunda hukuka uygunluk nedenleri esas olarak dört grupta toplanmıştır. Bunlar, - hakkın kullanılması (m. 26, f. 1), - “kanunun hükmünü yerine getirme” (doğrusu, görevin yerine getirilmesi) (m. 24, f. 1), - meşru savunma (m. 25, f. 1), - ilgilinin rızası (m. 26, f. 2), hukuka uygunluk nedenleridir.

55 KUSURLULUK Kusur, haksızlık teşkil eden fiili gerçekleştiren şahsın bu fiili gerçekleştirmesi nedeniyle muaheze edilmesi, kınanması gerektiği konusundaki yargıyı ifade etmektedir. Kusur, işlediği haksızlıkla ilgili olarak fail hakkında bulunulan yargıdan ibarettir.

56 Kusur yargısının ifade ettiği anlam şudur: Fail, hukuka uygun hareket etmemiştir; davranış normlarının icaplarına uygun hareket etme, haklı davranışı tercih etme imkân ve kabiliyetine sahip olmasına rağmen, haksız bir davranışta bulunmayı tercih etmiştir. Kusur yargısından önce, kanundaki muayyen suç tariflerine uygun bir haksızlığın gerçekleştirilmesi gerekir. Bu haksızlık kasten işlenmiş veya taksirle gerçekleştirilmiş bir haksızlık olabilir.

57 Bir fiil, failinin kusuru olmadan işlense dahi, haksızlık ve dolayısıyla, suç olma özelliğini muhafaza edecektir. Kusurluluk, suçun bir unsuru değildir. Kast ve taksir, birer kusurluluk şekilleri olarak değil; birer haksızlık şekilleri olarak anlaşılmaktadırlar. Ancak, kusurun, kast ve taksirden tamamen soyutlanarak, yalın bir değer yargısı olarak kabulü de söz konusu değildir. Kusurun unsurlarının belirlenmesinde, haksızlığın kasten veya taksirle işlenmesi esas alınmaktadır.

58 Kusurun iki unsuru mevcuttur: 1) Algılama yeteneği, 2) İrade yeteneği. Algılama yeteneği, kişinin işlemiş bulunduğu fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesini ifade eder. İşlediği fiilden dolayı kusurlu addedilebilmesi için; kişinin bu fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini, hukuken tasvip edilmez bir fiil olduğunu bilmesi gerekir.

59 İrade yeteneği, kişinin işlemiş bulunduğu fiille ilgili olarak davranışlarını hukukun icaplarına göre yönlendirme yeteneğini ifade etmektedir. Kişi; işlediği fiilin davranış normlarına aykırı olduğunu ve dolayısıyla, haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen; tercihini bu fiili işlemekten yana kullanmıştır, bu fiili işlemekten vazgeçmemiştir. Mutlak kuvvet (vis absoluta) etkisinde gerçekleştirilen davranış: Fiil niteliğini taşımamaktadır. Zorlayıcı kuvvet (vis compulsiva) veya tehdit etkisinde gerçekleştirilen davranış, fiil niteliğini taşımaktadır. Ancak kişi, bu fiili nedeniyle muaheze edilmemektedir, kusurlu bulunmamaktadır. İrade yeteneği, derecelendirilebilir.

60 Kusurluluğu etkileyen faktörler Yaş küçüklüğü (m. 31), Akıl hastalığı (m. 32), Sağır ve dilsizlik (m. 33), Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma (m. 34), Cebir veya tehdit dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi (m. 28), Zorunluluk hali dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi (m. 25, f. 2), Hukuka aykırı ve fakat, bağlayıcı emrin yerine getirilmesi (m. 24, f. 2 – 4), Hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın aşılması (m. 27), Haksız Tahrik (m. 30), Çeşitli hata halleri (m. 4, f. 2; m. 30, f. 3).

61 Hata Yeni TCK sisteminde hata, 1) kastı kaldıran hata, 2) kusurluluğu etkileyen hata, olarak ikiye ayrılmaktadır.

62 Kastı kaldıran hata Kastı kaldıran hata, 1) suçun maddî unsurlarında hata, 2) suçun nitelikli unsurlarında hata, 3) hukuka uygunluk sebeplerinin maddi şartlarında hata, olmak üzere, üçe ayrılmaktadır.

63 Suçun maddî unsurlarında hata, somut bir olayda suçun maddî unsurlarına ilişkin bilgisizliği, eksik veya yanlış bilgiyi ifade eder. Bu hata, suça ilişkin kastı ortadan kaldırır (m. 30, f. 1, birinci cümle). Gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşılaşılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir haksızlık söz konusu olur. Bu haksızlık kanunda suç olarak tanımlanmışsa, fail bu nedenle cezalandırılır (m. 30, f. 1, ikinci cümle).

64 Suçun nitelikli unsurlarında hata, bir suçun daha ağır veya aha az cezayı gerektiren nitelikli unsurlarının somut olayda gerçekleştiği hususundaki yanılgıyı ifade eder. Bu hata halinde, nitelikli unsur açısından kastın varlığından söz edilemez (m. 30, f. 2). Bu sistemde, “şahısta hata” ve “hedefte sapma” hükmüne (765 s. TCK, m. 52) ayrıca yer verilmemiştir.

65 Bir hukuka uygunluk sebebinin maddî şartlarında hata, işlenen suç açısından kastı ortadan kaldırır (m. 30, f. 3). İşlenen fiille ilgili olarak hukuka aykırılık vasfını ortadan kaldıran bir sebebin somut olayda varlığı durumunda fail bu hukuka uygunluk sebebinin maddî şartlarının gerçekleştiğinin de bilincinde olması gerekir. Kişi işlediği fiilin esasta bir haksızlık teşkil ettiğinin bilincindedir. Ancak somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin maddî şartlarının gerçekleştiği hususunda yanılgıya düşmüştür.

66 Bir hukuka uygunluk sebebinin maddî şartlarında yanılgıya düşülmesini, işlenen fiilin esasen bir haksızlık teşkil ettiği hususundaki yanılgı ile karıştırmamak gerekir. Bu yanılgının kaçınılabilir olması halinde; şayet söz konusu fiilin taksirle işlenmiş olması kanunda müstakil bir suç olarak tanımlanmış ise, fail ancak taksirinden dolayı cezalandırılabilir.

67 Kusurluluğu etkileyen hata Kusurluluğu etkileyen hata, 1) kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan bir nedenin maddî şartlarında hata (m. 30, f. 3), 2) işlenen fiilin esasında bir haksızlık oluşturduğu hususunda hata (m. 4, f. 2), olmak üzere, ikiye ayrılır.

68 Somut olayda, kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan bir nedenin maddî şartlarında hataya düşmesi halinde, kişi bu hatasından yararlanır. Bu hata, kusurluluk bağlamında mütalaa edilmelidir (m. 30, f. 3). Kişinin örneğin, - zorunluluk halinin koşullarında, - tehdidin varlığı hususunda, - haksız tahrikin koşullarında, - hukuka aykırı ve fakat bağlayıcı bir emrin varlığı hususunda, yanılgıya düşmesi.

69 Bu yanılgının kaçınılabilir olması halinde, kişi cezalandırılacaktır; fakat, cezasında, ancak alt sınıra kadar indirim yapılabilecektir.

70 Kişi, işlediği fiilin esasında bir haksızlık oluşturduğu hususunda hataya düşmüş olabilir. Bu durumda haksızlık yanılgısı mevcuttur. Haksızlık yanılgısı, kasta etkili olan bir husus olmayıp; kişinin işlediği haksızlık açısından sadece kusurunun belirlenmesinde bir rol oynamaktadır. Haksızlık yanılgısının varlığı halinde de kişi, işlediği suç açısından kasten hareket etmektedir.

71 Soyut olarak haksızlık yanılgısından söz edilemez. Ancak belli bir fiilin haksızlık teşkil edip etmediği hususunda bir yanılgının varlığından söz edilebilir. Kişi ancak işlediği somut fiilin hukuka aykırı olduğunun, bir haksızlık teşkil ettiğinin bilincinde olmayabilir. Bu yanılgının kaçınılabilir olması halinde, kişi cezalandırılacaktır; fakat, cezasında, ancak alt sınıra kadar indirim yapılabilecektir.

72 Haksızlık yanılgısının bir alt başlığı olarak: Bir hukuka uygunluk sebebinin varlığında hata (m. 4, f. 2).

73 İHMALİ SUÇ Kişiler, birtakım hukukî değerlerin korunmasına yönelik olarak belli icraî davranışlarda bulunmak yükümlülüğü altındadırlar. Bu yükümlülüğün salt yerine getirilmemesi bir haksızlık teşkil etmektedir. Bu yükümlülüğün salt yerine getirilmemesi, kanunda suç olarak tanımlanmış olabilir.

74 Örnekler: kişinin, - yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye yardım etmemesi ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmemesi (m. 98, f. 1), - kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirdiği eşyayı iade etmemesi veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmemesi (m. 160), - bir hukukî ilişkiye dayalı olarak elde ettiği eşyanın, esasında suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiğini öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmaması (m. 166),

75 - akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihmal etmesi (m. 175) - inşaat veya yıkım faaliyeti sırasında gerekli olan tedbirleri almaması (m. 176), - gözetimi altında bulunan hayvanı kontrol altına almada ihmal göstermesi (m. 177) - herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret veya engelleri koymaması (m. 178), - işlenmekte olan veya işlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmemesi (m. 278, f. 1, 2);

76 - kaçak olan tutuklu veya hükümlüyü bildirmemesi (m. 284, f. 1), - bir suça ait delillerin saklandığı yeri bildirmemesi (m. 284, f. 2).

77 Keza, kamu görevlisinin, - denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikâp suçunun işlenmesine imkan sağlaması (m. 251, f. 2), - kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de, yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal etmesi veya bu hususta gecikme göstermesi (m. 279, f. 1), - sulh zamanında seferberlikle ilgili görevlerini ihmal etmesi veya geciktirmesi (m. 324).

78 Serbest hareketli suç, icraî davranışla işlenebileceği gibi, ihmali davranışla da işlenebilir. Örneğin, - kasten veya taksirle öldürme (m. 81, 85), - kasten veya taksirle yaralama (m. 86, 89), - terk (m. 97, f. 1), - kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109, f. 1), - konut dokunulmazlığının ihlâli (m. 116, f. 1), - zimmet (m. 247). Çok hareketli suç niteliği taşıyan dolandırıcılıkta, suçu oluşturan icra hareketlerinden hile, icraî davranışla gerçekleştirilebileceği gibi, ihmali davranışla da gerçekleştirilebilir (m. 157).

79 Belli bir yönde icraî davranışta bulunma yükümlülüğünün (neticeyi önleme yükümlülüğü, garantörlük) yerine getirilmemesi sonucunda, örneğin bir insan ölmüş veya yaralanmış olabilir. Bu durumda kişi, kasten öldürme veya yaralama suçunu ihmali davranışla işlemek dolayısıyla sorumlu tutulur (m. 83; m. 88, f. 2). Ancak, bunun için, icraî davranışın ihmali davranışa eşdeğer olması gerekir. Başka bir deyişle, kişi açısından, a) kanundan b) sözleşmeden, c) öngelen bir davranıştan, kaynaklanan, belli bir yönde icraî davranışta bulunma yükümlülüğünün varlığı gereklidir.

80 Kanunda, belli bir icraî davranışta bulunma yükümlülüğünün salt yerine getirilmemesi, suç olarak tanımlandıktan sonra; sonuçta ağır bir neticenin meydana gelmesi haline ilişkin, netice sebebiyle ağırlaşmış suç olarak bir düzenleme yapılmıştır. Örnek: - terk sonucunda kişinin ölmesi (m. 97, f. 2), - yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sonucunda kişinin ölmesi (m. 98, f. 2).

81 İcrai davranıştan farklı olarak, ihmali davranış, normatif bir nitelik taşımaktadır. İhmali suçlarda, belli bir yönde icrai davranışta bulunma yükümlülüğü ile meydana gelen netice arasında doğal bir fenomen olan nedensellik bağından söz edilemez. Ancak, ceza hukuku bakımından sorumluluk için, somut olayda kişinin yükümlülüklerine uygun davranma imkan ve iktidarının bulunması gerekir (normatif bir değerlendirme).

82 Bazı suç tanımlarında, icraî davranışla ihmali davranış açısından aynı miktarda ceza öngörülmüştür. Örneğin, - işkence (m. 94, f. 5), - terk (m. 97, f. 1), - konut dokunulmazlığının ihlâli suçu (m. 116, f. 1), - zimmet suçu (m. 247), - zimmet ve irtikâp suçları açısından denetim görevinin kasten ihmali (m. 251, f. 1).

83 Bazı suçların ihmali davranışla işlenmesi, icraî davranışla işlenmesine nazaran daha az ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Örneğin, - ikna suretiyle irtikâp suçu (m. 250, f. 2 ve 3), - görevi kötüye kullanma suçu (m. 257, f. 1 ve 2). Bazı suçların ihmali davranışla işlenmesi halinde, cezasında icraî davranışla işlenmesine nazaran indirim yapılması hususunda hakime takdir yetkisi tanınmıştır. Örneğin, - kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi (m. 83), - kasten yaralama suçunun ihmali davranışla işlenmesi (m. 88, f. 2),

84 SUÇA TEŞEBBÜS Suç, bir süreç içinde işlenmekte olup, buna suç yolu (iter criminis) denmektedir. Bu süreçte önce hazırlık hareketleri, daha sonra icra hareketleri gerçekleştirilmektedir. Suç tanımında ayrıca bir unsur olarak neticeye yer verilmişse, fiil icra edildikten sonra bu netice de gerçekleşmiş olmalıdır ki, söz konusu süreç tamamlanmış olsun.

85 Bir suçun işlenmesine yönelik hazırlık hareketleri, ayrı bir suç oluşturmadığı takdirde, cezalandırılabilir hareketler değildir. Suç tanımında belirlenmiş olan fiilin icrasına başlanmış olmakla birlikte, bu fiile ilişkin icra hareketleri tamamlanamamış olabilir. Keza, fiil icra edilmiş olmakla birlikte; suç tanımında ayrıca bir unsur olarak belirlenmiş olan netice gerçekleşememiş olabilir. Bu durumlarda suç teşebbüs aşamasında kalmıştır.

86 Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde de cezalandırılmasına imkân sağlayan hükümler, cezalandırılabilirliği genişleten hükümler niteliğindedir. Suça teşebbüs için aranan birinci koşul, gerçekleştirilen fiilin neticeyi meydana getirmeye elverişli olmasıdır. Elverişlilik fiil açısından söz konusudur. Kanunda “elverişli hareketler” ifadesi kullanılmıştır. Fiilin elverişsiz olması ve konunun yokluğu ayırımı (elverişsiz teşebbüs, işlenemez suç). Suça teşebbüs için aranan ikinci koşul, gerçekleştirilen fiilin icra hareketi niteliğinde olmasıdır.

87 İcra hareketlerinin ne zaman başladığının belirlenmesi için duraksamaya yer vermeyen objektif bir ölçüt benimsenmiştir. Kanunda “doğrudan doğruya icraya başlama” ölçütü kabul edilmiştir. Suça teşebbüs için aranan üçüncü koşul ise, suçun icra hareketlerine başlanmış olmakla birlikte, bu hareketlerin tamamlanamamış veya kanunî tanımdaki neticenin gerçekleşememiş olmasıdır. Suça teşebbüs açısından “tam” ve “eksik teşebbüs” ayırımı terk edilmiştir. Teşebbüs durumunda ceza miktarı belirlenirken, fiilin meydana getirdiği zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınmalıdır.

88 Belli bir neticeye yönelik teşebbüs niteliğindeki hareketler de kanunda suç olarak tanımlanmış olabilir. Bu tür suçlara, teşebbüs suçu denmektedir. Örneğin, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs suçu (m. 309). Bazı suçlarda, icra hareketlerinin belli bir aşamaya varması, suç tamamlanmış olmasa bile, tamamlanmış suç gibi cezalandırılmayı gerektirmektedir. Örnek: - Cumhurbaşkanına suikaste teşebbüs edilmesi (m. 310, f. 1). - Rüşvet suçu açısından, rüşvet konusunda anlaşmaya varılması (m. 252, f. 1, üçüncü cümle). - Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin satışa arzı (m. 188, f. 3).

89 Bazı suçlarda suçun hazırlık hareketleri dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırılmayı gerektirmektedir. Örnek: - Çocuklara yönelik fuhuş suçu (m. 227, f. 1). - “Devletin güvenliğine –” veya “Anayasal düzene ve bu düzenin işeyişine karşı suçlar”dan herhangi birini işlemek üzere anlaşma suçu (m Mütemadi suçlara teşebbüs mümkündür. Mütemadi suçlarda, suçun tamamlanması ve bitmesi ayırımı.

90 Gönüllü vazgeçme Gönüllü vazgeçme, gerek icra hareketleri aşamasında gerekse icra hareketlerinin bitmesinden sonra, failin suçu tamamlamaktan gönüllü olarak vazgeçmesini ifade etmektedir. Suçun icrası tamamlanıncaya, neticenin ayrıca bir unsur oluşturduğu suçlarda netice gerçekleşinceye kadar gönüllü vazgeçme mümkündür. Gönüllü vazgeçme hâlinde, kişiye icrasına başladığı suçtan dolayı ceza verilmemektedir. Ancak, gönüllü vazgeçme anına kadar gerçekleştirdiği hareketler başka bir suç oluşturuyorsa, kişi sadece o suçtan sorumlu tutulmaktadır.

91 Teşebbüs aşamasında gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlık (faal pişmanlık, faal nedamet ) ayırımı kaldırılmıştır. Bu sistemde etkin pişmanlık, sadece suç tamamlandıktan sonra belli suçlar bağlamında cezayı ortadan kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebep olarak kabul edilmiştir. Örnek: - Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından (m. 110), - Malvarlığına karşı suçlar açısından (m. 168), - Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ya da kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma açısından (m. 192), - Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu açısından (m. 221), - Zimmet suçu açısından (m. 248), - Rüşvet suçu açısından (m. 254), - İftira suçu açısından (m. 269), - Yalan tanıklık suçu açısından (m. 274).

92 SUÇA İŞTİRAK Çok failli suçlar – suça iştirak ayırımı. Bazı suçlar, zorunlu olarak ancak birden fazla kişinin fail olarak katılımıyla gerçekleşebilir (çok failli suç). Çok failli suçlar, 1) yakınsama (tekarüb) suçları, 2) karşılaşma (telâki) suçları, olmak üzere, iki gruba ayrılmaktadırlar.

93 Yakınsama suçlarında, zorunlu olarak suçun işlenişine katılımda bulunan kişiler, aynı yönden hareket etmektedirler ve aynı gayenin gerçekleşmesini hedeflemektedirler. Örnekler: - Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu açısından, fail sayısının en az üç kişi (m. 220, f. 1), - Kamu görevinin terki veya yapılmaması suçu açısından, kamu görevlisi sayısının en az dört kişi (m. 260, f. 1), - Hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçu açısından, fail sayısının en az dört kişi (m. 296, f. 1), - “Devletin güvenliğine –” veya “Anayasal düzene ve bu düzenin işeyişine karşı suçlar”dan herhangi birini işlemek üzere anlaşma suçu açısından, fail sayısının en az iki kişi (m. 316), olması gerekir.

94 Karşılaşma suçlarında ise, zorunlu olarak suçun işlenişine katılanlar, yine aynı gayenin gerçekleşmesini hedeflemektedirler; fakat, farklı yönlerden hareket etmektedirler ve suçun işlenişine bulundukları katkılar da birbirlerinden farklı mahiyet arzetmektedir. Örnekler: - Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunda (m. 188, f. 3), birisi satan, diğeri satın alan olmak üzere, - Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunda (m. 165), birisi satan veya bağışlayan, diğeri satın alan veya kabul eden olmak üzere, - Rüşvet suçunda (m. 252), biri rüşvet veren, diğeri rüşvet alan olmak üzere, - Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçunda (m. 255), biri işinin gördürülmesini isteyen ve bu amaçla kamu görevlisine menfaat temin eden kişi, diğeri ise menfaat sağlayan kamu görevlisi olmak üzere, - Rızaya dayalı kürtaj suçunda (m. 100, f. 2), biri çocuğu düşürten kişi, diğeri çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren gebe kadın olmak üzere, en az iki kişinin varlığı gereklidir.

95 Suça iştirakin hukukî esası Esasında bir kişi tarafından işlenebilen suçlar, birden fazla kişinin iştirakiyle de işlenebilirler. Suça iştirake ilişkin hükümler, birden fazla kişinin suç teşkil eden bir fiilin icrasına iştirak etmeleri halinde, suç ortaklarının sorumluluk statülerinin belirler. İştirak şekilleri, genel bir şekilde faillik ve şeriklik olarak ikiye ayrılmaktadır. Faillik, kanunda tanımlanan haksızlığın gerçekleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunda tanımlanan haksızlığı yalnız başına gerçekleştiren kişiye "doğrudan -" veya "müstakil fail" denir. Kanunda tanımlanan haksızlık, birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştirilebilir. Bu durumda "müşterek faillik" söz konusudur (m. 37, f. 1). Kişi suçu bir başkası vasıtasıyla gerçekleştirmiş olabilir. Bu durumda "dolaylı faillik" söz konusudur (m. 37, f. 1).

96 Suçun icrasına iştirak etmekle beraber, işlenişine bulunduğu katkı kanunî tanımdaki haksızlığı gerçekleştirmeyen diğer suç ortakları, şerik olarak nitelendirilmektedir. Kanunun şerikliğe ilişkin hükümleri, sorumluluk alanını genişleten hükümler niteliğini taşımaktadır. Şerikliğin, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekli vardır (m. 38, 39). Şeriklerin işlenen suçtan dolayı sorumlu tutulabilmeleri, bağlılık kuralıyla mümkündür. Fiil üzerinde hakimiyet kuramadığı veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen haksızlıktan bağlılık kuralı vasıtasıyla sorumlu tutulabilmektedir (m. 40, f. 1, 2). Niteliksel bağlılık kuralı. Bağlılık kuralının söz konusu fonksiyonu ifa edebilmesi için; esas fiilin kasten işlenmesi ve hukuka aykırı olması gerekir ve yeterlidir. (m. 40, f. 1) İştirakten dolayı sorumluluk için, suçun en azından teşebbüs aşamasında kalmış, yani icra hareketlerine başlanmış olması gerekir (m. 40, f. 3): Niceliksel bağlılık kuralı. Sonuçsuz kalmış azmettirme sorunu.

97 Müşterek faillik Müşterek faillik halinde, birlikte suç işleme kararına bağlı olarak, suçun icraî hareketleri birlikte gerçekleştirilmekte ve dolayısıyla, fiilin icrası üzerinde müşterek hakimiyet kurulmaktadır. Müşterek faillik için, fiilin icrası üzerinde müşterek hakimiyet kurulmalıdır. Bu sistemde, 765 s. TCK’nun 463. maddesi hükmüne yer verilmemiştir. Suç işlemek için kurulmuş örgütün yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı müşterek fail olarak sorumlu tutulacaktır (m. 220, f. 5).

98 Müşterek failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığı gereklidir. Müşterek suç işleme kararı, kast içinde mütalâa edilmelidir. Suç ortaklarının suçun işlenişine ilişkin kastlarının farklılık arzetmesi (doğrudan, olası kast gibi), müşterek fail olarak sorumlu tutulmalarını engellemez. Müştereken işlenmesi konusunda karar birliğine vardıkları suçun manevî unsurları arasında kastın haricinde amaç veya saike yer verilmiş ise; bütün müşterek faillerin, bu amaç veya saikle hareket etmesi gerekir.

99 Özgü suçlarda fail olabilmek için, kişinin özel faillik vasfını taşıması gerekir. Bu suçlardan bir kısmında, failin özel yükümlülük altında kişi olması yeterlidir. Örnek: Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (m. 279). Özgü suçların bazılarında, kanunda suçu oluşturan belirli bir fiili de tanımlamaktadır. Bu suçlarda, sadece özel faillik niteliğine sahip olmak, fail olarak sorumlu tutulabilmek için yeterli değildir. Bunun için, özel faillik niteliğinin yanı sıra, ayrıca fiil üzerinde hakimiyet kurulması gerekir. Örnek: - Zimmet suçu (m. 247), - İrtikâp suçları (m. 250), - Rüşvet suçu (m. 252), - Resmi belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi (m. 204, f. 2). A ile, kamu görevlisi olan B, resmi belgede sahtecilik suçunu birlikte işlerler (müşterek failler). Bu durumda, A, 204. maddenin birinci fıkrasına istinaden; B ise ikinci fıkrasına istinaden cezalandırılır.

100 Dolaylı faillik Suç, bir diğer kişi araç olarak kullanılmak suretiyle de işlenebilir (m. 37, f. 2). Bu durumda, arka plandaki kişi, suçun icraî hareketlerini gerçekleştiren şahsın ve hareketinin üzerinde hakimiyet kurmaktadır. Bu hakimiyet nedeniyle, arka plandaki kişi, dolaylı fail olarak işlenen suçtan sorumlu tutulmaktadır. Örneğin yaş küçüğü veya akıl hastası olması nedeniyle kusur yeteneğinin olmayanların suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması halinde, dolaylı failin cezasında artırım öngörülmüştür (m. 37, f. 2, ikinci cümle).

101 Azmettirme Azmettirme, belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan bir kişinin bir başkası tarafından bu suçu işlemeye karar verdirilmesidir. Ancak kasten işlenen bir suça azmettirme mümkündür. Belli bir kişi suç işlemeye azmettirilmelidir. Azmettirme konusu suçun tamamlanmış veya en azından teşebbüs aşamasında kalmış olması gerekir.

102 Kanunda, azmettirenin, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılması öngörülmüştür (m. 38, f. 1). Ancak, - üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme, - çocukların suça azmettirilmesi, hallerinde, azmettirenin cezasında artırım yapılması gerekmektedir (m. 38, f. 2). “Kiralık katil” veya “tetikçi” kullanılan durumlarda, çoğu zaman azmettirenin kimliğinin belirlenmesinde güçlükle karşılaşılmaktadır. Kanunda, azmettirenin ortaya çıkarılmasına yönelik olarak, cezada indirim yapılmasını gerektiren bir şahsî sebep düzenlemesine yer verilmiştir (m. 38, f. 3).

103 Yardım etme Yardım etme, bir başkasının kasten işlemekte olduğu bir suçun icrasının kasten desteklenmesini ifade etmektedir. Failin suç teşkil eden fiili işlerken bir başkası tarafından desteklendiğinin, kendisine yardım edildiğinin bilincinde olmasına gerek yoktur. Yardım etme, maddî ve manevî olmak üzere ikiye ayrılır (m. 39, f. 2).

104 Manevî yardım: a) suç işlemeye teşvik etmek, b) suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek. Maddî yardım: a) suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddî yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.

105 İcrasına yardımda bulunulan suçun tamamlanması veya en azından teşebbüs aşamasında kalması gerekir (m. 40, f. 3). Yardım eden kişiye ceza verirken, işlenen suça ilişkin kanunda öngörülen ceza esas alınmaktadır. Ancak, bu cezada indirim yapılması gerekir. Cezada indirim yapılıp yapılmayacağı konusunda hakime takdir yetkisi tanınmamıştır. Bu sistemde, “zorunlu fer’i iştirak” hükmüne (765 s. TCK, m. 65/son) yer verilmemiştir. Bu sistemde, “şahsî ya da fiilî ağırlatıcı sebeplerin sirayeti” hükümlerine (765 s. TCK, m. 66, 67) de yer verilmemiştir. Bu sistemde, “kavga suçu” tanımına (765 s. TCK, m. 464, 466) yer verilmemiştir.

106 Yeni TCK’nda, belirli suçlar bakımından sadece icra hareketlerinin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak kabul edilebilir. Örnek: - Cinsel saldırı suçunun (m. 102, f. 3, bent d), - Tehdit suçunun (m. 106, f. 2, bent c), - Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun (m. 109, f. 3, bent b), - Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının (m. 119, f. 1, bent c), - Yağma suçunun (m. 149, f. 1, bent c), - Görevi yaptırmamak için direnme suçunun (m. 265, f. 3), birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi.

107 İştirak ilişkisi ve gönüllü vazgeçme Kural: Sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır. Gönüllü vazgeçme nedeniyle suçun işlenememesi halinde bir sorun yoktur. Bu durumda, diğer ortaklar teşebbüs hükümlerine göre sorumlu tutulur. Hatta, - Suç, gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple işlenememiş olabilir. - Gönüllü vazgeçmeye ve suçun işlenmemesi için bütün gayretine rağmen, suç diğer ortaklar tarafından işlenmiş olabilir. Bu durumlarda da gönüllü vazgeçen suç ortağı bundan yararlanabilir.

108 SUÇLARIN İÇTİMAI Kural: “Kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır.” İstisnalar: - Bileşik suç (m. 42), - Zincirleme suç (m. 43, f. 1, 3), - Aynı nev’iden fikri içtima (m. 43, f. 2, 3), - Farklı nev’iden fikri içtima (m. 44)

109 Bileşik suç Bir suç, diğer bir suçun a) temel şekline, b) nitelikli şekline ilişkin unsuru oluşturuyorsa, bileşik suç söz konusudur (m. 42). Örnekler: - Yağma suçunda, kasten yaralama veya tehdit suçunun yanı sıra, hırsızlık suçu söz konusudur (bileşik suç olarak, yağma: m. 148).

110 - Hırsızlık suçunun bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi halinde, aynı zamanda konut dokunulmazlığının ihlâli suçu da işlenebilmektedir (bileşik suç olarak, hırsızlık suçunun nitelikli şekli: m. 142, f. 1, bent b). - Yağma suçunun konut veya işyerinde işlenmesi halinde, aynı zamanda konut dokunulmazlığının ihlâli suçu da işlenebilmektedir (bileşik suç olarak, yağma suçunun nitelikli şekli: m. 149, f. 1, bent d). Bu gibi durumlarda fail, sadece bileşik suçtan dolayı cezalandırılmaktadır; bileşik suçun unsurunu oluşturan suçtan dolayı ayrıca cezalandırılmamaktadır.

111 Zincirleme suç Zincirleme suç halinde, aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak, bu suçlar, bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmektedirler, yani, bu suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.

112 Zincirleme suç halinde, ortada bir suç değil, birden fazla suç mevcuttur. Zincirleme suçtan söz edebilmek için, aynı suçun müteaddit defa aynı kişiye karşı işlenmesi gerekir. İşlenen suçların mağdurunun aynı kişi olması gerekir. Suçun mağdurunun farklı kişiler olması halinde, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Toplumu oluşturan herkesin mağdur olduğu suçlarda, muayyen bir kişi mağdur olmadığına göre, zincirleme suç hükümlerini öncelikle uygulamak gerekir. Örnekler: - Rüşvet (m. 252), - Çevrenin kasten kirletilmesi (m. 181), - İmar kirliliğine neden olma (m. 184). - Parada sahtecilik (m. 197), - Kıymetli damgada sahtecilik (m. 199), - Mühürde sahtecilik (m. 202).

113 Zincirleme suç halinde, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir ceza verilmekte ve fakat ceza artırılmaktadır. Ancak, aynı kişiye karşı işlenen kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve yağma suçlarında, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Bu suçlarda, fail işlediği suç sayısınca gerçek içtima hükümlerine göre cezalandırılacaktır (m. 43, f. 3).

114 Aynı nev’iden fikri içtima Bir fiille aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi halinde, aynı nev’iden fikri içtima söz konusudur (m. 43, f. 2). Örnekler: - bir fiille birden fazla kişiye karşı hakaret edilmesi (m. 125), - bir şikâyet dilekçesi ile, birden fazla kişiye karşı iftirada bulunulması (m. 267), - Bir fiille birden fazla kişiye karşı cinsel tacizde bulunulması (m. 105), - Bir fiille birden fazla kişinin tehdit edilmesi (m. 106), - Bir fiille birden fazla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109).

115 Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil tektir ve fail hakkında bir cezaya hükmolunur. Fakat, bu ceza artırılır (m. 43, f. 1, 2). Ancak, bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenmiş olan kasten öldürme veya kasten yaralama suçlarında, fail ölen veya yaralanan kişi sayısınca ayrı ayrı cezalandırılacaktır (m. 43, f. 3). Yeni TCK’nda, bazı suçlar bağlamında özel olarak aynı nev’iden fikrî içtima hükmüne yer verilmiştir. Örnekler: - Belirsiz sayıda kişilerin, sağlığını bozmak amacıyla ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak surette, radyasyona tabi tutulması halinde; radyasyon yayma suçunun temel şekline nazaran daha ağır ceza öngörülmüştür (m. 172, f. 2). - Kaçmaya imkan sağlama suçunda (m. 294), kaçması sağlanan gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişi sayısının birden fazla olması hâlinde de, bir cezaya hükmedilmekte, ancak verilecek ceza artırılmaktadır (f. 4).

116 Farklı nev’iden fikri içtima Farklı nev’iden fikrî içtima halinde, bir fiil ile kanunda tanımlanan birden fazla suç işlenmektedir. Bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılabilme imkânı varken; Kanun koyucu faile bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ilkesini benimsemiştir. Buna göre; farklı nev’iden fikrî içtimadan söz edebilmek için, a) fiilin tek olması, b) bu fiil ile kanunda tanımlanan birden fazla farklı suçun işlenmesi, gerekir.

117 Örnekler: - Evi yakılarak kişinin öldürülmesi halinde, hem genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu (m. 170), hem de kasten öldürme suçunun nitelikli hali (m. 82, f. 1, bent c) işlenmektedir. - Gözlüklü bir kişinin gözüne yumruk vurularak kasten yaralama suçu (m. 86 veya 87) işlenirken, aynı zamanda mala zarar verme suçu da (m. 151) işlenmektedir. Bazı suçlar bağlamında farklı nev’iden fikrî içtimaın varlığına rağmen, kanun koyucu en ağır cezayı gerektiren suçun cezasının artırılmasını öngörmüştür. Örnek: - İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu açısından (m. 297, f. 1).

118 Yeni TCK’nda hedefte sapma hali ile ilgili olarak özel bir hüküm bulunmamaktadır. Hedefte sapma durumunda, farklı nev’iden fikri içtima hükmünün uygulanması gerekir. Örnekler: - Bir kişiyi yaralamak için fırlatılan sopa, mağduru yaraladıktan sonra veya mağdura isabet etmeden vitrin camına çarparak kırılmasına neden olur. Bu durumda, sopa fırlatma fiiliyle hem tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış kasten yaralama suçu hem de başkasının malına zarar verme suçu işlenmiş olur.

119 - Bir kişiyi öldürmek için ateşlenen silâhtan çıkan kurşun, mağdura isabet etmeden duvara çarpması nedeniyle sekerek bir başkasının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Bu durumda, hedeflenen kişi açısından kasten öldürme suçu teşebbüs aşamasında kalır; ancak, sekme sonucunda ölümüne veya yaralanmasına neden olunan kişi açısından ise, taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçu işlenmiş olur. Bu gibi durumlarda, kişi işlediği bir fiille birden fazla farklı suçun oluşumuna neden olur ve bu suçlardan en ağır cezayı gerektireni ile cezalandırılır.

120 Farklı nev’iden fikri içtima açısından genel norm – özel norm ilişkisi - Güveni kötüye kullanma suçu (m. 155) karşısında, zimmet suçu (m. 247; 4389 s. Bankalar Kanunu, m. 22, f. 3). - Görevi kötüye kullanma suçu (m. 257, f. 1, 3) karşısında, zimmet (m. 247), irtikâp (m. 250) veya rüşvet (m. 252) suçları. - Görevi kötüye kullanma suçu (m. 257, f. 2) karşısında, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu (m. 279).

121 Gerçek içtima Amaç suç – araç suç ilişkisi - “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt” kurmak veya yönetmek, Kanunda bağımsız bir suç olarak tanımlanmaktadır (m. 220, f. 1; ayrıca bkz. m. 78, f. 1; m. 314, f. 1). - Bu örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, kişi ayrıca bu suçtan dolayı cezalandırılır (m. 220, f. 4). - Kamu görevlisi, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için rüşvet aldıktan sonra, ayrıca örneğin görevinin gereklerine aykırı olarak bir satın alma işini birisine ihale etmişse; hem rüşvet suçundan (m. 252) dolayı, hem de ihaleye fesat karıştırma suçundan (m. 235) dolayı cezalandırılacaktır (m. 235, f. 4). - Bir suçun “işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla” kasten öldürme suçu işlendikten sonra, ayrıca bu suç (örneğin hırsızlık) da işlenmiş olabilir. Bu durumda hem kasten öldürme suçunun nitelikli halinden (m. 82, bent h), hem de hırsızlık suçundan (m. 141) dolayı cezaya hükmolunur.

122 Yeni TCK’ndaki diğer gerçek içtima hükümleri - Soykırım suçu veya insanlığa karşı suçlar kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca cezaya hükmolunur (m. 76, f. 2; m. 77, f. 2). - İşkence suçunun işlenmesi sırasında mağdura karşı cinsel saldırı suçunun işlenmesi halinde, her iki suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur (m. 94, f. 3 gerekçesi). - Cinsel saldırı suçunun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması halinde, ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı da cezaya hükmolunur (m. 102, f. 4). - Çocukların cinsel istismarı suçunun işlenmesi için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı da cezaya hükmolunur (m. 103, f. 5).

123 - Tehdit amacıyla, kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, tehdit suçunun yanı sıra bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur (m. 106, f. 3). - Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmolunur (m. 109, f. 6). - Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmolunur (m. 119, f. 2).

124 - Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmolunur (m. 149, f. 2). - Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur (m. 212). - Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütün yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır (m. 220, f. 5). - Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunun işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi veya kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar nedeniyle cezaya hükmolunur (m. 223, f. 4, 5; ayrıca bkz. m. 224, f. 2, 3).

125 - İhaleye fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılır (m. 235, f. 4; ayrıca bkz. m. 236, f. 3). - Görevi yaptırmamak için direnme suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmolunur (m. 265, f. 5). - İftira suçunda; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur (m. 267, f. 4; ayrıca bkz. m. 272, f. 5). - Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur (m. 292, f. 4; ayrıca bkz. m. 294, f. 7).

126 - Hükümlü veya tutukluların ayaklanması sırasında başka suçların islenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur (m. 296, f. 2). - Hükümlü ve tutukluların beslenmesinin engellenmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinden biri veya ölüm meydana gelmiş ise, ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarına ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur (m. 298, f. 3). - Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, düşmanla işbirliği yapmak ve Anayasayı ihlâl suçlarının işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur (m. 302, f. 2; m. 303, f. 3; m. 309, f. 2; ayrıca bkz. m. 311, f. 2; m. 312, f. 2; m. 313, f. 4).

127 ŞAHSİ CEZASIZLIK SEBEPLERİ Suçun icrası sırasında mevcut olan sebeplerdir. Somut olayda bir şahsî cezasızlık sebebinin varlığının bilinmesine gerek yoktur (m. 21 gerekçesi). Örnekler: - Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunda (m. 165), eşyayı satan kişinin bunun elde edildiği suçu işlemiş veya bu suçun işlenişine iştirak etmiş olması, bu suç açısından sadece bir şahsî cezasızlık sebebi oluşturmaktadır. Bu eşyanın elde edildiği suçu işleyen kişi, ayrıca ödünç olarak verme bağışlama ya da satma fiili dolayısıyla cezalandırılmayacaktır.

128 - Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık gibi suçların, aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunan kişilerden birinin malvarlığına karşı işlenmiş olması; bazı hallerde bir şahsî cezasızlık sebebi (m. 167, f. 1); bazı hallerde ise, cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebep (m. 167, f. 2) oluşturmaktadır. - Yalan tanıklık suçunda, kişinin örneğin “kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması” bir şahsî cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebep olarak kabul edilmiştir (m. 273, f. 1). - Kişi, kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan dolayı cezalandırılmaz (şahsî cezasızlık sebebi: m. 281, f. 1).

129 - Suçluyu kayırma suçunun, üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz (şahsî cezasızlık sebebi: m. 283, f. 3). - Tutuklu veya hükümlüyü ya da suç delillerini bildirmeme suçlarının, üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz (şahsî cezasızlık sebebi: m. 284, f. 4). - Taksirle öldürme veya taksirle yaralama gibi taksirli suçlarda meydana gelen neticenin, “münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol” açması halinde hakkında cezaya hükmolunmaz (şahsî cezasızlık sebebi). Ancak, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde verilecek cezada indirim yapılmaktadır (cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebep) (m. 22, f. 6). - Kamu görevlisine yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlayan kişi de bu suçun failidir (m. 255). Ancak, bu suçtan dolayı sadece kamu görevlisi cezalandırılmaktadır. - Anayasa’da gerek Cumhurbaşkanı, gerek Milletvekilleri açısından kabul edilmiş olan “mutlak dokunulmazlık” halinde bir şahsî cezasızlık sebebi söz konusudur (Anayasa, m. 83, 105).

130 CEZAYI KALDIRAN VEYA AZALTAN ŞAHSİ SEBEP Cezayı kaldıran veya azaltan şahsî sebep, suç tamamlandıktan sonra gerçekleşmektedir: Etkin pişmanlık. Etkin pişmanlık, suç tamamlandıktan sonra belli suçlar bağlamında cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebep niteliği taşımaktadır.

131 OBJEKTİF CEZALANDIRILABİLME ŞARTI Objektif cezalandırılabilme şartının somut olayda gerçekleştiğinin bilinmesine gerek yoktur (m. 21 gerekçesi). Objektif cezalandırılabilme şartının arandığı suçlara teşebbüs cezalandırılmaz. Örnekler: - Failin hileli iflâs veya taksirli iflâs suçlarından dolayı cezalandırılabilmesi için, somut olayda iflasa karar verilmelidir (m. 161, 162).

132 - Failin mal veya hizmet satımından kaçınma suçundan dolayı cezalandırılabilmesi için, belli bir mal veya hizmeti satmaktan kaçınmak suretiyle kamu için acil bir ihtiyacın ortaya çıkması gerekir (m. 240). - Somut tehlike suçlarında failin cezalandırılabilmesi için, suçun kanuni tanımındaki fiilin yanı sıra, somut tehlikenin gerçekleşmesi gerekir (m. 170, 171, 172, 173, 175, 176, 177, 178, 179, 216, 217, 220, 319).


"YENİ TCK’NUN HAZIRLANMASINDA ESAS ALINAN SUÇ TEORİSİ İzzet ÖZGENÇ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları